Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Engelli-engelsiz ilişkilerindeki asıl sorun [Tartışma]

Sehribanu

Aktif Üye
Üyelik
23 May 2003
Konular
152
Mesajlar
2,954
Reaksiyonlar
0
Engelliler,engelli ve engelsiz insanlarla birebir ilişkilerde yaşanan sorunlar sıradan , günlük ve pratik şeylerle kolaylıkla çözülebilen sorunlardır…

Engellilerin ,engelli ve engelsiz kişilerle ilişkilerinde sorun yaşamazken ,hatta hayatlarını kolaylaştırıp mutlu olurken;asıl sorun, engelsiz kişilerin,engellilerle olan ilişkilerinde ilişkinin sürüp sürmeyeceği konusunda aileye,arkadaşlara,çevreye,topluma karşı engelli partneri taşıyamamaktan kaynaklanmaktadır…Engelsiz kişi,engelli birini sevdiği ve aşkı için birlikte olacağı yönünde kendini ifade etmek konusunda yaşadığı zorlukların üstesinden gelememektedir...O kişiyle zorlukları göğüsleyebileceğini ve mutlu olabileceğini bir türlü anlatamadığı ya da anlatmaktan korktuğu ve toplum tarafından dışlanacağını düşündüğü için çoğu zaman sessiz kalıp ilişkisini ve sevdiği kişiye sahip çıkamayabiliyor..Toplum,engelli biriyle bir birliktelik düşünen engelsiz kişiye, “senin neyin eksik de bir engelliyle evleniyorsun”,”o sana layık mı”,”senin bir sorunun mu var”,”hiç kimseyi bulamadın da bunu mu buldun” gibi psikolojik baskılarla yıldırma politikası uygulayarak,engelsiz kişilerin ilişkilerine müdahale ederek,engelsiz kişinin sevgisine sahip çıkma yerine bu kişinin söylediklerini test etmeye başlar,test ederken kafası karışır ben yanlış yapıyorum,büyüklerim,arkadaşlarım ,ailem haklı demeye,ikilem yaşamaya başlar…Toplumdan gelen bu gibi baskılara karşı güçlü olamamaktan,sevgisinin ve sevgilisinin arkasında duramamaktan dolayı bir çok ilişkinin sonu hazin olmaktadır..

Engelsiz olan kişi,güçlüyse eğer,bu çevresel baskılara karşı gelip ben bu insanı seviyorum,onunla bir birliktelik istiyorum,ister bizimle olursunuz isterseniz çıkıp gidersiniz hayatımdan diyerek sınırlarını belirleyip koruyabildiği sürece mutlu bir birliktelik sürdürebilirler…Bu arada ,sevdikleri engelsiz insanı,engelli birinden korumak için verilen mücadelede çevrenin başarısız olup gerçekten sevginin kazanmış olması fena olmaz.

Burada ilişkinin devam edip etmemesi, engelsiz kişinin,sevdiği insandan utanmadan,onun engelli biri değil de sevdiği insan olduğunu,o kişiyle bir ömür birlikte olmak istediğini aile üyelerine,çevreye,topluma karşı güçlü olmaktan ve sevgisini korumaktan geçiyor…Sevgisini koruyamadığı zaman da sonu hüsranla sonuçlanan bir birlikteliğin sonu ve engelli kişinin hayata,sevgiye,aşka ve en önemlisi de kendine güvenini kaybetmesiyle birlikte ,sevgi sonusunda kendini hep geri planda tutcak(oysa sevginin iyileştirici bir etkisi vardır,özellikle biz engelliler için) ,duygusal bir birliktelik konusunda hep ikircikli olacak,sonunun hüsranla sonuçlanacağı beklentisiyle kapılarını kapatıp kendini yalnızlığa hapsedecektir…İşte bu durumda engelli kişinin kendisiyle ve dünyayla savaşı başlayacaktır…
 
Yazdıklarının üstüne söylenecek söz yok şehribanu...Öylesine haklısın ki...Ama eminim haklı olmaktan memnun değilsin."Bir kere de haklı olmasak" diyorum yazdıklarını okurken... Her şey olup bittiğinde,o savaş meydanında yalnız kalmak yok mu?Yenik askerler gibi ayağa kalkıp gitmek yok mu?En çok da o dokunuyor insana.En çok da o gidiyor insanın gücüne...Hele de o savaşa gönüllü yazılmış iki kişiyken, seni yalnız bırakıp diğer safa geçen asker...Yürek hainleri her dem olacak...
 
Bu konuda haksız olmayı çok isterdim,mezopotamyalı kederi...Umarım birgün ben yanılmış olurum,sevgi kazanır...İstinalar da yok değil aslında,sevgiyi kazanan birilerinin olması da sevindirici...
 
Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya bir merdiven konur ve tepesine de iple bir kangal muz asılır.
Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır.
Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.
Bir süre sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.
Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu bir de döverler.
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu da ilk atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.
Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.

Neden mi?
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir...
Bu nokta toplumsal negatif öğrenmenin, şartlanmanın başladığı yerdir.

Engelsiz bir birey, engelli birisiyle olmak istediğinde;
en umulmadık, en entelektüel sandığı, en ayrımcılık karşıtı, en hümanist geçinen en akıllı, en mantıklı maymunlardan bile dayak yer.

Yediği dayağa rağmen ben o muzu alıp yiyeceğim diyenler de çıkar elbet. :D
 
''o savaşa gönüllü yazılmış iki kişiyken, seni yalnız bırakıp diğer safa geçen asker'' Şehri banu çok haklısın keşke haklı olmsan..bu sözler üzerine ben de başka birşeye deyincem belki karşı çıkcaksınız burda engelsize değimşsiniz toplum baskısının olduğundan etkilenir tabi etkilenmez diyemeyiz. Aynı durum engelli kişide de var engelli düşünmüyo belki söylenmio o sana yakışmaz kendi dengine göre birini bul die ama herşeyden bunu hissedebilioz bakıştan bir sözden ne bilieyim herşeyden bir de engelli kişiler sevdiğini hoşlandığını söylemio kendi adıma konuşayım genelleme yapmayayım ters tepki olur die çok korkuoz plotonik aşk yaşıoz bunu da kabüllenmek lazım hayat şartları böyle ne yazık ki böyle ne yapalım tek taraflı aşk yaşarız biz de rüylarımz da birlikte oluruz sevidiğimzle bunu da kmse engelleyemez herhalde sevgiyle kalın...
 
aliş şerif ,engelli kişiler sevdiğini söyleyemiyor çünkü sevdiğini söylediğinde haline bakmıyorsun da o kişiyi seviyorsun,sen ona layık mısın deniyor...Engelli sevse de söyleyemiyor insanların tepkilerinden korktuğu için,sevilmeye layık olmadığını düşündüğü için...sonuçta engellinin yaşadıkları sevgiye layık görülmemesi de toplum tarafından belirleniyor...Sen engellisin haddini bil denerek hep arka planda kalmasını sağlıyor toplum ,engelliyi...Dediğinin gibi engelliye layık görülen başka bir engelli oluyor,özellikle engelli birini bulması yönünde bilinç altına baskı yapılıyor..."Davul bile dengi dengine çalar" mantığı,burada da iş başında olunca engelli de sevgisini söyleyemeyip,sevgisi platonik olarak yüreğini kanatmaya devam ediyor...
 
O atasözünün, Yeşilçam sinemasının zengin erkek - fakir kız ilişkisini onaylamayan aile repliklerinde söylendiğini duymuştum. MOONseROSE’cum.
Müzik bilgim kıt olduğu için, davulun çalmasının dengiyle ne alakası vardır çözemedim ama, insan ve davul arasında da mantıklı bir ilişki olmadığına göre sen kafanı takma bu söze. ;)
 
Birtane de örnek veriyim engelsiz kişinin tavrı konusunda yaşanmış gerçktr özet halinde anlatcam blki sizlerde çok yaşmıştırsnz insana çok koyuyor ya.. engelli bir erkek engelsiz bir kızı seviyor bilmior engelli olduğunu kız erkeğin onu hep oturuo görüo nasıl yürüdüğünü bilmior kızda erkekden hoşalnıo bakışıolar hergün gelio kız belli süre 1,5 2 saat duruo çocuğun çalıştığı yerde herfırsatta çocuğun yanına gelio bişeylr soruo muhabbti ilerletiolar erkek bilio sonunu yalnız bu hikayenin ama olsun dio biraz da mesafeli duruo ama hep bakışıolar kız arkadaşına gösterio gülüşüolar anlıo erkek iş arakdşları da anlıo hadi yine iyisn falan diolar çocukta şakasına tabi ''canım bütün kızlar bana aşık dio'' :D ama kız bilmio halen sonun da erkek göstermek istio daha fazla üzülmemek içn o karşısında oturken bahne ile lavaboya gitmek için kalkıo kız görüo ona bakıo o anda bitio evet o anda o bakış bile anlatıo herşeyi kız brdaha uğramaz son . finsh.. Engelsiz takar yani toplum baskısı olmdan bile erkek seviyoum ulenn bile dyemio korkakmıyız evt korkağız istisnalar kaideyi bozmaz aşk konusunda korkak olmamız gerekio içimize atmamız gerekio ama seviyorum ulenn ne yapim:)
 
binlerce insan red ediliyor
binlerce insanın annesi babası evliliklerine karşı çıkılıyor.
ama engelli olunca bu benim engelim yüzünden diyip kendimizi rahatlatıyoruz
sanki engelli olmasak bütün millet peşimizde koşacak
bütün analar babalar bizi onaylacak
 
bu atasözünün yanlış yerde kullanılmasına ben de kızıorum arkadaşlar.Ben davul deilim, insanım insan...
 
Şehribanu'nun tespitleri doğru ancak eksik. Sanki bütün sorunları yalnızca engelsiz kişinim güçlü olma durumu ile çözülebilineceği gibi bir sonuç çıkıyor yazıdan .

Engelli olan tarafın bu sorunları aşma konusunda hiç bir sorumluluğu yok mudur ?
 
Sevgili Wale.. "güçlü" olmak da sonradan kazanılailinen bir edim değil midir zaten?:confused: Bu özelliği geliştirebilmek de "sorumluluk" ister!
 
Sevgili baben bir edim olduğundan şüphe yok ancak salt engelsiz olan kişinin bu edimi göstermesi sorunların bütününü çözebileceğini düşünülmesi bana eksik geldi.

Ben engelli bireye de bu gibi durumlarda sorumluluk düştüğünü düşünüyorum.
 
:) Elbette.. "Sorumluluk" engelli-engelsiz herkeste olması gereken bir özellik zaten! Ama kazanılması; zaman ister, eğitim ister, ister de ister.. :D Eğitim, ne kadar doğru/kaliteli ve yaygın olursa sorunlar da o kadar azalır! Tartışılmaya bile gerek kalmaz.. %36'sı okuma-yazma bilmeyen bir kitleden, kaç tane gerçek anlamda "birey" çıkmasını düşünüyorsun ki!:(
 
Engellli ve engelsziin aşkı ?????
Arkadaslar olmaz denen dünyada o kadar cok şey oluyorki dünyada bence ben engelliyim aşık olamam diye bir şey yok ama tabi insanların engelliye bakıs acısı pek içacıcı değil buınuda kabül etmek gerek şimdi düşünün siz engelli olmasaydanız Eli yada ayagı olmayan biriyle evlenmek istermiydiniz ? su an hepimizin basında hemen hemen hepimiz tabili isterdim sorun değil diyebiliri ama gerçekten bir düşünün ya hiç engelli olmasaydınız ?
 
Wale, bence engelliye düşen sorumluluk, ilk aşamada karşı tarafa kendini dinlemesi için zaman vermektir...Kafasının karışıklığını anlayabilir,empati yapabilir vs...Mutlaka istisnalar vardır, her hikaye istenmeyen sonla bitmez...Fakat bu engellinin karşı tarafı bekleme süreci içinde diğerine, kendini dinleyeceği ne zaman ne mekan bırakır çevre...

Elimizde çekiç var herşeyi çivi olarak görüyoruz değil...Gönül isterdi ki şu konu, hiç konu edilmesin...
 
gerçek sevgi olursa olmıcak bişy yoktur bence engelli sağıklı insanlar ayrılıyorsa bu engelden değil sevginin azlığından kaynaklıdır
 
Asıl sorun para! Para varsa, o zaman aradaki sevgi birliktelik için yeterli olabiliyor. Ama para yoksa, o zaman sevgi tek başına yetersiz kalıyor. Zira aşılması gereken onca konu (istisnalar da var elbet ama) sadece para varsa aşılabiliyor.
 
Para hayatı kolaylaştırıyor kuşkusuz biz engelliler için,her istediğimize ulaşabiliyoruz rahatlıkla,daha kaliteli bir hayat yaşayabiliyoruz, ama önyargıları yıkmaya yetmiyor maalesef...Keşke,her şey para kadar kolay olabilseydi...:(
 
Kaç kez ilişkiler denedik.. Biz denedik.. Bizle denediler.. Biz birileriyle mutlu olabileceğimize inandık.. Birileri bizle mutlu olunur diye kaç kere karar verdi biliyorum ben, kendimden biliyorum.. Bensiz yaşamın tadı olmayacağını çok gördüm gözlerde.. Çok duydum kulaklarımla.. Ancak zamanla pörsüdü o duygular.. Şöyle bir iddiam bile vardı zamanında; Önyargılı olmayan herkesi bir şekilde etkileyebilirdim.. Gerçekten çok etkiledim ve etkilendim.. Çokları ile sonuna kadar gittim..
Dedim ya zamanla pörsüdü o duygular ve ilişkiler.. Yanlış anlamayın, karşı tarafta pörsüdü.. Benimde zamanla bir sürü aşk hikayem olan dostlarım kaldı geriye..
İlişkilerde taşın üstüne taş konur zaman içinde.. Fakat bizim ilişkilerimizde ise, ikiliyken, birebirken koyduğumuz taşların ertesi günü yıkıldığına şahit oldum hep..
Bizlerle olan insanların toplum tarafından nasıl cezalandırıldığını bilen herkesin, gözündeki umutsuzluğu elle tutabilirsiniz..
Bu kadar somuttur bu umutsuzluk.. Hiç bir şekilde eşitlik yoktur, engelli ile engelsiz ilişkisene toplumun bakış açısında..
Mutlaka bir taraf çıkarcı kabul edilir.. En masumane eleştiri bile engelli ''kafeslemiştir'', engelsiz ''kullanmaktadır''..
Hemde kolayına kaçarak, uğraşmadan hatta iyilik yaparak kullanmaktadır..
Ülkemizde aileler, yakın çevre, arkadaş ve dost sayılanlar bireyin özeline çok rahat müdahale edebilmektedir.. Bireyde zaten onların beğenisine sunmaktadır seçimlerini.. İşte burada başlar engellinin çilesi.. Seçme yada seçilmede aynı zamanda sevdiğiniz kişinin çevresinide seçmiş olursunuz, onlarında beğenisine sunmuş olursunuz her şeyinizi.. O yüzden boşuna çırpınmayın derim.. Hiç uğraşmayın..Yıpratmayın kendinizi boşu boşuna.. Topluma karşı en iyi direnç iki kişiyle verilir..
Ve bu kabullendirme savaşında müttefik filanda aramayın..
Toplumumuzun insanları hiç çaktırmadan yola getirme yöntemleri vardır..
-Uyarı.. Bunu açıklamaya gerek yok sanırım..Sen daha iyi bilirsin ama.. Bu insan sana yaramaz koçum/güzelim..
-Uyarı ile karışık sitem.. Sen daha iyilerine layıksın be koçum/güzelim.. Bizim aileye sokma be bu bıçağı..
-Uyarı ile karışık tehdit.. Sen bilirsin ama, benden yardım bekleme..
-Uyarı ile karışık tehdit- şantaj.. Sen bilirsin ama, şu andan sonra sana verdiklerimide keserim..
-Uyarı ile karışık tehdit-şantaj ve rüşvet.. Sen bilirsin ama eğer onla değilde şunla olursan sana dahada yardım ederim..
-Uyarı ile karışık falan-filan.. İşte bu gelişecek olayları bilen çoğu kişi, duygularını bastırmadan yaşadığı birebir ilişkilerdeki duruşunu toplum karşısında sürdüremez..
Koluna takıp dolaşabileceği kadar bir güzellik/yakışıklılık ilk şarttır toplumumuzda.. Engelli/engelsiz ilişkilerini
bırakın, eşit olmayan engelli ilişkilerine bile böyle bakar toplumumuz..
Toplum için ne zaman koluna takabileceği kadar mutlu olmak şart olursa ilişkilerde, işte o zaman oda zulüm yapmaz kendi bireyine..Sanki engelsiz her bireyi mutlu bu toplumun.. Vede her mutlu bireyi sağlam olduğu için mutlu..
 
sevgi bir yere kadar insan acıkmasa hele bu zamanda . para var aşk var sevgi var huzur var.. ötesi yalannnn...
 
Eski türk filmlerinde en çok tekrarlanan sözlerden ikisidir.. Hatırlarsın Oturanboğa sen;
-Beni param içinmi seviyorsun Nalan?
-Benden nefret et, ama acıma..

Bu iki kelime ile sevginin sınırlarını belirlemiştir Türk toplumu.. Belki ilerki zamanlarda, nesiller değişince olur dediklerin..
 
Cok sorun var. Hangisini yazilsa bosyere olacak. Boyle gelms boyle gider deyip, kulak ardi edilmesi lazim. Onu kafaya tak, bunu dusun. Nereye kadar. Omrumuz curudu. Sorunlar bitmedi.
 
ya aslında bakıyorumda para para demi.

yakın bir komsumun gelini kansere yakalanmıştı ve bununla ilgili yurt dışına tedaviye gitti ve akıl almaz bir masrafla tedaviyle geri döndü ve sağlığına kavuştu.düşünüyorum acaba o ben olsam kaçgün daha yaşardım...

küçük anketler yapılırdı aşkmı paramı diye... şuan parasız hiçbirşey olamyacağını anlıyorum.

zaman değişti değişik bir sürece girdik ve baktığında evlilikler dahi olmak üzere bir birimizden çıkarlarımız var çıkarlarımız bittiğinde zaten yanlız kalmış oluyoruz.
 
Aşk ve sevgi iki insanın birlikte omuzlayacağı,zorlukları birlikte göğüsleyeceği bir paylaşımdır ve iki kişiliktir...Bu kişilerden biri çark ederse,yenilirse,ben artık yoruldum,götüremiyorum dediğinde,aşka devam etmek isteyen kişi sevgisini parayla geri alabilir mi?...Parayla alınamayacak tek şey sevgidir...Elbette parayla satın alınabilen birliktelikler vardır,onun adı da sevgi ve aşk değildir,aynı evde yaşayan,aynı yatağı paylaşan ama ne ruhları ne de kalpleri örtüşmeyen bir birlikteliktir.Bu ilişki,aynı evde yalnızları oynayan iki yalnız insanın birlikteliğidir...
 
Yanlış anlaşılmış olmayayım. Ben, "paran varsa herkes sevgili" demek istemiyorum. Dediğim, paran yoksa, sevgi yeterli olmuyor. Bu herkes için geçerli, ama sakatlar için daha bir geçerli. Zira sakatların bir de toplumsal baskılarla, mimari sorunlarla, ulaşım vb. sorunlarla debelenmesi gerek. Ve bunları aşacak tek şey para! :)
Tamamen laboratuvar ortamında olsa, yani tüm şartlar sağlansa, o zaman sakat-sakat olmayan ilişkisi için hiç bir sorun olmaz diyebilirim. :) Ama toplumsal tacizler varken, çok zor.
 
Toplumun engelli insanlara karşı olan ön yargısına çook küçük yaşta tanık oldum ben..o zamanlar aklımın yettiğince dilimin döndüğünce kafada tuttum o insanlara..

en başta aileme..sonra arkadaşlarıma sonra konu komşuya..vs.vs..

o yıllarda

bula bula bunumu buldun
Allah bilsin yürüyebilseydi ne canlar yakardı
Allah'ın yandan çarklısı
sen daha iyilerine layıksın o kimmiş..
kim bilir ne yaptı ki bu belayı buldu..

sözlerini hayatımda ilk defa duyar olmuştum daha fazlasıda var ama ne hatırlamak istiyorum nede dile getirmek ve insanların çok kibirli olduğunu düşünüp kendimi tamamen toplumdan soyutlamıştım herkesten nefret ediyordum ailemden bile evden çıkmayan içine kapanık bir insan oluverdim..:)beni anlayan bir tek kişi bile yoktu neden diyordum neden? engelli olmak ayıp birşeymi? utanılacak birşeymi ki bana nasıl koluna takıp utanmadan gezeceksin onunla diyebiliyordu insanlar..

aaa kendine onu nasıl layık görüyorsun sen kimsin o kim diyenler beni sözde yüceltiyordu anlamıyordum hala anlamıyordum sadece "öfke" hatırladığım çook derin bir "öfke" duydum insanlara halada duyuyorum..

işi olmayınca
evi olmayınca
parası olmayınca
üstüne sakat olunca insan yerine koymuyorlar ama neden? neden yani neden?

ben hep karşı çıktım maddiyata şimdi bazı arkadaşlarımız bu zamanda maddiyat önemli diyor o zamanlardada öyle derlerdi ve ben itiraz ederdim yine hayalprestlikle suçlanırdım "kuru lafla peynir gemisi yürümezmiş"

şimdi düşünüyorumda çok paralı çok çok paralı bir engelliyi sevmekle züğürt bir engelliyi sevmek arasında çok fark varmış demekki algılamakta güçlük çekiyorum bunu hala ama demekki daha başka olacaktı tutumu insanların "para" olsaymış..:)

o zaman sorun engelli/engelsiz karşılaşmasında değil..demekki..
paralı/parasız demek lazım buna paran kadar adamsın yani..vayy bee diyorum :mad:

engelleri para ile aşabiliyoruz mu şimdi...?

ben kabul etmiyorum etmemiştim etmeyeceğimde ..varsın bana hayalprest desinler..hiiiiiç umurumda değil..:)
kibirli kendini beğenmiş ukala insanlara karşı açtığım savaşıda er geç kazanacağıma inanıyorum..

benden değişmemi bekleyenler dahaa çook beklerler..:)
"hayat mücadele alanı" yorularak düşerek kalkarak yol almak istiyorum ben...doğru olan "insan" için el kiri paraya tenüzzül edip elimizdeki değerleri feda etmememiz gerekiyor "ölümlü" dünya..:)

az bulur az yersin çok bulur çok yersin yiyecek birşeyleri mutlaka bir şekilde bulursun ama "ruhunu" doyuracak "sevgi" gıdasını bu devirde cimrilik etmeden bol keseden "beklentisiz"sana veren olmaz...

son olarak ben şunu eklemek istiyorum "engelli" bir insan kendi içinde aşmışsa engelini "engelsiz" bir insanla mutlu olabilir..toplumun baskısı ön yargısı zorlayacaktır belki ama "elalem" neder ne demez diye düşünmeden yaşamak gerekiyor..insanları memnun etmek zor..:)
 
[FONT=Verdana]Benim en iyi dostum içkim sigaram[/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]Onlarda terk ederdi olmasa param[/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]Kapitalist düzeni en iyi anlatan şarkı sözleri[/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]18-20 yaşlarındaydım deli fişek dönemlerim yani ist. Gelen bir akrabamız “ist. Parası olmayan adam bi boka yaramaz.” Demişti ya bu adamın dini imanı para o yüzden her şeyi para ile değerlendiriyor demiştim.[/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]Şimdilerde anlıyorum ki bu onun değerlendirmesi değil toplum onu böyle düşünmeye zorluyor.[/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]Para biz engelliler için normal insanlara göre daha fazla öneme sahip [/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]Normal bir insan her halukarda işini görür ya biz? [/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]Sakatsın evini temizleyemiyorsun paran varsa tutarsın birini pirupak eder sakatsın toplu taşım araçlarını kullanamıyorsun alırsın bir araba tutarsın bir şoför olay çözülür vs vs vs [/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]Engelleri parayla aşma olayı [/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]Kişisel ilişkilerde de böyle sakatlıktan dolayı oluşabilecek muhtemel sorunların hepsi parayla çözülebilir.[/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
[FONT=Verdana]Hep derim 10 milyon dolarım olsa sakatlığı hiç takmam. :):)[/FONT]
[FONT=Verdana] [/FONT]
 
ööff para para paraaa.. bu parayı icad eden adamın yakasına yapışacam mahşerde ben...çekeceği var elimden..:mad:

benim kızdığım şey şu bir insana "insan"olduğu için değer verirsin parası varken başka yokken başka davranmak çok çirkin "ye kürküm ye" ters geliyor bana arkadaş..:)

paranın hayatı kolaylaştırdığı bir gerçek bütün engelli ihtiyaç sahibi arkadaşlarımın çoook çook parası olsun amaaaa...

etraflarında parasına değer verenler olmasın diyeceğim ama olmaz ki değil mi? bence işin içine para girmesi çok utanç verici bir durum:eek:

konu başlığına göre yorum yaparsak ayrıntılara girmessek tabi..:)
yani engelli/engelsiz insanlar arasındaki asıl sorun "para" olmasın..da ne olursa olsun okadar yanii..:eek:
 
:) Şöyle deneyeyim bir de:
Ben seni seviyorum, sen beni seviyorsun; ben seni istiyorum, sen beni istiyorsun. Süper.
Peki, birlikte olmak için barınma, yemek-içmek, eğlenmek, sosyalleşmek, sağlık, ulaşım vb. ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağız?
Bu dayatmalar için bir çözüm var mı? Bir sakat için bunlarla debelenmek kolay mı? :) Hele ki bir de aile ve toplumsal baskılar söz konusu olursa...
İşte onun için, sevgi her şeyi çözmüyor diye düşünüyorum. Ve hatta bir adım ileri gidip, "engelli-engelsiz ilişkilerindeki" tek sorun budur diyorum :)
Yoksa, ben sandalyede olmuşum, efendim sen uçuyormuşsun; sen ciğercinin kedisiymişin ben sokak kedisi; sen aşk rüyaları görürmüşsün, ben kemik... hepsi hikaye :) Sorun kedilerin aşkında değil, sorun bu b.ktan düzende yaşamak için başka şeylerin de bize dayatılıyor olması!
 
Üst Alt