PDA

İmajlı Sürüme Sıçra : Bediüzzamandan güzel anlamlı sözler



ibo3535

12.10-2011, 10:08
Hastalığın hikmetleri

Ey hastalıktan şekva eden biçare adam! Hastalık bazılara ehemmiyetli bir definedir, gayet kıymetdar bir hediye-i İlahiyedir. Her hasta, kendi hastalığını o neviden tasavvur edebilir. Madem ecel vakti muayyen değil; Cenab-ı Hak, insanı yeis-i mutlak ve gaflet-i mutlaktan kurtarmak için, havf u reca ortasında ve hem dünya ve hem ahireti muhafaza etmek noktasında tutmak için, hikmetiyle eceli gizlemiş. Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insanı gaflet içinde yakalasa, ebedi hayatına çok zarar verebilir.

Hastalık gafleti dağıtır, ahireti düşündürür, ölümü tahattur ettirir, öylece hazırlanır. Bazı öyle bir kazancı olur ki; yirmi senede kazanamadığı bir mertebeyi yirmi günde kazanıyor. Ezcümle, arkadaşlarımızdan -ALLAH rahmet etsin- iki genç vardı. Biri İlama'lı Sabri, diğeri İslamköy'lü Vezirzade Mustafa. Bu iki zat, talebelerim içinde kalemsiz oldukları halde, samimiyette ve iman hizmetinde en ileri safta olduklarını hayretle görüyordum. Hikmetini bilmedim. Vefatlarından sonra anladım ki; her ikisinde de ehemmiyetli bir hastalık vardı.

O hastalık irşadıyla, sair gafil ve feraizi terkeden gençlere bedel, en mühim bir takva ve en kıymetdar bir hizmette ve ahirete nafi' bir vaziyette bulundular. İnşaALLAH iki senelik hastalık zahmeti, milyonlar sene hayat-ı ebediyenin saadetine medar oldu. Ben onların sıhhatı için bazı ettiğim duayı, şimdi anlıyorum dünya itibariyle beddua olmuş. İnşaALLAH o duam, sıhhat-ı uhreviye için kabul olunmuştur.

İşte bu iki zat, benim itikadımca, on senelik bir takva ile elde edilecek bir kazanç kadar bir kar buldular. Eğer ikisi, bir kısım gençler gibi sıhhat ve gençliğine güvenip, gaflet ve sefahete atılsaydılar; ölüm de onları tarassud edip tam günahlarının pislikleri içinde yakalasaydı; o nurlar definesi yerine, kabirlerini akrepler ve yılanlar yuvası yapacaklardı.

Diriliş

"Evvel yaratılışı düşünür. Der ki: Nutfeden alakaya, alakadan bir çiğnem ete, bir çiğnem etten ta insanın yaratılışına kadar olan oluşumumuzu görüyorsunuz. Nasıl oluyor ki, yaratılışı inkar ediyorsunuz?.. O, onun misli, belki daha kolayıdır. Hem Cenab-ı Hak, insana karşı ettiği ihsanat-ı azimeyi kelimesiyle işaret edip der: "Size böyle nimet eden bir zat, sizi başıboş bırakmaz ki, kabre girip kalkmamak üzere yatasınız.

" Hem işareten der: Ölmüş ağaçların dirilip yeşillenmesini görüyorsunuz. Odun gibi kemiklerin hayat bulmasını kıyas edemeyip inkar ediyorsunuz. Hem gökyüzünü ve yeri yaratan, gökyüzü ve yerin meyvesi olan insanın hayat ve ölümünden aciz kalır mı? Koca ağacı idare eden, o ağacın meyvesine ehemmiyet vermeyip başkasına mal eder mi?

Bütün ağacın neticesini terketmekle, bütün kısımlarıyla hikmetle yoğrulmuş yaratılış şeceresini faydasız ve boş yapar mı zannedersiniz? Der: kıyamet günü sizi diriltecek zat öyle bir zattır ki, bütün kainat O'nun emrine hazır askeri hükmündedir. ALLAH'ın ol emrine feyekûne karşı tam bir teslimiyet ile boyun eğer. Bir baharı yaratmak, bir çiçek kadar ona kolay gelir. Bütün hayvanatı icad etmek, bir sinek icadı kadar kudretine kolay gelir bir zattır..."

İhlas

Ey biçareler! Mezaristana göçtüğünüz zaman, "Eyvah! Malımız harab olup, sa'yimiz heba oldu; şu güzel ve geniş dünyadan gidip, dar bir toprağa girdik." demeyiniz, feryad edip me'yus olmayınız... Çünki sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir.

Hizmetinizin mükafatını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Zat-ı Zülcelal, sizi celb edip, yer altında muvakkaten durdurur. Sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki; hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almağa gidiyorsunuz.

Evet geçen baharın defter-i a'malinin sahifeleri ve hidematının sandukçaları olan tohumları, çekirdekleri muhafaza eden ve ikinci baharda gayet şaşaalı, belki yüz derece aslından daha bereketli bir tarzda muhafaza eden, neşreden Kadir-i Zülcelal, elbette sizin de netaic-i hayatınızı öyle muhafaza ediyor ve hizmetinize pek kesretli bir surette mükafat verecektir.

Ahireti unutanlar

Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubudiyet neticesiz midir, ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor? Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır ve fütursuz çalışırsın. Acaba bu misafirhane-i dünyada aciz ve fakir kalbine kut ve gına ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya ve herhalde mahkemen olan Mahşer'de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü'nde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır?

Bir adam sana yüz liralık bir hediye va'detse, yüz gün seni çalıştırır. Hulf-ul va'd edebilir o adama itimad edersin, fütursuz işlersin. Acaba hulf-ul va'd hakkında muhal olan bir zat, Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va'd etse, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle onu va'dinde ittiham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir te'dibe ve dehşetli bir tazibe müstehak olacağını düşünmüyor musun?

Nefis

Ey nefsim! Deme 'zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle şarhoştur.' Çünkü ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor.

Şeytanın mühim bir sinsi planı, insana kusurunu itiraf ettirmektir, ta ki bağışlanma ve ALLAH'a sığınma yolunu kapasın. Hem nefsi insaniyetinin enaniyetini tahrik edip, ta ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta kusur ve günahlarından takdis etsin..

Nefsini suçlayan kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, bağışlanma diler. Bağışlanma dileyen ALLAH'a sığınır. ALLAH'a sığınan şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse affa müstehak olur.

ALLAH'a hakiki abd olan, başkalarına abd olamaz.

Madem her yer misafirhanedir. Eğer misafirhane sahibinin rahmeti yar ise, herkes yardır, her yer yarar. Eğer yar değilse, her yer kalbe bardır ve herkes düşmandır

İmana gel ki, elemden emin olasın. Kadere teslim ol ki selamette kalasın.

İnsan eğer kesrete dalıp kainat içinde boğulup dünyanın muhabbetiyle sersem olarak fanilerin tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa, elbette nihayetsiz bir hasarete düşer. Hem fena, hem fani, hem ademe düşer. Hem manen kendini idam eder. Eğer insan-ı Kuran'dan kalb kulağıyla iman derslerini işitip başını kaldırsa, vahdete müteveccih olsa, ubudiyetin miraciyle arş-ı kemalata çıkabilir. Baki bir insan olur.

Dine hizmet

Dine hizmet ederken müspet hareket etmek ve menfi hareketlerden kaçınmaktır.

Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir, menfi hareket değildir. Rıza-i İlahiye karışmamaktır. Bizler aşayişi muhafazası netice veren müspet iman hizmeti içinde her yıl bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz. Kardeşlerim! Hastalığım pek şiddetli, belki yakında öleceğim veyahut bütün bütün konuşmaktan, bazen men olunduğum gibi men edileceğim. Onun için benim nur ahiret kardeşlerim, ehven-ü şer deyip bazı biçare yanlışçıların hatalarına hüçum etmesinler. Daima müspet hareket etsinler. Menfice hareket vazifemiz değil. Çünkü dahilde hareket menfice olamaz.

Gençlik

Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik manen baki kalacak ve edebi bir gençlik kazanmasına vesile olacak.

Dünyada gençliğe muhabbet, yani ibadette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi: dar-ı saadette edebi bir gençliktir.

Yalnızca Allah'a dayanıp güvenmek

Ey insan! Eğer yalnız Ona abd olsan, bütün mahlukat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten istinkaf etsen, aciz mahlukata zelil bir abd olursun.

Her kim kendisini Allah'a malederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah'a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah'a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve her şeyin Ondan olduğunu ve Ona rücu edeceğini bilmekle olur

Dost istersen ALLAH yeter
Yar" istersen KUR'AN yeter
Mal istersen kanaat yeter
Düşman istersen nefis yeter
Nasihat istersen ölüm yeter....(Bediüzzaman Said Nursi)

'senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdud, ömrünün günleri ma'dud ve herşeyin fanidir. öyle ise şu kısa fani ömrünü fani şeylere sarfetme ki , fani olmasın'
bediüzzaman

Sırf dünya için mi yaradılmışsın ki bütün vaktini ona sarfediyorsun..??"

"İman hem nurdur hem kuvvettir..Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir.."

"BismiLLah her hayrın başıdır..Biz dahi başta onla başlarız.."

bediüzzaman

Insan bir yolcudur. Sen burada misafirsin. Ve buradan da diger bir yere
gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce getiremedigi birseye kalbini baglamaz.
Bu menzilden ayrildigin gibi, bu sehirden de çikacaksin. Ve keza, bu fani
dünyadan da çikacaksin. Öyle ise aziz olarak çikmaya çalis. (Bediüzzaman)

ibo3535

12.10-2011, 22:41
Allah ramet eylesin ne güzel sözler yazmış allah ondan razı olsun

dostempati

13.10-2011, 14:09
Bediüzzaman büyük bir İslam alimidir. Allah ın davasını dava edinmiş ve gece gündüz davası için mücadele etmiştir.

Allah ın davasına hizmet edenlerden Yüce Rabbim razı olsun...amin...

AYBAROGLU

17.10-2011, 21:27
Gençlik Rehberi benim için ilaç olmuştur hele bizim gibilere umutsuzluk lügatımızda yoktur Mevla herşeyin sahibidir herkese gereğinden fazla yük yüklememiştir...

dostempati

03.11-2011, 14:32
YİRMİ BEŞİNCİ LEM'A
HASTALAR RİSALESİ
Yirmi Beş Devâdır
Hastalara bir merhem, bir teselli, mânevî bir reçete, bir iyâdetü'l-marîz (hasta ziyareti) ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır.

İHTAR VE İTİZAR: Bu mânevî reçete, bütün yazdıklarımızın fevkinde (üstünde) bir sür'atle telif edildiği gibi, hem umuma muhalif olarak, tashihata (düzeltmeye) ve dikkate vakit bulmayarak, telifi gibi gayet sür'atle, ancak bir defa nazardan geçirildi. Demek, müsvedde-i evvel hükmünde müşevveş (düzensiz) kalmıştır. Kalbe fıtrî bir surette gelen hâtırâtı san'atla ve dikkatle bozmamak için, yeniden tetkikata lüzum görmedik. Okuyan zatlar, hususan hastalar, bazı nâhoş ibarelerden veyahut ağır kelimelerden ve ifadelerden sıkılıp gücenmesinler, bana da dua etsinler.



"O kimseler ki, başlarına bir musibet geldiğinde 'Biz Allah'ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak Onadır' derler."
Bakara Sûresi, 2:156

"Beni yediren ve içiren Odur. Hastalandığımda bana şifa veren de Odur."
Şuarâ Sûresi, 26:79-80.
ŞU LEM'ADA, nev-i beşerin ( insan gruplarının) on kısmından bir kısmını teşkil eden musibetzede ve hastalara hakikî bir teselli ve nâfi (faydalı) bir merhem olabilecek Yirmi Beş Devâyı icmâlen (özetle) beyan ediyoruz (açıklıyoruz).


Bediüzzaman Said Nursi

dostempati

05.11-2011, 22:59
25. Lem'a (http://www.davetci.com/Lema_25.htm)
(http://www.davetci.com/Lema_25.htm)
BİRİNCİ DEVÂ

Ey biçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor-tâ meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin. İşte, ömrün hastalıkla uzun olmasına işareten bu darbımesel dillerde destandır ki, "Musibet zamanı çok uzundur; safâ zamanı pek kısa oluyor."


Bediüzzaman Said Nursi

dostempati

15.11-2011, 14:20
25. Lem'a (http://www.davetci.com/Lema_25.htm)

İKİNCİ DEVÂ

Ey sabırsız hasta! Sabret, belki şükret. Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir. Çünkü ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, ( merhamet sahibi yaratıcısına yönelir) yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur.

Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah'tan şekvâ (şikayet) etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha vardır. ( Doğru Hadis rivayetleri - el-Elbânî, Sahîhu Câmii's-Sağîr, 256.) Hattâ bazı sâbir (sabreden) ve şâkir (şükreden) hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka (doğru keşifler) ile sabittir. Senin bir dakika ömrünü bin dakika hükmüne getirip, sana uzun ömrü kazandıran hastalıktan teşekkî (şikayet) değil, teşekkür et.


Bediüzzaman Said Nursi

ibo3535

15.11-2011, 17:21
Allah razı olsun büyük üstadan

dostempati

16.11-2011, 00:58
25. Lem'a (http://www.davetci.com/Lema_25.htm)

ÜÇÜNCÜ DEVÂ

Ey tahammülsüz hasta! İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval (yok olma) ve firakta (ayrılıkta) yuvarlanması şahittir. Hem insan, zîhayatın ( hayat sahibi) en mükemmeli, en yükseği ve cihazatça en zengini, belki zîhayatların sultanı hükmünde iken, geçmiş lezzetleri ve gelecek belâları düşünmek vasıtasıyla, hayvana nisbeten en ednâ (aşağı) bir derecede, ancak kederli, meşakkatli bir hayat geçiriyor. Demek insan bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve safâ ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azîm (büyük) bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile, ebedî, daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermaye de ömürdür.

Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur. Kabri ve ölümü hatırına getirmek istemiyor. Sermaye-i ömrünü bâd-ı hava (nefis rüzgarı) boş yere sarf ettiriyor. Hastalık ise, birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki: "Lâyemut (ölümsüz) değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan."

İşte hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih (nasihatçı) ve ikaz edici bir mürşiddir. Ondan şekvâ değil, belki bu cihette ona teşekkür etmek, eğer fazla ağır gelse sabır istemek gerektir.


Bediüzzaman Said Nursi

ibo3535

16.11-2011, 17:30
Ne zaman saadet asrını düşünsek,
Arkadaşlarından,
O güzîde ashabından biri ağlar gönlümüzde.
Önce sen ağlarsın.
Abdullah bin Mesud’a
“Bana Ku’ran oku” demiştin.
“Ya Rasulallah! Kur’an sana indirilmişken
Sana mı Kur’an okuyayım” demişti.
“O’nu başkasından dinlemeyi de severim” buyurmuştun
İbn-i Mesud, Nisa suresini okumuş,
Bir ayete gelmişti:
“Her ümmetten birer şahit,
Onların üzerine de Habibim
Seni bir şahit olarak getirdiğimiz zaman
Onların hali nice olur”
“Şimdi yeter” demiştin.
İbn-i Mesud gözlerini kaldırıp bakmıştı sana,
Gözyaşların mübarek sakalına inmişti.
Bir defasında ashabına Kur’an okuyordun
‘Sakının o ateşten ki o’nun yakıtı insanlar ve taşlardır’diyordun.
Önünde oturan siyahi bir adam yüksek sesle ağlamaya başlamıştı
O ağlayışa Cibril inmişti semadan
Ya Resuallah huzurunda ağlayan bu zat kimdir ? demişti,
Sende Habeşli biri demiş ve o’nu övmüştün
Cebrail ise şu müjdeyi vermişti ; Allah buyuruyorki ;
‘İzzet ve Celalime Arş üzerindeki Hakimiyyetime Yemin Ederimki,
dünyada Benim korkumdan ağlayan bir kulun gözünü Cennette çok güldürüceğim’
ne zaman saadet asr-ı’nı düşünsek arkadaşlarından o güzide ashabından biri,
hesap gününden korkar gönlümüzde
Şeddat bin Evs korkar yatağına girdiğinde sağına soluna döner durur uyuyamaz.
‘Allahım’ der.Cehennem ateşi uykumu kaçırdı.
Sonra kalkar sabaha kadar namaz kılar,
Ebu’d Derda düşer gönlümüze,
‘Keşke ailemin koçları olaydım da kendilerine misafir geldiğin de beni yedirselerdi’ der,
İmran bin Husayn düşer gönlümüze ‘Keşke bir tepede kül olaydım da fırtınalı bir günde rüzgar savursaydı’ der
Ne zaman saadet asr-ı’nı düşünsek arkadaşlarından o güzide ashabından biri, Peygamber sevgisini öğretir bize
Ashabından biri Sana gelmişti ,
Ya Resulallah demişti, ‘seni öyle seviyorum ki aklıma geldiğinde gelip seni görmesem canım çıkacak gibi oluyorum, sonra ahireti düşünüyorum cennete girsem bile Seninle birlikte olamıyacağım aşşağı mevkilerde kalıcam buda zoruma gidiyor istiyorum ki ahirette de yanında olayım’ Kaynakwh webhatti.com:
Sende ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir’ buyurmuştun,
Abdurrahman bin Sad anlatıyor ya Resulallah
Diyorki ;
‘Bir gün Ömerin oğlu Abdullah ile otururken ayağı kasılıp kaldı
ayağına ne oldu dedim şuradan itibaren sinir toplandı dedi,
Bende dedim ki En çok sevdiğin insanın adını anda iyileşsin’
Ya Muhammed dedi ve hemen ayağını uzattı,
Ya Resulallah Sen abdest aldığın da ashab-ı güzin efendilerimiz koşarak abdest suyunu alır yüzlerine sürerlermiş
Bir defasında sormuşsun:
-‘Niçin böyle yapıyorsunuz ?’
-‘bereket ve hayır umuyoruz’ demişler, Sende buyurmuşsun ki ; ‘Allah ve Resulu’nun sevgilisi olmak isteyen doğru söylesin emanete riayet etsin komşusunu incitmesin’
Ne zaman saadet asr-ı’nı düşünsek arkadaşlarından o güzide ashabından biri hamd eder Allah’a şükrü öğretir bize
Ebu Eyyub El-Ensari ona öğrettiğin kelimeleri söyler
‘Allah’tan başka ilah yoktur, Mülk ve saltanat O’nundur Hamd O’nun hakkıdır, O’nun ortağı yoktur.

dostempati

20.11-2011, 07:18
25. Lem'a (http://www.davetci.com/Lema_25.htm)

DÖRDÜNCÜ DEVÂ

Ey şekvâcı (şikayetçi) hasta! Senin hakkın şekvâ değil, şükürdür, sabırdır. Çünkü senin vücudun ve âzâ ve cihazatın, senin mülkün değildir. Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder.

Yirmi Altıncı Sözde denildiği gibi, meselâ gayet zengin, gayet mâhir bir san'atkâr, güzel san'atını, kıymettar servetini göstermek için, miskin bir adama modellik vazifesini gördürmek maksadıyla, bir ücrete mukabil, bir saatçik zamanda, murassâ (kıymetli taşlarla süslenmiş) ve gayet san'atlı diktiği bir gömleği, bir hulleyi (elbise) o fakire giydirir. Onun üstünde işler ve vaziyetler verir. Harika envâ-ı san'atını (sanatının çeşitleri) göstermek için keser, değiştirir, uzaltır, kısaltır. Acaba şu ücretli miskin adam, o zâta dese: "Bana zahmet veriyorsun, eğilip kalkmakla verdiğin vaziyetten bana sıkıntı veriyorsun. Beni güzelleştiren bu gömleği kesip kısaltmakla güzelliğimi bozuyorsun" demeye hak kazanabilir mi? "Merhametsizlik, insafsızlık ettin" diyebilir mi?

İşte, aynen bu misal gibi, Sâni-i Zülcelâl (Celal ve yücelik sahibi sanatkar Allah) sana, ey hasta, göz, kulak, akıl, kalb gibi nuranî duygularla murassâ olarak giydirdiği cisim gömleğini, Esmâ-i Hüsnâsının (güzel isimlerinin) nakışlarını göstermek için, çok hâlât (haller) içinde seni çevirir ve çok vaziyetlerde seni değiştirir. Sen açlıkla onun Rezzâk (rızık veren) ismini tanıdığın gibi, Şâfî (şifa veren) ismini de hastalığında bil. Elemler, musibetler bir kısım esmâsının ahkâmını (isimlerinin hükümlerini) gösterdikleri için, onlarda hikmetten lem'alar (parıltılar) ve rahmetten şuâlar (ışıklar) ve o şuâât içinde çok güzellikler bulunuyor. Eğer perde açılsa, tevahhuş (korku) ve nefret ettiğin hastalık perdesi arkasında sevimli, güzel mânâları bulursun.


Bediüzzaman Said Nursi

dostempati

25.11-2011, 15:05
25. Lem'a (http://www.davetci.com/Lema_25.htm)

BEŞİNCİ DEVÂ

Ey maraza (hastalığa) müptelâ hasta! Bu zamanda tecrübemle kanaatim gelmiştir ki, hastalık bazılara bir ihsan-ı İlâhîdir, bir hediye-i Rahmânîdir. Bu sekiz dokuz senedir, liyakatsiz olduğum halde, bazı genç zatlar hastalık münasebetiyle dua için benimle görüştüler. Dikkat ettim ki: Hangi hastalıklı genci gördüm; sair gençlere nisbeten âhiretini düşünmeye başlıyor. Gençlik sarhoşluğu yok. Gaflet içindeki hayvânî hevesattan (isteklerden) bir derece kendini kurtarıyor. Ben de bakıyordum, onların tahammül dahilindeki hastalıklarını bir ihsan-ı İlâhî olduğunu ihtar ederdim. Derdim ki:

"Kardeşim, senin bu hastalığının aleyhinde değilim. Hastalık için sana karşı bir şefkat hissedip acımıyorum ki, dua edeyim. Hastalık seni tam uyandırıncaya kadar sabra çalış. Ve hastalık vazifesini bitirdikten sonra, Hâlık-ı Rahîm inşaallah sana şifa verir."

Hem derdim: "Senin bir kısım emsalin sıhhat belâsıyla gaflete düşüp, namazı terk edip, kabri düşünmeyip, Allah'ı unutup, bir saatlik hayat-ı dünyeviyenin zâhirî (dış görüntüsü) keyfiyle hadsiz bir hayat-ı ebediyesini sarsar, zedeler, belki de harap eder. Sen hastalık gözüyle, herhalde gideceğin bir menzilin olan kabrini ve daha arkasında uhrevî menzilleri görürsün ve onlara göre davranıyorsun. Demek senin için hastalık bir sıhhattir; bir kısım emsalindeki sıhhat bir hastalıktır."


Bediüzzaman Said Nursi

dostempati

30.11-2011, 15:25
ALTINCI DEVÂ

Ey elemden teşekkî eden hasta! Senden soruyorum: Geçmiş ömrünü düşün ve o ömürde geçmiş lezzetli safâ günleri ve belâ ve elemli vakitlerini tahattur et (hatırla) . Herhalde ya oh, ya ah diyeceksin. Yani, ya "Elhamdü lillâh, şükür," veyahut "Vâ hasretâ, vâ esefâ!" kalbin ve lisanın diyecek.

Dikkat et, sana "Oh, elhamdü lillâh, şükür" dediren, senin başından geçmiş elemler, musibetlerin düşünmesi, bir mânevî lezzeti deşiyor ki, senin kalbin şükreder. Çünkü elemin zevâli lezzettir. O elemler, o musibetler, zevâliyle ruhta bir lezzet irsiyet bırakmış ki, düşünmekle deşilse, ruhtan bir lezzet akıyor, şükürler takattur ediyor(damlıyor).

Sana "Vâ esefâ, vâ hasretâ!" dedirten, eski zamanda geçirdiğin lezzetli ve safâlı o hallerdir ki, zevalleriyle senin ruhunda daimî bir elem irsiyet bırakıp, ne vakit düşünsen o elem yine deşiliyor, esef ve hasret akıtıyor.

Madem bir günlük gayr-ı meşru lezzet bazan bir sene mânevî elem çektiriyor. Ve muvakkat bir günlük hastalıkla gelen elem, çok günler mânevî lezzet, sevapla beraber, zevâlindeki halâs ve kurtulmaktan gelen mânevî lezzet vardır. Senin başındaki şimdilik bu muvakkat hastalığın neticesi ve içyüzündeki sevabı düşün. "Bu da geçer, yâ Hû" de, şekvâ yerinde şükret.


Bediüzzaman Said Nursi

hüseyin19

30.11-2011, 16:41
üstadın hastalı risalesi, bela, musibet ve hastalığa uğramıışların el kitabı olmalıdır. müthiş güzel.

ibo3535

30.11-2011, 18:18
Bence ümmü mektunu hayatını okusunlar nasıl bi sahibiymiş ve neler yapmış sonrada düşünsünler bol bol

Abdullah İbni Ümmi Mektum, Peygamber’imizin ilk eşi Hz Hatice vâlidemizin dayısı Kays İbni Zâide’nin oğludur Annesinin adı Âtike binti Abdullah’tı
Cennetle müjdelenen ilk ama sahabi Abdullah İbni Ümmü mektum Kendisi annesine nispetle ‘Ümmi Mektum’un oğlu’ anlamında İbni Ümmi Mektum ismiyle meşhur olmuştur Çocukken gözlerini kaybetmiş olduğunu şu mukaddes sohbetten öğrenmekteyiz: Hz Enes’in rivayet ettiğine göre, bir defasında Hz Cebrail, Peygamber’imizin huzuruna geldiğinde İbni Ümmi Mektum da orada bulunmaktaydı Cebrail, “Gözünü ne zaman kaybettin?” diye sorunca o da “Çocukken” cevabını vermiştir Bunun üzerine Cebrail kendisine şu müjdeyi vermiştir: “Allah, buyuruyor ki: ‘Ben bir kulumun gözünü aldığım zaman ona cenneti mükâfat olarak veririm’ Bu hadis-i kudsi sâyesinde Abdullah İbni Ümmi Mektum, dünyada iken cennet müjdesini almış oluyordu Bir Kur’an âşığı olan Abdullah, Peygamber’imizin huzurunda bulunmak, O’nun manevî atmosferinden istifade etmek ve O’ndan Kur’an’dan âyetler öğrenmek için, sık sık Resulullah’ın yanına giderdi Bir gün Abdullah, bu niyetlerle Peygamber’imizin huzuruna gelir Bu esnada da Resulullah, belki içlerinden birkaçı imana gelir ümidiyle Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerine canla başla İslâm’ı anlatmaktaydı Abdullah, meclise gelerek Peygamber’imize hitaben, “Yâ Resulallah, bana Kur’an okut Allah’ın sana öğrettiğinden bana da öğret” dedi


Resulullah, müşriklerin üzerinde daha fazla durma gereği duyduğundan, O’nunla yeterince ilgilenemedi Abdullah, arzusunu birkaç defa tekrar etti Resulullah, ona aldırmayıp yüzünü buruşturup döndü, sözünün kesilmesini istemedi ve misafirlerle sohbet etmeye devam etti Fakat çok sürmedi, tam sözünü bitirip kalkacağı sırada İlâhî ikaz geldi: “Yanına âmâ geldi diye yüzünü ekşitip döndü! Nereden bileceksin, belki de o günahlarından arınacaktı! Yahut o öğüt alacak ve o öğüt kendisine fayda verecekti! Öğüde ihtiyaç duymayan kimseye gelince sen ona yöneliyorsun Onun inkâr ve isyan pisliği içinde kalmasından sen mesul değilsin! Sana koşarak gelen ve Allah’tan korkan kimseyi ise ihmal ediyorsun! Sakın! O Kur’an bir öğüttür” (Abese Sûresi; 1, 10)

Bu hadiseden sonra Resulullah, Abdullah’a daha çok iltifat ve ikramda bulunmuştur Ne zaman onu görse, o hadiseyi hatırlatarak, “Ey Rabb’imin beni ikazına sebep olan kardeşim, merhaba!” diye onun gönlünü alırdı Abdullah, ilk Müslümanlardan olduğu gibi, ilk muhacirlerden olma şerefine de nail olmuştu Peygamber’imizden önce, Medine’ye Musab b Umeyr ile ilk hicret edenlerdendi Peygamber’imizden Kur’an âyetlerini ezberleyen ve bu şekilde hafız olan Abdullah, Musab ile birlikte Medineli Müslümanlara Kur’an öğretmiştir Görme özürlü olmasına rağmen, Hz Peygamber onu Bilal ve Ebû Mahzûre ile birlikte Mescid-i Nebevî’de müezzinlikle görevlendirmiştir Hz Bilal-i Habeşî olmadığı zaman Eb’u Mahzûre, o da bulunmadığı zaman Abdullah ezan okurdu Ramazan aylarında ise sahurun bittiğini ilan etmek için ayrıca ezan okurdu Abdullah Bunun için Resulullah müminlere “Bilal ezanı gece okuyor, İbni Ümmi Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyip içiniz” buyurmuştur

Abdullah (ra) dinde çok hassastı Mesela cihadın fazileti ile ilgili âyetler indiğinde, sanki bu âyetlerin kendisini muhatap kıldığı kaygısı ile bir gün Peygamber’imize gözyaşları ile gelerek: “Ya Resulallah! Vallahi, cihat etmeye imkânım olsa, ederdim!” diyerek Rabb’ine yönelmiş ve “Ya Rab; Özrümü beyân eden âyet indir! Özrümü beyân eden âyet indir!” diye yalvarmıştır Peygamber’imizin kâtibi, Zeyd İbni Sâbit bu hadiseyi şöyle rivayet etmektedir: “İbni Ümmü Mektum, Resulullah (sas) bana vahyi yazdırırken gelmiş ve bu sözleri söylemişti Bu sırada Resulullah’ın dizinin bir kısmı dizimin üzerine geliyordu Birden dizi ağırlaşmaya başladı Vahiy başlamıştı Dizim ezilecekti zannettim Biraz sonra hafifledi Bana dönerek, “Zeyd, yazdığını oku!” buyurdu Okudum: “Müminlerin savaşa katılmayıp oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihat edenler bir değildir” Resulullah ilâve etti ve yazmamı söyledi: “Özürlü olanlar hariç” (Nisâ; 4, 95, 96)

Hakkında ayet inerek muaf tutulmasına rağmen, cihada katıldı ve sancak taşıdı Ancak, Resulullah döneminde her sefere katılamazdı Çünkü Efendimiz onu Medine’de vekil bırakarak, imamlığı ona veriyordu İslâm Peygamberi ona, toplam on üç kez Medine’de vekillik, “kaim-i makam”lık vermiştir İslâm’da özürlülerle ilgili çeşitli hükümlerin belirlenmesi, onun sâyesinde mümkün olmuştur Veda Hutbesi’ni cemaate yüksek sesle tekrarlamıştır Hz Abdullah, Hz Ömer’in halifelik döneminde İran’ın fethinde bulundu ve şehid oldu(Miladî 636)

walera

01.12-2011, 00:28
arkadaşlar sadece merakımdan soruyorum tarihte saidi kürdi diyen geçen bu zata bedilik ünvanını kim hangi alimler kurulu bu ünvanı vermiş vermişse nerde yazıyor çok araştırdım böyle bi ünvanı ona veren bi alimler kurulu bulamadım varsa bi bilginiz paylaşsanız

ibo3535

01.12-2011, 08:22
kurul die bişey yok halk dilinde denilmiş cağın güneşi anlamında nasıl ki peygamber efendimize muhammedin emin die emin ismi halk dilinde hiç yalan söylmediği için emin insan olduğu için düşmanları bile muhammedi emin die seslenirlerdi işte buda böyle halk dilinde üstün zekalı olduğu için üstad hz o cağın alimi tabi alim derken evliyalarda vardı onun zamanında onun üstün zekasi limle bilimi birleştirmesi oldu şu anda muhterem fetullah gülen hoca efendini yaptığı gibi bazıları türkiye için hiç bir şey yapmadı dienler için yazıyorum ruslarla savaştı talebeleriyle bir cok talabesi öldü ve kendisi esir düştü sonradan serbest bırakıldı risela nuru bilmeyen okumayan bazı arkadaşlar yorum yapıyor kuranla ilgisi yok die risele nur die özelikle ALLAH sadık kulu filimin yorumlarını okudum mynette ne kadar cahil insanlar olduğunu gördüm

hüseyin19

01.12-2011, 09:47
walera

o namı ona onu seven halk verdi ve onlar onu said i kürdi olarak değil said-i nursi olarak görürler.kürdiliği kürtçülük yaptığından değil, milletindendir. kürttür ama kürtçü hiç değildir.onun ruslara karşı destansı mücadelesi bile onun ne kadar vatanperver olduğunu gösterir.

ibo3535

01.12-2011, 13:50
gercek adı nifus cüzdanında adı SAİD OKUR gercek ismi onun için kürt türk arap yada farklı bi ırk fark etmiyor onun derdi müslümanlar kardeşliği ALLAH birliği peygamberin birliği dinin birliği vatanın birliği bayrağın birliği bu kadar biriz neden kavga ederiz derdi devamlı

walera

01.12-2011, 19:06
anlattıklarınız ilginçte diyorsunnuz ku ozamanlar evliyalarda vardı peki bu evliyalardan biri saidi kürdi için bedi lakabı kullanmışmı kullanmışsa hangi evliyaymış onlar çok merak ettim ibo kardeşim

ibo3535

02.12-2011, 17:34
Suriyede bütün dünya alimlerine hutbe vermiştir cuma namazı kıldırmıştır bütün dünya alimlerine böyle büyük zaatı muhteremden bahsediyoruz

saww

02.12-2011, 18:03
Alim olabilir. Muhterem olabilir.
Ondan daha büyük alimler varken bu tv de film falan çekilecek binlerce daha yüce zat varken bu zat onların yanında damla kalmazmı:confused:
Benim anlamadığımda budur.

Sakallısı varken (Sünnet) Sakalsızı ondan sonra gelse gerek!
İllada film çekicekseniz F. Sultan Mehmet Han a çekin. Akşemsettine çekin daha layıktır.
İstanbul bugün İslam diyarıysa onun eseridir...

ibo3535

02.12-2011, 19:36
Elbette onlarda büyük zatlar onlara filim cekilmesi lazım amerikanın geçmişi bizim osmanlı gibi olsa 300 sene adamlara mahzeme cıkar öyle filimler cekerlerdi ki biz ağzımızı acar bakardık bizim koskoca osmanlı geçmişiz var 600 sene zaten abd filim cekse bizim gibi muhteşem yüzyıl gibi yarım yamalak tarih bilmeyen insanların yazdığı filimler cekilmezdi

walera

04.12-2011, 04:19
suriyede diyorsun vaaz vermiş onun vaaz vermesi onun çok alim biri allah dostu olduğunamı delildir ona bakarsan bu gün kadyanilik var nusayrilik var onlarında alim dedikleri insanlar var vazz veriyorlar diğe allah dostu mu oluyorlar bide anlamadığım burası özürlüler sitesimi dini bilgi anlatılacak sitemi eğer birazda gerçekleri araştırırsanız, benim daha önceki yazılarımda bütün kürtçülük akımlarında onun adı geçer tam yakalancağı zaman ben halkı sakinleştiriyordum diye sıyrılır bunu görürsünüz sizler buralarda islami konular açtıkça bizde gerçekleri yazacaz tarihte şeyhsaite yazdığı ve daha sonra şeyh saidin idamından sonra kürt saidin şu sözü çok manidardı şeyh saidi kasderek ekberi azam olan biraderim öcünü kalemimle aldım bu gün bakıyoruz daha geçen ay bütün tv kanallarında çıktı fetullah güvenin trdeki temsilcileri pkk temsilcileri ile görüştüler neydi bu görüşmenin amacı bütün tv kanallarında çıktı hemde cematın ileri gelenleri çok manidar şeyler sizin anlattığınız insan kürt ırkçılığıyla islami ümmeçiliği birbirine karıştırıp sonrada işleri berbat eden bi insandır çok yerde hayatını okudum medresedn kovuluyor senin akln almıyor diye sonra ne hikmetse aradan zaman geçiyor birileri kalkıyor bedii ünvanı veriyor

ibo3535

04.12-2011, 11:42
onları gözleri vardır görmezler kulakları vardır duymazlar kalpleri mühürlüdür şimdi sana ne yazsak gökten zembil melek inse mulahif olacaksın ozaman senin yolun kendine benim yolum kendime yazacak bişey bütün dünyada kabul görmüş zatı muhteremden basediyoruz eğer sen yalnış tanıyorsan bu senin cehaletin ne diyeyim

ibo3535

04.12-2011, 13:34
Allah sana akıl fikir versin fetullah gülen hoca efendi risele nur okuya okuya bu güne geldi ve onun önderliğinde türk okulları kuruldu türkçe olimpiyatları yapılıyor sen halla üstadın kürtlüğünü türklüğünü sorguluyorsun kaç bin kişi ve ailesi dünyanın hemen hemen bütün ülkesinde türkçe kouşur halle geldi sen daha kürt mü türk mü onun peşindesin üstadımız kürttür ama hiç bir zaman kürtlük türklük peşinde olmadı bulunduğu bütün zamnalarda derdi hep okuldur öğrenci yetiştirmektir başka derdi hiç bir zaman omamıştır ülke savunması gelince ruslara karşı bütün öğrencileri ve kendisi savaşmıştır bir cok sevdiği yetiştirdiği öğrencisi şehit kendiside esir düşmüştür halla neyin peşinde olduğunuzu anlamadım

hey kara cahil insan medredesen gönderilmesi sebebi artık o kadar zeki olmuş ki öğretmeni öğretecek bişey bulamamış zekası o kadar fazlaki 2 yıldaa okunacak kitapları iki cuma arasında okunuyor en iyi hocası en iyi ilim aldığı hocası medrese hayatından önce şeyh MUHAMMED DİYADÜDDİN HZ BU MUBAREK DAYANDIĞI NOKTA ŞAH-İ NAKŞİBEND (KS) HZ SONRA ŞEYH SEYİT ABÜLLKADİR BURALARDAN DAYANRAK GELYOR ÜSTADIMIZ YANİ HOCASINI ADINI YAZDIM HOCALARIN HOCASIDA İŞTE BU MUBAREK ZATLARDIR

Ayrıca ALLAH dostlarını eleştirme bence onları koruyan ve himaye eden kızar dostlarına kötü laf denmesinden hoşlanmaz birde yazılarına kaynak gösterde bizde görelim bi yazı yazıyorsun duydum yada bi yerde okudum die kaynağın nedir ne kadardır doğruluk derecesi görelim

dostempati

04.12-2011, 14:13
ALTINCI DEVÂ

Ey dünya zevkini düşünüp hastalıktan ıztırap çeken kardeşim! Bu dünya eğer daimî olsaydı ve yolumuzda ölüm olmasaydı ve firak ve zevâlin rüzgârları esmeseydi ve musibetli, fırtınalı istikbalde mânevî kış mevsimleri olmasaydı, ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım. Fakat madem dünya birgün bize "Haydi, dışarı" diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak. O bizi dışarı kovmadan, biz bu hastalıklar ikazatıyla (ikazlarıyla) şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz. O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız.

Evet, hastalık bu mânâyı bize ihtar edip der ki: "Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren." Kalbin kulağına gizli ihtar ediyor.

Hem madem dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor. Hususan meşru olmazsa, hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor. O zevki kaybettiğinden hastalık bahanesiyle ağlama; bilâkis hastalıktaki mânevî ibadet ve uhrevî sevap cihetini düşün, zevk almaya çalış.


Bediüzzaman Said Nursi

ibo3535

04.12-2011, 17:46
Yüzyılımızın yetiştirdiği önde gelen İslâm mütefekkirlerinden biridir. 1876'da Bitlis'in Hizan kazâsına bağlı İsparit nâhiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960'da Şanlıurfa'da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Keskin zekâsı, hârikulâde hâfızası ve üstün kâbiliyetleriyle çok küçük yaşlardan itibâren dikkatleri üzerinde toplayan Said Nursî, normal şartlar altında yıllar süren klasik medrese eğitimini üç ay gibi kısa bir zamanda tamamlamıştır.Gençlik yıllarını alabildiğine haraketli bir tahsil hayatı ile değerlendirmiş; ilimdeki üstünlüğünü, devrinin ulemâsıyla çeşitli zeminlerde yaptığı münâzaralarda fiilen ispatlamıştır. Bu meziyetleriyle ilim çevresine kendisini kabul ettirerek, "Bediüzzaman" , yani "çağın eşsiz güzelliği" lâkabı ile anılmaya başlamıştır.



Said Nursî medrese eğitimiyle dini ilimlerde kazandığı ihtisası, çeşitli fenlerde yaptığı tetkiklerle tamamlamış; bu arada devrinin gazetelerini takip ederek ülkedeki ve dünyadaki gelişmelerle ilgilenmiştir. Diğer taraftan, doğup büyüdüğü şark topraklarının sıkıntı ve problemlerini bizzat yaşayarak gören Said Nursî, en zarurî ihtiyacın eğitim olduğu kanaatine varmış; bunun için de şarkta din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversite kurulmasını temin için yardım istemek maksadıyla 1907'de İstanbul'a gelmiştir. İstanbul'da da ilim dünyasına kendisini kısa sürede kabul ettiren Bediüzzaman, çeşitli gazetelerde yazdığı makalelerle, o günlerde Osmanlıyı ve İstanbul'u çalkalayan hürriyet ve meşrûtiyet tartışmalarına katılmış; meşrûtiyete İslam nâmına sahip çıkmıştır. 1909'da patlak veren 31 Mart Olayında yatıştırıcı bir rol oynamış; buna rağmen, haksız ithamlarla Sıkıyönetim Mahkemesine çıkarılmış, ancak beraat etmiştir. Bu hadiseden sonra İstanbul'dan ayrılarak şarka geri dönmüştür.



Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte gönüllü milis alayları teşkil ederek cepheye koşmuştur. Vatan müdâfaasında çok büyük hizmeti geçmiş; savaşta bir çok talebesi şehit olmuş; kendisi de Bitlis müdâfaası sırasında yaralanarak esir düşmüştür. Yaklaşık üç yıl Rusya'da esâret hayatı yaşadıktan sonra Varşova, Viyana ve Sofya yoluyla İstanbul'a dönmüştür.



İstanbul'da devlet ricalinin ve ilim çevrelerinin büyük teveccühüyle karşılanmış; Dârü'l-Hikmeti'l İslamiye âzâlığına tayin edilmiştir. Bu devrede, resmî vazifesinden aldığı maaşla kendi kitaplarını bastıran ve bunları parasız dağıtan Bediüzzaman, İstanbul'un işgâli sırasında neşrettiği Hutuvât-ı Sitte adlı broşürle büyük hizmet etmiş ve işgal kuvvetlerinin plânlarını bozmuştur. Kezâ, işgalcilerin baskısı altında verilen ve Anadolu'daki kuvâ-yı milliye hareketini "isyan" olarak vasıflandıran şeyhülislâm fetvasına karşı, mukabil bir fetva vererek millî kurtuluş hareketinin meşrûiyetini îlân etmiştir. Bu hizmetleri Anadolu'da kurulan Millet Meclisi'nin takdirini kazanmış ve Bediüzzaman bizzat Mustafa Kemal tarafından ısrarla Ankara'ya dâvet edilmiştir.



Bu mükerrer dâvetler neticesinde 1922 sonlarında Ankara'ya gelmiş ve Meclis'te resmî bir "hoşâmedî" merâsimiyle karşılanmıştır. Ankara'da kaldığı günlerde, yeni kurulan devlete hâkim olan kadronun dîne bakış tarzının menfî olduğunu görünce, on maddelik bir beyannâme hazırlayarak Meclis âzâlarına dağıtmıştır. Bu beyannâmede yeni inkılâbın mîmarlarını İslam şeâirine sahip çıkmaya çağırmış; akabinde Mustafa Kemal'le bir kaç görüşmesi olmuştur. Kendisine şark umumî vâizliği, milletvekilliği ve Diyanet âzâlığı teklif edilmiş; ancak Bediüzzaman bu teklifleri kabul etmeyerek Van'a dönmüştür.



O sıralarda çıkan Şeyh Said hâdisesiyle hiç bir ilgisi olmadığı, hattâ hâdise öncesinde kendisinden destek isteyen Şeyh Said'i bu niyetinden vazgeçirmeye çalıştığı halde, Bediüzzaman hâdise sonrasında, Van'da ikâmet ettiği uzlethanesinden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla nâhiyesine götürülmüştür. Burada "mânevî cihad" hizmetini başlatmış, birbiri peşi sıra telif ettiği eserlerde îman esaslarını terennüm etmiştir. Bu eserler, îmanını tehlikede hisseden halkın büyük teveccüh ve rağbetine mazhar olmuş; elden ele dolaşarak hızla yayılmıştır. O devrede elle yazılarak çoğaltılan eserlerin toplam tirajı 600.000'i bulmuştur. Başlattığı hizmetin halka mal olması, devrin idârecilerini rahatsız ettiğinden 1935'te Eskişehir, 1943'de Afyon, 1952'de de İstanbul mahkemelerine çıkarılmıştır. Bunlardan netice alınamamış, ancak Bediüzzaman yine rahat bırakılmamış; Kastamonu'da, Emirdağ'da, Isparta'da sıkı tarassud ve takip altında yaşamaya mecbur bırakılmıştır.



Ömrünün son günlerine kadar keyfî muâmele ve eziyetlerden kurtulamayan Bediüzzaman, buna rağmen, îman hizmetini büyük bir kararlılıkla devam ettirmiş; o zor şartlar altında telif ettiği 6000 küsur sayfalık Risâle-i Nur Külliyatı'nı tamamlamaya ve yaymaya muvaffak olmuştur. Kur'ân'ı bu asrın idrâkine uygun ve ikna edici bir üslupla izah ve ispat eden ve vehbî olarak kaleme alınan bu eserler, onun çileli hayatını en güzel meyvesidir.

walera

05.12-2011, 03:59
yazmıyacaktım ama sen bana kara cahil dedin ibo3535 ozaman oku be Saidi Nursi, Kürdistan Azmi Kavi Cemiyetinin arzusu üzerine mahalli Kürt kıyafeti ile, boynunda dürbün, belinde tabanca ve kama, ayağında lapçin ve başında poşu olduğu halde İstanbul’a gelmiş ve büyük bir cüretle dönemin padişahı II.Abdülhamit’e cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve esası kürtçe öğretim yapacak okullar açmaya dayanan dilekçeyi sunmuştur. Daha sonra yazdığı yazılar neticesinde de,Padişah tarafındanToptaşı tımarhanesine kapatılmış,bir süre sonra affedilip memleketine yollanmıştır.
İkbal-i millet Dergisi
Ebnâ-i cinsime burada birkaç söz söylemezsem, bence bahs nâtamam kalır. Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamanından pişdar, kahraman askerleri olan arslan Kürtler!... Beşyüz sene yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa sahrâ-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir. Hikmet-i ilâhî denilen makine-î alemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme mümted ve müteşa'ib kanun-i nûrân-î ilâhînin müessisi olan hikmet-i ilâhî ufk-i ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış, size emrediyor ki, tefrika ile katre katre müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhit ve mezcederek zerrâtın câzibe-i cüz'iyyeleri gibi gibi bir câzibe-i umum-î millî teşkili ile Kürt gibi bir kütle-i azîmi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i islâmiyye Osmâniyyenîn mevkibinde bir kevgeb-i münevver gibi câzibesini ittiba ile muvazene ve âheng-i umumiyyeyi muhafaza ediniz.
Divan-i Harb-i Örfî, İkbal-i Millet
Günümüz Türkçesi :
İnsan için çalışmaktan başka yol yoktur" sözünün öteki ifadesi, şahsî teşebbüstür. Her kemâlin kurucu ve koruyucusu olan cesaret ve millî namus emrediyor ki, şimdiye kadar nasıl maddi şecaatte terakki ettinizse, şimdi de akıl ve medeniyet meydanında millî namusu çiğnetmeyiniz. Millî duyguların mâkesi olan, kıymetinizin ölçüsü olduğu halde ihmalinizle gayet çapraşık bununan diliniz, tûbâ ağacı gibi bir ağacın tecellisine müstatken, böyle kurumuş, perişan ve edebiyatsız kalmış olduğundan, diliniz sizden millî hamiyete şikâyette bulunuyor. İnsanda kaderin sikkesi sikkesi lisandır. Anadil tabiî olduğundan, kelimeler zihne kendiliğinden gelir. Zihin çatallaşmaz, O zihne giren bilgiler taş üzerinde oyulmuş gibi bâki kalır. Millî dille görünen herşey hoş gelir. Millî hamiyetin bir misalini size takdim ediyorum. O da Mutkili Halil Hayâlî Efendi'dir. Millî hamiyetin her şubesinde olduğu gibi, dil alanında da dilimizin esası olan elifbe, sarf (gramer) ve nahvini (sintaksını) vücuda getirmiştir. Hakikaten Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevherine ratgeldiğinden, istikbalimizi onun gibi birçok cevherler ışıklandıracaktır
Osmanlı Şeyhulislamlardan Mustafa Sabri’nin (*) “Kürd Said’in Mezhebi Hakkında Reddiye Armağanı” adlı kitabında, çağdaşı ve bir süre birlikte çalıştığı Said-i Nursi hakkındaki yazılarından biri
Bismillah, Hamdele, Salvele.. Saidi Kürdi meselesini tetkik ederken başlıca iki nokta üzerinde durmak icabeder. Birincisi; Müridlerinin SAİDİ i’zam edeceğiz diye küfre kadar varan sözleridir. İkincisi ise; SAİD’in izharı keramet etmesi ve sureyi Nurun asıl muhatabının kendisi olduğu hakkındaki zu’mu batılı.. Belki de bu sözleri iğfalatı şeytaniyeyi, ilhamatı hakikiye zannedecek kadar ihtiyar ve mağşuş olmasındandır
Müritlerinin sözleri mücmelen şunlardır : Sait layuhitidir, hatasızdır, yanılmaz ve günah işlemez. Resulü Ekremden sonra Alemi İslamda böyle büyük bir adam gelmemiştir.. Sözleri aynen Kur’andır.. Beşeriyeti, Risaleyi Nur ve Sait kurtaracaktır.. Dünyada iki milyon kadar nurcu vardır. Bu insanlar dünyanın hakiki Müslümanları ve Müslümanlığı yegane anlayan insanlardır.. Bu zata dil uzatanlar kafirler ve masonlardır.. Sait’in kitabını bir dinsiz okusa itiraz edemez.. vesaire
Sait ise müritlerinin hilafına kendisi için iki şahsiyet tanır. Birincisi : Eski Sait’tir. Kürtçülük meselesiyle uğraşmış ve siyasete dalmış Saiti Muhti’dir. (Yani günahkar Sait’tir.) Diğeri de Lahuyti, (günahsız), ikinci veya yeni Sait’tir. Kendisine göre sureyi Nurdaki manalar bu asra göre ve kendisi için nazil olmuştur. Keramet ehli, siyasetle meşgul olmıyan ve bu Asra zamanın kutbu olarak bakan bir insandır. Sureyi Nur’daki bu meseleyi ebced hesabı ile Mısır (?) uleması bulup Said’e haber vermişler.. Yani Said’in Cebraili ebcedci alimler oluyor. (Asayı Musa ve Zülfikar adlı kitaplara bakılsın..)
Şu iki kısaltmada görüldüğü gibi Saidi kürdi, Müritlerinden daha insaflıdır. Hiç değilse yaşadığı ömrün bir kısmı için hata kabul ediyor.. Müritleri ise onun tırnaklarını ve saçını saklayarak her şeyine bir kudsiyet izafe ediyorlar. Malumatı diniyyeye, esasatı şeriyyeye vakıf olmayan bu insanlar çok büyük hatalara düşüyorlar. Biz hem onları, hem de sair Müslümanları fıkhı müdevven haricinde (dinin belirli hükümleri dışında) teşekkül etmiş veya etmek istidadında bulunan bilumum nevpeyde (yeni çıkan) mezhep ve cereyanlara karşı müteyakkız (uyanık) bulunmaları için bu satırları yazdık
Bu kadar büyütülen Saidi Kürdi kimdir
Sait, kürt cemaatından, şafii mezhepli, nakşi tarikatlı, okur fakat yazmaz, imla bilmez, seksen sene içinde yaşadığı millet olan Türk’ün lisanına hakkıyla vakıf olamamış, felaketten felakete sürüklenmiş, bir hapishaneden diğerine sürülmüş ve bugün seksen yaşını geçmiş ihtiyar bir adamdır
Devletin büyük makamlarını uzun bir zaman ellerinde tutan bir zümre, bu adamcağızı lüzumsuz yere mahkemeden mahkemeye ve hapisten hapise sürükleyerek kahramanlaştırdılar ve zamanın müçtehidi mübeşşiri haline getirdiler. Halbuki Deli Said’in ilim ve diyanetle ne alakası var? Halk, üzerinde bu kadar ısrarla durulan bu şahısta bir şeyler var zannile büyüttükçe büyütmüş ve bu güne kadar gelmiştir. İşte bu idare zümresinin milletin başına sardığı belalardan birisi de budur. İ’zam etmeyi bu gençlik onlardan öğrendi. Bu da antitez olarak böylece doğdu.
Hayatı ömrünün üçte birini hapishanelerde, polis ve jandarma nezaretinde geçiren bu şahsın akibetini, Sultan Abdulhamit Han’a dil uzatan insanların çektiği ve düçar olduğu azap ve felaket muvacehesinde görüyoruz.
Elmalılı Hamdi ve benzerleri gibi selahiyetli din adamlarının nedametleri Mason Cemiyetinin reisi olan Rıza Tevfik’i bile intibaha getirmiş ve nedametini izhar etmiştir. Sait’te buna ait bir satır yazıya rastlamak hala mümkün olamamıştır. Hatta, baştan başa Sultan Abdulhamit Han’a hücum eden “İki mektebi musibetin Şehadetnamesi” isimli kitabı yeniden basılmış ve mahkemede hürriyet aşıkı ve kahramanı olduğuna delil gösterilmek istenilmiştir.
Sait, Kürdistan Azmi Kavi Cemiyetinin arzusu üzerine mahalli Kürt kıyafeti ile, boynunda dürbün, belinde tabanca ve kama, ayağında lapçin ve başında poşu olduğu halde İstanbul’a gelmiş ve büyük bir cüretle Cuma selamlığında Padişaha cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve esası kürtçe tedrisat yapacak mektepler açmaya dayanan arizayı takdim etti. Memleketin ve milleti islamiyenin ittihadını bozmak gayesine matuf olan bu hareketi canianesinden dolayı haklı olarak tımarhaneyi boyladı. Sonra affolup memleketine yollandı
Kürtçülük uğrunda kendi padişahına sövecek kadar akıl ve iymandan bi behre (nasipsiz) Sait, bugün sahneye müçtehidi mübeşşir veya kutbu azam olarak çıkmış görünüyor ve cehelei nas da bu delinin etrafında haleleniyor. Kendini Kuranı aziymmüşşanın müdafii gibi gösteren Sait bizzat kendisi Kuranı aziymüşşana muhalefet etmektedir. Gaybı yalnız Allah’ın bileceğini, Kuranı Keriymin kaç kere tekrar etmiş olmasına rağmen Sait, Hazreti Ali’nin Celcelutiyye kasidesinde risalei Nur ve Siracünnur’un geçtiğini, bunu keşfettiğine bizi inandırmak ister (İkinci Şua, Sahife 53).
İnsanın aklına öyle geliyor ki; “Acaba ben de Risalei Nur adlı bir kitap yazsam o zaman kasidedeki siracünnur kastı acaba hangimizin kitabı olur?” diyorum.
Risalelerin yazılışı da pek acayiptir. Bilmem kaçıncı Lem’anın kaçıncı şuasının şu meyvesi zühre yıldızından gelmiş beşinci noktası olarak yazılıyor. Sonra bunlar birleşerek Kuran cüzlerine imtisal derecesine, Lemaat, Şuaat, Mektubat vs. Olacakmış.. Sözleri de “Sözcat” olmasa bari.
İşbu reddiyeyi, hasreti ile yandığım vatanıma ve uğrunda bir ömür çürüttüğüm dinime ihaneti düşünen gerillacı asi Said’e son ihtar olarak yazdım. Damarında bir damla Türk kanı olan her Müslümana, bu adamın Mason ve Komünist kadar tehlikeli olduğunu ehemmiyetle hatırlatırım.
Tımarhaneye kapatılmasına yol açan yazılarından ve sözlerinden bazıları
Risale-i Nur'un "Hizmet Risalesi" bolumunde gecen sozler
Risale-i Nur'a karsi cikilamaz (itiraz) . yapilacak her itiraz en ulu kisilerden , Kutbu'l Azam'dan da gelse aldirirs edilmemeli…
Kuran-i Kerim ve Risale-i nur Rahman ve rahim olan Allah'in bir indirisidir." Kuran-i Kerim ve Risale-i Nur'un indirilisi aziz ve hakim olan Allahtandir....iste o nur hem Kuran-i Kerim dir hem de Risale-i Nurdur
Risale-i Nur'un 129 parcasi Kuran'dan uzanan elektrik telinin ucuna takilan 129 elektrik lambasi gibidir...Bu oyle bir kitaptir ki insanlari karanliktan isiga cikarsin diye sana indirdik (Secde suresi). Burada bahsi geçen nur, benim risalemdir
Risale-i Nur" u ovmektedir: "Risale-i Nur Kuran'in aynasidir, bir mucize niteligindedir." Sonmez Risalesi
Said Nursi’nin Hristiyanlığa ve misyonerliğe bakışı, dinler arası diyaloğun ilk tohumları
Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükafatı vardır.” (Kastamonu Lahikası,s.45)
Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükafatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası,s.75)
Hatta o mazlumlar kafir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (Kastamonu Lahikası,s.45)
Müslümanlık – Hristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre; Nurcular, Hristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır.” (Emirdağ Lahikası I, s. 1712, Tarihçe–i Hayat, s.434’den nakleden Prof. Dr. Yumni Sezen, Dinlerarası Diyalog İhaneti, Kelam Yayınları)
Misyonerler ve Hristiyan ruhanileri, hem nurcular çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünkü herhalde şimal cereyanı, İslam ve İsevi dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etme fikriyle İslam ve misyonerlerin ittifakını bozmaya çalışacak.” (Lem’alar,111,141)
Küre–i Arz’ın şimdiki en büyük devleti Amerika’nın bütün kuvvetiyle din hakikatlerine taraftar çıkması ve İslamiyetle Asya ve Afrika’nın saadet ve sükünet ve müsalaha bulacağına (barış bulacağına) karar vermesi ve yeni doğan İslam devletlerini okşaması ve teşvik etmesi ve onlarla ittifaka çalışması, kırkbeş sene evvel olan müddeayı isbat ediyor, kuvvetli şahit olur.”(Tarihçe– Hayat , 88, Arabi Hutba–i Şamiye Eserini tercümesi / Birinci Kelime / Haşiye, İçtima–i Reçeteler II/101, Arabi Hutbe–i Şamiye Eserinin Tercümesi / Birinci Kelime/Haşiye)
Tercümesi: Amerikanın dünyanın en kuvvetli devleti olduğunu ve dini hakikatlere sahip çıktığını iddia ediyor ve ”Amerika, Asya ve Afrika’da İslamiyetle beraber huzur ve saadet geleceğine karar verdi, Amerika yeni doğan İslam devletlerini okşadı ve onlarla ittifak etti” diyyor.
Mustafa Sabri (* )Kürd Said’in Mezhebi Hakkında Reddiye Armağanı, 2.bâb İngiliz Hükümetinden, kuvvetli, mütefennin, her surette müterakki, hami-i insaniyet bir hükümetin mevcudiyetini hala mutasavver mir?"
Nisan 1909 tarihli Volkan gazetesi. yetermi daha yazayımı ey cahil adam

siz burda kahraman olmayan güya din adına çıkışlar yapan ama gerçekte kürtçülük akımlarının içinde bire bir yer alan şey saitle ilişklierini ortaya koyan tımarhaneye yollanan bu adamı islam alimi diye yutturmaya uğraşıyorsunuz yine söylüyorum from yetkililerine sesleniyorum burası dini konuların anlatılacağı öğrenileceği biyermidir insanlar biri çıkar şualar lemalar diye bi kitap yazar onu da kuranı kerim ile eş değede görür yeter bu saçmalıklar şu sorumada cevap yazmamışsın ibo efendi geçen ay çok muhterem dediğiniz fetulllah qülenin cemaatının önde gelen adamlarının pkk liderleriyle yaptığı konuşmayı bi açıklayın inanmıyorsan veya tv seyretmediysen kanallara soara bilirsin bu görüşmeyi neydi bu görüşmenin sebebi acaba bunlar uzun yıllardırpkk ile eş güdüm içinde çalışan insanlar şunuda çok merak ederim niye pkk birtane bile narcematından bi insanı öldürmezde gerçek müslümanların canına kıyar hiç bir yerde birtane nurcu öldürüldüğünü duymadık ama gerçek anlamda müslimanlllık için savaşan islamı cihat örgütünden çok kişiyi pkk öldürmüştür niye bitane nurcu yok ölen pkkdan dolayı olmaz çünkü nurculukla pkk zihniyeti aynıdır pkk kanla ülkeyi bölmek ister nurcular ise amerikan emperyalizmine hizmet ederek ülkeyi bölmek ister çok muhterem dediğin o fetulllah güven değilmiydi isaride ölen yahudi çocukları için ağlıyorum diye ama müsliman çocukları için aynı cümle yok o muhterem değilmiydi papanın elini öpüpte müslümaları küçük düşüren o muhterem değilmiydi papaya müslümanları şikayet eden bi mektup yazan okadar muhteremde niye ülkesine dönmüyor çünki hakkında amerikan ajanı olduğu söyleniyor siz gerçekleri anlatın bizde anlatalım bu yarayı daha çok kaşırsanız muhterem dedğiniz fetullah gülen hakkında onun dine ters sözlerinide yayaınlarım

ibo3535

05.12-2011, 09:12
kesin cumhuriyetgazetesi yazarlarını alıntıları bunlar sol görüşlü dinsiz ALLAH KORKUSU HATTA atist görüşlü insanların yazsı bu

walera

05.12-2011, 12:13
haşa iftira atma belki senden bile müslimanım ibo efendi cumhuriyet gazaetesini evime bile sokmam ama sorduğum hiç bir soruya cevap vermiyorsun fetullah ın papaya müslimanları şiakayetettği mektubu yazayımmı sana fetullahın papanın elini öptğünü tüm müslümanlar görmedimi bide din alimiymiş allah kuranda diyorki inne dine indellahıl islam bu ayete göre fetullah nasıl giderde papanın elini öpernasıl müslümanları papaya şikayet eder niye pkk tarafından öldürülen birtane narcı yok ama gerçek mücahit olan islami cihattan çok insan öldürmüştür pkk ya ibo efendi sen yazma istersen bende yazmayayım olurmu

dikat edersen altına kaynaklarınıda eser adlarınıda verdim tarihte meşhurdur kürt saidin tımarhaneye yatırıldığı cihan paidaşhına gidecen toprak ve okul istiyecen cennet mekan 2. abdülhamit iyiki onu astırmamış dua etsin allah cennet mekan 2. abdülhamitten razı olsun

hüseyin19

05.12-2011, 12:27
kadir ismine sahip çıkamayıp walera ismine sığınan..19 defa zehirlenip öldürülmeye çalılışılan, van kalesinde ayağı kayarken bile davam islam diyen, ömrünü bu memleeketin hapislerinde sürgünlerinde geçiren, kürd halkının vatana isyan etmemesi için cehaletten kurtulması için sultan2.abdulhamid e giden medresetüzzehranın van a kurulmasını isteyen, istiklal mahkemelerinde korkmadan hakkı söyleyen ve çıkarken de ''zalimleri için yaşasın cehennem ''diyen insanı tanıman için 40 fırın ekmek yemen gerekir.tabi bunlar nasip meselesi..bakış açısı..

ibo3535

05.12-2011, 17:19
bu konuyla ilgili cok polimeğe gerek yok ALLAH DOSTLERİNİ KENDİSİ KORURU BAŞKASINI KORUMASINA GEREK YOK SADECE Bİ AYET YAZACAM SENİN İÇİN O KADAR ONLARIN GÖZLERİ VARDIR GÖRMEZLER KULAKLARI VARDIR DUYMAZLAR ONLARIN KALPLERİ MÜHÜRLÜDÜR İŞTE KALP MÜHÜRLÜYSE KİM NE YAPSA ACILMAZ ONUN İÇİN YAZMAYA GEREK YOK SÜTADIDA HOCA EFENDİYİEDE TANIYAN TANIYOR DÜNYA LİDERİ İNSANLAR Bİ KİŞİNİ YADA İKİ KİŞİNİ CAMURUYLA KİRLENECEK İNSAN DEĞİL UFAK BİŞEY YAZAYIM BİRDE KÜRT AYAKLANMASINI BAŞLATAN BAŞKA SAİT SAİDİ NURSİ AYRI KİŞİLER ONLARI KARIŞTIRMA BİRİ AYAKLANMA YAPTİ KARDEŞ KARDEŞİ ÖLDÜRTTÜ DİĞERİ RUSLRARA KARŞI ÜLKESİNİ SAVUNDU AYRICA ÜSTAD 4 YABANCI DİL BİLİYORDU ATATÜRK BİLE 4 YABANCI DİL BİLMİYORDU OZAMAN VE MECLİS ACILDIĞINDA DİN İŞLERİ İÇİN BAKANLIK TEKLİF ETTİ ATATRK O KABUL ETMEDİ SİYASETE GİRMEDİ DERDİ NE PARA NEDE HER HANGİ KAZANC SADECE ÖĞRENCİ YETİŞTİRMEK TALEBE OKUTMAK VE COK İSTEDİĞİ DOĞUDA GÜNEYDOĞUDA OKULLAR KURMAK CAHİL HALKI EĞİTMEK EĞER OZAMAN OKUL VE EĞİTİM OLSAYDI PKK DENİLEN İLLET OLMAZDI BİRDE FOCA EFENDİYİ PKK Bİ ARAYA KOYMAYA CALIŞIYORSUN PKK ÖLÜM LİSTESİNİ İLK BAŞINDA HOCA EFENDİ VAR NEDEN DERSEN BÜTÜN DÜNYAYA TÜRKÇE DİLİNİ YAYIYOR TÜRK OKULLARINDA İSLAMİYET ANLATILIP COCUKLAR MÜSLÜMAN OLUYOR ARMI BUNDA Bİ KÖTÜLÜK VARSA İLK ÖNCE BEN KARŞI CIKARIM TÜRKÇE DÜNYA DİLİ OLACAK DİE PAROLA KONMUŞ

walera

05.12-2011, 23:04
benim ismim kadir walera nikni kulnanmam seni alakadar etmez 19 tane hüseyin araştırsanıza 2. abhülhamitten ceza alıpta tımarhaneye yollandımı yollanmadımı ibo efenndi sanada bak kaç kez sordum cevap yazmadaın sadece başka yorumlar yaptın pkknın ileri gelenleri ile nar cematının iler gelenlerinin yaptığı toplantının amacını sana zahmet bi araştırda burda yaz bizde doğrusunu öğrenelim haşa müsliman bi insanım kimseye iftira etmem o fetullah papanın elini öptümü öpmedimi o fetullah papaya müslimaları şikayet eden mektup yazdımı yazmadımı hüseyin 19 sana gelince kadir ismini sadece kullanmak caiz değil herkes kadir diye hitap etmesin diye nik yazdım ama hiç olmazsa vatanımı bölmek için din kisvesi altında bir cemaat adı altında pkkclıarla görüşme yapmadım arkamda beni koruyın amerikan güçleride yok ve ben amerika ajanıda değilim o fetullah değilmiydi israilde ölen yahudi çocukları için ağlıyorum diyen o fetullah değilmiydi mavi marmara baskınında israil hükümetinden izin alınması gerekirdi diye o fetullah değilmiydi daha burda yazamayacağım dinle apaçaık alay eden sözleri olan ne hocası amerika destekçisi din adamı kılığındaki kuklar o fetullah değilmiydi dinler arası diyalog bayrağını kürt saitten teslim alıpta yahudi ve hırıstiyanlrada son peybamber hz muhammede uymasalarda cennete gideceklerdir diye fetva veren o fetullah değilmiydi amerikaya kaçmadan önce allahın ayetle baş örtüsüne farz dediği şeye teferauttır diyen iyisimi siz yazmayın bende yazmayayım yine söylüyorum burası dini bi sitemi ki fetullah veya sait gerçektende allah dostu olsa bile ki değil burası bu konuların konuşulacağı yermidir siz ve sizin gibi insanlra böyle kişiler kutsaliyet affediyorsunuz dinin kabul etmediğ hatta şirkle eş olan bi günahı işliyorsunuz siz seviyorsunuz diye fetullah veya saidi her müsliman sevmek zorunda değil ozama buradaki her müsliman kendi hocaları hakkında yüzlerce sayfa oluştururlar neyse kardeşim sizden ricam seviyorsanız sevdiğinizle kalın eğer onlar sizin değiminizle gerçekk allah dostları ise sizlerin onları yüceltmenize ihtiyaçları yok demekki sizin de şüpheniz varki allah dostu olup olmadığından onları yüceltem ihtiyacında bulunuyorsunuz bane saidin hastalık hakkındaki bilmemne şausından burya yazsana hz peygamberimizin hastalıklarla alakalı hadislerini ama olmaz içiniz de bazı insanları bilerek veya bilmeyere yüceltme duygunuz varya o sizi kürt saidi fetullahı hz peygamberden fazla sevmeye itiyor öyle olmasa kişilerin değilde allahın insanlığa peygamber olarak yoladığı hz muhammedin hastalıkla ilgili hadiislerini yazardınız neyse ben yinede size hakaret etmiyorum sen bana cahil dedin allahtan korkmaz dedin su izan yaptın yarın ahirette ben haklı çıkarsam vay senin haline sen haklı çıkarsan vay benim halime ama ben sana ne cahil dedim ne allahtan korkmaz dedim sadece insanlara kutsiyet vermenizi ve bu gibi yerlerde yazmanızın doğru olmadığını söylüyorum ve ben ne fetullah nede kürt saidi alim olarak görmüyor ve sevmiyorum

ibo3535

06.12-2011, 00:41
Neyse kadir kardeş herkez kezi sevmek zorunda değil oda senin görüşün sevmeye bilrisin buda doğal bişey sevmeye bilirsin ama hakarette etme istersen yoksa ortada sorun yok kimse kimseyi zorla sevmek zorunda değil

saww

06.12-2011, 01:36
yazmıyacaktım ama sen bana kara cahil dedin ibo3535 ozaman oku be Saidi Nursi, Kürdistan Azmi Kavi Cemiyetinin arzusu üzerine mahalli Kürt kıyafeti ile, boynunda dürbün, belinde tabanca ve kama, ayağında lapçin ve başında poşu olduğu halde İstanbul’a gelmiş ve büyük bir cüretle dönemin padişahı II.Abdülhamit’e cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve esası kürtçe öğretim yapacak okullar açmaya dayanan dilekçeyi sunmuştur. Daha sonra yazdığı yazılar neticesinde de,Padişah tarafındanToptaşı tımarhanesine kapatılmış,bir süre sonra affedilip memleketine yollanmıştır.


Walera bu belgelimidir?
Abdühamit Han çok büyük bir zattır. Hakiki Allah dostudur. Bir çok evliyanın beyanatı vardır. Allah dostu olduğuna dair.

walera

06.12-2011, 01:50
aynen belgedir saw kardeşim cennet mekan 2. abdülhamitten kürt sait gidiyor toprak ve kürt dilinde okul açılması için dilekçe yazıyor istekte bulunuyor cennenet mekan 2. abdülhamit mubarek kürt saidi deli diye tımarhaneye yollatıyor bir çok kaynakta geçer yukarıda kaynak isimlerinide verdim hala cennet mekan 2 abdülhamit sultanın posterini senin belli bi gününde büyük binaya asrlar bazı pkklı ve toprak isteyen güya adı islamcı dinci olan kişiler o mubareğin posterine yumurta atarlar geçen senelere kadar bu yapılıyordu sana gelince ibo kardeşim haklısın kimse kimseyi sevmek zorunda deği bende ne fetullahı nede kürt saidi sevmiyorum ama ne kürt saide nede fetullaha hakaret etmedim sadece sorular sordum bak hala cevaplıyamadın örneğin pkk lider kadrosuyla nar cematının ileri gelenleri niye görüşme yaptılar fetullah niye niye papanın elini öptü fetullah niye papaya müslimanları şikayet eden mektup yazdı sorduğum hiç bi soruya cevap vermediniz ama olsun siz sevin kardeşim allah resulu buyururki kişi sevdiğiyle beraberdir bu konuyuda kapatalım çünki gerçekleri yazamıyorsunuz

saww

06.12-2011, 01:54
TÜRKÇE DÜNYA DİLİ OLACAK DİE PAROLA KONMUŞ

Dünya dili arapça olucak demen gerekirdi!
Sen müslümansan ben kutubum...:)

Bu zırvaları iş aş bulmak için nurcu olanlara yuttur sen...
Ha misyonerler iş aş sağlamış ha siz!

Türkçe ezanda okursunuz siz bu zihniyetle...

Papazın elini niye öptünüz? Ciddi ciddi merak ettim açıklamanızı?

walera

06.12-2011, 01:59
papazın değil saw kardeşim fetullah vatikana gitti bizzat papanın elini öptü allah kuranda müslümanları yüceltirken bunlar müslümanları alçaltıp kefereleri yükseltiyorlra televizyonlarda bizzat göründü papanın elini öperken fetullah daha çok şey var onun hakkında yazılacak ama boş ver

saww

06.12-2011, 02:14
walera, yanlız yazında nakşi demişsin bu zata:confused:
Osmanlı tarikatlıdır. Bütün Padişahların bir velisi vardır.
F.Sultan Mehmed Han ın Akşemsettin (K.S.) hocası gibi...
Bu senin kaynakların çelişkili!

walera

06.12-2011, 02:28
onun için bütün kaynaklar ayrı ayrı tarikat sahibi olduğunu yazarlar nakşi olduğunu yazanlarda var kadiri olduğunu yazanlarda var ve hatta tarikatsız olduğunu zaman tarikat zamanı değil diye meşhur sözü olduğunu yazanlarda var

yanlız ben saidden bahsediyorum saw

ya zate şuanki asıl mesele said meselesi değilki said nakş olsa ne olur kadiri olsa ne olur diyalog saçmalığını başlatıp sonra diyalog sancağını fetullaha veren veya verdiren keferelerden müslümanları alçak gören bi zihniyetten bahsediyoruz fetullah bizzat diyorki yahudi ve hırıstiyanlarla amentüde ittifakımız varmış oysa biz çok kaynaktan ve hatta kurandan bilirizki lailahe illah muhammedun resulullah demiyen hiç bir yahudi ve hırıstiyan cennete gidemez saw kardeşim yine böyle kürt saidi yücelten bi form açmışlardı esir saidin secdesi diye orada kürt sait hakkındaki daha detaylı yazılarımı görebilirsin

bak okonuya yazdığım ve konun kapatılmasına neden olan yazım Kendisinin asıl adı Said-i Kürdi’dir.
Hayatının ilk elli yılında bu ismi kullanmış, kendini “Kürdistan’ın en büyük alimi” olarak lanse etmiştir. Ancak 1925′teki başarısız Şeyh Sait isyanından sonra kılık değiştiren Said-i Kürdi, bu ismini kullanmayı bırakmış, yerine Said-i Nursi ismini tercih etmiştir
Aslında bu tavır bile Nurculuk-Fethullahçılık akımının sinsi taktiklerini anlamak için yeterlidir. Said-i Kürdi’nin kendisi ve taraftarları onun hayatını üçe bölmektedir: Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said.
Bu kişilik bölünmesinin nedeni bir bukalemun gibi kılık değiştirme ve Kürtçülük davasını sinsice yürütebilme çabasıdır.
Eski Said, II. Meşrutiyet’ten 1925′e kadar “bağımsız Kürdistan” için mücadele eden mürteci ve bölücü bir kişinin İstanbul ve Güneydoğu’daki faaliyetlerini kapsamaktadır. Sonunda karşısında devrimci Cumhuriyet’in çelik iradesini bulan Eski Said kılık değiştirir. Başlangıçta destek verdiği Şeyh Sait isyanına son anda katılmaz.
Yani “büyük biraderim” dediği Şeyh Sait’i de satar! Böylece postu kurtarır.
Bundan sonra Burdur, Isparta, Afyon’da Türk köylülerini kandıracak Yeni Said karşımıza çıkacaktır.
İsmi de artık Said-i Nursi’dir. En sonunda Menderes’in keşfetmesiyle anti-komünist, Amerikancı ve yobaz kışkırtıcı olarak Üçüncü Said karşımıza çıkacaktır
Fethullah’ın öyküsü de farklı mıdır ki?
Bu Kürtçü akımın asla değişmeyen bir yanı varsa, o da çok sinsi ama derinden akan bir Türk düşmanlığıdır.
Türk Ordusu’na, Türk’ün Ata’sına ve Türk Cumhuriyeti’ne karşı kinleri asla bitmez.Bugün artık açıkça PKK ile işbirliği içindeler. Yani sonunda100 yıl önceki asıllarına döndüler Eski Said olarak adlandırılan Said-i Kürdi’nin ilk önemli siyasi faaliyeti II. Meşrutiyet öncesi dönemin padişahı II. Abdülhamit’e yazdığı mektuptur.Bu mektupta “Kürdistan” diye bahsedilen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Kürtçe eğitimin şart kılınması istenmekte ve “Kürdistan” için bir nevi bölgesel özerklik istenmektedir Okullarda eğitim Kürtçe bilen Kürt öğretmenler tarafından yapılacak, Arapça mecburi ikinci dil, Türkçe ise ek dil olarak öğretilecektir Fünun-u cedideyi, Ulûm-u medaris ile mezc ve derc; lisan-ı Arabi vacib, Kürdi caiz, Türkî lazım kılmak Abdülhamit, bu garip adamı derhal tutuklatır. Ancak mahkemede çok tutarsız ve dengesiz davranışlar sergileyen Said’i heyet mahkûm etmez Akıl sağlığından şüphe edildiği için tımarhaneye kapatılır
1907 yılını tımarhanede geçiren Said belki de hapsedilmemek için mahkemede deli numarası yapmıştır. Çünkü sürekli isyanlara karışıp, ayaklanmaları kışkırtıp sonra da mahkemelerden sıyırmak onun bir numaralı becerisidir. Kendisi tımarhaneye kapatılmasını iftiharla savunduğu Kürtlük adına katlandığı büyük bir fedakârlık olarak açıklamaktadır: Cesaret, sadakat ve diyanetin unvanı olan tabii Kürtlükle iftihar ediyorum. Nasıl ki zaman-ı İstibdad’da bu tabii Kürtlük için tımarhaneye düştüm…Ey Kürtler! Tımarhaneyi kabul ettim, Kürtlüğü lekedar etmemek için irade-i padişahı ve maaş ve ihsan-ı şahaneyi kabul etmedim.” Tımarhaneden çıktıktan sonra Said-i Kürdi’nin Kürtçülük faaliyetleri kaldığı yerden devam ediyor.
Kısa süre sonra II. Meşrutiyet ilan ediliyor. Kürt ayrılıkçıları tıpkı, Ermeni, Rum, Arap ve Arnavut ayrılıkçıları gibi harekete geçiyor. Maksat karışıklıktan yararlanıp Osmanlı’dan toprak koparmak. Kürtçüler o dönem ilk kez gazete ve dergi çıkarmaya başlıyorlar. Said-i Kürdi bu yayınların en başta gelen yazarıdır. “Kürdistan ve Şark” dergisinin yanı sıra “Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi”nde Kürtçülüğü destekleyen yazıları çıkar.Ve hatta kendisi Kürtçülükte o kadar ileridir ki, yoldaşlarını da geri de bırakıp, Osmanlı tarihinde ilk bozuk Farsçayla yani sözde Kürtçeyle yazıyı yazar. Mela Se’id imzalı bozuk Farsça yazı şöyle başlamaktadır Ey geli Kürdan, ittifaqe quwwet, ittihade de heyat, di biratiye de se’adet, hukûmete de selamet heye
Yani “ey Kürt halkı ittifakta kuvvet, ittihatta hayat, uhuvette saadet, itaa-yı hükümette selamet vardır.” İlk “Kürtçe” anadilde eğitim talebini öne süren kimse olduğu gibi Osmanlı yazınında bir dergide ilk “Kürtçe” yazıyı yazan da odur
Böylelikle bugün PKK tarafından dillendirilen Kürt özerkliği iddiaları daha 100 yıl önce Said-i Kürdi tarafından dile getiriliyordu.
Kurtuluş Savaşı yıllarında Said-i Kürdi’nin Kürtçülük faaliyetleri devam eder.
Said-i Kürdi Kurtuluş Savaşı boyunca İstanbul’dan Anadolu’ya adımını atmadığı gibi, İstanbul’da işgalcilerle işbirliği yapan zararlı cemiyetlere de üye olur. Bunlar arasında Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti, Kürdistan Teali Cemiyeti, Teali-i İslam Cemiyeti bulunmaktadır Bu cemiyetler İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin, İngiliz ajanı Rahip Frew ve Sait Molla’nın paravan örgütleridir. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’da çıkan sayısız iç isyanı bu örgütler tezgâhlar
Kürt Teali Cemiyeti Sivas Kongresi’ne karşı Binbaşı Noel ve Ali Galip ile birlikte Malatya’da bir Kürt isyanı örgütler.
Bu başarısız olunca Batı cephesinin en kanlı günlerinde Sivas’ta Koçgiri isyanını çıkarırlar.
Van’da da Said-i Nursi boş durmuyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük ihaneti, Musul’u İngilizlere bıraktıran Şeyh Sait isyanının hazırlanmasına katılıyor. Şeyh Sait ile isyan için mektuplaşıyor. İsyancılardan Kör Hüseyin Paşa isyana katılmak için bizzat Said-i Kürdi ile irtibata geçiyor. Nurcular bu konuda da tamamen ikiyüzlü davranmaktadır. İsyandan hemen sonra Türk devletine verdiği savunmada Said-i Kürdi, Kör Hüseyin Paşa’yı isyana katılmaktan vazgeçirdiğini ve isyancılara Türk askerine kılıç çekmenin İslam’a aykırı olduğunu söylediğini ileri sürmektedir Ne hikmetse bölgede çıkan tüm Kürt isyanlarının liderleriyle irtibat halindedir. İsyan bastırılınca da aslında kendisinin isyan etmeyin diye nasihat ettiğini öne sürmektedir Said-i Kürdi’nin Sait Fırat’ın amcasına yazdığı mektup şu şekildedir Ben Van’da iken Şeyh Said’in mektubu bana ulaştı. Beni de bu hizmete davet etti. Ben de mektubuna cevaben dedim ki bana görev ver ki ben de bu hizmete buradan katılayım. Mektubun ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Sonra Şeyh Said tutuklandı. Benim mektubumdan dolayı beni de götürürler dedim ama beni götürmediler. Bunun üzerine ağladım sızladım. Sonra istedim ki, Şeyh Said oğullarını göreyim. Bugün bana nasip oldu beni kardeş kabul etsinler. Ben bu manevi üzüntüden kurtulayım. Beni manevi evlat kabul etsinler
Allah güya Kürtçülerle konuşuyor Said-i Kürdi’ye göre Allah Şeyh Sait ve Said-i Kürdi’yi görevlendirmiştir. Bunu da ilham vererek veya rüyalara girerek yapmaktadır
Ayrıca güya Şeyh Sait’in de silahla isyan edip, Türk kanına girmesi yine bizzat Allah’ın emri gereğidir. İki Kürtçü Sait adeta Allah’ın elçileridir Nitekim Şeyh Said ve arkadaşları için “şehit” yakıştırmasını yapan Said-i Kürdi, Şeyh Sait’in torunu Kasım Fırat’a göre şöyle demektedir Ben birader-i a’zamım, ekremim Şeyh Sait Efendi’nin hayfını (öcünü) kalemimle almıştım.” aslında daha yazılacak okadar çok şey varki neyse daha fazla uzatmayayım kaynak diye soran olursa googleye saidi kürdinin şeyh saide yazdığı mektub sayfalarına bakarlarsa buradaki yazılanları okuyabilirler

ibo3535

06.12-2011, 10:00
Kadir yazıların hepsi bir biriyle celişkli öyle alıntılar yapmış ki bütün celişki yazılı yahudi hırıstiyan medya kaynaklı mesela hoca efendi hakkında yazdıkları 2 saatlik sohbetinden bi kelime cımbızla cekilmiş yazmış arkadaşımız ben kuran bi örnek verecem arkadaşın yazılarına mesela kuranda namaza yaklaşmayın yazarıyor ben bunu böye direk yazsam buraya yazıyor evet yazıyor ama bi üst ayetinde ne yazıyor içkiliylen namaza yaklaşmayın işte örnek bu hoca efendinin tek cümlesicımbızla cekilip yazılmış kaç sefer filistinle ilgili yazıları yuhudiler lanetlidirler allah laneti onların üstüne dediğini ben kaç sohbetinde duydum neden bunları görmemiş duymamış pkk kaç sefer lanetlemiş ve türklüğü defalarca öğmüş türk okulları açmış sanırım arkadaş türk okullarınıda bilmiyor gözünü kulağını iyi aç derim bence

üstad efendinin ana dili kürtcedir okullarda medreselerde diğerleri öğrenmiştir bunda yalnış bişey göremiyorum risale nur yazarken acık türkçe yazdı tabi gören gözler görürü bun neden ana dili olan kürtçeyi yazmadı die sormazlar mı adama

arkadaşım nifus cüzdanına bak BÖYLE YAZIYOR GERCEK ADI SAİD OKUR HEY CAHİL İNSAN ELEŞTİRİ YAPACAĞIN ZAMAN İYİ ARAŞTIR YAP SAĞDAN SOLDAN KULAKDAN DUYMA YAZMA

Said Nursî,[1][2] (Said Kürdî,[3] nüfus kaydında Said Okur [4]) (d. 5 Ocak - 12 Mart 1878[5], Hizan, Bitlis - ö. 23 Mart 1960, Şanlıurfa) Kürt[6][7][8][9][10], İslam alimi ve tefsir yazarı. Risale-i Nur Külliyatı'nın yazarı ve Nur Cemaati'nin ilk lideri olarak ünlüdür. Yaşadığı dönemin İslam uleması tarafından 15 yaşındayken verilen "Bediüzzaman" -zamanın en iyisi- lakabı,[11] [12] zamanla ismiyle birlikte anılmıştır.

Nursi, 31 Mart İsyanı sonrasında tutuklandı, yargılandı ve suçsuz bulunarak serbest bırakıldı. Mustafa Kemal Atatürk'ün ricası üzerine Ankara'ya giderek kendisiyle görüştü ve bir süre Ankara'da ikamet etti. Daha sonra Van'a yerleşti. Şeyh Said'e isyan etmemesini telkin etmesine rağmen Şeyh Said İsyanı sonrasında takibe alındı ve Barla'ya sürgün edildi. Daha sonra'da Burdur, Isparta, Kastamonu ve Emirdağ'a yazdığı bazı kitaplar sebebiyle sürgün edildi. Kitaplarından dolayı yargılandığı dönemlerde aylarca Eskişehir, Denizli, Afyon hapishanelerinde tutuklu kaldı ancak beraat etti.

23 Mart 1960'da Şanlıurfa’da vefat etti. Urfa'daki Halil-ur Rahman Dergahı'na defnedildi. Ancak 12 Temmuz 1960'da 27 Mayıs Darbesi hükümetinin emriyle mezarı yıktırıldı ve açıklanmayan bir yere (muhtemelen Isparta Şehir Mezarlığı[13] ) nakledildi.[14]

Takipçilerine "Nurcular" mensubu oldukları gruplara "Nurcu cemaatler" denir. Nurcular, Said Nursi'nin Risale-i Nur eserlerini ve bunlarda anlatılan dini fikirleri duyurmayı görev bilirler.[15

Yukarıdaki bilgiler dünyaca bilinen bilgisinden şüpe edilmeyen wikipedi ansiklodiden alınla inanmayan bakabilir

Kim beddi vermiş dien arkadaş göremiyorum diyordu kim verdi die 15 yaşında islam uleması verdi aç gözünü iyi bak ki gör

Tekrar yazıyorum dünyaca bilnen ansiklobedi bak sadece sol görüşlü yahudi yazarların yazdığına değil güneş balcıkla sıvanmaz

hüseyin19

06.12-2011, 14:31
walera demeyelim o zaman a.kadir diyelim sana kürtlere duyduğun kin seni tepetakla bir iftira deryasına düşürmüş. hiç bir aklı selim kaynakta ,ki üstadın butün kitapları şu an mevcuttur hiç birinde sultan a. hamit han gidip toprak talebinde bulunmamaıştır. senin söylediğin uyduruk kaynak değil bir fikir görüştür. hayatını kurana islama feda eden ve senin de rahatsız olduğun milyonları bulan talebeleri eğer onda zerre kürtçülük ve bölücülük görseydi hiç biri onun yolundan gitmezdi. o abdulhamit e gidişini yıldız sarayının üniversiteye dönüştürmesinin daha güzel olacağını böyle bir yerin yabancı müşriklerin ve hanımlarının zevk ve sefa yeri olmaması geretiğini söylemiş doğuda büyük bir medresenin kurulmasını istemiş eğer doğunun fakirliği perişanlığı ve cehaleti kullanılırsa insanların devete isyan edeceği ilerde terör belasına düşeceğini belirtecek kadar ilari görüşlüdür. Onu tımarhanaye gönderen de 2 abdulhamit değil, etrafındaki yalakalardır.

‘’Ikçılkı yapan bizden değildir’’ diyen bir peygamberin yolundan giden bir insana ırkçı bölücü demek çok büyük bir iftiradır bir kul hakkıdır umarım ahrette yakana yapışmaz. Ömrünü islama adamış bu uğurda sürgünden sürgüne gitmiş bir insanı eleştirirken varsa elini vicdanına koy.

Bediüzzaman’ın bütün kitapları her yere satılıyor bana üstadın 2. abdulhamitten toprak ve Kürtçe eğitim veren bir okul istediğini gösteren bir tek parağrafını göster seni onaylayayım yoksa delil diye sunduğun uydurukça şeyler delil olamaz ancak kin kusan kişisel yorumlardır. yoksa kara çalmayı bırak.. fitne adam öldürmekten daha kötüdür.içinde her milletten talebeyi barındıran bu yolun yolcularından çek ellerini. Eleştirdiğin insan kadar icraatın olmalı sen İslam adına ne yapmışsın ki bu uğurda kelle koltukta yaşamış insanlara dil uzatıyorsun?

Vatan hizmeti yaparken şehit olan o kadar nur talbesi varken o coğrafyada yurt, okul açıp her gün tehdit yiyen yurtları,öğrencileri yakılan insanları pkk ile bir tutmak ancak senin gibi basireti kapanmış insanlar yapabilir. Pkk ile devlet de görüşüyor yeter ki bu ateş sönsün diye dağda, ovada, masada her yerde mücadele yapılmadıkça bu kandırılan insanları nasıl ikna edeceksin. Ama senin gibi düşünenelerin dersimde getirdiği çözüm bellidir.Ancak böyle yaparsınız.
Onu hayatı ingilizlerin’’ bu kur an onların elinde olduğu müddetçe onlarla bşedemeyiz demesinden sonra doğudan yükselen Allahtan başka kimseye eğileyen bir baştan gelmiştir. O son yüzyılın selahaddinidir:

‘’Ben kur’an’ın sönmez söndürülemez bir nur olduğunu bütün dünyaya göstereceğim ispat edeceğim..

walera

06.12-2011, 19:03
bak ibo ben sana hakaret etmiyorum ben gerçekleri yazıyorum banada hakaret ettirtmeyin kendinize ben ırkçı falan değilim ama papanında elini öpmem cahilde değilim sizin gibi bir şeye körü körüne inanmam tımarhane meselesine gelince onu tımarhaneye tımarlansın diye 2. abdülhamithan mubarek yolladı dua etsin astırmadı

size göre selahaddindir bana göre zavallıdır ırkçılıkta yapmam allah lanet eder ırkçılığa ama yakınımda olsan fetullah ve said ilişkisini anlatan kitapları okutmak isterdim içindeki pkk oyunlarını siz istediğiniz gibi inanın kardeşim sizin anlattıklarınızın hiç biri doğru değil ya şu sorularıma cevap verin ya cahiller bir müsliman güya din adamı papanın elini öpüpte onu kutsarmı bir müsliman papay müslimanları şikayet eden mektup yazarmı bir müsliman yahudi ve hıristiyanlarla amentüde ittifakımız var dermi biz bu lafları muhterem saydığınız bizimde pul kadar değer vermediğimiz fetullah söylemiştir innamazsanız bütün tv arşivlerine sorun ben gözlerimle gördüm papanın elini öpen fetullahı önce sorularıma cevap verinde bak kaç defa aynı şeyleri soruyorum anlattıklarınız hepsi martaval güya rusyada savaşmış yalan narcıların kutsaliyet atfetmeleri için uydurdukları yalanlar 2. abdülhamit ve kürt said kitapları var piyasada alında okuyun sizin dediğiniz gibi medrese içinmi gitmi yoksa özerklik için mi gitmiş koca sultana siz anca narcılara yutturursunuz bu martavalları allah resulu buyurki ben ümmetimin çokluğyla övünecem der sizin alim diye gördüğünüz zavallılar güya zinda mindan hikayeleriyle evlenmezler bile benim peygamberimin en büyük sünneti saklaı şeriftir onu bile uygulamazlar ondan sonra din adına çıkar ahkam keserler allahın ahzzab suresinde nur suresinde kadınların örtünmesini 1400 yıldır bütün alimler farz olarak anlamış bitek zavallı gülenmi teferruat olarak anlamış narcılık falan sadece rant peşinnde olan cemaatla r onada en büyük delilimne biliyormusun narcılarda sohbette parasına göre ayırım var memur sohbeti ayrı işçi sohbeti ayrı müdür sohbetleri ayrı bırakın bu işleri

ibo3535

06.12-2011, 19:14
yahu senin okduğun kitabın kralını okudum sen gel ben sana bi kitap okutayım risale nur sana yeter

walera

07.12-2011, 00:11
bak yine srularıma cevap yazmamışsın ibo efendi papanın elini niye öptü neyse ya boş ver senin okudğun kitaplar sana kalsın senin risalerlerine falan ihtiyacım yokk be kardeşim sizin gibiler kuran okumayıp birilerini yazdğı kitapları okuyarak iman kurataracaklarını zannederler ben risalerri falan elime almya layık bile görmem bak bu konu uzadıkça uzuyor iyisimi kapatalım gitsin kişi sevdiğiyle beraberdir bu işin ahireti var

hüseyin19

07.12-2011, 10:08
walera bediüzzamanı 2 a.hamit tımarhaneye göndermedi. zamanın genel sekreterliği anlamında ki mabeyn kurulu onun tekrar padişahın huzuruna çıkmasına engel olur ve onu toptaşı akıl hastahanesine gönderirler onun amacı ırkçılığa karşı doğuda kurulacak büyük bir medrese kurulsun istedi ama o mdrese kurmak senin gibi partaval edebiyatı yapıp böyle insanlara kara çalmanın ne kadar büyük günah olduğunu göstermek için ilim dedi. ayrıca orada bulunan bir ermeni bir hiristiyan ve bir de müslüman doktor bediüzzamanın sorulara cevabını görünce ''eğer sait deli ise bu alemde akıllı yoktur '' diye rapor alır. bu iş olmayınca nezarete alınır nezarette iken zaptiye nazırı şefik paşa kendisiyle bir görüşme yapar ve sultanın ona 1000 kuruş maaş bağladığını şarka dönerse 20-30 altın olacağını söyler ayrıca da padişahın gönderdiği 80 altın olduğunu söyler. o:

''ben buraya dilenmek için gelmedim.. şarkın ahvalini belirtmek için geldim demiş ve ikramları kabul etmemeiştir sonraki yıllarda amacının padişahla tkrar karşılaşıp ondan doğunun makus kaderini değiştirmek için uğraşmıştır. tarihçe i hayatı oku orada tam bilgiler var yarım yamalak bililerle kimsei yaftalama ayrıca fethulla gülenin papanın elini bizzat öptüğünü gösteren fotoğraf veya lin ver.. merasimle el öpmeyi aşure yapma.



iddianı ispatla yoksa müftrisin.
''toprak ve kürtçe okul istediğini ''belge göster inceliyelim.
şimdi piyasada olan kitaplarından. her şey ayan beyan.. ayrıca fethulla gülen papanın elini öpmemiş papanın el öptürme merasiminde yanında bulunmuş..walera senin hangi sözünü düzelteyim..

bu fıkra seni çok iyi anlatıyor..

Adamın biri, bir şeyler bildiğini ima ederek, biraz da huzurda bulunanlara hava olsun diye:
”Hocam!” demiş. Hani bir peygamber vardı ya! Onu, amcaları kaçırıp, havuza atmışlardı. Sonra onu, oradan, eşkıyalar alıp götürmüştü… O, Musa Peygamber miydi?

Hoca şöyle bir düşünmüş… “Yahu (demiş), ben bunun neresini düzelteyim! Bir kere o, Musa değil, Yusuf Peygamberdi. Ona, amcaları değil; kardeşleri tuzak kurmuştu. Sonra onu havuza değil kuyuya atmışlardı. Onu, eşkıyalar değil; oradan geçen bir kervan bulmuş ve alıp götürmüştü…

dostempati

07.12-2011, 14:46
25. Lem'a (http://www.davetci.com/Lema_25.htm)

YEDİNCİ DEVÂ

Ey sıhhatinin lezzetini kaybeden hasta! Senin hastalığın sıhhatteki nimet-i İlâhiyenin lezzetini kaçırmıyor, bilâkis tattırıyor, ziyadeleştiriyor. Çünkü birşey devam etse tesirini kaybeder. Hattâ ehl-i hakikat (hakikat ehli) müttefikan (ittifakla) diyorlar ki:

Yani, "Herşey zıddıyla bilinir." Meselâ, karanlık olmazsa ışık bilinmez, lezzetsiz kalır. Soğuk olmazsa hararet anlaşılmaz, zevksiz kalır. Açlık olmazsa yemek lezzet vermez. Mide harareti olmazsa, su içmesi zevk vermez. İllet olmazsa âfiyet zevksizdir. Maraz olmazsa sıhhat lezzetsizdir.

Madem Fâtır-ı Hakîm (hikmet sahibi Yaratıcı) insana her çeşit ihsanını ihsas etmek (hissettirmek) ve herbir nevi nimetini tattırmak ve insanı daima şükre sevk etmek istediğini, şu kâinatta çeşit çeşit, hadsiz envâ-ı nimeti (çeşitli nimetleri) tadacak, tanıyacak derecede, gayet çok cihazatla insanı teçhiz etmesi gösteriyor ki, elbette sıhhat ve âfiyeti verdiği gibi, hastalıkları, illetleri, dertleri de verecektir. Senden soruyorum: "Bu hastalık senin başında veya elinde veya midende olmasaydı, sen başın, elin, midenin sıhhatindeki lezzetli, zevkli nimet-i İlâhiyeyi hissedip şükreder miydin?" Elbette şükür değil, belki düşünmeyecektin; şuursuz, o sıhhati gaflete, belki sefahete sarf ederdin.


Bediüzzaman Said Nursi


Not: Klavye başında ırkçılık, dedikodu, iftira, yalan, gıybet, kul hakkını çiğnemek gibi fiilleri işlemekten başka meziyeti olmayanların, Ruslarla cihad yaparken esir düşmüş, yazdığı eserlerle milyonlarca kişinin yetişmesine vesile olmuş, hayatı imanına şahit, Allah ın davası uğrunda çekmediği cefa kalmamış ve hiçbirine aldırmayarak son nefesine kadar yolundan bir adım geri atmamış büyük bir alim hakkında yazdıklarına aldanacak kadar kapasitesiz olanlar varsa hiç bu başlığa tıklayarak, yorum yazarak salça olma gayretine girişmesinler.

walera

07.12-2011, 23:39
19 hüseyin al bu linki izlede gör aslında ben yemin ederim güleninde papasının pis elini öptüğünü tvde bizzat gördüm inanmıyorsan kanald ve star tvye sor al bulinkte izle müfrittsiz narcılarsınız Fethullah Gülen-Papa Eli Öpme Merasimi - YouTube (http://youtu.be/yPUVfxzIFNI)


FETHULLAH GÜLEN
NURCULUK” DİNİNİ İLÂN ETTİ
Bu mevzu Mart-1995 tarihli Hakikat Aylık İslâm Dergisi'nin 18. Sayısında yayınlanmıştır.Fethullah Gülen, basın yayın organlarıyla yaptığı röportajlar ve verdiği beyanlarla (Fetullah Gülen İslâm dini'ne aykırı bu beyanatları 23-28 Ocak 1995 tarihleri arasında Hürriyet Gazetesi'nde ve 23-30 Ocak 1995 tarihleri arasında Sabah Gazetesi'nde yayınlanan röportajlarında vermiştir.), kendi dinini ilân etmiş, İslâm dininin hükümlerine karşı gelmiştir
Şöyle ki;
Tesettür:Kadınların başlarını örtmesi iman meselesi ölçüsünde önem arzetmez. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk ölçüsünde önem arzetmez bunlar. Teferruata ait meseledir. Nitekim, Allah’a iman meselesi Mekke’de Efendimize tebliğ edilmiş, namaz meselesi orada bize farz kılınmış, daha sonra da zekât bize farz kılınmış. Ama tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum Peygamberliğin 16. ve 17. senesinde müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken, teferruatla uğraşılmamalı Bu sözleri ve beyanları nurculuk dinine göredir İslâm dininde tesettür kesinlikle farzdır .Allah-u Teâlâ Nûr sûresi 31. ve Ahzâb sûresi 59. Âyet-i kerime’lerinde tesettürün farz olduğunu beyan buyuruyor Resulüm! Mümin kadınlara da söyle. Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnâdır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler.” (Nûr: 31)Resulüm! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle. Zaruri bir ihtiyaçları olup dışarı çıkmak istedikleri zaman, dış elbiselerini üzerlerine giysinler. Bu onların ahlâksız kadınlardan olmadıklarının bilinmesi ve incitilmemesi için daha elverişlidir.” (Ahzâb: 59) Bu, İslâm dinine göredir. Nurculuk dinine göre değil! Tesettür kesin olarak uyulması gereken bir emirdir ve iman meselesidir Allah-u Teâlâ emir ve hükümlerini koymuş onu yasaklarıyla sınırlamıştır Bu hükümler Allah’ın hudutlarıdır. Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa kendisine yazık etmiş olur.” (Talâk: 1) Allah-u Teâlâ, “Kim bu hudutları aşarsa kendisine yazık etmiş olur.” buyuruyorken, “Tesettür teferruattır!” ya da “İman meselesi değildir.” demek açıkca bu hudutları aşmak demektir. Bu Âyet-i kerime’leri inkâr etmek demektir O, kendi kurduğu dinine kendi zan kitabına göre böyle söylüyor Doğrusu bir çokları bilmeden heva ve heveslerine uyarak halkı şaşırtıyorlar.” (En’am: 119)
Âyet-i kerime’lere ve Allah-u Teâlâ’nın hükümlerine ters konuştuğu için nefis arzusunu ilâh edinmiş şirke düşmüştür.Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde Resulüm! Gördün mü o nefis arzusunu ilâh edineni? Artık ona sen mi vekil olacaksın? Onu şirkten sen mi koruyacaksın.” buyuruyor. (Furkan: 43) Tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum peygamberliğin 16 ve 17. senesinde müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken teferruatla uğraşılmamalı.” diyor.
Yani Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e tesettür Âyetleri ilk yıllarda gelmediğini bunun için önem arzetmediğini; teferruat olduğunu söylemek istiyor.
Bütün insanlar ve cinler Hazret-i Kur’an’ın bir hükmünü, bir harfini dahi inkâr etseler, hafife alsalar, hepsi kâfir olur. İsterse emir ya da hüküm Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in son nefesinde inmiş olsun. Artık o kesin hükümdür, emirdir. Biz iman ederiz. İslâm dininin hükümleri zamanla ilgili değildir. Hüküm geldikten sonra ona imandan başkası düşünülemez. “16. senede gelmiş, 17. senede gelmiş, 18. senede gelmiş” diye hüküm basite alınamaz, bu açık bir küfürdür. Âyet-i kerime’de İşte böyle, çünkü onlar Allah’ın indirdiğinden tiksinip hoşlanmamışlardır.” buyuruluyor. (Muhammed: 9)
Oysa inananlar için tesettür kesinlikle uyulması gerekli bir farzdır.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz zamanında savaş sebebi dahi sayılmıştır.
Asr-ı saâdet yıllarında Beni Kaynuka yahudilerinden bir kuyumcunun mümin bir kadının tesettürüne, başörtüsüne el uzatması savaş sebebi sayılmış ve savaşılarak yahudi erkekleri öldürülmüştür. (Hişam: c. 3, sh: 66)
Allah’ın hükmü bu kadar önemli bir meseledir.
Kadın İdareci:
Başka bir beyanında ise:Kadınlardan idareci olmasının hiçbir sakıncası yoktur.” demiş. Bu beyanları ile Allah ve Resulü’nün hükümlerine karşı gelmiştir
Zira Âyet-i kerime’de Peygamber size neyi verdiyse onu alın, neden nehyettiyse ondan sakının.” buyuruluyor. (Haşr: 7) Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” buyuruluyor. (Âl-i imran: 31)
Hadis-i şerif’te
Sizden hiç birinizin arzuları benim tebliğ ettiğim esasa uymadıkça gerçek mânâda iman etmiş olmaz.” (En-nevevi, Erbâin: 41) buyuruluyorken ve kadın idareci hakkında, Mukadderatını bir kadının eline veren millet felah bulmaz.” buyuruluyor. (Buhari 1660, Megazi 82, Fiten 18, Tirmizi fiten 75, Nesai Kada: 8, Ahmed bin Hanbel 5743, 51, 38, 47) Bu İslâm dinine göre böyledir. Eğer Allah’a iman ediyorsak, Resul’üne tâbi isek, onların beyanı Âyet-i kerimeler ve Hadis-i şerif’lerde böyle buyurulmaktadır. Bunun tersini söylemek ve savunmak Allah ve Resul’üne karşı gelmek demektir. Bu da açık bir küfürdür. O kendi kurduğu nurculuk dinine göre kendi nefis putuna dayanarak zanla konuşuyor, Allah ve Resul’ünün hükümlerine karşı geliyor

“Kadınlardan idareci olur.” demek, bunca Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’i inkâr etmektir. O yalnız zannını konuşturuyor heva ve hevesine uyuyor. Eğer doğru sözlü ise bir Âyet-i kerime ya da Hadis-i şerif getirebilir mi?
Âlimim diye geçinen müfsidler, halkı ifsad ediyor
Âyet-i kerime’de: Doğrusu bir çokları bilmeden heva ve heveslerine uyarak halkı şaşırtıyor.” buyuruluyor. (En’am: 119)

Allah-u Teâlâ ve Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onları bize şöyle bildiriyor ve tanıtıyor;
Onları ateşe çağıran imamlar kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.” (Kasas: 41) daha anlatılacak bir sürü isaynı varda anlatmıyayım susayım diyorum 19 tane hüseyin yarayı kaşıyorsun evet ben gözümle gördüm papasının pis cünubet elini öperken ama o linkte sade sağ kolu aladin papasının elini öperken gösteriyor


fetullah gülen ve papası el elehttp://2.bp.blogspot.com/_iSWNz-78Te4/SXWn_aS9vXI/AAAAAAAAAJc/YZlzj3y24js/s1600/papa-fetullah.bmp

EY İNANLAR MÜMİNLERİ BIRAKIPDA KAFİRLERİ DOST EDİNMEYİN NİSA :44
EY İNANLAR YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARDAN DOST EDİNMEYİNONLAR BİRBİRİNİN DOSTUDUR SZDEN HERKİM ONLARI DOST EDİNİRSE O ONLARDANDIR MAİDE:51 1-7 temmuz 1995de kendi dergileri olan aksiyon dergisini alın inceleyinn papasından sonra patriklere bile benim dostum diyor resimleride var

ben size hakaret etmedim ama bana müfrit dedin asıl müfrit olan narcılar ve siz siniz geçen ay nar cematının iler gelenleri pkknın iler gelenleri ile niye görüşme yaptılar açıp sizin kendi yani trdeki narcılığın tv olan samayolu tve sorun oldumu

walera

08.12-2011, 05:42
Türkiye eşi benzeri olmayan gariplikler ülkesi olmaya devam etmekte; bu garipliklerden birisi de toplumcul yapıyı tehdit eden, bir milletin bireylerini bağlandıkları cemaatler doğrultusunda birbirinden uzaklaştıran hatta koparan ve sosyal ahengi bozan cemaatler furyasıdır. Dünya'nın hiçbir Müslüman ülkesinde bu kadar tarikat, bu kadar cemaat ve hiçbir Arap ülkesinde Türkiye'deki kadar seyit yoktur. Bu ilginçlikler dizini; sadece halkımızın saf duygularını sömürmekle kalmayıp; yurt içinde ve dışında teşkilatlanarak Cumhuriyet için bir tehlike halini almıştır. Bu cemaatlerin, milletimizin tarihi düşmanı Haçlı Zihniyetini taşıyan devletlerce gözbebeği olmuş olmasındaki çelişki nedense bizim kör cahil hocalara biad etmiş safkan koyun sürüsünce anlaşılmamaktadır.Bunlardan "Kaplancılar" ve "Süleymancılar" Almanya; "Hak Yol" İngiltere ile Avustralya ve gündem süsü "Nur Cemaati" Amerika tarafından açıkça desteklenmektedir. Benzer oyunlar 18 yüzyıldan itibaren 1. Dünya Savaşı'na kadar Amerika tarafından Avrupa devletlerindeki bağımsız cemaatlere destekler verilerek ve onların Amerika'da bağımsız kilise açmasına izin verilerek, resmi kiliseye muhalefet çıkarmış ve halkı kutuplara ayırmakta başarılı olmuştur. Bu cemaatlerin, halkımızı THK'dan tutalım da diyanetin açmış olduğu camilere karşı kışkırtması da zamanında Avrupa yapılan oyunla eşdeğer benzerliktedir Peki nedir bu Nurculuk furyası, nasıl oldu da bu kadar büyüdü? Zamanın cehalet harikası; Atatürk'ün hapise attığı Said-i Kürdi'nin müritlerinin elebaşı Fethullah Gülen'in gazetesi Zaman'ın reklamı bizzat zamanın Cumhurbaşkan'ı Özalca yapılmış ve tarikatbaşları resmi şekilde ağırlamıştır. Yaklaşık aynı zamanlarda, Fetullah'ın cemaati eşi benzeri görülmemiş bir şekilde Türkiye'nin dört yanında mantar gibi okullar,dershaneler, öğrenci yurtları ve şirketler açmıştır. Kaynağı belli olmayan bu gücün, Rusya'nın soğuk savaş dönemindeki uydularına ve Amerika için stratejik önemi olan ülkelere birer birer okullar açmasını ve bu okullarda İngiliz misyonerliği yapılması kimin neye ne kadar hizmet ettiğine kanıttır. Türk Dünyası'nda kurulmuş olan okullarda ki öğrencilere Türklük adına birşey verilmezken, Türkiye içindeki okullarında taze beyinlere Atatürk'ün deccal ya da bir put olduğu, gözünün koyun gözü olduğu, Said-i Kürdi'nin çağının harikası olduğu, Türkçe'nin yetersiz bir dil olduğu yalan ve iftiraları öğretilmektedir. Son çıkan haberlerde ise bunların askeriyeye ve polise sızma çabalarında olduklarını öğreniyoruz.Bu yobazların yayın kuruluşları da büyük bir sermaye halini almış, sorunsuz bir şekilde yayınlarına devam etmektedir. Dünyada büyük devletlerin sömürüsü en vahşi şekilde devam ederken, bunlar işini gücünü bırakıp Atatürkçülere aydınlara saldırmalarında ki sebep "YARDIM ALAN BUYRUK ALIR" atasözümüzde gizlidir. Fetullahçı Zaman gazetesi, yurtseverliği çağdışı ilkellik olarak ilan etmiş; aynı fikrin çıkar mücadelesinden dolayı ayrılmış, başka bir kolu olan Yeniasya gazetesi ise bir Rum yanlısı gazetecinin öldürülmesini Türkçü terör olarak niteleyerek Dünya'ya duyurmuştur. Be hey kör cahiller! Türk tarihinde kim düşmana sığınmıştır ? Dünya'da Müslüman ülkeleri birer birer haraca bağlayan Amerika'da kendi tabiri ile acizane emekli maaşı ile tedavi gören Fetullah'ın arkasına düşen koyun sürüsü! Bir toplumu yıkmanın en büyük yolu o toplumda değişik akımlar ortaya çıkarıp, bölmektir. Hissen bölünmüş ve kutuplara ayrılmış bir millette, ortak hareket etme ülküsü ortadan kalkar.
. Nurculuğun, dolayısıyla Kürt Said-i Nursî'nin ardına takılanlar, aslında kürt milliyetçiliğine hizmet ettiklerini bilmeden tatmin olmaya çalışmaktadırlar. Ümmetçiliğin ve kürtçülüğün iç içe geçtiği en geniş kapsamlı ve eTürkiye tarihine göz gezdirenler, ümmetçi – kürtçü dayanışması ile ilgili birçok örnek bulabilirler. 13 Şubat 1925 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türk milletine karşı isyan eden ve Musul'u kaybetmemize yol açan Şeyh Sait buna bir örnektir. Aslında, vatan haini olduğu için idam edilen Şeyh Sait'le aynı yoldan fakat farklı yöntemlerle ilerleyen bir başka hareket de kendisini "zamanın harikası (=bediüzzaman)" olarak nitelendiren Said-i Kürdî'nin "nurculuk" hareketidir. Cahil ve yarı deli bir kürt olan Said-i Kürdî (yahut başka bir adıyla Said-i Nursî) hareketi, ümmetçilik ile kürtçülüğün nasıl yanyana geldiğini göstermesi bakımından bir şaheserdir. Kürtlere övgüler düzen Kürt Sait, bir kürt milliyetçisi olduğu hâlde İslâmcılıktan dem vurarak ümmetçileri etrafında toplamış, Türk milletine maddî-manevî darbeler vurmuştur. Türklerin millî duygularını köreltmekten başka hiçbir işe yaramayan nurculuk, ne acıdır ki bünyesine kürtlerle birlikte tertemiz Türk çocuklarını da katmakta, yarın Türk ordusunun yiğit bir askeri yahut Türk devletinin şerefli bir çalışanı olması muhtemel Türk gençlerinin geleceğini ümmetçilik ve gericilik zehiri ile karartmaktadırn tehlikeli hareket, işte bu "nurculuk" hareketidir.
.

walera

08.12-2011, 12:06
birde şunu izleyin sayın narcılar Fethullah Gülenin Belini Kıran Video (gerçek yüzü) - YouTube (http://youtu.be/ONHMfepXEQM) fetullahın yaptıklarını görün

şunuda bi seyredin olurmu Saidi Nursi kimdir ?? - YouTube (http://youtu.be/TayH8Vx5VTE) tavsiye ederim

hüseyin19

08.12-2011, 12:49
walera

bşka yerlrden kes yapıştırla bilgi hazmedilmez. islamdan bahsediyorsun ümmet olma şuurunu bilmiyorsun kopyal yapıştır yaparken biraz dikkat et..:)

enekoncularla aynı lisanı kullanıyorsun..

''Türk gençlerinin geleceğini ümmetçilik ve gericilik zehiri ile karartmaktadır''

bunu nasıl açıklıyorsun??

verdiğin hiç bir linkte fethulla hocanın el öptüğü yok...nerede ispatın?

bu sana günah olarak yeter.haa şunu da unutma ben fethullahçı da değilim ama onun yaptığı hiç bir güzelliği ,çalışmayı da inkar etmem. o da her insan gibi hata eder peygamberler gibi ismet sıfatı yoktur.

bugün bir ahtapot gibi ülkeni n altından girmiş üstünden çıkmış bir egenekon yapılanmasını deşifre etmesi bile süper bir şey.artık kimse yemiyor böyle kara çalmaları. bu ülkede bir çavuş bile yargılanamazdı şimdi..yalnış yapan herkes yargı önüne çıkarılıyor. şeyh sait de saidi nursi de hep senin gericilik yobazlık dediğin din mücadelesi yapmışlardır dil ırk mücadelesi değil. ama her şey öyle tersyüz edilmiş ki 70-80 yıl insanlar doğru muhakaeeme kyapamıyorlar. ingilizler şey said e eğer sınırdan gidersen sana hatay a kadar destek veririz diyor şeyh sait:

- vallahi benim davam şeriat -ı garradır ben devlet peşinde değilim'' diyor bunu üzerine ingilizler işin içinde islam olunca hiç destek vermiyorlar ve bir provakatörlükl başlayan hareket diyabakır'da bitiyor. her dönem kürtler için din olmazsa olmazdır. onun için pkk bu topraklarda hiçbir zaman taban bulamıyor. şimdi bak eğer senin söylediğin ırçı sait olsaydı pkk onu baş tacı yapardı oysa örgüt ondan islami kimliğinden dolayı nefre etmektedir tıpkı şeyh saitten nefret ettiği gibi. biz bu bolgedeyiz herşeyi, yerinde biliyoruz. senin gibi sırça köşkten sallama yapmıyoruz. gel sıkıysa bu bölgede dik bir şekilde islama sarıl.

bu ülkede ergenekon pkk mafya mhp,dtp chp birilerini sevmiyorsa bil ki o iyi bir insandır. bunların hiç biri ne fethullahı nede bediüüzamanı sevmez. sevmiyorsan allah dostlarının alaeyhinde bulunma.. Allah dostlarına savaş açan allah a savaş açar. her insan gibi hataları yok mu var peygamberler bile yanlışa düşecekken Allah korumuştur.
ABESE SURESİNİN GELİŞ SEBEBİNE BAK..yine yusuf peygamberin zindanda uzun kalmasının hikmetine bak züleyha ile ilgili Allah ın koruculuğuna bak..birçok örnek var.bu ülkese tarkanın ,nihat doğanın hülya avşarın bile hayranları var hatta nuri alçonun bile hayranları var..herkes istediğini sever sen sevmiyorsun diye fethulla gülenin bediüzzamanın şeyh sait in düş yakasından eğer müslümansan bu islami bir tavır değil.

''Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, Allah onların ne yaptıklarını bilir.''

yunus suresi 66.ayet

walera

08.12-2011, 13:30
linkleri izledinmi

ümmetçiliği biz sizden iyi biliriz merak etme orda anlatılan ümmetçilik taraikat adı altında yapılan ümmetçilik gerçek şeriat adına yapılan ümmetçilik değil

ya 50 defa sorduğum soruya cevap vermekten acizsinz geçen ay nnarcematinin ileri gelenleri imralıdakiyle ne görüşmesi yaptı türkiyede hangi karanlık oyunların peşindeler şu görüşmeyi açıklayın sizin allah dostu dediğiniz size göre bize göre değil tımarhaneye yollanmış bi insan benim için allah dostu olamaz

papasını nın elini öpmemişde hazret demiş o adamlar hz peygamberede hz diyor pis cunubet papayada hazret diyor dinler arası diyolokta böyle şeyler sevapmı

ya konuyu kapatılım yada siz bana yazdıkça bende diyalokçuların rezillikerini islama göre rezillikleriini daha çok anlatırım kardeşim

hüseyin19

08.12-2011, 13:37
wALERA BİRBİRİMİZİ ANLADIK.. KİMİN NEYE HİZMET ETTİĞİNİ..

BAK BENİM BAŞLATIĞIM KONULARA..orada hadis ve kurandan da ayetler var biz bu yola sevdalıyız ama onu bunu karalamdan. bir insana kafir diyen eğer kiş hak etmemişse kendisi kafir olur. bunu iyi bil. eğer sen haklıysan Allah seni muvaffak etsin bizi yalnıştan döndersin eğer sen yalnışsan seni doğruya döndersin.

biz bu yolda taş taş üstüne koyan herkesi severiz. kendimize bakarız. ilim farzdır herkes bilmek araştırmak zorundadır .bizim derdimiz bize yeter.biz bu yolun her yolcusunu samimi oldukça severiz. bediüzzamanın bazı özelliklerini herkesin bilmesinde fayda vardır. dünya klasikleri diye bir sürü zırvanın bile tavsiye edildiği ülkemde hala güzel insanların kıymatini bilmiyoruz..

.

işte senin kürt sait, bizim de Bediüzzaman Said Nursi'nin bilinmeyenleri...

Küçüklüğünden beri haksızlığa tahammül edemediğini, kendisinin başarısını çekemeyen medrese arkadaşlarının Ona saldırmaları karşısında cesaretle karşı koyduğunu…

- O zaman ki medreseler arasında cesaretli,yiğit,gözünü budaktan sakınmayan olarak nam saldığını…

- Babası Sofi Mirzanın yabancı tarlalardan geçerken hayvanların ağzını o tarlaların mahsulünü yememeleri için bağladığını…

- Annesi Nuriye Hanımın Onu abdestsiz emzirmediğini…

- Çok küçük yaşlardan itibaren zekat,sadaka almadığını ve minnet altına girmediğini…
-Medrese kurallarına göre 20 senede ancak bitebilen kitapları 3 ayda bitirebildiğini…

- Abisinin Molla Abdullah, onu 80 kitaptan imtihan ettiğini ve aldığı cevaplar karşısında kardeşi Molla Said’e talebe olduğunu…

- Medrese hocasının kendisi için “Zeka ile hafızanın bir insanda bu kadar aşırı bir şekilde toplanması çok nadirdir” dediğini…

- Siirt alimleriyle yaptığı münazarada onların hepsini mağlup ettiğini ve sonra “Said-i Meşhur” yani Meşhur Said dendiğini…

- Yediği yemeğin taneciklerini yardımlaşmayı sevdikleri ve Cumhuriyetçi oldukları için karıncalara verdiğini…

- Mardin’den kendisini götüren askerlere namaz vakti geldiğinde kelepçelerin çözülmesini istediğinde bu isteği kabul edilmeyince “Bismillah” deyip kelepçeleri çözdüğünü… Bunu nasıl yaptığını soranlara da “Bu namazın kerametidir” dediğini…

- 23 yaşındayken Bitlis valisi Ömer Paşanın konağında 2 sene kalan Bediüzzamanın Valinin 6 kızına bakmayacak kadar kuvvetli bir imana sahip olduğunu…

- Matematiğe dair bir kitap yazdığını ve 27. dereceden denklem çözümleri yapabildiğini…Bu sıralarda üstün dehasından dolayı “Bediüzzaman” yani Zamanın eşsizi lakabını aldığını…


- Bediüzzamanın ezberlediği 80-90 kitabı 3 ayda bir defa ezberden tekrar ettiğini…

- Devrin Padişahı Abdülhamit’e Doğuda üniversite açılması için teklif verdiğini…

- İngiliz Avam Kamarasında onların elindeki Kuran-ı alarak yenebiliriz denmesi üzerine “Kur’anın sönmez ve söndürülemez bir nur olduğunu ben Dünyaya göstereceğim ve isbat edeceğim” dediği bu sırada 18 yaşında olduğunu…

- 1907’de İstanbul’da kaldığı otelin kapısına “Burada her suale cevap verilir ama sual sorulmaz” yazdırdığını…

- Kendisini çekemeyenlerin Ona deli damgası vurmak için gönderdikleri doktorun “Eğer Bediüzzamanda zerre kadar delilik varsa, Dünyada akıllı insan yoktur” dediğini…

- Yahudilerin İstanbul temsilcisi Karosso ile görüştüğünü ve Karosso’nun konuşmayı yarıda keserek “Eğer yanında biraz daha kalırsam beni de müslüman edecekti” dediğini…

- Tiflis’te karşılaştığı Rus polisine o anda çok kötü durumda olan Müslümanların Dünyaya hakim olacağını söylediğini…

- 1915’li yıllarda Doğuda Ruslara karşı talebeleriyle savaştığını,Rusların Bediüzzaman ve talebelerini görünce “Keçe külahlılar geliyor” diye kaçıştıklarını…

- İstanbul Kağıthane semtinde 2 arkadaşıyla yaptığı kayık gezintisinde çevrede yüzlerce bayan olmasına rağmen bir kez olsun bakmadığını ve sebebini soranlara “Lüzumsuz, geçici zevklerin akıbeti elemler, teessüfler olmasından,istemiyorum” dediğini…

- 1922 yılında Ankara’ya geldiğini ve Millet Meclisinin kendisini resmi tören ile karşıladığını…

- Ankara’da Mustafa Kemal ile görüştüğünü…

- Mecliste yaptığı konuşmadan sonra 60 milletvekilinin Namaza başladığını…

- Gençliğinde 10 sene kaldığı İstanbul’da bir defa olsun kadına bakmadığını…

- Talebelerinin anlattığına göre her gece mutlaka Teheccüde kalktığını ve her gece 4-5 saat dua ettiğini…

- 1926 yılında başlayan ve 25 sene süren çileli hayatın Risale-i Nuru telif etmesi ile bereketlendiğini…

- Barla’da kaldığı 8.5 sene zarfında Risale-i Nurun dörtte üçünü telif ettiğini…

- Üstadımızın 19 defa din düşmanları tarafından zehirlendiğini ve bir defasında çok şiddetli bir zehir etkisi ile 1 hafta aç ve susuz ve halsiz bir şekilde hastalandığını fakat bu durumda iken bile bir defa dahi bile namazını terk etmediğini…

- Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin “Hayatın zevkini ve lezzetini isterseniz,hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz” dediğini…

- Üstadımıza leke sürmek isteyenler bir sarhoşa Said’in hizmetçisi buradan bir rakı aldı diye yazıp imzalatmak istediklerini fakat sarhoş adamın “Tövbeler olsun bu yalanı kim imza eder” dediğini…

- Üstadımızın hapishanede kaldığı zaman beraberinde en azılı katillerin ve canilerin bile namaza başladıklarını…

- Kendisini defalarca hapseden ve defalarca zehirleyip eza ve cefa veren insanlara hakkını helal edecek kadar alicenap olduğunu…

- Üstadımızın Mektubat’da “Rıza-i küfür,küfür olduğu gibi,zulme rıza da zulümdür” dediğini…

- Günde 1.5 – 2 saat uyuduğunu ve gece ibadet ettiğini…


- Üstad hazretlerinin “Tembellik, hastalık, yorgunluk ve havalecilik nefsin desisesidir” dediğini ve bu huyları hiç sevmediğini…

- Üstad Hazretleri “Evlatlarım, Risale-i Nur dinsizlerin, komünistlerin, masonların belini kırmıştır. Risale-i Nur daima galiptir. Katiyyen merak etmeyiniz. Yeterki siz Risale-i Nur’a sadık kalın” dediğini…

- Nur üstadımızın “Biz Risale-i Nur okuyarak iman tazeliyoruz” dediğini…

- Üstad Hazretlerinin Emir dağına 3 km kalsa bile namaz vakti gelince arabayı durdurup hemen evvel vaktinde namazı eda ettiğini….

- 23 Mart 1960 Çarşamba günü, İslam Dünyasında bin ayda daha hayırlı olan Kadir gecesinin idrak edildiği gece, Bediüzzamanın Urfa’da İpek Palas Oteli’nin 27 numaralı odasında Rahmeti Rahmana kavuştuğunu…

saww

08.12-2011, 14:28
- 23 Mart 1960 Çarşamba günü, İslam Dünyasında bin ayda daha hayırlı olan Kadir gecesinin idrak edildiği gece, Bediüzzamanın Urfa’da İpek Palas Oteli’nin 27 numaralı odasında Rahmeti Rahmana kavuştuğunu…



Kadir gecesi olduğunu nerden biliyorsun?
Kadir gecesi gizlidir.

hüseyin19

08.12-2011, 14:41
olmadığını nerden biliyorsun saw?

walera

08.12-2011, 15:11
eğer sen haklıysan Allah seni muvaffak etsin bizi yalnıştan döndersin eğer sen yalnışsan seni doğruya döndersin.

allah duanı kabul etsin ve bu konuyu katalım hüseyin kardeşim bu işin ahireti var sana göre alah dostu olan bana göre değildir senin için mubarekse kürt sait sana mubarek olsun

saww

08.12-2011, 17:06
olmadığını nerden biliyorsun saw?
Olduğunu idda eden sensin!
Kanıtlamak sana düşer.

Bu sene ölmez sağ kalırsak banada haber verirsen sevinirim kadir gecesini:)
Hem sanada dua ederim...:)

ibo3535

08.12-2011, 17:51
videolar tam bi yahudi medyası ve ateislerin hazırladığı bi video bu ben başka bişey demiyorum sadece kesik kesik resimler başkası konuşuyor fetullah gülen papanın elini öpmüyor sanırım yazan arkadaşların gözü bozuk iyi baksın cok güzel montaj videolar bunlar

walera

08.12-2011, 18:15
ibo kardeş biz konuyuy kapatalım diyoruz ama sen hala hakaret içindesin o vidyoların aynısı narcıların tv i olan stvde var doğru ben yalış hatırlamış olabilirim fetullah papasının elini öpmüyor ama fetullahın 1 numaralı adamı olan alladin öpüyor sen onu bırakda 50 sefer sorduğum soruya cevap ver geçen aylarda narcıların ileri gelenleri imralıdaki canniyle ne görüştü türkiye hakkında hangi gizli planlar oyunlar yapılıyor onu bi araştırda buraya yaz herkes öğrensin o videoların hepsinimi ateistler hazırlamış gülerim buna googleye yaz fetullahın papası diye bak bakalım kaçtane video çıkacak bunların hepsidemi yalan yalnsa o zaman narcıların tv si olan stv ve gazeteside ateist ve yahudi medyası öylemi bu videoları haberleri bak yukarıda tarih vererek hangi gaztelerde ne söylediğini delilleriyle yazdık zaman gaztesi ayrıca yayınladı ozaman ozaman zaman ve stvde ateiist medya senin yazına göre böyle anlıyorum biz diyoruz konuyu kapayalım hemen atlıyorsun bak bana kürt saidin ve fetullahın yaptığı diğer olaylarıda burda yazdırma nar cematinin yaptıklarını anlattırma hüseyinede söyledim orada bi duas var ben ona amin dedim sende kapt gitsin daha beni kışkırtıcı yazı yazmada bende yazmayayım

işinize gelmeyen herşey montaj yada foto montoj bırakın bu martavalları kapatalım gitsin allah seni sen gibi olanları saidlerle fetullahlarla haşretsin ahirette

ibo3535

08.12-2011, 23:13
tamam işte google hazırlayan siteler atislerin yahudi medyayanın isi sadece müslümanları bir birine düşürmek senin okuduğun sitelerde saidi nursi için kürt ajanı mehmet akif ersoy için arap ajanı diyorlar gerisini sen hesapla işte okudğun kitapları ve siteleri

neyse en doğrusu kapatalım gitsin herkezin bildiği kendine kalsın

walera

08.12-2011, 23:33
bak ibo kardeş kapatalım diyoruz hala yazıyorsun bak 50lidir soruyorum hüseyin gülerce ve yanındakiler imralıdaki cani ile ne görüştüler yoksa birbirlerinin destekçisilermi bak en basitinden bu soruya cevap veremiyorsun herşeyi yalanladın hadi imralı canisiyle hüseyin gülerce ve adamlarının görüşmesinide inkar ette ozaman asıl meramınız ortaya çıksın acaba o görüşmede türkiye hakkında hangi karanlık senaryolar kürt islam sentezi pkk vatan hasreti karıştırılarak acaba neler konuşuldu bi araştır buraya yaz olurmu kardeşim

ibo3535

09.12-2011, 10:16
Artık bu saaten sonra buraya bişey yazmam hoca efendi için papanın elini öptü dedin yalan cıktı birde video koymuşun sonra döndün hoca efendinin 1 nolu adamı demye başladın kıvırdın sonra gittin imralıyla görüşlüdü diyorsun yahu imralıyla herkez görüşüyor devlet bile suç olsa ilk önce devletin başındakiler demezdi hem söylediklerini kendi ağzından cıkan sadece bir kaç kelime aslı astarı olan şeyler değil resim göster ispat isterim laf yazma bana varsa resmi pkk lideriyle cekilmiş resimleri onları göter adersondan hikaye yazma bana yalan dolan ne varsa yazıyorsun

hüseyin19

09.12-2011, 10:52
Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz

Her kim kendisini ALLAH'a malederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim ALLAH'a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. ALLAH'a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve her şeyin Ondan olduğunu ve Ona rücu edeceğini bilmekle ol..

ibo3535

09.12-2011, 11:34
Allah'i taniyan ve itaat eden, zindanda da olsa bahtiyardir... O'nu unutan, sarayda da olsa, zindandadir, bedbahttir. (Said Nursi
Güzel gören, güzel düsünür. Güzel düsünen, hayatindan lezzet alir.

Bu müthis düsmanlariniza karsi zirhiniz, Kur’an tezgahinda yapilan takvadir. Ve siperiniz, Resul-i Ekrem’in sünnet-i seniyyesidir. Ve silahiniz, istiaze ve istigfar ve hifzi ilahiyyeye ilticadir.

Hayat sebebiyle karinca küreden büyük olur

Her söyledigin dogru olmali, fakat her dogruyu her yerde söylemek dogru degildir.
Güzel gören güzel düsünür, güzel düsünen hayatindan lezzet alir.

Gururu birak, seni yaratani düsün, kabre girecegini bil, öyle hazirlan.

Her söyledigin HAK olsun Fakat her HAKKI söylemek senin HAKKIN degildir:
"Ömrün kisa ise;ebedi bir ömrün var,merak etme
Bana, ‘Sen şuna buna niçin sataştın? ‘ diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müdhiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, îmanımı kurtarmağa koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış. Ne ehemmiyeti var? O müdhiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler! Dar görüşler!

Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin îmanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de. Seksen küsûr senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harblerde, bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan menedildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım. Zaman oldu ki hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni menetmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.

Sonra, ben cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmibeş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım: Çünki; vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.

Ümitvar olunuz; şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sadâ, İslâmın sadâsı olacaktır.

Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.

Eğer bilsen gayret ne kadar hayırlı bir iştir. Ömrünü bir dakika boşa geçirmezdin.

Kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz olabilirsin.

İnsan ebed için yaratılmıştır. Onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u edebiyedir.

Dünya bütün şâşâsıyla ahirete nisbeten bir zindan hükmündedir.

Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünya da bıraktığın eserlere de kıymet verme.

Namazın manası Cenab-ı Hakkı tesbih,tazim ve şükürdür.

İman hem nurdur hem kuvvettir. Evet hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir.

Herşey hakikaten güzeldir. Ya bizzat güzeldir veya neticeleri itibariyle güzeldir

Allah sana gani gani rahmet eylesin üstadımız

AYBAROGLU

09.12-2011, 22:05
sohbetlere giden arkadaşlar varmı...

walera

09.12-2011, 23:04
ibo ozaman git hüseyin gülerceye sor imralıdaki cani ile görüştülermi görüşmedilermi videoların hiç biride sahte değil o senin uydurman ben sizin papnız öptü biliyordum yanlış biliyormuşum ama fetullahın2 numaralı adamı olan aladdin papasının elini öpüyormu ona bak sonra saatlerce fetullah papasıyla nne görüştü biz konuyu kapatalım diyoruz sen kaşıyorsun ozaman biraz daha kaşyalım ozaman fetullahın hristiyan ve yahudi din alimleryle çekilmiş böle çok pozları var ve biizat kendi ağzıyla söylüyor onlar benim dostum diye hele şu konuya bi aydınlatalım feto hoca aynen şu beyanatı verdi sordular hocam seçimlerde kimi destekliceksiniz el cevap: gökten çok sevgili dostum cebrail inse bir parti kuras vallaihi onu bile desteklemem cevaptaki iğrençliğe bak bir kere cebrail a.s senin nereden dostun o peygamberlere vahiy götüren bi melek ortada bi peybamber olmadığına göre onun görevi bitmiştir nereden dostun yoksa hakikatçıların idda ettiği gibi nurculuk dinin peygamberi fetullah gülenmi oldu öteki iğrençlik cevaptaki varsayalım cebrail a.s sennin dostun olmazya olduğunu sayalım cebrail a.s bir part kuracak oda teşbih anlamında alahun partisi olacak onu bile desteklemiyeceksin vaybe sonrda dn alimi diye vazzlarında kıvırtarak milleti kandıracaksın yemin ediyorum amerikaa kaçmadan önce baş örtüsü olayları yeni çıkmıştı kanaldye çıktı spiker ona şöyle bi soru sordu hacam baş örtüsü sizce nedir yemin ediyorum kulaklarımla dinledim baş örtüsü teferruattır gerekiyorsa sokaktaki kadınlarımız bile başlarını açsın dedi ondan sonra ben bu kıvırtkanı alim diye sayacam inanmayan varsa kanal d yöneimne sorra ibo efendi milletin aklını bulandırma o videolar yalan olsa nar cematı çıkar hepsini yalanlardı bide diyorsunki ses onun değil insan allahtan utanırda yalan söylemez videonun birindeki papa hazretleriyle görüşeceğiz dediği bal gibi kendi sözü milleti gerçek islamdan uzaklaştırıp narcılı dinine çekmeye uğraşmayın en basit yukardaki bi yazımda aksiyon dergisinden tarihini verek bahsettim bak bakalım kapakta kimin resmi var kimle konuşmuş gülen kadir mısrıoğludamı yalancı onunda videosu var fetoya verip veriştiriyor hadi biz neysek cübbeli hoca eski diyanet başkanı bildiğin nekar islam alimi varsa hepsi fetullah gülene verip veriştiriyor . nekadar güzel onca video onca sözleri hemen hepsi montaj oldu . tabi sizler islam dairesinden çıkıp nurculuk dine girdiğiniz için yanlışları ancak böyle uydurma şeyler o video monta bu söz montaj deyip savunmaya geçersiniz. trde hiç bir mahkesi kalmadı niye dönmüyor çünkü cıa ajanlığını bırakamıyar övünüyorsunuz dünyanın heryerinde okul açıyor diye banan ben istanbul maltepedeki bi okuluna müracat ettim dünyayanın parasını istedler ki ozaman ben onların yeni bir din nurculuk dini kurduğunu bilmiyordum ozamanlar bizde sizin gibi fetullahı kürt saidi şeyh saidi allah yolunda hizmet yapan büyük zat zannederdik oysaki şindi görüyoruzki hepsi hikaya amerikanın korumasında olan islam alimi kılığındaki bir cia ajanı fetullah gülen aynı arap lavrens gibi i bo sen daha yazarsan bizde yazacaz kardeşi bak buresimlerden çok var dahada yazarsan fetullahın ppasına yazdığı orjinal mektubuda buradan yayınlarım habern olsun http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQFXIBxaimkaEO2eSa-TNameoIJhKZ4_H9vXbghkr9YTqa_QzpZ

ibo3535

11.12-2011, 17:53
yahu resimde nerenden bakıyorsun faeyullah gülen hoca efendinin elini öptüğünü görüyorsun ben sana tek soru soruyorum imralıy giden kim ispatla sen suç attın insanların üstüne ispatlamak sana düşer eğer ispatlamazsan namertsin resim ve video konuşmalar isterim eğer yapamazsan namertsin başka yazacak bişeyim yok sana

Ufak bi hatırlatma yazayım şu anda hristiyanlıktan yada yahudilikten en hızlı şekilde müslümanlığa gecen ülke hangisi biliyormsun herşeyi araştırıyorusun yalan yalnış atist videoları koyuyuorsun montaj kasetler izletmirmye calışıyorsun bunuda iyi araştır dünyada en hızlı müslümanlığa geçiş yapan ülke amerika birleşik devletleri neden acaba fettullah gülen hoca efendinin marifeti olmasın sakın 10 sefer araştır bi kez yaz kulakdan duyma yalan bilgiler yazma

walera

12.12-2011, 01:07
nnamert siz sizve sizin gibi olan sonradan uydurulmuş narcılık dinin içinde bulunan insanlar dır ibo sen gerizekalımısın nesin anlamadımki hüsyin gülerceyi benden iyi tanırsın narcılar dinin temsilcisi olan stv ve samanyolu tv yönetimine sor hüseyin gülerce ve adamları imralı ile ne konuştu tüm haber kanallarında çıktı bi senmi görmedin hüseyin gülercenin kenindisine sor yada tv kanallarına sor eğer benim söylediğim yalansa ben gerizekalıyım ama bak kaç defa yazdım sen hüseyin gülerce denen adamı tanıyormusun tanımıyorsan bile tv kanallarına ama hangi tv kanalına sorarsan sor söylesinler biz müfrit değiliz sizin gibi iftira atalım ben bütün tv kanallarında gördüm hüseyin gülerceye bi sor son ra buraya yaz imralı canisi ile tr hakkınnda ne gibi kirli pazarlıklar yaptılra aslında sizde iyi bilirsinizde söylemek işinize gelmez diyorsunki kaset isterim ben nurculuk dininden değilim o dinin yayın organı olan stv samanyolu bana o konşmanın özetini versinde yayınlayayım.
FETHULLAH GÜLEN'İN PAPA'YA YAZDIĞI MEKTUP
''İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.
'Pek muhterem Papa cenapları,
Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik. İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı Allah'a aittir ve din Allah'tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinlerarası diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir. Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz. Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetlerarası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan'ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz. Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu'daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel'in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs'ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir. Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC'de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa'nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir. Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hazreti İbrahim'in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran'da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi'ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir. Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb'e şükürler olsun
Eski Kaynak : http://arsiv.aksiyon.com.tr/arsiv/167/
Not: Bu mektubun Aksiyon'daki adresi iptal edilmiş.
Kaynak: Mehmet Kamış, Medeniyetler Buluşması, Aksiyon Dergisi, Sayı: 167, 14–20 Şubat 1998.
http://www.zaman.com.tr/1998/02/10/guncel/politika/1.html

bak da gör müslümanları papasına nasıl şikayet ediyor yüce kuranla çelişen nekadar yanlış beyanı var şuan 3 büyük dinmi var http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcT8E-XI2YflXme2DUJR9KJf0XGs-Nepw2ZaeB4t2g0JOXlGsnwcd02YbXFS bbuda narcılık dinine göre fetonun başka bi hazerti ama sen bunlara hep fto montoj dersin şu mektubu gerçek alim olan nurculuk dininden olmayan bi hoca bize izah etsede anlasak

ha bide abdye feto ajan olark gitmeden önce orda narcılık dininden daha güzel islamı yaşayan cemaat vardı ve hala var malcomx in kurduğu cemaat yani oradi müslimanları feto müsliman yapmadı imralı konuşmasınıda birdaha yazıyorum hüseyin gülerceye sor narcılık dinin peygamberinin halifesidir kendis bide narcılık dinin yayın organları stv ve zaman gaztesi ayrıca diğer basın medya kuruluşlarına sor olurmu ben haberlerde syerettim oldumu narcı arkadaşım hani yazmııyacaktın sen biz bizde yazalım

hüseyin19

12.12-2011, 09:24
''Ümitvar olunuz; şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sadâ, İslâmın sadâsı olacaktır...''

ibo3535

12.12-2011, 16:30
yahu gerizekalı ahmak sadece yazıyorsun yalan dolan hani resim hani video anca iftira karamala atistlere yardakcılıktan başka ne işe yarıyorsun madem iddaa attın ortaya ispatla işte daha ne söyleyim bana ahmet mehmet die isim yazma resim istiyorum fetullah hoca imralıda yada yakın arkadaşı kim varsa video gönder ateist videoları buluyorsun montajlı bunlarıda ayarla artık bi yerlerden kes ayarla işte

walera

13.12-2011, 12:55
ya i bo kardeş sen harbiden geri zekalıyymışsın ben ne diyorum sen ne diyorsun bak ben diyorumki ben narcılık dinine mensup değilim sen onları savunduğuna göre sen narcılık dinin üyesisin kaç defa diyecem ben o dine men sup olmadığım için bana görüntüleri vermezler yine söylüyorum narcılık dinin peygamberinin halifesi olan hüseyin gülerce var ona sor ben bütün tv kanallarında gördüm al buradan oku PKK elebaşı terörist Abdullah Öcalan'ın avukatlarının Hüseyin Gülerce ile görüşmesi 'PKK cemaatten ni istiyor?' sorusun gündeme getirdi

Fettullah Gülen Cemaati'nin Türkiye'deki en tepe noktasında olduğu bilinen Zaman Yazarı Hüseyin Gülerce ile Öcalan'ın avukatlarının görüşmesi yeni soruları gündeme getirdi.
PKK Güneydoğu'da Gülen Cemaati'yle ciddi rekabet içinde. Zaman zaman kavgaya varan rekabette Gülen Cemaati hükümet desteği ile özellikle islamcı kesimi kontrol edebiliyor.
Yeni açılım politikası sürecinde ise cemaatin gücü PKK'yı rahatsız ediyor. Yani kürtleri bölüyor. Bu da PKK'nın gücünü zayıflatıyor.
Bu durumda yapılması gereken neydi? Cemaatle ilişki kurup, islamcı kürtlere de örgüt adına mesaj vermekti.
Peki PKK Gülen Cemaati'nden ne istiyor? Bu sorunun cevabını Milliyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş köşesinde analiz etti:

- Geçen pazar Abdullah Öcalan'ın avukatları, Yalova'ya gidip Zaman yazarı Hüseyin Gülerce'yle uzun bir görüşme yaptı. (....)CEMAAT SİYASİ PARTİ GİBİ
Buluşmanın hemen ardından, aylardır cemaatle ilgili sert ifadeler kullanan Abdullah Öcalan'dan sürpriz bir çıkış geldi. Cemaati "Gerek Türkiye'de gerek Ortadoğu'da önemli aktör" olarak tanımlayan, hatta "bir siyasi parti işlevine sahip" diyen Öcalan, Gülen hareketi için "Türkiye'nin hatta Ortadoğu'nun demokratikleşmesinde rol alabilirler" dedi Ardından beklenmedik ve bir o kadar da muallak bir ittifak önerisi ortaya attı: "Oldukça dinamik güçleri var, biz de dinamik bir gücüz. Bu iki dinamik gücün karşılıklı anlayış göstermesi ve dayanışma halinde olması durumunda Türkiye'de birçok temel sorun çözülecektir. Bu dayanışma sadece Türkiye'yi değil Ortadoğu'yu da etkileyecektir."
Aslı Aydıntaşbaş yerinde bir soru soruyor Tuhaf. Tüm Türkiye haftalardır CHP ve BDP'nin de içinde yer aldığı bir "sol blok" tezini tartışmışken, bu ittifak da nereden çıkmıştı?

GÜLEN CEMAATİ BÖLGEDE GÜÇLENDİ
Öcalan'ın çıkışını daha da ilginç kılan, uzunca bir süredir Güneydoğu'da PKK tabanı ve Gülen cemaati arasında devam eden adı konmamış örtülü savaştı. Doksanların sonlarından itibaren Güneydoğu okulları, yurtları ve alternatif sivil toplum yapılanmasıyla varlık göstermekte olan Gülen cemaati, son açılım süreci ve referandumda "evet" için yürüttüğü kampanyayla bölgedeki siyasi profilini iyice yükseltti.Bundan rahatsız olan PKK, Gülen hareketini Güneydoğu'da kendisine rakip görüyor, bu siyasi rekabet üst düzey PKK ve BDP'lilerin demeçlerinden sokak eylemlerine kadar hissediliyordu. Fırat News gibi PKK'ya yakın medya kuruluşları, son dönemde düzenli olarak bölgedeki "cemaat" üyelerinin isimlerini afişe ediyordu.

İMRALI'DAN DEVLET TALEP ETTİ
Aydıntaşbaş, Öcalan'ın Cematle görüşme talebinin nedenlerini ise şöyle yorumladı:
-Peki bu ortamda Abdullah Öcalan neden bir anda cemaate gül atmış, hatta bir adım ileri giderek ittifak önermişti?
İki nedeni var. Öncelikle İmralı'da Öcalan'la görüşen devlet yetkilileri, Güneydoğu'da mütedeyyin kitleyle PKK yandaşları arasında bu tarz bir tırmanıştan rahatsız. Seçim sürecinde bu gerilimin sokak çatışmalarına ya da masum insanlara yönelik şiddet eylemlerine dönüşebileceği korkusu var. Öcalan'a bu yolda bir çağrı yapmasının toplumsal gerilimi düşüreceği, yaklaşık 40 gün önce kesilen görüşmelerin yeniden başlamasında da etkili olacağı hissettirildi.
PKK liderinin başka sebepleri de vardı. Öcalan, önümüzdeki süreçte anayasanın değişmesi, Kürtçe eğitim, yeni vatandaşlık tanımı gibi siyasi taleplerinde sadece devletle diyalog yoluyla bir yere gelemeyeceğini, bu talepler konusunda Türkiye kamuoyunun ikna edilmesi gerektiği düşüncesindeydi. Kendisine yakın isimlerden anladığım kadarıyla güçlü bir medya ayağı ve siyasi nüfuzuyla Gülen cemaatini kamuoyuna ulaşmak için makul bir aracı olarak gördü.
Ancak Öcalan'ın teklif ettiği birliktelik, hiç de kolay gözükmüyor
HEM CAMAAT HEM DE PKK TABANI FOKUR FOKUR KAYNIYOR
Tam tersine Öcalan'ın hafta ortasındaki açıklamasından bu yana hem cemaatin için hem de PKK tabanı fokur fokur kaynıyor.

Cemaat açısından PKK, en son ittifak yapılabilecek yer. Cemaatin Kürt sorununa bakışını, en iyi özetleyen, Kürt tiplemeleriyle tepki çeken Samanyolu televizyonundaki "Tek Türkiye" dizisi.

Cemaate yakın duran tek tük liberal entelektüelleri bir kenara bırakırsanız, Gülen hareketinin bugünkü yönetim eliti, sadece muhafazakar değil aynı zamanda milliyetçi ve devletçi reflekslerle yoğrulmuş bir siyasi kültürden geliyor.
Zaten 2009 yerel seçimleri öncesinde Öcalan'ın avukatları ve Gülen cemaati önde gelenleri arasındaki (avukatların talebiyle gerçekleşen) benzer bir buluşma da bu yüzden son derece soğuk geçmiş, cemaati pek ikna etmemişti.TABAN TABANA ZITLIK

PKK tabanında durum farklı değil. Evet Güneydoğu'da PKK'ya sempati duyanlar arsında mütedeyyin bir kitle var; ancak hem PKK hem de BDP'nin üst yönetiminde etkin olan, laik sol gelenekten gelen, muhafazakar yapılanmalara kuşkuyla bakan genç nesil. Kürt hareketindeki yönetim eliti de Gülen hareketini devletin bir uzantısı olarak görüyor, Öcalan'ın çağrısının Güneydoğu'da AK Parti'yle mücadelelerinin zayıflatacağını düşünüyor.
Tablo böyleyken henüz bırakın ittifakı, bir diyalogdan söz etmek için bile erken. Öyle görünüyor ki, Öcalan'ın açıklaması, hem Kandil hem de cemaat cephesinde çok tartışılacak.

İmralı'da devletle temasın önümüzdeki günlerde yeniden başlaması bekleniyor.
Kısa vadede tansiyonun düşmesi, hem devlet hem de diğer kesimlerin işine geliyor.

Öcalan'ın çağrısı, PKK tabanı ve cemaat mensupları arasında tırmanan gerilimi bir nebze düşürmüş olacak. Seçimlere kadar kan dökülmemesi, herkesin işine geliyor.
Ancak iki taban arasında uzun soluklu bir kimyasal uyum, bugünkü kutuplaşma ortamında zor gözüküyor.


ASLI AYDINTAŞBAŞ'IN YAZISI




http://medya.zaman.com.tr/zamantryeni/pics/yazarlar-detay-yeni/huseyingulerce.jpg (h.gulerce@zaman.com.tr)

Hüseyin Gülerce (h.gulerce@zaman.com.tr)

http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/sabit/resim/kucuk_a.png http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/sabit/resim/buyuk_a.png


Öcalan'ın avukatlarıyla görüşme...





Geçtiğimiz pazar günü Abdullah Öcalan'ın avukatları ile Yalova'da bir görüşmemiz oldu. Daha önce Ali Bulaç'tan duymuştum. İki yıldan beri Öcalan'ın avukatları pek çok yazarla görüşüyorlarmış. Bulaç'la da iki defa görüşmüşler. Benimle görüşme taleplerini iletince, Yalova'da oturduğumu söyledim, randevulaştık. Bir alışveriş merkezinde kahvaltı eden yüzden fazla insanın arasında konuştuk.


Televizyon programlarında, gazete röportajlarında da en başta, "Gülen cemaati" olarak adlandırılan Gönüllüler Hareketi'nin bir sözcüsü olmadığımın altını çiziyorum. Çünkü bu hareket, bir cemaat, organizasyon değil. Bir sözcüsü, temsilcisi yok. Muhterem Gülen'in de, kimsenin sözcülüğüne ihtiyacı yok. Fikirlerini, görüşlerini internet sitesinden, Mehtap TV ve Samanyolu televizyonlarındaki sohbetleriyle açıklıyor, anlatıyor. Dolayısıyla Öcalan'ın avukatlarıyla Zaman Gazetesi yazarı olarak görüştüm.
Salı akşamı, Mehtap TV'deki Düşünce Günlüğü programımızda, bu görüşme ile ilgili geniş bir açıklamada bulundum. Dün de PKK'ya yakınlığı ile bilinen Fırat Haber Ajansı'nda bu görüşme yer aldı. Haberde bizim görüşmemizin aktarılmasından sonra, Öcalan'ın değerlendirmesi, "Gülen Hareketi'ne önemli roller düşüyor" başlığı ile verilmiş. Dolayısıyla sanki kendisine bir mesaj iletilmiş, o da bu mesaja cevap vermiş gibi yanlış anlamalara neden olabilecek bir algı doğabilir. Belirtmek istediğim şudur: Görüşmemizde, ben Sayın Cumhurbaşkanımızın, aylardır, Türkiye'nin en önemli meselesinin "Kürt sorunu" olduğunun altını çizdiğini hatırlatarak, bu meselenin ülkemiz ve geleceğimiz için çözülmesinin şart olduğunu belirttim. İki hususu da çok önemli bulduğumu ifade ettim: Samimiyet ve üslup... Açıkladım:
PKK'nın İmralı'da, Avrupa'da, dağda temsilcileri, sözcüleri var. Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen ülkeler var. İçeride silah, insan, uyuşturucu ticaretinden rant elde edenler var. Karmakarışık bir durum söz konusu. Samimiyet onun için çok önemli. Türklerin ve Kürtlerin vicdanı devreye girmezse, çözüm giderek zorlaşır.
Üslup konusu da çok hayati. Efelenme, dayatma gibi tavırların rahatsız edici psikolojik bir engel teşkil ettiği bilinmelidir. Çözüm için makul insanların devreye girdiği sırada, bir BDP sözcüsü, bir çuval inciri berbat edecek laflar ediveriyor.
Sonra ilave ettim: Aslolan milletimizin kardeşliğidir. Bin yıldan beri bir arada yaşıyoruz. Kavga etmemizi gerektiren hiçbir sebep yok. Fakat yine de meselenin hissi tarafını bir tarafa koyup akıl ve mantık planında bir çözüm bulmalıyız. Bu çözüm de belli. Demokratik zemin. Yapılacak da belli; demokratikleşme... Hukukun üstünlüğü, eşit vatandaşlık, fikir ve ifade hürriyeti, din ve ibadet özgürlüğü temelinde, birbirimize saygılı olma... Çözümü parlamentoda arama... Bunun için de ilk yapılacak işin şiddete ve teröre son vermek gerektiği...
Somut olarak atılacak adımlar konusunda da şahsi fikirlerimi şöyle sıraladım: AK Parti iktidarı samimi gayretler gösteriyor. Bölgeye, şimdiye kadar yapılmamış hizmetler götürülüyor. Ama bu mesele, sadece siyasilere bırakılamaz. Onların gayretleri yanında, kardeşliğimizi artıracak jestler üzerinde de durmalıyız. Çünkü hazırlanan, oynanan bütün oyunları ancak bizim kardeşliğimiz bozabilir. Ben böyle deyince, avukatlardan biri, "Mesela BDP heyeti, Çanakkale Şehitliği'ni ziyaret etse..." dedi. Ben de "Jestten kastettiğim, işte böyle bir şey." dedim.
Sonra BDP'nin Türkiye'nin partisi olması gerektiğini söyledim. Hemen söze girdiler ve "Müvekkilimiz bu konuda kendilerini çok ikaz ediyor; 'Türkiye'nin sorunları ile ilgilenmiyorsunuz' diyor." diye eklediler.
Ben ayrıca Doğu ve Güneydoğu'da hayırsever işadamlarının özellikle fakir Kürt çocukları için açtıkları okuma salonlarının, etüt merkezlerinin iç barış adına gönül köprüleri kurduklarını, bunun da kardeşliğimiz için en büyük jest olduğunu söyledim. Bu minval üzerindeki şahsî bir görüşmenin başka taraflara çekilmemesi, yanlış anlamalara fırsat verilmemesi gerekiyor...


h.gulerce@zaman.com (h.gulerce@zaman.com.tr)




ve ayrıca googleye hüseyin gülerce ve pkk görüşmesi diye yaz ali bulaç ve hüseyin gülercenin bu konu üzerine olan sohbetleride çıkıyor bu yukarıda yayınladığım zaman gaztesinin alıntısı tabii burda iyi niyet dileklerini yazmız halife ama aslında pkknın nnarcıların yurdunu bastığını falan anlatmıyor o görüşmede ne gibi pazarlıklar yapıldığınıda yazmıyor yazamaz zate

bak narcılık dinin peyganberinin halifesi ve aynı zamanda zaman gaztesi yazarı glerce son kısımda ne diyor
Somut olarak atılacak adımlar konusunda da şahsi fikirlerimi şöyle sıraladım: AK Parti iktidarı samimi gayretler gösteriyor. Bölgeye, şimdiye kadar yapılmamış hizmetler götürülüyor. Ama bu mesele, sadece siyasilere bırakılamaz. Onların gayretleri yanında, kardeşliğimizi artıracak jestler üzerinde de durmalıyız. Çünkü hazırlanan, oynanan bütün oyunları ancak bizim kardeşliğimiz bozabilir narcılık dnin mensuplarıyla pkk mensupları kardeşmişler bak ilişkilerimiz bozulmasın diyor daha ne diyim hala bunları anlamıyorsan sende bi sorun var demektir narcılık haraketi kürt saidin şeyh saidin kürtçülük hareketinin içime islam dinin de katarak o hareketin devamı bunu herkes bu yazdığım yazıdan anlar yoksa narcılarla ppk niye görüşsün çünkü iki grubunda kürtçülük üzerine hareketi var ya kardeşim ibo

şunuda arıca yazayım ben gülen görüştü demedim onun halifesi olan zaman gaztesi yazarı olan hüseyin gülerce denen narcılık dinin peygamberinin halifesi hüseyin gülerce görüştü dedim bide ben sana ahmak demedim ama hala bu yazılardan sonra ona montaz buna bilmemne dersen ahmak sensiz bak gülercenin yazısının altınnda mail adreside var istersen o halifeye bi mail at sor niye görüştünüz diye

hüseyin19

13.12-2011, 14:01
walera inanıyorum ki hüseyin gülercenin yazısını sadece alıntı yapıp yapıştırmış okumamışsın..iyi oku..bu yazının neyinden gocunuyorsun..

İki yıldan beri Öcalan'ın avukatları pek çok yazarla görüşüyorlarmış.....

Gülen cemaati" olarak adlandırılan Gönüllüler Hareketi'nin bir sözcüsü olmadığımın altını çiziyorum. Çünkü bu hareket, bir cemaat, organizasyon değil. Bir sözcüsü, temsilcisi yok. Muhterem Gülen'in de, kimsenin sözcülüğüne ihtiyacı yok. Fikirlerini, görüşlerini internet sitesinden, Mehtap TV ve Samanyolu televizyonlarındaki sohbetleriyle açıklıyor, anlatıyor. Dolayısıyla Öcalan'ın avukatlarıyla Zaman Gazetesi yazarı olarak görüştüm.

Belirtmek istediğim şudur: Görüşmemizde, ben Sayın Cumhurbaşkanımızın, aylardır, Türkiye'nin en önemli meselesinin "Kürt sorunu" olduğunun altını çizdiğini hatırlatarak, bu meselenin ülkemiz ve geleceğimiz için çözülmesinin şart olduğunu belirttim. İki hususu da çok önemli bulduğumu ifade ettim: Samimiyet ve üslup... Açıkladım:

Aslolan milletimizin kardeşliğidir. Bin yıldan beri bir arada yaşıyoruz. Kavga etmemizi gerektiren hiçbir sebep yok. Fakat yine de meselenin hissi tarafını bir tarafa koyup akıl ve mantık planında bir çözüm bulmalıyız. Bu çözüm de belli. Demokratik zemin. Yapılacak da belli; demokratikleşme... Hukukun üstünlüğü, eşit vatandaşlık, fikir ve ifade hürriyeti, din ve ibadet özgürlüğü temelinde, birbirimize saygılı olma... Çözümü parlamentoda arama... Bunun için de ilk yapılacak işin şiddete ve teröre son vermek gerektiği...
Somut olarak atılacak adımlar konusunda da şahsi fikirlerimi şöyle sıraladım: AK Parti iktidarı samimi gayretler gösteriyor. Bölgeye, şimdiye kadar yapılmamış hizmetler götürülüyor. Ama bu mesele, sadece siyasilere bırakılamaz. Onların gayretleri yanında, kardeşliğimizi artıracak jestler üzerinde de durmalıyız. Çünkü hazırlanan, oynanan bütün oyunları ancak bizim kardeşliğimiz bozabilir.....


Aslolan milletimizin kardeşliğidir. Bin yıldan beri bir arada yaşıyoruz. Kavga etmemizi gerektiren hiçbir sebep yok. Fakat yine de meselenin hissi tarafını bir tarafa koyup akıl ve mantık planında bir çözüm bulmalıyız. Bu çözüm de belli. Demokratik zemin. Yapılacak da belli; demokratikleşme... Hukukun üstünlüğü, eşit vatandaşlık, fikir ve ifade hürriyeti, din ve ibadet özgürlüğü temelinde, birbirimize saygılı olma... Çözümü parlamentoda arama... Bunun için de ilk yapılacak işin şiddete ve teröre son vermek gerektiği...
Somut olarak atılacak adımlar konusunda da şahsi fikirlerimi şöyle sıraladım: AK Parti iktidarı samimi gayretler gösteriyor. Bölgeye, şimdiye kadar yapılmamış hizmetler götürülüyor. Ama bu mesele, sadece siyasilere bırakılamaz. Onların gayretleri yanında, kardeşliğimizi artıracak jestler üzerinde de durmalıyız. Çünkü hazırlanan, oynanan bütün oyunları ancak bizim kardeşliğimiz bozabilir.
wALERA ŞUNU İYİ BİL BİZ BEDİÜZZAMANI ŞİMDİ DAHA ÇOK SEVER OLDUK...FETHULLAH GÜLEN DE BU ÜLKEEDE KIYMETİ BİLİNMEYEN ÖNEMLİ BİR DEĞERDİR.. ALEYHİNDE OLDUĞUN İNSANLAR İSLAMA HİZMET EDEN İNSANLARDIR..SEN ONLARI ÇEKİŞTİREREK TÜM SEVAPLARINI DA ONLARA GÖNDERMEYE DEVAM ET...YAŞASIN İSLAM... YAŞASIN KARDEŞLİK.. YAŞASIN İSLAM ÜMMETİ... KAHR OLSUN IRKÇILAR...İSLAM DÜŞMANLARI..

saww

13.12-2011, 16:22
fetullah değilmiydi dinler arası diyalog bayrağını kürt saitten teslim alıpta yahudi ve hırıstiyanlrada son peybamber hz muhammede uymasalarda cennete gideceklerdir diye fetva veren o fetullah değilmiydi amerikaya kaçmadan önce allahın ayetle baş örtüsüne farz dediği şeye teferauttır diyen

waleranın şu sorusuna cevap vermemişsiniz. Ben vereyim sizin yerinize...
Fethullah Gülen hocaefendi'nin başörtüsü fetvası.mp4 - YouTube (http://www.youtube.com/watch?v=sfoyzKa02qM)
Fetullah gulen Bas ortusu hakkinda Tesettur Turban 1 - YouTube (http://www.youtube.com/watch?v=bTZt3-PC-9E)
Örtü, Saçların Yemeğin İçine Düşmemesi İçindir Diyenler - YouTube (http://www.youtube.com/watch?v=xEc28h8C7yQ&feature=related)

Burda görüldüğü üzre walera özür dilemen icab eder. hocalar ı ayrılan öğrencilerinin yaptıkları bağlamaz.
Kişiler sonradan değişir. Yaşar Nuri nin bir öğrencisi bir camide şu an imam. Kendisi için sapıttı gitti diyor.
zekeriya Beyaz da prof. ama gelgelelim medyanın şaklabanı olmuşşş.
Örnekler çoğaltılabilir...

ibo3535

13.12-2011, 18:22
kadir senin dinden imandan haberin yok narcılık nedir bilmiyorum sanırım senin dinin farklı olabilir müslüman olmayabilirsin ama ben müslümanın narclık dini die ilk senden duydum sanırım birazdan kendini peygamber ilan edersin nurculuk dersen nurculuk cemaattir yani insan toluğu kahvede bile bir kaç arkadaş bi araya geldin mi cemaat oluyorsunuz camide cemaat oluyorsunuz namazda ama senin diinin farklı sanırım onun için fark etmez kopyala yapıştırmaya devam senin yapacağın sadece bu başka bi işe yaramazsın

walera

14.12-2011, 00:07
elhamdulillah ben müslimanım ve narcılık dinine bağımlı değilim yazdıklarımın hiç biride iftira değldir narcılık dinin halifesinin işine ne pkk nın avukatları aracılığıyla imralı canisyle görüşüyor çünkü narcılarla pkk aynı amaca hizmet edet ibo be biz senden iyibiliriz cemamt nedir hüseyin ssende yazıyı anlayamışsın tabi siz kötü olanı bile hoşgörü dini olarak göstermeye uğraşan insanlarsınız ibo benim inandığım yeygamber hz muhammed mustafa sa kendini peygamber ilan edenler amerikda mesih ilan edenler tr de isa ilan edenler trde ben kimseninde günahını almam merak etmeyin elhamdulillah narcılık dinine bağlı değilim benim hıristolarla ve yahudilerle amentüde ittifakım falan yok benim kelimei tevhidimle narcılık dinin kelimei tevhidi ayrıdır benimkinde lailahe illah muhammedunresullulah vardır narcıların kelime i tevhidinde sadece lailahe illah vardır

saw senin verdiğin fetonun o linki amerikaya kaçmadan önce müslimanken verdiği fetvaydı amerikaya kaçmadan önce çok yerdede geçer baş örtüsü teferruattır diye negüzel montajla değişmişler fetonun sözlerini bizim videodakiler montaj ya bunlar değil ya zate bu feto 2 yüzlü bi adam cia ajanı olmadan önce başörtüsü hakkında başka fetva verdi cia ajnı olduktan sonra başka fetvalar vermiş ben bu adamın ne yapmak istediğini anlımış değilim papaya hz der peygambere hz der rahibe hz der peygambere hz der diyoloğu benmi başlattım yoksa gerçek islamın içinde diyalog vardıda bizmi bilmiyorduk adam 3 kutsal din diyor oysa allah kuranda tek din islam diyor şuanki hristoluk yahudilik hz isanın ve musanın esaslarımı ki bu feto 3 büyük dinin liderleri diyor ya papasına yazdığı mektubu siz susun biz susalım allah rızası için tarafsız bi hoca yorumlasın papa yahudi hırito hayranları değil narcılar değil bi tarafsız müsliman hoca yorumlasın

senin gibi narcılık dinine mensup olacağıma kopyala yapıştırırım bu insanların narcılık hakkında biraz bilgiler olsun diye ibo saw sen yukardaki benim video linklerinede bi göz at ondan sonra yaz olurmu bizim video linklerine gelince montaj bunlar orjinal hüseyin sanada bi soru sorayım narcılığın diyalog süreci bittide şimdi pkk ile devlet arasında iyilik meleği rolümü üslenmiş niye biraz gerçekleri araştırıp yazmıyorsunuz narcıların yurtlarını pkk nın bastığını pkk nın ve narcıların çıkarları ters düştüğü için narcıların yurtlarının basıldığını narcılarında korkudan pkk ile görüştüğünü niye yazmıyorsunuz

bilmiyorum ibo narcılık dininde kahvde oyun oynayanlardamı cematt sayılıyor allahtan ben narcılık dininden değilim lailahe illah muhammedun resulullah diyen bir müslimanım bizim dinimiz islam ama ben hiç bi islam litaratüründe kahvedeki insanlarında cemaat olduğunu duymadım bizim dinimizde yok böyle bi söylem ama herhalde narcılık dininde varki yazmışsın ibo

saww

14.12-2011, 01:07
saw senin verdiğin fetonun o linki amerikaya kaçmadan önce müslimanken verdiği fetvaydı amerikaya kaçmadan önce çok yerdede geçer baş örtüsü teferruattır diye negüzel montajla değişmişler

Yayınlada doğrusunu görelim. Ben aradım youtube da böyle söylemiş.
İslam a aykırı fetvası varsa bizde görelim.

walera

14.12-2011, 08:36
saw yukardaki linklerde var baş sayfalarda ama şimdi bu narcılar bu videoya da montaj derler sonuna kadar izle savhttp://youtu.be/LhoB_eLOwaU Fetullah Gülen ve Başörtüsü konusunda yaptığı dönüş ve NUR TALEBELERİNDEN UYARI.mp4 - YouTube (http://youtu.be/tzzbqublD8o) bak bunları sonuna kadar izle 1. vidyoda feto adaımı olan nurettin verini mahkemeye verdiği bilgiler 2. videoda fetonun 2 yüzü

Nurettin Veren - YouTube (http://youtu.be/LhoB_eLOwaU) buda nurettin veren eskiden fetonun iyi adamıydı şimdilerde feto onun hakkında suç duyurusunda bulundu

ibo3535

14.12-2011, 11:50
videolar hepsi farklı farklı sohbetlerden alıntı yapılıp tek video gibi birleştiriliyor bazı buna montaj diyor böyle kötü düşüncesi olsa 30 seneyi geçgindir hoca efendiyi herkez tanırı rahmetli bülent ecevittinden tutun rahmetli turgut özala kadar hepsi arkasında oldu kötü niyetli olsa görüyoruz ne kadar büyük mafya lideri varsa yada farklı düşünceli dini saptırmaya düşünen varsa coğu hapiste muhterem hoca efendinin hiç kimse avutaçlğını yapmak düşmez banada düşmez elbet zaten yalnışı olsa ALLAH bu gününe kadr ters getirmişti işlerini dediğimi neden AMİRAKDA YAŞIYOR DİYE SORARSIN BENDE derim ki neden AMERİKADA MÜSLÜMANLIK HIZLA YAYILIYOR DÜNYADA HİÇ BİR ÜLKEDE BU KADAR HIZLI MÜSLÜMANLIĞA GEÇİŞ YOK ALLAH HİÇ BİR ŞEYİ SEBEBSİZ YAPMAZ DEMEKİ HOCA EFENDİNİNDE AMERİKADA OLMASININ SEBEBLERİ VAR BAŞKA ARTIK YAZMAYACAM KADİR ARKADAŞIMIZIN KURAN AYTETİNDE YAZDIĞI GİBİ ONLARIN GÖZLERİ VARDIR GÖRMEZLER KULAKLARI VARDIR DUYMAZLAR KALPLERİ MÜHÜRLÜDÜR ALLAH HİDEYET ETTSİN KENDİSİ İÇİN ÜZÜLÜYORUM ALLAH ISLAH ETSİN DİYORUM ÇÜNKİ ALLAH HİDEYET ETMEYENE PEYGAMERBER BİLE OLSA BİŞEY YAPAMAZ ONUN İÇİN ALLLAH ONA HİDEYET ETSİN

Neden bütün video canlı değil onuda adama sorarlar kendince bişeyler yazmış

Göstere göstere bu videoyuy mu gösterdin ne güzel yazmışın adamın konuşması banttan yazıları alıntı kimbili hangi soruya böyle yazdıda sen böyle yazıyorsun muhterem hoca efendinin günahlarını yüklen bakalım onun hakkına gir ne allah razı gelir buna nede kulu

Elhamdüllah diyen müslüman ama kuran ve dine mulif olandan islamiyetten cıkar onuda bil ne üstad nede hoca efendi hep kuran cercevesinden kaldı ispat edemiyorsun onlara narcılık dini yapıyor diyorsun yani onları islmiyetin dışına itiyorsun sanki bu işin yetkilisi ben bu saaten sonra senin gibi cahil ve akıl fukarısıyla konuşmam sadece montaj kaset ve yazılarla konuşuyorsun bütün dünya tarafından islam alemi die kabul edilen üstada bile dil uzatıyorsun bu senin caheletini gösteirir güneş balcıkla sıvanmaz aç oku ama yannı yazı değil tarafsız yazı oku bilgin artsın ama nerde sende o akıl cahil insanla uğraşmazsı cok zor anca sen milleti burda provage ediyorsun geriyorsun seni zorla beğendirecek değiliz beğenemzsen beğeneme bizim burda bi söz var tavşan daha küsmüş dağan haberi yok derler sende tavşan üstadımız dağ misali

Son bşey yazayım senin bişey duymamış olman bu işin yok olması demek değil senin cahalitini gösteriri sadece

hüseyin19

14.12-2011, 11:58
walera
sen git sultanahmette tavşanlarınla niyet okuyuculuğu yap..Allah tan kork.kara bir boya küpüne düşmüşsün hezeyanların dünyan olmuş.madem bu kadar durumdan rahatsızsın bir ferd olarak o insanlara dava aç .zaten sen ahirette Allah dostarıya davalık olacaksın
ainesi iştir kişinin.. lafa bakılmaz..
cemaatin de bedüzzamanın da bu ülke insanlarına hizmetten ve kardeşlikten başka bir düşüncesi olmamaıştır.

walera

14.12-2011, 12:08
ne güzel cevap yazmışsıın ibo doğru feto nun diyologçuluğundan hristo ve yahudilerle narcılık dininde ittifakınız olduğundan hiç bahsetmemişsin senin muhterem dediğin değilmiydi yahudi ve hristolarla amaentüde ittikamız var diyen ya bu sözlerini dünya alem bilir ne hikmetse siz bilmiyorsunuz amerika konusuna gelince fete amerikaya gitmeden önce orda malcom x vardı sanma feto amerikallıları müslüman yapıyor bir kere feto narcılık dininden bahsedyor oysa kuran senin anlıcan dille yazayım inne dine idellahıl islma diyor nerde kalmış 3 büyük dün günümüz yahudi ve hritoları islama göre semavi din dersen ozaman haikakten inanacam sizin narcılık dininden olduğunuzu allah ayetinde hrıitiyanlar için demiyormu onlar allaha iftira attılar eş ve çocuğu var dediler hala günümüzde 3 büyük din diye yazarsan sen feto ve sizin gibi narcılık dininde olanların tevbe edip islama dönmeleri gerekir ben çok duydum fetodan tesettur teferruattır dediğini ben yemin ediyorum eğer kendini müsliman sanıyorsan sende yemin et fetonun tesettüre teferroat demediğimi ha yalan yere yemin edersen onu bilem

ibo3535

14.12-2011, 12:11
Her söyledigin HAK olsun Fakat her HAKKI söylemek senin HAKKIN degildir:
Allah'i taniyan ve itaat eden, zindanda da olsa bahtiyardir... O'nu unutan, sarayda da olsa, zindandadir, bedbahttir
3. Bu müthis düsmanlariniza karsi zirhiniz, Kur’an tezgahinda yapilan takvadir. Ve siperiniz, Resul-i Ekrem’in sünnet-i seniyyesidir. Ve silahiniz, istiaze ve istigfar ve hifzi ilahiyyeye ilticadir.
Eğer bilsen gayret ne kadar hayırlı bir iştir. Ömrünü bir dakika boşa geçirmezdin
1. Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünya da bıraktığın eserlere de kıymet verme.

Namazın manası Cenab-ı Hakkı tesbih,tazim ve şükürdür.

İman hem nurdur hem kuvvettir. Evet hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir.

Herşey hakikaten güzeldir. Ya bizzat güzeldir veya neticeleri itibariyle güzeldir
2. (SEVGİLİ ÜSTADIMIZIN SÖZLERİ BİR KAÇ TANESİ )

walera

14.12-2011, 12:16
al birde hüseyin çıktı o işler nyet okuculuğunu narcılar güzel becerir adamın dinine göre mezhebine göre konuşurkar elhamdulillahki ben cia ajanı değilim arkamda abd yok ama cia ajanlarını görüyoruz trde davası olmadığı halde papasından izin çıkmadığı için tr ye dönemiyorlar sen sultan ahmetede gitme hüseyin fikirleriniz le yeni kurduğunuz narcılık diniyle ordaki müslimanlarında mazallah beyinlerini yıkarsınız papaya falan bağlamaya kalkarsınız

hadi ibo yemin et feto tesettüre teferruat demediğine dair ben yemin ediyorum çok yerde hemde onun ağzından duydum fetonun bu sözünü dünya duydu bi siz duymadınız hayret kara cahilde siz siniz daha müslimansanız müslmanlığı bilmiyorsunuz ahsab suresini bi oku derim

ibo3535

14.12-2011, 13:51
sen şimdi narcılık din var die iddan var yani yaklaşık dünyada nur cemaatı 75 milyonla yüz milyon arası die geçiyor yani onlar müslüman değilsin diyorsun sen dön ilk önce kendine bak sonra git o kadar insanla uğraş cahil insan daha ne yazayım ne yazasam ELAMDÜLLAH DİYORSUN YÜZÜNE TÜKÜRÜLECEK İNSAN DEĞİLSİN

Yahu ben ağzından görüntülü video göster dedim sen gitmişin yazılar gösteriorsun ben yazıları evdede yazar viodeyla izlesene koyarım işte kafan bu kadar basıyor sen hoca efendi papanın elini öpüyor gözümle gördüm dedin sonra döndün yok ikinci adamıyok üçüncü adamı demeye başladın sonra pkk görüştü dedin video göster dedim sonra gene kıvırdın senden cok güzel dansöz olur sen yalnış iş ve yalnış kişiyle uğraşıyorsun ufak bi uyarı allah dostlarını başkasına ihtiyaç duymandan korurur

saww

14.12-2011, 13:58
-Türkiye darül harb mıdır?
-Tesettür şartmıdır?

walera

14.12-2011, 14:21
ibo merak etme ben senin yüzüne bile tükürmem çünkü benim dinimden değilsin dansölüğüde sizin gibi narcılar güzel yapar bak ben yemin ettim sen edemiyorsun feto tesettüre tefarruat dedimi diye çünkü işinize gelmez ama merak etmeyin narcıların hepsinin kökü kazınacak dansözler ben sana hakaret etmedim sen ediyorsun niye narcılık dininde serbts dimi sen değilmiydin kahvede cemaat olnuyor diyen fetonun tesettürle alakı fetvasını tüm islam alemi biliyor sen bisen ne olur bilmesen ne olur sana tek basit dedimki yemin et fetodan tesettürle alakalı teferruattır demediğini edmiyoyorsun çünkü sende tüm narcılık dini mensupları biliyor kim allah dostu amerka cia ajanları nezaman allah dostu oldular

narcı ibo narcılık dinin peygamberinin ve onun yayın organı zaman gaztesinde halifesinin mail adresini vererek yayınladım pkk ile narcıların görüştüklerini sen bakar kör olmuşsun yukarıda hepsi var ama siz narcılık dinie mensup olduğunuz için herhalde sizin dinde yalan söylemek sevap

ibo3535

14.12-2011, 18:15
BİRİNCİ İKAZ

Ey bedbaht nefsim! Acaba ömrün ebedi midir? Hiç kati senedin var mı ki, gelecek seneye, belki yarına kadar kalacaksın? Sana usanç veren, kendini ebedi ve ölümsüz zannetmendir. Keyif için, ebedi dünyada kalacak gibi nazlanıyorsun. Eğer anlasaydın ki ömrün azdır, hem faydasız gidiyor; elbette onun yirmi dörtten birisini, ebedi hayatının saadetine sebep olacak, güzel ve hoş bir hizmete, yani namaza sarf ederdin. Ve bu sarf etmek de, usanmak şöyle dursun, belki ciddi bir arzuyu ve hoş bir zevki tahrike sebep olurdu.

Demek, insanın namazdan usanmasının sebebi, kendisini ebedi ve ölümsüz zannetmesidir. İnsan bu dünyada bir milyon yıl, hatta daha fazla kalacağını ve milyonlarca yıl boyunca her gün namaz kılacağını zannediyor ve namazdan usanıyor. Gerçi Cenab-ı Mevla’yı bilenler için hakiki zevk namazda olduğundan, bir milyon yıl değil, yüzer milyon yıllar bile namaz kılmak olsaydı, onlara yine zahmet gelmezdi. Sözümüz, Allah-u Teâlâ’yı hakkıyla bilmeyenler içindir. İşte bu zümre, hem Rablerini tanımazlar hem de kendilerini ebedi ve ölümsüz zannederler. Bu zan sebebiyle de daha namaz kılmadan, namazdan bıkarlar ve usanırlar.

Bu yanlış zannın tedavisi ise şurada gizlidir: Kişi evvela, öleceğini ve bir gün toprak olacağını düşünmelidir. Evet, insanın elinde ne senedi var ki, yarına kadar yaşayabilsin. Belki de sizler daha bu videoyu seyretmeyi tamamlamadan öleceksiniz. Ve dostlarınız sizi şu anda oturduğunuz yerde ölü olarak bulacak.

İşte insan ilk önce fani ve ölümlü olduğunu anlamalıdır. Sır burada gizlidir. İnsana namaz kılma hususunda usanç veren şey, kendisini ölümsüz zannetmesidir. Eğer bilseydi ki, yarın ki güne çıkmaya bir senet yok, o zaman ömrünün yirmi dörtte birini, yani 24 saatinden 1 saatini elbette namaza verirdi.

O halde ey namazdan hoşlanmayan nefsim ve namazsız arkadaşım, şunu düşün: Her gün dünyada 350.000 kişi ölüyor. Demek saatte yaklaşık 15.000 kişi ve dakikada yaklaşık 250 kişi… Yani şu anda içinde bulunduğumuz dakika çıkmadan 250 kişi bu dünyayı terk edecek. Ve muhtemelen bu 250 kişiden hiçbiri dünyayı terk edeceğini bilmiyor. Kimi işinde, kimi uykusunda, kiminin ne hesapları var, ne planlar yapıyor; ama dünya hayatında sadece saniyeleri kaldı. Ey nefsim ve ey arkadaşım! Ya biz bu 250 kişinin içindeysek, acaba halimiz ne olur? Bunu düşün ve gel, geç olmadan tövbe ederek namaza başla

İKİNCİ İKAZ

Ey lezzete düşkün nefsim! Acaba, her gün her gün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana bunlar usanç veriyor mu?

Elbette vermiyor; çünkü ihtiyaç tekrar ettiğinden, usanç değil; belki lezzet alıyorsun. Evet, insan her gün yemek yer, bıkmaz; her gün su içer, bıkmaz; her saniye havayı teneffüs eder, yine bıkmaz. Herhalde bugüne kadar, yemekten, içmekten ve teneffüs etmekten bıkmış birisini görmemişsinizdir. Bunun sebebi, insanın cisminin ve bedeninin bunlara muhtaç olmasıdır. İhtiyaç tekrar ettiği için, usanmak şöyle dursun; insan bunlardan lezzet alır.

Acaba sadece maddi bedenin ve cismin mi ihtiyacı vardır? İnsanın kalbinin, ruhunun, aklının ve duygularının hiçbir ihtiyacı yok mudur? Elbette onların da ihtiyacı vardır ve onların ihtiyacı başta namaz olarak ibadet ve duadır.

Öyle ise ey nefsim, şu bedenimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası ve ruhumun ab-ı hayatı ve Rabbanî duygumun hoş ve latif havası olan namazın dahi seni usandırmaması gerekir.

Evet, insanın kalbi ki, nihayetsiz üzüntülere ve elemlere maruz; nihayetsiz lezzetlere ve emellere düşkün olup, şu âlemi kuşatabilecek bir muhabbet ile doludur. Elbette böyle bir kalbin gıdası ve kuvveti, her şeye gücü yeten bir Rahim-i Kerim’in kapısını namaz ve dua ile çalmakla elde edilebilir.

Ey nefsim! Şimdi söyle: Allah’tan başka kim var ki, böyle bir kalbi tatmin edebilsin, onu teskin edebilsin ve kalp ona bağlansın da elemlerden kurtulup, emellerine nail olabilsin?

Hem insanın ruhu ki, şu fani dünyadan, ayrılık feryadını kopararak hızlı bir şekilde ayrılıyor. Ayrıca insan tüm varlıklarla da alakadardır. Elbette böyle bir ruhun ab-ı hayatı, her şeye bedel olan Baki bir sevgilinin rahmet çeşmesine namaz ile teveccüh etmekle içilebilir.

Ey nefsim! Şimdi söyle: Ruhun, ayrılıktan ve firaktan gelen bu feryadını Allah’tan başka kim dindirebilir? Kim ona bir sığınak ve kurtarıcı olabilir? Kim ona bir teselli verip, onu teskin edebilir? Allah’tan başkası var mıdır?..

Hem öyle bir Rabbanî duygu ki, yaratılışı itibariyle sadece ebediyeti ister ve ebed için yaratılmıştır ve ezeli ve ebedi bir zatın aynasıdır. Elbette böyle bir Rabbanî duygu, şu üzüntülü, ezici ve sıkıntılı; geçici ve boğucu olan dünya halleri içinde, teneffüse pek çok muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir.

Şimdi ey namaz kılmayan insan! Söyle bakalım: Allah’tan başka hiçbir şey ile tatmin olmayan bu Rabbanî duygunu ne ile tatmin edeceksin? Onu ne ile teskin edecek ve ne ile ona teneffüs ettireceksiniz?

Bu dünyada hangi şey vardır ki, insanın kalbini, ruhunu ve Rabbanî duygusunu tatmin edebilsin ve bunlar onunla doysun ve mutmain olsun? Allah ve O’nun zikrinden başka hiçbir şey yoktur!..

ÜÇÜNCÜ İKAZ

Ey sabırsız nefsim! Acaba geçmiş günlerdeki ibadet külfetini, namazın meşakkatini ve musibet zahmetini bugün düşünüp muzdarip olmak; hem gelecek günlerdeki ibadet vazifesini, namaz hizmetini ve musibet elemini bugün tasavvur edip sabırsızlık göstermek hiç akıl karı mıdır?

Şu sabırsızlıkta misalin şöyle bir sersem kumandana benzer ki: Düşmanın sağ taraf kuvveti, onun sağındaki kuvvetine katılmış ve ona taze bir kuvvet olduğu halde, o tutar, mühim bir kuvvetini sağ tarafa gönderir, merkezi zayıflaştırır. Hem sol tarafta düşmanın askeri yokken ve daha gelmeden, büyük bir kuvvet gönderir, “Ateş et.” emrini verir. Merkezi bütün bütün kuvvetten düşürür. Düşman işi anlar, merkeze hücum eder, tarumar eder.

Evet, buna benzersin. Çünkü geçmiş günlerin zahmeti, bugün rahmete dönüşmüş. Elemi gitmiş, lezzeti kalmış. Külfeti, keramete ve meşakkati, sevaba inkılap etmiş. Öyle ise, geçmiş günlerdeki ibadetten usanç almak değil, belki yeni bir şevk, taze bir zevk ve devama ciddi bir gayret almak lazım gelir. Gelecek günler ise madem daha gelmemişler; o günlerdeki ibadetin zahmetini şimdiden düşünüp usanç göstermek, aynen o günlerdeki açlığı ve susuzluğu bugün düşünüp bağırıp çağırmak gibi bir divaneliktir.

Madem hakikat böyledir. Akıllı isen, ibadet cihetinde yalnız bugünü düşün. Ve “Bugünümün bir saatini, ücreti pek büyük, külfeti pek az; hoş, güzel ve ulvi bir hizmete sarf ediyorum.” de. O vakit senin acı usancın, tatlı bir gayrete inkılâp eder.

İşte, ey sabırsız nefsim! Sen üç sabırla mükellefsin:

Birisi: İtaat üstünde sabırdır. Farzları ve emirleri yerine getirmek hususunda sabretmelisin.

İkincisi: Günaha karşı sabırdır. Haramları ve günahları işlememek hususunda sabretmelisin.

Üçüncüsü de: Musibete karşı sabırdır. Başına gelen musibetlere karşı sabretmeli ve kaderin hükmüne razı olmalısın.

Aklın varsa, bu ikazdaki temsilde görünen hakikati kendine rehber tut, mertçe “Ya Sabûr!” de, üç sabrı birden omuzuna al. Cenab-ı Hakk’ın sana verdiği sabır kuvvetini eğer yanlış yolda dağıtmazsan, her meşakkate ve her musibete kâfi gelebilir; o kuvvetle dayan.

Bu ikazdan anladık ki, Cenab-ı Hak insana günlük bir sabır kuvveti vermektedir. Bu sabır kuvveti, o zaman dilimindeki farzları eda etmeye, haramlardan kaçmaya ve musibete sabretmeye kâfi gelebilecek bir sabır kuvvetidir. Ancak insan bir hata yaparak sabır kuvvetini dağıtır; bir kısmını geçmişe ve bir kısmını da geleceği gönderir. Elinde kalan azıcık sabırla da hazır zamandaki ibadetini yapamaz ve musibetlere dayanamaz.

Bunu bir misalle açıklayalım: Mesela birisinin evladı öldü. Evladın ölmesi on şiddetinde bir musibet olsun. Cenab-ı Hak o kişiye, o musibete sabredebilmesi için onluk bir sabır kuvveti gönderiyor. Musibetin kuvveti on olduğundan, sabır da onluk geliyor. Ancak evladı ölen kişi kendisine gönderilen bu onluk sabır kuvvetini iyi kullanamıyor. Çocuğunun geçmişteki günlerini ve onunla geçmişte geçirdiği hatıraları düşünerek onluk sabır kuvvetinin üçünü geçmişe gönderiyor. Ve eğer ölmeseydi gelecekte şöyle şöyle olurdu diye düşünerek üçlük sabır kuvvetini de geleceğe gönderiyor. Geriye ise dörtlük bir sabır kuvveti kalıyor. Musibetin kuvveti on şiddetinde olup, elindeki sabır kuvveti ise dört kuvvetinde kaldığından artık o musibete sabredemiyor ve feryat etmeye başlıyor. Eğer sabrını dağıtmayıp hepsini hazır zamanda kullansaydı, o musibete elbette dayanabilirdi.

Yine mesela, bir günlük ibadetleri eda edebilmesi için yirmilik bir sabır kuvveti gönderiliyor. O günün ibadet külfeti de yirmi şiddetindedir. Ancak kişi burada da hata yapıyor. Yirmilik sabır kuvvetinin beşini geçmişe gönderiyor. Yani geçmişte yaptığı ibadetlerin zahmetini düşünüyor. Beş kuvveti de geleceğe gönderiyor. Yani gelecekte yapması gereken ibadetleri düşünüyor. Elinde ise on kalıyor. Hâlbuki o günkü ibadetleri yapabilmesi için yirmilik bir sabra ihtiyacı vardı. Bu sebeple de o günkü farzları eda edemiyor. Demek insan sabrını dağıtmamalı ve şöyle düşünmeli: “İkindi namazını kıldım. Artık kılacağım farz bir namaz yok. Akşam namazı mı? Daha akşam gelmedi ki. Belki akşama çıkarım belki çıkamam. Eğer çıkarsam, Rabbim o namazı kılacak kadar bana yine sabrı gönderir. O namazı güneş batınca düşünürüm.”

Yine şöyle düşünmeli: “Bugün bana verilen sabır ile ramazan orucumu tutacağım. Yarın mı? Daha yarın gelmedi ki. Onu bugünden düşünmek gereksizdir. Yarına belki çıkarım belki çıkamam. Eğer çıkarsam, Rabbim yarınki orucu tutabileceğim kadar bir sabrı bana yarın verecektir. Yarını yarın düşünürüz.”

Günah işlememek hususunda da şöyle düşünmeli: “Bugün hiçbir haram işlemeyeceğim. İçki içmeyecek, gıybet yapmayacak ve harama gitmeyeceğim.” Eğer ona denilse: “İyi ama her gün bunlara nasıl dayanacaksın?” O şöyle cevap vermeli: “Bunları her gün yapmayacağım değil; sadece bugün yapmayacağım. Yarın mı? Daha yarına çıkmadım ki; yarına belki çıkarım belki çıkamam; eğer çıkarsam, yarının sabrı yarın gelecek. Bugünün sabrını daha gelmemiş bir güne göndererek bugünü zayıflatmak akıl karı değildir.”

Hatta insan bu şekilde düşünerek bütün kötü alışkanlıklarından bile kurtulabilir. Mesela sigara içen birisi şöyle düşünebilir: “Ben bugün sigara içmeyeceğim. Yarın mı? Daha yarın gelmedi ki, yarını yarın düşünürüz. Zira yarına ait sabır kuvveti yarın gelecektir. Hem yarına çıkma hususunda elimde senedim yok ki, belki de yarın kabirde olacağım; bugünden yarını düşünmek ve sabrı o güne göndermek beyhudedir.”

O halde ey namaz kılmayan insan! Sen de sabrını böyle günlük kullan. Hatta namazlık kullan. Zira bir dahaki namaz vaktine çıkacağın hususunda elinde bir senedin yok. Her namazını, kıldığın son namaz kabul et. Bu sayede namaz sana usanç vermeyecek ve her namazını son namazın gibi şevkle ve zevkle kılacaksın.

ÜÇÜNCÜ İKAZ

Ey sabırsız nefsim! Acaba geçmiş günlerdeki ibadet külfetini, namazın meşakkatini ve musibet zahmetini bugün düşünüp muzdarip olmak; hem gelecek günlerdeki ibadet vazifesini, namaz hizmetini ve musibet elemini bugün tasavvur edip sabırsızlık göstermek hiç akıl karı mıdır?

Şu sabırsızlıkta misalin şöyle bir sersem kumandana benzer ki: Düşmanın sağ taraf kuvveti, onun sağındaki kuvvetine katılmış ve ona taze bir kuvvet olduğu halde, o tutar, mühim bir kuvvetini sağ tarafa gönderir, merkezi zayıflaştırır. Hem sol tarafta düşmanın askeri yokken ve daha gelmeden, büyük bir kuvvet gönderir, “Ateş et.” emrini verir. Merkezi bütün bütün kuvvetten düşürür. Düşman işi anlar, merkeze hücum eder, tarumar eder.

Evet, buna benzersin. Çünkü geçmiş günlerin zahmeti, bugün rahmete dönüşmüş. Elemi gitmiş, lezzeti kalmış. Külfeti, keramete ve meşakkati, sevaba inkılap etmiş. Öyle ise, geçmiş günlerdeki ibadetten usanç almak değil, belki yeni bir şevk, taze bir zevk ve devama ciddi bir gayret almak lazım gelir. Gelecek günler ise madem daha gelmemişler; o günlerdeki ibadetin zahmetini şimdiden düşünüp usanç göstermek, aynen o günlerdeki açlığı ve susuzluğu bugün düşünüp bağırıp çağırmak gibi bir divaneliktir.

Madem hakikat böyledir. Akıllı isen, ibadet cihetinde yalnız bugünü düşün. Ve “Bugünümün bir saatini, ücreti pek büyük, külfeti pek az; hoş, güzel ve ulvi bir hizmete sarf ediyorum.” de. O vakit senin acı usancın, tatlı bir gayrete inkılâp eder.

İşte, ey sabırsız nefsim! Sen üç sabırla mükellefsin:

Birisi: İtaat üstünde sabırdır. Farzları ve emirleri yerine getirmek hususunda sabretmelisin.

İkincisi: Günaha karşı sabırdır. Haramları ve günahları işlememek hususunda sabretmelisin.

Üçüncüsü de: Musibete karşı sabırdır. Başına gelen musibetlere karşı sabretmeli ve kaderin hükmüne razı olmalısın.

Aklın varsa, bu ikazdaki temsilde görünen hakikati kendine rehber tut, mertçe “Ya Sabûr!” de, üç sabrı birden omuzuna al. Cenab-ı Hakk’ın sana verdiği sabır kuvvetini eğer yanlış yolda dağıtmazsan, her meşakkate ve her musibete kâfi gelebilir; o kuvvetle dayan.

Bu ikazdan anladık ki, Cenab-ı Hak insana günlük bir sabır kuvveti vermektedir. Bu sabır kuvveti, o zaman dilimindeki farzları eda etmeye, haramlardan kaçmaya ve musibete sabretmeye kâfi gelebilecek bir sabır kuvvetidir. Ancak insan bir hata yaparak sabır kuvvetini dağıtır; bir kısmını geçmişe ve bir kısmını da geleceği gönderir. Elinde kalan azıcık sabırla da hazır zamandaki ibadetini yapamaz ve musibetlere dayanamaz.

Bunu bir misalle açıklayalım: Mesela birisinin evladı öldü. Evladın ölmesi on şiddetinde bir musibet olsun. Cenab-ı Hak o kişiye, o musibete sabredebilmesi için onluk bir sabır kuvveti gönderiyor. Musibetin kuvveti on olduğundan, sabır da onluk geliyor. Ancak evladı ölen kişi kendisine gönderilen bu onluk sabır kuvvetini iyi kullanamıyor. Çocuğunun geçmişteki günlerini ve onunla geçmişte geçirdiği hatıraları düşünerek onluk sabır kuvvetinin üçünü geçmişe gönderiyor. Ve eğer ölmeseydi gelecekte şöyle şöyle olurdu diye düşünerek üçlük sabır kuvvetini de geleceğe gönderiyor. Geriye ise dörtlük bir sabır kuvveti kalıyor. Musibetin kuvveti on şiddetinde olup, elindeki sabır kuvveti ise dört kuvvetinde kaldığından artık o musibete sabredemiyor ve feryat etmeye başlıyor. Eğer sabrını dağıtmayıp hepsini hazır zamanda kullansaydı, o musibete elbette dayanabilirdi.

Yine mesela, bir günlük ibadetleri eda edebilmesi için yirmilik bir sabır kuvveti gönderiliyor. O günün ibadet külfeti de yirmi şiddetindedir. Ancak kişi burada da hata yapıyor. Yirmilik sabır kuvvetinin beşini geçmişe gönderiyor. Yani geçmişte yaptığı ibadetlerin zahmetini düşünüyor. Beş kuvveti de geleceğe gönderiyor. Yani gelecekte yapması gereken ibadetleri düşünüyor. Elinde ise on kalıyor. Hâlbuki o günkü ibadetleri yapabilmesi için yirmilik bir sabra ihtiyacı vardı. Bu sebeple de o günkü farzları eda edemiyor. Demek insan sabrını dağıtmamalı ve şöyle düşünmeli: “İkindi namazını kıldım. Artık kılacağım farz bir namaz yok. Akşam namazı mı? Daha akşam gelmedi ki. Belki akşama çıkarım belki çıkamam. Eğer çıkarsam, Rabbim o namazı kılacak kadar bana yine sabrı gönderir. O namazı güneş batınca düşünürüm.”

Yine şöyle düşünmeli: “Bugün bana verilen sabır ile ramazan orucumu tutacağım. Yarın mı? Daha yarın gelmedi ki. Onu bugünden düşünmek gereksizdir. Yarına belki çıkarım belki çıkamam. Eğer çıkarsam, Rabbim yarınki orucu tutabileceğim kadar bir sabrı bana yarın verecektir. Yarını yarın düşünürüz.”

Günah işlememek hususunda da şöyle düşünmeli: “Bugün hiçbir haram işlemeyeceğim. İçki içmeyecek, gıybet yapmayacak ve harama gitmeyeceğim.” Eğer ona denilse: “İyi ama her gün bunlara nasıl dayanacaksın?” O şöyle cevap vermeli: “Bunları her gün yapmayacağım değil; sadece bugün yapmayacağım. Yarın mı? Daha yarına çıkmadım ki; yarına belki çıkarım belki çıkamam; eğer çıkarsam, yarının sabrı yarın gelecek. Bugünün sabrını daha gelmemiş bir güne göndererek bugünü zayıflatmak akıl karı değildir.”

Hatta insan bu şekilde düşünerek bütün kötü alışkanlıklarından bile kurtulabilir. Mesela sigara içen birisi şöyle düşünebilir: “Ben bugün sigara içmeyeceğim. Yarın mı? Daha yarın gelmedi ki, yarını yarın düşünürüz. Zira yarına ait sabır kuvveti yarın gelecektir. Hem yarına çıkma hususunda elimde senedim yok ki, belki de yarın kabirde olacağım; bugünden yarını düşünmek ve sabrı o güne göndermek beyhudedir.”

O halde ey namaz kılmayan insan! Sen de sabrını böyle günlük kullan. Hatta namazlık kullan. Zira bir dahaki namaz vaktine çıkacağın hususunda elinde bir senedin yok. Her namazını, kıldığın son namaz kabul et. Bu sayede namaz sana usanç vermeyecek ve her namazını son namazın gibi şevkle ve zevkle kılacaksın.

DÖRDÜNCÜ İKAZ

Ey sersem nefsim! Acaba şu namaz ve ibadet vazifesi neticesiz midir? Ücreti az mıdır ki sana usanç veriyor? Hâlbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır; sen usanmadan çalışırsın. Acaba bu dünya misafirhanesinde aciz ve fakir kalbine kuvvet ve zenginlik; ve elbette gireceğin bir menzil olan kabrinde gıda ve ziya; ve herhalde mahkemen olan mahşerde senet ve berat; ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat köprüsünde nur ve burak olacak bir namaz neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır?

Bir adam sana yüz liralık bir hediye vaat etse, yüz gün seni çalıştırır. Sözünden dönebilecek o adama itimat edersin, usanmadan çalışırsın. Acaba, “sözünden dönmek” hakkında imkânsız olan bir zat, cennet gibi bir ücreti ve ebedi saadet gibi bir hediyeyi sana vaat etse; ve bu vaadi yerine getirmek için, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen buna mukabil hizmet etmesen veya isteksiz, angarya iş gören gibi usançla, yarım yamalak hizmet etsen; ve bu isteksizliğinin lisan-ı haliyle O’nu vaadinde itham edip hediyesini küçümsesen, pek şiddetli bir edeplendirmeye ve dehşetli bir azaba müstehak olacağını düşünmüyor musun?

Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde usanmadan hizmet ettiğin halde, cehennem gibi ebedi bir hapsin korkusu, en hafif ve latif bir hizmet olan namaz

ibo3535

14.12-2011, 18:36
BEŞİNCİ İKAZ

Ey dünyaperest nefsim! Acaba ibadetteki usancın ve namazdaki kusurun dünyevi meşgalelerin çokluğundan mıdır? Veyahut geçin derdinin meşgalesiyle vakit bulamadığından mıdır? Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki bütün vaktini ona sarf ediyorsun?

Sen kabiliyet cihetiyle bütün hayvanatın üstünde iken, dünya hayatına gerekli şeyleri tedarikte iktidar cihetiyle bir serçe kuşuna yetişemediğini biliyorsun. Bir serçe kuşu birkaç haftada hayatının bütün şartlarını öğrenir. Hâlbuki sen birkaç yılda ancak yürümeyi başarabilirsin. Bundan neden anlamıyorsun ki, asıl vazifen hayvan gibi çabalamak değil, belki hakiki bir insan gibi hakiki ve daimi bir hayat için çalışmaktır?

Bununla beraber, dünyevi meşgaleler dediğin, çoğu sana ait olmayan ve fuzuli bir surette karıştığın ve karıştırdığın malayani meşgalelerdir. En lazımını bırakıp, güya binler sene ömrün varmış gibi, en lüzumsuz malûmatla vakit geçiriyorsun. Meselâ “Zuhal yıldızının etrafındaki halkaların keyfiyeti nasıldır?” veya “Amerika tavukları ne kadardır?” gibi kıymetsiz şeylerle, kıymettar vaktini geçiriyorsun. Güya astronomi ilminden veya istatistikçi fenninden bir kemal alıyorsun!

Eğer desen: “Beni namazdan ve ibadetten alıkoyan ve usanç veren şeyler, öyle lüzumsuz şeyler değil; belki geçim derdinin zaruri işleridir.”

Öyle ise, ben de sana derim ki: Eğer yüz liralık bir gündelikle çalışsan, sonra biri gelse, dese ki: “Gel, on dakika kadar şurayı kaz; yüz bin lira kıymetinde bir pırlanta ve bir zümrüt bulacaksın.” Sen ona “Yok, gelmem. Çünkü on lira gündeliğimden kesilecek, nafakam azalacak.” desen, ne kadar divanece bir bahane olduğunu elbette bilirsin.

Aynen öylede bizler de geçimimiz için dünyevi bazı işlerde çalışıyoruz. Eğer farz namazı terk etsek bütün çalışmamızın meyvesi yalnız dünyevi, ehemmiyetsiz ve bereketsiz bir ücret olur. On lira gündeliğimden kesilecek diye yüz binler kıymetindeki pırlantayı kaybeden adamdan ne farkımız kalır? Eğer biz istirahat ve teneffüs vaktini, ruhun rahatına ve kalbin teneffüsüne sebep olan namaza sarf etsek, o vakit, bereketli dünyevi nafaka ile beraber ahiret için mühim bir defineyi de kazanmış oluruz.

Elhasıl: Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise, senin elinde senet yok ki ona malik olasın. Öyle ise hakiki ömrünü, bulunduğun gün bil; en azından günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi, uhrevi bir sandıkça hükmündeki bir mescide veya bir seccadeye at.

Hem bil ki, her yeni gün, sana, hem herkese bir yeni âlemin kapısıdır. Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin karanlıklı ve perişan bir halde gider, senin aleyhinde ahirette şehadet eder. Zira herkesin, her günde, şu âlemden kendine mahsus bir âlemi vardır. O âlemin keyfiyeti, o adamın kalbine ve ameline tâbidir. Nasıl ki, aynada görünen muhteşem bir saray, aynanın rengine bakar. Siyah ise siyah görünür; kırmızı ise kırmızı görünür. Hem onun keyfiyetine bakar. O ayna düzgünse, sarayı güzel gösterir. Düzgün değilse çirkin gösterir. Aynen bunun gibi, sen de kalbinle, aklınla, amelinle ve gönlünle kendi âleminin şeklini değiştirirsin. Ya aleyhinde, ya lehinde şehadet ettirebilirsin. Eğer namazı kılsan ve o namazınla o âlemin sahibine yönelsen, birden, sana bakan âlemin nurlanır, aydınlanır. Adeta namazın, bir elektrik lambası ve namaza niyetin, onun düğmesine dokunmak gibi, o âlemin karanlıklarını dağıtır. Senin o günkü âlemini, o nurun aksiyle ışıklandırır, senin lehinde nuraniyetle şehadet ettirir.

Namazın kıymetine dair hazırladığımız eser burada tamam oldu. Eserimizde Bediüzzaman hazretlerinin Risale-i Nur Külliyatı kaynak eser olarak kullanılmıştır. Osmanlıca bilmeyenler için metinleri sadeleştirerek ve şerh ederek naklettik. Ancak şunu itiraf edelim ki, Üstad hazretlerinin ifadesindeki tesiri muhafaza edemedik. Bu sebeple sizleri, kaynak eser olarak kullandığımız Risale-i Nur Külliyatına davet ediyor ve hakikatlerin kendisini Üstad hazretlerinin lisanıyla okumanızı tavsiye ediyoruz.

Ya Rab! Rahmetinin hürmetine, bizlere başta namaz olarak bütün ibadetleri sevdir ve onların edasında bizlere kuvvet ve şevk ver. Sana ibadet etmenin lezzetini kalplerimize ilka eyle! Seninle ünsiyet bulmayı ve zikrinden lezzet almayı bizlere ihsan et. Ve bu eseri, hem emeği, hem de seyreden kardeşlerimizin günahlarına bir keffaret olarak kabul eyle. Âmin, âmin, âmin…

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ İFTİRALARLA ENGELLENMEK İSTENMİŞTİ

Bediüzzaman Said Nursi, 20. yüzyılda yetişmiş en büyük İslam alimlerinden biridir. 87 yıl süren hayatı boyunca İslam'ı savunmuş, materyalist felsefeye, din ve mukaddesat düşmanlarına karşı büyük bir mücadele vermiştir. 6000 sayfalık dev eseri Risale-i Nur, hem çok derin bir Kuran tefsiri, hem de materyalist felsefeyi çürüten ve iman hakikatlerini en iyi şekilde ortaya koyan bir eserdir. Bediüzzaman Said Nursi, mütevazi üslubuyla ahiret, kader, iman gibi birçok konuyu o güne kadar hiç açıklanmamış bir şekilde anlatmış, ortaya koymuştur.

İnsanları Kuran ahlakına, hak dine davet etmek için verdiği bu fikri mücadelede Bediüzzaman Said Nursi'nin karşısına çıkan en büyük engel ise, materyalist felsefeyi ve din düşmanlığını kendisine temel prensip olarak kabul eden bazı çevreler olmuştur.

Bu çevreler, tüm dünyada devreye soktukları ''din ahlakından uzak bir toplum oluşturmak'' hedeflerini gerçekleştirmek için büyük çaba sarf etmişlerdir. Nitekim bu inkarcı çevrelerin yaptıkları yoğun telkin, propaganda ve baskı yüzünden din; toplumun bazı kesimlerince, gericilik ve yobazlık olarak algılanmaya başlamış, ülkenin ilerlemesi için bu sözde ''batıl inançlardan'' kurtulmak gerektiği düşüncesi yaygınlaşmıştır.

Bediüzzaman Said Nursi de bu gibi asılsız felsefeleri çürüten, dinin akıl ve ilimle çatışmadığını, tam tersine aynı noktada birleştiğini ortaya koyan ve toplumda büyük bir manevi uyanış başlatan bir İslam alimidir. O dönemde bu büyük İslam alimini engellemek için de klasik iftira atma yöntemleri bir kez daha uygulanmıştır.

Kitabın başından beri vurgulandığı gibi, geçmişte yaşamış olan peygamberlerin, elçilerin ve salih müminlerin başlarına gelenler, onların yaşadıkları tecrübeler müminler için her zaman yol göstericidir. Bu açıdan Bediüzzaman'ın yakın geçmişimizde yaşadığı olayların, karşılaştığı zorlukların öğrenilmesi de günümüz Müslümanları için faydalı olacaktır.

Unutulmamalıdır ki, Allah bir ayette, ''Yoksa sizden önce gelip geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız...'' (Bakara Suresi, 214) diyerek, müminlerin geçmişte yaşanmış olaylara hazırlıklı olmaları gerektiğini bildirmiştir. Bediüzzaman'a atılan iftiraların bazılarına ve bu iftiraların Kuran'da bildirilen iftiralarla benzerliklerine bakmak, Allah'ın kanununda bir değişme olmadığının görülmesi açısından da son derece önemlidir

Menfaat Peşinde Koşmak" İftirası

Bediüzzaman'ın Allah'ın varlığını, milli ve manevi değerlerin önemini anlatan çalışmalarından rahatsız olan çevreler, ellerinde bulunan bazı basın organlarını da kullanarak, Bediüzzaman'a karşı en olmadık iftiraları atmışlardır. Dönemin gazetelerinden birinde Bediüzzaman için şöyle denmektedir:

"Said-i Kürdi, dini siyasete alet yaparak irticai propagandalara girişmiş ve birtakım adamları kandırarak doğru yoldan şaşırtmaya çalıştığı anlaşılmıştır... Otuz senelik mayalı bir mürteci olup ifsad edecek saf vatandaş aramaktadır... Şeyhin (Bediüzzaman'ın) bu meseledeki rolünün bazı safdilleri kandırarak kendilerinden para çekmek olduğu anlaşılmıştır..." (Cumhuriyet, 10 Mayıs 1935)

Aynı gazetede farklı tarihlerde ise, ''Dini istismar eden Said Nursi hakkında takibat başladı'', ''Said-i Nursi mühimsenecek bir kimse değildir. Maddi ve manevi menfaatler sağlamak amacında olan bir kimsedir'' diye haberler yayınlanmıştır.

Dünyadan hiçbir beklentisi olmayan, hiçbir malı mülkü bulunmayan, kendi deyimiyle ''kendisini beğenmemeyi kendisine meslek edinen'' ve son derece mütevazi bir hayat yaşayan Bediüzzaman'a talebelerinden para sızdırmak, liderlik hırsını tatmin etmek gibi asılsız, mantıksız, manasız iftiralar atılmış olmasının tek amacı, bu iftiralarla Bediüzzaman'ı etkisiz ve sözü dinlenmez hale getirmektir.

Bu iftira, geçmişte peygamberlere atılan iftiraların da bir benzeridir. Peygamberler de kavimleri tarafından dini kullanarak menfaat elde etme suçlamasıyla karşı karşıya kalmışlardır. Örneğin Hz. Nuh'a şöyle iftira edilmiştir:

... Bu sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor... (Müminun Suresi, 24)

Hz. Musa ve Hz. Harun'a Firavun kavminin yaptığı suçlama ise şöyledir:

Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz. (Yunus Suresi, 78)

Bediüzzaman bu iftiraların sonucunda hapis cezası almış ve Eskişehir hapishanesine gönderilmiştir. Eskişehir hapishanesinden tahliye olan Bediüzzaman, Kastamonu'da karakol karşısında bir evde oda hapsine alınmıştır. 8 sene sonra gelen Denizli Mahkemesi 20 ay hapis cezası vermiş, daha sonra Bediüzzaman Emirdağ'a ''mecburi ikamet''e yollanmıştır.

Bütün bu olaylar sırasında sayısız işkence ve eziyete maruz kalmış, defalarca zehirlenmiştir. Son derece yaşlı ve hasta olan Bediüzzaman, özellikle soğuk, nemli ve havasız hücrelerde tutulmuştur. Ancak, ilerleyen sayfalarda da yer verileceği gibi, kendisine yapılan tüm bu eziyetlere sabır ve tevekkülle karşılık vermiş, imanının ve Allah'a bağlılığının ne kadar güçlü olduğunu tüm insanlara göstermiştir. Bediüzzaman, bu üstün ahlakıyla herkes tarafından örnek alınması gereken değerli bir İslam büyüğümüzdür

Delilik İftirası

Önceki sayfalarda da örneklerine yer verildiği gibi, geçmişte müminlere en çok atılan iftiralardan biri deliliktir. Bediüzzaman Said Nursi de aynı iftira ile karşılaşmıştır.

1908 yılında, yine suni olarak oluşturulan sebeplerle, mahkemeye sevk edilmiş ve mahkemenin görevlendirdiği doktor heyeti kendisine ''akli dengesi bozuk'' raporu vermiştir. Daha sonra sevk edildiği akıl hastanesindeki doktor, Bediüzzaman'ın kendisiyle konuşması sonucunda ''bu adamda delilik varsa, dünyada akıllı yoktur'' diyerek, raporun asılsızlığını vurgulamıştır.

Bediüzzaman bundan sonra da söz konusu çevrelere ait basında sık sık delilik suçlamasıyla karşılaşmıştır. Dine düşman bazı çevrelere ait yayınlarda ''Said Nursi tımarhaneye de girip çıkmıştır'' gibi aldatıcı yorumlarla, bu büyük İslam alimi halkın gözünde küçültülmeye çalışılmıştır.

Çevresindekileri Kandırarak Saptırdığı İddiası

Bediüzzaman ve talebeleri için öne sürülen iftiralardan biri de "İnanç Sömürücüleri" başlıklı yazı dizisi ile dönemin gazetelerinden birinde yer almıştır. Bu yazı dizisinde Said Nursi'nin talebeleri hakkında da Kuran'daki inkarcıların ''büyülenmişler'' iftirası tekrarlanmış ve ''bunlar sadece ve sadece dini bir taassupla ona bağlanmışlar, gözleri kafaları başka bir şeyi görmez, anlamaz olmuştu'' diye yazılmıştır. Görüldüğü gibi bunların tamamı geçmişte yaşayan müminlere yöneltilen iftiraların tamamen aynısıdır. Kuran'da geçmişte yaşamış ve Allah'ın gönderdiği elçilere tabi olmuş müminlerin de "düşük akıllılık", "sığ görüşlülük" gibi sözlerle itham edildikleri haber verilmiştir:

Ve (yine) kendilerine: "İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin" denildiğinde: "Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?" derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler. (Bakara Suresi, 13)

Kavminden, ileri gelen inkarcılar: "Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz" dedi. (Hud Suresi, 27)

Bu iftiralarla, Bediüzzaman'ın, çevresindeki gençlerin beyinlerini yıkadığı, bu gençlerin de, beyinleri yıkanacak kadar akıldan ve mantıktan yoksun insanlar oldukları havası oluşturulmaya çalışılmıştır. Yani Bediüzzaman -tıpkı geçmişteki Müslümanların karşılaştıkları gibi- bir nevi "büyücülük"le itham edilmiştir.

Oysa, Bediüzzaman ve yanındaki müminler, akılları, vicdanları ve Kuran'ın rehberliği ile hareket eden aklı selim sahibi insanlardı. Ve bu iftiraları atanlar da aslında bunun böyle olduğunu çok iyi biliyorlardı. Nitekim bu iftiraların hiçbiri Bediüzzaman'a ve yanındaki Müslümanlara bir zarar verememiş; aksine baştan beri üzerinde durduğumuz gibi bu olaylar karşısında gösterdikleri sabır ve tevekkül onların manevi olgunluğunun, ahiretteki derecelerinin artmasına vesile olmuştur.

Bediüzzaman'a Atılan İftiraları Desteklemek İçin Hazırlanan Bazı Komplolar

Allah birçok ayetinde, inkarcıların her dönemde hileli düzenler kurduklarını bildirmektedir. Bu ayetlerden biri şöyledir:

Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir. (Rad Suresi, 42)

Bediüzzaman için de döneminin din karşıtı çevreleri, iftiralarını destekleyebilmek için benzer hileli düzenler kurmuşlardır. Bu düzenlerin örneklerinden biri "Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi" adlı eserde anlatılmaktadır. Buna göre, bir içki dükkanında ''Said'in hizmetçisi Said'e rakı aldı'' diye yazılı bir kağıdın altına içki dükkanındaki sarhoşlardan imza alınmaya çalışılmıştır. Bu şekilde kendisine iftirada bulunulmuştur. Bu iftiranın amacı ise, Bediüzzaman'ı halkın gözünde küçük düşürmek, dini yönden samimiyetsiz olduğu imajını vermektir.

Kendisine yönelik komploların bir başka örneğini, Bediüzzaman bir mektubunda anlatmaktadır. Bu iftirada da, Bediüzzaman'ın sabahlara kadar alem yaptığı ve ''fahişe ve namussuzların Bediüzzaman'ın evine girip çıktığı'' söylenmiştir. Bu asılsız söylentiye karşı Bediüzzaman'ın verdiği cevap ise son derece açık ve nettir:

"Halbuki benim kapım geceleyin dışardan ve içerden kilitliydi ve sabaha kadar bir bekçi o bedbahtın (iftira atan adamın) emriyle kapımı bekliyordu." (Tarihçe-i Hayat, s. 451)

Görüldüğü gibi, halkı Bediüzzaman'dan soğutmak için onu fuhuşla, sarhoşlukla suçlayan iftiralar atılmıştır. Ancak elbette tüm bu iftiralar boşa çıkmış ve Bediüzzaman yürüttüğü iman hizmetine sabırla devam etmiştir. Kuran-ı Kerim'de, inkarcıların komplo ve tuzaklarının inananlara asla bir zarar veremeyeceği, sonucun mutlaka inananların hayrına olacağı şöyle bildirilmektedir:

… Ancak onlara bir uyarıcı-korkutucu geldiğinde (bu,) nefretlerinden başkasını artırmadı. (Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin kanunundan başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın kanununda kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın kanununda kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın. (Fatır Suresi, 42-

Bediüzzaman'ın, Kendisine Atılan İftiralar Karşısındaki Tavrı

Bediüzzaman'ın kendisine atılan iftiralara ve aleyhinde kurulan düzenlere karşı tutumu da, Kuran'da bildirilen peygamberlerin ve salih müminlerin ahlakı ile benzer olmuştur. Bu iftiralara karşı son derece sabırlı ve mütevekkil bir tavır göstermiş, çevresindekilere ise şevki, neşesi, kararlılığı ve imanı ile herzaman güzel bir örnek teşkil etmiştir.

Bediüzzaman, Risale-i Nur'da, kendisine yöneltilen iftiralar sonucunda aldığı hapis cezasını ve kendisine çektirilen sıkıntıların güzel ve hayırlı yönlerini şöyle anlatmıştır:

"Benim şahsımı çürütmek fikriyle, hiç kimsenin inanmayacağı isnadlarda bulundular. Pek acib iftiraları işaaya çalıştılar. Fakat kimseyi inandıramadılar. Sonra pek âdi bahanelerle, zemheririn en şiddetli soğuk günlerinde beni tevkif ederek, büyük ve gâyet soğuk ve iki gün sobasız bir koğuşta tecrid-i mutlak içinde hapsettiler. Ben küçük odamda günde kaç defa soba yakar ve daima mangalımda ateş varken, zaafiyet ve hastalığımdan zor dayanabilirdim. Şimdi, bu vaziyette hem soğuktan bir sıtma, hem dehşetli bir sıkıntı ve hiddet içinde çırpınırken, bir inayet-i İlahiye ile bir hakikat kalbimde inkişaf etti. Manen: "Sen hapse Medrese-i Yûsufiye namı vermişsin; hem Denizli'de sıkıntınızdan bin derece ziyade hem ferah, hem mânevî kâr, hem oradaki mahpusların Nurlardan istifadeleri, hem büyük dairelerde Nurların fütuhatı gibi neticeler, size şekva yerinde binler şükrettirdi, her bir saat hapsinizi ve sıkıntınızı, on saat ibadet hükmüne getirdi; o fâni saatleri bâkileştirdi." (Lemalar, s. 244)

Bediüzzaman bir sözünde ise, çevresinde kendisiyle birlikte aynı iftira ve zulümlere maruz kalan müminlerin de, bu olaylardan dolayı ümitsizliğe kapılıp üzülmediklerini şöyle anlatmıştır:

"On aydan beri, münafıkların bir resmî memuru elde edip bütün desiseleriyle yaptıkları hücum en küçük bir şakirdi sarsmadı. O iftiraları hiç hükmündedir… böylelerden böyle iftiralar, binden bir tesiri bize olmadığı gibi, inşâallah daire-i Nur'a da zararı olmayacak." (Şualar s. 410)

Bediüzzaman'ın ve çevresinde bulunan iman ehlinin zorluklara, iftiralara ve hileli düzenlere karşı gösterdikleri tavır, tüm Müslümanların kendilerine örnek alması gereken salih ve mütevekkil mümin tavrıdır. Allah Kuran'da Peygamberimiz (sav)'in şahsında tüm Müslümanlara, inkarcıların düzenleri karşısında nasıl davranmaları gerektiğini şöyle hatırlatmıştır:

Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme. Şüphesiz Allah korkup-sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir. (Nahl Suresi, 127-128)

saww

14.12-2011, 18:46
-Türkiye darül harb mıdır?
-Tesettür şartmıdır?

Bu iki soru çokmu zor?

ibo3535

14.12-2011, 18:48
okursan görürüsnüz

saww

14.12-2011, 18:56
E ozaman o linkteki adamın söyledikleri doğrudur.
zaman gazetesi banka reklamı alıyormuş!
asya banka sı sizinmiş...
Buda din e zıt olan şeyler.
Türkiye darul harb değilse faizli bir banka açamaz bir müslüman!!!

walera

14.12-2011, 21:00
bu narcılar sadece narcılık dininden uydurdukları tımarhaneye yollanan bi adamdan örnekleri tesettüre teferruattır diye fetva verenleri narcılık dini peygamberinin halifesinin pkk ile görüşmeleri sadece kendi nefislerinden yazdıkları şeyler kaç defa burdaki narcı iboya sordum feto (yani fetullah )tesettüre teferruat dedimi ben yemin ediyorum fetonun ağzından duydum narcı kardeş yemin edemiyor feto söylemedi diye darul harp darul islam meselesine gelince imamı azama göre türkiye resmen darul harptır en büyük delili maide suresinin 44. ayetine göredir, allahın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir bir beldede yaşayanlar ister fazla ister az müsliman olsa o beldede allahın şeriatine göre hüküm verilmiyorsa o belde darul harptır fakat burdaki darul harpi hemen savaş anlamında anlamak değil anlatmak gerçek islamı öğrenmek ve öğretmek savaş en son imam şafiye göre ise bir beldede müslimanlar allahın kelamıyla hükmettiler ise o belde asla darul harp olmaz niye diye sorulduğunda büyük imama o beldede yaşayanlar kanlarıyla canlarıyla obeldeyi tekrar darul islma yaparlar diyor yani buradanda şu anlaşılıyorki insan önce kendi hanesinden komşusundan sokağından ilinden tüm vatanından sorumlu ama bazı yeni çıkan akımların bu gibi konulara hiç meyli yoktur örnek narcılar adamların tek derdi onlara göre olan ama yüce allahın bugünkü hıristo ve yahudileri semavi din saymadığı dinleri bir araya getirerek narcılık dinindende çıkıp adına hoş görü dini diyecekleri bir din kurmak benim peygamberim rahmeten lil alemin olarak yollandı ama o peygamber nerde bulunursa bulunsun öldürülecektir diye 4 kişi hakkında idam fermanı çıkardı hoş görücüler islamın hoş gördüğünden fazla hoş gören yeni bir din mensupları israilde ölen yahudi çocukları için ağlayan cia ajanı ki bizzat ağzından duydum ama o cia ajanı mavi marmara iiçin israil hükümetinden izin alınmalıydı dedi daha nediyim akıl hastanesine yollanmış bir delinin çıkardığı bir yolda bu günkü talebeleri onun delilklerinide solladılar narcılık dinin kuralında yahudi ve hıristolarla onların amentüsünde ittifakları varmış bunu da bizzat cia ajanı amerikada 40 dönüm yerde yaşayan din adamı kılğındaki papasına bağlı olan papa hazretleri diyen insan söylüyor hiç bir müslimanın bu günkü yahudi ve hırıstiyanlarla amentüde ittifağı yoktur bun hırıstiyan isa allahın oğludur diyor şirk koşuyor ama narcılarla hangi amentüleriyse onda ittifakları varmış

Saidi Nursi kimdir ?? - YouTube (http://youtu.be/TayH8Vx5VTE) bak burda eski diyanet işleri başkanı saidi kürdiyi anlatıyor bilmem kaçıncı levdan bilmem kaçıncı bilmem neden adam saidin kitabından sayfaları vererek anlatıyor saidin kitabından sayfa numarasını vererek

Fethullah'cılar iftira küfür ediyorlar (-4) - YouTube (http://youtu.be/ZsFm6YmYWJA) bak bunuda izle ey narcılar

Fetullah gülen daha haca bile gitmemis! - YouTube (http://youtu.be/RRFkMrvw608) şunuda seyred ey narcı kardeşim

Gülen'e esti gürledi! - YouTube (http://youtu.be/iHA2D9fjByQ) bak bunları ben söylemiyorum ey narcı kardeşim

saww

14.12-2011, 23:32
walera,
Türkiye darül harb değilmiş.
Ehli sünnet alimi böyle diyor.
O videolarda bişey göremedim. O adamların tv programlarıyla bir insan hakkında hüküm veremeyiz.
Kaldıki gizli çekim videolar delil olamaz islamda!
Böyle bir şey müslüman ahlakı değildir.

-----------------------------------------------------------------------------

Hazret-i Ömer'de (RadıyALLAHu Anh) Emirul Müminin iken geceleri gezip dolaşır, insanlara bekçilik yaparak halkın emniyetini sağlardı. Bir gece gene Ibn-i Mes'ud (RadıyALLAHu Anh) ile beraber böyle gezerken bir evden şarkı sesi geldiğini duydu. Kapının arasından bakınca yaşlı bir adamın içki içtiğini, bir cariyenin de ona şarkı söylediğini gördü.

Hazret-i Ömer derhal hiddetlenerek pencereden içeri girdi. Ve o adama "Senin gibi birine bu hâl yakışır mı?" dedi. Adam ayağa kalktı. Ve Hazret- i Ömer'e dönerek: "Ya Emirel mümînin! ALLAH aşkına beni dinlemeden hüküm verme" dedi.

Hazret-i Ömer de: "Söyle" buyurdu. Adam o zaman: "Ben ALLAH'a bir yerde asi olduysam sen üç yerde asi oldun." dedi. Hazret-i Ömer: "Nedir onlar?" diye sorunca:

Birincisi: Mevlâ Tealâ Hazretleri: "Kusurları araştırmayınız" (.وَلَا تَجَسَّسُوا..) buyurdu sen ise benim hâlimi araştırdın.

İkincisi: Cenab-ı Hak:

وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوْاْ الْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَى وَأْتُواْ الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا

"İyilik, evlere arka taraflarından gelmeniz değildir. Lâkin iyilik muttaki olanların (sakınanların) iyiliğidir. Evlere kapılarından giriniz." (Bakara Suresi: 189) buyurdu. Sen ise böyle yapmadın.

Üçüncüsü: Mevlâ Teâla hazretleri:

لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا

"Kendi evlerinizden başka evlere müsaade istemeden ve
sahiplerine selâm vermeden girmeyiniz" (Nur Suresi:27) buyurdu. Sen ise izinsiz olarak selâm vermeden girdin.

Gazaplandığı zamanda Hazreti Ömer'i dağlar durduramazdı. Ama yukarıdaki ayet-i kerimeler kendine okununca, Hazreti Ömer: "Doğru söyledin. Beni affeder misin?" dedi, Adam da: "Seni ALLAH affetsin" diye cevap verdi.

Hazret-i Ömer ağlayarak dışarı çıktı. Giderken: "ALLAH Ömer'i affetmezse hâli ne olur?" diyordu.

Bireysel müslümanın günahını araştıran görüldüğü üzre yanlış yoldadır. Günah işleyen bile onun yanında masum kalıyor. Örneğe göre!!!

walera

15.12-2011, 09:45
valla kardeşim bu güm kim varki ehli sünnet alimi ben sana imamı azamdan imamı şafiden bahsedyorum bu günkü alim dediklerinin çoğu devlet adına konuşan insanlar imam azam ebu hanifeye göre tr resmen darul harptir

sonra o linklerde hiç birinde gizli çekkim yok nihat genç açık ça tvden söylüyor eski diyanet işleri başkanı açıkça tvde söylüyor nesi gizli çekim

aytunç altındal tvden söylüyor hele aytunç altındalın bi sözüene aacaip sinirlendim adam diyoorki ben yahudi ve hırıstolar hakkında kitap yazdığımda bana fetullahçılar kızıyor küfrediyor bunu tvde söylüyor bunun nesi gizli çekim

dostempati

17.12-2011, 15:48
25. Lem'a (http://www.davetci.com/Lema_25.htm)

SEKİZİNCİ DEVÂ

Ey âhiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar keffâretü'z-zünub (günahların keffareti) olduğu hadis-i sahihle sabittir. Hem hadiste vardır ki, "Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker." (Buharî, Merdâ: 1, 2, 13, 16; Müslim, Birr: 45; Dârimî, Rikâk: 57; Müsned, 1:371, 441, 2:303, 335, 3:4, 18, 38, 48, 61, 81.)

Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır; bu hayat-ı dünyeviyede dahi kalb, vicdan, ruh için mânevî hastalıklardır. Sen eğer sabredip şekvâ etmezsen, şu muvakkat bir hastalıkla daimî pek çok hastalıklardan kurtuluyorsun. Eğer günahları düşünmüyorsan, yahut âhireti bilmiyorsan veya Allah'ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür; ondan feryad et. Çünkü, bütün dünyanın mevcudatıyla kalbin, ruhun ve nefsin alâkadardır. Mütemadiyen firak ve zeval ile o alâkalar kesilip, sende hadsiz (sonsuz) yaralar açılır. Bahusus (özellikle) âhireti bilmediğin için, ölümü idam-ı ebedî tahayyül ettiğinden (hayal ettiğinden) , adeta, güya yara bere içinde, dünya kadar hastalıklı bir vücudun var. İşte en evvel, hadsiz yaralı ve hastalıklı bu büyük mânevî vücudun hadsiz hastalıklarına kat'î ilâç ve kat'î şifa verici bir tiryak (ilaç) olan iman ilâcını aramak ve itikadını (inancını) düzeltmek gerektir ki, o ilâcı bulmakta en kısa yol, bu maddî hastalığın yırttığı gaflet perdesinin altında sana gösterdiği aczin ve zaafın penceresiyle, bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretini ve rahmetini tanımaktır.

Evet, Allah'ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır. Allah'ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz'î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.


Bediüzzaman Said Nursi

walera

17.12-2011, 19:51
at kafadan 7.deva 8. deva ne güzel bunlar allahın kelamımı? tımarhaneye yollanmış bi adamın sözleri

Saidi Nursi kimdir ?? - YouTube (http://youtu.be/TayH8Vx5VTE) Fethullah'cılar iftira küfür ediyorlar (-4) - YouTube (http://youtu.be/ZsFm6YmYWJA) Fetullah gülen daha haca bile gitmemis! - YouTube (http://youtu.be/RRFkMrvw608) Gülen'e esti gürledi! - YouTube (http://youtu.be/iHA2D9fjByQ) lemacılar devacılar izleyin bu videoları da bu sözlerin sahiblerini tanıyın

ibo3535

18.12-2011, 00:55
nush ile uslanmayanı etmeli tekdir tekdirden anlamayanın hakkı kötektir

walera

18.12-2011, 02:46
doğru narcılara lazım hepsine kötek

narcı ibo sana tek bi soru soruyorum feto baş örtüsü için teferruat dedimi demedimi utanıp gerçeği yazamıyorsan yazma ben yemin ediyorum feto baş örtüsü için teferruat dedi sende bi yemin et anlayalım yoksa narcılık dininde kadınların başı açık olması caizmi

dostempati

20.12-2011, 15:59
ON BİRİNCİ DEVÂ

Ey sabırsız hasta kardeş! Hastalık, hazır bir elemi sana vermekle beraber, evvelki hastalığından bugüne kadar, o hastalığın zevâlindeki bir lezzet-i mâneviye ve sevabındaki bir lezzet-i ruhiye veriyor. Bugünden, belki bu saatten sonraki zamanda hastalık yok; elbette yoktan elem yok. Elem olmazsa teessür olamaz. Sen yanlış bir surette tevehhüm ettiğin (kuruntu duyduğun) için sabırsızlık geliyor. Çünkü, bugünden evvel bütün hastalık zamanının maddîsi gitmekle elemi de beraber gitmiş, kendindeki sevabı ve zevâlindeki lezzet kalmış. Sana kâr (kazanç) ve sürur (sevinç) vermek lâzım gelirken, onları düşünüp müteellim olmak (elem duymak) ve sabırsızlık etmek divaneliktir. Gelecek günler daha gelmemişler. Onları şimdiden düşünüp, yok bir günde, yok olan bir hastalıktan, yok olan bir elemden tevehhüm ile düşünüp müteellim olmak, sabırsızlık göstermekle, üç mertebe yok yoğa vücut rengi vermek divanelik değil de nedir?

Madem bu saatten evvelki hastalık zamanları ise sürur veriyor. Ve madem, yine bu saatten sonraki zaman mâdum (yok), hastalık mâdum, elem mâdumdur. Sen, Cenâb-ı Hakkın sana verdiği bütün sabır kuvvetini böyle sağa sola dağıtma, bu saatteki eleme karşı tahşid et (biriktir) , "Yâ Sabûr" de, dayan.


Bediüzzaman Said Nursi

walera

21.12-2011, 05:48
at kafadan 20. leva 45. sema 53. deva 75. mela 92.sela said kürdi (tımarhanelik bi adam)

bana göre ha sen yazmışsın ha kürt said benim için hiç bideğeri yok zate bu yazdıklarınızın islamlada bi ilgisi yok narcılık dinin kutsal kitabının pasajları

hüseyin19

21.12-2011, 09:11
(Suizan etmeyin. Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin. Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder. Onu, kendinden aşağı görmez.) [Buhari, Müslim]

fırıncı valera..ateşle oynuyorsun..her an tutuşabilirsin..su-i zan seni helaka götürür.sen bediüzzamanın bastığı toprak bile olamazsın..

walera

21.12-2011, 11:47
narcı hüseyin ateşle siz oynuyorsunuz allahın kelamı dururken narcılık dinin kutsal kitabından niye pasajlar yazıyorsunuz

ben kürt saidin bastığı yere basmam bile ama siz narcılık dini mensupları bakalım ahirette allah reslu sancağı altındamı toplanacaksınız yoksa kutsal saydığınız narcılık dinin peygamberleri ve onun günümüzdeki halifelerinin tesettüre teferruattır diyen allahın ayetine karşı gelen halifelerinin yanındamı olacaksınız

ibo3535

21.12-2011, 17:48
nush ile uslanmayanı etmeli tekdir tekdirden anlamayanın hakkı kötektir

walera

21.12-2011, 23:15
doğru size lazım o kötekler narcılar

ya narcılar şu soruma niye cevap veremiyorsunuz sizin kutsal kitabınızın temsilcisi olan peygamberinizin halifesi olan feto baş örtüsü hakkında teferruat dedimi demedi bi onu açıklayın ya yukardada yazdım acaba narcılık dininde kadınların başı açık olması caizmi siz bırakın uydurma ata sözleri yazmayıda soruma cevap verin

ibo3535

22.12-2011, 07:23
Bismillâhirrahmanirrahim
Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini yakalarının üzerine örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, ellerinin altında bulunan erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar.
Ey mü’minler hep birden Allâh’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!..
(Nur Suresi, 31

Bismillâhirrahmanirrahim
Evlerinizde vakarınızla oturun. İlk cahiliye devrinin açılıp saçılarak, ziynetlerini göstererek, yürüyüşü gibi yürümeyin.. Namazı kılın, zekatı verin, Allâh’a ve Resülüne itaat edin. Ey ehl-i beyt!. Allâh sizden şek ve şüpheyi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
(Ahzab Suresi, 33)

Bismillâhirrahmanirrahim
Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına, örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınmaması ve (incitilmemesi) için en elverişli olan budur. Allâh çok bağışlayan çok esirgeyendir!..
(Azhab Suresi, 59

Ben cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmibeş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur'ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım: Çünki; vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.

Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz. Lakin vatanınıza,milletinize ve dininize fenalık edenleri affetmeyiniz.(Hz. Ali)

Dünya bütün şâşâsıyla ahirete nisbeten bir zindan hükmündedir.(Bediüzzaman Saidi Nursi)

İnanmayan bir gönül içinde kuş bulunmayan kafese benzer.(Abdulkadir Geylani)

Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünya da bıraktığın eserlere de kıymet verme.(Bediüzzaman Saidi Nursi)

Namazın manası Cenab-ı Hakkı tesbih,tazim ve şükürdür. (Bediüzzaman Saidi Nursi)

Senden soruluncaya kadar susmak,susturuluncaya kadar söylemekten hayırlıdır.(Hz. Ali)

Herşey hakikaten güzeldir. Ya bizzat güzeldir veya neticeleri itibariyle güzeldir.(Bediüzzaman Saidi Nursi)

İman hem nurdur hem kuvvettir. Evet hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir.(Bediüzzaman Saidi Nursi)

hüseyin19

22.12-2011, 10:46
fırıncı walera..benim, ibonun,bediüzzamanın,fethullah hocanın su-i zannını ettin. özür dilemedikçe hakkımı helal etmeyeceğim. dikkat et fırıncı.. pideler gibi hayatını,geleceğini de yakıyorsun.

walera

22.12-2011, 15:00
ayetr islam dinin kutsal kitabı kuranı kerimin ayetleri amenna ama sana bi soru soru yorum narcılık dinin peygamberi olan saidin halifesi, feto baş örtüsü teferrattır dedimi demedimi ya bu soruya cevap yazmak çok mu zor

narcı hüseyin narcı ibo sizin muhterem saydığınız fetu yukarda ibonun yazdığı kuran ayetlerine karşı geldiğinden tövbe edip müslümanlık dinie geçiş yapması gerekir sen ibo beni affetsen ne olur etmeseniz ne olur ayettir zulme karşı sessiz kalan dilsiz şeytandır ben feto gibi zalimlerin din adına yaptıkları zalimliğe hiç bir zaman sesiz kalmadım ve kalmyacam ey narcılar

birde hüseyin efendi bana fırıcı diyorsun ama kuranda buyrulurki cehennemin ateşi dünyadadır her insan ahirete ya kütük olarak ateşte yanmak için ölür yada cennent ve cemalullah için ölür dikkat et hüseyin hani bana fırıncı diyorsunya sen odun olarak gelirsen senin fırıncılık işini seve seve yaparım haberin olsun

hüseyin19

22.12-2011, 16:00
biz yalancılara illtifat etmeyiz. demedin mi fethullah gülen papanın elini öptu..ne oldu? dediğin hiç bir linkte yok? bak hadis var sen ipin ucunu kaçırdın arkadaş..

Rivayete göre, Ebu’d-Derda ile Resulullah (a.s.m) arasında şöyle bir konuşma geçer:

- Ebu’d-Derda: Yâ Resulallah! Mümin hırsızlık yapar mı?

- Resulullah (a.s.m): Evet bazen olabilir.

- Ebu’d-Derda: Peki, mümin zina edebilir mi?

- Resulullah (a.s.m): Ebu’d-Derda hoşlanmazsa de “Evet!”.

- Ebu’d-Derda: Peki, mümin yalan söyler mi?

- Resulullah (a.s.m): Yalanı ancak iman etmeyen kimse uydurur.” (Kenzu’l-Ummal, h. No: 8994).

işte fırıncı..kim kütük kim trabzon ekmeği gibi pişecek bu hadisten bellidir. fethullah gülen de bir kuldur hata yapabilir yalnış söyleyebilir bu onu bağlar. sana kaç defa söylüyorum frıncı ben nurcu ve fetıullahcı değilim ama islama hizmet eden her samimi müslümanı severim. ikisinin de islama büyük hizmetleri vardır..hatalar kişiyi bağlar. iftiralar da seni trabzon ekmeği gibi ateşle şişirir..

''ayettir zulme karşı sessiz kalan dilsiz şeytandır '' bak hele walera daha hadis ile ayeti ayıramıyorsun..bu senin dediğin hadistir ayet değil..bu da ayrı bir çarpıtma..sen karıştır karıştır.. ateş soğumasın:p

saww

22.12-2011, 17:28
hüseyin bu senin savunduğun ibo bana kafir dedi.!
İnanmıyorsan forumda yazısı kayıtlı okuyabilirsin!

Ayrıca gülen hoca bir yanlış fetva verdi.
Onun kayıtlı seçimlerden önceki fetvası vardır.
Oy vermemek caiz değildir. dedi.. Allah ın kanunu varken kendi yasasını yapanlara ruhsat demektir bu fetva!!!
Maide 44-45-46 Bu surenin tam zıttı olduğu görülmektedir.
Hangi ayet, hangi hadis demokrasi zırvasına oy verebilirsiniz diyor. % 99 müslüman olan ülke için konuşuyorum.
Oysa maide 44-45-46 iyi incelendiğinde kendisinin oy ile desteklediği sistem küfür sistemidir.
Buda kişi sevdiği ile beraberdir. Hadisi şerifine bakılarak çok vahim durumlar meydana getirir.
Bir evliya hüznizannında olduğumuz zatın beyanadı şudur.
Benim zerre kadar Kur'an ve Sünnete aykırı davranışımı, sözümü görürseniz benden uzaklaşın buyurur.
Benden uyarması...

walera

22.12-2011, 23:51
narcı hüseyin ben yalan söylemedim ben fetonun papazın elini öptüğünü biliyordum meğer 2 numaralı adamı alaadin denen dallama öpmüş sonuçta oda fetonun adamı değilmi sonuçta şu soruma niye cevap vermiyorsunuzda konuyu başka yerlere çekiyorsunuz narcılık dinin peybamberinin halifesi olan feto baş örtüsü hakkında baş örtüsü teferruattır diye fetva verdimi vermedimi sonra yukarlardaki bi sürü resim var bir sürü link var kelimei tevhiddten muhammedun resulullah kısmını kaldırdımı kaldırmadımı bak o linkleri izle aytunç altındal diyorki yahudi ve hristiyanlar hakkında kitap yazıyorum fetocular bana küfür ediyor diyor eski diyanet işleri başkanı kürt saidi bilmem kaçıncı şuasından saidin pasajından örnek vererek burda hitap allahın hitabı kuran değil bu risalelerdir dediğini pasaj numarasını vererek anlatıyor bunları benmi söylüyorum narcı hüseyin daha çok feto yahudi ve hristiyan alimleriyle dost o kadar araştırdım fetonun trde bir tane müsliman alim dostu yok ama olamazki kürd saidin zırvalarından sonra fetullah onun açtığı saçmalığı genişleterek narcılık dini kurdu kitabınızda kutsal olanı risaleler adlı tımarhaneden tımarlanmış olarak çıkan bi adamın kitabı eğer siz müslimansanız narcılık dinin kutsal kitabından değil de islam dinin yüce kitabı kuranı kerimin ayetlerini yazarsınız şunu bilinki bizim inandığımız dinin adilleyi şerriyesi 4 tür ama sizde fazla narcılar şu fetvayı önce açıklayın yada deyinki feto bu fetvada yanlış fetva vermişdir baş örtüsü farzdır ya islam dini içindesinizdir yada narcılık dini içersinizdedir islam dininden bazı ayetleri alıpta narcılık dinin kitaplarındaki pasajlarla harmanlama yapmayı bırakın ben kimseye iftira atmam müsliman bi insan olduğum için iftiranın kurandaki karşılığını bilirim orayı yanlış biliyormuşum ben papasın elini feto öptü diye biliyordum düzeltiyorum fetonun 2 numaralı adamı aladdin öpmüş aladdini ben tanımam siz iyi bilirsiniz papaya hazret dediğidemi iftira

narcı hüsyin islama hizmet edenleri severim diyorsu doğru benim gözümde feto neyse zekeriya beyaz da o dur zekeriya beyazda kendince islama hizmet ediyor adnan oktarda kendince islama hizmet ediyor ama hepside allah ile aldatıyor aynı sizin yaptığınız gibi gerçi sizin de onlardan bi farkınız yok adnan oktar muta nikahı caiz diye vetva verir 4 mezhep kabul etmez feto direk allahın ayetine karşı gelir baş örtüsü teferruattır diye o söylediğim dilsiz şeytan konusuna gelince yazdıktan sonra hatırladım bak burda haklısın bu bir hadis ama bizim için ayet hükmündedir allah ayetinde buyurmuyormu ama bu benim dinim olan islam dinin allahı peybamber size neyi verdiyse onu alın çünkü o heva ve heseinden konuşmaz sen merak etme biz sizin gibi birilerini insanları tağgut yapmadık sadece allah , resulu , halifeleri , ve alimleri biliriz ama asla tağguta sizler gibi boyun eymeyiz

ibo3535

23.12-2011, 01:01
Yazmayım diyorum ille yazdırıyorsun acaip garip videolar koyuyorsun şimdi ben bi sürü ateis videosu yüklesem haşa allah yok desem yok mu olacak bu benim aciziyetim benim cahiliyetim olur sende bi video tuturmuşun kimin ne yaptığı ne dediği ve o kişini hangi yetkiyle konuştuğu belli değil video koydum bak diyorsun sonra diyorsun ki türban teferuaat mı die ülke öyle bi halla geldi bi zamanlar hükümet düşecekti türban yüzünden rahmetli erbakan yüzünden askeriye türbanlı birini görünce deli oluyordu hatta başı örtülü asker eşi yada annesi olunca ordudan ihraç dünyanın hem müslüman hemde hristiyan ülkelrinde serbest olan türban neden türkiyede serbest değil işte hoca efendi bunlara takılmayalım die hükümetler düşmesin die belki bi sohbettinde teferuaatlara takılmayın yani türbana kimsenin aklı takılmasın anlamında mecazi söz söylemiş olabilir tabiki bu sözler artık öyle durum geldiki nerdeyse türban yüzünden darbe olacak zamana geldi işte biz bu yasağa karşıyız bütün dünya alemde serbest olan bizde neden değil die konuşmasında alıntı yapılmış olur ama üstüne basa basa herkez acık gezsin türban takmayın anlamında kimse anlamsın anlayanda kaSıtlı anlar tabi binlerde sohbetti var hoca efendinin onların içinden tek kelime tek kelime alıp kopyala yapıştır yapıp kimse bi yere gidemez ve bişey elde edemez etselerdi bu güne kadar edilirdi yaklaşık 30 kusur senedir vaaz veren hutbe veren bi kişi bu kadar yükselmez düşerdi zaten kendisi fevsi için yapsa allah izin vermezdi ilk önce buralara kadar işte görüyüroz diğer hoca diyeipte neler yapılmış coğu hapiste iftiralara maruz kalsada asılsız montaj cıktı hepsi montaj dediğim benim sözlerim değil balislik inceleme sonucu hemen hemen iftira videoların hepsi montaj kendi sözleri gibi alıntı yaplıp kopyala yapıştır yapılmış kelime kelime 5 tane vazından alıntı yaplıp kelimelri tek tek kopyalanıp sanki tek cümle gibi yapıştırılmış halla senin gibi ahmaklar neyin peşinde onu anlamış değilim adamın sucu varsa ver savcılğa suç duyrusunda bulun sen yaklaşık dünyada 70 milyon nur cemaatinda müslümanlara narcılı k dini yakıştıması yaptın hoca efENdi gibi muhterem bi zatı hakarette bulundun benim savunmama gerek yok allah sevDİĞİ dostlarnı savunur zaten bizim kimseye verecek hesapımız yok allah tan başka kimseye iftira etmioruz biz kndi yolumuzda bizim yolumuz allah ,kuran ,hz muhammed mustafa s.a.v yolu senin ki başkaysa bilmem sende o yoldaysan sorun yok müslümanlar kardeştir sonuçta allah yolunu açık etsin artık polemik konusu yapıpta kimsenin günahını alma çünki ben sana şahsına yazıyorum sen genel nur cemaatine yazıyorsun bu kadar insanın günAhını yüklenmek kolay değil dertsiz başına dert alma derim bence kim ne yaparsa yapsin sen istemyorsun sevmiyorsan sen bilirsin

hüseyin19

23.12-2011, 01:32
walera

fırdöndü valeradan inciler...

önce kadir valera idi sonra kadiri kaldırdı valera oldu bu bir..
islamdan bahsediyor ümmet bilincine karış bu iki..
fethullah gülen papanın elini öptü diyor iftiranı ispatla diyoruz ispatlayamıyor bu üç.
.nurcu luk dini diye idda ediyor ne fethulla gülenden ne de bediüzzamandan öyle bir din olduünu gösterecek bir kelime söyleyemiyor bu dört..
bediüzzamanı a hamit tımarhaneye gönderi diyor külliyen yalan.. onun etrafındaki bazı şarlatanların yaptığını ona mal ediyor bu beş..
kuran 6666 ayettir o hayır 6667 diyerek hadisi ayet sayıyor bu altı.. :p

gel de bu fıkrayı bir daha waleraya künye eyleme..


bu fıkra seni çok iyi anlatıyor..


Adamın biri, bir şeyler bildiğini ima ederek, biraz da huzurda bulunanlara hava olsun diye:
”Hocam!” demiş. Hani bir peygamber vardı ya! Onu, amcaları kaçırıp, havuza atmışlardı. Sonra onu, oradan, eşkıyalar alıp götürmüştü… O, Musa Peygamber miydi?

Hoca şöyle bir düşünmüş… “Yahu (demiş), ben bunun neresini düzelteyim! Bir kere o, Musa değil, Yusuf Peygamberdi. Ona, amcaları değil; kardeşleri tuzak kurmuştu. Sonra onu havuza değil kuyuya atmışlardı. Onu, eşkıyalar değil; oradan geçen bir kervan bulmuş ve alıp götürmüştü…

takana bin karadenizde hamsi yakala.. ama inan onu da becemezsin.. sen köpek balığını ufaltıp ufaltıp hamsi diye pazarlarsın..

walera

23.12-2011, 03:33
ibo bana ahmak demişsin ben sana ahmak bile demiyecem çünkü size yazık sizi islam dinine davet edebilirim ancak yazdığın yok o videolar montajmıj geç bunları aç telefon aytunç altındala sor adam diyorki yahudi ve hırıstiyanlar hakkında kitap yazsam narcılar bana küfrediyor diyor gel eski diyanet işleri başkanın açıklamaları var sait hakkında allahın peybamberine hitabına kürt said kendine yontuyor hüseyinden inciler kısmında ise islamiyete hizmeti olanları severmiş sen ve senin gibililer ancak iskender evrenononsoğluna cematt olursunuz buarada feto ve saittde dahil sizler aynı kadyanilere benziyorsunuz asıl ahmak sizsiniz ok ahmak olmasanız fetonun videodaki sözüne montaj demezsiniz feto papasına hazret diye hitap edecek bende onu alim sayacam allah buyurmuyormuki yahudi ve hırıstiyanlardan dost tutmayınız onlar birbirinin dostudur sizden herkim onlardan dost edinirse o onlardandır maide 51 bu ayeti bi okuyun ahmaklar senin feton alimya bu ayeti bilerek nasıl papasına hazret deyip benim dostum diyor sizleri islma dinine davet ediyorum bırakın bu narcılık dinini ve kelimei şahadet getirin hoş sizin kelimei tevhit anlayışınızda muhammeden resulullah yokya benden uyarması

narcı hüseyin fıkraları falan bırakta müslümalığa gel bırak tımarhanelik adamların kurduğu dinleri onlar sizi kurtuluşa erdiremez sadece islam dinin peybamberi olan hz muhammed mustafa sa sizleri ve bizleri kurtarabilir saidide fetoyuda hepsini ancak o kurtarabilir

fırdöndüde eğer daha hakaret edici şeyler yazarsan siteden atılma pahasına bende size hakaret ederim fır döndünün topaçın büyükleri hüseyin ibo sait feto ve tüm narcılar

walera

23.12-2011, 05:10
ahmak hüsyin yukarda hadis konusunu izah ettim ama ahmak olduğun için anlayamadın bu 1 ben feto papasının elini öptüğünü biliyordum adamı olan dallama aladdin öptü bunuda izah aettim bu 2 nurculuk dini diyorum çünkü eski diyanet işleri başkanın açıklaması var kuranda hz peygambere hitab edileni sait el kürdiye haitap edilmiş diyor bunuda ben söylemiyorum yukarda vidosu var izle bu 3 baş örtüsü meselesine gelince hiçde ibonun anlattığı gibi değil bizzat amerikaya kaçmadam önce kanal dye haberlere çıktı baş örtüsü için teferruat dedi bu 4 tımrhaneye yollanan bi adamın hayatını a hamitin hayını okursan görürsün bu 5 ey ahmak ben kimseye iftira atmam ama sende ve tüm narcılarda ahmak zihniyeti olduğu için anlamak işinize gelmez işiniz gücünüz fıkra narcılık dinin kutsal kitapları olarak saydığınız kitaplardan pasaj yazmak sen bana söyleme ibo sonuçta sende narcısın narcı olmasan fetoyu ve tımarhaneden çıkmış bi adamı savunmazsın bana diyorsunki ben sana yazıyorum sen bana yazarsan sende narcı olduğun için tüm narcılara senin şahsında yazıyorum amentüde ittifakımız var diyen feto narcılık dinin amentüsünde ittifakları olabilir narcılık dininde kelimei tevhitte muhammeden resulullah yok bu 6

Fethullah'cılar iftira küfür ediyorlar (-4) - YouTube (http://youtu.be/ZsFm6YmYWJA)

Fetullah gülen daha haca bile gitmemis! - YouTube (http://youtu.be/RRFkMrvw608)

Saidi Nursi kimdir ?? - YouTube (http://youtu.be/TayH8Vx5VTE) bak bu konuyu eski diyanet işleri başkanı anlatıyor izle biz boşuna narcılık dini demiyoruz

ibo3535

23.12-2011, 07:16
sen akılanmayacan SENİ ALLAH ISLAH ETSİN NE DYEYİM SANA

GÖNLÜMÜN GÜLÜ
Sen’i seven her ruh uludur ya Resûlallâh!
Gönlü-gözü onun doludur ya Resûlallâh!
Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh,
Kapının ayrılmaz kuludur ya Resûlallâh!
Beklemez bir başka iltifât Sana erenler,
Semtin iltifat buğuludur ya Resûlallâh!
Gönül gözleriyle bir kere seni görenler,
Onlar ruhların bir koludur ya Resûlallâh!
Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar,
İklimin kuşların yoludur ya Resûlallâh!
Cennet yamaçları gibidir orda ufuklar,
Cemâlin bu ufkun tülüdür ya Resûlallâh!
Sana ermek imanlı gönüllerin rüyâsı,
Seni bilmeyenler ölüdür ya Resûlallâh!
Vuslatın, bu garip kıtmîrin her dem hülyâsı,
Bu benim gönlümün gülüdür ya Resûlallâh!

Yine hicranla seni andı gönül,
Tende cânım, rûh-u revânım Cânân..
Andıkça hasretlere yandı gönül;
Ne olur kıl artık vuslata şâyân.!

Hem sevip hem ağlayan bîçâreyim,
Kararsız, derbeder ve âvâreyim,
Yıkılıp dökülmüş bir virâneyim;
Hâl-i hazînim tam mevsimi hazân..

Güller gülse de ağlıyor hep bülbül,
Bir dert küpü âdeta şimdi gönül;
Bilmem mümkün mü bu hale tahammül?
Ruhumda âh-u zâr, dilimde figân.

Yanıp kebap oldum ümidim yıkma!
İtâb et, ama ağyâra bırakma!
Vefasız bir kulum cürmüme bakma!
Vasf-ı hâle ne hacet her şey ayân…

Bilirsin gayri imdat edecek yok;
Gönlümü dertten âzâd edecek yok;
Kıtmîri başka âbâd edecek yok,
Hatırım virâne, gözlerim giryân…

Gel vur mızrabını da kalbimi söylet!
Vur ruhuma nağmelerini dinlet!
Ve gönlüme geleceğini vâdet!
Vâdet ki kalmadı dizimde dermân..!

(m .fetullah gülen)

hüseyin19

23.12-2011, 12:04
walera

sana ahmak dediğim bir yazı göster senden özür dileyeceğim.ama kişi içini yansıtır. kaçamak güreşme.. çok büyük iftiraların var . sana sorduğum 6 sorunun hiç birine doğru cevap vermediğin için sınıfta kaldın. dediklerin doğru çıkmıyor ki. kaç defa yok böyle değil öyle deyip yine tutturamadığın için dönuyorsun. hakaretin kalitendir. valla işin çok zor. sana töbe i nasuh lazım.. lütfen alıntıladığın şeyleri iyi oku hazmet sonra yaz e mi.. hadi işine dön.

saw
ibonun dediği iboyu bağlar.ibo böyle bir başlık açmış ve bu sevdiği insandan sözler yazıyor ben de bediüzzamanı severim nurcu değilim ama ona hürmeti saygıyı bir borç bilirim. bana göre çok büyük bir alim ve Allah dostu. sonra işe walera hakaret ve iftiralarla girdi işin boyutu tatsızlaştı. bak kardeşim herkes istediği kişiyi sever sevmiyorsan iftira atma hakarat edtme dedikçe walera alevleniyor..ee tabiat meselesi..hatasız kullar peygamberlerdir onların ismet sıfatı vardır. hatalar kulları bağlar.

walera

23.12-2011, 15:03
hüseyin sen ahmak dedmediysen ibo dedi sende fırıncı fırdöndü demedinmi hüseyin efendi az yukarda anlattım 6 sorunun cevabaını anlamak istemiyorsan o senin bileceğin iş al hüsetin papasından izin aldıdamı fetonun şiirini yayınlıyor sizler önce papalarınızdan izin almanız lazım

dostempati

23.12-2011, 15:08
DOKUZUNCU DEVÂ

Ey Hâlıkını (Yaratıcısını) tanıyan hasta! Hastalıklardaki elem ve tevahhuş ve korkmak ise, hastalık bazan ölüme vesile olduğu cihetindendir. Ölüm, nazar-ı gaflet ve zâhirî cihetinde dehşetli olduğundan, ona vesile olabilen hastalıklar korkutuyor, telâş veriyor.

Evvelâ bil ve kat'î iman et ki, ecel mukadderdir, tagayyür etmez (değişmez) . Çok ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanlar ölmüşler, o ağır hastalar şifa bulup yaşamışlar.

Saniyen: (ikinci olarak) Ölüm, sureten göründüğü gibi dehşetli değil. Çok risalelerde gayet kat'î, şeksiz, şüphesiz bir surette, Kur'ân-ı Hakîmin verdiği nurla ispat etmişiz ki, ehl-i iman için ölüm, vazife-i hayat külfetinden bir terhistir. Hem dünya meydanındaki imtihanda, talim ve talimat olan ubudiyetten (kulluktan) bir paydostur. Hem öteki âleme gitmiş yüzde doksan dokuz ahbap ve akrabasına kavuşmak için bir vesiledir. Hem hakikî vatanına ve ebedî makam-ı saadetine girmeye bir vasıtadır. Hem zindan-ı dünyadan, bostan-ı cinâna (cennet bahçelerine) bir davettir. Hem Hâlık-ı Rahîminin fazlından, kendi hizmetine mukabil ahz-ı ücret etmeye (ücret almaya) bir nöbettir. Madem ölümün mahiyeti hakikat noktasında budur; ona dehşetli bakmak değil, bilâkis rahmet ve saadetin bir mukaddemesi nazarıyla bakmak gerektir.

Hem ehlullahın (Allah dostlarının) bir kısmının ölümden korkmaları, ölümün dehşetinden değildir. Belki daha fazla hayır kazanacağım diye, vazife-i hayatın idamesinden kazanacakları hayrat (hayırlar) içindir.

Evet, ehl-i iman için ölüm rahmet kapısıdır, ehl-i dalâlet (sapık topluluklar) için zulümat-ı ebediye (ebedi zulümler) kuyusudur.


Bediüzzaman Said Nursi

walera

23.12-2011, 15:20
benim işim islam dışı olana akımlarla üğraşmak örnek narcılık dini hüseyin hadi sen işine dön ben 1 tane soru sordum hepiniz kaçamak cevap verdiniz feto papaya hazret dedimi ba. örtüsü fererruatmıdır kelime tevhitten niye muhammmeden resulullahı kaldırdınız , yahudi ve hırıstiyanlarla hangi konuda ittifakınız var amentüde amentünün son kelimesin kaldırırsan ateistle bile ittifakın olur delil ayette buyrulurki onlara sorsan bu güneşi kim doğduruyor yağmurları kim yağdırıyor derlerki bu allahın işi ama muhamedun resulullah demezler hadisde lailahe illah muhammedun resulullah demeyen hiç kimse cennete giremez buyrulur ama sizin amentüde ittifakınız olduğu iiçin siz yahudi ve hıristolarıda cennete sokarsınız said hakkındada ben iftira atmıyorum adam allahın peygabamberine hitabını mümezzilü dediği ayet için bu ayette anlatılan bu muhamed kürdi diyor adam pasajlarınızın numarasını sayfa numarasını vererek anlatıyor ahmak konusun gelnce ibo dedi ama aslında ahmak kendisi sen bana fırdöndü dedin asıl fırdöndünün topaçın başı sensin hüseyin

al bak biri daha narcılık dinin kutsal kitağlarından pasajlar yazıyor niye kuran değilde tımarhanelik bi adamın kurduğu dinin kitaplarının pasajları

9. dva 25. sela75. mela atın kafadan sanki bunlar islammış gibi yazıklar olsunki sizlere izin veriyorlar narcılık dinin propagandasını yapıyorsunuz

hüseyin19

23.12-2011, 15:31
walera

senin işin islam dışı akımlarla uğraşmaksa önce hangisi hadis hangisi ayet bunları öğren.islamda ümmet olmanın bilincini bil ırkçılık sablonculuk olmadığını öğren sonrada git Allah dostlaarı ile değil, git masonlarla,tapınak şuvalyeleriyle satanistlerle,ateistlerle,hiristiyan ve yahudiler hatta hindularla uğraş.

müslüman insanlarla ve o dine hizmet etmiş alim,Allah dostlarıya değil. bir müslümana hele de dine hizmet etmiş insanlara sizin amentunuzda muhammedün rasulullah demek yoktur demek en büyük iftiradır. biz ane ve babamızdan,nefsimizden bile çok severiz peygamberimizi.biz bedüzzamanı ve fethullah hocayı ALLAH VE RASULÜNÜ SEVDİKLERİ İÇİN VE BU YOLA HİZMET VERDİKLERİ İÇİiN SEVİYORUZ. Sen hala hezeyan içindesin.

walera

23.12-2011, 17:32
geç sene bunları sizin amentüde ittifakınız olduğunu feto bizzat söyledi kaç dır yazıyorum aytunç altındal diyorki yahudi ve hiristolar hakkında kitap yazdığımda fetocular bana küfrediyor diyor amentüde ittifağı olan bi dinin diğer dinden hiç bir farkı yok bana göre narcılıkta bit din olduğu için tapınak şovalyelerinden hristiyanlardan ne farkı var narcıların ya adamlara kendileri söylüyor amentüde ittifakımız var diye hiç bir müslimanın bu günkü yahudi ve hıritiyanla amentüde ittifakı olamaz benim kelimei tevhidim lailahe illah muhammeden resulullah ama narcıların kelimei tevhidi sadece laihe illah hadi buna da yalan diyin

Gülen'e esti gürledi! - YouTube (http://youtu.be/iHA2D9fjByQ) bak burda kanıtı var ben söylemiyorum sizin kelimei tevhidinizi adam ne güzel anlatmış hadi bunlara yalan diyin bi şikayetinizde varsa o linklerde konuşan adamlar hakkında iftira davası açın açamazsınız çünkü hepsi gerçek sizin narcılık dininizin yahudilikten hıritiyanlıktan hiç bi farkı yok ya bak en başta kelime tevhidde bile yalan söylüyorsunuz

walera

24.12-2011, 02:59
Nihat Genç_ten Fethullah Gülen Fıkrası -).mp4 - YouTube (http://youtu.be/6qIcA5FiK4g) şu fıkrayıda bi dinle hüseyin sen fıkraları seversin bunlar yalansa o adamlar hakkında dava açarsınız bunları ben anlatmıyorum

hüseyin19

24.12-2011, 11:23
walera

sana ne söylense boş..sen ciddi ciddi vebal alıyorsun.tövbe et ve Allah dostlarıyla uğraşmayı bırak. bildiğin bir kaç kelimeyi pişirip pişirip önümüze getirme bayatladı bunlar. daha aytunç altındal ın kim olduğunu, ne gibi haltlar karıştırdığını bile bilmiyorsun. diyorum ki alıntıladığın şeyleri iyice araştırmadan söyleme her zamanki gibi boş çıkıyor..

walera

24.12-2011, 14:36
hiç biride boş değil aslı siz tövbe edip dine dönün kim allah dostu fetomu saidmi gükerim hiçbiride bayatlamış değil aytunç altındal meselesine ve diğer linklerde konuşan adamlardan yalansa davacı olsanıza göreyim sizin cürmünüzü anca burdan ahkam kesersiniz tımarhanelik bir adamın(said) dini hangi dinden belli olmayan adamın hoşgörü dinimi narcılık dinimi(feto) onların kutsal kitaplarının pasajlarını yazarsınız bu milletin kafasını çelmeye hakkınız yok

Nihat Genç_ten Fethullah Gülen Fıkrası -).mp4 - YouTube (http://youtu.be/6qIcA5FiK4g) izle bunu hüseyin ben söylemiyorum o kadar davanızda samimiyseniz gidin dava açında göreyim sizi

sana göre boş çıkyor hüseyin efendi bak mahkeme orda hadi göreyim cürmünüzü nihat genç alay ediyor fetoyla gidip şikayetçi olsanıza size göre boş tr biliyor boşmu dolumu olduğunu merak etme sen

hüseyin19

24.12-2011, 16:22
Yalnızca ALLAH'a dayanıp güvenmek

Ey insan! Eğer yalnız Ona abd olsan, bütün mahlukat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten istinkaf etsen, aciz mahlukata zelil bir abd olursun.

Her kim kendisini ALLAH'a malederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim ALLAH'a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. ALLAH'a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve her şeyin Ondan olduğunu ve Ona rücu edeceğini bilmekle olur.

walera

24.12-2011, 16:39
bırak bu tasavufi uydurmalarıda yukarda yazdıklarıma cevap ver hani diyordunuz ya yalan yalansa o konuşanlar hakkında iftira davası açsanıza yemiyormu maçanız nihat gençin dediği gibi ancak ekrandan bağlandığınız kadar saltanatınız birileri çıkıp bişeyler söyledimi mum gibi olursunuz nak üste nihat genç kork adamlar diyor fetoya hakaret ediyor hadi gidin şikayet edin burdan martaval atmak kolay adam feto hakkında neler öylüyor siz yarabbi şükür diyorsunuz

Gülen'e esti gürledi! - YouTube (http://youtu.be/iHA2D9fjByQ) bak burda yalan ya yoksa nihat gençin dedikleri doğrumu yoksa sizlerde bunları biliyormusunuz korkuptamı susuyorsunuz burda ahkam kesmesi kolay dimi

hatta tüm fetoculara terbiyesiz adamlar diyip hakaret ediyor hadi göreyim sizi şikayet edin

ibo3535

24.12-2011, 21:20
DAR KAPI 18.11.2011
Kurtuluş Tayiz
‘Inception’, Gülen Cemaati ve PKK
Bir süredir Kürt medyasındaki Gülen karşıtı yayınları izliyorum. PKK’ya yakınlığıyla bilinen televizyon, gazete ve internet siteleri, neredeyse kesintisiz bir şekilde Gülen düşmanlığı pompalıyor izleyicilerine. Bu yayınlar eleştiri sınırları (sertliği ve dozu ne kadar fazla olursa olsun) içinde kalsa sanırım anlamak pek zor olmazdı. Ama örgüt Kürt sorununu da bir tarafa bırakarak neredeyse Cemaat’le savaşıyor. Örgüt yöneticileri, Gülen Cemaati’ni “Kürt halkının en büyük düşmanı” ilan etmiş durumda. Cemaat’e yakın olduğu öne sürülen kişi ve kurumlar, PKK’nın hedef listesine alınıyor. PKK yöneticisi Murat Karayılan’ın Gülen Cemaati ile ilgili 5 kasımda Fırat Haber Ajansı’na verdiği röportaj, olayın boyutunu göstermesi bakımından ilginç. Karayılan, Fethullah Gülen ile ilgili elinde bir dosya bulunduğunu ve bu belgeleri Türkiye’deki televizyon ve gazetelerle paylaşmak istediğini açıklıyor. Dosyanın adı da “Yeşil Ergenekon”. PKK asıl Ergenekon (1990’lı yıllarda işlenen binlerce faili meçhul cinayetin, gözaltındaki kayıpların, zorla boşaltılan köylerin sorumlusu olan Ergenekon) hakkında ise bugüne kadar herhangi bir dosya oluşturmadığı gibi basınla da böyle bir dosyayı paylaşma gereği duymadı. Hatta Ergenekon soruşturmasına Kandil “soğuk” yaklaştığı için Kürt siyaseti bu davayla arasına “mesafe” koymak zorunda kaldı.

Kürt medyasındaki Gülen düşmanlığı, 1990’lar Türkiye’sini ve 28 Şubat medyasını hatırlatıyor bana. İstihbaratın aşırdığı Gülen videoları her akşam haber kanallarının birinci gündemiydi.

Bu yazıyı iyi oku gülen cemattiyle pkk aynı kefeye koyan ahmak

walera

24.12-2011, 21:39
ahmak sensin dallama

Gülen'e esti gürledi! - YouTube (http://youtu.be/iHA2D9fjByQ) bak burda yalan ya yoksa nihat gençin dedikleri doğrumu yoksa sizlerde bunları biliyormusunuz korkuptamı susuyorsunuz burda ahkam kesmesi kolay dimi

hatta tüm fetoculara terbiyesiz adamlar diyip hakaret ediyor hadi göreyim sizi şikayet edin sende bu yazıyı iyi oku dallama

size terbiyesiz adamlar diyor bana değil ahmak çıkıp karşına itiraz etsenize

ibo3535

24.12-2011, 21:51
bence iyi oku iyi araştır tek taraflı yazıları değil diğer taraflarıda oku öyle yorum yaz

ibo3535

24.12-2011, 22:12
art niyetli insanla ne konuşulur adama ne analatsak bizim ki falan sanki adam peygamber her söylediği doğru bi tutturmuş narcılık dini var die onlarca yazı yazdık adam onu okumuyor narcılık dininindensiniz peygamberiniz fetullah gülen hoca efendi deyip duruyor anlamıyor ısrarla o kadar insanı dinsiz yaprı cıktı o kadar müslüman insanı islamiyetten attı sanki islamiyeti kendi getirmiş gibi

walera

24.12-2011, 23:32
önce ibo efendi hakaret etmeki hakaret görmeyesin bak yukarda linklerde bir sürü bu toplumun önünde olupta feto ve narcılık dini hakkında konuşanlar var ve gerçekleri anlatıyorlar gücünüz yetiyorsa aytunç altındala nihat gençe diyanet işleri danışmanı olan adamların söyledikleri hakkında dava açın bana bişey ispatlamaya uğraşmayın nihat genç televizyondan terbiyesiz herifler diye haykırıyor tüm narcılara ben değil. bir 2. konu şunuda anlamıyorum burası engelliler sitesimi yoksa sonradan uydurulmuş dinlerin propagandasının yapılacığı yermi ozaman herkes kendi hocasıyla alakaı konular açılsın insanların sorunları unutulsun kürt said feto narcılık daha diğer akımlar tartışılsın sen narcılık dinin peygabamberi olan kürsaide tabi olabilirsin onun halifesi olan fetoyada tabi olabilirsin ama burda kutsal kitaplarınızın pasajlarını yazmayın kimsenin aklını çelmeye çalışmayın dediğin gibi islam dini benim değilki kim kelimei şehadet getiriyorsa onun dinidir ama narcılık dini gibi sonunda nihat gençinde dediği gibi muhammedun resulullah olmayanların dini değil islam dini benim size hakaretim olmadı ama sen kaçtır ahmak diyorsun hakaret etme hakaret görme önce eğer müslimansnız öyle olduğnuzu idda ediyorsanız kelime şhedaiti ve kilemi tevhidi heryerde tr de avrupada amerikada aslına uygun söyleyin yoksa said ve feto gibi yahudi ve hıristiyanlarda amentüde ittifağınız olduğu içinmi bu 2 kelimenin aslını söyliyemiyorsunuz şunuda unutma kimi insan birisini sever över kimide onun sevdiğini sevmez onunyanlışlarını bu topluma anlatır iyisimi burda kutsal kitaplarınızın pasajlarını yazmayın bizde onlara karşı cevab yazmak zorunda kalmayalım bilmem kaçıncı lema kaçıncı sema kaçıncı şua bunlar sadece uydurulmuş ve onu yazanın kendi ağzıyla dediği bunlar allah tarafından yazdırılıyor dediği masalı bu topluma empoze etmeyin lemalar bilmemneler kuranmıki allah tarafından yazdırılsın eğer kürsaid kitabında dediği gibi bunlar ilahi olarak yazdırılıyor ozaman onun peygamber olması lazım zate tüm narcıların peybamberi olmuş bu sözleri söyleyerek

bunuda ben kafamdan uydurmuyorum İkbal-i millet Dergisi
Ebnâ-i cinsime burada birkaç söz söylemezsem, bence bahs nâtamam kalır. Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamanından pişdar, kahraman askerleri olan arslan Kürtler!... Beşyüz sene yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa sahrâ-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir. Hikmet-i ilâhî denilen makine-î alemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme mümted ve müteşa'ib kanun-i nûrân-î ilâhînin müessisi olan hikmet-i ilâhî ufk-i ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış, size emrediyor ki, tefrika ile katre katre müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhit ve mezcederek zerrâtın câzibe-i cüz'iyyeleri gibi gibi bir câzibe-i umum-î millî teşkili ile Kürt gibi bir kütle-i azîmi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i islâmiyye Osmâniyyenîn mevkibinde bir kevgeb-i münevver gibi câzibesini ittiba ile muvazene ve âheng-i umumiyyeyi muhafaza ediniz.
Divan-i Harb-i Örfî, İkbal-i Millet
Günümüz Türkçesi :
İnsan için çalışmaktan başka yol yoktur" sözünün öteki ifadesi, şahsî teşebbüstür. Her kemâlin kurucu ve koruyucusu olan cesaret ve millî namus emrediyor ki, şimdiye kadar nasıl maddi şecaatte terakki ettinizse, şimdi de akıl ve medeniyet meydanında millî namusu çiğnetmeyiniz. Millî duyguların mâkesi olan, kıymetinizin ölçüsü olduğu halde ihmalinizle gayet çapraşık bununan diliniz, tûbâ ağacı gibi bir ağacın tecellisine müstatken, böyle kurumuş, perişan ve edebiyatsız kalmış olduğundan, diliniz sizden millî hamiyete şikâyette bulunuyor. İnsanda kaderin sikkesi sikkesi lisandır. Anadil tabiî olduğundan, kelimeler zihne kendiliğinden gelir. Zihin çatallaşmaz, O zihne giren bilgiler taş üzerinde oyulmuş gibi bâki kalır. Millî dille görünen herşey hoş gelir. Millî hamiyetin bir misalini size takdim ediyorum. O da Mutkili Halil Hayâlî Efendi'dir. Millî hamiyetin her şubesinde olduğu gibi, dil alanında da dilimizin esası olan elifbe, sarf (gramer) ve nahvini (sintaksını) vücuda getirmiştir. Hakikaten Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevherine ratgeldiğinden, istikbalimizi onun gibi birçok cevherler ışıklandıracaktır

ibo3535

25.12-2011, 00:07
sol ve atesit dergi basın yayın kuruluşları var onlrdan bi sürü önek cok zaman gazetesinden sızıntı dergisiden bi örnek yazda bi görelim yada samanyolu tv bi örnek ver görelim

vilanjik

25.12-2011, 01:06
Zaman gazetesi,Sızıntı dergisi ve Samanyolu TV bunun üçüde Fethulah hocanın değil mi? Bunların Fethullah Gülen yada Nur cemaati ile ilgili herhangi bir olumsuz haber yazması mümkün değil.

walera

25.12-2011, 02:42
ya dönüyoruz dolaşıyoruz aynı konulara geliyoruz yukardada yazmıştım al sana zamanın haberi

http://medya.zaman.com.tr/zamantryeni/pics/yazarlar-detay-yeni/huseyingulerce.jpg (h.gulerce@zaman.com.tr)

Hüseyin Gülerce (h.gulerce@zaman.com.tr)
http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/sabit/resim/kucuk_a.png http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/sabit/resim/buyuk_a.png


Öcalan'ın avukatlarıyla görüşme...





Geçtiğimiz pazar günü Abdullah Öcalan'ın avukatları ile Yalova'da bir görüşmemiz oldu. Daha önce Ali Bulaç'tan duymuştum. İki yıldan beri Öcalan'ın avukatları pek çok yazarla görüşüyorlarmış. Bulaç'la da iki defa görüşmüşler. Benimle görüşme taleplerini iletince, Yalova'da oturduğumu söyledim, randevulaştık. Bir alışveriş merkezinde kahvaltı eden yüzden fazla insanın arasında konuştuk.


Televizyon programlarında, gazete röportajlarında da en başta, "Gülen cemaati" olarak adlandırılan Gönüllüler Hareketi'nin bir sözcüsü olmadığımın altını çiziyorum. Çünkü bu hareket, bir cemaat, organizasyon değil. Bir sözcüsü, temsilcisi yok. Muhterem Gülen'in de, kimsenin sözcülüğüne ihtiyacı yok. Fikirlerini, görüşlerini internet sitesinden, Mehtap TV ve Samanyolu televizyonlarındaki sohbetleriyle açıklıyor, anlatıyor. Dolayısıyla Öcalan'ın avukatlarıyla Zaman Gazetesi yazarı olarak görüştüm.
Salı akşamı, Mehtap TV'deki Düşünce Günlüğü programımızda, bu görüşme ile ilgili geniş bir açıklamada bulundum. Dün de PKK'ya yakınlığı ile bilinen Fırat Haber Ajansı'nda bu görüşme yer aldı. Haberde bizim görüşmemizin aktarılmasından sonra, Öcalan'ın değerlendirmesi, "Gülen Hareketi'ne önemli roller düşüyor" başlığı ile verilmiş. Dolayısıyla sanki kendisine bir mesaj iletilmiş, o da bu mesaja cevap vermiş gibi yanlış anlamalara neden olabilecek bir algı doğabilir. Belirtmek istediğim şudur: Görüşmemizde, ben Sayın Cumhurbaşkanımızın, aylardır, Türkiye'nin en önemli meselesinin "Kürt sorunu" olduğunun altını çizdiğini hatırlatarak, bu meselenin ülkemiz ve geleceğimiz için çözülmesinin şart olduğunu belirttim. İki hususu da çok önemli bulduğumu ifade ettim: Samimiyet ve üslup... Açıkladım:
PKK'nın İmralı'da, Avrupa'da, dağda temsilcileri, sözcüleri var. Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen ülkeler var. İçeride silah, insan, uyuşturucu ticaretinden rant elde edenler var. Karmakarışık bir durum söz konusu. Samimiyet onun için çok önemli. Türklerin ve Kürtlerin vicdanı devreye girmezse, çözüm giderek zorlaşır.
Üslup konusu da çok hayati. Efelenme, dayatma gibi tavırların rahatsız edici psikolojik bir engel teşkil ettiği bilinmelidir. Çözüm için makul insanların devreye girdiği sırada, bir BDP sözcüsü, bir çuval inciri berbat edecek laflar ediveriyor.
Sonra ilave ettim: Aslolan milletimizin kardeşliğidir. Bin yıldan beri bir arada yaşıyoruz. Kavga etmemizi gerektiren hiçbir sebep yok. Fakat yine de meselenin hissi tarafını bir tarafa koyup akıl ve mantık planında bir çözüm bulmalıyız. Bu çözüm de belli. Demokratik zemin. Yapılacak da belli; demokratikleşme... Hukukun üstünlüğü, eşit vatandaşlık, fikir ve ifade hürriyeti, din ve ibadet özgürlüğü temelinde, birbirimize saygılı olma... Çözümü parlamentoda arama... Bunun için de ilk yapılacak işin şiddete ve teröre son vermek gerektiği...
Somut olarak atılacak adımlar konusunda da şahsi fikirlerimi şöyle sıraladım: AK Parti iktidarı samimi gayretler gösteriyor. Bölgeye, şimdiye kadar yapılmamış hizmetler götürülüyor. Ama bu mesele, sadece siyasilere bırakılamaz. Onların gayretleri yanında, kardeşliğimizi artıracak jestler üzerinde de durmalıyız. Çünkü hazırlanan, oynanan bütün oyunları ancak bizim kardeşliğimiz bozabilir. Ben böyle deyince, avukatlardan biri, "Mesela BDP heyeti, Çanakkale Şehitliği'ni ziyaret etse..." dedi. Ben de "Jestten kastettiğim, işte böyle bir şey." dedim.
Sonra BDP'nin Türkiye'nin partisi olması gerektiğini söyledim. Hemen söze girdiler ve "Müvekkilimiz bu konuda kendilerini çok ikaz ediyor; 'Türkiye'nin sorunları ile ilgilenmiyorsunuz' diyor." diye eklediler.
Ben ayrıca Doğu ve Güneydoğu'da hayırsever işadamlarının özellikle fakir Kürt çocukları için açtıkları okuma salonlarının, etüt merkezlerinin iç barış adına gönül köprüleri kurduklarını, bunun da kardeşliğimiz için en büyük jest olduğunu söyledim. Bu minval üzerindeki şahsî bir görüşmenin başka taraflara çekilmemesi, yanlış anlamalara fırsat verilmemesi gerekiyor...


h.gulerce@zaman.c (h.gulerce@zaman.com.tr)



pkk ve nar cemaatı birlik içinde olmasa caninin avukatıyla niye görüşür hüseyin gülerce niye çıkarlarınızın çatıştığını pkknın yurtlarınızı bastığını ondan sonra bu görüşmenin yapıldığını niye anlatmıyorsunuz çünkü amaç aynı narcılar ve pkk federal bir kürdistan için emek harcalar pkk silahla narcılar islam dininden aldıkları bazı ayetleri kendi dinlerinin kutsal kitaplarındaki pasajlarıyla harmanlama yaparak narcılarda din adıyla aynı amaca hizmet eder sen ibo efendi yukarda pkknın cemata düşmalığını yazan bi belge göstermişsin ama şu görüşmeyide hüseyin gülerce ve caninin görüşmesinide açıklayın çıkar larınıza nasıl ters düştüklerinizi pkk ile aynı amaca hizmet ederken onlarmı sizin tavuğunuza kışt dedi siz mi onların tavuğuna kışt dediniz bilmiyorum ama trde bu kadar cemaat varken kimse o caninin avukatıyla görüşmezken narcıların bu görüşmesi manidar

yukardada yazdım 1-7 temmuz 1995 tarihli aksiyon dergisinin kapağına bi bak kimin resmi var önce araştır sonra yaz Aynı Aksiyon dergisinin 13-19 Nisan 1996 tarihli 71. sayısında kapak başlığı “Diyaloğa Doğru”. Konu Fethullah Gülen’le Patrik’in görüşmesi. Orada ise şöyle yazıyorlar:
“... Fethullah Gülen ile Fener Rum Patriği Bartholomeos görüşmesinin Türkiye’nin menfaatleri için oldukça yararlı bir görüşme olarak nitelendirdiler. Görüşmenin son derece yapıcı geçtiğini belirten diplomatik kaynaklar, bu tip yakınlaşmaların Türkiye’nin dünyadaki prestijini de artıracağını savundular. Aynı kaynaklar Bartholomeos’un dünya çapında ve Hıristiyan dünyasında oldukça tanınan ve sevilen bir dini lider olduğu hatırlatılarak, Rum Patriği’nin kendisi ile azılı Türk düşmanı Yakovas arasına ciddi bir mesafe koyduğunu ve hatta Yunanistan hükümeti ile de ilişkilerinin iyi olmadığını iddia ettiler. 2004 İstanbul Olimpiyatları için çabalayan Türkiye’nin daha rasyonel davranıp Bartholomeos’un popülaritesinden faydalanarak Olimpiyatlar için daha tutarlı kulis yapabileceğini savundular...” 2 Ekim 1996 tarihli Zaman gazetesinin başlığı ise şöyle Medeniyetlerarası diyalog için ilk adım.
Konferansta alkışlarla karşılanan bir konuşma yapan Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Fethullah Gülen hakkındaki sözleri bir takım acı olaylar yaşanmadan da uzlaşılabileceğinin somut bir göstergesi olarak kabul edildi...”
Vatikan İstanbul Temsilcisi Georges Morovitch, Katolik Cemaati Ruhani Lideri Kati Pelatre, Türkiye Protestan Prespiteryan Cemaati Sözcüsü İsa Karataş ve Yunanistan Başkonsolosu Fotis Ksidas’ın da katıldığı konferans çok renkli bir mozayik meydana getirirken konuşmacıların hoşgörü yüklü sözleri büyük takdir topladı. Üzeyir Garih’in “Şu anda burada insanların birbirlerini sevmeleri ve birbirleriyle ilişki kurmaları için adeta eğitim yapılıyor.”, Patrik Bartholomeos’un “Fethullah Gülen Hoca’mızla birbirimizi çok seviyoruz. O hepimiz için barışın, hoşgörünün ve insanlık için muteber olan değerlerin bir timsalidir.” ve Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “Birbirimizi kendi içimizde kabul edemedik o yüzden de kendi cennetimizi kaybettik.” sözleri buluşma noktasını işaret ediyordu.”
“Eğer onlar Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilen Kur’an’a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.” (Mâide: 81)


daha yazayımmı al sana zaman gaztesi haberleri narcılık dinin haberleri daha istersen bende çok var

hüseyin19

25.12-2011, 11:22
Walera sayesinde daha çok bedüzzamanı ve fethullah hocayı sevmeye başladım. waleayı tanımak isteyenler de ona verdiğim cevapları okusun. sorduğum sorulara verdiği cevap mı saldırı mı onu da analiz etsin. daha ayetle hadisi birbirirneden ayıramayan karıştıran biriyle tartışmak beyhudedir. seviyeli konuş ve kimseye iftira etmeden fikirlerini ifade et. yoksa ı.p numaran belliidir her an kapında birilerini görebilirsin.

walera

25.12-2011, 14:41
doğru narcılar polşlerin içine bile girdiğinden bu söylediklerinde haklısın ya hüseyin sen anlayışşsız bi adammısın sana o konularda hep cevap verdim ama anlayışınız kıt olduğu için anlıyamıyorsunuz narcılık dini tanımak isteyenlerde şu videoları izlesin

Saidi Nursi kimdir ?? - YouTube (http://youtu.be/TayH8Vx5VTE)

Fethullah'cılar iftira küfür ediyorlar (-4) - YouTube (http://youtu.be/ZsFm6YmYWJA)

Fetullah gülen daha haca bile gitmemis! - YouTube (http://youtu.be/RRFkMrvw608)

Gülen'e esti gürledi! - YouTube (http://youtu.be/iHA2D9fjByQ) bunları ben söylemiyorum yüreğiniz varsa tehditi bırakta bu konuşanlar hakkında dava aç hoş sizin tehditleriniz den korkacak değilim birdavam var birkaçtane olur ama gerisini sen düşün hüseyin efendi delil istersiniz zaman gaztesinden yazarız kabul etmezsiniz “Bedevîler ‘İnandık.’ dediler. De ki: ‘Siz iman etmediniz; ama ‘Boyun eğdik.’ deyin. Henüz iman tam olarak kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve elçisine itaat ederseniz Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.” (Hucurât, 49/14). Müminler ancak Allah’a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.” (Hucurât, 49 / 15).
“Müminler o kimselerdir ki Allah anılınca yürekleri titrer, Allah’ın ayetleri okununca, o ayetler onların imanlarını artırır ve yalnız Rablerine güvenip dayanırlar.
Namazlarını kılar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden hayra harcarlar.
Gerçek müminler işte onlardır. Onlar için Rableri katında dereceler, bağışlanma ve değerli rızık vardır.” (Enfâl, 8/2-4). Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır. O zaman, size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.(ANKEBUT/8) benim ip numaram herkese açık merak etme ama seninki açıkmı buraya bi polis gelsin korkum yok ama senin fetonun saidin bütün yazılarını okuturum merak etme sen ama sonrasınıda sen düşün bak bu ayet tam günümüz narcılarını anlatıyor “Onlara ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiğinde, ‘Hayır, biz atalarımızı ne üzere bulduksa ona uyarız’ dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez kimselerse, yine mi onlara uyacaklar?” (Bakara Suresi, 170) bak bu ayet tam sizi anlatıyor




Eğer onlar Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilen Kur’an’a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.” (Mâide: 81)

2 de birde tutturmuşsun ayetle hadis karıştırıyorsun diye be zavallı insan kaç defa yazdım onu yazdıktan sonra aklıma geldi onun hadis olduğu siz şu yahudi ve hristolardaki amentüdeki ittfakınızı bi açıklasanız nihat genç bizde aydınlansan bak hepinize terbiyesiz adamlar diyor niye kelime tevhidi değiştirdiğiniz için yüreğiniz varsa narcılık islamdan sonra trde büyük bi din şikayet edinam a edemezsiniz o yürek yok ancak burdan ahkam kesersiniz ve kutsal kitaplarınızın pasajlarını yazarsınız

vilanjik

25.12-2011, 15:42
2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı komisyonu tarafından çıkarılan ilkokul 5. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında Kelime-i Tevhid’in sonu yok !
Nasıl olur demeyin, aynen şöyle yazıyor : “la ilahe illallah “ bu kadar.. Gerisi yok.. Oysa tamamı nasıldır : “la ilahe illallah muhammeden resulullah”
Attıkları kısım ‘ Muhammed Allah’ın elçisidir” kısmı…

Kitapta değiştirilen kısımlar sadece bu kadar değil.. Birkaç örnek daha verelim :
İbrahim Suresi 41. Ayet ‘te geçen “mümminler” kısmı ( yani iman edenler, yani Müslümanlar) değiştirilerek “Dinler Arası Diyalog projesi kapsamında “inananlar” olarak ( yani her dinden olursa olsun yeter ki inanan olsun) değiştirilmiştir.
Aynı ayetin “ yarabbi, kafirlere karşı bize yardım et” kısmı da çıkartılıyor.. Çünkü kafir ve zalim çağımızda da değişmiş değildir. Dinlerarası Diyalog masasındaki diğer taraftakilerdir bunlar…

Ayrıca Prof.Dr Mehmet Bayraktar’ın açıkladığına göre de komisyona ayetlerin normal hallerinin ‘Dinlerarası Diyalog” preojesine karşı olduğu gerekçesiyle teklif verilmiş ve kabul edilmiştir.


Aynı yıllarda A.B.D’nin Ankara Büyükelçisi Nick Edelman’ın da Cuma hutbelerindeki bazı ayetlerin Irak’taki direnişe destek verici tarafları bulunduğu için değiştirilmesini teklif ettiği de belgede yazılıdır…
(Kynk : Prof.Dr.Mehmet Bayraktar – İslami Araştırmalar Dergisi cilt 20 sayı 3 )


Dinler arası diaoğtaki asıl amacı nedir Sayın Fethullah Gülen in ben pek anlayamadım.???




.

ibo3535

25.12-2011, 16:01
din derleriyle hoca efendini ne alakası var bende nu anlamadım milli eğitim bakanı değil ki üstadıız vefat etiğinde bi sürü iftira vardı mal varlığı için onlarda iftirada kaldı vafetından sonra hiç bişeyi yoktu hoca efendi içinde öyle deniyor hoca efendinin kendi adına hiç bir mal varlığı yok hepsi vakıf mallarıdır dinimizde vakfın önemi coktur günüüzde vakıfları pek kimse takmıyor ama gercek manada vakıf cok önemlidir artık bişey yazmıyorum kimseye cvp için bi yerde 40 kusur senedir hocalık vaizlik yaban hoca efendi diğer tarafta sol görüşlü ateist görüşü destekleyen iftiracılar daha ne yazayım ki

Nus ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdirle uslanmayanı hakkı kötektir

walera

25.12-2011, 17:50
ben sol ne sol görüşlüyüm ne de sonradan uydurulmuş bi dinim var lailahe illah muhammedun resulullah diyen bi müslimanım senin hoca efendi dediğin fetoda amerika ve avrupadada muhammedun relulullah dese ya göreyin onu bu konuyu nihat genç çok güzel işlemiş burdan kalkıpta ibo efendi kimsyi ateist ilan edemezsin bak vilanjik ne kadr güzel yazmış 2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı komisyonu tarafından çıkarılan ilkokul 5. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında Kelime-i Tevhid’in sonu yok !
Nasıl olur demeyin, aynen şöyle yazıyor : “la ilahe illallah “ bu kadar.. Gerisi yok.. Oysa tamamı nasıldır : “la ilahe illallah muhammeden resulullah”
Attıkları kısım ‘ Muhammed Allah’ın elçisidir” kısmı bırak nushu köteği geç bunları sorduğumuz sorulara cevap verin narcılık dininde muhammedun resullulah varmı yokmu onu izah edin

dinler arası diyalog dedikleri saçmalık yahudi ve hristiyanlara şiriin gözükmekten başka hiç bir şey değildir allah kuranda inne dine indellahi islam buyurur bunlar 3 büyük semavi din derler şuan kran hükümlerine göre islamdan başkası smavi din değildir niye bozulmuşlardır bunu fetocular bilmiyorlarmı ama hoş görü adı altında yurtdışında okullarınız nasıl idare edecek ve biyerde okudum avrupadaki okullarında resmi dillerii ingilizce tür ülkelerinde resmi dil türkçe türçe olimpiyat yapıyor bunlar avrupadaki okulundan gelipte katılan varmı hep geri kalmış asya ülkelerindeki öğretilmiş bir kaç çocuk getiriliyor birkere dinler arası diyalog nedir yukarda birsürü ayet yazdık Eğer onlar Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilen Kur’an’a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.” (Mâide: 81)

feto papasına patriğe zaman gastesinden alıntılıyarak yazdık dostum dediğini ozaman bu ayet niye var

ibo3535

25.12-2011, 18:47
Kirli Tezgâh



Soru: Taraf Gazetesi’nde, “AKP ve Gülen’i Bitirme Planı” manşetiyle verilen bir haberde millete ve hükümete kurulan vahim bir tuzağın belgesi yayınlandı. Genelkurmay Harekât Başkanlığı tarafından hazırlandığı iddia edilen çirkin planı ve masum insanların suçlu gösterilmelerine yönelik bu kirli tezgâhları nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bazı kesimler tarafından, “bitirme” mülahazasına matuf olarak açık ya da kapalı belki otuz tane plan yapıldı. Aslında, bunların hepsi “yok”u bitirme hareketiydi. Ülkemizin menfaatlerine ve milletimizin istikbaline ters ne vardı ki, ona yönelik bitirme planı yapılsın!.. (02.10)

-Gerçek yolunu bulmuş bir insan için bu türlü entrikalar tereddüte sevkedici ve vazgeçirici olamaz. Hazreti Nuh’tan Hazreti Salih’e, Hazreti Musa’dan Hazreti İsa’ya kadar hemen hemen bütün Allah elçileri ve Hak dostları akla hayale gelmedik eziyetlere maruz kalmışlardır. Fakat, onlardan hiçbiri bu işkence ve zulümler sebebiyle yoldan dönmemiş ve vazifelerini terketmemişlerdir. (03.56)

-Maruz kalınan haksızlıkları herhangi bir müesseseye mal etmek doğru değildir. Milletin göz bebeği olan bir müessesenin kredisine dokunan her şey bize de dokunur. (06.14)

-“F tipi” gibi uydurmaları kim seslendirirse seslendirsin, -üslubuma uygun düşmese bile- o türden sözlere “lakırtı” diyeceğim. Çünkü, bu meselenin benimle alâkası yoktur. Bu millet kurtuluş mücadelesinde nasıl bir seferberlik ilan etmişse, bugün de fakirlik, cehalet ve iftirak gibi düşmanlara karşı aynı mücadeleyi vermektedir. Millet fertlerini aynı hizmet çizgisinde bir araya getiren en önemli sâik yapılan işlerin makuliyetidir. (07.22)

-Umum bir cemaatin, bütün bir heyetin ve topyekün bir milletin sa’yine terettüp eden bir neticeyi sadece bir şahsa mal etmek milletin hakkını yemek demektir; Allah’a karşı da şirktir. Böyle bir şirke düşmekten Allah’a sığınırım. (10.05)

-Bazı kimselerin hatalarından dolayı bir müessesenin tamamını suçlamak doğru olmaz. O ordu, İstanbul surları dibindeki ordu.. o ordu, Çanakkale’de düşmanla göğüs göğüse savaşan ordu.. o ordu, Misak-ı milli sınırlarını belirleyen ordu.. o ordu, milli mücadele veren ordudur.. ve o ordu, gelecek adına da çok şeyler vaad etmektedir. Kim bilir, belki de düşünceleri kirli bir kısım kimseler yaptıkları çirkinlikleri o müessese üzerinden yaparak, ordumuzu karalamaya ve halkın nazarından düşürmeye çalışmaktadırlar. Ben meseleye böyle bakıyorum ve gönlüm şiddetle arzu ediyor ki, işin aslı da böyle olsun. (11.50)

-Allah’a bir can borcum var; falan ya da filan menzilde dünyadan ukbâya atılmama asla üzülmem; bir kör kurşunla yok edilmek bana ebedî hayatımı kazandırır!.. Sadece bir şeye üzülürüm; inanan bir insana böylesine kötülük yapan kimseler ahiretlerini mahvetmiş olurlar. (15.47)

-Abdullah bin Zübeyr bin Avvam, Haccac tarafından şehit edilince, Esma validemiz Haccac’ın yakasından yapışarak “Sen onun dünyasını mahvettin; fakat, o da senin âhiretini mahvetti.” der. İşte, ben mü’minlere zulmetmek suretiyle ahiretini berbat edenlere üzülürüm. (16.23)

Soru: 2) Neşredilen skandal belgede, ihbara dayalı “Işık Evleri” baskınlarında silah, mühimmat, vb. materyal bulunması “sağlanarak” Gönüllüler Hareketi’nin “Silahlı Terör Örgütü” kapsamına aldırılması ve ayrıca, aynı aramalarda bazı yabancı servislere ait bir kısım objeler ele geçirilmiş gibi gösterilerek gizli irtibatların deşifre edilmiş olduğu izleniminin verilmesi gibi entrika planlarının da yer aldığını görüyoruz. Bu konudaki düşüncelerinizi lutfeder misiniz? (17.33)

-Gönüllüler Hareketi’nin temsilcilerinin -silah edinmek şöyle dursun- yanlarında iğne bile taşımamaya azm ü cezm ü kastettiklerini o iftiraları atanlar da biliyorlar. Onlar da biliyorlar ki, sevgiye kilitlenmiş bu insanlar karıncaya bile basmazlar. (18.04)

-Bazı evlere, sevdiğiniz kimselerin kitaplarını yerleştirip bir kısım insanların posterlerini asarak, oraları sizinle alâkalı gibi gösterebilir; sonra da, düzmece baskınlarla o evlerde silah ve uyuşturucu gibi şeyler bulunduğu izlenimini verebilirler. Nitekim, bir kısım şer şebekeleri bunları daha önce de denediler; fakat, insaflı jandarma ve emniyet teşkilatı tarafından bu komplolar deşifre edildi. İnanan insanlar bu türlü entrikalarla bundan sonra da karşılaşabileceklerini hesaba katmalı ve temkinli olmalıdırlar. (22.43)

-Çok eski yıllarda, üç beş talebe, kaldıkları yurttan atılınca kendilerine bir ev tutmuşlardı. O imanlı gençlerin nezih hanelerine bir ayet-i kerimeden işaretle “ışık ev” demiştim. Fakat, bazıları o sözü de çarpıttılar. O kötü niyetli insanların iddia ettiği manada “ışık evler”den bahsetmek kat’iyen doğru değildir. (26.05)

-Adanmış ruhları falan filan servisler ya da falan filan ülkeler ile irtibatlı gösteren kimseler de Gönüllüler Hareketi’nin bu millete ait ve bağımsız olduğunu çok iyi biliyorlar; fakat, iftira ve çamur atmayı hedeflerine ulaştırıcı bir vesile kabul ediyorlar. (32.09)

-Haziran fırtınasında medyada yer alan kasetlerin hepsi montajlanmış idi. Mesela; onlardan birinde “Halk Partisi kafirdir diyemezsiniz!..” dediğim halde, bu cümlenin “diyemezsiniz” kısmı kesilmiş ve geri kalanı televizyonlarda tekrar tekrar gösterilmişti. (36.03)

-Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır, girer oraya; mülkiyeye de girer adliyeye de, emniyete de girer hariciyeye de. Unutulmamalıdır ki, kadrolaşma, sızma, çoğalma türünden iddiaları ortaya atanlar ve bunlarla vazifeperver insanları sindirmeye çalışanlar hemen her devirde bu iftiralarının arkasına saklanarak ve hedef şaşırtarak kendi felsefeleri adına belli yerlere sızmış, kadrolaşmış ve çoğalmışlardır. (37.15)

Hakikat Damlaları-77


Temsilde inkıtânın muhataplarda ve arkadan gelenlerde teşettüt-ü ârâya (fikir dağınıklığına) sebebiyet vereceği unutulmamalıdır.

***

Dünyadan kopmuş bir Türkiye’nin ayakta kalması mümkün değildir. Onu çevresinden tecrît etmeye çalışanlar ne kadar büyük bir ihanet içinde bulunduklarını keşke anlayabilseler!

***

Anadolu insanının karakteri sağlamdır; toplumun içine sızmış bir kaç çürüğe bakıp halkın geneli hakkında yanlış bir düşünceye kapılmak doğru değildir.

***

İmanlı bir insanın ümitsizliğe düşmesi söz konusu olamaz.

***

Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) hiçbir beyanında en büyük hasımları olan Ebû Cehil’den, Utbe’den vs. şikayet ettiğini göremezsiniz. Biz de Efendimiz’in ahlâkıyla ahlaklanmalı; bize saldıranlarla uğraşma yerine yapmamız gerekli olan işlerle meşgul olmalıyız. Zaten Kur’an da, ‘Aleyküm enfüseküm-Siz kendinize bakın’ demiyor mu!?

***

Akıl ile kalbi birbirinden ayırmamalısınız; onların izdivacına her zaman ihtiyaç vardır. Aklın muhakemesi, kalbin de semavîliği ve ledünnîliği omuz omuza olursa, işte o zaman hiç aşılamaz gibi görünen problemler bile kolayca aşılabilir.

***

Izdırar, profesyonel bir muallimdir.

***

Kendi çizginizi korurken başkalarıyla münasebetlerinizi bozmamanız da firasetinizin ayrı bir yanı olmalıdır.

***

İnsan, Allah’a yürekten ihtiyaç hissetmeli, acz u fakrıyla Allah’a yönelmeli ki, Cenâb-ı Hak da ona icabet etsin. Cenâb-ı Allah, Zâtına karşı müstağni davrananlara teveccühte bulunmaz.

***

Üstad Bediüzzaman eserleriyle taklide bir neşter vurmuştur.

***

Allah için olamayacaksak olmanın hiçbir anlamı yoktur; öylesi anlamsız bir mevcûdiyettir

Bu yazılar www. HERKUL.ORG bence buraya yazmadan önce arkadaşlar bu siteyi bi zahmet ziyaret etsin sonra yazsın zahmet olacak ama bu site hoca efendini sitesidir duymak ne istiyorsanız orda duyarsınız öncelikle kuran iklimi girin ondan sonra bam teli ve kırık testiyide okuyun

Başkalarına Hüsnüzan Nazarıyla Bakmak

Meseleyi bu kriterlere göre değerlendirdiğimizde şunu söyleyebiliriz: İbadet ü taatini şöyle böyle yerine getiren insanlar da inşaallah râh-ı felahta ve selamettedirler. Zira Resûl-i Ekrem Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) şöyle buyuruyor:

مَنْ صَلَّى صَلَاتَنَا وَاسْتَقْبَلَ قِبْلَتَنَا وَأَكَلَ ذَبِيحَتَنَا فَذَلِكَ الْمُسْلِمُ الَّذِي لَهُ ذِمَّةُ اللَّهِ وَذِمَّةُ رَسُولِهِ فَلَا تُخْفِرُوا اللَّهَ فِي ذِمَّتِهِ
“Her kim bizim namazımızı kılar, kıblemize yönelir ve kestiğimizi de yerse, işte o, Allah ve Resûlü’nün ahd ü emânını hak eden bir Müslüman’dır. Artık Allah’ın ahd ü emanına hıyanet etmeyiniz.” (Buhâri, Salât 28) Evet, hadiste belirtilen amelleri yerine getiren bir insan, asla hafife alınacak birisi değildir.

Vâkıa, bazı âlimler, mukallidin imanının makbul olup olmadığı meselesi üzerinde uzun uzadıya durmuşlardır. Onlara göre muhakkik, vicdanının ses ve soluğunu duyarak meselelere yaklaşan, delillere dayanan, Hz. Pîr’in yaklaşımıyla hadsin gözüyle bakan, hadsin kulağıyla dinleyen ve hadsin hâsıl ettiği hislerle hareket eden; hareket edip imana müteallik meseleleri bu ufukta değerlendirebilen insandır. Mukallit ise sadece taklitle yetinen kişidir. Bu sebeple bazen bu insanlar hakkında: “Bunlar amelî yanı olmayan nazarî Müslümanlardır.” şeklinde konuşmuş olabiliriz. Fakat böyle bir durumda bile hüsnüzan cihetini tercih etmek gerekir. Meselâ namazını eda eden bir adamın namazdayken başını kaşıdığını veya amel-i kesîr yaptığını gördük. Burada bile, “Belki bana öyle göründü.” demeliyiz. Çünkü Allah bizi onunla imtihan ediyor veya hüsnüzannımızın seviyesini bize göstermek için, bizi bizle test ediyor olabilir. Evet, acaba biz, falanın pantolonu çekmesiyle mi, takkesini kafasında oynatmasıyla mı yoksa başka bir amel-i kesîriyle mi imtihan ediliyoruz, bilemiyoruz. Bu açıdan her zaman hüsnüzannı esas almalı ve çevremize bu nazarla bakmalıyız.

saww

26.12-2011, 00:44
ibo akp savunma iftira bakanı,
CHP'li Oran: "Kıyak zammı almayacağım" | Mynet Haber (http://haber.mynet.com/chpli-oran-kiyak-zammi-almayacagim-608320-politika/)
bu solcular bile sizden insaflı be..
El insaf 800 tl emekli maaşı olan bi ülkede 8000 tl 2 senede emekli maaşımı olurmuş?

Benim yapay bacağıma 2500 tl bedel biçenler. 8000 tl bi aylıkcık geçim maaşı alıcaklarmış.
Ben böyle müslüman ne gördüm ne duydum. Hz. Ömere bakıyorum. Devlet reisi olarak o müslümansa bunlar ne? Yok Haşa Hz. Ömer müslüman değilse bunlar müslümansa ben dinimi değiştirip Hz. Ömerin dinine geçicem...

walera

26.12-2011, 00:54
arkadaşım burda konu akp değilki burda konusu dinde olmayan hoşgörü, başörtüsü meselesi, kelimei tevhidin feto tarafından avrupada ve amerikada eksik okunması, sizin üstad değiniz kürt saidin tımarhaneye yollanması 2. ab hamitten toprak istemesi , narcılık dinin kutsal saydığınız kitaplarının pasajlarını burda yazmanız,fetonun papasına hazret demesi dostum demesi allahın ayetinde peygamberine hitabını kürt saidin bu el kürdi demektir diye yorum yapması rısaleler addlı uydurma kitapların saidin kitabından kendi ağzıyla bu kitaplar allah tarafından yazdırılıyor demesi hüseyin gülercenin caninin avukatlarıyla görüşmesi pkk ve narcılık bağlantıları pkk yurtlarınıza baskın yapmadan önce onlarla güzel güzel geçiniyordunuz baskını yedikten sonra hüseyin gülercenin caninin avukatlarıyla görüşmesi hüseyin gülerceye kim talimat verdide caninin avukatlarıyla görüştü 30 senedir süren canilerin kan alma ihtirasından fetonun direktifleriylemi vazgeçeceklerdi o görüşmenin amacı neydi hangi pazarlık yapıldı sorun bunlar banane akpden chpden onlar beni alakadar etmiyor bak din adına konuşanlardan yanlış konuşanlardan biride ismail ağa cemaati lideri mahmut ağa onlara kaçdefa ruhul furkan tefsrindeki bi ayete yaptıkları yorumu sordum cevab veremedilier bak ayet ve yaptıkları yorum
Ruhul Furkanda diyorki:
"Bir kişi kocası olan bir kadınla zina etse,kocasıda hakkını helal etmese o kişi affolunmaz zira bu kul hakkına girer.Fakat kulun kendisi tevbe eder,kadının kocasıda ona hakkını helal ederse affolunur.Ancak o zina eden kişi kadının kocasına,bana bütün haklarını helal et demekle yetinir.Ona(karısıyle)zina ettiğinden bahsetmez.
Bu şekilde af olma işi bu ümmetin üzerine caizdir."
Bakara Suresi 179.ayetin tefsirinde geçektedir.
Sayfa 246

işte bu mahmut ağacılarda nakşibendi dinindendirler yani onlarda sizin gibi kendilerine göre bir din kurmuşlar hiç böyle bir saçmalık olurmu inanmayan mahmut efendi lakablı nakşbendi şeyhi ustaosmanoğlunun ruhul furkan tefsirinin ayet 179 sayfa numarası 246 cüz:2 sure:2 bakabilirler eğer bunlar kendi başlarına bir din olmasalar böyle yorumlar yapmazlar islamda zinanın cezası bellidir bir de ifadeye bak kocasına senin karınla zina yaptım demeden ondan helallik ister bu islam dini değil olsa olsa nakşibendi dinidir

ibo3535

26.12-2011, 01:27
vekil zamlarını altındaki imzaları iyi bakın chp sözcüsünü duymadın sanırım 4 parti anlaştık dedi sonra chp her zaman yaptığı gibi kıvırtı basına sızdığı gibi istersen chp millet vekillerini iyi dinleyin şimdi onları disiplin kuruluna verecekler herkez dürst olsun ka partini sucu varsa diğer partilerinde bi o kadar sucu var bu konuda

walera sana artık cvp yazmayacan artık iyice sapıttın nakşibendi tarikatına saptırdın işi ALLAH SENİ ISLAH ETSİN NAKŞİBENDİ TARİKATIN BAŞINDAKİ MUBAREK ZATA SAYGIMDAN BİŞEY YAZMIYORUM YOKSA ONADA HAKARET EDECEN ÇÜNKİ ONUN BAŞINDAKİ SEYİTTİR PEYGAMBER EFENDİMİZİN SOYUNDAN GELME

Ben size site ismi yazdım ilk önce oraya girin sonra yazın dedim HERKUL.ORG (http://www.herkul.org) hoca efendinin sitesidir okuyun sonra kim peygamberlik ilan etmiş kim yeni din kurmuş die yazarsınız

nakşibendi şeh mahmud efendi değil karambol yazma bilip bilmeden araştır bak bakalım iyice araştır nakşibend şeh adıyamanda menzilde ve konuda artık bişey yazmyacam MUHTEREM VE MUBAREK Bİ ZAD BURDA İSMİ GEÇMESİN

saww

26.12-2011, 02:35
nakşibendi dinindendirler yani onlarda sizin gibi kendilerine göre bir din kurmuşlar

Sen kafayı yemişsin walera.

Nakşilik tasavvuf yoludur. Farz değildir. Nefis terbiyesidir. Evliyalık yoludur. Kimki nefsini köle etmek istiyorsa tasavvuf kapısında köle olmadan bu mertebeye eremez. Seçilip ikram edilenler hariç.
Fatih Sultan Mehmet Han gibi bir padişah bile Ebul Vefa hazretlerinin kapsında yalvarmıştır. Tasavvuf yolu içün!
Mahmut Ustaosmanoğlu hazretleri Yurt dısından 300 alim gelerek müceddit ligini ilan etmişlerdir kendisi hem mücdehit hem müceddid tir..

Bu Kur'an daki içkide insanlar için bazı yararlar vardır ayeti işine benzemesin. Ordan cımbızla çekersen içki haramlıktan çıkarmı çıkmaz.
O yazdıklarında kimbilir nerden nasıl kırpıldı.

Sen Nur cemaati ile. Osmanlı ya hizmette bulunmuş veli nakşi şeyhlerini nasıl bir tutarsın?
Hiç 24 sa Allah diyenle. Günde 5 vakit Allah diyen bir olurmu?

------------------------
Bi kere bakara 179. ayet kısas dan bahsediyor!
Ne alaka:confused:
BAKARA Suresi, 179. ayeti tefsiri - Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu - İmam İskender Ali MİHR (http://www.kurantefsiri.com/kuran_tefsiri/bakara/bakara_suresi_tefsiri.aspx?ayet=179)

ibo3535

26.12-2011, 02:47
ben söylüyorum kimse inanmıyor ne yazdığını oda bilmiyor karma karışık etti bıraktı ayetleri hadisleri evliyaları hepsini kattı kArıştırdı ALLAH ISLAH ETTSİN ALLAH DOSTLARINI SAVUNMASINI ALLAH YAPAR KULUNA BIRAKMAZ BENDE SENİ ONA HAVALE EDİYORUM VALERA

walera

26.12-2011, 03:38
kardeşim bu cümleler aynen nakşibendi dinin istanbul temsilcisi olan mahmut ağa tarafından hazırlanan ruhul furkan tefsirinde var sayfa numarasınıda veriyorum 256 inanmayan baksın kimsye iftira atmıyoruz mahmut ağa şeymiş değilmiş beni çok ırgalamıyor yazdığı saçmalıklar beni ırgalar aynen bunlar yazıyor bunlar nakşibendi dininden yoksa islmada zinanın suçu sabittir Ruhul Furkanda diyorki:
"Bir kişi kocası olan bir kadınla zina etse,kocasıda hakkını helal etmese o kişi affolunmaz zira bu kul hakkına girer.Fakat kulun kendisi tevbe eder,kadının kocasıda ona hakkını helal ederse affolunur.Ancak o zina eden kişi kadının kocasına,bana bütün haklarını helal et demekle yetinir.Ona(karısıyle)zina ettiğinden bahsetmez.
Bu şekilde af olma işi bu ümmetin üzerine caizdir."
Bakara Suresi 179.ayetin tefsirinde geçektedir.
Sayfa 246 bunları ben yazmadım inanmayan bakabilir

doğru sav bakara suresi kısasdan bahseder ama nakşbendi dinine göre yazılan ruhul furkan tefsirinin sayfa numarası 256 ayet 179 nakşibendi din adamları böyle yorum getirmiş hiç bir şeyi cımbızla almadık bu yazdıklarım aynen onların tefsir kitabında var inanmayan baksın

merak etme ibo biz adıyamandakini de biliriz mahhmut ağayıda tanırız nakşibendinin kurucusunuda biliriz hindistana gidip nefis terbiyesi dersi alıpta rabıta denen olguyu allah resulundan 300 sene sonra islam dinin içine sokan insanlar biz onların silsilesini biliriz o seyitse banane hz peybamber kızına diyorki kızım baban peybamber diye güvenme seyit olsa ne olur olmasa ne olur insanları sadece amelleri ve allahın rahmeti ve merhameti kurtarır seyitler veya şeyler veya uydurmacı sonradan din icad eden hocalar değil iyya kenabudu ve iyyakenestain biz buna inanmışız

ben narcılık dinin nakşibendi dinin onların inanalarının hepsini benim allahım oalan eşşheduenlailahe illah ve eşhedüennemuhammedun resulluha dememizi biz müslümanlara emreden allaha havale ediyorum öyle laililahe illah diyenlerin değil

kafayı yiyenerde kim onu ahirette görücez saw efendi

ibo be mahmut ağayada şeyh diyolar merak etme biz onların içinde büyüdük islamda zate şeyh diye bişey yok bunlarıda tarikat ve tasavvuf dinleri ortaya çıkarmıştır bak sana bişey diyimde incele ozaman ama benim allahımın rızası için incele nakşilkte 8 şart vardı yogadada 8 şart vardır isimleri değişiktir ama yapılan haraketlerin sekizide aynıdır duruşlar nefes almalar vb incele ondan sonra konuşalım olurmu gaybı sadece allah bilir bu tarikat ve tasavvuf dini kuraların bir çoğu kaybı biliyormuş yok mubarek zatt şu padişha şunu müzdelemiş yok mubarek başka bi zaat başka padişha başka bişey müjdelemiş sana gaybı soruyorlar deki gayb sadece allahın katındadaır buyuruyor yüce allah

saww

26.12-2011, 03:39
Sen selefimiydin?
Seninle ilgili bir link koyalımda insanlar bilgilensin.
Selefilik (http://www.enfal.de/orta38.htm)

Tasavvuf hakkindaki görüsleri: Islâm dünyasinin bazi yerlerinde tasavvuf adi altinda sergilenen birtakim yanlis anlayi s, Selefîler'in tasavvufun özüne düsmanlik beslemesine gerekçe teskil etmistir. Oysa Ehl -i Sünnet ve'l -Cemaat'ten asla ayri düsünülemeyecek olan gerçek tasavvuf, Batinîlik, Hurûfîlik gibi sapik cereyanlardan uzaktir. Ehl-i Sünnet çizginin muhafazasinda ve yayilmasinda son derece büyük katkilari bulunan gerçek tasavvuf ehli, müslümanlarin kalbî ve ruhî hayatinin inkisafinda, ahlâkin güzellestirilmesinde ve erdemli fertlerin yetismesinde Sahabe döneminden itibaren izlenen yolu izlemis ve tamamen onlara uymustur. Gerek itikadî, gerekse amelî sahada gerçek tasavvuf büyüklerinin eserleri ve görüsleri ortadadir.

walera

26.12-2011, 04:06
İslam dinine göre, Müslümanlar "Evliya olanlar" ve "Evliya olmayanlar" diye ikiye ayrılmazlar. Allah iman eden herkesin velisidir
Bakara Sûresi :
257 - Allah iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.
bende ruhul furkanın ayetin ve tefsirinin kopyası var isteyene gönderebilirimdeben hiç bir şey değilim ozaman şu soruyu soralım hz peybamberin mezhebi neydi ben sadece allahın bir kuluyum

bi ruhul furkan satan bir dükkanda sayfa 256 bi bakaın bakalım doğrumu yalanmı

verdiğim linkte Konu: GÜNAHTAN TEVBENİN ŞARTLARI (Soruya Cevap) (http://www.islam-tr.net/tevhid/11719-gunahtan-tevbenin-sartlari-soruya-cevap.html?pagenumber=) arama yerine yazarsanız görürsünüz nakşibendi dinin istanbul temsilcisinin tefsirini

ibo3535

26.12-2011, 09:01
Seyid şahı-ı nakşibend(ks),şeh seyid abdülkadir geylanı (ks),imam rabbani (ks) valera senin demene göre bu büyük mubarek zadlar hepsi nakşibendi tariketından gelme hepsini dinsiz yaptın sen şu an nakşi diniden diyerek öyle bi din olmadığı için sen hepsini dinsiz yaptın allah ıslah etsin seni senin iyiliğin içi konuyu uzatmıyorum bu yazdıkların hepsi ehlibeytten gelme veda hutbesini bi oku helibeyt için neler diyor onun için bu konuyu uzatmayalım senin için diyorum yoka fetullah gülen hoca efendi bile yaptıklarını tartışabiliriz ama bu mubarek zatların yaptıkları asla cok fazla bu konuya giripte cok fazla günaha girme derim hatta tövbe af dile allah tan bu mubarek insanlara laf söyledim die

hüseyin19

26.12-2011, 09:42
yakışmadı vilanjik

iyice araştırmadan yazmayın waleranın durumuna düşersiniz.

bir kere kelime -i tevhid sadece LA İLAHE İLLALAH '' tır. şehadet kelimesi ise LA İLAHE İLLALAH MUHAMMEDUN RASULULLAH tır. walera ayetle hadisi birbirinden ayıramıyor siz de kelime i tevhid ile kelime i şehadeti..:o kelime i tevhit in türkçe karşılığı sadece birliği ,tekliği temsil eder. la ilahe illala..Allah'tan başka ilah yoktur. ama biri eğer isalma girecekse imanın şartlarından biri olam peygamberlere imanı katmak zorundadır ki biz buna kelimei şehadetr diyoruz. o da'' EŞHEDU ENLA İLAHE İLLALA VE EŞHEDU ENNE MUHAMMEDEN RASULULLAH'' demektir.

ibo3535

26.12-2011, 10:53
Kardeşim hüseyin allah insanı şaşırtmasın sonra valeranın durumuna düşürü ilk önce fetulah hoca efendiye dedi papanın elini öptü yalan cıktı sonra dedi nurculuk ayrı bi dindir peygamberide fetullah gülen hoca efendi nerde ve ne zaman ben peygamberim demiş buda iftira ve yalan kimin maşalığını yapıyorsa bu valera yalnış tarafta olduğunu farkında değil şimdide nakşibendi tarikatına kadar dil uzattı onları bile farklı dinde demeye başladı hadisleri ayetleri insanları hepsni birbirne kattı karıştırdı kimin maşalğını yapıyorsa bence artık yapmasın muabrek insanlara kimsenin hatti değil dinini sorgulamak

Evladının acısıyla yanan bir anne kalkıp uzatırsa dergâhına titreyen ellerini bu tövbemi sunuyorum o ellerle birlikte
Gecenin bir vaktinde herkes istediğiyle, sevdiğiyle hemhalken; yetim kalmış bir yürek sessiz sessiz ağlarken bakarsa bir an olsun yıldızsız gökyüzüne ve melekleri inleten bir edayla seslenip derse derinden ve LEBBEYK nidaları gelirse göklerinden, o öksüz haykırışa katıyorum tövbemi
Günahları yüzünden mahkûm olur ya insan, kimse görmesin diye görüp gülmesin diye kirlenen ellerini
kapatır ya yüzüne ve günlerce acıyla inim inim inler ya; vicdanından yükselen alev gibi bin sesle uykusuz gecelerin ışıdığı zamanda karanlığın gündüze yakın olduğu anda secdelere kapanıp YA RABBİM ben pişmanım, ben pişmanım EY RAHMAN diyerek geçer ya kendisinden o pişman baygınlığa sunuyorum tövbemi
Rahmeti yok etmek için yola çıkan ÖMER’e, kız kardeşine karşı bazen şefkatli abi, bazen güvenli baba. HATTAB OĞLU ÖMER’in eline bulaştığı kardeşinin kanıyla, sonra aynı ÖMER’in Peygamber nazarını gözleriyle içerken günahlara döktüğü inci taneleriyle süslüyorum tövbemi
Kendisinden başka ilah olmayan SÜPHAN, zalimlerden oldum ki merhamete muhtacım, huzuruna alsan da beni böyle perişan, benim hakkımda olan hükmün başımda tacım
Simsiyah ve pis köle diye hakaretler var Habeşlinin gözlerinde; güneş batmayı hiç bu kadar istememiştir, çöl serinliğe böylesine hasret duymamış ve bir taş pamuk kadar hafif olmayı bu denli istememiştir. Çünkü bir BİLAL vardır ortada ve kucağında bir kaya. İnkâr tekliflerine ızdırap yüklü o dil taptaze bir ruhla cevabı dillendirir: BİR BİR. Kumların üstündeki O simsiyah bedenden dökülen terlerle yıkıyorum tövbemi
Savaştan dönen nazlı NEBİ! Üstü başı toz toprak içinde. Onu bu halde merhamet timsali kızı FATIMATÜZZEHRA görünce gözyaşlarına engel olamaz. Bir yandan babacığının yüzünü gözünü siler, bir yandan da anne gibi konuşur: “Seni yaradana kurban olayım. Sana böyle ne yaptılar.” Ey FATIMA yakışmasa da bu varlık o ismi anmaya, seni her anışta anne dedim, FATIMA annem dedim. Bir menekşem var şimdi ismini HÜSEYİN koydum. Ona her su verişte içimin KERBELASI serinler. Sonra sen sanki tebessüm edersin ötelerden. Senin o güzel ismine katıyorum tövbemi.
Ahhhhhhh TAİF! Dünya kendi haline bırakılsa dönmezdi. İyice yaklaşarak kavururdu dünyayı güneş kendi haline bırakılsaydı eğer. Toprak parça parça bölünür TAİF denen noktada dağlar dümdüz olurdu, O evet deseydi eğer. Binbir umutla gelen göklerin sevgilisi, yerlerin efendisi sızıyı yudumladı ve gök ehli ağladı. Ona atılan her taş sonsuza dek mahsun kalacak. O bir evet deseydi sineler çatlayacak, TAİF yok olacaktı ama kanlar içinde ellerini kaldırıp “ALLAHım” dedi RESUL. Bir anda her şey sustu İSRAFİL doğruldu, MİKAİL doğruldu, AZRAİLde pür dikkat ve hüzün CEBRAİL’de. Melekler ihtizazda, işaret bekliyor arş, kainatta tek ses yok. Çünkü arşa doğru uzanan bu eller MUHAMMEDe (sas) aitti ve biliyor ki alem O ne istese olur, sema biliyor ki reddedilmez isteği “ALLAHım” dediyse HABİB, hele acı içinde gözlerinde yaş baktıysa maveraya kanı donar dünyanın, ukbanın donar kanı. Açıldı son NEBİnin nurdan nur dudakları ve seslendi yarine “ALLAHım acziyetimi sana şikayet ediyorum sana şikayet ediyorum acziyetimi” kainatı titreten bu şefkat seslenişiyle sunuyorum tövbemi.
Kendisinden başka ilah olmayan SÜPHAN, zalimlerden oldum ki merhamete muhtacım, huzuruna alsan da beni böyle perişan, benim hakkımda olan hükmün başımda tacım
ALLAHım günahkar bir sesleniştir bu günahların yükselemeyeceği yüce katına. Şanın ne yücedir SENin ki MÜLK elindedir ve SEN her şeye KADİRsin. KUDRETtin her şeye galiptir ve SEN çok bağışlayansın. Yedi göğü birbiriyle ahenk içinde yaratan SENsin, dünya semasını kandillerle süsleyensin. SENin ilmin en gizli işlerin bütün inceliğine nüfuz eder. SEN her şeyden hakkıyla haberdarsın, haberdarsın benden. Dünümden, bugünümden ve yarınımdan. Bir ömrü işte böyle yele verdim savurdum, şimdi pişman perişan gelip duaya durdum. Geçmişi ve geleceği yüreğime aldım da kendimi avuttum, nefsimi unuttum. Kalbimin cennetinde nefsime uyan ADEM o yüce dergahına gözlerimden seslenir ve NUH toplar kalbimde ne kadar duygu varsa nefsimin tufanından korumaya çalışır İBRAHİM’in ateşe atıldığı mancınık yüreğimdedir benim, EYYUP bana sabreder
Kendisinden başka ilah olmayan SÜPHAN, zalimlerden oldum ki merhamete muhtacım, huzuruna alsan da beni böyle perişan, benim hakkımda olan hükmün başımda tacım
(D. Ali ERZİNCANLI)

walera

26.12-2011, 14:27
valla kim allhın ayetine ters fetvalar verirse banagöre oda din sahibidir önce ruhul furkandaki konuyu bi inceleyin sonra konuşalim
İslam dinine göre, Müslümanlar "Evliya olanlar" ve "Evliya olmayanlar" diye ikiye ayrılmazlar. Allah iman eden herkesin velisidir
Bakara Sûresi :
257 - Allah iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.
o seyitmiş öbürü gaziymiş öbürü şerfimiş islam dinine göre hiç bir anlamı yok inanları kurtracan amelleri ve allhaın merhameti ve rahmeti yukarda stdığın isimler şuan cennetemidirler benim bildiğim birtek peygamberler ismet sıfatına sahiptir dersenki onlrda cenete ozamn onlarda din sahibi olmuş olurlar ama senden ricam nakşibendi dinin istanbul temsilcisi mağmut ağanın ruhul furkan sayfa 256 bi incele ondan sonra görüşlerini yaz oldumu

ibo ben maşalık yapmama maşa olan sizlersinz hüstin istediğn hocaya sor kelime tevhid senin dediğin gibimidir narcılık dininde senin dediğin gibi olablilr ya size defalarca anlattım ama anlayış izan olmadığı için ne çare

walera

26.12-2011, 18:13
ya ben yukarlardada yadım ben fetonun papasının elini öptü biiyordum ama o opmemmiş olsun onun gözetiminde aladdin denen2 numaralı adamı elini öptü ya sane ona bak ibo bek yine hakarete başladın maşa falan diye ben sizler gibi birilerinin kurduğu dinlere iman edip onların maşalığını yapmam onu yapanlar siz narcılar nakşibendi dinin inanalarıdır hadis konusunuda yukarda anlattım açıklamasını yaptım niye hala aynı yere takılıyorsun hüseyin efendi biz çocukluğumuzdan beri biliriz hatta diyanet işleri fetva kuruluna sorduk kelimei tevhid lailahe illah muhammedun reulullah diye fetva verdiler asıl maşa olan sizsiniz size çok basit sorular soruyorum konuları çarptıyorsunuz hüseyin gülerce kimden talimat aldı canin avukatlarıyla görüştü narcılık dinine göre baş örtüsü teferruatmıdır ki feto bizzat teferruat dedi pkk ve narcıların ortak anlayışı ne kürt saidin kendi ktabında yazdğı mümezzilu hitabını allahın peybaerine olan hitabını bu el kürdidir diye yorumlamasını rısaller adlı saçmalıkarın allah tarafından yazdırılıyor demesini detonun yukarda zaman gaztesinin haberiyle dinler arası diaylogda bartelemosun fetoyla birbirimizi çok seviyoruz demesi nakibendi dinin istanbul temsilcsinin kuran tefsirinde verdiği saçma yorum siz bunlara inanarak asıl maşalığı siz yapıyorsunuz biz değil

Saidi Nursi kimdir ?? - YouTube (http://youtu.be/TayH8Vx5VTE)

Fethullah'cılar iftira küfür ediyorlar (-4) - YouTube (http://youtu.be/ZsFm6YmYWJA)

Fetullah gülen daha haca bile gitmemis! - YouTube (http://youtu.be/RRFkMrvw608)

Fetullah gülen daha haca bile gitmemis! - YouTube (http://youtu.be/RRFkMrvw608)

Gülen'e esti gürledi! - YouTube (http://youtu.be/iHA2D9fjByQ)

yukardada yazdım 1-7 temmuz 1995 tarihli aksiyon dergisinin kapağına bi bak kimin resmi var önce araştır sonra yaz Aynı Aksiyon dergisinin 13-19 Nisan 1996 tarihli 71. sayısında kapak başlığı “Diyaloğa Doğru”. Konu Fethullah Gülen’le Patrik’in görüşmesi. Orada ise şöyle yazıyorlar:
“... Fethullah Gülen ile Fener Rum Patriği Bartholomeos görüşmesinin Türkiye’nin menfaatleri için oldukça yararlı bir görüşme olarak nitelendirdiler. Görüşmenin son derece yapıcı geçtiğini belirten diplomatik kaynaklar, bu tip yakınlaşmaların Türkiye’nin dünyadaki prestijini de artıracağını savundular. Aynı kaynaklar Bartholomeos’un dünya çapında ve Hıristiyan dünyasında oldukça tanınan ve sevilen bir dini lider olduğu hatırlatılarak, Rum Patriği’nin kendisi ile azılı Türk düşmanı Yakovas arasına ciddi bir mesafe koyduğunu ve hatta Yunanistan hükümeti ile de ilişkilerinin iyi olmadığını iddia ettiler. 2004 İstanbul Olimpiyatları için çabalayan Türkiye’nin daha rasyonel davranıp Bartholomeos’un popülaritesinden faydalanarak Olimpiyatlar için daha tutarlı kulis yapabileceğini savundular...” 2 Ekim 1996 tarihli Zaman gazetesinin başlığı ise şöyle Medeniyetlerarası diyalog için ilk adım.
Konferansta alkışlarla karşılanan bir konuşma yapan Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Fethullah Gülen hakkındaki sözleri bir takım acı olaylar yaşanmadan da uzlaşılabileceğinin somut bir göstergesi olarak kabul edildi...”
Vatikan İstanbul Temsilcisi Georges Morovitch, Katolik Cemaati Ruhani Lideri Kati Pelatre, Türkiye Protestan Prespiteryan Cemaati Sözcüsü İsa Karataş ve Yunanistan Başkonsolosu Fotis Ksidas’ın da katıldığı konferans çok renkli bir mozayik meydana getirirken konuşmacıların hoşgörü yüklü sözleri büyük takdir topladı. Üzeyir Garih’in “Şu anda burada insanların birbirlerini sevmeleri ve birbirleriyle ilişki kurmaları için adeta eğitim yapılıyor.”, Patrik Bartholomeos’un “Fethullah Gülen Hoca’mızla birbirimizi çok seviyoruz. O hepimiz için barışın, hoşgörünün ve insanlık için muteber olan değerlerin bir timsalidir.” ve Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “Birbirimizi kendi içimizde kabul edemedik o yüzden de kendi cennetimizi kaybettik.” sözleri buluşma noktasını işaret ediyordu.”
“Eğer onlar Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilen Kur’an’a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.” (Mâide: 81)


Konu: GÜNAHTAN TEVBENİN ŞARTLARI (Soruya Cevap) (http://www.islam-tr.net/tevhid/11719-gunahtan-tevbenin-sartlari-soruya-cevap.html?pagenumber=) burdada nakşibendi dinin istanbul temsilcisin bakara suresi 179. ayeti tevsir etmiş bi okuyun kim kimin maşası bi görelim

ben bunları niye tekrar ediyorum siz beni yok ayet bilmemekle hadile karıştırmak la suçluyorsuuz size defalarca anllatığm halde aynı teranne önce siz ey narcılar diyakoğu açıklayın pkklılarla görüşme ihtiyacını niye hissttiniz baş örtüsü arcılık dinie göre teferruatmıdır papasının elini feto değilde 2. adamı oalna aladdin öpmüş niye izin vermiş feto şurdaki bütün müslimanlara soralım biir müsliman bırak papayı bi kilisenin papazının pis elini öpermi bunları alladin ve feto bilmiyormu sonra yukardada yazdın okullarınızda resmi dil türkçeymiş yalan sadece geri kalmış ülkekelerde açılan okullarda dil türçe ama amerika ve avrupadaki birçok okulda resmi dil ingilizce niye türkçe olimpiyatlaraına amerika veya avrupadaki okullarınızdan öğrenciler gelmiyorda malezyadan asya ülkelerinden geliyor sonra şu konuyuda bide siz din işleri fetva kuruluna sorup öğrenin kelime tevhidin aslı nedir amerkda avrupada sadece lailahaillah diyecen trye gelince muhammedun resululah kısmını eklicen bunları ben söylemiyorum cürmünüzü göreyim nihat gnçe dava açsanıza adam bide sizin hakkınızda çok güzel fıkra anlatıyor burdan ahkam kesmek kolya maşalarında kim olduğu belli

hüseyin19

26.12-2011, 21:29
walera

bozacının şahidi şıracı..hala anlamadın galiba..din benim lisans alanım kelimeyi tevhidi ve şehadeti karıştırman çok normal.. çünkü ayetle hadisi karıştıran birisi kime ne anlatıp inandırıcı olacak..:) biz onu ilköğretimdeki öğrencilere anlatıyoruz..hangi ilkökula gidiyorsunuz bilmiyorum din kültürü kocasına söyleyeyim de konuyu iyi anlatsın..

walera

26.12-2011, 22:03
doğru hüseyiin sen bozacı ibo şıracı ey narcı hüseyin bırak ilk okulu diyanete sor bakalım kelimei tevhidin aslını seni hangi din hocası okutmuşsa ya o hocanın bilgileri siz gibi narcılık dininden yada sizin analayışınız kıt

yazık senin okuttuğun öğrencilere onlarında beynine narcılık dini tasavvuf ve tarikat dinlerini aşılıyorsundur sen kesin yazık ben mb olsam hiç bir narcı ve tarikat ve tasavvuf dincisini okullarda çalıştırmam çünkü o taze beyinleri siz diyalog adı altında parçalarsınız

vilanjik

26.12-2011, 22:10
yakışmadı vilanjik

iyice araştırmadan yazmayın waleranın durumuna düşersiniz.

bir kere kelime -i tevhid sadece LA İLAHE İLLALAH '' tır. şehadet kelimesi ise LA İLAHE İLLALAH MUHAMMEDUN RASULULLAH tır. walera ayetle hadisi birbirinden ayıramıyor siz de kelime i tevhid ile kelime i şehadeti..:o kelime i tevhit in türkçe karşılığı sadece birliği ,tekliği temsil eder. la ilahe illala..Allah'tan başka ilah yoktur. ama biri eğer isalma girecekse imanın şartlarından biri olam peygamberlere imanı katmak zorundadır ki biz buna kelimei şehadetr diyoruz. o da'' EŞHEDU ENLA İLAHE İLLALA VE EŞHEDU ENNE MUHAMMEDEN RASULULLAH'' demektir.

Hüseyin sen nerden araştırdın kelime-i tevhidin anlamını bilmiyorum.Ben Diyanet İşleri Başkanlığının sayfasından baktım.Aynen şu şekilde tanımlanıyor.
"Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed O'nun elçisidir" anlamındaki "Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah" ifadesidir.

Linkide burda Diyanet İşleri Başkanlığı | Kelime-i Tevhit Ne Demektir? (http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/DiniBilgilerDetay.aspx?ID=2329)

walera

26.12-2011, 23:43
ya bunlar sadece tr de lailahe illah muhammden resulullha derler amaerikada buşh babaları diyalogda fetoculara sen muhammed deme bizde isa musa demiyelim diye emir verdi hoş gerçi baksana burdada narcı hüseyin kelimei tevhidi sadece lailaheillah diyor amerikaya gitmeden narcılık dininde demekki kelime tevhid hüseyinin söylediği gibi gerçi narcılık dininde birçok şey islam dinine zıt allah yahudi hırıstiyanlardan dost tutmayın der feto papası için dostum der allah ahzap suresinde baş örtüyü emreder narcılık dininde başörtüsü teferruat olur allah kuran okuyun der biz bu kuarnı apaçık bir dille indirdik herkes okusun öğrensin diye ayet gönderir narcılık dininde kuarn temel değil uydurulmuş risaleler okunur allah ırkçılığı kavmiyetçiliği kuranda haram eder kürt said dini kullanarak 2.ahamitten kürdstan olmak üzere toprak ister ve tımarhaneye yollanır diyorum ya kurana ters olan herşey bir dindir narcılıkda narcıların uydurduğu birdin nakşibendilik nakşibendilerin uydurduğu bir din allah aşkına soraraım hiç bir yerde hz peygabamberden rabıta yapacaksınız şeyhinizi düşüneceksiniz günde 150bin tesbihat yapacaksınız diye bi hadis okudunuzmu ama tarikat ve tasavvuf dinleri bunları emreder bir nüslimanda sorgulamaz niye ben şeyhi düşüneyim hz peygamber duruken diye ama inanç vahdeti vucut denen şirk hadisesi varya bi alah rızası için ruhul furkana sayfa 256 ya bakın benim dediklerim varmı yokmu yoksa konuşun varsa kısasa ayetine öyle saçma biyorum getiren tabiki din kurmuş olur adıda nakşibendi dini

ibo3535

27.12-2011, 00:12
kelimeyi tevid sadece müslümanlar için inmemiş yani hz musa varken ALLAH BİR DEĞİLMYDİ YADA HZ İSA ZAMANINDA ALLAH BİR DEĞİLMİYDİ OZAMAN KELİMEYİ TEVHİD YOKMUYDU BİLENDE YAZIYOR BİLMEYEN NE KADAR ZOR CAHİL İNSANA LAF ANLATMAK YANİ HZ İSA "Lailâhe illâllah İSA NEBİLULLAH YADA RASULLUHLAH YANİ AYNI HZ MUSA İÇİNDE AYNI SON DİN İSLAMİYET OLDUĞU İÇİN "Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah İSLAMİYETTE BÖYLE DERİZ YANİ HER PEYGAMBER ALLAH ELCİSİ OLDUĞUNA GRE TEK ALLAH KULU ELÇİSİ PEYGAMBER EFENDİMİZ DEĞİL YANİ HZ İSADA HZ MUSADA ALLAH ELCİSİ OLDUĞUNA GÖRE KELİMEYİ TEVHİD ONLAR İÇİNDE GECERLİ KELİMEYİ TEVHİD SADECE MÜSLÜMANLARA ÖZEL DEĞİL ACIK VE NET AMA GELDE ANLAT ZIR CAHİL İNSANLARA

walera

27.12-2011, 03:05
narcı ibo biz kelimei tevhidi islam açısından inceleyelim bırak yahudi ve hırıstiyanlara şirin gözükme çabalarını dinin gereği, islam dininde kelimei tevhid nasıldır lailahe illah mı yoksa lailahe illah muhammedunresululahmı ona cevap ver

zır cahilde siiz narcılarsınız onları bizde biliyoruz hz isayada indiğini hz musayada indiğini ve hatta tüm peygamberlere indiğini islam açısından kelime tevhid nasıldır yukarda narcı hüseyin ilkokulada öğrenmiş lailahe illahmış acaba narcılık dinine göre müslimanlar açısından sizin gözünüzden sadece lailahe illahmı yoksa lailahe illah muhammedun resulullahmı narcı hüseyinin lisansı din üzerineymiş ya

hüseyin19

27.12-2011, 07:56
vilanjik

diyanetin bir çok yanlışı var. mesela kadir gecesi. hadise göre ramazanın son 10 gününde aranmalıdır oysa diyanet takviminde sabittir. yine ramazanın başlangıcı ay takvimine göre yapılacağından günü tam sabit değilken miladi takvime uyulduğundan o gün de sabittir..:) diyanet laik olan devletin resmi din görevlisidir. diyanet kuran-ı kerimde geçen maide suresi 44-45-47 ayetlerini nasıl tefsir eder..:) ilahi olmayan kanunların düzenlerin sistemlerin küfür olduğunu nasıl halka anlatır..velhasıl eğri çok hangisini düzeltmek gerekir

gelelim kelime -i tevhid' e..""la ilahe ""hiçbir ilah yoktur manasını taşır.ilahın kelime manası tapılacak,rızık veren herşeyibilen,yaratan,doğmayıp doğurmayan yücelerin yücesi anlamını taşır

""illalah "" sadece Allah vardır manasını taşır. içindeki arapça "" illa"" edatı istisnai edatlardandır bu edat kendisinden sora gelenİ müstesna kılar yani öncekilerin dışında bırakır.

yani ""hiç bir ilah yoktur,ancak Allah vardır"" manası ortaya çıkar. isalamiyet tevhit dinidir. insanlıktan bu yana 124.000 peygamber gelmiştir. tüm peygamberler kelime i tevhidi söylemiş, şehadet getirirken devrin peygamberini yanına telaffuz etmişlerir.

nitekim peygamberimizin dedesi abdulmuttalip hazreti ibrahimin dini olan hanif dinine tabidirler ve sadece lailahe illalah dedikleri için müşrik olmadıklarından,kafir olmadıklarından cennete girebileceklerdir.

iş günümüzdeki yahudi ve hiristiyanlara gelince durum farklıdır hiristiyanlar ve yahudiler de la ilahe illalah demememektedirler. onlada şirk koşarlar yani onlarda tevhid yok, üçleme vardır. baba,oğul kutsal ruh.. yani hiristiyanalar Allah ı tek ve doğmamaış doğrulmamış kabul etmiyorlar onun için adları şirk koşan anlamında müşriktir. yahudiler de üzeyr peygamber Allah ın oğludur diye şirk koştuklarından tevhid den uzaktırlar.

kelime i tevide inanan bir kişiye kelimei şehadet t tamamalayıcıdır.ad ve soyad gibi..kelime i tevhidi tüm peygamberler ümmetlerine söylemişlerdir. kelime i şehadet de her peygamber kendi ümmetine..yalnız peygamberimiz son peygamber olduğundan bundan sonra kıyamete kadar şehadet kelimesi muhammedün rasulullah olarak kalacaktır.

ibo3535

27.12-2011, 08:31
kelimeyi tevhid her dinde ALLAH BRİLİĞİNİ ANLATIR İSMALİYETTE ELBETTE MUHAMMEDEN RUSULLAH DİYECEZ MÜSLÜMAN OLDUĞUMUZ İÇİN AMA KELİMEYİ TEVHİS HZ ADEMDEN BU YANA GELEN ALLAH BRİDİLİĞİNİ ANLATAN KELİME ÇÜNKİ ESİDEN İNSANLAR COK TANRILI YAŞARLARDI ÖZELİKLE TANRI YAZIYORUM ALLAH BİRDİR HER ZAMAN BİRDİR TANRI YAZDIM ÇÜNKİ TANRI KELİMESİ İSLAMİYETTE YOKTUR İŞTE İNSANLAR PUTLARA GÜNEŞE ATEŞE HATTA İNEĞE BİLE TAPANLAR VAR KELİMEYİ TEVHİD BÜTÜN DİNLERDE ALLAH TEK OLDUĞUNU ANLATAN BİR KELİMEDİR DAHA NALAŞILIR NASIL YAZAYIM BİLEMEDİM İŞLLAH ANLAYAN ANLAMIŞTIR İSMALİTE KELİMEYİ TEVHİD EĞER MUHAMMEDEN RUSULLAH DENEMZSE EKSİK DENMİŞ OLUR ÇÜNKİ BİZİM DİNİZDE PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED ÜMMETİYİZ BENCE BU KONU ANLAŞILDI COKTA KURCALAYIPTA BAŞKA OKYAN ARKADAŞL<RINDA AKLINI BILANDIRMAYALIM Bİ KELİME YAZACAM BAŞKA BAŞLIKTA ACARSA ARKADAŞLAR ORAYADA YAZABİLİRİM KİMKİ YILBAŞINDA HIRISTIYANLAR GİBİ KUTLAMALAR YAPARSA YADA ONLARA BENZEMEYE CALIŞRISA HER HENGİ Bİ ŞEKLİKDE ŞAPKA OLUR AĞAÇ ALIP SÜSLER KAFİR OLUR KİM BAŞKA Bİ DİNİN YAPTIĞI ŞEYİ ÜZENİP ONU YAPARSA ODA ONLARDAN OLUR YILBAŞINDAN ÖNCE MÜSLÜMANLARIN KUTLU DOĞUM HAFTASINA ÖNCELİK VERMESİ GEREKİR BENCE BAŞKA Bİ BAŞLIK ACILSA İYİ OLUR BU KONUDA HÜSEYİN KARDEŞİM AÇSIN BENDE BİR KAÇ KELİME ORAYADA YAZARIM

ibo3535

27.12-2011, 14:20
Burda önemli olan niyettir insan her gün hindi yiyebilir ama yılınbaşında hrıstiyan gibi nieyti oysa olmaz bu iş neol bab denieln şahıs bildiğniz gibi kilise papazıdır adı nikolas hırstiyanların bayramdır hz isanın doğum günü kutluyorlar ve onların tam 31 aralık olduğunu kesin değildir 26 dan 31 kadar sürer biz müslüman olduğumuz halde kutlu doğum haftası peygamber efendimiz 22 nisanda pazartesi günü doğması bildiğimiz halde en ufak bi etkinlik yapmıyoruz halbuki alemlerin efendisi ve bütün evrenin onun hatrına kurulmuş bir peygambere sahibiz hz musaya allah peygaberimizin vasıflarını anlatınca bende onun ümetinden olmak istiyorum dediğini acık ve net hadisler vardır ne şanslı bir ümmetir müslümanlar denmiştir neden acaba bizdede böyel geniş bi kutlama yapılmaz bizim peygamberimin hiç bir peygamberden eksiği yok fazlası var ilahiler kuranlar hedileşmler hatta 2 gün tatil olması gerek zaten 23 nisan tatil 22 nisanda olması gerek alaemlerin efendisi doğduğu gün tatil olmayacakta hangi gün olacak

saww

27.12-2011, 15:43
diyanet kuran-ı kerimde geçen maide suresi 44-45-47 ayetlerini nasıl tefsir eder..:) ilahi olmayan kanunların düzenlerin sistemlerin küfür olduğunu nasıl halka anlatır..velhasıl eğri çok hangisini düzeltmek gerekir

.

Hüseyin kardeş,

Bak ne güzel söylemişsin. Fethullah Gülen seçimlerle ilgili ne fetva verdi biliyormusun?
Oy vermemek caiz değildir dedi.
Küfür e oy vermek zorundamıyım ben arkadaş?:confused:
-Katile 4 sene ceza veren yönetimlere onay vermek zorundamıyım?
-Kendilerine 8000 tl maaşı bir gecede onaylayan sahtekarlara oy vermek zorundamıyım.
-55 milyar deprem için doplanan verginin hiç bir depremzedeye harcanmayıp duble yol yapılmasına oy vermek zorundamıyım?
-Daha bir sürü rezillik sayarım.

Bu küfür düzeni ve onaycıları imanını nasıl kurtarır orasını bilmem.
Kendisi bu fetvası ile bir sürü kul hakkına girmiştir. Allame olsa bu günahın altından kalkılmaz.

Meclis sabah akşam kendi heva ve heveslerine kanun yapıp duruyorlar.

Kendi kanunu Allah ın kanunundan önce kılan nasıl müslüman olur? Kalır? Camiye gitmek bu gerçeği değiştirirmi?
Benim tazminat alıcağım var.( 100 deve) Allah ın kanuna göre!!! diyet alıcağım var. Cana can, dişe diş. Bacağa bacak ''Kısas da hayat vardır''

Saidi Nursi(kürdi) hakkında bir şey diyemiycem. kendisi için Allah dostu olduğunu söyleyen alimler vardır.
Bir kişinin öğrencisi hata etti diye büyüğüne dil uzatılmaz...


bu arada hiristiyanların noel bayramı (24-25-26 aralık) ile yılbaşı kutlamalarını, ne kadarda çam ağacı ile noel bayramını andırsada, ayırt etmekte fayda var

Ben hiç çamla kutlama yapan musevi görmedim?
Ben hiç hafta tatilini pazar yapan musevi görmedim.
Ama çam ağacı evine koyan yakınlarım da dahil bir sürü şuursuz müslümanız malesef.
Anlatıyorsun anlamıyorlar...

Müşriklere Benzeme;

İslâm her bakımdan diğer dinlerden farklı ve kendine has özellikleri olan bir din olduğu için; bağlılarının şahsiyet sahibi kimseler olarak yaşamalarını ister ve onların başka din mensuplarını taklid etmelerini, onların uydusu olmalarını yasaklar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s): "Her kim bir topluma benzemeye çalışırsa, o benzemeye çalıştığı toplumdandır" (Ebu Davud, Feyzu'l-Kadir, Hadis No: 8593) buyurur. Hadis yorumcusu Abdurrauf Münavi bu hadisi şöyle açıklar: "Kişi, içiyle dışıyla onları tasvib eder, onların gelenek ve göreneklerini benimser, onlara ait işlerle tanınır, onları yapar, kılık kıyafet ve benzeri işlerde onlarla bütünleşir, onlarla iç içe yaşarsa; onlardan sayılır. Onların düzenlerinin üstünlüklerini kabullenmek onlara benzemektir. Kişi beğendiği, takdir ettiği kimseyi taklid eder, ona uyar, uymaya çalışır."

İslâm dini ise Yahudilik, Hristiyanlık dahil İslâm dışı bütün düzenlere benzemeyi reddeder. Hattâ Hz. Peygamber açık bir şer ve zarar görülmeyen hususlarda bile onlara benzememeği emir buyurmuşlardır: "Müşriklere (her hal ve hareketinizde) muhalefet ediniz (ve benzemeyiniz). Sakallarınızı bırakınız, bıyıklarınızı kesiniz " (Tecrid-i Sarih Tercemesi, XII, s. 110-111).

dostempati

30.12-2011, 15:30
25. Lem'a (http://www.davetci.com/Lema_25.htm)

ONUNCU DEVÂ

Ey lüzumsuz merak eden hasta! Sen hastalığın ağırlığından merak ediyorsun. O merakın senin hastalığını ağırlaştırır. Hastalığın hafifleşmesini istersen, merak etmemeye çalış. Yani, hastalığın faydalarını, sevabını ve çabuk geçeceğini düşün, merakı kaldır, hastalığın kökünü kes.

Evet, merak hastalığı ikileştirir. Maddî hastalığın altında, merak ile mânevî bir hastalığı kalbine verir; maddî hastalık ona dayanır, devam eder. Eğer teslimiyetle, rıza ile, hastalığın hikmetini düşünmekle o merak gitse, o maddî hastalığın mühim bir kökü kesilir, hafifleşir, kısmen gider. Hususan evhamla bir dirhem maddî hastalık, bazan merak vasıtasıyla on dirhem kadar büyür. Merak kesilmesiyle, o hastalığın onda dokuzu gider.

Merak, hastalığı ziyade ettiği gibi, hikmet-i İlâhiyeyi itham ve rahmet-i İlâhiyeyi tenkit ve Hâlık-ı Rahîminden şekvâ hükmünde olduğu için, aksi maksadıyla tokat yer, hastalığını ziyadeleştirir. Evet, nasıl ki şükür nimeti ziyadeleştirir; öyle de, şekvâ, hastalığı, musibeti tezyid eder(artırır).

Hem merakın kendisi de bir hastalıktır. Onun ilâcı, hastalığın hikmetini bilmektir. Madem hikmetini, faydasını bildin; o merhemi meraka sür, kurtul. Ah yerine oh de; "Vâ esefâ" yerine "Elhamdü lillâhi alâ külli hal"-her halimiz için Allah'a hamd olsun- söyle.


Bediüzzaman Said Nursi

walera

31.12-2011, 13:43
aha gelmiş narcı dininden biri daha bilmem kaçıncı semadan narcılık dinin kutsal kitabından pasajlar yazmış biz konuyu bitirelim dedikçe narcılar konuyu uzatmaya uğraşıyor bırak bu narcılık dinin kutsal pasajlarını dostempati gel müsliiman ol bakıyorum her yere pasajlarınızı yazıyorsun ama kurandan hiç ayet yok sonrada bu narcılık dinidir deyince insanların zoruna gidiyor bak bu adamın yazdığı her yerde uydurulmuş kutsal kitaplarının pasajları var döstempati bırak narcılık dinini, kelimi tevhidi ve kelimei şehadeti aslına uygın olrak söylede islam dairesine gel seni ahirette kütr sait kurtaramaz

hüseyin19

31.12-2011, 15:21
Kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz olabilirsin.
İnsan ebed için yaratılmıştır. Onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u edebiyedir.
Dünya hayatı
Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

walera

31.12-2011, 20:07
İkbal-i millet Dergisi
Ebnâ-i cinsime burada birkaç söz söylemezsem, bence bahs nâtamam kalır. Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamanından pişdar, kahraman askerleri olan arslan Kürtler!... Beşyüz sene yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa sahrâ-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir. Hikmet-i ilâhî denilen makine-î alemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme mümted ve müteşa'ib kanun-i nûrân-î ilâhînin müessisi olan hikmet-i ilâhî ufk-i ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış, size emrediyor ki, tefrika ile katre katre müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhit ve mezcederek zerrâtın câzibe-i cüz'iyyeleri gibi gibi bir câzibe-i umum-î millî teşkili ile Kürt gibi bir kütle-i azîmi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i islâmiyye Osmâniyyenîn mevkibinde bir kevgeb-i münevver gibi câzibesini ittiba ile muvazene ve âheng-i umumiyyeyi muhafaza ediniz.
Divan-i Harb-i Örfî, İkbal-i Millet
Günümüz Türkçesi :
İnsan için çalışmaktan başka yol yoktur" sözünün öteki ifadesi, şahsî teşebbüstür. Her kemâlin kurucu ve koruyucusu olan cesaret ve millî namus emrediyor ki, şimdiye kadar nasıl maddi şecaatte terakki ettinizse, şimdi de akıl ve medeniyet meydanında millî namusu çiğnetmeyiniz. Millî duyguların mâkesi olan, kıymetinizin ölçüsü olduğu halde ihmalinizle gayet çapraşık bununan diliniz, tûbâ ağacı gibi bir ağacın tecellisine müstatken, böyle kurumuş, perişan ve edebiyatsız kalmış olduğundan, diliniz sizden millî hamiyete şikâyette bulunuyor. İnsanda kaderin sikkesi sikkesi lisandır. Anadil tabiî olduğundan, kelimeler zihne kendiliğinden gelir. Zihin çatallaşmaz, O zihne giren bilgiler taş üzerinde oyulmuş gibi bâki kalır. Millî dille görünen herşey hoş gelir. Millî hamiyetin bir misalini size takdim ediyorum. O da Mutkili Halil Hayâlî Efendi'dir. Millî hamiyetin her şubesinde olduğu gibi, dil alanında da dilimizin esası olan elifbe, sarf (gramer) ve nahvini (sintaksını) vücuda getirmiştir. Hakikaten Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevherine ratgeldiğinden, istikbalimizi onun gibi birçok cevherler ışıklandıracaktır

hüseyin19

01.01-2012, 10:03
"Altı yüz seneden beri bayrak-ı tevhidi umum aleme karşı i'la eden ve istibdata şiddet-i itaat ve terk-i adat-ı milliye ile ihtiyarlanan bizim şanlı Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi peşkeş ve hediye edelim. Ona bedel onların akıl ve marifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi göstereceğiz."

"Elhasıl:İttifakta kuvvet var. İttihadda hayat var. Uhuvvette saadet var. İtaat-ı hükümette selamet var."

“İttifak, ittihad, uhuvvet, itaat" diyerek Kürt kardeşlerini, Türk kardeşleriyle, eskiden olduğu gibi, beraber olmaya çağıran bir zâta "kürtçü" diyenler türkçülüğün kralını yapıyorlar demekten başka bir şey aklımıza gelmiyor.

walera

01.01-2012, 15:32
Günümüz Türkçesi :
İnsan için çalışmaktan başka yol yoktur" sözünün öteki ifadesi, şahsî teşebbüstür. Her kemâlin kurucu ve koruyucusu olan cesaret ve millî namus emrediyor ki, şimdiye kadar nasıl maddi şecaatte terakki ettinizse, şimdi de akıl ve medeniyet meydanında millî namusu çiğnetmeyiniz. Millî duyguların mâkesi olan, kıymetinizin ölçüsü olduğu halde ihmalinizle gayet çapraşık bununan diliniz, tûbâ ağacı gibi bir ağacın tecellisine müstatken, böyle kurumuş, perişan ve edebiyatsız kalmış olduğundan, diliniz sizden millî hamiyete şikâyette bulunuyor. İnsanda kaderin sikkesi sikkesi lisandır. Anadil tabiî olduğundan, kelimeler zihne kendiliğinden gelir. Zihin çatallaşmaz, O zihne giren bilgiler taş üzerinde oyulmuş gibi bâki kalır. Millî dille görünen herşey hoş gelir. Millî hamiyetin bir misalini size takdim ediyorum. O da Mutkili Halil Hayâlî Efendi'dir. Millî hamiyetin her şubesinde olduğu gibi, dil alanında da dilimizin esası olan elifbe, sarf (gramer) ve nahvini (sintaksını) vücuda getirmiştir. Hakikaten Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevherine ratgeldiğinden, istikbalimizi onun gibi birçok cevherler ışıklandıracaktır bunu ben yazmadım kendisini kürdistanın alimi diye takdim eden o zate trde türkçülük kürtçülük akımlarını ilk çıkaran biri odur

şeyh said niye ayaklanma yaptı kürd said niye katılmadı çünkü biliyordu tr ordusu çok güçlü hepsini alt üst edeceğini bu yönüylede çok kurnaz biri kürd said tüm kürt aaykalanmalarında onun adı geçer ama bir şekilde kıvırtarak ben ayaklanmayı bastırıyordum diye yırtar bakalım daha nekadar kıvırtabilecekller

hüseyin19

01.01-2012, 17:13
Nefsini suçlayan kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, bağışlanma diler.

Bağışlanma dileyen ALLAH'a sığınır.
ALLAH'a sığınan şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse affa müstehak olur.

ALLAH'a hakiki abd olan, başkalarına abd olamaz.

walera

01.01-2012, 20:18
bak burda ne güzel söylemişsin narcı hüseyin ALLAH'a hakiki abd olan, başkalarına abd olamaz. biz sadece allahı, resulunu ,onun kitabını ve alimlerini biliriz ama alimlerine uluhiyet katmayız iyyakenabudu ve iyyakenestain deriz sizin gibi başka dinlerin kutsal kitap larının pasajlarını okuyup o dinin peygamberine ve halifesine kul olmayız

dostempati

02.01-2012, 01:54
25. Lem'a (http://www.davetci.com/Lema_25.htm)

ON İKİNCİ DEVÂ

Ey hastalık sebebiyle ibadet ve evrâdından (belli zamanlarda yapılan zikir-virdler) mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf (üzülen) eden hasta! Bil ki, hadisçe sabittir ki, "Müttakî bir mü'min, hastalık sebebiyle yapamadığı daimî virdinin sevabını, hastalık zamanında yine kazanır."Buharî, Cihad: 134; Müsned, 4:410, 418. Farzı mümkün olduğu kadar yerine getiren bir hasta, sabır ve tevekkül ile ve farzlarını yerine getirmekle, o ağır hastalık zamanında sair sünnetlerin yerini, hem hâlis bir surette, hastalık tutar.

Hem hastalık, insandaki aczini, zaafını ihsas eder. O aczin lisanıyla ve zaafın diliyle, hâlen ve kàlen (davranış ve sözle) bir dua ettirir. Cenâb-ı Hak insana hadsiz bir acz ve nihayetsiz bir zaaf vermiş, tâ ki daimî bir surette dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip (yönelip) niyaz etsin, dua etsin.

"De ki: Duanız olmasa, Rabbim katında ne ehemmiyetiniz var?" Furkan Sûresi, 25:77.

Yani, "Eğer duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?" Âyetin sırrıyla, insanın hikmet-i hilkati (yaratılış hikmeti) ve sebeb-i kıymeti olan samimî dua ve niyazın bir sebebi hastalık olduğundan, bu nokta-i nazardan şekvâ değil, Allah'a şükretmek ve hastalığın açtığı dua musluğunu, âfiyeti kesb etmekle (kazanmakla) kapamamak gerektir.


Bediüzzaman Said Nursi

walera

02.01-2012, 02:38
gelmiş gine narcı dininden biri kutsal kitaplarından olan lamalar adlı kitaplarının kutsal metinlerini paylaşıyor herkes burdan görüyor özellikle bu döstöpati özellikle narcı dinine mensuptur herzaman nrcı dinin peygabberinin kitabının pasajlarını yazıyor bakın bir tane ayet varmı demekki bu narcılık bunların anladığı anlamda bir din narcılık dini allah sonunuzu ve sonumuzu hayretsin

Saidi Nursi kimdir ?? - YouTube (http://youtu.be/TayH8Vx5VTE) işte narcılık dinin peygamberini ne güzel anlatıyor kendi kutsal kitabında kurana okadar muhalif şeyler varki adam ne güzel anlatmış

Hakikaten Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevherine ratgeldiğinden, istikbalimizi onun gibi birçok cevherler ışıklandıracaktır kürtçülerin narcı dinin peygamberinin sözü zamanın hiç bişeyi saidi kürdi

bak bunu yeni buldum izleyinde peygamberiniz kim öğrenin Said Nursi Gercegi 1 - YouTube (http://youtu.be/h9PINiYOq64)

Said Nursi Gerçeği - 2. Bölüm - YouTube (http://youtu.be/smtqZ3El1X8)

Said Nursi Gercegi 3 - YouTube (http://youtu.be/0qlJne4g464)

Said Nursi Gercegi 4 - YouTube (http://youtu.be/ynnlBnF8GW8)

Said Nursi Gerçeği [TAMAMI TEK PARÇA] - YouTube (http://youtu.be/kMyjkZ_4sKE)

seyredinde öğrenin

hüseyin19

02.01-2012, 15:31
http://img66.imageshack.us/img66/6512/0025wb.jpg

walera

02.01-2012, 16:39
sen bırak bunlarıda said nursi gerçeğini izle delilleriyle kendi kitaplarında ayetlere nasıl mana verdiğini nasıl küfre düştüğünü gör yok imam ali onun risalelerinden bahsetmiş yok gavstan yardım istemiş yok allah tarafından yazdırılmış yok gaybı görmüş izlede peygamberinizi tanı ben dün gece oturdum 3 saat izledim ve biyere kayddettim sizin gibi narcılık dincileri o nu kaldırtabilir be kaydettim sonra tine anlattığı sapıklıkları anlatmak için

Said Nursi Gerçeği [TAMAMI TEK PARÇA] - YouTube (http://youtu.be/kMyjkZ_4sKE)

seyredine peygamberiniz kim görün

hüseyin19

02.01-2012, 20:54
Şeytanın mühim bir sinsi planı, insana kusurunu itiraf ettirmektir, ta ki bağışlanma ve Allah'a sığınma yolunu kapasın. Hem nefsi insaniyetinin enaniyetini tahrik edip, ta ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta kusur ve günahlarından takdis etsin..
Nefsini suçlayan kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, bağışlanma diler. Bağışlanma dileyen Allah'a sığınır. Allah'a sığınan şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse affa müstehak olur.

walera

02.01-2012, 21:58
ya hüseyin bırak vaaz vermeyide saidi kürdiyi izlede ondan sonra konuş kendi kutsal kitabındaki saçmalıkları gör ölülerden yardım istemekmi istersin hz aliyle görüştüğünü idda ettiğinimi istersin önce izle orda hep kendi lahikalarından lamalarından kendi sözleri var bi izle onlara cevap ver

Said Nursi Gerçeği [TAMAMI TEK PARÇA] - YouTube (http://youtu.be/kMyjkZ_4sKE)

hüseyin19

03.01-2012, 12:02
"Evet, ben Şark'ta doğdum. Fakat felillâhihamd Müslüman'ım. Her asırda kudsî milletimin üç yüz elli milyon efradı vardır.

Bu üç yüz elli milyon hakiki, ebedî kardeşleri, üç buçuk milyon Kürde değişmem.

Kürdçülük, Türkçülük, Arapçılık gibi menfi milliyet fikri hariçten içimize sokulmuş bir zehirdir, bir frengi illetidir. Dessas Avrupa zalimleri ve Asya münafıkları, bizleri birbirimize düşürüp parçalamak ve yutmak için bu menfi milliyet fikrini aşıladılar.

Çünkü onlar "Parçala ve yut" diye birbirimizin aleyhine türlü yalanlar ve iftiralar uydurarak bizi birbirimize düşürürler. Bir zaman dünyaya hükmeden imparatorluğumuzu bu şekilde kardeşi kardeşe vurdurmak suretiyle parçaladılar."
"Yine bir vakit, Mevlâna Rifat namında birisi, Kürdistan devleti kurmak fikri ile Kürd Teali Cemiyeti kurmuştu. Bu cemiyetin reisliğine Bediüzzaman'ı getirmek için yaptıklan teklife:
"- Yaptığınız, milleti parçalamaktır, millete ihanettir. Ben sizin cemiyetinize giremem" diye şiddetli bir surette reddetmiştir.
"Şark isyanını çıkaran Şeyh Said'e:
"- Bin seneden beri âlemi İslâm'ın bayraktarı olan bu milletin torunlarına kılıç çekilmez" diye isyandan vazgeçmesi için mektuplar yazmıştır.