Değerli Arkadaşlar,

Çok yararlı bir çalışma daha. İzleme ve raporlama işini çok ciddiye almalıyız. İlginize sunuyorum STK Koalisyonundan Birleşmiş Milletler’e Gölge Rapor*|*KASDER-Türkiye Kas Hastalıkları Derneği

Selamlar,
Hakan Özgül
Sevgili Okuyucular,

Bu yazımızda Birleşmiş Millet (BM) temaslarımızı, edindiğimiz tecrübeleri ve sağladığı faydaları anlatmaya çalışacağım. Çok uzun süredir üzerinde çalışmaktaydık. Sonuçları ise çok kısa vadede olmayan önümüzdeki günlerde hatta aylarda belirginleşecektir.

Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Evrensel İnsan Hakları Bildirisi’nde yer alan hakların tam anlamıyla geliştirilmesi ve bağlayıcılık kazanması için; BM tarafından 1966 yılında imzaya açılmış ve 1976 yılında yürürlülüğe girmiştir. Türkiye sözleşmeyi 2000 yılında imzalamış ve 2003 yılında ise taraf olmuştur.

Sözleşme ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan bahseder ve kısaca, ayrımcılık yasağı çalışma hakkı sendikal haklar, sosyal güvenlik hakkı, yaşama standardı hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı ve kültürel yaşama katılma hakkı gibi konuları içermektedir.

Sözleşmeye taraf olan devletler sözleşmede yer alan hakların gelişmesinden, hayata geçirilmesinden sorumludur ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Sözleşmede yer alan hakların kullanımı ile ilgili gerek yasamanın gerek yürütmenin gerekse de yargı makamlarının yükümlülükleri bulunmaktadır. Öte yandan sadece devlet organlarının değil bireylerin başka bireylere de yüklediği sorumluluklar da vardır. Bu sorumluluklar; ilgili haklara, saygı gösterme (İhlal etmeme), koruma ve yerine getirme olarak açıklanabilir.

İç hukukumuza göre: usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz. (TC Anayasası Madde 90)

BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi 18 üye ile yılda 2 kez ve 3 hafta süreyle toplanmaktadır. Toplantılarda ülkeler hakkında gerekli bilgi; raporlama, bireysel başvuru, devletlerarası başvuru ve soruşturma ile elde edilir.

Devletler antlaşma gereği Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi Komitesi’ne belirli zamanlarda ülkedeki hakların kullanımına ilişkin raporlar (İlk rapor o ülkenin sözleşmeye taraf olmasına müteakip iki yıl içinde, sonraki yıllarda ise her dört yılda bir) sunar. Tüm sözleşmelerde raporlama usulü vardır. Devlet rapor sunmazsa, Komiteler diğer kaynaklardan edindikleri bilgilere dayalı olarak Sözleşme’nin uygulanmasına ilişkin değerlendirme yapabilirler.

Ülke raporlarının değerlendirmesi ön oturum çalışma grupları ile başlar. Her ülke için bir raportör bulunmaktadır ve ülke raportörleri taraf devlet raporunu ayrıntılı şekilde inceler ve devlet temsilcisine yöneltilecek soruların ön taslağı ile sonuç gözlemlerinin taslağını hazırlar.

Türkiye, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nde yer alan hakların kullanımına ilişkin raporunu Dış İşleri Bakanlığı aracılığıyla 2008 yılında Komiteye sunmuştur. (Bknz. http://www2.ohchr.org/english/bodies...2-TUR.1_en.doc )

Sivil Toplum Kuruluşları da ilgili sözleşmenin Komitesi’ne ülkedeki durumu anlatmak, ortaya çıkan gerçeklerin tarifini, analizini, varılan sonuçları ve önerileri içerecek şekilde elde edilen bulguların yazılması ve Devlet’in verdiği raporda yer alan eksikliklere işaret etmek için raporlama yapabilmektedir. Bu raporun adına ise “Gölge Rapor” ya da “Alternatif Rapor” denilmektedir.

Bizler bir grup Sivil Toplum Kuruluşu ve temsilcisi, 2005 senesine kadar uzayan İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Raoul Wallenberg İnsan Hakları ve İnsancıl Hukuk Enstitüsü tarafından düzenlenmiş ve İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı tarafından desteklenmiş olan Engellilerin İnsan Haklarına Saygının Güçlendirilmesi Projesi’nde yer almaktayız. Türkiye Kas Hastalıkları Derneği de bu projede yer almaktadır.

Çok sayıda hem BM hem de AB nezdinde insan hakları hukuku açısından eğitimler aldık.

Aldığımız eğitimleri değerlendirerek Türkiye’de engellilerin ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan yararlanma bakımından karşılaştıkları sorunlara işaret etmeyi, Komite’nin Türkiye’nin sunduğu İlk Raporu değerlendirmesini kolaylaştırmayı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilgili kurumlarına Sözleşme’den doğan yükümlülüklerini yerine getirmede rehberlik etmeyi amaçlayarak bir Gölge Rapor hazırlanmıştır.

BM’in ilgili Komitesi’ne yazılan rapor bir Sivil Toplum Kuruluşları koalisyonu olarak sunulmuştur. Bu STK koalisyonunda, Görme Özürlüler Derneği, Türkiye Sakatlar Derneği, Türkiye Körler Federasyonu, İnsan Hakları Derneği, Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi, Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği, Türkiye Kas Hastalıkları Derneği, Narlıdere Zihinsel Özürlüleri Koruma ve Destekleme Derneği yer almaktadır.

Rapor engellilik alanında Ayrımcılık Yasağı Çalışma Hakkı ve Adil Çalışma Koşulları Hakkı, Sosyal Güvenlik Hakkı, Sağlık Hakkı Eğitim Hakkı ve Kültürel, Sosyal ve Bilimsel Yaşama Katılım Hakkı konuları işlenmiştir. İlgili haklar açısından Türkiye’deki hukuki (de jure) ve fiili (de facto) durum anlatılmış ve BM tarafından Hükümete sunulmak Sonuç ve Gözlemler kısmında 16 soru hazırlanmıştır.

25–28 Mayıs 2010 tarihleri arasında BM’ye sunulan raporu sözlü olarak anlatmak, bir sunum yapmak, çeşitli lobicilik faaliyetlerinde bulunmak ve çeşitli kurum ve kuruluş temsilcileriyle konuları tartışmak ve anlatmak için STK koalisyonunda yer alan 6 kişi (Gizem Tanay, Avukat, Güler Polat, Avukat, Hakan Özgül, Türkiye Kas Hastalıkları Derneği, İdil Işıl Gül, Yrd. Doç. Dr., İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Nejat Taştan ve Turan Hançerli, Avukat, Türkiye Sakatlar Derneği) İsviçre’nin Cenevre kentine gitmiştir. Cenevre’de BM’nin bir merkez binası bulunmaktadır. 25–28 Mayıs 2010 tarihlerinde BM Ekonomik Kültürel ve Sosyal Haklar Sözleşmesi’nin Komitesi ülkelerin ilk ön oturumunu gerçekleştirmiş ve Komiteye STK koalisyonu adına Türkiye Sakatlar Derneği’nden Turan Hançerli ve Türkiye Kas Hastalıkları Derneği’nde Hakan Özgül kısa bir sunum yapmıştır.

Hem BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin Başkan Yardımcısı hem de Türkiye Raportörü olan Bay Waleed Sadi ile uzun süreli bir toplantı yapılmış ve öğle yemeğinde bir araya gelinmiştir. Türkiye’de engellilerin ekonomik, kültürel ve sosyal hakları kullanmaları ve durumları açısından geniş bir değerlendirme yapılmıştır.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi, ABD’nin, Fildişi Sahili’nin Kanada’nın Birleşik Krallık’ın BM nezdindeki Daimi Temsilcilikleri ile Ayrımcılığın ve Irkçılığın Her Türüne Karşı Uluslararası Hareket Örgütü ve Uluslararası Engelli Birliği ile temaslarda bulunulmuştur.

Temaslarımızın oldukça verimli geçtiğini söylemek isterim.

Değerli Okuyucular,

Bu türlü uluslararası mekanizmaların kullanılması hiç şüphesiz ülkelerdeki demokratik gelişmelere katkı sağlamaktadır. Engellilerin her türlü haktan tam ve etkin bir şekilde yararlanabilmesi ve dolayısıyla engellilerin toplumsal hayatta var olabilmesinde yapılan temasların fevkalade önemli olduğunu düşünmekteyiz. Hiç şüphesiz bu rapor Türkiye’de her şeyi değiştirmeyecek. Fakat tek bir hak ihlalini dahi önlese, ya da dikkatleri bu yöne çekip bir farkındalık oluştursa, bu bile bir başarı addedilebilir.

İnanıyorum ki sunulan rapor Türkiye’de önemli sonuçlar doğuracaktır. Özellikle Türkiye’de geçmiş yıllarda kadınlara karşı işlenen insanlık suçlarının gerilemesinde bu tür faaliyetlerin önemi oluşmuştur. Yine hatırlatmak isterim ki İşkence ve Kötü Muamele Suçu henüz Türkiye’de tamamen ortadan kaldırılmış değildir. Ancak gerek yasal gerek idari ve gerekse de toplumsal tedbirlerle durumun 1980’ler ve öncesi gibi olmadığını da söylemeliyim.

Gerek devlet ve resmi ideoloji gerekse de toplumsal bakış açısı engelli bireyleri, tıbbi boyutu ile ele almakta ve değerlendirmekte olsa bile, Türkiye’nin engelli haklarının geliştirilmesi hususunda bundan sonra daha fazla yol kat edeceğini düşünmekteyim. Her ne kadar toplum engelli bireyleri yardım ve merhamet duygularıyla algılıyorsa da engellilerin her geçen gün biraz daha toplumun içinde var olmaları bu tür menfi algıları ortadan kaldıracaktır.

Hakan Özgül
Yönetim Kurulu Üyesi