Sayfa 47 / 48 İlkİlk ... 37434445464748 SonSon
Toplam 708 mesajın 691-705 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #691
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:38
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    3.844
    Blog Mesajları
    1

    MeTePe

    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Smilemisty arkadaşım,

    Öncelikle atomlar havada rasgele gezerken birbirlerine çarpıp patlamazlar. Onları birbirine çarptırıp atom bombası gibi patlatmak için çok büyük enerjiler gerekir. Bu enerjiler de ya insanoğlu tarafından yapay olarak üretilir, ya da güneşler, yıldızlar gibi büyük enerjilerin açığa çıktığı ortamlarda olur.

    Aksi halde, atomlardan oluşan elimizle, aomlardan oluşan bir yüze tokat attığımızda atom bombaları patlardı.

    Şimdi bu kısım açıklığa kavuştuysa, oldukça karmaşık olan atom etkileşimlerini basitçe özetlemek gerekirse, atomlarda aynı mıknatısların birbirini çektiği (veya ittiği gibi) gibi pozitif ve negatif çekim güçlerine sahiptir. Örneğin su molekülünü oluşturan H2O'da 1 oksijen, 2 hidojen atomu bulunur. Oksijen iki tane eksi yüke, hidrojen bir tane + yüke sahiptir. Dolayısıyla, oksijenin kararlı halde kalabilmesi için 2 eksi bacağının 2 tane + yüklü hidojenle birbirine bağlanması gerekir ki su olarak kalabilsin.

    Bütün atomların bu şekilde kendine has, bileşik oluşturma yapıları vardır. Bu yapılar büyük patlama veya Big Bang denilen süreçte kendiliğinden ortaya çıkmış görünüyor. Yani atomların bu yapısı, özellikleri daha evrenin oluştuğu aşamada belli. Diyebilirsin ki, bak ta o zamandan atomların nasıl davranacağına bir yaratıcı karar vermiş, ancak bu önerme pek çok dinde var olan "adem ve havva" veya yaratılış kavramlarını alt üst eder.

    Şimdi atomların bu özelikleri ister evrenin oluşumu sırasında bir irade tarafından belirlenmiş olsun (ki öyle gözükmüyor, daha çok bir rasgelelik söz konusu) ister kendiliğinden olsun atomların belli koşullarda belli şekillerde bir araya gelip belli moleküller oluşturabildiği biliniyor.

    Nitekim, dağı, taşı, suyu, toprağı, güneşi, ayı, ve aklımıza gelen herşeyi oluşturan tüm atomlar bu fiziksel özelliklerine bağlı kalarak karmaşık maddeleri oluşturuyorlar. Sonuç olarak cansız, akılsız atomların oluşturduğu bedenimizin de esasen cansız akılsız bir kaya parçasından fiziksel olarak farkı yok. Aradaki tek fark bizim canlı ve akıllı olmamız.

    Haklı olarak diyorsun ki bu nasıl oldu? E bilim dünyası bununla ilgili de bir sürü çalışma yapmış ve yapmaya devam ediyor. Örneğin bilim adamları bakmışlar ki, bir tüpün içine biraz ondan, biraz bundan, biraz tuz, biraz şeker, biraz kömür, biraz yarasa kanadı, bir tutam gölge falan atıp ocakta karıştırdılar mı koaservat dediğimiz cansız ama hücreye çok benzeyen yapılar ortaya çıkıyor. İşi biraz daha ileri götürürsek aynı tüpün içinde hayatın temellerini oluşturan aminoasitler, organik moleküller falan oluşuyor.

    Yani bunlar öyle birinin müdahalesiyle falan değil, belli koşullarda kendiliğinden oluyor. Bunu aşama aşama ilerletirsek bir canlının yapı parçalarını elde edebiliyoruz. Bu arada "canlı" sözcüğü de biraz karmaşık bir kavram. Örneğin deli dana hastalığını yapan PRIONLAR veya domuz gribi VİRÜSLERİ pek çok yönden canlı denilemeyecek yapılara sahip. Bir prion o kadar basit bir yapıya sahiptir ki, neredeyse sıradan bir protein kurdelasından ibarettir. Ne yer, ne içer, ne hareket eder... Hiç bir şey yapmaz. Sadece girdiği konakçı bedende çoğalır.

    prion - Biz, neyiz? Tanrı ve engelliler..? [Tartışma]

    Evrim biyolojisinin detaylı araştırmaları, bugün bildiğimiz hücreleri oluşturan yapıların da daha küçük böyle tuğlalardan oluştuğunu gösteriyor. Örneğin bir hücrenin içindeki mitokondri adı verilen organel neredeyse kendi başına bir mikroorganizma gibidir. Sanki 2 mikroorganizma birleşip iş birliği yapmış gibi.

    Tabi burada şimdi tuğlalar kalınlığındaki evrim biyolojsi bilgilerini külliyen aktarmak mümkün değil ancak canlıların oluşumu ve evrilmesi kabaca böyle gözüküyor.

    Düşünebilen canlı kısmına gelince... ne yazık ki canlıların %90'ından fazlası düşünme becerisine sahip değildir. Çok küçük bir azınlık, genellikle memelilerin bir kısmı düşünebilir. Peki düşünemeyen bu canlılar nasıl hayatta kalır? Çünkü hayatta kalmak için düşünmek değil, iyi çalışan otomatik geri besleme sistemlerine sahip olmak gereklidir. Düşünmek de bir çeşit otomatik geri besleme sistemidir. Örneğin açken yiyecek gördüğümüzde ağzımız sulanır, midemiz guruldar. Çünkü beyin, yiyecek geleceği beklentisiyle sindirim sistemini hazırlamaya başlar. Hiç kimse birazdan yiyeceğim ekmekteki karbonhidratları sindirmek için salyalarımı arttırayım, etlerdeki proteinleri sindirmek için mideyi harekete geçireyim, böylelikle karşımda duran döner ekmeği lüpletmeye hazırlanayım diye düşünmez. Bunlar tamamen otomatiktir.

    Aynı şekilde, "düşünme" dediğimiz eylemlerin neredeyse tamamı beynin otomatik elektro kimyasal reaksiyonlarından oluşur. Örneğin böcek görünce tiksinmek bir programlı, bilinçli düşünce değil, beynin evrimsel bir tepkisidir. Çünkü böcekler sokar, zehirli olur, hastalık taşır ve böceklerden korkmak hayatta kalmak için avantaj sağlar. Böceklerden korkmayı akıl edemeyen bireyler çok fazla hayatta kalmaz, soyu kurur gider.

    Ayrıca, bugün düşünme dediğimiz eyleme en yakın davranan "yapay zeka" bilgisayar sistemleri de cansız, akılsız atomlardan oluşur. İlginç tarafı, bu yapay zeka sistemlerinin de zekalarının artması yapay müdahalelerden ziyade kendiliğinden gelişen bir süreçtir. Yani yapay zekalar da geçtiğimiz 50-60 yıllık gelişme sürecinde kendiliğinden evrimleşmiştir ve evrimleşmeye devam etmektedir.

    Son olarak; atomları yöneten, birbiriyle çarpıştırmayan bir zat var mıdır, yok mudur ayrı konu ama atomlar kendi kendi hareket eder ve sürekli çarpışırlar. Sadece bir çocuğun elinde tuttuğu bir balonun içinde bile birbirleriyle milyarlarca ve milyarlarca kez çarpışan milyarlarca atom vardır ve bir balonun şişik kalmasını sağlayan da onların bu çarpışmalarıdır.
    Konu MeTePe tarafından değiştirilmiştir (01.12-2016 Saat 00:50 ).

  2. #692
    Üye
    NETBUS Avatarı

    Gerçek Adı
    Megalodon
    Üyelik Tarihi
    26.09-2006
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:41
    Yaşadığı Yer
    Karadeniz
    Mesaj
    834

    NETBUS

    dinleri düşünmeden dünyaya bi bakın. insanları nasıl meşgul etmiş şu dinler. sanata, bilime, felsefeye, düşünceye nasıl engeller oluşturmuş.

  3. #693

    BLACKSAGAT

    Ya kapatın şu konuyu hergun 20 yaşında çocuklar toprağa girerken yaşadığınıza şükür etmek yerinine neyi sorguluyorsunuz ya neyiz gerçekten merak ediyorsan hala ebemizin örekeziyiz tamam mı oldu mu...

  4. #694

    Meçhul Yoldaş

    BLACKSAGAT

    Arkadaşım kendine bu ülkenin insanıyım diyen herkes aynı üzütü ve siniri zaten yaşıyor, keşke mimkün olsada tün hainleri teröristleri bir anda yok olmasını sağlıyabilsek fakat tamam sıkıntılı dönem dahi olsa herkes işini gücünü bırakamaz,gerekli tepkiyi verir gücü yettiğince hepsi budur.
    İnsan olarak bazı konulara dair sizin, düşünceniz, onun, benim diğerinin nedir kısacası tartışma fiki alış verişi olmalı sadece bu konu değil her konuda olmalı, o yüzden ilgilinizi çekmiyor ise kouya bakmayın rahat edin, yada sakince izleyin.

    MeTePe

    Bir sorum olacaktı bilginiz dahilindeyse cevap rica edeyim.

    Açıklamalarınız bilimin bazı konulara bugün için verebildiği cevaplar, peki bu evren o büyük patlama gibi normal şartlarda sıfır nötr olması gereken yokluk nereden neden varlık haline dönüştü, diyelimki nötr bir durumda varlığın oluşmasına sebebin bir gücün yada o varlığı oluşturan bir üst aklın olması gerekmiyormu sizce

  5. #695
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:38
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    3.844
    Blog Mesajları
    1

    MeTePe

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Meçhul Yoldaş Mesajı Gör
    yokluk nereden neden varlık haline dönüştü, diyelimki nötr bir durumda varlığın oluşmasına sebebin bir gücün yada o varlığı oluşturan bir üst aklın olması gerekmiyormu sizce
    Güzel soru. Ama benim ne düşündüğüm değil, bilimin neyi öngördüğünü söyleyebilirim size ancak...

    Şimdi burada soruyu ikiye ayırmak lazım.
    1) Evrenin oluşumunda bir üst akıl (yaratıcı) vardı ve evreni öylesine bir düzen içinde yarattı ki, geri kalan her şey bu düzen içinde kendiliğinden gelişti.
    Olabilir mi? Olabilir!
    Ama burada şöyle bir çelişki ortaya çıkıyor. Bugün gerek semavi dinler, gerekse diğer inanışların tümü böyle bir yaratılışı savunmuyor, öngörmüyor. Eğer bu kavram doğruysa tüm dinlerin savunusu yerle bir olur. Çünkü dini inanışların savunduğu pek çok şey gerçek dışı olur veya gerek kalmaz. Daha önce Adem ve Havva örneğinde dile getirdiğim gibi böyle bir şeye gerek kalmaz. Evren öyle bir düzen içindedir ki zaten sonuçta insana kadar uzanan bir gelişme sürecini izleyecektir.

    Bu yaklaşım yaratılışı inkar etmez ama dinleri inkar etmiş olur.

    2) İşin diğer boyutuna, yani evrenin hiçlikten oluşup oluşamayacağına gelince... İlginçtir ama bugün astrofizik ve kuantum fiziği bunun mümkün olduğunu söylüyor. Hatta basitçe, evrenin hiçlikten ortaya çıkabileceğini söylüyorlar. Bunun basit bir gerekçesi var. Gözlemleyebildiğimiz evrendeki negatif ve pozitif enerjilerin toplamı sıfır gibi görünüyor. Yani evreni oluşturan tüm madde, enerji, kütleçekim vs. hepsini sıkıştırıp bir araya getirirsek sıfır çıkıyor.

    Peki sıfırdan oluşan bu evrenin oluşması kendi kendine başlamış olabilir mi? Modern fizik bunun da mümkün olduğunu, hatta sabun köpükleri gibi sürekli evrenler pıtıcıklanıp, ömrünü tamamlayıp kaybolmasının muhtemel olduğunu söylüyor.

    Elbette bilimde hiç bir zaman kesinlik yoktur ve her tez sprgulamaya açıktır. Ancak, modern bilimin son 100 yılda izlediği ve belli bir noktaya getirdiği yol bize bu bilgileri veriyor.

    Şimdi yanlış anlaşılmasın. Burada tanrı vardır, yoktur tartışmasına girmiyorum. Sadece bilim ve felsefenin olaya bakış şeklini ortaya koyuyorum. Daha önce çeşitli kereler dile getirdiğim gibi inanç dogmatik bir kavramdır. İnanırsınız veya inanmazsınız. Kimse sizi aksine zorlayamaz. Kavramsal olarak tanrının varlığı ispat edilemeyeceği gibi, yokluğu da ispat edilemez. Bu ayrı bir konudur.

    Yukarıda bir arkadaşın linkini verdiği ve internette bolca bulunan "aha ispatı" mealindeki videolar bu açıdan hatalı fikir yürütmelerden başka bir şey değildir. Tarihte çok büyük düşünürler bu konuyu irdelemiştir ve hala da irdelemeye devam etmektedir. Ancak, bilimsel olarak açıklaması zaten bilinen, var olan konuların saptırılarak inançlara bağlanması pek doğru bir yaklaşım değil. Çünkü iddianın arkasında yatan gerçek bilgiler ortaya çıkınca temeli olmayan çürük bir bina gibi çöker.

  6. #696

    Smilemisty

    @ Metepe. Yazdıklarınızı keyifle ve merakla okudum. Siz ateistsizin sanırım. Eminim bi çok müslümandan daha fazla kuran okumuşsunuzdur. Kuranın bilime yönelik ayetleride sizi ikna etmedi mi. Yani 1400 sene önce bilinebilicek bilgiler değil gibi. Dünyanın durmadan genişlemesi, dağların dünyanın kazıkları olması. Yani bilimde dağları kazıklar olarak kabul ediyo diye biliyorum yanlışsa düzeltin lütfen. Bide Risale~i Nur okudunuz mu? Eğer okuduysanız ne düşünüyosunuz Risale~i Nur hakkında.

  7. #697

    Meçhul Yoldaş

    Ben o ispat diye sunulan linke inanmassınız tıklamadım bile,

    1. söyleminiz deist liğe yakın bir duruş.

    Şahsen ben inançlı bir insanımdır hatta baya bir ümreye gittim geldim şükür.Tabiki herhangi bir konuya kıstas olarak söylemiyorum.

    Sizin adem havva hakkndaki yazınızı okumamışım malesef, yalnız benim bu koudaki çıkarımı söylemek istiyorum baya bir nasıl inançlısın denecektir eminim .

    Adem ve Havva cennettedir. alıntı vermeden yazmaya çalışayım cennet bende varılabilecek sonsuz güvenlik ve hernevi ihityaçların karşılanacağı hatta karşılınırken hiçbir sıkıntı duyulmayacağı orda bulunduğun sürce hertür güvenlik ve rahatlığın garanti olduğu son nokta.

    Sorum şu ( aşırı sorgularım belki hatadır ama gereklidir) bu namert şeytan cennte nasıl girdi? hadi girdi. cenneteki insanın kandırılacağı gibi bir ortammı güvenli, cennette herşey sonsuz sınırsızken adem havva gibi bir yerlere sürülmesi gibi durumlar naıl oluşur?

    Bir nevi Kuranı sorgulama gelebilir arkadaşlarımıza ama inanın bu sorulara verilebilecek cevaplara dahi sadece fikir alırım güvenmem inancımı kendim yaşarım.

    Metepe bey, 2. dediğiniz v açıklamasını yaptığınız astrofizik ve kuantum hatta pararlel evren bugün benim mantığıma öyle anlamsız geliyorki, anti madde madeden çok olsaydı sıfırdı evet ama soruyu çekiştirdiğiniz için bu sonuca gelmişsiniz, sonuçta nötr ( olamayan niteliksiz) bir durumdan oluşması gereken ortamı yaratan bir şeyler olmalıdır, hiç bir mantığın belki şuan belki sonrasında halen aranan cevap bu olacaktır inkar edilemeyen o gücün ismini koymak sorun değil,


    Sorun belkide sizin yazdığınız Tanrı vardır yoktur konusunun mevcut veilere bakarak dinler açısından bilimsel olarak halen cevap verilemeyen ele alınan konuların ise bilimce halen varsayımdan ibaret olmasıdır.

    Yukardaki açıklamada cansız atomların bir mecrada toplanıp canlı düşünür bir evreni sorgulamaya muhtaç haline geldiği ile ilgili elimizdeki verilerin özeti açıklanmış, tesadüflüğüde bir kaç deneyde canlı oluşumunun mümküne yakın deneylendiği gibi bir açıklama yapılmış, belki soruyu soran arkadaşa cevap olmuştur ama o kadar çok soru varki diyeyim ve bitireyim.

    Teşekkürler.

  8. #698
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:38
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    3.844
    Blog Mesajları
    1

    MeTePe

    Smilemisty

    Ne yazık ki Risale-i Nur okumadım, bir gün fırsat bulursam okurum. Ama Kuran başta olmak üzere tüm kitapları okudum. Semavi dinler dışında diğer inançlara dair bilimsel kaynakları da okuduğumu söyleyebilirim.

    Diğer taraftan, dünyanın genişlemesi derken sanıyorum evrenin genişlemesinden bahsediyorsunuz. Dünya genişlemiyor çünkü. Hatta büzülüyor desek yeridir. Dağların kazıklar olması kısmına gelince, bugün neredeyse tereddütsüz olarak bilim bunun yanlış bir görüş olduğunu söylüyor. Dağlar, depremler gibi büyük doğa olayları sonucu sıkışan, kırılan, üstüste binen kara parçalarıdır. Ve dünyanın tarihi bize dağların tekrar tekrar oluşup, parçalandığını, battığını, çıktığını, ufalandığını, tekrar oluştuğunu söylüyor.

    Şurada örnekler var: Dağ Oluşumu (Orojenez) « Global Bilgiler

    Şimdi sıkça yapılan bir yanlışa işaret etmek istiyorum. Hangi bilim olursa olsun, hiç bir zaman dini referanslarla hareket etmez. Çünkü ederse bilim olmaz. Diyelim ki, Veda inancında 2 kere 2, beş ediyor. Bilim bunu referans alıp demek ki dört etmiyormuş diyemeyeceği gibi, Veda inancında 4 eder diyorsa bile bilimin görüşü doğruymuş da diyemez. Bilim demek şüphecilik ve sorgulamaya açık olmak demektir. Veda inancı ne derse desin kendi doğrusunu bulmaya çalışır.

    Sizin de yaptığınız gibi sıkça yapılan bu yanlış, sanki bilim bir inanca gerek duyuyor gibi bir algı yaratıyor. Ne yazık ki bu doğru değil. Bilim için bir yaratıcının varlığı veya yokluğu soru işareti değildir. Denklemin bir parçası da değildir. Sonucu etkilemez. Çünkü bir durum tespitinden ibarettir. Tespit, bir yaratıcı olsa da, olmasa da doğru olmak zorundadır. Aksi halde bilim olmaz.

    Bilimsel bir gerçeği, dini bir referansla karşılaştırmak da kanımca inanırlar için doğru değildir. Bunun en bariz örneği Galile'nin dünyanın döndüğünü söylemesinde yaşanmıştır. Vaktiyle tüm hristiyan din adamlarının karşı çıktığı bu iddianın doğruluğunu bugün ilkokula giden çocuklar bile biliyor. Yani dini kitaplarda şunu diyor, bunu doğru bilmiş falan diye yola çıkarsak tehlikeli sularda yüzmeye başlarız ve tökezleyip düşebiliriz.

    Şimdi sizin bana kitaplardan göstereceğiniz her örneğe karşılık ben de size 10 yanlış örnek gösterebilirim. Peki bu bir inanırın fikrini değiştirir mi? Değiştirmez. Çünkü inanç "kabullenmeye" dayanır. Akla, mantığa, bilime değil. İkisinin kesiştiği yerler olabileceği gibi çok ayrı düşebileceği de pek çok nokta vardır.

    İkisini ayrı tutmanın büyük yararı var. Hem bilim için, hem din için.

  9. #699

    Meçhul Yoldaş

    Cevaplarımı sildim her mantık teorisinde gerçekliğine göre, sizde bende diğerleride doğrudur demek gerekiyor.
    Konu Meçhul Yoldaş tarafından değiştirilmiştir (01.12-2016 Saat 06:16 ).

  10. #700

    Smilemisty

    @Meçhul Yoldaş. İslamda sorgulama vardır. Zaten kelime~i şahadet'e eşhedü diye başlamasının sebebide budur. Şahitlik ederim ki. Diye başlıyosun yani elinle tutmuş gözünle görmüş gibi inanırsan müminsindir. Allah umrelerinizi kabul etsin. Her insan sınava tabi tutulur islam inancına göre. Buna peygamberlerde dahildir. Hz.adem ve hz.havva nefsine yenik düşerek şeytana uyarak cezalandırıldı. Ama allah ademi yaratmadan öncede bunu yapıcağını biliyodu. Allah şeytana müsade etmiş olabilir yani ademin en büyük sınavı buymuş demekki. Islamı sorgulayın, eğer vicdanınıza sığmayan bi yer bulursanız sorun cevap alamazsanız inanmayabilirsiniz. @MeTePe. Bilim bi yaratıcıyla bağdaştırılamaz bilim görünen ve Deney yapılan şeylere inanır gözlem yapılır vesayre. Haklısınız. Bilim ile dinin hiç bi bağı yoktur ama bilimle uğraşan insanlar pek bi ateist ya . Düşünsenize bi kabre girdiğinizde vallah bilim yok ya hiç mi sormuyosunuz kendinize, biz böyle bilim falan takılıyoz dünyada kendiliğinden oluşmuş gibi ulan ya bide hakikat kuransa. Falan diye hiç demiyomusunuz inancınıza saygı duyarım yanlış anlamayın beni vicdan herzaman allaha dönüktür o yüzden bazen böyle örneklendirdiğim gibi düşünebilirsiniz. Risale i Nur okuyamamanızın sebebide şeytan olabilir. Önemsetmeye bilir vesvese atar sürekli. Belki imanınıza engel oluyo olabilir. Ben bi müslüman olarak görevimi yapıyımda haşa peygamber gihi tebliğ yapamayız tabide, yinede islama davet etmek zorundayım islam dışında diğer din kitapları bilim ile çürütüldü. İslamın çürütülememesi aksine bilimin doğrularıyla örtüşmesi hak kitapdır bence. Saygılar

  11. #701

    Superşizo

    ulan @merdoli . bir konu açmışsın millet çığırından çıkmış. sen ne yapmışsın böyle. Allah hepinize akıl fikir versin. uçuşmasın kafalar.

  12. #702
    Üye
    seker kiz Avatarı

    Gerçek Adı
    Melike
    Üyelik Tarihi
    05.08-2008
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    23:30
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    1.784

    seker kiz

    Ateistim ve kafam rahat. Hiç bu gibi sorulara kafamı yormuyorum.Tabii ''yormuyorum'' derken zamanında çok yorup araştırarak son kararımı verdim. merdoli'nin sorduğu soruların hepsine tek tek cevap verirdim ama buna gerek görmüyorum çünkü cevapları, varlığı kanıtlanamamış şeylerde aramak yerine somut şeylerde, yani bilimde aramayı tercih ediyorum

  13. #703
    Üye
    brkfrk66 Avatarı

    Gerçek Adı
    RockUnique
    Üyelik Tarihi
    20.11-2013
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    06:36
    Yaşadığı Yer
    mersin
    Mesaj
    11

    brkfrk66

    80 90 yıla kadar, belki bu jenerasyon buna şahit olacak. arap mitelojisi olarak geçecek islam. yok olacak çünkü

  14. #704
    Üye
    serhanas Avatarı

    Gerçek Adı
    Gizli
    Üyelik Tarihi
    06.08-2013
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    03:55
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    160

    serhanas

    Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri dışında hiçbir ülkede DİN asla bu kadar öne sürülmez, Kur-An kitaplarını gönderenin Allah olduğunu düşünüp inanabiliriz, belki bu içimizde yer alan korkudan dolayı da olabilir.

    Bir engelli yakını olarak özellikle sorgulamak tabii ki insanın ana görevidir, kendini ve yaratılan herşey sorgulanabilir kimsenin haddine de değildir ki karışsın. Ha eğer ki yukarıda Allah gerçekten varsa ve bunları görüyor izliyor biliyor ve tanıyor ise ''nereye varacağını'' düşünüyordur biliyordur diye düşünüyoruz.

    Ama şöyle bir durum var Allah bu sorgulama durumuna karşı çıksaydı dünyada kimse kalmazdı, ama ''görmediğinize inanmayın'' sözü burada devreye giriyor: Eğer ki Rabbimiz var ise bizi görüyor ise diğer kullarını normal eli ayağı sağlam olarak kötülükler ile sınarken neden bazılarını doğuştan veya sonradan engeller ile sakat bırakarak sınamaktadır?

    Rabbimiz eğer ki bir insanı sınamak istiyorsa en azından 1 yıl sınadıktan sonra veya 5 yıl sınadıktan sonra o kişiyi neden ayağa kaldırmamaktadır? Madem Rabbimiz insanın ne yapacağını gelecekte ne olacağını biliyor da insanı neden sınamaktadır? Soruları akıllara geliyor.

    Ancak şuan için Allah ve din kavramları son derece yoldan sapmış durumda, kimse diyemez ki Allah yoktur diye. Belki Allah diye düşündüğümüz kişi-varlık bir yaratıcıdır ve insanların yönetimine karışmayan ancak insanları izleyen bir varlıktır olabilir.

    Herkesin inancı farklıdır, buna kimsenin karışmaya haddi yoktur, olamayacaktır, haşa Allah var ise veya bir YARATICI var ise zaten sınadığı kullarının bunları sorgulayacağını bilir ve kendisine sorgulama yapan insan hakkında gereken kararı kendisi verecektir.

  15. #705
    Üye
    brkfrk66 Avatarı

    Gerçek Adı
    RockUnique
    Üyelik Tarihi
    20.11-2013
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    06:36
    Yaşadığı Yer
    mersin
    Mesaj
    11

    brkfrk66

    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    @serhanas

    serhan bey katıldıgım ve katılmadıgım konular var yazınızda fakat altını çizerek söylüyorum. tanrının varlıgı yada yoklugu tartışılabilir. bir yaratıcının ilahi bir gücün oldugu kesmekeştir bunu bilemiyoruz. zannediyorumki bunu insan oğlu hayatta bilemeyecek. öncelikle şu 2 olguyu çözmemiz lazım. insan yapımı tanrılar ve gerçek olabilecek tanrı. yani zeus thor veya x bir tanrı artık insan yapımı tanrı oldugunu biliniyor değil mi, bu konuda hem fikiriz. bu demek değildirki tanrı yok. fakat aynı şeyi ben islam içinde söyleyebilirim açıkca beni ikna edemiyor açıkcası net olarak mantıgıma yatmıyor. islamıda mitoloji "insan uydurması" olarak görüyorum. yani Allah yok demekle tanrı yok demek farklı birşey. ben sizin kuranı referans alarak var oldugunu iddaa ettiğiniz tanrıya inanmıyorum yani "Allaha" yoksa bir yaratıcı olabilir bunun gücünü kudredini bilemiyorum üstede yazdıgım gibi insanoğlununda bunu çözebilecek kapasitede oldugunu düşünmüyorum. altını çizerek söylüyorum ben hristiyanlığada musevilikte aynı kefeye koyuyorum onlarda zaten aynı sami gelenekten gelen birbirini güncellemiş dini inançtır




Sayfa 47 / 48 İlkİlk ... 37434445464748 SonSon