Sayfa 9 / 73 İlkİlk ... 56789101112131959 ... SonSon
Toplam 1082 mesajın 121-135 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #121
    Üye
    _DELAL_ Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    12.12-2016
    Saat
    13:59
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    647
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    ALULU12 SİZ KENDİNİZ SÖLÜYORSUNUZ HADİS DİYE.BU AYET DİİL."KURANDA MUHAMMET KENDİLİĞİNDEN BİŞİ YAPSAYDI ONUN ŞAH DAMARINI KOPARIRDIK" DİYOR.SİZİN O KUTSİ HADİS DEDİKLERİNİZDE MUHAMMEDİN SÖLEDİĞİ AMA KURANDA OLMAYAN ÇOK ŞEY VAR.BU BİLE O HADİSLERİN GÜVENİLİR OLMADIĞINI BELGELİYOR.

    Allah bizi peygamber efendimizin yüzü suyu hürmetine yarattı sen olmasaydın alemleri yaratmazdım buyurdu .:EVET BÖLE BİŞİ KURANDA YOK.MUHAMMEDİ İNSANÜSTÜ YAPIP İLAHLAŞTIRAN İNANCIN SONUCUDUR BU SÖYLEM.

  2. #122
    Üye
    gmmusa Avatarı

    Gerçek Adı
    musa
    Üyelik Tarihi
    24.07-2012
    Son Giriş
    27.12-2016
    Saat
    16:10
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    81
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    arkadaşlar düşünün nefes alıp nefesimizi tutsak ve bırakmasak ölürüz,nefes verip almasak ta ölürüz.bu kadar küçük bir olayın bile ince hesabının yapıldığı milyonlarca rengin bir arada olduğu dünyaların bile bir eksende milyonlarca yıl şaşmadan döndüğü,bilgisayarları bile yapabilen bir beyne sahip olduğumuz bir hayatta nasıl diyebilirizki her şey raslantı.bunları var eden olağanüstü bir varlık var.her şeyin sahibi ve herşeyi bilen.düşünün herkes uzun yaşasaydı dünyaya sığmazdık.herkes zengin olsaydı kimse çalışmazdı,herkes hasta olmasaydı doktorlar olmazdı,herkes fakir olsaydı birbirimizi katlederdik,herkes iyi olsaydı peyganberlerimiz gelmezdi,herkes kötü olsaydı belki dünya üzerinde kimse kalmazdı.herşey kararında yani.ayrıca her halimiz için ALLAHA şükretmeliyiz.çünkü ya daha kötüsü olsaydık.
    ALLAH'ımızı kimse ama kimse sorgulamasın bunun bile günahını telafi edecek bir tövbe bulamayız.

  3. #123
    Üye
    KRAL Avatarı

    Gerçek Adı
    KaDiR
    Üyelik Tarihi
    18.07-2011
    Son Giriş
    27.09-2016
    Saat
    01:36
    Yaşadığı Yer
    İsTaNBuL
    Mesaj
    281
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu çok yaygın olan, halk arasında “levlake levlak lema halaktul eflak” hadisi olarak bilinir. Sözde, Allah Peygamberimiz’e “Sen olmasaydın, ben âlemleri yaratmazdım” demiş. Bu hadis bir sürü açıdan sorunludur. Bu hadisin sorunlarına kısaca göz atalım:Söz konusu hadis Kuttubi Sitte’de geçmez. Bütün büyük hadis toplayıcıları hadisi uydurma görmüşlerdir. Bırakın birinci hadis kaynaklarını, ikincil hadis kaynaklarında bile bu hadise rastlamak mümkün değildir. Bazıları hadis’in Suyuti ve Acluni’nin eserlerinde geçtiğini iddia etmektedirler. Bu iddia doğrudur ancak hem Suyuti hem, Acluni eserlerine uydurma hadislere örnek olarak almışlardır bu hadisi. Hadis sahih diye ancak Kastalani gibi hadis konusunda az ünlü eserlerde geçer. Dolayısı ile hadis usulü açısından bile ciddi manada sorunludur. Ünlü hadisçilerden önemli bir kısmı bile bu hadisin uydurma olduğu konusunda ittifak etmiştir.Allah evreni ve insanları niye yarattığını Kuran’da açıkça anlatmaktadır. Yüce rabbimizin anlattıkları da açıkça bu iddialar ile çelişmektedir:O Allah’tır ki, yeryüzündekilerin tümünü sizin için yarattı. (2-Bakara-29)Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (51-Zariyat-56)Yüce Rabbimiz böyle derken, Kuran’da tek bir kez bile evrenin Peygamberimiz için yaratıldığı gibi bir konudan bahsetmezken, biz nasıl olur da, Allah’ın yaratma sebeplerini görmezden gelip, evreni Hz. Muhammed için yarattı diyebiliriz? Eğer ki böyle büyük bir haber doğru olsaydı, bundan Kuran’da bir kez bile bahsedilmemesi mümkün müdür?Bu hadis Allah’ı hâşâ şarta bağlamaktadır. Bu ise Kuran’daki Allah imajıyla uyuşmamaktadır. Allah hiçbir şekilde şarta bağlanamaz:O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. (21-Enbiya-23)Dolayısıyla “Allah Peygamberimiz olmasaydı evreni yaratmazdı” demek, yukarıdaki ayetin ruhuyla çelişmektedir.Yüce kitabımız Kuran’da Allah açıkça peygamberler arasında ayrım yapmamamızı emretmiştir:“Biz Allah’ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır.” dediler. (2-Bakara-285)Şöyle deyin: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, onun torunlarına indirilene, Mûsa’ya ve İsa’ya verilene ve diğer nebilere verilene inandık. Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız. Biz yalnız O’na teslim olanlarız. (2-Bakara-136)Bahse konu hadis, Hz. Muhammed’i, diğer peygamberlerden üstün yapmaktadır. Ama böyle bir iddia yukarıdaki ayetlerle çelişecektir. Dolayısı ile bu ayetler ışığında da söz konusu hadisi kabul etmek mümkün değildir.Yüce Yaratıcımız, Kuran’da, Peygamberimiz’e şöyle demesini emretmektedir:De ki: “Ben de sizin gibi bir insanım.” (18-Kehf-110)Rabbimiz Hz.Muhammed’in bir insan olduğunu vurgulamaktadır. Şimdi Allah’ın bu ayetini görmezden gelip, Peygamberimiz’i insan üstü bir varlık olarak göstermek, Allah’ın takdirine kanaat etmemek demektir. Elbette ki bu kabul edilir bir durum değildir. Şüphesiz biz kulları olarak onun takdirine kanaat edip Peygamberimiz’i bir beşer olarak görmeliyiz.Bu hadis, diğer bazı hadislerle de açıkça çelişmektedir. Mesela bir hadise göre Peygamberimiz’e bir keresinde, etrafındaki iinananlardan biri “Ey yaratıkların hayırlısı” dediğinde, bu sözü bile şiddetle reddetmiş, “O kişi Hz. İbrahim’dir” demiştir. (Darimi, Sünnet, 18; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 178, 184). Başka bir hadise göre ise: “Beni Musa’ya üstün tutmayın” demiştir. (Buhari, Husumat, 1; Müslim Fedail, 160). Diğer bir rivayete göre ise Hz. Yunus görevden kaçtığı için kınandığında, Peygamberimiz kızmış ve Hz. Yunus’tan daha hayırlı biri olduğunu iddia etmediğini beyan etmiştir (Buhari 65/4,5; Hanbel 1/205,242,440; 2/405,468). İyi ama bahse konu hadisi kabul eden biri Peygamberimiz’i diğer Peygamberlerdenve hatta melekler dahil tüm varlıktan kat kat üstün yapmamış mıdır? Bu hadislerde geçen sözleri söyleyen biri yukarıdaki sözü söylemiş olabilir mi? Bu apaçık bir çelişki değil midir? Elbette ki bu çelişkiden kurtulmanın yolu çelişkiler içermeyen Kuran’a sıkıca sarılmaktır. (Bakınız: Hadisler Dinin Kaynağı Olabilir Mi?)Söz konusu ifadenin benzeri Hz. İsa için mevcut İncil’de geçmektedir. Bu da akla, Hz. İsa ile Peygamberimiz’i yarıştırmak isteyen kişilerin, benzeri bir uydurmayı İslam’a soktukları ihtimalini akla getirmektedir.“Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. O her şeyin kaynağıdır ve biz O’nun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var, O da İsa Mesih’tir. Her şey O’nun için ve onun aracılığıyla yaratıldı, biz de O’nun aracılığıyla yaşıyoruz.”(1. Korintliler 8. Bölüm 5-6 )Sonuç olarak söz konusu hadis başta Kur’an ayetleriyle, ayrıca mantık ve hatta diğer bazı hadislerle çelişkilidir. Bu yüzden kabul edilmesi mümkün değildir. İşin en kötü yanlarından biri, bu hadis Allah’tan gelen bir vahiy gibi “hadis-i kutsi” başlığıyla sunulmuştur. Bu uydurmayı dinimizden temizleme, Kuran’ın anlattığı dine karşı bir borcumuzdur.

  4. #124
    Üye
    gmmusa Avatarı

    Gerçek Adı
    musa
    Üyelik Tarihi
    24.07-2012
    Son Giriş
    27.12-2016
    Saat
    16:10
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    81
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    saçmalama zeus felan.

  5. #125
    Üye
    srhtslymn Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.07-2011
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    231
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    merdoli; MeTePe;

    Otomobil tamircileri... Arabanın türevinden anlarlar, bir de integralini alabilirler bir motorun. Kabloların tümevarımını hesaplayamazlar aslında ama uğraşırlar yine de. Yaptıkları en iyi şey arabanın parçalarını çarpanlarına ayırarak tamir etmektir. 2.sanayi sitesinde master bir başkadır.
    Son olarak "İnsanlar inandıkları şeyler uğruna müthiş hatalar yapabilirler..."
    Bende bir baklavanın parçacıklarının tesadüfen havada çarpışarak oluşmadığına inanıyorum... Ve bir Usta'nın olduğuna inanıyorum. Müthiş bir hata yapıyorum sanırım.

  6. #126
    Üye
    _DELAL_ Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    12.12-2016
    Saat
    13:59
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    647
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Neden isimlere takılıyorsunuz .bişiler alışkanlığımıza uymuyor diye redlemelimiyiz.?isteyen istediği isimle hitap eder.rab ,ilah,allah,tanrı,zeus,nirvana,yüce güç,büyük enerji vs vs

  7. #127
    Üye
    KRAL Avatarı

    Gerçek Adı
    KaDiR
    Üyelik Tarihi
    18.07-2011
    Son Giriş
    27.09-2016
    Saat
    01:36
    Yaşadığı Yer
    İsTaNBuL
    Mesaj
    281
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu konu sırf insanların dini duygularını istismar etmek,kafalarını karıştırmak,saçma sapan fiziksel teorilerle Yaradanın varlığını sınamak vb. sebeplerle açılmış gereksiz bir konudur.Tamam herkes inancına göre yaşar ve ölür ve bu inancına göre de hesaba tutulur.Tanrı kelimesini savunan arkadaşlar peki yaradana bu isimi reva görüyorsunuz.peki soruyorum size yaradanın isimleri arasında bu neden yok? Amaç ortalığı karıştırmak.Siz tanrı kelimesini kullanın ama bu kelime birçok objeye verilmiş.Gök,su,güneş,aşk tanrısı gibi.Kainatı yaratan ve ikame eden,kudret sahibi tektir.Allah'ın varlığına inanmayan herkes son nefes anında yani son noktada eyvah diyecek ama ne fayda...

    Peki soruyorum sizlere ? Kızgın güneş altında insanlar 2 saat bile duramazken,incecik yapraklar nasıl durabiliyor?Güneşe ve sıcağa nasıl karşı koyabiliyor?Bu gücü ve dayanıklılığı,onlara aklı olmayan bir odun parçası mı veriyor (Haşa) ? Yada dünyanın en mükemmel ve gıda yönünden en güzel içeceği olan sütü aklı olmayan,yularını kim çekerse oraya giden bir hayvan nasıl yapabilir? bu neyin gücüdür? usta kimdir ? insanlar elektronik ve teknoloji ile bazı şeyleri karıştırıyor.Yaradanın varlığını kabul etmektense herşeyi fiziksel ve kimyasal olaylara bağlıyor.Tabiat ana diyor mesela.Bu kadar saçma düşünce olabilirmi? Japonlar insan beyni yapmaya çalıştılar ne oldu?

    Sözün özü Allah (CC) bize şahdamarımızdan daha yakındır.Herkes yaptığından sorumludur.Ama bana sorsalar? Ben öldükten sonra Firavunla aynı yerde olmak istemiyorum siz istiyorsanız ki istiyorsunuz o zaman bu saçmalıklara devam edebilirsiniz.Cehennemde odun yok,herkes buradan zaten götürecek nasıl olsa...

  8. #128
    Üye
    demirc Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.07-2010
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kayseri
    Mesaj
    1.565
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    tanrının tam olarak karşılığı ilahtır o nedenle müslüman olanlar kullanamaz ha ilahla allah ta aynı şey dersiniz şimdi bunun karşılığı tartışılmsı evirip cevirlimesi imkansız olan cümlede bulunuyor LA İLAHE İLLALLAH ilahla allah arasındaki anlam farkı hamd ve şükürdeki gibidir içinizde kelimeyi şehadet getirirken tanrı diyen oldumu hiç yada köroğlu destanı yerine amaoğlu destanı diyen

  9. #129
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    03:12
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.048
    Alınan Beğeniler
    105
    Verilen Beğeniler
    28
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: srhtslymn Mesajı Gör
    Bende bir baklavanın parçacıklarının tesadüfen havada çarpışarak oluşmadığına inanıyorum... Ve bir Usta'nın olduğuna inanıyorum. Müthiş bir hata yapıyorum sanırım.
    Sayın arkadaşım,

    Bir Usta'nın olduğuna inanmak en tabi hakkınız.
    Ne tesadüftür ki, ben de bir baklavanın parçacıklarının tesadüfen havada çarpışarak oluşmadığına inanıyorum. Böyle bir şey hem istatistiksel olarak imkansıza yakındır, hem de mantıksızdır.

    Aramızdaki fark nedir? Sizin verdiğiniz baklava örneği yanlıştır. Ortada böyle bir şey yoktur. Hiç bir zaman, hiç bir bilim adamı baklava parçalarının havada kendiliğinden bir araya geldiğini söylememiştir, söyleyemez de...

    İşte o yüzden sizin bu söylediğiniz şeye demagoji ismi verilir. Aynı hata, insanların atasının maymundan geldiğini söyleyen cahiller (veya demagoglar) tarafından da sıkça yapılır!

    İnsanlar fikir oluştururken önce düşündükleri konuda bilgi sahibi olmalıdır. Sizin baklava örneğiniz bu konuda hiç bir bilginiz olmadığını, sadece sağdan soldan duyduğunuz bir şeyleri kendi düşünceniz çerçevesinde kullandığınızı açıkca ortaya koyuyor. Bir önceki sayfada HoyT arkadaşın da belirttiği gibi, baklava örneği özgün bir fikir değildir. Saat örneğiyle başlar, daha sonra bir fırtınanın hurdalıktaki parçaları rasgele bir araya getirerek Boing 737 oluşturamayacağı gibi benzetmelerle devam eder. 200 yılda bu saçma demagojinin yanıtı 200.000 kere verilmiştir ama duymak istemeyenler bu soruyu tekrar tekrar gündeme getirir.

    Halbuki, teoriye göre, rasgele parçacıklardan fıstıklı baklava meydana gelmez. Binlerce Baklava tepsisi vardır ve rasgele birisi ateşin üstüne gelirse pişmiş baklava olur.. Pişmiş baklavaya birisi kazara şekerli su dökerse yenilecek baklava olur. Bu böyle sürer gider... Bunları matematiksel olarak hesaplamak mümkündür. Genlerimizdeki rasgele değişikliklerin oranını istatistiksel olarak hesaplayarak, bir başkasına ne kadar akraba olduğunuzu öğrenebilirsiniz. Bugün babalık testi nasıl yapılıyor zannediyorsunuz?

    Şimdi, yaptığınız en büyük hata inancınızı bilimle karşılaştırmaktır. Ben dinler konusunda iddialı sözler söyleyecek bilgiye sahip değilim. Ancak bildiğim kadarıyla Kuran'da çok sayıda mecaz mevcuttur. Öyle ki, Kuran'ı anlamak için insanlar "alim" olduğu söylenen kişilerin yorumlarına muhtaçtır. Öyle ki, bu alimler de sıklıkla birbirleriyle zıtlaşırlar. Öyle ki, bu yorumlar sıklıkla hadislere dayanır... bu hadislerden hangilerinin sahih, hangilerinin sahte olduğu bile kanlı tartışmalara yol açar.

    Şimdi siz Ahmet hoca'nın fikriyle hareket ederken Mehmet hocanın fikrine karşı geldiğinizi, Mehmet hocanınkine uyarken, Süleyman hocanınkine karşı geldiğinizi görmüyor musunuz? Şurada bir hadis konusunda bile insanların anlaşmazlığa düştükleri ortadayken...

    Bir arkadaşımız diyor ki; kitabımızda Adem ve Havva'dan yaratıldığımız yazıyor. Peki aynı şekilde, insanın çamurdan (cıvık balçıktan) yaratıldığını da yazıyor. Kestiğimizde etimizden çamur akmadığına göre burada bir başka anlam olamaz mı? Deyin ki, olamaz. Ben böyle anlamak istersem hatalı olduğumu neye dayanarak söyleyeceksiniz? Birbiriyle doğru dürüst anlaşamayan tefsircilere göre mi? O zaman Kuran'da neden "anlayasınız diye onu kolaylaştırdık", "anlayasınız diye onu arapça indirdik" yazıyor. Kusura bakmayın bu ayetleri ezberden yazacak kadar iyi bilmiyorum ama ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım.

    ****************************
    Siz istediğiniz şeye inanmakta serbestsiniz... ister Kuran'ı okuduğunuz gibi anlarsınız, ister o tefsiri, ister bu tefsiri beğenirsiniz, dilediğiniz hadisleri kabul edebilirsiniz, dilediklerinizi kabul etmezsiniz, budist olabilirsiniz, yahudi olabilirsiniz, dinsiz olabilirsiniz, akıllı tasarımcı olabilirsiniz ama bilimsel konuların tüm bu inançların dışındadır. Bilim inançlarla ilgilenmez, olgularla ilgilenir. O yüzden doğrularını ararken onun tefsini, bunun yorumu, budistin görüşü diye bakmaz. Eldeki bilgi neyse onu kullanır.

    Bunun sizi rahatsız ettiğini ve inandığınız şeylere tehdit gibi gördüğünüzü anlayabiliyorum. Olabilir. Ama dünya tarihi boyunca bilimle zıtlaşan herkes kaybetmeye mahkum olmuştur. İşin ilginç tarafı, bu zıtlaşmanın tarafı dinler değil, din adamlarıdır. Ne Kuran'da, ne İncil'de, ne Eski Ahit'de evrim teorisi yoktur diye yazmaz. Bunu insanlar yazar.

  10. #130
    Üye
    muntada al ansar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.12-2009
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:15
    Yaşadığı Yer
    trabzon
    Mesaj
    1.160
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İnanç konuları dinin sahibi tarafından belirlenir, açık, anlaşılır ve kesin deliller ile ortaya konularak herkesin inanması istenir. İnanç konusunda zanna ve zanni delile yer yoktur.

    http://www.tevhidnesli.de/Alemler-1.htm

  11. #131
    Üye
    hayalet73 Avatarı

    Gerçek Adı
    Atakan
    Üyelik Tarihi
    10.12-2011
    Son Giriş
    10.08-2013
    Saat
    01:19
    Yaşadığı Yer
    İstanbul/Beylikdüzü
    Mesaj
    271
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: demirc Mesajı Gör
    tanrının tam olarak karşılığı ilahtır o nedenle müslüman olanlar kullanamaz ha ilahla allah ta aynı şey dersiniz şimdi bunun karşılığı tartışılmsı evirip cevirlimesi imkansız olan cümlede bulunuyor LA İLAHE İLLALLAH ilahla allah arasındaki anlam farkı hamd ve şükürdeki gibidir içinizde kelimeyi şehadet getirirken tanrı diyen oldumu hiç yada köroğlu destanı yerine amaoğlu destanı diyen
    "Allah'tan başka ilah yoktur" dendiği zaman, bu cümleden, Allah'ın yegane "ilah" olduğu, O'ndan başka ilah olmadığı anlamı çıkmadığını mı söylüyorsunuz? Kısaca, bu cümleye bakarak Allah'ın ilah olmadığı anlamı mı çıkarıyorsunuz? Bu durumda, genelde herkesin bildiği bir ayet olan Ayet'el Kürsi diye bilinen Bakara 255'in başını "Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır" şeklinde çeviren diyanet hata mı etmiş. Diyanet ilah diye çevirirken diğer birçok mealci de daha Türkçe olsun diye Tanrı şeklinde çevirmiş. Kendisinden başka hiçbir ilah (tanrı) olmayan Allah'a ilah veya tanrı demek neden yanlış oluyor bu durumda?

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: KRAL Mesajı Gör
    Bu konu sırf insanların dini duygularını istismar etmek,kafalarını karıştırmak,saçma sapan fiziksel teorilerle Yaradanın varlığını sınamak vb. sebeplerle açılmış gereksiz bir konudur.Tamam herkes inancına göre yaşar ve ölür ve bu inancına göre de hesaba tutulur.Tanrı kelimesini savunan arkadaşlar peki yaradana bu isimi reva görüyorsunuz.peki soruyorum size yaradanın isimleri arasında bu neden yok? Amaç ortalığı karıştırmak.Siz tanrı kelimesini kullanın ama bu kelime birçok objeye verilmiş.Gök,su,güneş,aşk tanrısı gibi.Kainatı yaratan ve ikame eden,kudret sahibi tektir.Allah'ın varlığına inanmayan herkes son nefes anında yani son noktada eyvah diyecek ama ne fayda...
    Hangi insanın hangi dini duygusundan bahsediyoruz acaba? Samimiyetle, çevrenizden en dindar bildiğiniz insanlara sorun bakalım, sübhaneke veya ettahiyyatü dualarının kuran ayetleri olmadığını biliyor mu? Yahu bu Müslüman halkın yarıya yakını Süleyman Çelebi'nin mevlüdünü duyduğunda kuran okunuyor sanıp ağlamaya başlar. Yine bu Müslüman halkın çok büyük bir çoğunluğu namazın şartlarını ezbere bilmesine rağmen cenaze duasına ısrarla cenaze namazı der. Birileri çıkar, "Allah bizi tırışkadan yaratmış, hazır Muhammed'i yaratmışken aradan bizi de çıkarmış" der. Ee sonuç; şimdi biri tanrı dedi, evrim dedi, dini sorguladı diye bu saydığım gruba giren Müslümanların imanına bir şey mi olacak sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz zira olmayan imanın kaybolması da mümkün değil. Kuranda geçen İbrahim'in Allah'la diyaloğunu bilir misiniz: "
    Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için" demişti." (Bakara 260) Bakın İbrahim -ki kendisinden kuranda övgüyle söz edilen bir peygamberdir- Allah'la birebir konuşabilir durumdayken şüpheye düşüyor ve inanmak veya inancını pekiştirmek için delil istiyor. Ben İbrahim'den daha mı üstünüm ki sorgulamadan inanayım. Veya sorguladığı için İbrahim dinden çıkmıştır, Allah'ı inkar etmiştir, azaba uğrayacaktır, falan gibi saçma sapan düşüncelere kapılıyor musunuz ki sorgulayanları Allaha inanmamakla itham ediyorsunuz?

  12. #132
    Üye
    demirc Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.07-2010
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kayseri
    Mesaj
    1.565
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hayalet sen ve senin gibiler ilahla allah arasındaki fakı daha rahat anlasın diye şükür ve hamd örneğin verdim başına gelen iyi bir şey için şükredersin ama evladın öldüğnde allaha şükür demessin hamd edersin yani allah tan gelen herşeye razıyım dersin yani her şükür bir hamddır ama her hamd şükür değildir Allah ilahtır ama her ilah Allah değildir Kuran-ı Kerim in indirildiği zamanlarda ilah kelimesinin karşılığını araştır belki anlarsın

  13. #133
    Üye
    eren4646 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    16.12-2011
    Son Giriş
    08.02-2016
    Saat
    16:56
    Yaşadığı Yer
    kahramanmaraş
    Mesaj
    18
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    merdoli;

    Açtıgın bu konu ile ve yazdıklarınla tek dogru bir noktaya vurgu yapmışsın evet, yer yer zaman zaman düşünen hatta düşündüğü üzerine tekrar düşünen bir çok insan engelli insan senin gibi iç dünyasında bu tür soruların cevabını aramıştır. Aramıştır aramasınada eminim hiç kimse sonucunda kendini tatmin edici cevaplar bulamamıştır. Ben bir çogunun aksine senin istediğin gibi cevaplar vereyim seni mutlu edecek mi verdiğim cevaplar? 1. Allah bizi sevmediği için birer engelli olarak yarattı engelli olarak yarattı ki acının en alasını çekelim sürünelim diye. 2. Allah bizi bir kenara attı unuttu hatta bizi hiç düşünmedi. 3. Hayır neden sınanmak için yaratılalım ki bizim ki sınanmaksa diğer insanların ki ne oluyor. 4. Hayır Allahın sevgili kulları felan değiliz sevgili kulları olsaydık neden bizi engelli olarak yaratsın ki normal yaratırdı değil mi. 5. Normal insanları yaratırken bizi neden yaratma geregi duydu çünkü biz normal insanların oyuncagı olmamız dalga geçilmemiz ezilmemiz için normal insanlara hediye olarak sunulduk biz olmasaydık onlar nasıl eğlenecekti. 6. Evet engelli oluşumuz adeta üniversite sınavında olduğu gibi ahirette bize ek kat sayı getirir yani biz kesin cennetliğiz. 7. Düz mantıkla gidersek allahta bizim gibi engellidir hani biz onun yansımasıyız yaaa!!!


    Nasıl oldu sorularına bu cevaplarımı bekliyordun yada sen bu cevapların benzerlerinimi verdin kendi iç dünyanda... Versen ne yazar ne değişir neyi değiştirebilirsin gücün yeter mi tek bir yaprak dalını kımıldatmaya? Aslında bütün mesele kabullenmek kabul ederek bu ömrü sonlandırmak kabul etmezsen eğer sürekli geriye gidersin olduğun yerde sayarsın kendi kendine zarar vermekten başka bir şey yapamazsın. öyle yada böyle kabul edeceksin senden çok çok güçlü bir varlığın olduğunu ve her şeyin onun kudreti altında olduğunu.
    Elbette sormak güzeldir aramak güzeldir ama durmak dogru yerde durmak sonuca ulaşmak dogru sonuca ulaşmak çok çok daha güzeldir. Her şeyin bir sebebi ve sonucu vardır nedensiz hiç bir şey olmaz bizimde engelli oluşumuzun mutlaka bir nedeni vardır. Her engellinin engelli olmasının kendine göre bir nedeni vardır herkes aynı sebepten dolayı engelli olmamıştır kimisi doguştan kimisi sonradan engelli olmuştur bu ikisi arasındaki fark gibi herkesin farklı bir engelli olma nedeni vardır. Örneğin iki akraba evlenmiş ve çocukları engelli olmuştur sizde bilirsiniz ki akraba evliliklerinde engelli dogum riski çok çok daha fazladır ve bu bilinen bir gerçektir öyle ise kişiler bu gerçeği bile bile kendi akıl ve iradelerine ragmen evleniyor ve engelli bşr çocuk dünyaya getiriyorsa bunun sorumlusu yaratıcımıdır Görülüyoruz ki sorularımızın cevaplarını çok iyi irdelemek lazım suçlamak kolay olan ya kendi vicdanımızı muhakeme etmemiz onu yargılamamız o kadar kolay mı

    Sevgili kardeşim ben sana dinsiz ataist felan demiyorum seni soran sorularının cevabını arayan yani düşünen bir insan olarak değerlendiriyorum ama sorduğun sorular üzerine tekrar dşün hatta düşündüklerin üzerine bir daha düşün eminim kendi içinde bir gn dogru cevapları bulacaksın

  14. #134
    Üye
    hayalet73 Avatarı

    Gerçek Adı
    Atakan
    Üyelik Tarihi
    10.12-2011
    Son Giriş
    10.08-2013
    Saat
    01:19
    Yaşadığı Yer
    İstanbul/Beylikdüzü
    Mesaj
    271
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: demirc Mesajı Gör
    Allah ilahtır ama her ilah Allah değildir Kuran-ı Kerim in indirildiği zamanlarda ilah kelimesinin karşılığını araştır belki anlarsın
    Arkadaşım, Müslümansan kitaba ve Allah'a inanıyorsan ilah dendiğinde Allah olduğunu anlarsın. Yukarıda örnek ayet verdim. Alllah "tek ilah benim" diyor, sen bu apaçık ayete karşı "tamam Allah ilah ama ondan başka ilahlar da var" diyorsun. Sen Allah'a inanmıyor musun ki Allah'ın sözünü değiştiriyorsun? Türkçe okuyup Arapça düşününce bazı şeyler yerine doğal olarak oturmuyor. Türkçe düşünün anlayacaksınız. Bu konuları araştırdığım ve düşündüğüm için bunları yazabiliyorum zaten. Size son bir örnek vereyim de kendi açımdan konuyu kapatayım: Peygamberin babasının adı nedir? Abdullah. Abdullah ne demek; Allah'ın kulu. E adamcağız peygamber doğmadan önce ölmüş o halde kuran ortada yok bu cahil Araplar Allah'ı nereden biliyordu da insanlara böyle isimler veriyordu? Sen de bunu araştır, doğruyu bulacaksın. Kelimelere takılmayın.

  15. #135
    Üye
    Alulu12 Avatarı

    Gerçek Adı
    KADİR
    Üyelik Tarihi
    11.12-2011
    Son Giriş
    13.04-2013
    Saat
    16:30
    Yaşadığı Yer
    Edirne, Turkey, Turkey
    Mesaj
    89
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    "Levlâke" hadîsinin kaynakları şudur
    El-Leali-l Masnua Suyutî 1/272; >-; -Esrar-ül Mertüa Aliyy-ül Kari sh: 295-296; aynı eser Tahkik Muhammed Said Zalûl sh: 194; El- Feraid-ül Mecmua fevkani sh: 326; Keşf-ül Hafâ-Aclunî 2/164; Şerh-üş Şifa Aliyy-ül Karî 1/6

    Hem El- Hâfız Aclûnî hem de, Aliyy-ül Karî eserlerinde "Levlâke" sözü mânası itibariyla hadîs olmasa dahi, mânası itibarıyla doğru ve haktır demişlerdir. Aynı kanaati İbn-i Teymiyye dahi fetva kitabı 10/ 96-98'de izhar etmiştir.

    Divan ve tasavvufki kitaplarından me'haz olarak bir kaçının tda ismini veriyoruz:
    Levami-ül Ukul Ni'metullah bin Veli sh: 15: Divaın-ı Mevtana Câmî sh: 4; Divan-ı Şeyh Ahmed-i Cezerî 1/190 ve hakeza Divan-ı Mevlâna Hâlid, Mektubat-ı Imam-ı Rabbanî ve bütün bunların yanında umum ümmetin telâkki-i bil-kabulü

    "Levlâke" hadîsinin hakikatı şudur

    Kainattaki bütün kemalatın menşei ve esası nur-u Muhammedidir. Her şey, kemalini ve cemalini O’nunla buldu. Sorduğunuz soruya iki şekilde cevap verilebilir.

    1- anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa manasız bir kağıttan ibaret kalır. Allah bu dünyayı ve içindekileri, kendi cemalini ve kemalini görmek ve göstermek için yarattı. Cemalini ve kemalini göstermek istediği şuur sahibi mahlukatın başında da, insan gelmektedir. Kendisi kendine layık bir şekilde cemal ve kemalini tefekkür etmektedir. Fakat insan dediğimiz mahlukun, Allah’ın istediklerini kendi başına anlaması mümkün değildir.

    Madem kainat insan için yaratılmış, ve madem insan yalnız başına İlahi hakikatı anlaması mümkün değildir. Öyleyse insanların nazarını mahlukattan ve masivadan çekecek Peygamberler olacaktır. Bu peygamberlik makamı, Allah’ın en çok sevdiği insanlardan oluşacaktır. Bu peygamber dediğimiz seçkin insanların arasında da vahiyde belirtildiği gibi, en sevgili kul ve en şerefli kişi Hz. Muhammed’dir( a.s.m).

    2- Hz. Muhammed ( a.s.m)in duası, bu kainatın yaratılması için bir sebeptir. Yani Asrımız alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi’nin ifadesiye “Allah, ezeli ilmiyle Peygamberimizin, kainatın ve cennetin yaratılması hususunda ki ısrarlı ve ihlaslı duasını kabul etti ve bu kainatı halk etti”. İşte O’nun bu duası olmasaydı Allah kainatı ve içindekileri yaratmazdı.
    Çünkü O zat (a.s.m) bütün enbiyanın seyyididir, bütün evliyanın reisidir. O geldikten sonra dünya rahata kavuştu. Bu noktadan O’na olan sevgi, başka bir sevgidir. Fakat madem Allah’ın zatı mahlukatın zatına benzemez. Ve hadsiz derecede mükemmel ve alidir. Elbette sıfatları da benzemez. Yani ilmi, iradesi, kudreti ve muhabbeti de mahlukatın sıfatlarına benzemez. Allah’ımızın Peygamberimize olan muhabbetini aklımızla anlamamız mümkün değildir. Çünkü Allah’ın ne sıfatlarını, ne zatını ne de fiillerini aklımız almıyor. Elbette muhabbet-i ilahiyeyi de anlamamız iktidarımız haricindedir.

    “Nur-u muhammedî” ne demektir?

    “Allah göklerin ve yerin nurudur (onları varlık nuruna kavuşturandır)” (Nur suresi, 35)

    Nur, her çeşit karanlığın, zulmetin zıddı.
    İlim nurdur; cehalet karanlığını yok eder.
    Hidayet ayrı bir nur; dalâlet onunla ortadan kalkar.
    İman da nurdur, küfür karanlıklarını mahveder.
    Her nur bir zulmeti giderir ve bir hakikati gösterir.
    İşte, bu âlem yaratılmazdan önce her şey yokluk karanlığında idi. Cenâb-ı hakk lütuf ve ihsanıyla bu karanlığa son verdi ve bütün varlıklara çekirdek olacak ilk mahlûkunu yarattı. Bu varlık nur-u muhammedî idi

    “Allah’ın ilk yarattığı şey benim nurumdur” hâdis-i şerifi üzerinde biraz durmak gerekiyor. Çünkü, bu konuda bir takım yanlış yorumlar yahut yersiz itirazlar eksik olmuyor.
    Bilindiği gibi canlıların bütün karakterleri genetik şifrelerinde yazılı. Bu yazı, kader kalemiyle işlenmiş bir ilâhî program. Bir tohumdaki şifrede ne ağacın şeklini, ne gövdesinin sertliğini, ne yaprağının yeşilliğini, ne de meyvesinin tadını bulabilirsiniz. Dna’da bütün bu özellikler baz sıralaması şeklinde yazılı, ama o program ne serttir, ne yumuşak; ne yeşildir, ne kırmızı. Bunların hepsi o şifrede bir plan, bir program olarak mevcut, ama ağacın bütün özelliklerini o şifrede aynen bulmaya çalışmak da boş bir çaba. Bu noktayı dikkate almadan, bütün mahlûkatın nur-u muhammedî’den yaratılışını düşünen adam, yıldızlarla, ormanlarla, denizlerle bu nur arasında bir benzerlik kurmaya kalkışır ve aldanır.

    Bizim yaptığımız planlar da bir yönüyle öyle değil mi? Bir evin bütün bölmeleri plandadır, ama plandaki mutfakta yemek pişiremezsiniz.

    “nasıl esmada bir ism-i azam var, o esmanın nukuşunda dahi bir nakş-ı azam var ki, o da insandır” ( sözler ) İsm-i azam, bütün isimleri içine aldığı gibi, nakş-ı azam olan insan da bütün varlık âleminde tecelli eden isimlere mazhar. “bir şey mutlak zikredilince kemâline masruftur” kaidesince, insan denilince de insanlık âleminin en ileri ferdi ve risalet semasının güneşi olan hz. Muhammed (a.s.m.) akla gelir

    Bütün ilâhî isimler ilk defa nur-u muhammedî de tecelli etmişler. Meselâ, onda muhyi isminin tecellisi var ve o nur hayat sahibi. Sonraki safhalarda yaratılacak olan bütün hayatlar, ilk defa onda tecelli eden bu ismin ayrı tezahürleridir. O nurlu hayat, bütün hayatların başlangıç noktası ve çekirdeğidir. Ama, bütün hayat çeşitleriyle resulullah efendimizin (a.s.m.) o pak ve münezzeh ruhu arasında bir ilişki kurmaya kalkışmanın da yanlışlığı ortadadır.
    Bir başka misâl: muhafaza etmek, hıfzetmek bir ilâhî fiil.

    Nur-u muhammedî de hafiz ismi de tecelli etmiş ve daha sonra yaratılacak “levh-i mahfuza”, “çekirdeklere”, “yumurtalara”, “nutfelere” ve nihayet “hafızalara” bir çekirdek gibi olmuş.

    “mukteza-yı hikmet, şu şecere-i hilkatin de bir çekirdekten yapılmasıdır. Hem öyle bir çekirdek ki; âlem-i cismanîden başka, sair âlemlerin numûnesini ve esasatını câmi' olsun.” (sözler)
    Vahdetü’l-vücut meşrebinin sahibi Muhyiddin arabi hazretlerine göre, ebede kadar yaratılacak bütün varlıkların mahiyetleri (kendi ifadesiyle ayan-ı sabiteleri), tâbiri caizse nuranî bir çekirdek halinde, Allah’ın ilminde mevcuttu. Bütün mahiyetleri icmalen taşıyan bu ilk taayyün mertebesini muhyiddin arabî hazretleri, “hakikat-ı muhammediye”, “âlem-i vahdet”, “vücud-u icmâli”, “nur-u muhammedî” gibi isimlerle dile getiriyor.

    Buna göre, nur-u muhammedî, bütün mahiyetlerin ortak ismidir ve eşyanın yaratılmasıyla bu mahiyetler ilim dairesinden kudret dairesine geçmişlerdir.
    imam-ı rabbanî hazretleri de şöyle buyurur:

    “hakikat-i muhammediyeden terakki vaki oldu mânâsında yazdığım cümleye gelince, bu hakikatten murat, o hakikatin zıllıdır ki o hakikat için “hazret-i ilmin icmâlinden ibarettir” demişler ve “vahdet” tabirini kullanmışlardır.”(mektûbat c. 2)

    Âlem-i vahdet, muhyiddin arabî hazretlerinin ilk taayyün mertebesine verdiği dört isimden birisi.

    Bilindiği gibi vahdet birlik mânâsına geliyor, kesret ise çokluk. Çekirdekte vahdet vardır ve bu vahdetten kesret doğmuştur. Onlarca dal, yüzlerce meyve, binlerle yaprak kesreti ifade ederler ve bu kesret âlemi bir vahdetten doğar. Sonsuz yıldızların kaynaştığı sema, yine sonsuz canlıların oynaştığı yer yüzü, sayısını bilemediğimiz melekler âlemi ve daha nice varlıklar hep kesreti ifade ederler ve bunların tamamı âlem-i vahdetten, nur-u muhammedî’den doğmuşlardır.
    Nur külliyatından önemli bir ipucu: “muhakkak, semavat ve arz bitişik idiler, biz onları ayırdık” meâlindeki âyet-i kerime’nin değişik tefsirleri nazara sunulduktan sonra şu mânâya da yer verilir:

    “mezkûr âyetin tabaka-i avama ait safhasının arkasında şöyle bir safha da vardır ki: nur-u muhammediyeden (a.s.m.) yaratılan madde-i aciniyeden, seyyarat ile şemsin o nurun macun ve hamurundan infisâl ettirilmesine işarettir.” Mesnevî-i nuriye

    Bu ifadelerden anlaşıldığı gibi, bu hikmet âleminin yaratılış çekirdeği olan nur-u muhammedî’den âlem safha safha yaratılmış. Bütün fizik âleminin, semavat ve arzın yaratılışı da bu kaide çerçevesinde gerçekleşmiş. Bu nurdan, bir “madde-i aciniye” yaratılmış ve bu öz macun, bu şifre mahlûk; göklerin ve yer küremizin yaratılmasında esas olmuş.

    “Allah’ın ilk yarattığı şey, benim nurumdur” hadis-i şerifinin devamında âlemin yaratılış safhaları sırayla, kalem, levh, arş, hamele-i arş olan melekler, kürsi, diğer melekler, gökler, yerler... Şeklinde ifade edilir. Belki de, göklerin ve yerlerin yaratılmasından önceki safhalarda, yaratılış doğrudan doğruya nur-u muhammedî’den gerçekleştirilmiş, bu safhada ise nur-u muhammedî’den bir öz madde yaratılmış ve göklerin ve yerin yaratılmasında bu çekirdek esas olmuştur. Her şeyin bir sebebe bağlandığı bu hikmet dünyasında, şu görünen âlemin başlangıcının böylece takdir edilmiş olması ilâhî hikmete en uygun olanıdır.

    Maddenin nurdan yaratılması garip karşılanmamalı. Nitekim madde dediğimiz şeyin, aslında, kesifleşmiş bir enerji olduğu bilinmektedir. Atomun, parçalandığında enerjiye dönüşmesi, işin temelinde kuvvet ve kudretin bulunduğunu gösterir. Bunlar ise kesif ve maddî değil, lâtif ve nuranîdirler.
    “melekler nurdan yaratıldı. Cinler ise dumanlı alevden yaratıldılar” hâdis-i şerifi cinlerin de nur-u muhammedî’den doğrudan yaratılmayıp bir başka şekilde, yahut bir başka safhada var edildiklerini bize ders verir.

    “hiçbir şey yoktur ki onu hamd ile tesbih etmesin” meâlindeki âyet-i kerimeye göre, her şey Allah’ı bilmekte, hamd ve tesbih etmektedir. Kâinatın gerek ilâhî ilimdeki ilk icmâline, gerek şehadet âlemine çıkışındaki o çekirdek varlığa “nur-u muhammedî” denilmesinden anlaşılıyor ki, Allah’ı bilmede, onu hamd ve tesbih etmede en ileri mertebe Allah resulüne (a.s.m ) aittir. Bütün ilâhî isimlerin en ileri mertebesine de, o (a.s.m.) mazhardır. Kâinatın yaratılmasından asıl gaye o’dur. Diğer varlıkların yaptıkları bütün ibadetler, erdikleri bütün marifetler ve zevk ettikleri bütün muhabbetler onun yanında ancak bir gölge gibi kalır.

    “hem ism-i âzama mazhar olan resul-i ekrem aleyhissalâtü vesselâm'ın bir âyette mazhar olduğu feyz-i ilâhî, belki bir peygamberin umum feyzi kadar olabilir.” Sözler

    Demek ki, o ilk yaratılışta ruh-u muhammedînin ulviyeti, parlaklığı ve berraklığı diğer bütün mahiyetleri âdeta gölgede bırakmış ve o ilk çekirdek varlığa nur-u muhammedî denilmiş.




Sayfa 9 / 73 İlkİlk ... 56789101112131959 ... SonSon