PDA

İmajlı Sürüme Sıçra : Sizce sözlükte 'engelli' kelimesinin karşısında nasıl bir tanım olmalı?



OturanBoğa

07.07-2006, 12:54
Arkadaşlar,

Sizce sözlükte/ansiklopedide 'engelli' kelimesinin karşısında nasıl bir tanım/açıklama olmalı?
Tartışalım ve son şeklini verelim tanıma... Daha sonra bu tanımı başta Türk Dil Kurumu olmak üzere bütün kaynaklara göndererek bu tanımın kullanılmasını istyeriz.

Not: Bu başlıkta, "Bize sakat mı densin, engelli mi?" tartışması yapılmasın lütfen.
Zaten sakat ve engelli kelimelerinin birbirinin alternatifi olmadığını düşünüyorum. 'Sakat' ayrı, 'engelli' ayrı. 'Sakat' fizyoanotomik bir durumdur, 'engelli' ise, bu durum bahanesiyle önüne sorunlar çıkarılma halidir: www.engelliler.biz/forum/viewtopic.php?t=12835


Aşağıya halen kullanılan bazı tanımlamaları aktarıyorum, ama önce kendi tanınım (Bu tanıma kaynaklık eden tartışma: www.engelliler.biz/forum/viewtopic.php?t=12835 :

Versiyon 12: 1-) Engelle karşılaşan 2-) Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi.

Versiyon 11: 1-) Engelle karşılaşan 2-) Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi(ler).

Versiyon 10: Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi(ler).

Versiyon 9: Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

Versiyon 8: Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) bahane edilerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

Versiyon 7: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

Versiyon 6: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıkları, sakatlıkları, ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

Versiyon 5: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıkları, sakatlıkları, ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

Versiyon 4: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıkları, sakatlıkları, ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan/engellenen kişi(ler).

Versiyon 3: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalık, sakatlık, ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihlerle kısıtlanan/engellenen kişi(ler).

Versiyon 2: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalık, sakatlık ya da daha geniş ifadeyel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihlerle kısıtlanan/engellenen kişi(ler).

Versiyon 1: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalık veya sakatlık (farklılık) bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihlerle ortaya çıka(rıla)n kısıtlama/engelleme hali ile karşı karşıya kalan kişi(ler).


***
DÜNYA SAĞLIK ORGANİZASYONU tanımına göre 'Engelli:
1980 yılından beri üç kademeli bir modelden hareket ederek engelli insanı tanımlamaktadır. WHO'nun bu tanımı uluslararası bir standart olarak kabul edilmektedir. Bu tanımlamaya göre engellilik üç aşamadan sonra ortaya çıkmaktadır. Önce kişide herhangi bir hasar (impairment [bozulma, hasar]) meydana gelir, bunun ardından ortaya fonksiyonel kısıtlılık çıkar (disability [sakatlık, yetersizlik]) ve bunun sonucunda sosyal daralma (handicap [engelli, engellenmiş]) gerçekleşir.”*

Türk Dil KUrumu Sözlüğünde 'Engelli':
1 . Engeli olan, mânialı.
2 . Vücudunda eksik veya kusuru olan.

Vikipedi, özgür ansiklopedi'de 'engelli':
Engelli, kelime anlamıyla engellenmiş demek olsada insan için sağlık anlamıyla vücutsal işlevi olan herhangi bir doku veya organın doğuştan veya sonradan hastalık yada kaza neticesi fonksiyonel işlevinin düşmesi veya yitirmesi neticesinde sağlık anlamında yaşamsal sorunları yaşayan yada normal fiziki işi yapmasına engel bazı durumlar oluşan bu durum kronik olarak yaşanlar için kullanılan bir tanımlama.

Özürlüler Kanuınunda 'Özürlü':
Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi,

aferits

07.07-2006, 13:07
Biz adını ne olarak değiştirirsek değiştirelim hiç farketmez.

Türk Dil Kurumu hangi tanımı kabul ederse etsin, bununda konuya çözüm
getireceğini düşünmüyorum.

Ben azından kendim için söyleyeyim. Ben sakat tanımına uyuyorum.
Adını ne koyarsanız koyun herkes için sakat olarak tanımlanmayada devam edileceğim.

Saygılarımla.

OturanBoğa

07.07-2006, 13:11
Abi, sorum "Bize sakat mı densin, engelli mi?" üzerine değil. Zaten sakat ve engelli kelimelerinin birbirinin alternatifi olmadığını düşünüyorum. 'Sakat' ayrı, 'engelli' ayrı: www.engelliler.biz/forum/viewtopic.php?t=12835
'Sakat' fizyoanotomik bir durumdur, 'engelli' ise, bu durum bahanesiyle önüne sorunlar çıkarılma halidir. Buradan değerlendirirsek...

KanatlıTırtıl

07.07-2006, 13:12
Adını ne koyarsanız koyun herkes için sakat olarak tanımlanmayada devam edileceğim.

Ben de bu fikirdeyim, zaten lafta kalmaktan öteye bir iş yapmayanlar için SIFATLARIN hiç bir önemi yok ki.

OturanBoğa

07.07-2006, 13:15
Ayrıca bu tanımı çok önemsememiz gerektiğini düşünüyorum. Zira engelli kelimesiyle, bir engelleyen olduğunun altı çizilmiş oluyor. Böylece sakatlık değil, engelleyen kişi üzerinde yoğunlaşılabilir, engelleyen kişi ve sisteme sorumlulukları-görevleri hatırlatılabilir...

KanatlıTırtıl

07.07-2006, 13:40
Böylece sakatlık değil, engelleyen kişi üzerinde yoğunlaşılabilir, engelleyen kişi ve sisteme sorumlulukları-görevleri hatırlatılabilir...

Haklısın..

Keşke resmi olarak ÖZÜRLÜ denmese.. Çünkü bu sıfatla tüm yük sakata biniyor. Sorumlu olması gerekenler de küme dışı kalıyor.

Ama engelli dersek kümeye yeni elemanlar katılmak mecburiyetinde kalıyor.

Yine de mühim olan kavramlar değil, kavramı kullananlar.. Kavramları koysak da içi balon oluyor. puffffffffff

dilemma

07.07-2006, 13:46
Bülente katılıyorum.

Başından beri dile getiriyorum. Bizim için en uygun yanım "engelli" tanımı, yani daha doğrusu "engellenen" tanımı dır. Toplumun gözüne soka soka, bu şekilde tanımlamalıyız kendimizi.

engelli bana göre sağlık olarak değil, toplum ve fiziki altyapı tarafından özgür bir birey olma hakkı kısıtlanarak yine aynı nedenlerle, sosyal birçok açıdan yaşama katılmasının engellenmesi anlamına gelir görüşümce.

çünkü anladığım kadar burada birçoğumuz kendimizi sağlık yönünden eksik bulmayacak kadar aştık durumu.Bu da konunun bizimle ilgisinin kalmadığı anlamına gelir.

"Engellenen". Doğru tanım budur.......:)

GoKcHe

07.07-2006, 15:34
dilemma, başka diyecek bi söz bulamıyorum... ne eksik ne fazla.. tamamiyle katılıyorum..

gadjodilo

07.07-2006, 15:45
sağlıklı bir bedenin taşıması gerekenlerinden bir veya daha fazlasından herhangi bir sebeple yoksun kalan, bu yoksunluğun getirdiği fonksiyon eksikliğinden dolayı sağlıklı çoğunluk içinde farklı konumuna düşen ve negatif anlamda farklı olmanın getirdiği kısıtlanmaları sınırlanmaları yaşamak zorunda kalan zavallıcık :)) son kelime kayıtlardan çıkarılabilir.
bencede herkes bi açılım getirmeli.... saygılar

OturanBoğa

07.07-2006, 15:48
Arkadaşlar, görüyorum ki yanlış anlaşılıyrum, tekrar edeyim.

Bu başlık, "size engelli mi, sakat mı, özürlü mü densin?" sorusuna cevap aramak için açılmadı. Burada amacımız, sözlüğü/ansiklopediyi açtığınızda 'ENGELLİ! kelimesinin karşısında nasıl bir açıklama/tanım olması gerektiğinin tespit edilmesidir. Hedef en doğru tanımı bulmak...

Lütfen görüş yazarken buna dikkat edin.

oya

07.07-2006, 16:09
Engelli…ben engelliyim
Bu kelimeyi kullanırken kendimi ifade edemiyormuşum gibi geliyor.
Sanki ben birilerine zorluk çıkarıyormuşum gibi (Belkide öyle :cry: )
Oysa ben engellenen im desem daha doğru olacak .
Çünkü sakat olmamdan dolayı yaşadığım zorluklar ve engeller var .
Ben kimseyi engellemiyorum.
Şartlar beni engelliyor.
Ben engellenen bir sakatım.
Terim bence ENGELLİ yerine ENGELLENEN olmalıydı.
Sözlük anlamı.
Engelli= birilerine zorluk çıkaran sağlıklı yada sağlıksız kişilere verilen ad. :))

aferits

07.07-2006, 16:13
Şahsen ben yanlış anlamadımda herhangi bir yere çok hoşuma giden bir isim yazılsa ne olur,
ben onu anlayamadım.
Kitabı açtığımızda engelli,engellenen,zedeli,medeli her ne ise yazılması neyi değiştirecek
onu anlayamadım.

Devlet yıllardır "Mersin" iline " İçel" der. Her yerde de İçel diye geçer, ama
halk yinede vede hala Mersin demeye devam etmekte.
Bırakalım kim ne ad yazarsa yazsın. Bunu değiştirmeye kimsenin ne gücü nede ömrü yeter.

Saygılarımla

yarenn66

07.07-2006, 16:14
Ayrıca bu tanımı çok önemsememiz gerektiğini düşünüyorum. Zira engelli kelimesiyle, bir engelleyen olduğunun altı çizilmiş oluyor. Böylece sakatlık değil, engelleyen kişi üzerinde yoğunlaşılabilir, engelleyen kişi ve sisteme sorumlulukları-görevleri hatırlatılabilir...
:( sayın bülent bey engelleyen kişi derken bişey anlamadım ben bizi engelleyen kişimi.ayrıca engelli kelimesini ben anlamsız buluyorum bu benim kendi fikrim.sanki engelli koşu der gibi.sanki birileri önümüze engel koymuş gibi anlıyorum.sebeb ne olursa olsun kimileri haktan desin kimileri kader desin sonuçta sakatız.mesele bu kadar basit.kimileri doğuştan bu muzura kavuşurken kimileri sonradan kavuşuyor.ve birileri bişeyleri yaşıyor ömrü yettiğince.ama herşeyin bir faturası olduğunada inanıyorum

KanatlıTırtıl

07.07-2006, 16:16
Şahsen ben yanlış anlamadımda herhangi bir yere çok hoşuma giden bir isim yazılsa ne olur,
ben onu anlayamadım.
Kitabı açtığımızda engelli,engellenen,zedeli,medeli her ne ise yazılması neyi değiştirecek
onu anlayamadım.

Abi, Bülent ENGELLİ KELİMESİ KARŞISINDAKİ TANIMI burada tekrar yapalım diyor.

Gerek var mı ya? Tanımlardaki Eksik gedik nerede? İş o ki bu tanımı hakkıyla kullanacak kişiler olsun etrafta. Verdiğin üç dört tanım biririni tamamlıyor.

Yaa, millet TDK ya bakıp mı bizim hakkımızda işler yapıyor ki? :(

Yine de tavrımızı belirtmek için iyi olur tabi.........

aferits

07.07-2006, 16:32
Sevgili tırtıl gayet iyi anladım. Bulunacak en güzel tanımın bize ne faydası olacak
onu anlayamadım.

Gelin sadece benim sakatlığıma yeni bir tanım getirelim.
Ben topalım, aksıyorum.
Nasıl bir tanım bulacaksınız ki bende oh be bu çok iyi oldu diyebileyim.
Ve bu tanımda benim yürümemdeki korkunç sıkıntımı hafifletsin.

yaklaşık 45 yıldır sakatım ne okulda ne işte ne çevremde sakat olduğumu
hissettiren biri çıkmadı.
Bu sitede öyle garip düşüncelere rastladım ki gözüm korktu valla.
Ben bu sitede sakat birinin sakat kelimesini hakaret olarak bir sakata kullandığına şahit oldum.

KanatlıTırtıl

07.07-2006, 16:36
Engelli: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalık, sakatlık ya da daha geniş ifadeyle farklılıkları bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihlerle kısıtlanan/engellenen kişi(ler).

Şahsen bu kırmızılı bölüme karşıyım.

Yoksa ucu bucağı bulunmaz bu öbeğin....:)

Farklılık? Bunu nasıl tanımlarız? Farklı olmak nedir?


Gelin sadece benim sakatlığıma yeni bir tanım getirelim.
Ben topalım, aksıyorum.
Nasıl bir tanım bulacaksınız ki bende oh be bu çok iyi oldu diyebileyim.
Ve bu tanımda benim yürümemdeki korkunç sıkıntımı hafifletsin.


Abimsin :) Bence de! Daha spastikliği bilmiyor millet... Herkes kendi sakatlığını tanımlasın, toplayıp tvlere gazetelere yollarız.. :wink: 8) :lol: :lol: :lol:

OturanBoğa

07.07-2006, 16:40
:) Hay Vefa yaaa, taktın sen buna! :)
Kırmızıyı eklemek seni rahatlatır mı?

Engelli: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalık, sakatlık ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihlerle kısıtlanan/engellenen kişi(ler).

Grafiker

07.07-2006, 17:05
Engelli: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalık, sakatlık ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihlerle kısıtlanan/engellenen kişi(ler).

Bu tanım üzerinde yoğunlaşabiliriz gibi geliyor..Evet çünkü kısıtlanıyor/engelleniyoruz.

OturanBoğa

07.07-2006, 17:06
Versiyon 4: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıkları, sakatlıkları, ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan/engellenen kişi(ler).

OturanBoğa

07.07-2006, 17:08
Versiyon 5: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıkları, sakatlıkları, ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

4 ile 5. versiyon arasındaki fark:
"engellenen kişiler" demekle, peşin bir teslimiyet hali varmış gibi algılanabilir. Onun için "önlerine engeller çıkarılan" demeyi daha uygun buluyorum. Böylece engelin aşılıp aşılamaz olduğunu belirleyen bir mücadele alanı da yaratmış oluyoruz.

abalı

07.07-2006, 17:25
“SAKAT”, “ÖZÜRLÜ”, “ENGELLİ” SÖZCÜKLERİ ve KOMPLEKSLER
Sakat” olmayı incitici zannetmemizin nedeni nedir?
“Engelli” türetilmeden önce hepimize “sakat” denilir, üstelik kıyamet de kopmazdı.... Eksik ya da yetersiz uzuv/aktiviteleri ifade eden bu sözcük; çok gerçek, bu nedenle de, hakkındaki önyargıların aksine, çok güzeldir. Çünkü kelime anlamı, farklı yönlere çekilemeyecek kadar somuttur.
Zaman ilerleyip, konuyla ilgilenenler arttıkça, “sakat” sözcüğü nedense kırıcı bulunmaya başladı ve “özürlü, engelli” kelimeleri türetildi. Yapı itibarıyla bu sözcükler, ait oldukları kişilere özür ve engeller yüklemeye başladılar. Bilinçaltı olarak onların arkasına sığınıldı. Böylelikle de, “Özürlü”, “Engelli” olundu.
Gözlerimiz görmüyorsa, “kör” oluruz. Çünkü, bakmayı bilenler için, “Görme engeli” yoktur...
“İşitme engelli” mi demek daha kırıcıdır, yoksa sadece kulakların duymadığını ifade eden “sağır” kelimesi mi?
Örneğin, halk oyunları topluluğu kurabilen kişilerin, kendilerine “işitme engelli” sıfatını yakıştırmaları, üzerinde ciddiyet ve titizlikle düşünülmesi gereken bir konudur. İster istemez akla şu soru geliyor: “İşitme engelli” olunmasına RAĞMEN halk oyunları oynanabileceğini sağlamlara kanıtlamak için mi “ENGEL” vurgulanıyor? Diğer deyişle amaç, halk oyunları oynamak değil, benimsenemediği için “kambur” haline gelmiş sakatlıklarla, kişilik savaşımı vermek mi?...
Kişi, kendini hangi konumda görmeyi arzu ediyorsa, o sıfatla anılmak ister. “Engelli” ya da “Özürlü”+ muamelesini kendime layık görmüyorum ve her yerde, her zaman, terimini kullanıyorum; alternatif sözcüğüm ise, “sakat”... Çünkü benim özgüvenim, “sakat”lığımdan etkilenmeyecek kadar sağlam..

OturanBoğa

07.07-2006, 17:31
abalı, sakat kelimesi kırıcı değil ki, bilakis tam da kavramın hakkını veren bir kelime. Ama burada tartışmaya açtığımız şey sakt mı, engelli mi, özürlü mi.. değil. Yuarıdaki mesajlarımda bunu açıklamaya çalışmıştım.

Versiyon 6: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıkları, sakatlıkları, ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

5 ile 6. versiyon arasındaki fark:
"toplumsal tutum" yerine, "toplumsal/yönetsel tutum" denmesidir. Böylece kamu görevlilerinin ve devlet politikalarının engelleyici rolünü de tanımın içine dahil etmiş oluyoruz.

Grafiker

07.07-2006, 17:35
vala hocam engelli kelimesini kimse bu zamana kadar hakaret amaçlı kullanmadı.Belki 20 yıl sonra bu kelimede ihtiyacı karşılamayacak..sakat,kör,sağır bu kelimeler artık ne yazık ki küçük görmek aşağılamak amaçlı kullanılıyor..yani amacının dışında.


Versiyon 6: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıkları, sakatlıkları, ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

5 ile 6. versiyon arasındaki fark:
"toplumsal tutum" yerine, "toplumsal/yönetsel tutum" denmesidir. Böylece kamu görevlilerinin ve devlet politikalarının engelleyici rolünü de tanımın içine dahil etmiş oluyoruz.

"toplumsal/yönetsel tutum" alanı dahada genişletmiş dediğin gibi. Aileyide eklesek yanlışmı olur.

serkanerol

07.07-2006, 18:23
Keşke bunu anket gibi yapsaydın... Şıklar doğrultusunda.... Daha belirleyici ve anlatıcı olurdu.

OturanBoğa

07.07-2006, 18:29
"toplumsal/yönetsel tutum" alanı daha da genişletmiş dediğin gibi.
'Aile'yi de eklesek yanlış mı olur.
Tartışalım bunu...
Aile terimini de eklemenin olumlu/olumsuz yanları neler olabilir?

OturanBoğa

07.07-2006, 19:30
Versiyon 7: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

6 ile 7. versiyon arasındaki fark:
3 adet dilbilgisi düzenlemesi yapıldı.

spastik

07.07-2006, 20:05
KELİMELERİN SÖZLÜKTE NE ANLAM İFADE ETTİKLERİ O KADAR ÖNEMLİ DEĞİL EĞER ÖYLE OLSAYDI TÜRKCEDE BU KADAR FAZLA İFADE BOZUKLUKLARI VE BUNUN EŞLİK ETTİĞİ İLLETİŞİM ÇATIŞMALARI MEYDANA GELMEZDİ. BİRAZ DAHA İLERİ GİDEYİM HATTA İNSANLAR BU DERECE ALINGAN OLMAZDI... BU ACIDAN ASIL ÖNEM ARZEDEN KONU KİTLENİN KULLADIĞI KELİMEYE YÜKLEDİĞİ ANLAMDIR. BU ACIDAN SAKAT DENMESİNDE HİÇBİR SAKINCA YOKTUR DİYEN VATANDAŞLARI ANLAMIYORUM.YA BU KELİMENİN SÖZCÜK ANLAMINA ÇOK TAKILMIŞLAR YADA TOPLUM İÇİNDE YASAMIYORLAR YADA FİLDİŞİ KULELERDE YAŞIYORLAR. YASADIĞIMIIZ TOPLUMSAL GERCEKLİKTE SAKAT KELİMESİNİN KİTLE TARAFINDAN AŞAĞALIYICI VE KÜÇÜMSEYİCİ NİTELİKTE KULLANILIRKEN NASIL OLURDA BU TANIMLAMAYA FARKETMEZ TARZINDA TAVIR KOYARSINIZ ANLAYAMAM DOĞRUYU SÖLEMEK GEREKİRSE.
OTURAN BOĞANIN ANSİKLOPETİK Bİ ACILIM KONUSUNA GELİRSEK BU KONUDA HER ZAMAN TERCİH ETTİĞİM Bİ KELİME VARDIR..ÖNCELİKLE BUNU BİREYSEL OOLARAK OTURTTURMAYA ÇALIŞIYORUM SONRA DA OLURSA EĞER TOPLUMA MAL OLMASINI İSTERİM. O KELİMEDE "FARKLI" DIR KELİMENİN KARŞILIĞI ŞU"Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı:
ÖZELLİKLE BENİ BİR ( şu an için kullanılan şekli ile) ENGELLİ OLARAK EN İÇİME OTURAN SÖZCÜKTÜR. FARKLI OLANA FARKLILIĞINDAN DOLAYI SAYGI DUYULMASI GEREKİR BUNUN İÇİN SUÇLAMAZ KÜÇÜMSENEMEZ BASKI YAPILSADA KİŞİ FARKLI OLDUĞU BİLİNCİYLE BUNDAN DOĞAL HAKLARI NETİCESİNDE KOMPLESK HİSSETMEDEN KENDİNİ SAVUNUR ÇÜNKÜ BİLİR Kİ O FARKLIDIR,AYRIMLAŞMIŞTIR VE HATTA AYRICALIKLIDIR. İLK BAŞTA TOPLUMSAL ÖN YARGILARDAN DOLAYI GARİPSENİR FAKAT BÜTÜN FARKLILIKLARDA OLDUĞU GİBİ ZAMAN SÜZGECİ İÇİNDE KABULLENİLİR.FARKLI OLDUĞUNA İNANAN BİREY TOPLUMDA FARK YARATIR . ÖZGÜÜVEN AŞILAYICI BİR SÖZCÜKTÜR CAĞIMIZDA ENGELLİNİN EN FAZLA İHTİYACI OLAN METARYALLERDEN BİRİ ÖZGÜVEN SORUNU OLDUĞU DÜŞÜNÜRSEK BU ACIDANDA POZİTİF BİR ETKİ YARATACAĞINA İNANIYORUM
SAYGLAR

Grafiker

07.07-2006, 22:55
spastik "FARKLI" kelimesi hoşuma gitti. :lol: Haklısın özgüven duygusunu arttırn bir kelime.Ama belli bir zaman sonra farklı olmayanlar komplekse girer emin ol :lol: .

OturanBoğa

07.07-2006, 23:58
Arkadaşlar, konu size/bize ne densin değil! Konu, sözlükte/ansiklopedide 'engelli' kelimesinin karşısında nasıl bir açıklama olsun?

***
Konuyla alakasız ama, yine de görüşümü yazmak istiyorum: 'farklı' kelimesi milyonlarca konu ile ilişkilendirilebilir. Bu haliyle 'Engelli' kelimesine alternatif olarak düşünülemez bile bence.
Sakat kelimesi insan için kullanıldığında, vücuttaki görsel ya da işlevsel bir eksikliğe işaret eder. Bu tam da doğru bir kelimedir. 'Engelli' ise, sakatlık/farklılık bahanesiyle insanların önüne sorunlar çıkarılma halidir. Her ikisi de farklı anlamlar ihtiva eder. Birbirinin alternatifi değiller.

Sakat kelimesinin halk arasında hakaret unsuru olarak kullanılmasına gelince, bırakın da bunu o kullananlar dert etsin! :) Biz kendimizi başkalarına bakarak tanımlarsak, vay halimize! O zaman binlerce kelimeyi/kavramı kullanmamaız gerek.
"Kadın gibi ağllama/gülme/yeme/içme/yürüme/koşma/yapma/etme..." (burada kadın kelimesi kötü anlamda kullanılıyor, o zaman kadın kelimesini kullanmayalım)
"Hocann dediğini yap, yaptığını yapma" (Hoca kullanmayalım)
"Ermeni dölü!" (Bu durumda Ermeniler kendilerine başka bir isim bulmalılar sanırım!)
"Barbar Türkler" (Türk kelimesi de gitti...) :)
vs.vs.vs.

Pathetique

08.07-2006, 01:02
'farklı' kelimesi milyonlarca konu ile ilişkilendirilebilir. Bu haliyle 'Engelli' kelimesine alternatif olarak düşünülemez bile bence.

Aynı şekilde "Sakat" kelimesi de milyonlarca konu ile ilişkilendirilemez mi acaba?


Sakat kelimesi insan için kullanıldığında, vücuttaki görsel ya da işlevsel bir eksikliğe işaret eder. Bu tam da doğru bir kelimedir.

Sakat kelimesi bir örnek verilirse mesela müzik jargonunda çok sık kullanılan bir kelimedr kendimden biliyorum misal; "Yahu buradaki akorlar çok sakat çalınmıyo!" yada "Çok sakat gamlar bunlar yahu çok hızlı!" gibi

Ayrıca bu kelime argo jargonunda da çok sık kullanılır hemen burada da bir örnek verilirse; "Bu iş çok sakat, girmeyelim bu işe..." gibi.

Kelime anlamı her ne anlama gelirse gelsin sakat kelimesi günlük hayatta spontane olarak çok sık olarak kullanılan bir kelimedir. İnsan için kullanıldığı zaman genellikle aşağılayıcı bir anlam içerir...

Kısaca çoğu kelimede olduğu gibi bu kelimenin de milyonlarca alternatifi, milyonlarca ifade şekli vardır :)

yarenn66

08.07-2006, 09:30
nederseniz deyin sonuçta defoluyuz kardeşim bu kadar basit fazla kafa yormaya ne gerek varki :lol:

A_GEYiK

08.07-2006, 12:05
Arkadaşlar, konu size/bize ne densin değil! Konu, sözlükte/ansiklopedide 'engelli' kelimesinin karşısında nasıl bir açıklama olsun?

Öncelikle “Engel” kelimesini ele alalım.

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde 'Engel':
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap:

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde 'Engelli':
1. Engeli olan, mânialı.
2. Vücudunda eksik veya kusuru olan.

Engel, isimdir. Engelli ise sıfattır.
Sıfat; Bir ismi, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten kelime, ön ad:

Nasıl insan?
Engelli insan.

Ne engelli?
İşitme engelli.
Fiziksel engelli.

Çoğu yerde görürüz, “Personel dışındakiler giremez.” Burada personel engelli değildir. Personel dışındaki herkes engellenmiştir.

Bu sebeple; Türk Dil Kurumu Sözlüğünde 'Engelli' tanımı, bence uygundur.

aksu

08.07-2006, 14:15
Engelli: Yaşam faliyetlerinde engelleri olan.

gadjodilo

08.07-2006, 15:32
eğer ortada kollektif bi hareket varsa kollektif bir bilinçte olmalı.
herkesin başka telden çaldığı aynı sorunlarla karşı karşıya oldukları halde henüz ortak bir stratejileri yaklaşımları olmayan insanlar 10 millon deil 1 millarda olsa kimse tarafından dikkate alıncaklarını sanmıyorum.
işte tam bu noktada tanımlamaların, ortak bilincin temeli olan temel kavramlar üzerinde uzlaşı sağlanmış olmasının önemi hayatidir.
tanımlar, bizim kim olduğumuzun anahtarıdır kendimize biçtiğimiz kimliktir. herşeyimizi, hayatlarımızı yansıtacak ve içine alacak ağırlığı ve temsili yansıtmalıdır.
bu nedenle en ince ayrıntısına kadar masaya yatırılmalı ve herkes kendi bakış açısını buraya taşımalıdır ki tam manasını bulabilsin.

OturanBoğa

08.07-2006, 15:38
Sakat kavramı bir durumu anlatır, aşağılama felan değildir.
Bunu bir önveri olarak ele alırsak, yani sakat kavramının bir durum tespiti/anlatımı/resim çekimi olduğunu kabul edersek, o zaman bu kavramın içini dolduran eksik/fazla/işlev kısıtlığı/işlev farklılığı gibi betimlemeleri de birçok olayı/durumu anlatırken rahatlıkla kullanabiliriz; bundan rahatsız olmayız.

"Farklı insan"
"Sakat insan"

Sizce hangisi bir sakatı daha çok/iyi ifade (resm)ediyor?
'Farklı' dendiğinde, binlerce fark sıralanabilir, ama 'sakat' dendiğinde, ne olduğu üç aşağı beş yukarı bellidir. 'Farklı' derken, en öne hep bu farklı olma halini koymuş oluruz. Oysa bu farklılığı her zaman belrtmek saçma ve ayrımcı olur. Farklı denilerek, anlatılmak istenen kişi ya da şeyler anında ötekileştirilmiş olur ve 'öteki'yi sıradanlaştırmak çok zordur.
"Ahmet farklı..." dendiğinde, Ahmet hakkında hep bir şüphe uyandırılmış olur, oysa "Ahmet sakat" dendiğinde, basit bir durum tespiti yapılmış olur.

Bilmiyorum anlatabiliyoru muyum düşüncelerimi ama, nokta sorularla deşerseniz belki ben de daha rahat dillendirebilrim kendimi. :)

Son olarak fark ve sakat kelimeleri arasındaki farkı şöyle anlatabilirim sanırım:
Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama, yapılan araştırmaya göre, zor anında "İmdaaaat!" diye haykırılıp yardım istendiğinde, her 100 kişiden 30'u yardıma koşuyor; oysa "yangın vaaar ya da ayağım kırıldı..." dendiğinde, 100 kişinin tamamı yardıma koşuyor.
Bu koşullanmanın gerekçeleri araştırıldığında görülüyor ki, insanlar bilinmeyen durumlar karşısında çok çekingen davranıyorlar. Oysa, ne olduğunu tahmin ettikleri durumlarda çok daha kolay karar verebiliyorlar.

Bunun gibi, "sakat Ahmet" dendiğinde o sıradan bir durum ifadesidir, ahmet'in resmedilmesidir, hala "bizden"dir. Oysa "farklı" dendiğinde, bilinmeyen bir alan vardır önde ve ötekidir...

spastik

08.07-2006, 16:12
ACIKCASI "FARKLI" KELİMESİ DİĞER HERKES İÇİN TANIM OLUR MU OLMAZ MI BİLMİYORUM.DAHA ÖNCE YAZDIĞIM GİBİ ÖNCELİKLE BU BENİM BİREYSEL MESELEM HER GELİŞEN YENİ KAVRAMDA OLDUĞU GİBİ DAHA SONRA YAYILIR MI YAAYILMAZ MI BU KKİTLENİN VERECEĞİ KARAR BU Bİ HAYAT KAVGASI DEİL BENİM İÇİN.
YANLIZ BENİ ÇOK FAZLA TANIMLADIĞI BİR GERCEK BEDESEL ANLAMDA OLSUN VE DÜŞÜNSEL ANLAMDA OLSUN.ÇÜNKÜ FARKLI YÜRÜYORUM GENELE BAKTIĞIMDA BU FARKLILIK HERKESİN GÖZLEMLİYECEĞİ Bİ GÖRSELLİK ADIMLARIMI FARKLI ATIYORUM HERKESTE FARRKLI OLARAK İLERLEMEME NEDEN OLUYOR BU. BAŞKA Bİ KONU FARKLI YİYORUM TUTUŞUM FARKLI KAVRAYIŞIM FARKLI. BASKA Bİ KONU FARKLI KONUŞUYORUM SÖZCÜKLERİN AĞIZIMDAN ÇIKIP KARŞŞIDAKİNİN DUYU EŞİĞİNE ULAŞIMI FARKLI. BU KADAR FARKLILIK İÇİNDE " FARKLI" KELİMESİ ÇUK OTURUYOR SANIRIM
AMA ASIL MESELE ŞURADA FARKLI GÖRMEK İÇİN FARKLI DÜŞÜNMEK GEREK.ALIŞKANLIKLAR KÖRERTİR İNSANI BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ :wink: :wink: :wink: :!: :!:

spastik

08.07-2006, 16:35
EVET ARKADAŞLAR DÜŞÜNÜN OTURAN BOĞANIN SORUSUNU.ADINIZ AHMET HANGİ ŞEKİLDE TANIMLANMAK İSTERSİNİZ.
DİYELİMKİ BİR ORTAMA GİRECEKSİNİZ VE O ORTAMDA SİZİ TANIYAN BİR KİŞİ VAR VE SİZİ ANLATIRKEN BİRAZDAN SAKAT AHMET GELECEK DEMESİNİ Mİ İSTERSİNİZ YOKSA BİRAZDAN FARKLI Bİ AHMET GELECEK DEMESİNİ Mİ?
HANGİSİ SİZİ TANIMAYANLARIN KAFASINDA MERAK UYANDIRIR.YADA HANGİSİ DAHA SIRADANLIĞI İFADE EDER.KARAR SİZİN.YALNIZ SORUYU YANIRLARKEN SAKAT KELİMESİNİN TOPLUMDA UYANDIRDIĞI TABLOYU KAFANIZDA RESİMLEYİN

OturanBoğa

08.07-2006, 16:46
"Ahmet gelecek"i tercih ederim! :)
Birisi, "hangi Ahmet" derse, o zaman da, "sakat Ahmet. Hani var ya, tekerlekli sandalye kullanan..." denmesi gayet doğaldır. Çünkü birini hatırlamak/hatırlatmak için o kişinin en belirgin özelliklerini sıralarız ve Ahmet'in sakatlıktan daha belirgin bir özelliği yoksa, doğal olarak "sakat Ahmet" olur...

spastik

08.07-2006, 18:20
AHMET GELECEK TERCİH EDİLECEKTİR TABİKİ. TARTIŞMA BOYUTUNDAN SORULDU O SORU. SAKAT AHMET FARKLI AHMET KONUSUNU GÜNDEM ETTİĞİNİZ İÇİN BU SORUYU GÜNDEM ETTİM BEN.YANİ İKİ SECENEK ARASINDA KALINSA İNSANLAR HANGİSİNİ TERCİH EDERLERDİ ACABA. YOKSA TABİKİ ARKADAŞIMI ADI İLE TANITACAĞIM AMA UNUTMAYIN Kİ DİĞER KİŞİLER AHMEDİ TANİMIYOR VE BİZ ONA SIFAT TERCİHİNDEYİZ...

A_GEYiK

08.07-2006, 20:04
Konu farklı bir yön almış. Kavramlar sizce önemli mi? Adlı başlıktan alıntı yapıyorum.


Spastik, sola çeken, defolu ya da pişt yakışıklı da olabilir, farketmez "ben" olduğumu anlayayımda... Buldum yahu A_GEYiK

Mehmet, bana "Sakat Ahmet gelecek" derken, Ali, bana "uzun saçlı Ahmet" diyecektir. Ya da "Filazof Ahmet" (vs) Karşımızdakine göre en belirgin özelliğimiz ne ise öyle nitelendirecektir.

Bir gün arabam arıza yaptı ve yolda kaldım. Tamircimi arayıp yardıma çağıracağım. Telefon açtım, birçok müşterisi var, haliyle telefonda beni tanımakta güçlük çekecekti. Bunun bilincindeydim. Öncelikle adımı söyledim. "Merhaba Ağabey, ben Muhammed" dedim. Tanımadığını anlayınca "Mavi şahin arabası olan kişiyim" dediğimde yine yeterli bir tanım olmadığını anlayınca "Özürlü olan kişiyim" dedim. Böylelikle beni tanıyabildi.

Tamircime göre, ben özürlüydüm. Ali'ye göre uzun saçlıyım. Anneme göre, biricik oğluyum...

aysemmm

09.07-2006, 22:56
ya boşversenize ha topal denmiş,ha sakat denmiş,ha özürlü denmiş,he engelli denmiş.ne önemi varki.insanların size nasıl bir anlamda ifade ettikleri önemlii.benim için farketmez bende sakatım,topalım,engelliyim,özürlüyüm sonuçta bendenimizi zor kullanıyoruz.türkiye şartlarında değişmez bilinen isimler hep kullanacaklar ve kullanıyorlarda engel olamayızkii değilmi ......

sanalcos

09.07-2006, 23:21
bana insanlarin sigortasi atmis ARZALI demesini cok istiyorumm....

gadjodilo

10.07-2006, 09:29
benide bi kırbaçlayan olsa fena olmas hani :mrgreen:

arabesk ve mazoşist boyutlardan çıksın bu mesele....

abalı

10.07-2006, 10:33
BİZ SAKAT KELİMESİNİ BEĞENSEKTE BEĞENMESEKTE SAKATIZ İSTEDİĞİMİZ TERİMLERİ YADA SÖZCÜKLERİ BULMAYA CALIŞSAK DEĞİŞEN NE OLACAK SAKATLIĞIMI ORTADANMI KALKACAĞIZ
SAKAT KELİMESİ DEĞİŞİNCE BEN KALKIP YÜRÜYECEKMİYİM BU OLMIYACAGINA GÖRE DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMAYACAK


ABALI

KanatlıTırtıl

10.07-2006, 10:53
Versiyon 7: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar ya da daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

Bildiğim kadarıyla "ya...ya da" kullanımı bu şekilde olmuyor. ya Xxxxx ya cccccc ya da vvvvv şeklinde oluyor. Yani "ya da" yı kullanmadan evvel iki defa "ya" yı kullanmak gerekli.. İlk "ya da" yı "veya" yaptım, ikinciyi de "yahut". Şöyle oldu:

Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar yahut daha geniş ifadeyle vücudun görsel/işlevsel farklılıkları bahane edilerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

Yine de bu tek cümlelik paragraf, kurgu ve imla yapısı olarak rahata eremedi. Ben de bu uzun ve bence biraz karışık tanımdaki kısımları renklere ayırdım.

Bu tanımdan benim anladığım şu:

Aynı cümle içinde, sakat kişi(ler) tanımlanıyor. (kırmızı bölüm)
Sonra cümlenin yüklemi olan "engel çıkarılmak" için bir neden belirtiliyor. (mavi bölüm)
Sonra da tanımın esas yüklemi, yani icraat kısmı, fiil kısmı gizli bir özne kullanılılarak bu uzun cümle yine "kişi(ler)" kelimesiyle devrik şekilde bitiyor. (mor bölüm)

Yani bu paragraf, kişi veya kişileri tanımlama değil, bir durum tanımlama görevi yapmaktadır. Bu tanımda ayrıcai "engelleyici" rolü de, gizli özne olan "toplum" a yüklenmiştir.

Kısaca belirtirsem, bu paragraf asıl amacı "engelli" yi tanımlamak değil, "engellilik" durumunu açıklamaktır.

Ve engel teşkil edecek özne de sadece "toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler" şeklinde yaptığı iş belirtilen TOPLUM oluyor..

Sonuç olarak bu tanım TOPLUMU SUÇLUYOR, itham ediyor. Bu şekilde sözlüklere girebilmesi mümkün değil. Çünkü, "sakat" kişinin önündeki sorunların hepsi her zaman topluma mal edilemez. Sakat kişiler de kendi sorunlarından çoğu zaman sorumludur.

...Şu anki TDK nın tanımı daha uygun.. Daha net.

Burada yapılan tanım çok karışık. Aşağıdaki yöntemi uygulayıp, parçalardan bütüne gidersek daha sağlıklı olur kanısındayım.

A. Engelli kimdir?

B. Üstteki A. tanımına dair olanlar için Engellilik nedir?

C. Engellenmişlik nedir?..

Ben de bunları tanımlayacağım vakit bulunca. Kolay gelsin.

OturanBoğa

10.07-2006, 11:52
Evet, ilk "ya da"nın yerine "veya" kullanılması daha doğru olur.
"ya da"dan önce "ya" kullanılması gibi bir zorunluluk hiç duymadım ve "ya da"ları hep "ya"sız okudum...

Evet, cümle çok da kolay okunan bir kurguya sahip değil. Zaten onun için tartışalım ve son şeklini verelim diyorum ya.


Yani bu paragraf, kişi veya kişileri tanımlama değil, bir durum tanımlama görevi yapmaktadır. Bu tanımda ayrıcai "engelleyici" rolü de, gizli özne olan "toplum" a yüklenmiştir.
Kısaca belirtirsem, bu paragraf asıl amacı "engelli" yi tanımlamak değil, "engellilik" durumunu açıklamaktır.
Evet, tam da bunu yapmaktadır. Çünkü engelli olunmaz, engelli hale düşürülür insan! Yani sorumluluk kişide değil, onu engelli kılan düzendedir.
Engelli kelimesini toplumsal olanın içinde düşündüğümüzde, tanım başka türlü olamaz gibi geliyor bana. Yok eğer toplumsal değil, bireysel ele alırsak, o zaman dünya üzerinde bir şekilde engelli olmayan hiç ama hiç kimse olamaz. Hiç bir erkek kadınlar tuvaletine, hiç bir kadın da erkekler tuvaletine giremez mesela. Bu anlamda engellenmiş olurlar. Şimdi buradan hareketle engelli kavramına herşeyi dahil edersek, o zaman içinden çıkılmaz.
Karışık oldu ama demek istediğim şey şu: "Çünkü, "sakat" kişinin önündeki sorunların hepsi her zaman topluma mal edilemez. Sakat kişiler de kendi sorunlarından çoğu zaman sorumludur. " düşüncesini kabul edersek, daha doğrusu engelli olma halini sakata/bireye yüklersek, o zaman herşeyi tersyüz etmiş ve çözümden sonsuza dek uzaklaşmış oluruz. Evet, sakat/birey de sorumludur birçok şeyden ama, bu sorumluluk engelli olma halinden/engellerden değil, o engelleri çıkaranlarla yeteri kadar mücadele etmediğindendir. Yani çözüme yönelik yeterli çaba sarfetmediğinden. Yoksa 'engel'den sorumlu değildir. Hiç bir sakat, belediye binasının önündeki merdivenlerde, otobüsün kapısında, üniversitenin girişinde vs. engellenmekten sorumlu tutulamaz.

Bence yapmamız gereken, topluma ve yönetenlere sorumlu olduklarını gösteren bir tanım yapmaktır.

KanatlıTırtıl

10.07-2006, 14:22
Bülent, bu tanım çok çok doğru, tabii ki içinde karşı çıkılacak o kadar önemli bir şey yok. Ama sen bu tanımı ENGELLİ başlığı altına yapman, ENGELLİ kelimesini bu şekilde tanımlaman, hem hatalı, hem eksik.

Bu yaptığın tanım, ENGELLİ BİREY İÇİN....;

ENGELLENMİŞLİK veya SOSYAL ENGELLENMİŞLİK kavramını açıklamaya çalışıyor.

Çünkü senin bu yaptığın tanıma göre, sakatları;

görme engelli,
duyma engelli,
zihinsel engelli...

vs gibi tamlamalarla kısımlara ayırıp belirtmek mümkün olmuyor.

Mümkünse yapın hadi.. Mantıksız oluyor.. "Görme engelli" nin açılımı tuhaf oluyor.
------------------------------------------------------------------------------------
Ama eğer,
görme engelli,
duyma engelli,
zihinsel engelli... vs şeklinde kullanmayacaksak, ki bu nasıl olacak bilmiyorum, o halde senin yaptığın tanım ile şu mantık kurmak gerek:

"Sakat" olmak durumu vardır.
Artı, "ENGELLİ sakat" olmak durumu da vardır.
Çünkü her sakat, senin tanımındaki ENGELLİ öbeğine girmeyebilir. Ya bütün sorunları aşmıştır, ya bunu dert etmiyordur, ya yaşadığı toplumun hayat standartları çok iyidir, ya da .... ne bileyim..
------------------------------------------------------------------------------------
Üstelik ENGELLİ diye tanımlaDığın bu durum (kişi veya kişiler değil), durum olması sebebiyle, ENGELLİLİK şeklinde yazılmalıydı.
------------------------------------------------------------------------------------
Ya Bülent, sen de çok iyi biliyorsun ki, tüm imkanları da verecek olsak, yine de HAYATA KATILMAYI RED EDECEK o kadar çok sakat insan var ki! Bir de sakatlığına sığınanlar var, dilenenler var, acındıranlar var, ... var,..

Sorun teşkil eden yer olarak SADECE toplumu göstermek doğru mu?

Ben iddia ediyorum, SAKATLARIN içinde bulundukları olumsuz durumların sebebi, göz ardı edilemeyecek oranda sakat bireylere aittir..

Bireylere düşen bu payı sadece , "o engelleri çıkaranlarla yeteri kadar mücadele etmediğindendir. Yani çözüme yönelik yeterli çaba sarfetmediğinden" Diyerek tanımlanan yetersiz. Tanımında ya toplumu bahaneler sürerek engellemekle suçluyorsun ya bireyi pasiflikle..
------------------------------------------------------------------------------------
Hem ben bir sakat birey olarak toplumla, kurumlarla... mücadele etmek zorunda mıyım ki?

Neden bir de bu yükü/suçu bana yönlendiriyorsunuz?

Ben yapabildiğim kadarından sorumluyum ve kimseyle mücadele de etmek zorunda değilim... (bu bir tercihtir)
-------------------------------------------------------------------------------------
Sonuç olarak, yapılan bu tanım için "ENGELLİLİK" sözcüğünü uygun görüyorum.

Kolay gelsin..

OturanBoğa

10.07-2006, 14:49
Versiyon 8: Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) bahane edilerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

Evet, aslına bakarsan "görme engelli", "işitme engelli" gibi tanımlamaları da çok doğru bulmuyorum. Kör ve sağır'ı tercih ederim; sakat'ı tercih ettiğim gibi.

Pegasus

10.07-2006, 15:00
Adaş burada "bahane edilerek" cümle öbeği bence 'nedeniyle' olarak değişmeli. Çünkü bahane ediş daha çok salt kasıt nedeniyle ortaya çıkan bir durum. Oysa kasıtlı gibi görünen yanlış tutumlarda kültürel koşullanmalarda etken. Bu nedenle bahane etmek şeklinde ifade etmemeliyiz diye düşünüyorum.

Ayrıca bu sayfada yapmaya çalıştığın şey inanılmaz önemli. Bize dair tanımlamaların son derece yetersiz ve kapsamayıcı olduklarını görüyoruz. Bizim gözümüzle yapılacak iyi bir tanımlama çok işe yarayacaktır.

OturanBoğa

10.07-2006, 15:09
Versiyon 9: Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).

Baben

10.07-2006, 15:29
Yaa bir de gâvurlar ne diyorlar bu işe. Yanlış anlaşılmasın; kopyalamak anlamında değil.. Sadece örnekleri çoğaltmak bakımından. Onlar "handikap" ve türevlerini kullanıyorlar sanırım. "Görme handikaplı" (ne tanım oldu bea :P Yarı Türkçe, yarı İngilizce) diyorlar mı meselâ?..

Hadi bakalım.. Sular, seller gibi İngilizcesi, Almancası olan arkadaşlar.. Sıvayın kolları. :wink:

Pegasus

10.07-2006, 15:29
Bence buda aynı anlamı verdi. Burada birileri -bunlar her kim ise- kendi istemleri doğrultusunda bir şeyleri bahane ediyor ya da öen sürüyor. Fakat bence burada örneğin iktidarın bu anlamda bu şekilde davrandıgı kabul edilebilse bile kollektif bilinçte bu tutumların karşılığı daha çok kültürel olabilmektedir. İşte bu nedenle bir kasıt vurgusu içerebilecek bir kelime yerine genel duruma vurgu yapalım yada her ikisini yaırarak vurgulayalım. Ama böyle yapınca bu cümle toptan değişmek zorunda kalacak.

'Nedeniyle' kelimesi neden cazip gelmedi sana? Çekincenin sebebi nedir tam olarak?

Pathetique

10.07-2006, 15:41
İngilizce'de birkaç tanım var bunun için ..."Disabled"- Engelli anlamına geliyor, "Cripple ya da crippled" - sakat anlamına gelir ki pek kabul görmez bu kelime onlarda genelde hakaret olarak algılanıyor. Aynı şekilde "Retard" yani gerizekalı ya da kafası yavaş çalışan (yurt dışında engelli insanlara böyle hitap eden bazı seviyesiz insanlara rastlamıştım. Enegelli ise kafası da az çalışır mantığı.)

Bazen "Physically Challenged" kullanılır yani fiziksel olarak farklı veya fiziksel olarak mücadele içinde olan...Daha betimleyici bir kelime, daha kibar ve entelektüel ortamlarda kullanılır genelde.

OturanBoğa

10.07-2006, 15:55
"nedeniyle" dersek, o zaman tanım baştan sona çöp olur.
Sakatlık/farklılık... nedeniyle! Yani engelin nedeni/suçu bende değil, senin sakatlığında, farklılığında!
E bu da bizim yapmak istediğimizin tam zıddı bir duruş olur.

cemil_58

11.07-2006, 09:51
SAKAT, ÖZÜRLÜ, ENGELLİ. FARK GÖREMEDİM... LUGATI GENİŞ UZUN YAZILAR YAZAN ARKADAŞLAR DAHA İYİ AÇIKLAR BENCE..

Sirine

11.07-2006, 12:20
PATRON LUGAT ANLAMINI SORMUŞ GENİŞCE AÇILMIŞ KONU:)BENCE ENGELLİ KELİMESİNİN ANLAMI;DOĞUŞTAN VEYA HERHANGİ BİR HASTALIĞA VEYA KAZA VS..OLAYLARA MARUZ KALMIŞ SAĞLIK AÇISINDAN RAHATSIZ İNSAN....

rapunzen

11.07-2006, 14:30
BU KONUDA 9.VERSİYON ÇOK UYGUN BENCE
BU ŞEKİLDE BİR TANIM TAM TARİFİ

ikinci bahar

11.07-2006, 23:44
Çalıştığım okulda,180 öğretmeniz..
Her yıl sonunda ,vergi beyannamesi için öğretmenler odasına ,beyan tutarları asılır.Vergiden muaf olduğum için hiç bakmak gereğini duymadım .
Bu sene ,tesadüf baktım.. Bütün öğretmen arkadaşlarımın isminin karşısında bi kaç demografik bilgi yazarken benim ismimim karşısında sadece SAKATTIR'yazmakta idi. Şok oldum ifadeyi görünce,
bu ifade benim mesleğimin mezun olduğum okulun bilgilerinin önüne geçmiş bir etiket olmuştu bana.
Tabi tepkimi, müdire hanıma ilettim daha duyarlı olmalarını 'BEN BİR SAKAT DEĞİLİM ,YÜRÜME ENGELLİYİM ' Dedim.Bir açıklama gerekiyorsa bu yazılsın istedim.
OKul çok büyük bir öğrenci kapasitesine sahip olduğu için;her öğrenci beni tanımıyor.Bir araştırma yaptım,öğretmen arkadaşlarımın benim durumumu anlamaya çalışan ,tanımak isteyen öğrenciye
beni'ayağı yok(Kİ var),sakat,özürlü 'olarak ifade ettiklerini keşfettim.Bu arkadaşlarıma aynı durumun kendi başlarına geldiği zaman bu ifadelerin kendilerini incitip incitmeyeceğini sordum.
Kısaca;bana yürüme engelli ve sakat denmesi arasında çok fark var.
Sakat olmak; bir bozukluktur.
Benim müdürüm,öğrtmn arkadaşlarım ,öğrencilerim sözlüğü açtığında,
Beni en iyi tanımlayan engelli ifadesini görmelidirler.''Ben yürüme engelliyim ''dediğimde heryaş, her kesim beni ifade eden tanımı bulmalıdır.

Engelli=Doğumsal ve çeşitli hastalıklar ,kazalar sonucunda bireyin vücudunda meydana gelen hasara bağlı olarak yeterli düzeyde işlevde bulunamaması,karşılaştığı engeller ve yetersizlikler sebebiyle özel gereksinimi olan birey.

gadjodilo

12.07-2006, 09:06
aslında tanım olarak durumun çerçevesini hakkıyla çizmiş olsa da, ne TDK nın ne de resmi başka bir çevrenin bu tanıma sıcak bakacağını, bu kadar öz eleştiriyi kaldırabileceklerini sanmıyorum.
çünkü V9, engelli bireyin engelli olmasının aslında tamamen içinde bulunduğu fiziksel durumdan kaynaklanmadığı, toplumsal/yönetsel/bireysel tavır değişiklikleri, düzenlemelerle hissedilmeyecek en azından bireyin gündelik hayatını sorunsuzlaştırabilecek bir hale getirilebilir olduğunu gözler önüne seriyor.
anlı şanlı özürlüler kanunu çıkmışken aydan aya cep harçlığı babında 3-5 kuruş atılırken daha ne ister engelli kısmısı deil mi ama?
yani tutupta o kadar kamu/özel binaların hepsine rampamı yapsın amcam. o kaddddar toplu taşıma aracını sanayiye mi soksun 3 tane engelli bincek incek die.
eğitimde fırsat eşitliği die kalkıpta şimdi üniversiteleri liseleri ilkokulları baştan ayağa revize mi edecek.
daha bu işin fiziksel kısmının ilk akla gelenleri.
birde olur olmadık her kuruma işaret dili bilen eleman, engelli psikolojisine hakim psikiyatrist, efenim ne bilim özel gereksinimleri karşılayacak bir sürü personel tıkacaksın.
işin kolayı var ya...
BU TANIM YANLIŞ.....
ahanda size doğru tanım:
engelli : ya ne bilim nie bööle olmuş, sırf merakımızı celb etti die sorup geçmiş olsun dediğimiz, yaptığımız şahane okullardan nie faydalanmadıklarını hala anlayamadığımız, 50 kişiden 3 ü özürlü olcak dediimis halde hala aylak aylak ortada işsiz güçsüz gezen, 18 inden sonra fizik tedaviye ihtiyacı olmayıp fotosentez yaparak kendini onarabilen, garip gureba bir yığın insan.

bakın herşeyi nasıl deiştiriyor bir tanım...

OturanBoğa

12.07-2006, 11:45
İkincibahar, sen tüm yükü omuzlarına alıyorsun. O zaman çözüm de sana kalıyor. Kime ne! :)

gadjodilo, senin tanımını beğendim. Üzerinde tartışılamayacak derecede vurucu/öldürücü :)

dilemma

12.07-2006, 12:49
:) :) :) alemsin arkadaşım yaa. Harika bir tanım. Aklına sağlık.

KanatlıTırtıl

12.07-2006, 15:03
Biri ENGELLİ leri tanımlıyor.... Buradaki en azından 300 Engelli uyuyor!

Pes! Nasıl iş bu? Ne o, 300 kişi düşünme engelli mi? Ki hepiniz adına 1 (bir) kişi sizi tanımlıyor?

Sadece kelime yerleri falan değişerek, dokuzuncu (Versiyon9) şekline kadar gelen bu tanımın çatısı hep aynı.
Hep aynı mesajı veriyor;

"Engelli kişi topluma/yönetime karşı mücadele etmelidir, çünkü bu engelli tanımındaki aksaklıklardan toplum/yönetim sorumludur. Ve bu tanım sabittir. Yani hep aksaklık vardır ve hep toplum/yönetim suçlanır."

TDK nın tanımı daha iyi.. Varsın öyle kalsın.. :)

Yok artık o tanımda ısrarla beklediğiniz sosyal hareketler falan BU ÇAĞDA. Bu şekilde doğrudan suçlayarak, zan altında koyarak olacaksa da hiç Olmasın zaten.

İnsanlar bireyselleşti artık. Ne kadar dürtseniz de, kimse başını kaldırıp çıkarmaz kabuğundan......... Neyse konu bu değil.

İşe bireyin sosyal tutumunu/görevini/halini/sebeblerini karıştırmadan yapmamız gereken net Tanım şunun gibi bir şekilde olmalıdır (çünkü burada kişinin bedensel olarak diğerlerinden farkını tanımlıyoruz, bu durum sonucu ortaya çıkacak olan sosyal, psikolojik, ekonomik vesaire oluşumlar tamamen ilgili branşların alanına girer. Mesela engelli kişinin şu andaki duruma-yönetime-şartlara göre çoğunlukla işsiz olmasını ele alarak, engelli tanımına işsizliği Ve/Veya Sebeplerini de EKLEYEMEYİZ..):


ENGELLİ : Vücudunda doğuştan veya sonradan oluşmuş, fiziksel, biyolojik veya estetik olarak, görünüm/işlev bozukluğu olan kişi. (Örnek kullanım: görme engelli, işitme engelli, zihinsel engelli, ortopedik engelli, konuşma engelli, ...)

Tıp ve teknoloji ilerledikçe, tüm veya çoğu aksaklıklarınn çözülmesi mümkün olduğuna göre, şu anki fiziksel engellerimizden aslında teknolojik ilkelliğimiz de sorumlu olabilir! O zaman yine bir tanım yapmak gerekir, ama bu tanım bile GEÇİCİ olur... Üç yüz yıl öncesiyle şu anki durum tamamen farklı. Üç yüz yıl sonra bence, siber ve nanoteknoloji sayesinde DUYMA VE GÖRME ENGELLİ kalmayacaktır mesela!

Pegasus

12.07-2006, 15:41
Vefacım ben seninle hemfikir değilim bu konuda. 'Engelli' tanımı yaparken sakatlığa vurgu yapmış oldun bence. ama 'engelli' kelimesi içerik itibariyle sakatlığa vurgu yapmıyor zaten. Bu kelime sakat olan insanların içinde bulunduğu koşulları vurgulayan bir tanımlama. Arada ciddi fark var. Ama eleştirine kismen katılıyorum, o da engelli olmak halini 'belli kişi/kurumlar' tarafından engellenmek şeklinde ifade ettiğimiz ya da o anlama gelecek bir söylem kullandığımızda meselenin özünü hep engellilerin dışında birilerine mal etmiş oluyoruz. Oysa bu tutum engellileride kapsayabilecek genel bir kültürel durumu yansıtıyor. Bu nedenle bu durumu 'kollektif bir hata' olarak nitelendirmemiz ve suçlayıcı olmamamız lazım gelir sanıyorum. Kaldıki bu tanımı kabul ettirmek istediğimiz engelsiz insanların kendilerini sçlayıcı niteliği açıkça ortada olan bu tanımlamadan ürkmeleri mümkün. "Ürksün anasını satayım" de diyebiliriz tabi...:)

gadjodilo

12.07-2006, 15:47
görmek, duymak, yürümek, düşünmek vs. vs. bunların hepsi bir fonksiyondur, bir işlevselliği vardır, aynı amaca farklı algılarla farklı yollarla ulaştığınız takdirde de sorun kalmamıştır.
yani göremeyen bir insan için eğer kabartma kitaplar basarsanız, paraların telefonların üzerilerine kabartmalar yaparsanız, kişinin görememekten kaynaklanan fonksiyon eksikliğini telafi ederseniz görememek o kişi için kısmen de olsa engel olmaktan çıkacaktır.
duyamayan insanlar için işaret dilini -belçikada olduğu gibi- 2. bi resmi dil kabul edersein(bu biraz mübalağa ama en azından bu kadar yaygınlaştırırsanız anlamında) o zaman duyamamak o insan için artık engel olmaktan çıkacaktır.
zihinsel engelli bir insanı mümkün olan son noktaya kadar rehabilite ederseniz, mevcut zihin kapasitesine göre eğitim ve iş olanağı sağlarsanız, spesifik ihtiyaçları için sosyal hizmetliler tahsis ederseniz o insan -ki bilemiyorum algı düzeyleri nedir- zihinsel engelli olmayacaktır kısmen.
tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren insanlar için tüm şehri minicik ön tekerleri olan bir araba için imar ederseniz tekerlekli sandalyede olmak o insan için engel olmaktan çıkacaktır.

medeniyetin uygarlığın başını çeken bir ülke ve toplum deiliz.(lütfen kimse ecdadımız şuraları almıştı buraları almıştı, ilk saunayı türkler bulmuştu gibi çıkışlar yapmasın günümüz şartları için konuşuyorum) yani yapılacak işleri bizden önce hemde çok daha güzel bir şekilde yapmış olan ülkeler var. (bkz. hollanda,belçika,amerika) eğer hiçbir fikir yoksa ortada ne yapılacağına dair o zaman modelleyin kardeşiiiiiiiiiiiiiiim.

tabi bunlardan daha evveli bunları isteyen insanların tüm sayılan güzellikleri bir insan olarak hak ettiğine inanmaları ve günün tüm realite ve umutsuzluklarına rağmen mücadelelerine arsızca devam etmeleri gerekiyor...

KanatlıTırtıl

12.07-2006, 15:47
günün tüm realite ve umutsuzluklarına rağmen mücadelelerine arsızca devam etmeleri gerekiyor...

Ne arsızlık yapmak, ne de v9 tanımındaki gibi her şartta suçlu gördüğünüz topluma-yönetime karşı durmak durumunda değilim. Herkes kendi kapı önünü temiz tutsa yeter aslında.


Vefacım ben seninle hemfikir değilim bu konuda. 'Engelli' tanımı yaparken sakatlığa vurgu yapmış oldun bence. ama 'engelli' kelimesi içerik itibariyle sakatlığa vurgu yapmıyor zaten. Bu kelime sakat olan insanların içinde bulunduğu koşulları vurgulayan bir tanımlama. Arada ciddi fark var.

Bu farkı tabi ki görüyorum. Daaa mantık kurun yahu..

Kişi tanımlıyorsunuz. Ve sakat kişiyi tanımlıyorsunuz.

Durum tanımlamak isterseniz böyle olmaz.

Mutlaka tanımdaki başlığa EK gerekir.

ENGELLİ SAKAT veya ENGELLİLİK

gibi......

gulpembe

12.07-2006, 15:57
Kanatlı tırtıl Tanımın güzel ancak bana göre biraz yarım kalmış. devamı şöyle olabili
'' işlev bozukluğu nedeniyle yaşamın birçok alanında kısıtlanan engellenen kişiler '' şeklindede olabilirdi

OturanBoğa

12.07-2006, 18:06
KanatlıTırtıl, sen eğitimin o olduğu için mi daktilograf kadrosunda çalıştırılıyorsun, yoksa birileri seni sakatsın diye engellediği/kadro vermediğ için mi?

KanatlıTırtıl

13.07-2006, 09:47
Neden yorumlarımı duymazdan geliyorsunuz?


KanatlıTırtıl, sen eğitimin o olduğu için mi daktilograf kadrosunda çalıştırılıyorsun, yoksa birileri seni sakatsın diye engellediği/kadro vermediğ için mi?

Birileri bana sakatım diye bu kadroyu vermedi. Daktilograflıkla spastikliğin hiç bir yakınlığı yok ki. Zaten daktilo da yok: Herkes böyle ilgisiz kadrolarda başlıyor. Diplomasındaki mesleği icra eden kaç kişi var şu dünyada? :) Bülent, bu herkesin sorunu, sadece engellilerin değil. Sadece engellilerin sorunu olsaydı o zaman haklıydın.

Aferits abi gibi yapıp, girmemeliydim bu tartışmaya aslında. Başlıkta "Sizce sözlükte/ansiklopedide 'engelli' kelimesinin karşısında nasıl bir tanım/açıklama olmalı? " deniyor.. Ancak baştan beri sadece Bir kişinin tanımı mutasyon geçirip duruyor...:


Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, önlerine engeller çıkarılan kişi(ler).


Bu paragraf devrik bir cümle kurgusuna sahip ve kişiyi değil durumu tanımlıyor.. Paragrafın asıl hali şu:

Kişinin; Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıkları (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanması, önlerine engeller çıkarılmasıdır.

Paragrafı oluşturan cümlede yüklem kısıtlanmak ve önlerine engeller çıkarılmak tır...

Bu cümlenin öznesi toplum veya yönetim dir.

Bu cümlede biz yani sakatlar ise sadece bir nesnedir!

Yani bu cümle engelliyi tanımlamıyor, gerçek şu ki önyargılı ve ayrımcı bir düşünceyle toplumu/yönetimi hedef veya suçlu gösteriyor. Bunun aksini kimse söyleyemez. Cümle aynen ortadadır.

Bu tanımdaki diğer bir sakatlıksa, "engelli/özürlü/sakat" bireyden ve bir de toplumdan sanki ayrı kümelermiş gibi bahsederek, bireyi topluma ve yönetime karşı veya muhalif durmasını tavsiye ediyor. Tanım bireyi tanımlamak amacını aşıp, adeta bir "engelli hareketi" oluşumunun manifestosuna giriş görevini yapıyor. :)

Hoş, 1 (bir) kişinin yaptığı bu tanımın, bu şekliyle zaten TDK başta olmak üzere hiç bir resmi sözlük veya ansiklopediye girmesine ihtimal verilemez.

Tanımlar, terimler, kavramlar....... Amerika'yı yeninden keşfetmeye kalkanlar............

Durum gayet nettir. Engelli=Özürlü=Sakat=... Bu sözcüklerden en uygunu engellidir. Çünkü bu tanım sadece veya neredeyse her zaman insan için kullanılmıştır. Özürlü veya sakat terimlerini nesne veya eşyalarda da kullanabildiğimizden, çok sık kulllanılan bu iki sözcük zaman zaman "alay/aşağılama" maksadıyla da kullanılır.

Ama ben hiç kimseden engelli terimini amaç dışı kullandığını görmedim. Kimse kimseye bu kelimeyle dalga geçmemiştir. Çünkü bu kelime, bireyin sakatlığını doğrudan ona yükleyerek değil, sakatlığının onun günlük ihtiyaçlarını vs karşılamada engel teşkil ettiğini göstererek ifade ediyor.


TDK :

görme engelli : sıfat: Görme duyusu olmayan (kimse), görmez, gözsüz, kör, âmâ.

konuşma engelli : sıfat : İşitemediği için söz söyleme alışkanlığı edinememiş olan (kimse).

engellilik -ği : isim : Engelli olma durumu.

görme engellilik -ği : isim : Görme engelli olma durumu, körlük, âmâlık.

sakat :

sıfat Arapça sa®aµ :

1 . Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan, engelli, özürlü:
"Ben gördüğünüz gibi bir sakat askerim, malul."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . mecaz Bozuk veya eksik:
"Sakat bir anlatım."- .
"Sakat bir iş."- .

özürlü :
sıfat :

1 . Özrü olan.
2 . Engelli.
3 . Kusuru olan, defolu:
"Özürlü kumaş."- .


Şimdi Bülent'in tanımı mı daha net, TDK nınki mi?

Mesela ben bir lokantada garsonluk yapamıyorum. Bunun nedeni toplumun veya yönetimin önüme engel çıkarması mı : )))))) KOMİK OLMAYIN! Engelliyim, sakatım işte! Gocunacak birine suç atacak ne var!

İşitme engellinin kuşları duyamamasının sebebi de mi toplum veya yönetim?

Bacağı olmayanın 10 saniyede 100 m. koşamamasının sebebi de mi toplum veya yönetim?

Gerizekalı veya önyargılı Selen Hanım'ın, kaza geçirip, kolunu yitiren Fatih Bey'i terk etmesinin sebebi de mi toplum veya yönetim?

YA DA.. YAHUT...VEYA... Diyelim ki yarın tam istediğiniz gibi bir hükümet geldi ve 10 yıl içinde çoğu şeyi düzeltti. O zaman nerede engel çıkaracak toplum/yönetim? O zaman ENGELLİ tanımını oturup tekrar mı yapacaksınız?

Medeniyetin doruğunda yaşadığı iddia edilen ülkelerden birinde de mi halen toplum/yönetim suçludur sakatların doğrudan veya dolaylı sorunlarından? (örnek: zaten yüklü işsizlik maaşı aldıkları için engelliler çalışmak istemiyor orada!)
...
Saçmalık!
Sebep NETTİR ve engelliliktir, sakatlıktır.
...
Sustum.. Siz devam edin. Bakalım ne şekilde karar kılacak(sın-ız)..
...
KOLAY GELE..

OturanBoğa

13.07-2006, 11:37
KanatlıTırtıl, haksızlık ediyorsun! Başlıkta yazdığın ve yazdığım mesajlara sırayla bakarsan bunu göreceksin.



Böylece sakatlık değil, engelleyen kişi üzerinde yoğunlaşılabilir, engelleyen kişi ve sisteme sorumlulukları-görevleri hatırlatılabilir...
Haklısın..
Keşke resmi olarak ÖZÜRLÜ denmese.. Çünkü bu sıfatla tüm yük sakata biniyor. Sorumlu olması gerekenler de küme dışı kalıyor.
Ama engelli dersek kümeye yeni elemanlar katılmak mecburiyetinde kalıyor.
Yine de mühim olan kavramlar değil, kavramı kullananlar.. Kavramları koysak da içi balon oluyor. puffffffffff

Bülent, bu tanım çok çok doğru, tabii ki içinde karşı çıkılacak o kadar önemli bir şey yok. Ama sen bu tanımı ENGELLİ başlığı altına yapman, ENGELLİ kelimesini bu şekilde tanımlaman, hem hatalı, hem eksik.
Şu ana dek oluşan 9 versiyonun 4-5 tanesi senin görüş ve eleştirilerinle ortaya çıktı! Nasıl olur da "Biri ENGELLİ leri tanımlıyor", "1 (bir) kişinin yaptığı bu tanım" ve "Sustum.. Baştan beri kaale alınmıyorum nasıl olsa. Siz devam edin. Bakalım ne şekilde karar kılacak(sın-ız).. " gibi bir iddiayı/hakareti dillendirebiliyorsun?
Sen kendini kaptırmış gidiyorsun... Umurumda değil; ama beni de çekme lütfen!

***
"Bu paragraf devrik bir cümle kurgusuna sahip ve kişiyi değil durumu tanımlıyor"

Durumu tanımlayan senin son yazdığındır.
Versiyon 9'da önce durum (engel) anlatılıyor, sonra o durumdan etkilenen kişi (engelli) tanımlanıyor. Ve amacımız da bu zaten! Yoksa teknik olarak TDK'nın tanımı elbette doğru/kolay/basit/genel. "Desenli: deseni olan", "haleli: halesi olan", engelli: engeli olan".
- "eşşek"i cümlede kullan oğlum
- Ali eşşek!
Bu mudur yani! Oysa ben bunun ötesinde bir kavram olması gerektiğini düşündüğüm için konuyu tartşmaya açtım.
Ayrıca TDK ya da başkalarının kullanıp kullanmaması da önemli değil. Önemli olan sakatların/engellenenlerin bu kavramı içselleştirmesi ve sakatlık ile engellilik arasındaki FARK üzerinde düşünmesi.

"Yani bu cümle engelliyi tanımlamıyor, gerçek şu ki önyargılı ve ayrımcı bir düşünceyle toplumu/yönetimi hedef veya suçlu gösteriyor. Bunun aksini kimse söyleyemez. Cümle aynen ortadadır."

Elbette! Bunu sen de haklı bulmuştun üstte alıntıladığım mesajonla di mi!?
Ve sen de TOPLUMUN İÇİNDESİN di mi? Ben, "sakatlar hariç, geri kalan toplum" mu dedim bir yerde de, sen tanımdan bahsederken "engelli/özürlü/sakat bireyden ve bir de toplumdan sanki ayrı kümelermiş gibi bahse[diyor]" diyorsun?! Sen de toplumun içindesin, ben de... herkes! Herkes engelleme potansiyeline sahip. Kim engellerse, benim hedefimde olan o'dur.

"bireyi topluma ve yönetime karşı veya muhalif durmasını tavsiye ediyor"

Haklarını savunmasını, engelleyeni görmesini tavsiye ediyor!

"Tanım bireyi tanımlamak amacını aşıp, adeta bir "engelli hareketi" oluşumunun manifestosuna giriş görevini yapıyor."

Bunu büyük bir iltifat olarak kabul ediyorum. Umarım o günleri görürüm...

"Mesela ben bir lokantada garsonluk yapamıyorum. Bunun nedeni toplumun veya yönetimin önüme engel çıkarması mı : )))))) KOMİK OLMAYIN! Engelliyim, sakatım işte! Gocunacak birine suç atacak ne var!"

Eğer seni lokantada garsonluk yapmaya mecbur bırakıyor, başka -ve sana uygun- bir iş bulamıyorsa toplum/yönetenler, elbette ki sorumludur/suçludur!
Sakatlıktan gocunan kim var?
Saktlıkla engellilik aynı şey mi? Bir ayağı hafif topal olan birisi mesela, engelli midir? Nerede engellidir o kişi? Araba kullanabilir, istediği yere gidebilir/ulaşabilir, istediği eğitimi alabilir... Bu anlamda sakat olmasının onun açısından hiç ama hiç bir önemi olmaz.
Peki nasıl engelli olu(nu)r?
Okula gittiğinde, eğitim sistemi sakatlığın dalga geçilecek birşey olmadığını öğretmediği için arkadaşları dalga geçer; sakat olmayan çocukların anne-babaları 'çocuğumun psikolojisi bozuluyor, sakatlarla aynı sınıfta olmasını istemiyorum' der... ve çok çok zor bir eğitim yaşamı sürmek zorunda kalır (sosyal engel). Sonra zar-zor üniversiteyi bitirir ve iş hayatına girmek ister, ama kolay değil, çünkü sakat olduğu için iş bulamaz ya da "beden işçisi" olarak bulur!! Herkes gibi kamu çalışanı olamaz mesela, çünkü devlet memuru olmak için "sakatlık olmamalı"!! Sonra evlenmek ister, ama kimse sakata kız vermez! Sonra yol kenarında otururken dilenci sanılıp önüne para konulur. Sonra, sonra, sonra...
Bunların tek sorumlusu o sakat kişi di mi? Sakat olmasaymış!

"Diyelim ki yarın tam istediğiniz gibi bir hükümet geldi ve 10 yıl içinde çoğu şeyi düzeltti. O zaman nerede engel çıkaracak toplum/yönetim? O zaman ENGELLİ tanımını oturup tekrar mı yapacaksınız?

Elbette! Yaşam hep akar ve değişir. Engel olmasaydı, "engelli" kelimesi olur muydu? Kelimeler de yaşar. Ne zaman ki o kelimenin anlattığı şey yeryüzünden kalkar/yokolur ya da o anlatılan şeyi daha güzel ifade eden bir kelime bulunur, o zaman o -eskiyen- kelime de ortadan kalkar. Bundan doğal ne olabilir ki! Bundan bilmem kaç sene önce "engelli" kelimesi var mıydı? Ya da bundan bilmemkaç sene önce kullanılan jhfkjhfkjd kelimesi bugün var mı?
Kelimeler ihtiyaç duyulduğunda yaratılır, ihtiyaç sonlandığında yokolur.

Derdimi, şu iki tanım arasındaki fark anlatır sanırım (TDK'ya atfen)

Engelli: Engeli olan
Bence engelli: Engelle karşılaşan

KanatlıTırtıl

13.07-2006, 13:26
Bülent, bu tanım çok çok doğru, tabii ki içinde karşı çıkılacak o kadar önemli bir şey yok. Ama sen bu tanımı ENGELLİ başlığı altına yapman, ENGELLİ kelimesini bu şekilde tanımlaman, hem hatalı, hem eksik.

Bu yaptığın tanım, ENGELLİ BİREY İÇİN....;

ENGELLENMİŞLİK veya SOSYAL ENGELLENMİŞLİK kavramını açıklamaya çalışıyor.


Limonata da güzeldir, faydalıdır, Süt de! Fakat siz süt kutusunda limonata verirseniz suratlar ekşir.

Bülent, yazdıklarımın tamamını gör lütfen. Elbette senin yazdığın o paragrafa -genellikle- hak veriyorum, ama bu paragraf ile ENGELLİ yi tanımlamana karşıyım.

Kimseye hakaret etmedim, sadece durumu anlattım. Ben ve birkaç kişi daha tanım yaptı ancak sadece senin tanımın dallanıp budaklandı.

Bülent, yazdıklarımı çarpıtma lütfen.

"Mesela ben bir lokantada garsonluk yapamıyorum. derken, ben nerde ve ne şekilde bu işe mecbur edildiğimi kastettim ki:? Sen öyle bir senaryo üretiyorsun, ben değil. Garsonluk yapamıyorum. Yapmak istesem de yapamıyorum. Çünkü ENGELLİYİM. Anlatabildim mi?


"Tanım bireyi tanımlamak amacını aşıp, adeta bir "engelli hareketi" oluşumunun manifestosuna giriş görevini yapıyor."

Bunu büyük bir iltifat olarak kabul ediyorum. Umarım o günleri görürüm...

Senin adına umarım Bülent, umarım dileğin olur. Ama genel bir tanım yapmaya kalkıp, her engelliyi de böyle bir siyasi oluşumun içine sokmaya hakkın yok.

Ancak şöyle olabilirdi :

Biz Engelli Hareketi Oluşumumuza Göre, Engelli Bireyi Şöyle Tanımlıyoruz : ".................................................. ............................................"

İşte O zaman tanım yerini bulur.

Ben de tanımımı biraz geliştireyim:

ENGELLİ : Vücudunda doğuştan veya sonradan oluşmuş, fiziksel, biyolojik veya estetik olarak, görünüm/işlev bozukluğu nedeniyle günlük hayat ve sosyal yaşam içerisinde engel ve sorunlarla karşılaşmakta olup, hayata uyum sağlaması için genellikle özel gereksinimleri olan kişi. (Örnek kullanım: görme engelli, işitme engelli, zihinsel engelli, ortopedik engelli, konuşma engelli, ...)

OturanBoğa

13.07-2006, 14:10
Versiyon 10: Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi(ler).

***

ENGELLİ : Vücudunda doğuştan veya sonradan oluşmuş, fiziksel, biyolojik veya estetik olarak, görünüm/işlev bozukluğu nedeniyle günlük hayat ve sosyal yaşam içerisinde engel ve sorunlarla karşılaşmakta olup, hayata uyum sağlaması için genellikle özel gereksinimleri olan kişi. (Örnek kullanım: görme engelli, işitme engelli, zihinsel engelli, ortopedik engelli, konuşma engelli, ...)
Yukarıda kırmızıyla belirginleştirdiğim noktaların büyük bir mevzi kaybına sebep olacağını düşünüyorum. Bu tanım yeni hiç bir şey getirmiyor. TDK da "engeli olan" diyerek sorumluluğu/suçu sakata/sakatlığa atıyor, bu tanım da "neden" olarak sakatlığı işaret ederek sakatı aynı yere itiyor. Oysa ben ".. hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel farklılıkları) öne sürülerek..." diyerek, sakat olmanın engelli olmak anlamına gelmediğinin altını çizmek istiyorum. Sakatlar, sakat oldukları için okula gidemiyor/işe giremiyor/evlenemiyor/toplu ulaşımdan yararlanamıyor/fakir kalıyor vs. değiler. Sakatlar, sakatlıkları bahane edilerek önlerine engeller çıkarıldığı için ENGELLİ KILINIYOR.

"hayata uyum sağlaması için genellikle özel gereksinimleri olan kişi" söylemi de benzer şekilde sorumluluğu sakatlığa atıyor. Dünya üzerinde "özel gereksinimi" olmayan tek bir kişi bile yoktur (en azından modern toplumlarda). Cep telefonu olmadan kaç kişi yaşayabilir? Otomobil-uçak-otobüs-metro-bilgisayar-internet-televizyon-radyo-bakkal-market vs.vs.vs. insanların özel gereksinimleri değil mi? "Bağımlılık"sa kastedilen, sence insanlar bunlara daha mı az "bağımlı"? Sen spastiksin mesela, spastik olmayan birine göre nasıl bir özel gereksinimin var Allah aşkına? Herkesin "genellikle" özel gereksinimi olur. Bence bunu sakatlara özel birşeymiş gibi göstermek ve hatta peşinen kabul etmek, mücadeleyi baştan gereksiz/anlamsız kılmaktır.

KanatlıTırtıl

13.07-2006, 14:43
...sakatlara özel birşeymiş gibi göstermek ve hatta peşinen kabul etmek, mücadeleyi baştan gereksiz/anlamsız kılmaktır.

:) Ne mevzisi Ya Bülent. Suç nerede? Mücadele ne? Kime ve neye karşı? Her engelli bu mücadeleyi yapmak ister mi ? Mecbur mu? Her engelli bunu yapabilir mi? ... Savaş mı var?

Ha, diyorsan ki, aksaklıklar vardır ve hak aranmalıdır. O zaman herkes sahiplenmelidir bu tavrı. Sadece engelliler değil.

:) Tanımımı biraz daha geliştireyim:

v3 ENGELLİ : Vücudunda doğuştan veya sonradan oluşmuş, fiziksel, biyolojik veya estetik olarak, görünüm/işlev bozukluğu nedeniyle, günlük hayat ve sosyal yaşam içerisinde engel ve sorunlarla karşılaşmakta olup, genel hayata uyum sağlayabilmesi için, sosyal-bilimsel çaba ve desteklerle giderilmesi gereken özel gereksinimlere de ihtiyaç duyması muhtemel durumdaki kişi. (Örnek kullanım: görme engelli, işitme engelli, zihinsel engelli, ortopedik engelli, konuşma engelli, ...)

Cellmaam

13.07-2006, 15:01
Sevgili arkadaşlar kendimi artık "Ateş Hattı" programında gibi hissediyorum. :mrgreen: Sonu nereye varacak acaba :?: kafam çok karıştı :roll:

OturanBoğa

13.07-2006, 15:37
Vefa, eski ezberi (Engeli olan) süslemekten başka ne iş görüyor o tanımlama? Yeni ne getiriyor, nasıl bir açılım sağlıyor? Varolan neyi eleştiriyor ve yerine ne öneriyor?
Bir üstteki mesajımda belirttiğim kaygılar, seninle -önceleri hak versen/desteklesen de sonradan tam terse döndüğün için- temelde anlaşamayacağımızın açık göstergesi...

KanatlıTırtıl

13.07-2006, 15:49
-önceleri hak versen/desteklesen de sonradan tam terse döndüğün için- temelde anlaşamayacağımızın açık göstergesi...

Ya ben anlatamıyorum ya sen ısrarla görmüyorsun.
Fırıldak mıyım ki 180 derece döneyim?

İçeriğe değil, bu içeriğin üzerine konulan başlığa karşıyım.
Veya bu başlığa bu içeriği koymana.

Hem seninle anlaşamamış olmak ne kii?
Suç mu?
Eksiklik mi?
Hata mı?

Mecbur muyum bu verdiğin kalıba girmeye?

hı?

OturanBoğa

13.07-2006, 16:06
Sen iyice kendinden geçmeye başladın... Dedim ya, sen kendini kaptırmış gidiyorsun... Umurumda değil; ama beni de çekme lütfen!

Kim neden başkasının görüşüne katılmaya, kalıbına girmeye mecbur olsun. Bunu kim nerede söyledi? Benim bunun tam karşısında olduğumu çok iyi biliyorsun. Birilerini birşeylerden men etmek benim haddime değil! Polemiğe girmeyeceğim.
Herkes (ben dahil!) kendi görüşünü dilediği gibi yazar... Bu kadar basit.

KanatlıTırtıl

13.07-2006, 16:14
:D Ben kaptırdım gidiyorum evet.. Yaparım ben öyle arada. Hastayım çünkü. (hakareti görmezden gelmeyi seçiyorum) Takmayın beni...

Tamam. Sen v11,v12,v13 ... devam et, ben v3 de kaldım.

Saygılar herkese

Fuzulim

13.07-2006, 16:18
ENGELLİ:
Siyasetciye göre:
Fazla ciddiye alınmaması gereken, kaderine terkedilmiş, ama en azından 1 oy sahibi olduğu için sadece seçimlerde hatırlanarak üzerinden siyaset yapılmaya yarayan kişilerdir.
Maliye Bakanımız Kemal Unakıtan'a göre:
Bir sürü yersiz taleple devletin ekonomisini çökertmeye çalışan, tedavi masraflarıyla bütçeye ek yükler bindirenen bir gurup vatan haini.
Başbakanımıza göre:
İçeriği bomboş bir yasa çıkarıp onların arkasında olduğum izlenimini kolayca verebileceğim, hatta AK PARTİ sayesinde yaşadıklarına inandırabileceğim, kandırılmaya müsait feleğin sillesini yemiş kişiler.

GuLeNKIZ

13.07-2006, 21:26
doğuştan olan veya sonradan meydana gelen değişiklikler sonucu bu tanımı yapmaya gereksinim duyanlar yüzünden farklı sınıfa tabi tutulan ve yapmak istediklerini gerçekleştirmek için bu tanımdan dolayı bir çok engelle karşılaştırılan bir gurup insan

paradoks

28.07-2006, 22:41
Toplumda yerleşmiş engelli tanımı şu;bedeni bazı işlevleri yerine getirmede yetersiz olan kişi.aslında bu sakat olan kişinin otomatikman engelli olacağı gerçeğinden yola çıkılarak konmuş bir sözcük.Ulaşım,mimari vs gibi birçok konuda sakat olanlar düşünülmediğinden ,kişi engelli oluyor.Tam tersi bir durumda engelli değil herhalde sakat kelimesi kullanılırdı.

OturanBoğa

05.08-2006, 15:53
zihinsel ve ruhsal durumlara yeteri kadar vurgu yapması için:

Versiyon 12: 1-) Engelle karşılaşan 2-) Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi.

Pegasus

05.08-2006, 16:04
Bu tanımda bulunan birinci şık oldukça manidar. Eğer yanlış değerlendirmediysem 'hemen her konuda engellerle karşılaşan insanları' da bu kapsam içine almakta olduğundan bence tanım bağlamından taşmıştır. 2. kısımdaki tanımlamada bir eksik göremiyorum.

OturanBoğa

05.08-2006, 16:16
"Engelle karşılaşan", TDK'da "engeli olan"a karşılık yazdığım birşey. Ona alternatif olsun diye.

Engel, "Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap" ya. İşte buna göre "engelli": "engelle karşılaşan"

Yani bir canlıyı betimlemek değil, bir durumu tespit etmek anlamında. İnsanı anlatansa 2. tanım zaten.
TDK da 1. tanımda (Engeli olan, mânialı) durum tespiti yapmış, 2. tanımda (Vücudunda eksik veya kusuru olan) insan betimlemiş.

Pegasus

05.08-2006, 17:22
Kardeşim, TDK da bulunan 'engeli olan' ifadesi bir sakatlığı olan anlamında kullanılmış olmalı. Ancak senin ifaden bambaşka boyutlara gdiyor. Zira bu durumda 'nasıl bir engelle karşılaşan?' sorusu ya da 'engelin' kendine içikin anlamlarının sorgulanacağı bir süreci başlatma zorunluluğu ortaya çıkıyor. Bu nedenle 'Engelle karşılaşan' ifadesi bence son derece muğlak ve bizim içinde bulunduğumuz engellenmişlik halini anlatmaktan ziyade, çok geniş - hatta alakasız- noktalara varabilecek bir düşünceye yol açacağından istediğimiz anlayışın oluşmasına katkıda bulunmayacaktır. Bu benim düşüncem tabi.

andante

07.08-2006, 16:14
Sanırım tatilde olduğum sürece alevlenmiş bir konu bu.

Engellilik kavramının sadece sakatlara yönelik bir tanımı içinde barındırdığına pek inanmasam da, eğer sakatlık kavramıyla birlikte alınıp bir tanımlama yapılacaksa; kabul...

Bu arada oldukça çetin çatışmalar olmuş, tanımlar gerçekten önemlidir. Ancak bilinmelidir yapabileceğimiz en iyi tanımlama bile yüzde yüz var olan engelli kavramını açıklamaya yetmeyecektir. Dil yaşanılanlar söz konusu olduğunda yetersizdir.

Ve bence bu kadar karışık tanımlamalara da gerek yok diye düşünüyorum.

Alın benden bir engelli tanımı;

Doğuştan, ya da sonradan sakat olanların çeşitli nedenlerle yaşamlarında karşılaştıkları engellenmişlikle yaşama durumunda olan kişi( ler )

Ya aklıma bir şey geldi ve geri döndüm;

Burada bu tanımlamalar yapılırken, ortaya çıkan tartışmalarla tanımın açıklamaları da yapılmış :D Ben de kendi tanımımda kendi açıklamamı yapayım;

1) Engelli kelimesini sakat olan bireylerle anılması nedeniyle tanımın başındaki "Doğuştan, ya da sonradan sakat olanların " cümlesine kimsenin itirazı olmaz sanırım.

2) Sakat kavramının engelliye dönüşmesindeki ana unsur un sakat bireylerin engellenmesi olarak ele alınması doğal olarak beraberinde bir engel koyuculuğu yani engellenmişliği beraberinde getiriyor. Bu sebeple bu tanımlamada engellenmişliği kullanmak zorundayım.

3) Engellenmişiğin nedenlerini de bu tanımda yer alması bizi sonsuzluğa götüreceğinden bunu özetleyen bir kelime seçmek zorundaydım . Bu sebeple "çeşitli nedenlerle " cümlesi bu amaçla konulmuştur.

4) Ve en alıcı nokta, sakat birey bu engellenmişlikle yaşama devam etmek zorundadır.Bu çeşitli nedenlerle ortaya çıkan engellenmişlik durumu ortadan kalktığında engelli kelimesi de ortadan kalkar mı bilmem???... Her şey olağanüstü güzel gelişmiş olsa da ilerleyen zaman diliminde, birey ister sakat olsun ister olmasın kendi engelini bazen kendisi de koyabileceğinden sanırım engelli kelimesi kullanılmaya devam edecektir.

5) Ama her şeye rağmen engelleyiciler tümünden ortadan kalksa, bulacağımız kelime olur mu acaba? Neyse bu son derece ütopik bir şey olduğundan şimdilik bu tanımımla yetinmeye çalışayım.

Doğuştan, ya da sonradan sakat olanların çeşitli nedenlerle yaşamlarında karşılaştıkları engellenmişlikle yaşama durumunda olan kişi( ler )

KanatlıTırtıl

07.08-2006, 17:18
5) Ama her şeye rağmen engelleyiciler tümünden ortadan kalksa, bulacağımız kelime olur mu acaba? Neyse bu son derece ütopik bir şey olduğundan şimdilik bu tanımımla yetinmeye çalışayım.

Doğuştan, ya da sonradan sakat olanların çeşitli nedenlerle yaşamlarında karşılaştıkları engellenmişlikle yaşama durumunda olan kişi( ler )

:):) hahhahaaaa! Alemsin sensei.

"Brek breykk! toplum musun- yönetim mi nesin, çık aradan! " der bir spastik. ve sihirli değneği/klavyeyi alıp tüm toplumu ve yönetimi formatlar.

> format toplum: /s
> format yonetim: /s

Ve spastik artık engelli değildir!

Değildir de.. Nedir?

"eğer spastiksen ve durumu takip ediyorsan, dökülme ihtimali olan her şey, çok büyük bir ihtimalle dökülecektir." -spaStik kaos teorisi-

andante

07.08-2006, 20:39
Spastik kaos teorisi.....

İşte tam da anlatmaya çalıştığım şeyin özeti....

Aslında benim beşinci şıkkı alıntı yapmışsın vefa ama ben de dördüncü şıkka takılı kalmış durumdayım.

Sevgili oturanboğa sakın buraya yazacaklarımı konuyu saptırmak anlamında ele alma olur mu?

Engelli kelimesine en yakın tanımı yapabilmek için düşünüp duruyorum ve ister istemez beynimde onlarca düşünce gidip geliyor.

Şu spastik kaos teoremini kendi algılayış biçimimle ele alayım;

Bir an için diyelim ki görme engelli bir arkadaşımız var. Şimdi bu tanımlar doğrultusunda bu görme engelli arkadaşımız, göremediği için aslında sakattır. Doğuştan yada sonradan. Ama diğer insanlar gibi yaşama biçimi bulamayıp çeşitli nedenlerle yaşantısında kesintiler oluyorsa sadece göremediğinden engellenmiş oluyor.

Peki bu arkadaşımıza sorsak; senin görmeni engelleyen nedir diye nasıl bir cevap verecektir acaba?

Sevgili Alper buraya yetiş derim ben sana. Sen ki bir göz doktorusun senin açından bir görme engellinin görememesinin bilimsel açıklaması nasıl olur acaba?

Kuşkusuz bir şeyler anlatılacaktır, ama işin bilimsel tarafına hiç sapmadan işi özetleyecek olursak bu arkadaşımızın görememesi kendinden kaynaklanan bir olgu üzerinedir.

Tıpkı Vefa nın yazdığı gibi bir spastik için , tutamama, sallanma nasıl kendinden gelen bir şeyse ve bunun sonucu dökülme yaşanıyorsa bunun oluşumu bir spastiğin kendisinde saklıdır. Onun için tüm engelleri kaldırdığımzda bile( Her şeyi donduralım sıvıyı yok edelim bir süreliğine hayatımızdan ) sallanma söz konusu olacaksa burada engel kelimesi nereye konacak?

Düşünüyorum da yaşlanmak istemiyorum.

Saçlarımın beyazlayacağı, derimin kırışacağı, çirkenleşeceğim ve öleceğim kaygısından değil.Hatta yarın bile ölmem gerekiyorsa hiç korkmadan ölüme giderim. Diğer şeylerle de çok fazla ilgim yok zaten. Ama ben yapmakta olduğum şeyleri yapamayacağımdan endişe duyuyorum.

Eskisi gibi koşamayacağım, eskisi gibi yürüyemeyeceğim, eskisi gibi duyamayacağım, gücüm azalacak, vs. vs....Bu ister istemez bende ilave şeyler yapmamı gerektirecek. Örneğin şu anda bile yakını görmek için gözlük kullanıyorum. Bir süre sonra bu yetmeyecek. Vs. vs....

Bunlar çok normal, her canlı mutlaka yaşlanacaktır diyorsunuz değil mi?

İyi de ben bunları bir kaç sene önce yapabiliyordum şimdi bunları yapamama engel olan şeyler benim kendi bedenimde diyeceğim o zaman ben de sizlere. Engel kendimim diyeceğim. Olması gerekenler oluyor diyeceğim.

O zaman bir görme özürlününde görememesini normal karşılayarak neden engel kelimesini katıyorsunuz diye sizlere sorarım işte!!!!!

Yaşlılıkta bir çeşit yapmış olduklarını artık yapamama durumuysa ona da sadece yaşlılık demeyelim ve bir engel kelimesi yakıştıralım ne dersiniz?

Yaşlı değilim, yaş engelliyim desem nasıl olur?

Engellilik kavramı bana göre gerçekten tüm bireyler için hemen hemen her yerde söz konusu olabilecek bir şeydir.

Ve ister istemez düşünüyorum, ne kadar açıklamaya çalışırsak çalışalım, işin özünde engellilik kavramı sakatlıkla özdeştiğinden sakatlık kelimesini bir parça sevimli hale getirmenin dışında bir şey değildir.

Engelliliği kabul ediyorsak, ki ben edenlerdenim, ama sizlerden farklı bir mantıkla. Tüm insanlar engellidir.

Pegasus

07.08-2006, 21:40
Andante sana üzülerek kartşı çıkmak durumundayım. Aslında senin 'engellilik' kavramını tam anlayamadığını düşünüyorum.

Hatırlayacak olursak sakatlık senin bahsettiğin gibi herhangi bir eksiklik ile ilintili bir tanımlama kelimesi. Yani bir durumun tespiti.

Ancak bu sakatlık durumundan ötürü birey içinde bulunduğu sosyal hayattan soyutlanmamalıdır. Çüünkü bu özelliğine rağmen o bir insandır/bireydir.

Ancak içinde yaşanılan toplum bu sakat bireyi sosyal hayatın(Eğitim, istihdam vb) dışında tuttugunda engellilik dediğimiz yeni sıfat ortaya cıkıyor. Günümüz toplumlarında, hatta görünebilir gelecekte bile sakatlara yönelik mutlak eşit sistem kurulabilir görünmediğinden sakat insanlar bir de engellenmiş olacaklardır.

Yani sakatlık insanın kendinden kaynaklanırken engellilik dısarı kaynaklı bir sorun oluyor.

Buraya kadar sorun yok. sorun surdan cıkıyor; bu engellenmişlik hallinin sınırları neresi olacak? Yani gördük işte bir eşcinsel hareketi bile bu kapsama sokulmaya çalışıldı. Ben bu nedenle engelilik kavramını sadece sakatlıkla ilintili tutmak taraftarıyım.

Eger engelliliği ortadan kaldırabilirsek geride ne mi kalacak? Elimizde hala mevcut fiziksel sıkıntılarıyla kalacak insanın adı 'sakat' tır.

Baben

07.08-2006, 22:25
...
O zaman bir görme özürlününde görememesini normal karşılayarak neden engel kelimesini katıyorsunuz diye sizlere sorarım işte!!!!!

Yaşlılıkta bir çeşit yapmış olduklarını artık yapamama durumuysa ona da sadece yaşlılık demeyelim ve bir engel kelimesi yakıştıralım ne dersiniz?

Yaşlı değilim, yaş engelliyim desem nasıl olur?
...

Sevgili Sanem, o görme engelli kişi, senin (senin deyiminle) yaş engelli olmadığın zamanda da engelliydi! Yaşlanınca iki engeli oluyor! Görme + yaş!

andante

07.08-2006, 22:38
Canım pegasus,

İnanki burada yazılanlara karşı bir duruşum yok. Kuşkusuz burada anlatılmaya çalışılan engellilik kavramının sosyal hayattan soyutlanmak anlamına geldiğini biliyorum. Ve ikimizde bunun nedenini çok iyi bilmekteyiz. Ama bunu tartışmıyoruz.

Ancak burda engellilikle ilgili bir tanım yapmaya çalışırken sadece sakatlık olgusunu düşünerek yapmaya gidiş gibi bir duruş var. Bunu sakıncalı görmüyorum. Burası sakatlar adına bir şeylerin yapılmasını savunan ve yapmak zorunda olan site.

Ama çok iyi biliyorum ki; sosyal hayattan bir özelliğinden dolayı soyutlanmak genel bir kavramdır ve ne yazık ki bir çok gurubu kısacası insanların tümünü kapsar.

Korkunu da çok iyi anlıyorum, anlamazmıyım? :D

Bazı bölgelerimizde kaç çocuğun var diye bir babaya soru sorduğumuzda aldığımız yanıtta işin içinde kız çocuklar yoktur çok iyi bildiğin gibi. Al sana sosyal hayattan soyutlanmanın en güzel örneği. Ve hatta daha ileri gidip kız çocuklarını okula göndermeyenlerle dolu bir ülkenin evlatlarıyız.

Bu sebeple bu engellilik kavramını oluşturmayı genel anlamda ben sakıncalı görüyorum aslına bakarsan. Nedeni sanırım anlıyorsun. Çünkü bir çok şey girecektir, bizde engelliyiz diye ve tanım olmayacaktır.

Bu sebeple uçuk örneklerle olası durumları ortaya koymaya çalışıyorum.

Sevgili baben haklısın valla, iki kere engellilik belki de üç kere engellilik durumları neden olmasın????? :D

ve tekrar sevgili pegasus, kuşkusuz engellilik nedenleri ortadan kalktığında sadece terim olarak sakat kalacaktır ve biz sadece bu terimle idare etsek çok mu yanlış olur acaba? Çünkü bu kelime tehlikeliiiiiiiiiii :D

OturanBoğa

08.08-2006, 00:19
Kör biri görmediği için engelli değildir ki! Körlüğüne uygun iş, eğitim, sosyal yaşam ve mimari koşullardan mahrum bırakıldığı için; çalışamayıp, eğitim alamayıp, sinamaya gidemeyip, belediyeden hizmet almak için binaya giremediği için engellidir! Köre uygun iş, uygun materyallerle eğitim, sesli uyarılarla dolu sosyal yaşam alanları ve yolda yürümesine uygun kaldırımlar olsaydı, o zaman engellilikten ve engelden bahsetmezdik.
İşte onun için sakatlara 'engelli' denildiğinde, dikkatleri sakatlığa değil, engellere vermek gerek.

1. tanım herkesi kapsıyor, 2. tanım sakatları(n engellenmişliğini).

KanatlıTırtıl

08.08-2006, 09:06
Bu sebeple bu engellilik kavramını oluşturmayı genel anlamda ben sakıncalı görüyorum aslına bakarsan. Nedeni sanırım anlıyorsun. Çünkü bir çok şey girecektir, bizde engelliyiz diye ve tanım olmayacaktır.


Üstteki paragrafa çok çok önem verilmesi şart. .............!

"engelli"

Ayrıca, ayrıca, dil kuralları, mantık ve işleyiş olarak üstteki kelimeyi incelerseniz, bunun bir sıfat olduğunu çok rahat bir şekilde görürsünüz.

Bunu daha önce de yazdım. Engelli kelimesi tıpkı, "sakallı", "kanatlı", "hörgüçlü", "turşulu".. vs vs şeklinde binlerce örnekteki gibi, nesne veya canlının doğrudan üzerinde var olan bir özelliğini tanımlar. Sadece bu -basit- çözümleme bile engelli sıfatının öncelikle kişide var olan bir özelliği tanımladığı anlaşılır.

İş verilmediği, sosyal imkanlar tanınmadığı, mimari koşullar sağlanmadığını anlatmak istersek; ENGELLENMİŞ kelimesi buna uygundur.

Bu iş bu kadar basittir. Ve zaten hali hazırdaki tüm tanımlar bunu anlatır. :)

Tıpkı Kanatlı balık, benekli kelebek gibi... Engelli hep engeliyle beraberdir. İster şu yönetim altında, ister 246. hükümetle, ister Hatay da, İster Türkiye de ister Japonya ister Afrika ister uranüs de olsun farketmez. Spastik her yerde spastiktir!!! Kör her yerde kördür.. Şizofren her yerde şizofrendir. Ve bu kişiler engellidirler!

alperstein

08.08-2006, 11:24
Engelli : Doğuştan ya da sonradan oluşmuş, ne kadar süreceği bilinmeyen, bilişsel ya da fiziksel bir bozukluğu olan, vücut işlevlerini tam olarak yerine getiremeyen, kişi ya da kişiler.
Engellilik kişinin bağımsız yaşamasını zorlaştırır.
Engellilik tıbbi olarak gruplanabilir ve sosyal sonuçları mevcuttur.

Tarihte birçok ünlü engelli biliniyor.

* Franklin Roosevelt (Guillain-Barré syndrome - polio),
* Ludwig van Beethoven (sağırlık),
* King Richard III of England (kemik erimesi)
* Stevie Wonder (USA, kör)
* jazz pianist Marcus Roberts (kör)
* Ray Charles (USA, kör)
* Def Leppard davulcusu Rick Allen (sol kolu yok, trafik kazası),
* comedian, actor, author, Greg Walloch (cerebral palsy),
* Helen Keller (sağır ve kör),
* Carlos Kaiser, Şili engelli hakları savunucusu (doğuştan kol ve bacakları yo)
* Cole Porter, müzikal tiyatro bestecisi (bacakları yok)
* Stephen Hawking (motor neurone disease UK,
* Tony Melendez , Nikaragualı gitarcı (kolsuz doğmuş)
* Joseph Merrick ("the Elephant Man", neurofibromatosis)
* Christopher Reeve, USA actor ,Superman, tetraplejik)

Bu isimlere Oturanboğa, Baben, kanatlı tırtıl, spastik vb rumuzlu arkadaşlarımızı ve birçok engelliler.biz dostlarımızı ekleyebiliriz. ..

Engellilerin tıbbi gruplandırması:

* Fiziksel engellilik
o Hareket bozukluğu
+ Düşük ayak
+ Felç
+ Amputation
+ Multiple sclerosis
+ Parkinson
+ Cerebral Palsy
+ Muscular dystrophy
+ Arthritis
# Rheumatoid arthritis
# Osteoarthritis
+ İnme
+ Spina Bifida
o Görsel
+ Körlük
+ Az görme
+ Renk körlüğü
+ Cataract
+ ...
o İşitsel
o Chronic Hastalıklar
+ Cancer
+ Autoimmune
# AIDS
# Multiple sclerosis
# ...
+ Böbrek yetmezliği
+ Cystic fibrosis
+ Tuberculosis
+ Diabetes
# Hypoglycemia
+ dysautonomia
+ ...
o Omurilik yaralanması
o Travmatik brain hasarı
o ....
* Zihinsel engellilik
o Öğrenme zorluğu
o Alzheimer
o Fobiler
+ Agoraphobia
+ Acrophobia
+ Aleurophobia
+ ...
o Anxiety disorder
o Depression
o Bipolar disorder
o Obsessive compulsive disorder
o Schizophrenia
o Neurosis

*
o ....
* Gelişimsel engellilik
o Dyslexia
o Down syndrome
o Dikkat bozukluğu
o Hyperactivity
o Autism
o ....
* Diğer
+ Alkolizm
+ Nicotin bağımlılığı
+ Drug abuse-İlaç bağımlılığı
+ Grup başağrıları
+ Yaşlılık

Yukarıdaki engellilik tanımlamasının yetmediği durumlarda tıbbi gruplandırmaları da kapsayacak bir tanımlama üzerinde çalışılabilir.

Saygılarımla

Pegasus

08.08-2006, 11:54
Bu açıklamalar çok ilgimi çekti. Buna göre sigara içiciliği ve alkolik olmak bile engelli olmaya yetebiliyor. Çok ilginç... Burada daha çok fiziksel sorunlarla ilintili bir engelli tanımlaması çıkmış ortaya ki bir doktorun bakış açısından aksi düşünülemezdi. Ancak sosyal olarak andantenin dikkat çektiği şekilde alakasız kitleler de farklı bir tür engellenmişlik söylemiyle bu kavram içinde anılmak isteyebilir.

Bu arada Vefa nın dile getirdiği sıfat açıklamasıda önemli. Sanırım Vefa haklı burada. Ama bunu nasıl aşarız bilemiyorum. Engelli yerine engellenmiş kelimesini kullanırsak bu kollektif bilinçte pek yerini almayacaktır. Engelli kelimesinin doğasında bulunan sıfat hali ise gerçekten sanki sakat sıfatını çağrıştırıyor gibi. Bu durumda sakat kelimesinin bir muaddili olmaktan öteye gidemeyecek ve tıpkı andantenin dediği gibi kendimizi tanımlarken bir tür şirinleştirmeden öteye gitmeyecektir.

Kafam karıştı benim...

Ayrıca eğer engellilik bir tür engellenme halinde ortaya çıkıyorsa enden her durumda engelli kelimesini kullanıyoruz? Örneğin yukarda Alperştein neden sakatlar değilde engelliler diyerek gruplandırmasını yapıyor. Ortada bir engellenmişlik hali yokken bu kelimenin kullanılması ne kadar doğru? Sanki sakat kelimesinin yerini alıyor gibi bu kelime. Bu durumda Vefanın dikkat çektiği gibi bu kelime sıfat olarak sakat kelimesine alternatif gibi sunulmuş olmuyor mu?

OturanBoğa

08.08-2006, 12:55
Tekrar etmiş olacağım kendimi ama, biraz daha katkı yapabilmeyi umuyorum düşüncelerimi anlatmak için:

Engel, "Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap". İşte buna göre "engelli": engelle ('Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep'le) karşılaşan.

TDK 'engelli' ile ilgili 1. tanımla (Engeli olan, mânialı) durum tespiti yapmış. Ve bence bu tanım ENGELLENMİŞ kelimesinin de karşılığı.
2. tanımla (Vücudunda eksik veya kusuru olan) insan betimlemiş. Yani sakatların engellenmişliğini anlatmış.
İşte benim yeni bir açılım yapmamız gerektiğini düşündüğüm şey, bu tanımla, sakatlara özel durumdaki engellenmişliğe dikkat çekmek.



Bu sebeple bu engellilik kavramını oluşturmayı genel anlamda ben sakıncalı görüyorum aslına bakarsan. Nedeni sanırım anlıyorsun. Çünkü bir çok şey girecektir, bizde engelliyiz diye ve tanım olmayacaktır.

Kimsenin "ben de engelliyim" gibi bir şey diyeceğini sanmıyorum doğrusu, diyemez de zaten.
Hatta geçtiğimiz haftalarda Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Özürlülüğün Sınıflandırılması ve Tespiti ile ilgili bir cetvel yayınladı ve oraya cinsiyet değiştirenlerin % 15-20 oranında özürlü olduğunu ekledi. Tüm eşcinsel örgütleri 'biz engelli değiliz' dedi! Çünkü eşcinselliği bir hastalık/sakatlık gibi görmüyorlar. Onların derdi ENGELLENMİŞLİK hallerine dikkat çekmek, ENGELLİ olmak değil! Sakatlara, "siz de engelleniyorsunuz, biz de..." demekle, "siz de engellisiniz biz de" demek farklı şeylerdir sanırım!?

Aşağıdaki tanımın eşcinsel/yaşlı/hamile vb. kişilerin engelli olmadığını çok net bir şekilde ifade ettiğini düşünüyorum. Aksini iddia eden varsa, bana bu iddiayı aşağıdaki hangi kelimeye dayandırdığını söyleyebilir mi lütfen?

Engelli: 2-) Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi.

***
her hastalık sakatlık değildir. o yüzden tanımda açıklayıcı parantez kullanmak sınırların/kapsama alanının belirlenmesi için önemli.

aydin_3454

08.08-2006, 13:06
İnsanların belleklerindeki sözlükteki engelli anlamını değiştirmek imkansızdır.

andante

08.08-2006, 16:49
Sevgili oturanboğa diyor ki;


Kimsenin "ben de engelliyim" gibi bir şey diyeceğini sanmıyorum doğrusu, diyemez de zaten.
Hatta geçtiğimiz haftalarda Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Özürlülüğün Sınıflandırılması ve Tespiti ile ilgili bir cetvel yayınladı ve oraya cinsiyet değiştirenlerin % 15-20 oranında özürlü olduğunu ekledi. Tüm eşcinsel örgütleri 'biz engelli değiliz' dedi!

Kesinlikle haklısın. :D neden " ben engelliyim " desin ki. Onlar toplumda sakat kelimesinin biraz şirinleştirilmiş hali olarak gördüklerinden engelli tanımını, engelli olduklarını kabul etmeyecektir.

Oysa burada engelli tanımı yapılırken, insanların bir özelliğinden dolayı sosyal hayattan gerekli nasibi alamamış ifadelerimizi görseler ben de eminim ki;

Ben engelliyim diyeceklerdir.

OturanBoğa

08.08-2006, 17:01
Rasgele bir özellik değil ki bunlar.
Şurada eşcinsellik/yaşlılık/hamilelik nasıl kapsama alanı içine koyulabilir ve 'engelli' olarak tanımlanabilir ki?: " Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek..."

yeditepe

08.08-2006, 17:33
...

KanatlıTırtıl

08.08-2006, 18:10
" Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek..."

öne sürülerek...
Tanımdaki yanlış burada başlıyor zaten.
Engelli tanımı yapılırken ENGELLENMİŞLİK tanımlanıyor.

Ve her koşulda öne sürülerek eylemi vurgulanıyor.
Her koşulda yapılan tespitlerin YANLIŞ olduğu ifade ediliyor.
Her koşulda öne sürülerek fiilinin öznesi olan toplum ve yönetim suçlanıyor.

Ben.. F16 pilotu olmayı çok çok isterdim. Hatta taa bebekken "ne olmak istersin" sorularına ağzımdan ilk çıkan meslek "jet pilotluğuydu"..

Şimdi ben Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek mi pilot olamadım? (veya garson, veya hattat, veya asker.........)

Yoksa körler, sağırlar, şizofrenler gibi bir engelli olduğum için mi?

Engelli terimi: SAKAT terimi veya özürlü terimi yerine kullandığımız bir terindir. Yukarıda da tarif ettiğim gibi bir sıfattır, izafi bir durumu değil, kişiyi tanımlar.

Nedense bu öne sürülerek ifadesine pegasus ve benden başka pek dikkat eden yok.

Sözlüğe bir tanım yapmak iddiasında iseniz, önce sözlük kurallarına ve imla kurallarına takılırsınız. Bunları bilmeden yapılacak herşey havanda su dövmektir.

Üstelik var olan tanımları değiştirme ihtiyacını doğuran yeni bir şey de yoktur.

Ben var olan engelli tanımımdan memnunum.

Ve bu tanımın mutasyona uğratılıp, engelli kişiyi bir -toplum/yönetim- muhalifi olmaYa adeta mecbur bırakan şekle sokulmasına KARŞIYIM.

Zaten v12 ye yukselmiş olan tanım, o şekliyle sözlüklere falan giremez.

Alper Abinin tanımı tabii ki tıbbiydi. Çünkü sorunlarımız ve çözümleri de doğrudan öncelikle tıpla ilgili......

OturanBoğa

08.08-2006, 18:57
Elbette "öne sürülerek" engelleniyor sakatlar.

Buradaki tartışma hakkında daha geniş bir bakış için sakatlara bakışta Medikal Model ve Sosyal Model kavramlarını iyice irdelemek gerek. KanatlıTırtıl'la benim düşüncelerimdeki fark tam da bu iki kavram arasındaki farkla eşdeğer. KanatlıTırtıl -burada dile getirdiği görüşlere bakılırsa- Medikal Modeli savunuyor, bense Sosyal Modeli.
Akademik bir makaleden birkaç alıntı işimize yarayabilir sanırım. Di,lerim herkes okur...:


[...] Özürlülük, hangi tipte olursa olsun bugüne dek ağırlıklı olarak medikal model açısından irdelenmiştir. Medikal model çerçevesinde, özürlülük büyük ölçüde bireyin yetersizliğine, patolojisine dayalı olarak açıklanmaktadır. Başka bir deyişle Özürlü bireyler çeşitli engelleri, yetersizlikleri olması nedeniyle toplumda ' normal ' bireylerden ayrı bir konumdadırlar.

Özürlü bireyleri böyle ele alış, pek çok sorunun oluşumuna yol açmaktadır. Bunların başlıcaları Özürlü bireylere yönelik ayırımcı, damgalayıcı tutumlar olarak özetlenebilir. Birey, özürlü oluşu nedeniyle 'aciz', 'yetersiz' olarak tanımlandığında bu doğrultuda müdahalelere de hedef olmaktadır. Özürlü bireye 'rağmen', onun adına çeşitli düzenlemeler yapılmaktadır. Oysa özürlüler kendilerini ilgilendiren konularda yine kendilerinin karar vermeleri gerektiğini düşünmekte ve buna ihtiyaç duymaktadırlar. Bunun tersinin olması, özürlülerin kendilerini daha da sınırlandırılmış hissetmelerine neden olmaktadır. Buna bağlı olarak özgüvenleri, özsaygıları sarsılabilmektedir. İntihara dek uzanan başta depresyon olmak üzere çeşitli ruhsal sorunlar geliştirebilmektedirler.

Yaşanılan bu sıkıntılar, özürlülüğe farklı bir bakışın gelişmesine yol açmıştır. Bu yeni bakış, sosyal model olarak tanımlanabilir. Sosyal model, bireyleri Özürlü kılan durumun, onların 'özürlülükleri' olmadığını ileri sürmektedir. Özürlü kılan temel faktör, toplumun kısıtlayıcı, damgalayıcı, ayırımcı ve dolayısıyla engelleyici tutumlarıdır. Bu bakış, özürlü bireylerin kendilerini toplumdan soyutlanmış değil tersine toplumla bütünleşmiş hissetmelerine ortam hazırlamaktadır. Sosyal modelin Özürlüleri toplumdan soyutlayıcı değil tersine toplumla bütünleştirici yaklaşımı günümüzde giderek artan ölçüde kabul görmektedir. Özellikle özürlü bireyler ve onların yakınları (akraba, arkadaş, vb.) böyle bir yaklaşıma büyük ihtiyaç duyduklarını dile getirmektedirler.

[...] Medikal model 1800'lü yılların ortalarında tıp ve rehabilitasyon alanlarındaki gelişmelerle birlikte ortaya çıkmıştır (22). Bu model 'ahlaki çöküntü'den çok 'patoloji' ile sınırlıdır. Ahlaki model kadar 'kötüleyici' olmasa da 'özürlülüğü olan bireye' ya da özürlülük yaşantısına değil de 'özürlülüğe' odaklanmıştır. Medikal model tüm özürlü bireylerin otomatik olarak 'kısıtlı' olduğunu varsaymaktadır (5: 22) . Buna paralel olarak da özürlü bireylerin yaşadıkları sorunlar-ahlaki modelin yükledikleri kadar çok olmasa da- ciddi bir artış göstermiştir. Olumsuz toplumsal tutumlar (damgalama, aşağılama, vb) özürlü bireylerin dışlanmasına, onların toplumsal yaşama etkin biçimde katılamamalarına neden olmuştur. Kendilerini damgalanmış, toplumdan soyutlanmış, hatta adeta düşmanlıkla çevrelenmiş hisseden özürlüler mevcut potansiyellerini ortaya koyabilecek fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel olanaklardan da çoğu kez yoksun bırakılmışlardır.
[...] Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkede medikal modelin 'normal'-'anormal' şeklinde yaptığı sınıflamanın özürlü bireylere yönelik ayırımcı tutumları güçlendirdiği söylenebilir. Ayrıca modelin özürlü bireyleri 'tam' değil de 'daha az' kabul etmesi, insanların 'farklılıkları' olabileceği gerçeğine ters düşmektedir. Bu doğrultuda bazı bilim adamları medikal modeli, bir tür 'sosyal ırk ayırımı' (social apartheid) ile ilişkilendirmektedirler. Bunun nedeni medikal modelin -bazı vakalarda- özürlü olmayanların (genellikle de sağlık profesyonellerinin) özürlüleri zor kullanarak toplumdan uzaklaştırmalarını onaylamasıdır (14). Hatta Hunt (11) , özürlü bireylerin hastanelerde ve bakımevlerinde sistematik olarak 'ayaklarının kaydırıldığını', başka deyişle 'sağlıkları

ÖZÜRLÜLÜK HAKLARI HAREKETİ VE SOSYAL MODEL
Özürlülük Hakları Hareketinin başlıca amaçları şöyle özetlenebilir:

- Özürlülerin kendi seslerini dayanışma içinde toplumda en etkili şekilde duyurmak
- Özürlülerin bağımsızlığı ve 'kendi kaderini belirleme' ilkesini hayata geçirmek
- Özürlü bireylerin toplumla gerçek anlamda bütünleşmelerinin önündeki engelleri yıkmak ve savunuculuk yapmak üzere kendi inisiyatiflerinde olan örgütler oluşturmak
- Özürlü bireylerin özel ve kamusal yaşamlarını etkileyen ve düzenleyen her türlü yasayı özürlülere yönelik ayırımcı hükümlerden tümüyle arındırmak.

Anlaşılacağı üzere, Özürlülük Hakları Hareketi esas olarak Özürlülerin vatandaşlık haklarını vurgulamaktadır. Bunun temel nedeni, özürlü bireylerin sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, sağlık, eğitim vb. haklarının sistematik olarak görmezden gelinmesi hatta çiğnenmesidir.

[...]Sonuç olarak, Özürlülük Hakları Hareketinin medikal modele adeta bir meydan okuma olarak doğduğu, hareketin zamanla özellikle ABD ve Avrupa Topluluğu ülkelerinde güçlendiği, özürlü bireylerin haklarına özgü 'Özürlü Bireylerin Sağlık. Durumlarına Karşı Anti Ayırımcılık Kanunu' gibi (10) yeni yasal düzenlemelerin oluşumuna ortam hazırladığı söylenebilir.

Özetle böyle bîr ortam, Birleşmiş Milletler Özürlü Bireylerin Hakları Beyannamesinde de vurgulandığı üzere özürlülüğü olan bireyin (14);

- Saygı görme ve değer verilme
- Mümkün olduğunca özgüveninin yükselmesine yardımcı olma
- Öğretim, eğitim görme ve çalışma
- Aile ve sosyal yaşam kurma
- Ayırımcı tedaviden korunma

yönündeki haklarının korunmasına ve söz konusu hakların kullanılmasının Önündeki engellerin aşılmasına fırsat verecektir.

ÖZÜRLÜLÜK SOSYAL MODELİ

Özürlülük Hakları Hareketinin ivme kazanmasıyla özürlülüğün yapısal kaynakları daha fazla tartışılmaya başlanmıştır. Artık özürlülüğün bireyin 'özür durumu'ndan çok toplumun koyduğu engellerden kaynaklandığı, bu engellerin özellikle ayırımcılık ve önyargıyla biçimlendiği görülmeye başlamıştır. Bu doğrultuda da sosyal model ortaya çıkmıştır. Sosyal modelin temel iddiası özürlülüğün, bireyler arasındaki fiziksel, zihinse vb farklılıkların bir yansıması olmaktan çok toplumdaki ayırımcılığın, önyargının ve dışlamanın bir ürünü olduğudur (5; 7; 8; 14; 18). Yine sosyal model özellikle özürlülük hareketi doğrultusunda özürlü bireylerin özürlülüğü olmayanların oluşturduğu bir dünyada ciddi bir 'sindirmeye' hedef olduklarını ileri sürer. Bu doğrultuda özürlü bireylerin 'Özürlülük durumları’ çevre koşullarının bireyin durumuna ne denli uygun olduğuna bağlıdır. Başka bir deyişle çevresel, fiziksel, mekansal koşullar toplumsal tutumlarla birlikte bireyi özürlü kılmaktadır. Bu koşullar altında olumlu yönde tutum değişikliği yaratmak sorunları hafifletebilecektir.

Ancak değişim kendiliğinden olamaz. Ciddi politik düzenlemeler zorunludur. Dolayısıyla özürlü bireyi ve koşullarını daha fazla dikkate alan kapsamlı sosyal politikalar ve özürlülük politikaları değişim yaratmada ve hızlandırmada en temel araçlar arasında sayılabilir (8) . Politika belirleme boyutunda adımlar atarken ayırımcılığın aşılması yönündeki tedbirlere ayrıca önem verilmesi gerektiği de vurgulanmalıdır. Kuşkusuz açıkça ayırımcı tutumlar sergilenmeyebilir. Ancak özürlüleri ve onların sorunlarını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini görmezden gelmek ya da önemsememek de ayırımcılık kategorisinde değerlendirilebilir. Böylece özürlülerin gerçekten 'açınılacak' bir konuma sürüklenmelerine uygun ortam hazırlanmış olur.

Özürlülük hareketinin ürünü olarak ortaya çıkan sosyal model, özürlü bireylerin zihinsel ya da fiziksel durumlarından ötürü toplumla bütünleşmelerinin engellendiğini savunmaktadır. Bu engeller tekerlekli sandalyeyle çıkılamayacak basamaklar, yüksek kaldırımlar, duvarların yüksek kısımlarına monte edilen elektrik anahtarları gibi mekansal engeller olabileceği gibi özel alt sınıflar gibi eğitimsel nitelikli engeller de olabilir. Bunların yanı sıra depo niteliğindeki tedavi ve bakım kurumları da tıbbi engeller kategorisinde düşünülebilir.

Özürlülük Hareketinin oluşturduğu zemin üzerine inşa edilen sosyal model medikal modelin adeta anti tezidir. Light (18)'in da belirttiği gibi modelin oluşumu, 1983 yılında İngiliz Vic Finkelstein, Mike Oliver ve Colin Barnes ile ABD'li Gebren De Jong gibi kendileri de fiziksel özürlü olan akademisyenlerin öncülüğünde gerçekleşmiştir. Model hernekadar fiziksel özürlü bir grup akademisyen tarafından gerçekleştirilmiş olsa da kısa sürede tüm dünyada her özür grubundan insanı kapsamıştır. Özürlülük, sosyal model çerçevesinde 'bir bozukluğa veya noksanlığa sahip olmanın sosyal sonuçlan' olarak tanımlanmıştır (18). Bu açıdan bakıldığında sosyal model, medikal modelin 'özürlü bireyin yetersiz kabul edilmesi' yönündeki tezinden çok daha farklı bir tez ileri sürmektedir.

Sosyal model ile medikal model arasındaki temel bakış farklılığı, fiziksel özürlülük örneğinden hareketle şöyle özetlenebilir (13):

MEDİKAL MODEL
SORUN ÜZERİNDE ODAKLAŞMAKTADIR
- Kavanoz kapaklarını, kapıları açmakta zorlanan veya açamayan eller
- Uzun süre ayakta kalmakta zorluk çekme
- Binalardaki merdivenleri çıkmakta başarısız olma
-Yapamayacağını düşündükleri için insanların Özürlü bireye İş vermemeleri

SOSYAL MODEL
ÇÖZÜM ÜZERİNDE ODAKLAŞMAKTADIR
- İyi düşünerek dizayn edilmiş kavanoz kapakları, otomatik kapılar
- Kamuya ait yerlerde oturabilecek daha fazla sayıda koltuk
- Tüm binalarda rampa ve asansörler
- İnsanları 'sorun aramak' yerine özürlülerin 'yeteneklerini görmek' yönünde eğitmek

Medikal model, özürlü bireyi genel olarak tekerlekli sandalyeye ve eve mahkum, merdivenleri çıkamayan, yardıma ihtiyaç duyan, tedaviye ihtiyaç duyan, ellerini kullanamayan, yürüyemeyen veya göremeyen, doktora veya kurumsal bakıma ihtiyaç duyan insanlar olarak görür. Böyle gördüğü için de özürlü bireye genellikle şunları söyler (13):

- Sen acı çekiyorsun
- Sen bir 'sorun'sun
- Özürlülüğünün tedaviye ihtiyacı var
- Yaşamına ilişkin kararları veremezsin
- Profesyoneller tarafından bakılmaya ihtiyacın var
- Asla özrü olmayan birine eşit olamayacaksın.

Sosyal model, toplum sahnesinde oynanan 'oyun'da baş kahramanın özrü bulunmayanlar olmasına karşı çıkar. Modele göre oyunun kahramanları özürlü veya özürsüz olabilir. Ancak sosyal model şuna da dikkat çeker: Filmlerde 'esas kahraman'lar bugüne dek hep 'sağlıklı1, 'özrü olmayanlar' olmuştur, özürlüler genellikle ya kötü rollerde (şeytan, büyücü, vb) ya da acınacak durumda öne çıkmışlardır. Gerçek yaşamda da beyaz perdedekine benzer bir durum söz konusudur. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi toplumsal yaşamda genel olarak medikal modelin izleri görülebilmektedir. Başka bir deyişle 'farklılık' ya da 'noksanlık'tan hareket edilmektedir.

Sonuç olarak, medikal model özürlülüğe 'ayırım', 'farklılık' ekseninde bakarken sosyal model 'bütünleşme', 'kaynaşma' ekseninde bakmaktadır.

SONUÇ
Medikal modelin tersine, sosyal model, özürlü bireyin kendisinin değil toplumda ona dayatılan engellerin sorun oluşturduğunu ileri sürmektedir. Gerçekten de özürlü bireyler, olumsuz toplumsal tutumlar, istihdam koşullarının yetersizliği, işsizlik, yoksulluk ve düşük gelir, özürlüleri dikkate almayan yapılaşma (iyi dizayn edilmemiş binalar, vb.), kaynaşmış değil ayrışmış eğitim sistemi, fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet gibi çok çeşitli ve çok boyutlu sorunlarla karşı karşıyadırlar. Sosyal hizmet uzmanları bu sorunlar karşısında örgütlü davranabilme ve özürlüyle beraber düşünebilme becerisine sahip olmalıdırlar. Sosyal model aracılığıyla toplumun özürlü bireyi daha da kısıtlamasının, sindirmesinin ve engellemesinin önlenmesinde etkili olabilirler. Böylece özürlülerin toplumla gerçek anlamda bütünleşmeleri için uygun zemin hazırlanmış olacaktır.

Doç. Dr. Çiğdem ARIKAN
Hacettepe Üniversitesi
Sosyal Hizmetler Yüksekokulu
Öğretim Üyesi

Makalenin tamamı: www.engelliler.biz/SosyalBakis/smcoy_cigdem_arikan.htm

andante

08.08-2006, 20:17
Sevgili oturanboğacımmmmmmmm :D


Rasgele bir özellik değil ki bunlar.
Şurada eşcinsellik/yaşlılık/hamilelik nasıl kapsama alanı içine koyulabilir ve 'engelli' olarak tanımlanabilir ki?: " Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek..."

Yine bu tanımlamadan yola çıkarsak yaşlılık bu tanımın içine cuk diye oturuyor.

Herşeyden önce sonradan meydana geliyor.( Madde 1 )

Sonradan meydena gelen bir sürü hastalığı içinde barındırıyor ( Madde 2 )

Vucunda görsel bozukluklar olmuyor diyemezsin.Hangi yaşlı gençliğindeki gibidir ?

Görsel olarak bedeninde bir sürü bozukluklar ortaya çıkabiliyor.

İşlevsel olarak eskiden yaptığı yada artık normal olarak görülen gençlerin yaptığı hiç bir işi yapamıyor.

Ruhsal olarak gençliğinde o kişi asla değil. Yaşadığı gelgitler oldukça fazla.

Ve hani sakatlara yılda bir düzenlenen sakatlar haftası gibi bir çalışmamız var ya, aynısını onlara bayramlarda uyguluyoruz. Hatırladığımız zamanlar sadece bayramlar. Yaşlılar günü de var bu arada haberinizi olsun. :D

Artık eskisi gibi olmadığından kendi çocukları tarafından bile terk edilerek ölümü bekledikleri yerler var. Tam anlamıyla bazı yaşlıların büyük çoğunluğu bir kenara bırakılmış ve insan gibi değerlendirilmemekte artık hem aileleri, hemde toplum tarafından... yine vs. vs....

Gerçekten yaşlılara yaşengelli tanımı yapılmalıdır. Şaka yapmıyorum çok ciddiyim. İşin ilk başında bende kendime bu anlamda güldüm ama engellilik bu kadar tartışılacak bir olguysa bu tanımın içinde olmayı en çok hak eden gurup yaşlılar diye düşünmekteyim artık.

Diğer saydığın hamilelik, içinde buna benzer şeyler inan üretirim ama yaşlılar kadar etkileyici bir şey ortaya çıkmaz . Ancak hamilelikte sonradan meydan gelen işlevsel, ruhsal,görsel farklılık yaşanabilen bir olgudır, valla kendimden biliyorum. Ben bir anneyim çünkü. Bunu sıradan bulma sakın. Bir dünya mucizesidir, sadece mutlu sonla biten bir engelliliktir.

Eşcinseller ise yaşlılardan sonra bu engelli kavramına bu tanım gereği kesinlikle uyan özellikler gösteririr.

Doğuştan yada sonradan, kısacası farkındadır önceleri yada farkında değildir,bir süre sonra kendi cinslerinden farklı biri olduğunun gerçeğini yaşar.

Fiziksel olarak bir cinsiyetin aynısını yaşarken o kendi bedenini farklı bir cinsiyetin gölgesinde hisseder.

Doğal olarak toplumda bunun gibi farklılıkların yaratacağı duygu ve düşünceyi bildiğinden , kendisiyle ilgili soruları önce kendisine sorduğundan düştüğü ruhsal bunalım bana göre oldukça zor bir dönemi içinde barındırmalı.

Ve bu özelliğinden dolayı toplum tarafından nasıl karşılanacağını bildiğinden toplumun büyük bir kısmını oluşturanların dışında bir cinsellik eylemiyle fiziksel bir farklılık yaşar.

Ha dersen ki bana, artık günümüzde eş cinsellere farklı bakmamız lazım. Onlar bu toplumda farklı bir sınıf oluşturuyor. Hatta eşcinsellik bir ayrıcılıktır. Yüzyıllardan beri taa antik Yunan ve Roma da eşcinsellik kutsanmıştuır ..... tamam derim o zaman onlar engelli değildir ben engelliyim kardeş bu anlamda. Çünkü bu normalliğin karşısında bir anormal olmalı ki ben gönüllü anaormalliğe soyunurum hiç çekinmeden.

OturanBoğa

08.08-2006, 20:47
Oooo öyle zorlamayla, dünya üzerinde engellenmemiş kimse yok ki!
Keza aynı zorlamayla, Özürlüler Kanun'Ndaki 'özürlü' tanımını da herkese uydurabilirsiniz: "Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi,"

Bence o kadar kasmamak lazım :)

Baben

08.08-2006, 21:14
Yaşlılık konusunda, andanteye katılıyorum ben de..:(

Şimdi anımsayamadığım bir tarışmada meoipus, ABD'de mimari düzenlemelerin engelliler baz alınarak değil, yaşlılara göre yapıldığı, böylece engellilerin de rencide edilmediği mealinde bir şeyler yazmıştı. Doğrusu da bu bence.. ;)

Buradan yola çıkarak; yaşlıları da bir engelli grubu içinde görebilmek pekala mümkün!

Diğerleri için no comment. ;)

andante

08.08-2006, 22:11
Oh be nihayetttttttttt,


Oooo öyle zorlamayla, dünya üzerinde engellenmemiş kimse yok ki!

Ben ne diyorum zaten sevgili oturanboğacım? Engelli kelimesi ilginç bir kelime, ve dünyada tüm insanlar bir anlamda engellidir.

Ve bu kelimenin yapısındaki anlam zaten bunu bu hale getiriyor. Vefa çok haklı, engelli kelimesi ne adına olursa olsun bir durumu belirten sıfat niteliğinde de ondan.

Bu arada sevgili dost baben yaşengelliği benimle paylaşan ilk dost olarak sana teşekkür ediyorum. Bu da engel gurubuna dahil olduğu zaman bir düşüncem iki kez kanıtlanmış olacak.

Tüm insanlar engellidir.

Nasıl olsa yaşlanacağımızdan hiç bir engelimiz olmasa dahi yaşengeline takılacağız. Seni seviyorum. :D :D :D

KanatlıTırtıl

09.08-2006, 09:18
Yıllarca Bilgisayar programcılığı yaptım.
Dolayısıyla konuları analiz ederken parçalara bölüyoruım.
Bütünde sağlıklı çalışıp çalışmadığına bakıyorum.
Mantıkla gidiyorum...En önce ve genellikle sadece mantıkla tartıyorum.


Ben bir modeli savunmuyorum. Dolayısıyla diğer modeli körü körüne karşıma almıyorum.

....... * * * ........


Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi.

:) Her şey bir yana.. Da bu ruhsal farklılıkları nasıl tespit edeceksiniz?

Ruh nedir?
Ruh nasıl tespit edilir, ölçülür?
Ruhsal fark nedir?
Evrende gelmiş geçmiş ruhlar içinde, Aynı olan iki ruh var mıdır? (ruh ikizi geyiği yapmayın)

Ruhsal farkı öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi... ne yapabilir ki?

......... * * * ...........

... öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi...

Üstteki tanımdaki gibi,
Toplum/Yönetim e rağmen değil..
Toplum/Yönetim ile beraber çözüme gitmeliyiz.

Üstteki tanıma göre, sakat kişi, Toplum/Yönetim e karşı durmak için, mücadele için... Toplum/Yönetim in kullandığı Bağımsız Değişkenleri (argüman) kullanmalıdır. Bu Bağımsız Değişken de Siyasettir.

Dolayısıyla sonuç olarak, daha evvel de yazdığım ve tanım sahibince de kabul edildiği gibi bu tanım (engelli hareketine atıfta bulunan) siyasi bir tanımdır.

......... * * * ........


Medikal model, özürlü bireyi genel olarak tekerlekli sandalyeye ve eve mahkum, merdivenleri çıkamayan, yardıma ihtiyaç duyan, tedaviye ihtiyaç duyan, ellerini kullanamayan, yürüyemeyen veya göremeyen, doktora veya kurumsal bakıma ihtiyaç duyan insanlar olarak görür. Böyle gördüğü için de özürlü bireye genellikle şunları söyler (13):

- Sen acı çekiyorsun
- Sen bir 'sorun'sun
- Özürlülüğünün tedaviye ihtiyacı var
- Yaşamına ilişkin kararları veremezsin
- Profesyoneller tarafından bakılmaya ihtiyacın var
- Asla özrü olmayan birine eşit olamayacaksın.


Yukarıda alıntı yaptığım makalede Sn.Doç. Dr. Çiğdem ARIKAN malesef tespitlerini taraflı, önyargılı, yönlendirici biçimde yapmıştır. Kırmızıyla işaretlenen örnek maddeler bilimsel değildir. İzafidir.

Üstelik Doç. Dr. Çiğdem ARIKAN bu makalede ÖZÜRLÜ terimini kullanmıştır. Yani bu makaleden çıkıp engelli terimi için tanımı yapıldığında, yine özürlü=engelli=sakat olacaktır.. Ki zaten öyledir.

Alper Abinin dediği ve tüm tanımlarda belirtildiği gibi, engellilik tıbbi nedenli bir durumdur. Ve bunun -genellikle olumsuz sosyal sonuçları- meydana gelir. Bu sonuçlardan tabii ki "her zaman" engelli birey sorumlu tutulamaz. Nadiren de olsa (aslında pek de nadir değil, çünkü engelli/sakat/özürlü deyince akla şıp diye gelen dilenci modelinden bizzat bireyler sorumludur) birey kendini geliştirme adına bir çabada bulunmadığı için sorumludur.

Toplum-Yönetim le beraber, çeşitli alanlarda çalışarak çözüm bulunmalıdır.

:)

OturanBoğa

09.08-2006, 11:58
"ruhsal" sözünün geçmediği hiç bir sakat/engelli/özürlü tanımı yoktur. Üstte de alıntıladığım üzere Özürlüler Kanunu da buna dahildir...

Elbette "Toplum/Yönetim e rağmen değil". Toplumda/yönetimde engel koyan/engel kaldırmayanlara karşı/onlara rağmen, toplumdaki tüm duyarlı kişilerle beraber...

Dünya üzerinde Medikal Modeli benimseyen insan hala var mı, bilmiyorum doğrusu. Hele akademik açıdan benimseyen, hiç okumadım. Tabii son 30-40 yıldan bahsediyorum. Ondan önce Hitler gibi üstün ve kusursuz abiler sorunlu/sağlıksız/sakat canlılar hakkında gereğini yapıyordu çok şükür.

Pegasus

09.08-2006, 13:01
Yazıyı okudum. Ancak medikal modelin algılama şeklini kabul edebilsem de bu algılamanın akabinde medikal modele yüklenen tutumun tam da böyle olmayabileceğini düşünüyorum. Doğrusu hitlervari bir yaklaşımla medikal bakışın özdeşleştirilmesi biraz indirgemeci geldi bana. Çünkü medikal bakışta sosyal bakışta az olan bir gerçekçilik var gibi.

Nedense sosyal modelin söylemi çok daha kabul edilebilir görünsede engelliliği salt sosyal rollerle açıklaması eksik yanını oluşturuyor gibi. Medikal model de eğer kendisine bu yazıda atfedilen sosyal duyarsızlığa sahipse benzer bir eksikliğe sahip.

Ben nedense bu ikisini arasında bir yerlerde oturacak bir yerler olması gerektiğini düşünüyorum. Bu oturacak yerin nasıl olması gerektiği, sınırların nereden çizileceği hakkında bir fikrim yok. Sadece böyle hissediyorum.

KanatlıTırtıl

09.08-2006, 13:06
Lütfen uç noktalara yönlendirmeyin. :) Banane Hitler den ya. Model kavramını ben atmadım ortaya.



Elbette "Toplum/Yönetim e rağmen değil". Toplumda/yönetimde engel koyan/engel kaldırmayanlara karşı/onlara rağmen, toplumdaki tüm duyarlı kişilerle beraber...


O halde yapılan "engellenmişlik" tanımının değişmesi şart. Zira o tanımda her koşulda -öne sürülmek- ifade ediliyor ve her koşulda özne toplum/yönetim oluyor.

OturanBoğa

09.08-2006, 14:39
İki bakış arasındaki en temel fark kanımca şu: Medikal model en öne sakatlığı koyuyor, onu sorunsallaştırıyor (ve dolayısıyla onu düzeltmeye çalışıyor), Sosyal Model ise sakatlık halini ikinci plana atıp, en öne engellenmişliği getiriyor, bunu sorunsallaştırıyor (ve dolayısıyla onu düzeltmeye çalışıyor).
En iyimser bakışla bir öncelik tercihi yani.
Bülent deyince insanların aklına hastalık mı gelsin, yoksa tekerlekli sandalyesiyle merdivenin dibinde engellenen biri mi? Hastalık gelirse, sorun Bülent'tedir, Allah selamet versin... Diğeri gelirse, o merdivenlerin Bülent'e uygun yapılması için birilerine işaret edilir, sorumluluk yüklenir.

Şöyle bir örnek vereyim: İnternette arama motorlarını (google, yahoo vs.) hepimiz kullanırız. Yerli arama motorlarının neredeyse tamamına yakınında sakat/engelli ile ilgili siteler Tıp ya da Kişisel Siteler üst başlığının altında dizinlenirler. Yani Türkçe düşünen birinin aklına sakat/engelli dendiğinde ilk olarak sağlık sorunları gelir. Oysa ne ben hastayım ne de Vefa! :)
Yabancı dildeki arama motorlarında ise sakat/engelli ile ilgili siteler Toplumlsal/Sosyal Gruplar üst başlığının altında dizinlenir! Çünkü orada önemli olan sakatlığın tıbbi yanı değil, sakatlık öne sürülerek engellenmek/kısıtlanmak/göz ardı edilmektir. Sorun budur ve sakatlar bu sorunu yaratanlara kaşı mücadele ederler... olmayan ayağına karşı değil! :)

İşte ben de bu misal, engelli tanımını yaparken engellenmişliğe özellikle vurgu yapılmasından, hatta insanların gözüne gözüne sokulmasından yanayım :)


Not: Türkçe arama motorlarına 3-4 yıldır mesaj yazar ve engellilerle ilgili sitelerin TIP üst başlığından değil, Toplum/sosyal üst başlığından yayınlanmasını isterim. Bazısı kabul etti, bazsından ses çıkmadı...