Sayfa 9 / 17 İlkİlk ... 5678910111213 ... SonSon
Toplam 246 mesajın 121-135 arasındakiler

Konu: Sırdaş...

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #121
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Haddinizi Bilin!

    Yabancı ülkelerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin içişlerine karışmasına müsaade etmeyiz!


    18 Haziran 2013 09:30

    Taksim Gezi Parkı ile başlayan olaylar, Uluslararası güçlerin devreye girmesi ile başka bir minvale kaydı. Biz, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan'ı eleştiririz de, överiz de. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti'nin içişlerine hiçbir yabancı ülkeyi de karıştırmayız.

    Hele sabıkalı ülkelerin açıklama yapmalarına tahammül bile etmeyiz.

    Angela Merkel: "Taksim'deki görüntüler korkunç" demiş.

    Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'deki gösterilere yapılan müdahale karşısında şoke olduğunu söylemiş.

    Bayan Merkel, Almanya'da canlı canlı yaktığınız Türklerden de mi korkunç bu olaylar? http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2343

    Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth'un Taksim'de işi ne?

    İşte Almanları bile kızdıran Açıklamalar:

    - Florian Ledderbogge: Polisin müdahale edeceğini bilmesine rağmen orada durması bir hesap mı gözetti yoksa aptal mı sorusunu akla getirir.

    - Udo Frohnapfel: Gezi'ye gerek yoktu. 01.06.2013'de Frankfurt Blockupy'da neredeydiniz. Polis orada da şiddet gösterdi. Neredeydiniz sayın Roth.

    -- Franz Kassekert: Neden Roth Alman askerlerini Afganistan'a savaşa gönderiyor peki? Roth hep çelişkili konuşuyor.

    - Mirco Cramer: Dua etsin ajan muamelesi görmedi.

    -- Volker Heinrichs: Roth bana da tek bunu cevapla. Seni kim görevlendirdi ve kimden para alıyorsun?

    Herkes haddini bilmeli. Kendi ülkesine bakmalı. Bu bizim iç meselemiz. Bizim Başbakanımızı biz eleştiririz, siz değil!

    Devletimiz de Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir noktasında, bu yabancıların ellerini kollarını sallayarak açıklama yapmalarına izin vermemelidir!


    Haddinizi Bilin! / ON ALTI YILDIZ

  2. #122
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    ANT Kitabı-1

    Oktan Keleş'in ANT Kitabı

    İlk defa açıklanan yeni bilgiler/sırlar... ANT Kitabı bugün başladı. Kitapta şimdiye kadar cevabı verilemeyen; Domuz eti niçin haramdır, insanın yaradılışı, safhaları, Adem (as)'ın çocukları meselesi ve neslin devamı, Subhanallah Sırrı, Abdest ve gusul'ün sırrı gibi sorular Ayet ve Hadislerle cevap buluyor. On Altı Yıldız okuyucuları yeni tefekkür dersleri ile kendilerini inşallah yenileyeceklerdir.

    BERAAT KANDİLİNİZ DE MÜBAREK OLSUN

    Kitabı Okumak için: http://medya.onaltiyildiz.com/ant-b01/

    Kitabı "tam ekran" yaptıktan sonra, sağdaki kutulardan "sonraki" sayfasından ileryebilirsiniz.

    Müzik işareti olan linklere de tıklayarak, konuyla ilgili müzikleri dinleyebilirseniz.

    Not: Kitabın müziklerinin, görsellerinin ve yazılarının, yazarın yazılı izni olmadıkça kullanılması, film, belgesel, kitap vb. yapılması yasaktır.

    ANT Kitabı-1 / ON ALTI YILDIZ



  3. #123
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    VİDEOLAR / ON ALTI YILDIZ

    Oktan Keleş Hocamızın videoya çekilen tv programları ve kendi sohbetlerini içeren videolarından birbirinden değerli bilgiler öğrenebilirsiniz.

    Hocamızdan Allah razı olsun, ilminden yararlanmayı nasip eylesin...amin...

  4. #124
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Dostlarımıza Sahip Çıkalım!

    Yazın güneşi oldukça yakıcı. İnsanların; kliması, vantilatörü, suyu, şemsiyesi, gölgeliği var. Ya hayvanların?

    Bu sıcak yaz aylarında; balkonlara, pencere kenarlarına, sokaklara bir kap su koyalım, kontrol edelim bakın hayatımızda neler değişecek? Kuşlara, kedilere, köpek ve diğer hayvanlara şemsiye olalım bu faaliyetimizle.

    Onaltıyıldız gönüldaşları her arkadaşını uyarsın, haydi kahraman onaltıyıldız gönüldaşları, bizlere emanet edilen hayvanlara su kabı alışkanlığını etrafımıza yayalım.

    Allaha emanet olun.

    Sevgi ve saygılarımla.

    Oktan Keleş

    Dostlarımıza Sahip Çıkalım! / ON ALTI YILDIZ

  5. #125
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Avatar 2045 ve C Planı


    Dmitry Itskov ve Avatar

    Dmitry Itskov, Rus asıllı bir dolar milyarderi. İş hayatındaki başarılarından daha çok, 2045 yılında, insanlığa ölümsüzlüğü vaat eden bir proje kapsamında medyada yer buldu. Bu proje kendi içinde beş aşamadan oluşuyor. Son aşamada ise tamamen insan benzeri bir sentetik bedene, insanın aklının/zihninin/şuurunun kopyalanması ile son buluyor. Bu sentetik bedenin, insanın zihnine/kendine/şuuruna, ev sahipliği yapacağı ve böylelikle insanın ölümsüzleştirileceği iddia ediliyor.

    Dmitry Itskov, bu amacını hayalden gerçeğe dönüştürmek için, 2045 adını verdiği bir organizasyon kurdu. 2013 yılı 15-16 Haziran tarihlerinde 2045 Vakfı, New York’ta bir kongre düzenliyor. Kongre’de beş aşamadan oluşan planın, ilk aşamasının tamamlandığı iddiası ortaya konulacak. İlk aşama, tamamen insan benzeri mimik ve reflekslere sahip, robotik bir yüz simülasyonu yapmak olarak özetlenebilir. Dmitry Itskov’un, bu işi başarırken kullandığı taşeron ise yine aynı kongredeki konuşmacılar arasında yer alan David Hanson.

    Planın ilk aşamasına Avatar -A ismi verildi. Avatar – B, C, D, E versiyonları ise 2045’e kadar gerçekleşmesi umulan aşamalar. Bu aşamalar “tele-presence” denilen ve insanın bir çeşit uzaktan kumanda sistemini kullanarak, sinir sistemine bağlı bir robotu kontrol etmesi ve bir nevi sentetik robotik bedenini uzaktan algılamasını ve yönetmesini içeriyor. Son aşamada ise, insanın biyolojik bedenini tamamen terk edip zihnini robotik bedene aktarması (mind uploading) amaçlanıyor. Özetle: Bu dünyadaki kalbinizi ve Allah vergisi bedeninizi alıp size teknolojik bir cihaz vermeyi amaçlıyorlar. İnanılması gerçekten çok zor olan bu iddianın, bazı yan ve yardımcı tezlerle payandalandırılması gerekiyor.

    Uzakdoğu, yani metafizik sapkınların ve her türlü batıl inanışın rahatlıkla hayat bulduğu bu coğrafya, tamamen materyalist olan fikirler için her zaman mistik, metafizik sos üretimini sağlıyor. 2045 Vakfı, bu imkândan da faydalanmak adına düzenlediği kongrede, bu coğrafyadan gelen konuşmacılara da geniş yer veriyor. Bu konuşmacılardan biri olan “Pilot Baba” gerçekten tam uçuşa geçiyor ve: “İnsan ruhu başka bir bedene, hatta teknolojik bir bedene transfer olabilir. Biz böyle bir şeye reenkarnasyon olarak inanıyoruz. Bu sefer de transfer olunacak beden neden teknolojik olmasın” diyor. Japon kökenli bir fütürist olan Michio Kaku ise “biz zaten eşyanın da ruhu olduğunu düşünüyoruz” diyerek, değirmene su taşıyanlar arasındaydı. Dalai Lama ise daha da ileri giderek, Avatar 2045 projesini kutsamıştı. Sonuçta, milyonlarca tanrıya tapılan ve eşyanın kendisinin de panteistik bir şekilde tanrılaştığı kültürlerin evlatları, bu tür inanç sapmalarını yeni tanrıları olarak alkışlayabilirler. Bahsi geçen sebeplerin doğal sonucu olarak, akla Araştırmacı Yazar Oktan Keleş’in yazdığı “C Planı” geliyor. Bu plan, Uzakdoğu ile ilgili çok önemli ve erken öngörüler içeriyordu.


    Avatar ve C Planı

    Oktan Keleş, C Planı hakkında kitabında aşağıda geçen pasajı aktarıyordu:

    Yeni Dünya Düzencileri “C PLANI’NI” devreye sokacaklardır.

    Rusya yeniden bir kutup seçilmeli.

    Dünya iki kutuplu olmalı.

    Daha sonra Rusya, AB, ABD ve küresel güçler birleşip Tanrı ve Tanrısızlar Savaşı’nı tetiklemektir.

    Burada Tanrılılar kutbunda Hıristiyan, Musevi ve Müslümanlar; Tanrısızlar kutbunda ise Çin ve Hindistan yer alacaktır.

    Müslümanlara bu davada ileri uç askerlik yaptırılacak ve bu savaşta Hıristiyanlar ve Museviler egemenliklerini kurup İslam’ı da böylelikle eritmek -sözde- isteyeceklerdir.


    Kod: Tanrı öldü.

    Büyük Orta Doğu projesi Tanrılılar arası savaşı;

    C Planı Tanrısızlarla Tanrılılar arası savaşı temsil ediyor.

    Şimdiden uyanık olmak, bu doktrini iyi algılamak gerekir.”

    2045 Vakfı’nın, kendini kurumsal açıdan, yukarıda geçen plana göre konumlandırdığı hissediliyor. Rusya, uzun zamandan beri ileri teknolojiler adına öncü hamleler yapamaz iken, yeni devrin şartlarına da uygun olarak liberal görünümlü –bir dolar milyarderinin şahsi tasarrufunda gibi görünen- Avatar 2045 Projesi ile en ileri teknolojiler ile bağlantısını ortaya koydu. Singularity Perspektifinden bakılırsa, şimdiden iki kutuptan biri oldu. Diğer yandan Uzakdoğu ile kendini aşılarken, singulariteryen fikirler adına metafizik kanattan devşirmeler de yapıyor. Dalai Lama, Pilot Baba gibi isimler ilk ve öncü olmalarının haricinde, kendi cenahları adına bir propaganda aracı konumundalar. Dalai Lama, konuşurken sadece kendi inancını tahrip etmiyor, “din” , “inanç” gibi çok genel kelimeler/kavramlar çerçevesinde tüm inançlar adına teslimiyet bayrağını çekmeye çalışıyor. Bu yönüyle de özellikle Hindistan’ın uzun vadede ters köşeden, yani metafizik cenahtan bir taraf olacağını öngörmek zor değil.

    Çin’in AGI (Yapay Genel Zekâ) araştırmalarına her yıl artan katkısını da hesaba kattığımızda, C Planı’ndaki bir diğer parçaya daha ulaşmış oluyoruz. Özellikle Ben Goertzel ve Hugo De Garis gibi bazı AGİ araştırmacıları için Çin’in şimdiden ikinci bir vatan hükmüne geçtiğini söyleyebiliriz.

    Sonuç olarak: C Planı’nın sahipleri ile Singularity ve Avatar Projelerinin sahiplerinin aynı kişiler olduğunu düşünmek adına çok sayıda nesnel sebebe sahibiz.


    Avatar’ın Manası

    Avatar kelime olarak Sanskritçe kökenli ve manası ise: “Düşmüş Tanrı”. Daha çok düşmek yerine “inme” tabiri de tercih edilebilir. Aynı zamanda bu kelime, Vishnu isimli tanrının geri dönüşleri ve reenkarnasyonu için de kullanılıyor. Bu yönüyle bir nevi mesih inancını da andırıyor. Yani kelimede, bakış açısına göre yüksekten inmenin travmasını görmek de; mesih’üd deccal’in (yalancı mesih/deccal) kokusunu almak da mümkün.

    Şeytan, mutlaka insanı kendi düşüşüne de ortak etmek istiyor. Kendi bedenini külliyen reddetme fikri de, içinde böyle bir düşüşü/isyanı barındırıyor. Yani ahsen-i takvim’de yaratılan insanın, kendi ruhu için seçilen libası, bir Avatar için terk etme hikayesi aynı zamanda bir isyana/düşüşe azmettirme hikayesidir. “Avatar” kelimesinin manası ve 2045 organizasyonunun, bu kelimenin kökeni olan bölge ülkeleri ve inaçları ile ilişkileri bu açıdan kayda değer bir veri teşkil ediyor.

    Aşağıda inme/düşme hadisesi ve travmatik etkisi ile ilgili ayetler bulunuyor:

    Biz de: “Haydi, dedik, birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin! Siz orada belirli bir süre ikamet edip yararlanacaksınız.” (Bakara Suresi 36.Ayet)

    “Çabuk in oradan! ” buyurdu Allah, “Öyle orada kurulup da büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çabuk çık, çünkü sen alçağın tekisin! (Araf Suresi 13. Ayet)


    İnsan Olarak Doğmak Avatar Olarak Ölmek

    Adem (as) da düşmüştür ancak tevbe kapısından geçen ve Şeytan’ın girmediği bir yol ile yükseklerin en yükseğine uçan bir rampa olmuştur bu düşüş. Dolayısıyla Şeytan için önemli bir amaç da insana tevbe kapısını kapatmaktır. Bu amaç ise ancak insanın Rabbi ile irtibatı olan kalbini yok etmekten, insana, muhatab-ı Rahman vasfını kaybettirmekten geçer. Avatar projesi aynı zamanda insanı, insanlığından, kalbinden, tevbe kapısından vazgeçirme projesidir; “kalpsiz insan” projesidir. İnsanı, Avatar’a çevirmek belki geri dönüşü (tevbesi) olmayan bir düşüş içindir; Şeytan’ın çıkamadığı insanlık ufkundan, insanı alıp kendisi ile sonsuz bir düşüşe sürüklemesi içindir.

    C Planı, Avatar Projesi ile birleşince, metafizik açıdan İnsanlık Tarihi’nin en büyük yıkım projesini dönüşüyor. Bizlere ise “her an” ve “her cephede” savaşa hazırlanmak düşüyor.


    Burak Sadık Ünal


    İlgili resimler için:

    Avatar 2045 ve C Planı - Her An - Dem bu demdir, dem bu dem…

    Avatar 2045 ve C Planı / ON ALTI YILDIZ

  6. #126
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Hindistan Uçak Gemisini Tanıttı

    C Planı'na adım adım...

    İlk yerli uçak gemisi Vikrantı tanıtan Hindistan bu alanda ender ülkeler arasındaki yerini aldı.


    Toplamda 260 metre uzunluğundaki geminin 2018 yılında donamaya dahil edilmesi bekleniyor.

    İlk etabı biten geminin tanıtımı sırasında konuşan Hindistan Savunma Bakanı Kurien Antony, ülkenin denizlerdeki savunma gücünü artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu dile getirdi:

    Denizlerdeki çıkarlarımızı korumak için yerli askeri kapasitemizi güçlendirmeye devam etmeliyiz.

    Hindistan uçak gemisi üreten ilk 6 ülke arasına girdi. Bölgesinde Çin'in askeri alandaki artan etkisine karşı rekabet edebilmek için savunmada yerli üretime ağırlık veren Hindistan geçen hafta da yerli malı ilk nükleer denizaltı reaktörünü faaliyete geçirdiğini duyurmuştu.


    *


    C PLANI


    Yeni Dünya Düzencileri “C PLANI'NI” devreye sokacaklardır.
    * Rusya yeniden bir kutup seçilmeli.

    * Dünya iki kutuplu olmalı. * Daha sonra Rusya, AB, ABD ve küresel güçler birleşip Tanrı ve Tanrısızlar Savaşı’nı tetiklemektir.

    * Burada Tanrılılar kutbunda Hıristiyan, Musevi ve Müslümanlar; Tanrısızlar kutbunda ise Çin ve Hindistan yer alacaktır.

    * Müslümanlara bu davada ileri uç askerlik yaptırılacak ve bu savaşta Hıristiyanlar ve Museviler egemenliklerini kurup İslam’ı da böylelikle eritmek -sözde- isteyeceklerdir.


    Kod: Tanrı öldü.


    Büyük Orta Doğu projesi
    Tanrılılar arası savaşı;

    C Planı
    Tanrısızlarla Tanrılılar arası savaşı temsil ediyor.(Oktan Keleş-2008)


    Hindistan Uçak Gemisini Tanıttı / ON ALTI YILDIZ

  7. #127
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Oktan Keleş’ten sürpriz:


    Oktan Keleş bundan böyle zaman zaman ‘Meczup Kelim’ tiplemesiyle karikatürleriyle de On Altı Yıldız’da.

    Meczup Kelim Amca, kel olmasına keldir de; yaşı yetmiş mi desem, yedi yüz mü desem, yoksa yedi mi bilemedim. Kimisi deli, kimisi evliya muamelesi yapar. Çoğunun görmediğini görür, duymadığını duyar, gözlük takar ama gözlüğün camları yoktur. Tezatları gösterir, düşündürür, güldürür. Bazen de kızdırır. Ama iyi niyetlidir. Eski kafadır. Televizyonu bile eski, siyah-beyaz.

    Kulağına çamaşır mandalı takar, küpe olsun diye. Çok bilmiştir haa. Kül yutmaz, yutturmaya kalkanlara; ‘sen onu benim kelime anlat!’ der eliyle kelini işaret eder. Deli demeye dilim varmıyor… Belki seversiniz Meczup Kelim’i.

    Oktan Keleş

    Oktan Keleş’ten Sürpriz: Meczup Kelim / ON ALTI YILDIZ

  8. #128
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Ant Kitabı'nın Yeni Bölümü:


    İkinci Bölüm: ANT - Bölüm 2 - Bir Meczubun Rüyası - 6

    Kitabı "tam ekran" yaptıktan sonra, sağdaki kutulardan "sonraki" sayfasından ileryebilirsiniz.

    Müzik işareti olan linklere de tıklayarak, konuyla ilgili müzikleri dinleyebilirseniz.


    Not: Kitabın müziklerinin, görsellerinin ve yazılarının, yazarın yazılı izni olmadıkça kullanılması, film, belgesel, kitap vb. yapılması yasaktır.


    ANT Kitabı-2 / ON ALTI YILDIZ

  9. #129
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Oktan Keleş, 14 Eylül Cumartesi saat 21.00'de Karadeniz Tv'de Sayın Namık Kemal Zeybek'in hazırlamış olduğu "Gönül Mimarları" programına konuk olarak katılacaklardır.


    Not: Programın kayıtları elimize ulaştığında Sitemizde de yayınlanacaktır.


    Oktan Keleş Karadeniz Tv'de / ON ALTI YILDIZ

  10. #130
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    MELEKLERİN HOCALARI


    - Onlar “Meleklerin hocaları.” Eşref-i mahlukât rütbelilerinin en üstünleri.


    - İlhami Abi dedim. İnsan meleğe nasıl hocalık yapabilir?

    Tepedeki sis zaman zaman dağılıyor, zaman zaman yoğunlaşıyordu. Öyle bir an oldu ki zirveyi daha net görebilmeye başlamıştık. O bölgede, insan olması muhtemel bir grup beyaz elbiseli varlık, koro halinde devamlı şu cümleyi sarf ediyordu:

    - Gel... Gel... Gel…


    - Bunlar kimdir Latif Baba diye sordum. Beyazlara bürünmüş bu insanlar kim?


    - Onlar mürşidlerdir evlat. Daha önce zirvelere çıkanlar. Oradan bütün insanlığı oraya davet eden tebliğciler.


    “Gel. Ne olursan gel.” Bu gel’ler Hz. Mevlâna’nın; aynı zamanda Şirâzi’ye de atfedilen hitabını anımsatmıştı bana. Bununla ilgili bir hatıra canlandı gözlerimin önünde:


    Eyüp’teyiz. İlhami Abi, Latif Baba ve ben Eyüp Sultan’dayız. Sohbet var. Konu mürşidler merkezliydi. Hz. Mevlâna’dan söz ediliyordu.

    Yine aynı davetten konuşuluyordu:


    Gel. Ne olursan gel.


    Bir adam da tevafuk olarak bulunduğumuz mekana gelmiş ve ortama katılmıştı. Sonradan öğrendiğime göre ilahiyatçıydı. Aniden söze karışmış ve İlhami Abi’ye dönerek şunları demişti:


    - Ne demek “Gel. Ne olursan gel. İster kafir, ister putperest”? Olur mu böyle bütün insanlığa? Bu kapının bir kuralı yok mu? Müslüman olursun gelirsin. Yoksa bu rahmet kapısına ne olursan ol nasıl gelirsin?


    İlhami Abi’nin cevabı kısa, öz ve netti:


    - Gel hitabı tüm insanlığa -ne olursa olsun- yapılan bir hitaptır. Aynı hitabı bizzat Allah yapmış:


    YA EYYÜHENNAS! “EY İNSANLAR!”


    Hiçbir veli, hele ki Mevlâna kendinden bir çağrıda bulunmaz, böyle hitap etmez. Onlar Allah’ın hitabıyla çağırırlar:


    “Ey insanlar!”
    tabiri “ne olursan ol” tabirini de içerir. Tüm insanları kuşatan bir tabirdir, bir çağrıdır.


    İşte sizin üzerinde durduğunuz söz, Allah’ın hitabının tefsiridir Hocam.


    Adam bu izah karşısında susmuştu. Daha sonra konu tarikat usullerine geldi. Adam aynı muhalif tarzda şöyle dedi:


    - Bu tarikat zikirleri de caiz mi? Ayakta, folklorik şekilde veya oturarak, ritimle, toplu hâlde?


    İlhami Abi Latif Baba’ya “Sen cevapla dercesine” baktı:


    Latif Baba yine aynı latifeli sesiyle ve tonton tavrıyla döndü:


    - Sen şu ayeti duymadın mı?


    “ONLAR AYAKTA DURURKEN, OTURURKEN, YANLARI ÜZERİNE YATARKEN ALLAH’I ZİKİR EDERLER.” Al-i İmran / 191


    Ne var bunda Kadirîler, Nakşîler, Mevlevîler vs.... kimi ayakta, kimi dönen döne, kimi oturarak zikir yapıyorsa? Sen dua et, daha yatarak yapanı çıkmadı. Allah’ın ruhsatına ters değil ki Hocam. Kur’an’a, Sünnet’e uyan Allah için yapılan bütün ritüeller caizdir.

    Efendimiz Hz. Muhammed (sav) kimi sahabelerde bazı âdetler, hâller görmüş ve onlara şöyle buyurmuş:


    - Bu yaptığınız Kur’an’a uyuyor, devam edin.


    Uymayanı uyarmış. Tasavvuf da aynı şekilde İslam’ın emirlerine, Kur’an’ın beyanına uyuyorsa, niye “bu ritüel Kur’an’da yok.” diye inkar edilir ki?.. Asıl olan, yaptığın şeyin Allah’ın buyruğuna uyup uymadığı.


    Yoksa, yaptığın şey tam mânâsıyla Kur’an’da yok diye Allah’a giden yolların önünü niye kesiyorsun ki? Önemli olan; ritüeller, prensipler Kur’an’a uyuyorsa, helalse Allah’a giden bir yoldur. Sen gitmiyorsan gideni engelleme Hocam.

    Bir gün bu konuyla ilgili bir soru sormuştum İlhami Abi’ye.


    - Mevlâna ve diğer bazı tasavvuf velileri bazı metotlar, ritüeller, yollar uygulamışlar. Bunu hangi ölçüye göre yapmışlardır? Örneğin

    Mevlevîlik’teki semâ ve bazı daha başka ritüeller…

    İlhami Abi de şöyle cevap vermişti:

    - Allah kuluna yollar yaratmış Âdem. Beyan etmiş:


    “Hadi kulum! Bu yollardan gel.” Bir de kullar bu yolları geçtikten sonra, kendileri Sevgiliye giden yollar aramış ve gitmişler. Yani o kul şöyle demiş:


    - Sevgilim bana Kendine varayım diye yolları göstermiş. Ama bir de ben sevgiliye giden yollar bulmalıyım ki, O’na giden yollarım çok olsun. Belki bu yollardan da geçenler, varanlar olur. Allah’a giden yollar mahlukâtın nefesleri sayısıncadır. Aslında benim bulduğum yollar da bunlardan biri.


    Bu işin ehli,


    “Sevgili görsün ki ben O’na ulaşmak için sadece O’nun gösterdiği yollardan gelerek kolaya kaçmıyorum. O’nun için, O’na ulaşmak için cefayla, kendim de meşakkat çekerek yollar arıyorum. Zira O’nun için çekilen her cefa ne güzeldir... Çünkü buna layıktır O sevgili.” der. Allah bir yol vermiş, göstermiş. Sen de Ona gitmek için bir yol bul. Nerdeyse, istiyoruz ki Sevgili ayağımıza gelsin.


    O gün İlhami Abi’nin söylediklerinden şunları anlayabilmiştim:

    Allah’ın nizamına ters olmadıkça, helal olan her ritüel uygulanabilir ve helal olan her yoldan da gidilebilir. Gitmek isteyen gitsin. Hatta kendi bu çerçeve içersinde yiğitse ve Sevgiliye düşkünse yol bulsun.

    Bundan başka çok önemli bir bilgi de edinmiştim o gün İlhami Abi’den.


    - Şeytan’ın bir doktrini de ahir zamanda şudur demişti:


    İslam’ı akademikleştirmek.


    Bakmış ki Allah’ın ayetleriyle baş edemiyor, o zaman onları akademikleştirerek belli bir metot ve yönteme sokarak belli kitlenin eline geçmesini sağlayacak ve böylelikle diğer bütün metotların; yani Allah’a giden yolların önünü kesecek.

    İstisnalar hariç, bazı ilahiyatçı profesörler akademikleşen İslamî bilgileri tek yol ve tek metot kabul ediyor; diğer yollara giden insanları kınıyor, yalanlıyor ve yollarını da inkar ediyordu. Tabii burada, “hiç mi doğruları yok?” diyenler olabilir. Tabii ki İslam İslam’dır.

    Akademik olarak da bilinse doğruları vardır tabii ki. Ama ekseri bu doğrular diğer doğruları inkar için kullanılıyordu. Sanki din sadece ilahiyatçı falanlara gelmişti de, otorite bu diplomalı akademisyenlerdi. Onlar medyalarda boy gösteriyordu.


    Ya diplomayı Allah’tan alanlar?


    Şeytan bu yolların nasıl da üzerine oturuyordu?

    “İBLİS DEDİ: AND İÇERİM Kİ, BEN DE ONLARI SAPTIRMAK İÇİN SENİN DOĞRU YOLUNUN ÜSTÜNE OTURACAĞIM.” Araf / 16

    Düşündüm de İblis yine Allah’ın malzemesiyle iş görüyordu. O’nun doğrusuyla yanıltmak, diğer doğruları yok etmek. İblis’in sevdiği şeydi,

    “Doğru ile doğruyu savaştırmak.”

    İnsanın burada aklına şu gelebilir: “Ya herkes kendine yol zannederek bir şey çıkarırsa?” Anlattığımız o değil ki anlayan kişiye.

    Kaide belli:

    Allah’ın nizamına ters olmadıkça, helal olan her ritüel uygulanabilir, helal olan her yoldan da gidilebilir.

    Gönül tepesine yürüyüşümüz devam ediyordu. Şimdi ise bulunduğumuz yerden bakış zaviyemize göre başka görüntüleri fark etmeye başlamıştım. O beyaz kıyafetli, “gel” hitabını yankılatan mürşidlerin üzerinde, nur ve ışık saçan başka insanlar görünüyordu. Ancak bu görüntü net değildi. Saçılan nur ve ışık hem kendilerini kamufle etmiş, hem de etrafı çepeçevre sarmıştı. Sesleri o kadar tatlıydı ki izah edemem, misal getiremem.

    İlhami Abi’ye sordum kim olduklarını.


    - Onlar “Meleklerin hocaları.” Eşref-i mahlukât rütbelilerinin en üstünleri.


    - İlhami Abi dedim. İnsan meleğe nasıl hocalık yapabilir?


    “ALLAH ÂDEM’E BÜTÜN İSİMLERİNİ ÖĞRETTİ. SONRA ONLARI ÖNCE MELEKLERE ARZ EDİP, EĞER SİZ SÖZÜNÜZDE SADIK İSENİZ ŞUNLARIN İSİMLERİNİ BANA BİLDİRİN DEDİ.” Bakara / 31


    MELEKLER, YA RAB! SENİ NOKSAN SIFATLARDAN TENZİH EDERİZ. SENİN BİZE ÖĞRETTİKLERİNDEN BAŞKA BİZİM BİLGİMİZ YOKTUR. ŞÜPHESİZ ALÎM VE HAKÎM OLAN ANCAK SENSİN DEDİLER.” Bakara / 32


    “BUNUN ÜZERİNE, EY ÂDEM EŞYANIN İSİMLERİNİ MELEKLERE ANLAT DEDİ.ÂDEM ONLARA İSİMLERİNİ ANLATTI.” Bakara/ 33


    İlhami Abi bu ayetleri sıraladıktan sonra şöyle devam etti:

    - Demek ki öyle insanlar, bu ayetlerden anlaşılacağı gibi, meleklere ta Âdem (as)’dan beri hocalık yaparlar.


    Meleklerin bilgisi şuydu yalnızca:


    Allah’ın noksan sıfatlarının olmayacağını Allah’ın verdiği müşahede izni ile biliyorlardı.


    Fakat detayı bilmiyorlardı. İşte bazı melekler sadece bu bilgi çerçevesinde insanlara hocalık yapar. Ancak Âdem’in hocası bizzat, tabiri caizse, Allah’tır. “Âdem’e isimlerini öğretti.” gereğince meleklere hocalık yaparak diplomayı alabilir.


    Ne mutlu bu diplomayı alma şerefine ulaşanlara dedim içimden. Bir ilahiyatçı profesör girdiği münakaşada, muhatabına kibirli bir tavırla şöyle diyordu:


    - İlk meali ben yaptım. Sen kimsin...


    İzlediğim kanaldaki bu hitaba şimdi de ben cevap veriyorum:


    - İlk meali sen yaptıysan ne olmuş? Mealini yapacak olduğun şu ilk ayeti de Allah indirdi. Senin hocan kim?


    “OKU! YARADAN RABBİNİN ADIYLA...”



    Oktan Keleş

    Melekler Ağlarken (sh 341-346)

    Meleklerin Hocaları / ON ALTI YILDIZ

  11. #131
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Oktan Keleş Karadeniz Tv'de / ON ALTI YILDIZ

    Oktan Keleş, gelen yoğun istekler üzerine 28 Eylül Cumartesi günü saat 21.00'de Karadeniz Tv'de Sayın Namık Kemal Zeybek'in hazırlamış olduğu "Gönül Mimarları" programına konuk olacaktır.

  12. #132
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Erol Elmas'ın Emir Yıldızdan-Deruni Türkiye romanı çıktı

    Pink Floyd'a karşı Barış Manço ve Kurtalan Ekspresi nasıl bir araya geldi? Dark Side Of The Moon'a karşı 2023-Kayaların Oğlu cevap olarak nasıl verildi?

    Kayaların Oğlu'nda ne anlatıyor? Ay'ın Karanlık Yüzü (Dark Side Of The Moon) operasyonu devam mı ediyor? Roger Waters bir mesajı mı yayıyor/taşıyor?

    Müzik savaşlarının perde arkası...

    Uçan Hastane’de neler yapıldı? Dr.De Bekay’ın görevi neydi? Çin neden bu uçan hastaneye el koydu? ORBİS'de kimlere operasyon yapıldı?
    CİA ORBİS'i operasyonlarında nasıl kullandı?

    Turgut Özal’ın mezarının açılışındaki esrarengiz iki kişi dört saat boyunca neler yaptı?

    Başbakana verilen ‘Cesaret Ödülü’nün orijinali nasıldı ve nasıl bir mesaj verilmek istendi?

    Konstantin’in mezarı nerede? Bizans altınları için kimler öldürüldü?

    Neden her depremde Fatih’in türbesi gündeme getiriliyor?

    Allianoi neden sular altında bırakıldı? Vatikan’ın Allianoi’deki amacı neydi?

    Teksas’a neden yeni özgürlük heykeli dikme istiyorlar? Kuru Kafa ve Kemikler örgütü nasıl devreye girdi?

    Türkiye’deki bazı madenler nasıl nükleer şemsiye vazifesi görüyor? Bunlar neden yok pahasına dışarıya satılıyor?

    Galata’daki kadim sülale nasıl yüzyıllardır varlığını sürdürüyor? Galata’nın bilinmeyenleri…

    Gıdaların insan üzerindeki etkileri neler? Neden kutuplarda antibiyotik savaşları yapılıyor?

    İstanbul’un işgali sırasında Mukaddes Emanetler nasıl korundu? Bu mücadelenin perde arkası…

    Hitler üzerinde yapılan tıbbî deneyler…Hitler lider olarak nasıl hazırlandı?

    Hz. Yahya’nın (as) kol ve kafatası kemikleri gerçekte kimin?

    Osmanlı, Papa’nın kolunu neden kesti? Vatikan yıllar sonra nasıl intikam aldı?

    Neden birçok ülke Stefan’ın Kılıcı’nın peşinde?

    Bu soruların cevabı bu kitapta…

    kitapyurdu: kitap - Emir Yıldızdan Deruni Türkiye - Erol Elmas, 148994366,

    Kitapevi: 0.212.526 99 41

    Molla Fenari Sokak No:28 Yıldızhan Cağaloğlu-İstanbul


    Emir Yıldızdan Çıktı! / ON ALTI YILDIZ

  13. #133
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Karadeniz Tv 4. Program / ON ALTI YILDIZ

    4.
    Program
    Tamamı

    Oktan Keleş, Karadeniz Tv'de Sayın Namık Kemal Zeybek'in hazırlamış olduğu "Gönül Mimarları" programına 5 Ekim 2013'te konuk olmuştu.

    http://www.youtube.com/watch?v=qUJuh2Ppv1Q

  14. #134
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati



    Karadeniz Tv 5. Program / ON ALTI YILDIZ

    5.
    Program

    Oktan Keleş, Karadeniz Tv'de Sayın Namık Kemal Zeybek'in hazırlamış olduğu "Gönül Mimarları" programına 12 Ekim 2013'te konuk olmuştu.

    http://www.youtube.com/watch?v=mBNiBcJU9gM
    http://youtu.be/lEUcELOJ9tU

  15. #135
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.437

    dostempati

    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    KURBAN

    Oktan Keleş cevabı verilmeyen soruları cevaplıyor...


    Oktan Keleş ANT Kitabı'nın bir bölümünde ANT Kitabı-1 / ON ALTI YILDIZ bahsini anlatmıştı.

    "Domuz niçin haramdır?" sorusunun cevabı. Oktan Keleş, "domuz eti niçin haramdır?" sorusunu ayetlerle açıklıyor.

    "Kurban niçin vaciptir?" sorusu da ANT kitabında cevaplanıyordu.

    Yaklaşan Kurban Bayramı nedeni ile kurban ile ilgili bölümü aşağıda veriyoruz.



    KURBAN


    İki kardeşin öyküsü bitmez. Büyümüşlerdi de, Allah onlardan ilk kurbanı istemişti. Hiç düşündün mü ki ey ahmak, “ilk” derken belki seni kandırdım. İlk insan Âdem ve eşi olduğuna göre, Allah, Âdem ve eşinden kurban istememiş miydi? İki kardeşten; Âdem’in iki oğlundan istenen kurban, Yüce kelamda şöyle ifade edilir:

    “Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Yemin olsun seni mutlaka öldüreceğim.” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder.” demişti.” Maide / 27

    Bak kelam ne diyor, düşün! İkisi kurban sunmuş. Allah birinin sunduğunu kabul etmiş, diğerinin sunduğunu kabul etmemiş. Allah rızası için kurban sunanlar bu ayeti düşünmezler mi? Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder. Acaba bugün ne kadar kurban ediliyor, var sen düşün.

    Ve yine düşün… “Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da” ibaresini düşün. Demek ki, kendiliklerinden sundukları bir kurban. Allah, “Bana kurban sunun!” dememiş. Ama hoş karşılamış ki, birininkini kabul etmiş. Bunun için vacip olmuş. Şimdi anladın mı, kurban neden vacip olmuş? Kendiliklerinden sunuş nafile başlangıcı olmuş. Allah’ın birini kabul etmesi, bu nafileyi vacip hale çevirmiş. Tıpkı bu ayetteki gibi:

    “…(Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar…” Hadid / 27

    Demek ki kullar, Allah rızasını kazanmak için bazen kendilerinden bir şeyler icat edip Allah’a sunuyorlar. Allah bazısını kabul ediyor, bazısını kabul etmiyor.

    Peki bilir misin sen, neden birinden kabul edilmiş de, diğerinden kabul edilmemiş? Alim ve Zalim, bu hadise gerçekleştiğinde çoluk çocuğa karışmışlardı. Ak sakallı, ak saçlı olmuştu Alim. Nasıl çocuk çoluğa karıştı, anlatacağız; hele dur, sabırsızlanma. Alim, Yaradan’ına sunacağı kurbanı, küçük bir kuzu iken yetiştirdi, besledi, büyüttü; emek verdi. Kuzu büyüdüğünde koç olmuştu. Süsledi. Çok seviyordu onu. Çok sevdiği dostunu, Allah’a kurban için ayırdı. Sabaha kadar kurbanına sarılarak öylece durdu.



    Onu sevdi. Çünkü sabahleyin, Yaradan’ına, Yaradan’ının rızası için verecekti. Alim’in kurban için beslediği koç, biliyor musun hangi koç? Hani, İbrahim (as)’e Cebrail getirmişti ya… Tanıdık geldi mi? Şimdi düşün… Allah, Alim’in koçunu kabul etmişti, ama kestirmemişti. Bir nişane olsun diye aynı koç, İbrahim’e inmişti. Bunun arasında nice sırlar var ama, sen hazır değilsin. Şimdi koç ne kadar zaman durmuş deme. Mağarada Kıtmir 300 sene durdu da, Allah koçunu bilmem nerede tutamaz mı?

    Zalim ne yapmıştı? Sabaha kadar horul horul uyumuştu. Sabah sunacağı kurban ne umurundaydı ne de aklındaydı. Sırf Alim’e denk düşsün diye sunacaktı. Ama neyi?

    Sabah olmuştu. Kurban sunma vaktine saatler kalmıştı. Baktı ki Alim koçunu kurban edecek, o da canlı bir şey kurban etmeliydi.



    Ama elinde öyle bir şey yoktu. Olanları ise, kendince ziyan etmek istemiyordu. Birden aklına bir şey geldi. Ve aklına geleni de gerçekleştirdi. Bir yaban domuzu avladı ve bunu Allah’a kurban olarak, kurban sunma saatinde getirdi. Emeksiz, lakayt… Sadece, sunmaksa sunmaktı gayesi. Bu sunuş Allah için değildi. Nefsi içindi. Şimdi anladın mı, neden domuz eti haramdır?

    “Allah size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı.” Bakara / 173

    “Allah size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı.” Nahl / 115

    “De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum.” Enam / 145


    Tıpkı, Zalim’in domuzu avlayıp, kanını akıtıp, leş şeklinde; Allah adına değil de nefsi adına sunduğu gibi.

    “Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı.” Maide / 3

    Domuz aynı zamanda et yiyen bir hayvandır. Her şeyi yer. Bağırsak sistemi geç çalıştığından yedikleri hormon olarak kendi etine eklenir. Dolayısı ile domuz vücudunda bir çok hayvanı barındırır.

    Zalim, kabul edilmeyen bu necis kurbanını nerede sunmuştu bilir misin? Hani, Şeytan yeryüzüne indiğinde iki heykel yapmıştı ya… Onların dibinde kurbanını sundu. Hani, ideal kadın heykeli vardı ya… Hani bir de ideal erkek heykeli vardı ya…

    “Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile “DİKİLİTAŞLAR” üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı.” Maide / 3

    Oktan Keleş'in ANT Kitabı'ndan alınmıştır.

    ANT - Bir Meczubun Rüyası 6


    Resimler için: Kurban / ON ALTI YILDIZ




Sayfa 9 / 17 İlkİlk ... 5678910111213 ... SonSon