1-4 Aralık 2016 tarihinde Engelsiz Yaşam Fuarı
Sayfa 6 / 17 İlkİlk ... 234567891016 ... SonSon
Toplam 245 mesajın 76-90 arasındakiler

Konu: Sırdaş...

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #76
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    HATAY SENDROMU

    CIA'nın Başkanı David Petraeus Türkiye'ye niye geldi? Hatay'a Dikkat! Yine İlk kez Oktan Keleş açıklıyor!


    Hatay’da, Hükümetin tüm gizleme çabalarına ve duygu sömürüsüne karşın ABD’nin planı deşifre olmuştur. Görüyorsunuz, onar onar şehit veriyoruz, Hükümet cenaze levazımatçısı ve mezarlıklar müdürlüğüne döndü.

    Ey Hüseyin Çelik, 2 Mehmet değil, bu sefer 10 Mehmet şehid oldu, yeter mi?

    Bu sitede defalarca yazdık: “Türk Milleti'ne savaş ilan edilmiştir” diye. Hükümetin müttefiki olanlar bu kana ortaktır. Her şehid cenazesinden sonra yine o bildik kuru nutuklar…Ey Hükümet, Millet bu kuru nutukları dinlemiyor artık, farkında değil misiniz?
    PKK terör örgütü kimliği ile dış güçlerin maşası olması yanında; ırkçı, Zerdüşt bir Kürt ordusudur. “Dağda 5 bin silahlı gerilla var” diyen Hükümet bunu sadece örgüt olarak açıklayamaz. 5 bin veya 10 bin kişilik bir kitle örgüt değildir, silahlı bir ordudur. Artık gerçekleri söyleyin bu millete! Turgut Özal’da; “üç beş çapulcu” demişti… Bu söylemler artık psikolojik savaş olmaktan çıktı, bu tip söylemler artık terk edilmelidir.

    Suriye özgür ordusu denilen kitle bin kişi ise, beş on bin kişilik PKK kitlesi nasıl örgüt olur? PKK’nın arkasında İran ve Suriye var diyenler; İsrail’i, ABD’yi, AB’yi, neden anlatmazlar. Bu ülkelerin (ABD, İsrail, AB) PKK’ya desteği olduğunu sağırlar bile biliyor. Yine bölgede, bir kısım Kürt halkı sabah evlerindeler, akşam ise Mehmetçiğe pusudalar. “Teröristler dışarıdan geliyorlar” masalı da sıktı, içeridekileri anlatın. Düşman ortada, Meclis’te, Mehmetçiklerimizi şehid edenlerle kucaklaşmada. Ak Partili Hüseyin Çelik, “TBMM’de Türkiye’nin bölünmesi dahi konuşulabilir” derse bunlar elbette olur. Bırakın bu ileri demokrasi yalanlarını.

    CIA Başkanı geldi, şer göründü, şimdiki plan: HATAY’A ÜS KURMAK! Nasıl mı? Tampon bölge senaryoları ile…

    Daha evvel yazmıştık: “Yeni Çekiç Güç Planını.” Nasıl “Kuzey Irak” diye bir terim çıkardılar, şimdi aynı senaryo ile “Kuzey Suriye” söylemlerini çıkardılar, medyaya bir bakın. Film aynı.

    ABD, İncirlik üssünden, Hatay’a kaymak istiyor…Hatay’da mezhepsel kıvılcımların temelini atıyor.

    Özgür Suriye Ordusu’nun merkezinin Hatay olarak gösterilmesi çok ama çok tehlikeli. Böyle gösterenlere dikkatttt! Verilmek istenen mesaj şu: Zaten Hatay Suriye’nindi. Suriyeliler de:“Suriye zaten bizimdi.” diyecekler. Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Hatay ayrı bir devlet olarak kurulmuş ve daha sonra Hatay Devlet Meclisi 23 Temmuz 1939 tarihinde Türkiye'ye iltihak kararı almıştır. Şimdi buralarda kamplar kurularak, Hatay’da cirit atan ne idüğü belirsiz, Suriye uyruklu oldukları bile şüpheli binlerce insan, bir süreç için mi burada? ABD oraya üs kurmak için bir basamak olarak mı onları kullanıyor, bunun için mi buraları hazırlıyor?

    Hatay’ın haritadaki yerine bir bakın; Kıbrıs ve Akdeniz stratejisi için ne kadar önemli olduğunu görürsünüz. Hatay’ı tartışmalı bir hale getirme çabaları görülmüyor mu? Ey Hükümet’in üyeleri uyanın. Ey halkım bu oyunu görün!

    Hükümet, yanlış stratejisi, yanlış Suriye politikaları ile Kuzey Irak’tan sonra Kuzey Suriye’yi de karşımıza bir sorun olarak dikti. İsrail’in nihai hedefine ancak bu kadar hizmet edilir.

    Yapılacakları diğer yazılarımda belirtmiştim. Bir kısım sözde İslamcı camialar; ABD’nin ve Siyonistlerin planlarına taşeron olmaktan vazgeçmeliler. Bu yazımı iyi saklayın. Eninde sonunda idam bu ülkeye geri gelecek, sehpalarda tanıdık çok sima görülecek. Türk Devleti ile, TSK ile, MİT ile, Emniyet ile uğraşmayı bırakın… Birlik beraberliği Türk Sancağı altında arayın! PKK DENEN SİNEĞİ BATAKLIĞINDA EZİN, BARZANİ DENEN İTİN KELLESİNİ BU MİLLETİN ÖNÜNE ATIN. PKK’NIN BİR SAATLİK İŞİ VAR, GÖRÜN BUNLARIN İŞİNİ. Bu milletin evlatlarını kahpece şehid edenleri sehpalara çıkarın. Bu milletin evladı olan Kürt halkını, PKK’nın elinden kurtarın. Ortada birçok dezenformasyon haber yayılıyor; “TSK emekli rütbeli personelini seferberlik görevine çağırıyor” diye. Üstelik İran’ın sınırımızda askeri tatbikat yapma zamanlaması da oldukça manidardır. Genelkurmayımızın bu kafa karıştıran söylentilere cevap vermesi elzemdir.

    Şimdi Arap Baharı kime yaradı? ABD kime 3 misli silah sattı? Oyunu tüm millet görmeli.

    Küçük bir bilgi: Küresel güçler ki, bunlar Şeytani yapılanmanın en üstleri, Arap Baharını planladıklarında; Yemen, Libya, Mısır ve Suriye’nin kalemini kırdılar. Bu kararlarını hükümetlere bildirdiler: “Bizimle misiniz?” diye. Bizim Hükümet, matematiksel strateji olarak Küresel güçlerin yanında olmayı seçti. Madem ki Esad’da diğerleri gibi gidecek, Küresel güçlerin atına oynadı…Oynadı ama acemice. Kaddafi, Mübarek ve diğerlerinin çabuk gitmesi zaten Şeytanilerin planıydı. Esad’ın gitmesi de çabuk olacak sanıldı. Oysa Esad yıpratıcı unsur olarak planlanmıştı. Yani diğerleri gibi hemen gitmeyecekti. Hükümetin, basiretsiz, ütopik hayaller peşinde koşanları bunu anlamadılar. Zannettiler ki Esad’da hemen gidecek. Bu yüzden kırk yıllık Esad bir anda oldu Esed. Tökezle babam tökezle… Rusya'yı, Çin’i ikna etmek, süre uzatmak, zaman kazanmak için Esad yıpratıcı unsur olarak kaldı. Hükümete gaz verenler en ince ayrıntıyı hesaplamışlardı. Esad gitmeyince, Hükümetten biri sordu: “Yahu ABD’li ağabey hani gitmedi bu Esad, bari müdahale et.” diye. ABD’li ağabeyleri kılıfı çoktan hazırlamıştı: “Vallahi olmaz Maykıl bende de yok!...” Yani seçim var, hele Kasım’da seçimler bir bitsin!

    Bu filmi göremeyenler derhal istifa etmeli, bu milletin kaderi ile oynadığı için de helallik istemeli.

    İran ve Suriye rejimleri öcü gösterilerek; Müslümanların ırzına, canına kastetmek de bu işin cabası. Tıpkı Irak’ta Saddam bahane edilerek binlerce kadına tecavüz edildiği gibi. İşte vicdan buna karşı. Yoksa İran rejimi Pers derin devletidir. İslami falan da değildir! Zaten molla sistemi bu yapının dengelenmesi için kurulmuştur. Bu acemi siyasetçiler, çay ocaklarından çıkıp, saçlarını jöleleyerek Devlet’i idare ettiklerini sananlar bunları bilmezler. Papermoonlar’da ahkâm keserler.

    İran, Suriye veya diğer Müslüman ülkeleri hedef gösteren; Türkiye’deki sözde İslamcı bir kısım medya bunu hesaba katmalı. Yani rejim bahanesi ile Müslüman kanı akacak, siz de efendilerinizin emrini yerine getirmiş olacaksınız. Bosna’daki zulümde; ABD ve AB neredeydi? Sözde İslamcı kılıfı altında ABD’ye, İsrail’’e hizmet edenler, nerdeydi Bosna’da ABD ve AB? Sırplar’ın yanında değil miydiler? Şimdi de durum farklı değil, ama soru şu; siz kiminlesiniz?

    Hükümet şimdi gizli kapılar ardında BM’ye “Ya ne oluyor? Siz de bir el atın, 100 bin kişi mülteci geldi bize, biraz da size girsin,” diyor ama dışarıda da halka efelik yapıyorlar: “500 bin kişi de gelse alırız,” demeyi ihmal etmiyorlar. Bu da hala gaz verenler, gaz vermeye devam ediyor demek. Hükümet, “insanlık mı yapacaksın?” Gel şu Myanmar'lı 100 bin Müslüman’ı al, bu millet canı gönülden onlara baksın. Sam Amca’nı bırak, ondan sana da bizim ülkemize de, Müslümanlara da fayda yok. Şahsiyetli bir politika izle.

    Ak Parti kongresi yakın, aldığımız bilgilere bakılırsa revizyon varmış. Ha bir de yeni isimler varmış; Kurtulmuş gibi…Onlara da bir tavsiye: AKP bu yükün altından kalkamayacağını anladı, yavaşça yükü merkez sağda taze kan ayakları ile makam mevki peşinde koşan senin gibilere bırakacak, aklı sıra, tabi bunlar artık deşifre oldu.

    Bir de son zamanlarda İran ajanları yakalanıyor. Eyvallah yakalayın ama niye hiç Mossad ajanları yakalanmıyor? Biraz da onları yakalayın!

    Sakın ha, asla umutsuzluk yok! Türkiye çok güçlü bir ülkedir, bunca çok yönlü saldırıya rağmen ayaktadır. Milleti en büyük varlığıdır. Siz bakmayın satılmışlara. Türk Sancağı dünyanın dört yanında dalgalanacak. Kayaların Oğlu canlandı… (Bu sırlı bilgi de ehillere.) Sadece Türk Milleti'nin başı sağolsun. Şehitlerimiz, siz, bize şefaat edin.

    Bir cümlede benim Hükümeti eleştirmemi eleştirenlere: “Türklüğü çok ön plana çıkarıyorsun” diyenlere ve bilmedikleri birçok konuda akıl verenlere: Rahmetli Erbakan’ın bir ifadesi ile -onu da bu vesile ile rahmetle anmış olarak- cevap vereyim: Hadi oradan!

    Saygılarımla…

    Oktan Keleş
    oktankeles@gmail.com
    onaltiyildiz@gmail.com


    Hatay Sendromu / ON ALTI YILDIZ

  2. #77
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    ...

    Sakın ha, asla umutsuzluk yok! Türkiye çok güçlü bir ülkedir, bunca çok yönlü saldırıya rağmen ayaktadır. Milleti en büyük varlığıdır. Siz bakmayın satılmışlara. Türk Sancağı dünyanın dört yanında dalgalanacak. Kayaların Oğlu canlandı… (Bu sırlı bilgi de ehillere.) Sadece Türk Milleti'nin başı sağolsun. Şehitlerimiz, siz, bize şefaat edin.

    Oktan Keleş




    BARIŞ MANÇO VE 2023

    Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923'te kuruldu. Peki neden 1923? Kurtuluş Savaşı kronolojisine baktığımızda; Kurtuluş Savaşı'nın –genel kabule göre- 11 Ekim 1922 Mudanya Antlaşması ile sona erdiğini görüyoruz. O halde yeni Türk Devleti'nin kuruluş tarihi neden '1923' sorusunu bir kere daha soralım? Cumhuriyet'in ilanından yaklaşık 100 yıl evvel yaşamış olan Müştak Baba'nın, yeni Devletin Başkenti'nin Ankara olacağına olan işareti ve yine işaret ettiği 1923 tarihi ne manaya geliyor?

    2023 yılında Cumhuriyetimizin ilanın 100. yılını kutlayacağız. Bu 2023 tarihi de acaba işaret edilmiş bir tarih midir? Bizim için özel anlamlar içermekte midir? Oktan Keleş'in yazmış olduğu 'Beyaz Piramitlerde Saklanan Gerçekler, Türk Tarihine Ait Yeni Sırlar-2' (BEYAZ PİRAMİTLERDE SAKLANAN GERÇEKLER | netpano.com - Haber sitesi ) makalesinde geçen 2023 tarihi bize neyi ifade etmektedir?

    Bu kısa giriş ve sorulardan sonra gelelim Barış Manço'nun 1975 yılında çıkardığı LP'nde yer alan 2023 ( Kayaların Oğlu) parçasına. Bilindiği gibi 2023 parçası enstrümantal bir parça olup, Barış Manço burada sadece şiir okumaktadır. Şiire baktığımızda özellikle son mısralar bizim için oldukça dikkat çekicidir:

    2023`ün ılık bir ekim sabahında / Bacaklarımda hafif bir uyuşma ile uyandım / Ve sanki yüz yıllık ulu bir çınar gibi / Kök salmaya başladım o sabah /Ve ilk kez sağımda solumda asırlardır / Durmakta olan diğer çınarları fark ettim /Doğudan hafif bir seher yeli yükseldi /Ve asırlık çınarlar beni de aralarına aldılar /Ve 2023`ün ılık bir ekim sabahında /Yeni bir kayaların oğlunun doğuşunu /Beraberce seyre koyulduk….

    Şimdi, bu şiir Cumhuriyetin 100. yılına göndermeler yapmaktadır. İlk akla gelen düşünce bu. Peki bunun dışında 'başka' anlamlar da içermekte midir? Şiirdeki mısralara baktığımızda: Yeniden uyanan kim? Bunu yorumladığımızda, uyananın 'Türk Milleti' olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Asırlardır durmakta olan çınarlar kim? Bunu yorumladığımızda ise, neden bu çınarlar Türk Cumhuriyetleri ve diğer İslam Devletleri olmasınlar? Yorumlarımızı bu şekilde devam ettirebiliriz….

    Şimdi burada uyananların Kehf Suresi'ndeki Ashab-Kehf ile acaba bir bağlantısı var mı? Ashab-ı Kehf, 'mağara arkadaşları' anlamına gelmektedir. 'Kayaların Oğlu' ya da Çin'deki Piramitler mağara olarak algılanabilir mi? Bunlar sadece 'şahsi' düşüncelerim.Bu böyledir diye bir iddiamız yoktur.Bir nevi beyin jimnastiği yapıyorum. (Bildiğim başka bilgilerde var ancak bazı şeylerin olgunlaşmasını beklemek gerek...)

    Şimdi burada kritik bir soru daha soralım: Bu parça, bir güfte-beste ilişkisi taşımadığına göre, sadece şiir olarak okunduğuna göre, bu şiiri Barış Manço yazdı mı, yoksa Barış Manço'ya bu şiir yazdırıldı mı?Acaba Barış Manço'ya 2023 ile ilgili bir bilgi aktarılmış olabilir mi? Bu soruların cevabını Barış Manço yaşasaydı ona sorardık. Ancak vefat ettiği için ona sorma imkanımız yok.

    Oktan Keleş'in yukarıdaki yazısında bahsettiği, Çin'deki piramitler içersinde bulunan Türklere ait deliller ve o bölgede Türklerle ilgili dillendirilen bilgiler ile bu şiiri birleştirdiğimizde; anlatıla gelen efsane sanki bize birtakım ip uçları veriyor gibi. Çinli'nin dedeleri, taşlarda yazılan bir efsaneden söz ederlermiş. O efsanede;

    "Türklerin, Güneşin batmasına yakın bir zamanda, orduları ile buralara (Çin Bölgesine) tekrar geleceklerini, Türklerin Doğu'ya, Asya'ya ve Dünya'ya hakim olacakları" anlatırlarmış... "Mezar odasındaki kayanın üzerindeki yazılardan bir bölümünün, 2023 yılına işaret ettiği" söylenmektedir.

    Acaba 2023 yılında Türkler tekrar Cihanın hakimi mi olacaklar?

    Bu yazı bazı sorular sormak için hazırlanmıştır. Bu soruları da yukarıda sordum. Şunu tekrar etmekte fayda var: Bu yazı bir tefekkür yazısı olarak algılanmalı. Kesin hükümler içermemektedir.

    Son bir soru ile bu bahse nokta koyalım:

    Barış Manço son günlerde 'neden' tekrar gündeme geldi?


    Şiirin tam metni aşağıdadır:

    KAYALARIN OĞLU

    1923`ün ılık bir ekim sabahında

    Kayaların toprağa dikine saplandığı yerde doğdum

    Toprak anayla kaya babanın oğluyum ben

    Toprak anam sevgi dolu, bereket dolu

    Toprak anam sessiz, ama toprak anam dopdolu

    Toprak anam toprak anam Anadolu

    Babamsa sağı solu belli olmaz

    Bir gürledi mi yer yerinden oynar

    Göğsünde çatırdamalar olurmuş

    Onun için derdi, onun için sayısız irili ufaklı

    Kaya parçaları vardır bu topraklarda

    Ve sen benim oğlum

    Ve sen kayaların oğlu

    Bu taşı toprağı bir arada tutacaksın

    Kolay değil kayaların oğlu olmak

    Kuzeyden esen rüzgara

    Güneyden gelen kavurucu sıcağa

    Karşı koruyacaksın onları

    Kolay değil, kolay değil

    Kayaların oğlu olmak

    2023`ün ılık bir ekim sabahında

    Bacaklarımda hafif bir uyuşma ile uyandım

    Ve sanki yüz yıllık ulu bir çınar gibi

    Kök salmaya başladım o sabah

    Ve ilk kez sağımda solumda asırlardır

    Durmakta olan diğer çınarları fark ettim

    Doğudan hafif bir seher yeli yükseldi

    Ve asırlık çınarlar beni de aralarına aldılar

    Ve 2023`ün ılık bir ekim sabahında

    Yeni bir kayaların oğlunun doğuşunu

    Beraberce seyre koyulduk...



    Erol Elmas

    BARIŞ MANÇO VE 2023 / Erol Elmas / ON ALTI YILDIZ

  3. #78
    Yasaklı Üye
    saww Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2011
    Son Giriş
    17.09-2012
    Saat
    14:38
    Mesaj
    2.171

    saww

    O vakit Mehdi A.S. zuhur etti edecek.
    Dünyanın sonuna fazla kalmadı. Anlaşılan.
    Osmanlı Evliyası Mehdi tekbir aldıda diyor.
    Görünmez ordularla süpürücekler demek küfr ehlini. İnşallah.
    Dünyaya, huzur, adalet, refah gelecek inşallah!

    Şeyh Nazım Hazretlerinin Adnan Oktar'a Mehdi konusundaki cevabı! - YouTube

    Allahüekber.......

    Hz. Mehdi Geldi !!! İşte Hadislerde Anlatılan ve Günümüzde Gerçekleşmiş olan Alametler... - YouTube

  4. #79
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    İnternet İsyan Raporu

    Pentagon'un yeni çalışmaları...



    İnternet İsyan Raporu

    (İnternet Ağı Şemsiyesi)



    Bugün sizlere ilginç bir çalışmadan bahsedeceğim. Konu biraz karışık ama meramımı anlatacağımı ümit ediyorum.

    ABD’nin özellikle internet medyasını kullanarak yaptığı bir planı deşifre edeceğim:

    Bu planın ana beyni yani merkezi Pentagon. Plan bu merkezden yürütülmekte ve kontrol edilmektedir. Ancak bu merkezle bağlantılı bazı özel birimlerle de işbirliği yapılmaktadır.

    Bunun için kullanılan ara birimlerden biri Kanada’da bir üniversite.(Başka iki ülke üniversitesi daha var.) Pentagon tüm dünyanın internet ağını izlenmekte. Bu izlemeyi basit bir takip olarak ele almayın.Yani şöyle düşünmeyin; nereye giriliyor nereler tıklanıyor vs.

    Benim burada anlatacağım şey işin “basit izleme kısmı” ile ilgili değil. Bu birim, özellikle sosyal medyayı ve internet kullanıcılarının girdikleri sitelerdeki yorumları takip ediyor.

    Neden özellikle bu iki alan seçilmiş? Bu alanlardan toplanılan bilgiler ortak bir havuzda bir araya getirilerek çeşitli analizler için kullanılıyor.(İşte üniversiteler burada devreye giriyor.) Mesela ABD, operasyon yapacağı ülkelerdeki kişilerin ruh halini ölçüyor. Bir anlamda toplumun ruhsal durumu inceleniyor. Yani kişilerin neye tepki verdikleri, neleri beğendikleri, öfkeleri, sevinçleri vs. Bu analizler kullanılarak, o ülke insanının ayaklanma tepkisi ortaya çıkarılıyor. Buna göre de raporlar hazırlanıyor.Burada önemli olan, kişilerin ruh hali ölçülürken, özellikle isyana olan eğilimlerine azami dikkat ediliyor.

    Konunun bazılarına çok saçma geleceğini tahmin edebiliyorum. “Biz ne ile uğraşırken, millet nelerle uğraşıyor,” diyebilirsiniz ama ben de gerçekleri yazdığıma inanıyorum. Bu bilgiyi özellikle iki nedenle paylaşıyorum: Birincisi bu çalışmadan “bizim ilgili birimlerimizi” haberdar etmek, ikincisi ise ABD’nin bu çalışmasından haberdar olduğumuzu ortaya koymak.

    Biraz sonra vereceğim örneklerle konu kafanızda daha da şekillenecek.

    Ortak havuzda toplanan bu bilgilere dayanarak analizler yapılıyor ve buna göre de senaryolar yazılıyor. Analizlerde; toplumların neye tepki verdiği, bu tepkisini ne kadar sürdürdüğü, ne zaman tepki verdiği raporlanıyor. Bu iş için çok ciddi bir ekip çalışıyor ve çalışanlar da konusunun önde gelen uzmanları. İçi boş bir toplumsal mühendislik değil bu yapılanlar.

    Toplumların tepkileri ölçülürken olaya bir de ticari açıdan yaklaşıyorlar. Yani bu işin bir kısmını da “ekonomik analiz” olarak ele alıyorlar. Toplumların tüketim eğilimlerini ve ihtiyaçlarını tespit ederek yeni pazarlar oluşturuyorlar. Yapılan bu analizlerin etki sahası oldukça geniş.

    İçinde bulundukları ruh hali tespit edilen ülkelerin tepki alanları ayrı numaralandırılmış. Mesela ekonomik olarak değerlendirilen alanlarla ilgili şöyle bir raporlama yapılıyor: Falan ülkenin batısı şu ürünü tüketir, şuna kızar, şu hoşuna gider vs.

    Şimdi gelelim bu işin Pentagon ayağına. Pentagon bu teknikleri nerede ve nasıl kullandı?

    Pentagon, bu metodu Ortadoğu’da meydana gelen ayaklanmalarda kullanmıştır. Bu metodun diğer bir ayağı olan “İnternet Ağı Şemsiyesi” aracılığı ile bu ayaklanmalar organize edildi. Arap Baharı bilindiği üzere internet üzerinden organize edilerek halklar yönlendirildi. Arap Baharı ayaklanmalarında kimsenin aklına gelmeyecek psikolojik harp teknikleri kullanıldı. Örneğin, Mısır’daki Tahrir Meydanı, bu iş için seçilmişti. Bu meydana halkı çekebilmek için işte Pentagon bu İnternet Ağı Şemsiyesi’ni kullanmıştır.

    Nasıl mı? Bu iş için Mısır’ın en etkili gazetelerinden biri olan Al Ahram Gazetesi’nin internet sayfası paravan olarak kullanıldı. Güya Al Ahram Gazetesi Tahrir Meydanı’na toplanma çağrısı yapmıştı. Aslında böyle bir şey yoktu. Yani Al Ahram Gazetesi çağrı falan yapmamıştı. Ama internette o gazetenin sayfası öyle sunuldu. Ancak burada bir detay daha vardı: İnternete giren tüm Mısırlılar bu çağrıyı gazetenin o sayfasında göremediler. Tahrir Meydanı’nda toplanma çağrısı sadece ilgili alanlardaki internet ağı kullanıcılarına servis edilmişti.

    ş sadece bununla da kalmadı; bunun yanında cihad çağrıları, tüm dünya haberleri farklı bir şekilde sunuldu belirlenmiş olan bu ağı kullananlara. Mesela bu ağı kullananlara; “tüm dünyada İslami seferberlik başlatıldı” haberleri yayınlandı. Oysa gerçekte böyle bir haber yoktu. Bu seferberlik haberi sadece internetten Mısır’ın belli bölgelerine gösterildi. Bu haberleri görenler sanıyorlardı ki, tüm dünya aynı haberleri görüp, okuyor. Gerçek elbette böyle değildi. Bu internet ağını kullananları, ajanlar ve özel birimler, ellerindeki bond çantalardan yönlendiriyordu.

    Daha açık bir örnek vermek gerekirse; Diyelim ki bir Mısırlı, bölgesindeki internet ağını kullanarak, uluslar arası bir yayın kuruluşu olan CNN’nin ana sayfasına giriyor. Ancak bu Mısırlının girdiği CNN sayfası, CNN’nin gerçek sayfası değildi. Bu Mısırlının girdiği sayfalar, önceden Pentagon tarafından hazırlanan, sahte sayfalardı. O topluma göre hazırlanmış, toplumu yönlendirmek üzere kurgulanmış sayfalardı.

    (Tahrir Meydan’ı ile ilgili Facebook sayfası üzerinden örgütlenme ve iPhone, Blackberry kullanıcılarının yönlendirilmeleri artık bilinen şeyler olduğu için fazla üzerinde durmadım.)

    Bütün bu çalışmalar için çok önceden müthiş bir ön hazırlık aşaması vardır. Bunun için önceden toplanılan bilgiler analiz edilmiş, isyan edebilme kapasitesi olan toplumun tüm bireyleri internet ağı kullanılarak yönlendirilmişti.

    Pentagon’un bu yeni tekniği bugün Ortadoğu’da yaygın olarak kullanılmaktadır. Ortadoğu’da seçilmiş bazı bölgelerde internete girenler kolayca manipüle edilebilmektedir.

    Nasıl mı? Bir örnek vereyim: Diyelim ki, bu sahte internet ağı kullanılarak, meşhur bir sitede şöyle yayın yapılıyor:

    “Türk askerlerini; Suriye’de, Afganistan’da vs. ABD ile birlikte Ebu Garib hapishanesindeki görüntülere benzer görüntüler yayınlayarak gösteriyorlar.” İşte Türk askerlerinin de içinde bulunduğu bu yalan olan görüntüleri bu internet ağı kullanıcıları hiç şüphelenmeden izliyor ve gerçek sanıyor. Oysa kullandıkları internet ağı onları yanıltıyor. Bu görüntüleri izleyenler hiçbir şeyden şüphelenmiyor ve yayınlanan görüntüleri herkesin gördüğünü sanarak, gerçek kabul ediyorlar.

    Şimdi bir düşünün bakalım; bu İnternet Ağı Şemsiyesi kullanılarak tüm dünya nasıl kandırılır? Tüm dünya iletişim araçları, onların tasarladığı, fakat bizim normal günlük girdiğimiz internet ağına toplanıp yönlendirme yapabilirler.

    Bir örnek verelim; interneti açıyorsun, her zaman girdiğin haber sitelerine giriyorsun. Bu haber sitelerinin hepsi “İsa’nın gökten indiğini” yazıyor. Başka siteye giriyorsun yine aynı haber… Bu haber ve görüntüleri, komşuların, mahalledeki kişiler, ilçedekiler vs. hepsi görüyor. Bütün bu insanlar aynı tepkiyi veriyor. İnterneti bırakıp, Tv’yi açıyorsun aynı haberler orada da var. Demek ki, aynı sistemi burada (tv’de) da uyguluyorlar. (Bunun için internette kullanılan görüntüleri, spikerlerin dublörlerini kullanarak, sahte tv programları hazırlıyorlar.)

    İşte bu aşamada 36 saatlik kaos planı devreye giriyor. Bu süre, yapılacak şeyler önceden tasarlandığı için yeterli bir süre.

    Mısır’da uygulanan bu taktik 28 saat üzerine kuruluydu. Şehre gelen gazeteler bile planlanmıştı. (Gazetelerin bile sahtesini basmışlardı.)

    İşte Pentagon’un yeni çalışma alanı bu. Ancak bizim bu yazımızdan sonra değişiklikler olur mu, bekleyip göreceğiz.

    (Bu konuyla ilgili yurtdışında bir iki kitap çalışması da yapılıyor/yaptırılıyor. Sanırım 3-4 aya kadar piyasaya çıkar. Bu yazımızdan sonra onlar da çıkar mı bilmiyorum.

    Benzer konu için: EKONOMİK ŞOK TESTLER SESSİZ SİLAH(*) / Erol Elmas / ON ALTI YILDIZ



    Erol Elmas
    buulkem@gmail.com

    K
    aynak: İnternet İsyan Raporu / ON ALTI YILDIZ

  5. #80
    Yasaklı Üye
    saww Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2011
    Son Giriş
    17.09-2012
    Saat
    14:38
    Mesaj
    2.171

    saww

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: dostempati Mesajı Gör


    İçinde bulundukları ruh hali tespit edilen ülkelerin tepki alanları ayrı numaralandırılmış. Mesela ekonomik olarak değerlendirilen alanlarla ilgili şöyle bir raporlama yapılıyor: Falan ülkenin batısı şu ürünü tüketir, şuna kızar, şu hoşuna gider vs.

    Şimdi gelelim bu işin Pentagon ayağına. Pentagon bu teknikleri nerede ve nasıl kullandı?

    Pentagon, bu metodu Ortadoğu’da meydana gelen ayaklanmalarda kullanmıştır. Bu metodun diğer bir ayağı olan “İnternet Ağı Şemsiyesi” aracılığı ile bu ayaklanmalar organize edildi. Arap Baharı bilindiği üzere internet üzerinden organize edilerek halklar yönlendirildi. Arap Baharı ayaklanmalarında kimsenin aklına gelmeyecek psikolojik harp teknikleri kullanıldı. Örneğin, Mısır’daki Tahrir Meydanı, bu iş için seçilmişti. Bu meydana halkı çekebilmek için işte Pentagon bu İnternet Ağı Şemsiyesi’ni kullanmıştır.
    İyi senaryo valla.

    Sen hukuk adalet temin etme.
    Ondan sonra elin gavuru yaptı de çık işin içinden

    Adalet olan yerde huzur olur. Adalet olmayan özgürlük olmayan yerde ise hüsran olur.

    Dış güçde hazırlanmış mangal kömürüne çırasına gelir kibriti çakar gider.

    Yani olayın arkasındaki hikmeti ilahiye mazlumun bedduasıdır.

    Ben Irak savaşında amerikan uçaklarına göbek atan ıraklı gördüm TV. de.
    Neden? Adam yaşamaktan bezmiş artıkki bombalara göbek atıyor.

    Neyi uyarıyrosun sen?
    Ülkede hakkını alabileceğin mercimi var?
    Bu hakkını alamayan çıkarsa silahı hakimi veya adalet bakanının beynini parçalasa amerikamı yaptırdı diyeceksiniz?

    PES......... Yoruma bak.

    Sen önce adaleti sağla. Sakatın tazminatını, ölenin tazminatını öde.
    Hem isyana zemini hazırla hem suçu başkasına at.

    Deprem olsa emerika yaptı diyorlar. Ne amerikaymış be..
    Amerikadada deprem oluyor.? Ama insanlar ölmüyor!. Adamlar hatta depremi lunapark eğlencesi olarak kullanıyorlarmış.

    *****************************************

    Osmanlı Kıyam güzel dizi izleyiniz.

  6. #81
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Gönül

    (Mekânda iken lâ mekâna dalmak).

    Gözümün nuru namazdır.

    Semaya bakmak, sonsuzluğa, bir nevi lâ mekâna bakmaktır. İnsan, aklın varamadığı lâ mekânı içine almış bir mekândır.

    Sema, Allah'ın var olduğunun en büyük delilidir.

    Şu cümleleri anlamak gönül işidir.

    Denizde boğulsan bile eğer balık yemezse su seni muhakkak sahile karaya atar. Suyun bir bildiği var demek.. Al malını... Allah seni topraktan yarattı. Mayanda harcında ben de varım amma... Toprak olmasaydı ben de görünmezdim.

    Şu iki dostluk için: Toprak altında ölen, suda boğulan Allah nezdinde şehit sayılır.

    Rahmeti dostun olan toprak da ara...

    Ben su, bunu gizledim amma topraktan yukarı buhar halinde çıkarım. Tekrar inerim ismime rahmet darlar. Bazen de afet olurum. Fakat sebebini bilmem. Siz sebebini bulun. Bulur bunu su da hem. Amma..., Amması var.

    Bende kabahat yok... Kendinde ara... Allah sana güç verdi. Akıl verdi. İrade verdi. Kendi işini kendin yaparsan, Allah'ın verdiği malzeme ile yapmış olursun. O halde onunla birlikte yapıyorsun demektir. Aha bu son cümleyi anlayan bütün kâinat sırrını anlar. Anlayan bütün kainat sırrını anlar.

    Kendine güvenmek Allah'a güvenmek olduğunu bil. Miskin olup başkasından yardım isteme, Allah'ı unutup şirke girme. Kendini bırak O'na. O ne yaparsa güzel yapar. Böylelikle asıl dostun ile dost olursun. Bu hareketinle da her şeyi Allah'dan istemiş olursun... Allah ne lütuf ve ihsan etmiş ise sen o’sun o kadarsın... Dünyada her şey bir kanuna tabidir. Değişmez. Ne kadar küçülürsen ona o kadar yanaşırsın, ölüm bu küçülmenin son hudududur. Küçülme “Kibirden arınma, ilâhi tevazu içinde olmadır”. O'na kavuşursun bundan dolayı...

    Herkes Ölümü zaika olarak tadacaktır. Demek ki işin içinde zevk gizli. Allah insana serbestiyet vermiştir.

    Bundan dolayı Allah ile her an birlikte olmak senin elinde... Bu sûretle. alemi cismani ile aleni ruhani hududunda bulunmuş olursun ki bu hudut “gönül” denilen nesnedir.

    Kalp gözü dedikleri gönül gözüdür. Her an Allah'ı görmüş olursun Fakat sen farkında değilsin. Ağlamak insanı kâmil yapar derler.

    Bu hâl fani olduğunu ve aciz bulunduğunu bir nevi itiraf ve tasdiktir.

    Hakkın verdiği kuvvet ile çalış. Alın terinin kirlisi yoktur. Onu hile, yalan, haram ile kirletme... Allah'ın helâl hazinesinin hududu yoktur.

    Allah'ın helal rızık kapısı kapalı gibi görünürse de alın teri ile müracaat edenin elini kapı boş çevirmez. Aksini düşünmek küfürdür.

    Sen yeter ki istemesini bil.

    Allah'dan istemek en büyük ibadetdir. İbadet bu istemenin temizliğine kavuşmak olduğunu unutma.

    Fatiha sûresini oku da anla. Söz alıp verme var onda. Sen bir defa elini temiz tutarak aç. Oradan boş dönme yoktur.

    Allah “kapına geleni boş çevirme” buyuruyor. Kendisi hiç boş çevirir mi? Bunu düşünmek bile küfürdür. Aman dikkat et... Kapının tokmağını çalmasını bil... Errezzakı alemdir.

    Münkiri de kâfiri de hiçbir yaratığı geri çevirdiği düşünülemez. Allah'ın helal rızık hazinesi haram rızkı yok edecek derecede hudutsuzdur.

    Dünyada muayyen bir müddet kalacağını hakkı ile bilene verilen rızkına kanaat edip yaşamak (nefsin)... Ahireti terk ederek cehennem korkusundan ve cennet mükâfatından dolayı düşünmeyerek Allah'a ve peygambere bağlı yaşamak (gönlün)...

    Kendi kendini terk etmek ve hiç olduğunu bilerek Allah’dan başka hiçbir şeye rağbet etmemek (canın) zühdün. Yani Mansur gibi olmak.

    Bir damla suyu denize dökersen ikilik denizde kaybolur. Deniz denizdir. Damla da damladır. Deniz coşsa dalgalansa burada irade denizindir. Damlanın değil.

    O koskoca deryada damlayı bulmak imkansız. Ne akıl ile ne de kimya ile bulamazsın.

    Mutlak hakikat Allah’dır. Her şey ondan...Fakat hiçbir şey o değil... (Tevhid) bunu bilmektir ve bu Hak demektir. Aman dikkat et. Anlamayanlar,
    Mansur gibi başını vururlar... O zaman ne kulak, ne göz işe yaramaz. Hiç olduğunu anlamak (Hak) demek budur. Mansurluğunu ilan etme... Allah ile senin aranda sır kalsın...

    O zaman,ceset ile,insanın görünmeyen öte tarafı hududundasın... Bunun arası kalp gözü dedikleri ve tarifi mümkün olmayan (gönül)dür.

    Cesedi ile imkân aleminde! ruhu ile kudret aleminde olmak (gönül) gözünün açık olması demektir.

    Namaz miraçtır demek: Gönül ile hak olana bağlanmaktır.

    Gönül: Hak olana bağlanmanın ismidir. Bunu unutma...

    Mecnun gibi Leyla'ya bağlan...

    O zaman çölü de görmezsin, kumu da sıcağı da. Allah’dan başka o aşkla bir şey göremezsin. Hiç ol ki onunla birlikte olduğunu anlarsın o zaman...
    Sana son öğüt: Akşam ve sabah namazlarını vaktinde kıl aslanım. Kim ne derse desin o iki namazın kazası yoktur.

    " Süvariler bile sizi kovalasa sabah namazının sünnetini kaçırmayın" diye Resulü Ekrem bağırıyor. Bir gün gelir bu suretle (gönül) ne imiş öğrenirsin o zaman bana da dua edersin. (Allah gönlün gibi versin)demek ne demekdir. O zaman anlarsın bu duayı.

    Namaz gözümün nurudur buyurdu Resulü Ekrem. Namazın gözle ne alâkası var bilir misin "Ben kulumla görürüm" diyor zülcelâl.

    Bu Allah ile beraber hem kendini hem de haliki hak olarak görmek demektir. Bu (gönül) dedikleri nesne işte budur.


    Münir Derman


    Münir Derman Anlatıyor: Gönül / ON ALTI YILDIZ

  7. #82
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Al Sana Film!

    Oktan Keleş Ariel Şaron'un çok gizli ayin görüntülerini yayınladı...

    15 Eylül 2012 22:19

    Daha evvel de Vatikan Gizli Arşivleri Müdürü Sergio Pagano, yani kısaca VATİKAN, Türkiye’yi tehdit ederek, ellerindeki belgeleri açıklayacaklarını söylemişti. ( Vatikan'ın Gizli Arşivi Açılıyor / ON ALTI YILDIZ)

    Bu tehdide karşılık ON ALTI YILDIZ, yaklaşık 1500 yıllık PAPA ve ATİLLA ile ilgili tarihi bir belge yayınlamıştı.ATTİLA, Papa Leo ve Barnabas / ON ALTI YILDIZ

    Bu yayından sonra VATİKAN’dan ses soluk çıkmamış, ellerinde belgeleri açıklayamamışlardı. Onlar açıkladıkça biz de belge açıklayacağımız söyleyerek “Hodri Meydan” demiştik.

    Ve Vatikan sus pus oldu…

    Şimdi de fitne filmle dünyayı karıştıranlara sesleniyoruz. Siz görüntü yayınladığınız sürece, biz de sizlerin en gizli görüntülerinizi yayınlayacağız.

    Öncelikle PEYGAMBERİMİZ (sav) konu edilerek yapılan bu çirkef ve alçak filmi kınıyoruz. Karikatürcü Rasmussen’i NATO’ya seçenler ve her fırsatta İslam dünyasının değerlerine saldıranları, “hoş görün” diyenleri de kınıyoruz.

    Müslümanlar için tezgahlanan ve Müslümanları terörist gösterme faaliyetleri karşısında, sözüm ona bazıları Müslümanlara çağrıda bulunuyor; “aklı selim olun” falan filan…Bunlar kendilerini sanki 1.5 milyar Müslüman aleminin başı olarak görüyor havasındalar. Bazıları, bazılarını Müslüman bile görmüyor! Bırakın artık edebiyatı da gerçekleri konuşun!

    “Anam, babam, canım sana feda olsun” diyen Müslümanlardan Resullerine karşı yapılan hakareti, “sessiz karşılayın” diyenler İslamı bilmiyorlar mı? Suç hep Müslümanlarda mı? Olayları bu duruma kim getiriyor?

    Müslümanlar, çakma Arap Baharından sonra test ediliyor.Vatikan, Katolik özgürlük anlayışı bekleniyor. Madonna İsa (as)’e laf ediyormuş da, Hıristiyanlar bu durumu çok olgun karşılıyormuş da, Müslümanlardan da aynı anlayış bekleniyormuş da…Bak bak sen keferelere ve iş birlikçilere…
    Ahir zamandayız artık, herkesin ne olduğu meydana çıktı. Kim münafık, kim mümin, kim samimi…

    İsrail sana da hodri meydan!


    Film için: Al Sana Film! / ON ALTI YILDIZ


    Allah (cc) ve Resulü’ne (sav) ve Müslümanlara savaş açan kasap Şaron’un dünyadaki halinin filmine bakın: Yüzü yaralı, felçli olan bu Yahudi için ayin yapıyorlar. Bu çok gizli ayin, Hahamlarca Tel Aviv’de Belz sinagogununaltındaki mahzende, şofarlar çalınarak, güya iyileştirme ayini yapıyorlar. (Ya da başka bir şey…deyip geçiştirelim burayı.)

    Şaron’un saçı başı karışmış bir halde. Ölemiyor bile…

    Film mi istiyorsunuz, alın size film! Şaron’un ne halde olduğunun görüntülerini yayınlayamıyorlar da, heykeltıraşlara yaptırdıkları balmumundan görüntüleri kullanıyorlar.

    "Şaron komada ama ölmedi" sergisi! - Foto Galeri CNNTurk.com)

    İşte bizim yayınladığımız bu ayindeki görüntüler, bu kasabın ibretlik hali. Gizli çekilen bu görüntülerin ancak bu kadarını edepten yayınlayabildik. Onlar film yaptıkça, bakarsınız biz de görüntülerin tamamını yayınlarız. Şimdilik ancak bu kadarını yayınlıyoruz. Üstelik bu yayınladığımız görüntüleri çok zor şarlar altında elde edebildik.

    Film böyle olur. Gerçekler böyle anlatılır. İsraillilerin liderlerine reva gördüklerine bakın! Baş Hahamlar, bu görüntüleri hadi dünyaya izah edin, devamını izah edemezsiniz ama hiç değilse sadece bizim yayınladığımız bölümü izah edin bakalım!

    Resullullah (sav) bizim yaşam sebebimiz, kutsalımıza yapılan her saldırı usulünce karşılık bulacaktır.

    Yüce Türk milleti ve tüm İslam alemi, peygamberine (sav) dil uzatanlara karşı tepkisiz kalmaz!

    “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin onlardan olmadıkça senden olmazlar” kelamı ve benzer hadisler kıyamete kadar bunların ne mal olduğunun açık delilidir.

    Müslümanları artık kandırmayın! Hiç bir Müslüman terörist değildir! Öyleymiş gibi göstermeye kalkanlara da “efendim Müslümanlar sakin olun” falan filan gibi laflarla yardımcı olanlar da boşuna uğraşıyorlar.

    ON ALTI YILDIZ’DAN bu görüntüler tüm İslam ümmetine hediye olsun.

    Bir Müslüman sarhoş olabilir, günahkar olabilir vs. amma peygamberine (sav) asla laf söyletmez. Dün İstanbul’un bir ilçesinde, meyhaneden çıkan bir adamın göürüntüleri vardı. Sarhoş meyhane önünde, “Muhammedi’me (sav) kimse laf edemezzzz, lan kitapsızlar” diye feryat ediyordu.

    Bu sarhoşu böyle görenler, onu teskin ettiler. Bu görüntüler karşısında duygulandık. Bu milletin sarhoşu böyle iken, ayıkları kim bilir nasıldır?


    Oktan Keleş
    oktankeles@gmail.com
    onaltiyildiz@gmail.com

    NOT: Görüntüler çok net olmasa da,anlayanlar anladı...

    Film için: Al Sana Film! / ON ALTI YILDIZ

  8. #83
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Psikolojik Virüsler: TİMES’LAR

    Dün gazetelerde ve internet medyasında; “İngiliz Gazetesi’nden Türkiye’yi ayağa kaldıracak iddia” haberi yayınlandı:

    FT: 'Suriyeli isyanclar birlemek iin Trkiye'de topland' | GAZETE VATAN

    İngiliz Financial Times ve Sunday Times gazetesi; MI5, MI6 ve İngiliz lejyoner kulübü amaçları doğrultusunda psikolojik harp yapar. Bu iki şerli gazete tüm dünyaya psikolojik virüs yayar.

    İngiliz Financial Times gazetesinin dünkü haberinde, “Suriye ordusunun alternatifi Türkiye’de kuruluyor” haberi ile fitne virüsü taşıyan bir metot kullanıyor. Daha önce de yazdık, “maalesef Hükümet özellikle Suriye meselesinde basiretsiz davrandı ve bunun sonucunda da dış politikamız çöktü” diye. Dış politikamızda zaaf gören; Ermenistan ve Yunanistan ötmeye başladı. Bu ülkeler de vakitsiz öten horozlar meselesini bilmiyorlar galiba, neyse.

    Suriye meselesinde acemice hatalar yapıldı, yapılmaya da devam ediliyor. Zincirleme kaza yolda.

    Şimdi, istihbaratçıların kullandığı bu İngiliz gazetesinde Türkiye aleyhinde yayınlan bu haber sadece Hükümeti ilgilendirmiyor. Bütün Türk Milletini ilgilendiriyor. On Altı Yıldız sitesi elbette yapılan yanlışları söyleyecek, ama mesele Türkiye aleyhinde yayın yapmaya gelirse, işte o zaman tek vücut oluruz. Türkiye’ye laf söyletmeyiz arkadaş.

    Ajan virüsü bulaşmış bu İngiliz gazetesine yine On Altı Yıldız olarak biz cevap verelim. On Altı Yıldız özel arşivinden orijinal bir belge niteliğindeki gazete ile bu sinsi İngilizlere cevap verelim, bu yaptıklarının yeni olmadığını gösterelim.

    Bu yazıyı inşallah Hükümetin danışmanları kullanır. Çünkü bu belge, Hükümetin'de gözünü açacak bir belge.

    Yıl 1940 Mart’ın 17’si. Sunday Times gazetesi Hitler’in Duce ile görüştüğünü yazıyor. Ayrıca “Romanya Hitler’in Gençliğine sahip olabilir” diyerek, Romanya’da Nazi örgütlenmesi gibi bir örgütlenmeden bahsediyor. Bu ajan gazete ta o zamanlar bugünküne benzer haberlerin aynısını yapıyor. Bazı olayları sadece muhabir haberiymiş gibi veriyor.

    Ta o zamandan Siyonist ve İngiliz işbirliği ortada. Unutulmamalı ki, bu ikili Ortadoğu’da Şeytani bir ittifaktır.


    İngilizlerin bu mikroplu gazetesi, sanki masum bir haber gibi sunuyor Türkiye'nin aleyhindeki bu haberi. Oysa dünya kamuoyuna karşı bu haber Türkiye’yi oldukça kötü bir pozisyonda gösteriyor.

    İşte yukarıda belgesi, aynı senaryo, aynı tekerrür. Hükümet uyanık olmalı. Niye ? Bakın İngilizler aynı haberi (dünkü haber) ayrı versiyonunu kullanarak 1940 da Hitler için yapıyor. İngiltere, Hitler’in Hitler oluşunda, el altından çok çabaladı, gaz verdi sonra da lanetledi. Hep aynı taktik.
    Fakat bunları Hükümette takip edecek bir analizci yok. Bu kadar danışman ne yapıyor, bilmiyorum.(Aslında biliyorum.)

    Mesele Türkiye olunca yine On Altı Yıldız olarak biz devreye girelim, dedik. Bu gazetelerin ilk kuruluşundan beri olan tüm arşivleri elimizde. Sadece bunların değil tabi. Canımız sıkıldıkça tüm ekip karıştırıveriyoruz yabancı arşivleri.

    Bugün yayınlanan iki habere dikkat çekmek istiyorum:

    Trkiye'ye saldracaklar! | GAZETE VATAN
    ABD'den şok Türkiye uyarısı! | GAZETE VATAN

    Görmüyor musunuz oynanan oyunu? Bütün bunlar psikolojik alt yapısı olan haberler. Gelişigüzel yapılmıyor. Bir amaca yönelik hazırlanıyor.

    Sonuç olarak:

    Time’lara dikkat! İngiliz mikrobunun tek dezenfekte ilacı: On Altı Yıldız. Bildiğiniz gibi daha önce de bu İngilizlerin bazı sahtekarlıklarını Osmanlıca gazetelerden örnek vererek yayınlamıştım. İngiliz Sahtekârlığı / ON ALTI YILDIZ

    Bir kaç yıl önce beni İngiltere’den İngilizlerin meşhur bir tarih dergisinin editörü aradı, röportaj istedi ve sordu: “Bu belgeleri nereden buluyorsunuz?” diye. Cevabım şuydu: “Dünyayı yönetmiş bir ecdadın torunuyuz ve yine yönetecek olan neslin bireyiyiz. Biraz psikolojiniz bozulacak ama gerçek bu ne yapalım” Dedim.


    Oktan Keleş
    oktankeles@gmail.com
    onaltiyildiz@gmail.com


    İlgili fotoğraflar(belgeler, kanıtlar) için kaynak: Psikolojik Virüsler: TİMES’LAR / Oktan Keleş / ON ALTI YILDIZ

    07.09.2012

  9. #84
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Obama Yine Mesaj Verdi

    ABD Başkanı Barack Obama, New York'taki BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, İstanbul'da terör saldırısında şehit olan polis memuru Bülent Özkan'dan da söz etti.


    26 Eylül 2012 09:00

    Obama’nın daha önceki mesajını Oktan Keleş analiz etmişti: Oyun İçinde Oyun / ON ALTI YILDIZ

    Obama yine mesaj vermeye devam ediyor:

    ABD Başkanı Barack Obama, New York'taki BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, İstanbul'un Sultangazi semtinde, 11 Eylül'de gerçekleştirilen terör saldırısında şehit olan polis memuru Bülent Özkan'dan da söz etti. Obama, 'Bingazi'de sivillerimiz öldürüldüğü gün, İstanbulda da bir Türk polisi, düğününe bir kaç gün kala öldürüldü' diye konuştu.

    Gazetelerimiz haberi böyle ballandıra ballandıra veriyorlar. “Obama BM’de bizden söz etti.” diye.

    Oysa Obama yine mesaj veriyordu.

    Obama neden polisimizi anma gereği duydu? Ne olmuştu o tarihte?

    Bilindiği gibi, İstanbul'da 11 Eylül'de Sultangazi 75. Yıl Polis Merkezi'ne düzenlenen canlı bomba saldırısında 11 yıllık polis memuru Bülent Özkan şehit olmuş, dördü polis yedi kişi de yaralanmıştı.

    Saldırıyı DHKP-C Militanı yapmıştı.

    Benzer bir saldırı yine 11 yıl önce olmuştu.

    O zaman da, Şişli'deki Emniyet Müdürlüğü'ne gelen DHKP-C militanı kendisini işadamı olarak tanıtıp müdürlüğün dördüncü katına kadar çıkmış ve üzerindeki bombayı patlatmıştı.

    İki olayda da canlı bomba kullanılmıştı ve eylemi aynı örgüt yapmıştı.

    Her gün bu kadar şehit veriyoruz, hiçbirini dünya gündemini getirmeyen Obama neden Polisimizi BM’de andı?

    Obama bizi kullanarak, bizim üzerimizden tüm dünyaya 11 EYLÜL=TERÖR hatırlatması yaptı. O yüzden BM’de polisimizi andı.

    Mesele bu kadar basit...

    11 Eylül analizi için: Kimler TÜRKİYE'Yİ Hedef Gösteriyor! / Erol Elmas / ON ALTI YILDIZ

    Erol Elmas
    buulkem@gmail.com

    Kaynak: Obama Yine Mesaj Verdi / ON ALTI YILDIZ

  10. #85
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Deruni Sohbetler Düşmanını Tanı / ON ALTI YILDIZ

    Oktan Keleş Üstadımız şeytanı anlatıyor. Allah razı olsun...

    Allahım bizleri şeytanla mücadele edenlerden eyle, bizlere yardım et. Senin yardım ettiğini yenecek yoktur Allahım...amin...

  11. #86
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Derûnî Devlet-Kutsal Halı Kitabı ÇIKTI!

    Ve hasret bitti... Beklediğinize değecek bir kitap...

    5 Ekim Cuma günü çıkacağını duyurduğumuz Oktan Keleş'in "Derûnî Devlet-Kutsal Halı" Kitabı çok şükür bugün çıktı. Cumanız mübarek, kitabınız hayırlı olsun... Kitabın yeni formatını da beğeneceğinizi umuyoruz.

    "Dünyayı sarsacak şifreler ilk kez çözülüyor, sloganı ile çıkan kitap, yeni bir tarihin yazılmasına sebep olacak bilgi ve resimlerle dolu." demiştik. Kitabı okuyunca bu sözün manasını daha iyi anlayacaksınız...

    Kitabı imzalı olarak, (ilk 200 kişi) internetten satın almak isteyenler Deruni Devlet ; Kutsal Hal Oktan Kele | Kitapelinizde.com adresine başvurarak ön sipariş vermişlerdi. İmzalı ilk 200 adet kitap sayısına Çarşamba günü ulaştık. Dostlarımızın teveccühüne teşekkür ederiz. Bu okuyucularımızın kitapları dün gece Oktan Keleş tarafından imzalanmış olup, bugün itibarı ile adreslerine gönderilecektir. (NOT: Başvuru çok olunca Oktan Bey 250 kitabı imzalamıştır.)

    Ayrıca kitap bugün diğer internet siteleri ve dağıtım şirketlerine verilecektir. Kitabı bulamayan arkadaşlar başvurdukları kitapçılardan, kitabın dağıtımdan alınmasını isteyebilirler.

    Daha önce de duyurduğumuz gibi İstanbul, Ankara ve İzmir'de imza ve söyleşi günleri düzenleyeceğiz. Kitabı imzalı alamayan, almak isteyen kardeşlerimiz, bu imza günlerinde kitabı imzalı olarak alma imkanına kavuşacaklardır. Bu konudaki tarih ve yer bilgilerini sitemiz aracılığı ile duyuracağız.

    İzmir'deki kardeşlerimiz Kemaraltı'ndaki Anadolu Kitap Dağıtım'dan kitabı temin edebilirler.

    Ankara'da ise Kızılay'daki AKÇAĞ Kitabevi'ne gönderilmiştir.

    Kitaba ulaşamayan, bulamayan arkadaşlar Kırkkandil yayınları (Telefon : 0212 - 513 16 92, bilgi@kirkkandil.com) veya bizimle irtibata geçebilirler.

    İngiltere'den kitabı almak isteyen dostlarımız da utku.29@hotmail.co.uk adresine müracaat ederlerse, kitabı sadece bedeli karşılığında elde edebilirler. Kargo ve posta masrafı ödememiş olurlar.


    Kitap ile ilgili düşüncelerinizi, kitaptaki imla ve diğer hatalarla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi buulkem@gmail.com adresine gönderirseniz inşallah ikinci baskıda maddi hataları düzeltme imkanımız olur.

    Artık yeni bir devir başlıyor...

    Erol Elmas
    buulkem@gmail.com

    NOT: SİPARİŞİ VERİLEN TÜM KİTAPLAR GÖNDERİLDİ

    Derûnî Devlet-Kutsal Halı Kitabı ÇIKTI! / ON ALTI YILDIZ

  12. #87
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Hacivat İle Karagöz'ün Sırrı......Hacivat İle Karagöz'ün Sırrı / ON ALTI YILDIZ (İlgili fotoğraf, resim, kanıt, belge için linki tıklayınız.)

    Konya Ereğli'deki İvriz Kabartmalarında Hacivat ve Karagöz saklı...


    Oktan Keleş, “Derûnî Devlet-Kutsal Halı” kitabında tarihi bir çok olayı gündeme getirerek, bizlere yeni bir bakış açısı kazandırıyor.

    Bildiğimiz tarihi bilgileri bir kenara bırakarak, aslında bazı “bilgilerin” anlatıldığı gibi olmadığını söyleyerek bütün ezberlerimizi bozuyor. Ve bize yeni bir tarihin kapılarını açıyor...

    Artık gerçeklerin açıklanma vakti gelmiş ki, bu güzel bilgileri öğreniyoruz…

    Hacivat İle Karagöz’ün Sırrı…

    Oktan Keleş, Hacivat İle Karagöz’ün sırrının Ereğli’deki İVRİZ Kabartmalarında olduğunu söylüyordu.

    Dikkat ettim de, bu hafta bir tarih dergisi İvriz anıtlarını, bir dergide Hacivat ile Karagöz’ü konu edinmişlerdi.(Dergideki İvriz Kabartmasının ayrıntılı çizimine bakarsanız tıpkı Hacivat ve Karagöz olduğunu göreceksiniz.)

    İvriz Anıtındakilerin Hacivat ile Karagöz olduğunu Oktan Keleş’ten öğrenecektik.

    “Derûnî Devlet-Kutsal Halı” kitabında konu şu şekilde işlenmişti (sh.324-325)



    “Hacivat ile Karagöz’ün sırrı bu anıttaydı. Şifrelerden biri de bu kabartmalardaydı. İvriz Anıtı Hacivat ile Karagöz’ün ta kendisiydi. Kıyafetlerinden sakallarına, ellerin duruşundan ayaklarındaki çarıklara kadar hepsi birebir aynıydı.

    (NTV Tarih Dergisi'nden alınmıştır.)

    Asıl Hacivat ile Karagöz diye bilinen şahsiyetler, Hacı İvaz (İvriz) Türklerin Hitit döneminde bilge kişisini temsil eden kişiydi. Yani Bursa’daki Ulucami ile ilgileri yoktu. Bunlar uydurmaydı. Hacivat diye bilinen şahıs; bilgeliği ve iyiliği temsil ediyordu. Hakk’ın yanındaydı. Karagöz ise, kapkara göz yani masonların simgelerindeki tek gözü, tarihteki Tepegöz’ü temsil eden Şeytanî bir kişiyi temsil ediyordu. Hacivat ile Karagöz; Rahmanilerle Şeytaniler arasındaki savaşı simgeliyordu. Bu iki tarihî kişilik, yani Hacivat ile Karagöz olarak bilinen şahsiyetlerin gerçek isimleri bu değildi. Türk’ün tarihinin belli dönemlerinde Karagöz ve Hacivat diye bilinen mücadelenin sembolleri zuhur etmişti. Osmanlı’daki zuhuru ise bilinen tarih içinde adeta zurnanın son deliği gibidir.

    Bu kabartma ile arkeologların yalan tarih yazmaları, bu yeni bilgilerle artık çökmeye mahkûmdu. Tıpkı Marmara-Yeni Kapı kazılarındaki gibi. İstanbul’un tarihi de yeni çıkan arkeolojik eserlerle değişiyordu.”

    Oktan Keleş, bir kez daha bizleri şaşırtarak, gerçek tarihin kapılarını açıyor...

    "Türk ve Dünya Tarihi Yeniden Yazılacak!" demiştik. Bunu bir iddia olarak değil, hakikatlerin açıklanması vakti geldiği için söyledik.

    Selam olsun erenlere, selam olsun "arşivcilere..."


    Erol Elmas
    buulkem@gmail.com

  13. #88
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Sembol Atlayış........Sembol Atlayış / ON ALTI YILDIZ

    Uçan adam efsanesi, uzaylı, ufo'lar vs...

    17 Ekim 2012 15:19


    Bilindiği gibi Felix uzaydan Dünya'ya atladı. Bu atlayışı ilgi çekici hale getirmek için o kadar şey yapıldı ki… Medya adeta bu olaya kilitlendi. Maksadını aşan yorumlar yapıldı.

    Bu atlayış, dünya medyasında genelde şu şekilde yer aldı: Felix, dünyanın merakla beklediği uzaydan atlayışı, 39 bin metreden atlayarak başarıyla gerçekleştirdi. Serbest düşüşte ses duvarını aşan ilk insan olarak tarihe geçmeyi hedefleyen ekstrem sporcu Felix Baumgartner, helyum balonla çıktığı stratosfer tabakasında kendini boşluğa bıraktı ve yere inmeyi başardı.

    ABD'nin New Mexico eyaletindeki Roswell kenti yakınlarında, 850 bin metreküplük helyum balonunun taşıdığı 1360 kilogram ağırlığındaki kapsülle gökyüzüne çıkan "Korkusuz Felix", yaklaşık 39 kilometre yükseklikten kendini boşluğa bıraktı…” vs. yorumlar bu şekilde sürüp gidiyor.

    Eee ne var bunda diyeceklere şunu söyleyelim: Çok şey var. Öncelikle tüm dünyanın ilgisi bu atlayışa yönlendirildi. Adeta tüm dünya bu atlayışa kitlendi ve bu sporcunun(!) atlayacağı gün iple çekildi. Sonra atlayış önce hava koşullarından dolayı iki kez ertelendi(!) ve heyecan daha da arttırıldı.

    Neden bu atlayış bu kadar önemli hale geldi? Bu kadar abartılı bir ilgi niye? Bu işte bir gariplik olmalıydı. Bu kadar önemsenmesinde vardı bir bit yeniği. Bu atlayan kişiyi ve atlayışı araştırdık; atlayan kişinin Avusturyalı olmasına bakmayın. Ustalıkla kendini gizliyor. Biz onun hangi ırka mensup olduğunu da biliyoruz. Bu kişi bir ABD askeri, sıradan biri değil, Pentagon’da çalışmış biri. Özel olarak seçilmiş biri. Sıradan bir maceracı değil! Yani sporcuymuş, rekor delisiymiş vs. bunların hepsi hikâye. Özel seçilmiş bir isim Felix.

    Uzaydan nereye atlıyor Felix amcam? Atladığı bölge meşhur ufo – uzaylı söylentilerinin olduğu meşhur bir bölge. Roswell yani. Bunlar biliniyor.

    Felix yere indiğinde ne deniliyordu: 3 yeni rekor kırdı.

    1-En yüksekten atlayan insan.

    2- En uzun serbest düşüş rekoru...

    3- Düşüş hızı.

    Şimdi soralım:

    1-Daha önce o yüksekliğe bir sürü uçak, uzay mekiği ve insan çıktı, ne var bunda abartılacak kadar?

    2- Atlama esnasında, sanki uzaydan gelmiş havası neden oluşturuluyor? “Uzaylı Felix söylemi” neden ön plana çıkarılıyor. Seçilen bölgenin özelliğinden dolayı mı? Roswell’i araştırın ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.

    3- 39 bin metre sembolik bir rakam. Neden mi? Vatikan’ın kod numarası da ondan. Bu mesafe özellikle seçildi. Oktan Keleş’in “Kod 39 Vatikan” yazısını hatırlayız.

    Kod 39: Yeni Hedef Vatikan mı ? / Oktan Keleş / ON ALTI YILDIZ

    4- “Hz. İsa gökten gelecek” diyenler var ya. Bu da bunun ön çalışmaları mı?


    5- Baumgartner'e eksi 57 derece soğuğa ve alçak basınca dayanıklı 200 bin dolarlık özel bir kostüm hazırlandı.

    Üzerindeki elbise çok özelmiş. O hızla düşen birinin kanı kaynayıp, insanı öldürürmüş. Bu elbise daha önce de vardı. Neden şimdi olayı abartıyorlar? Ceket kravatla mı çıkacaktı yani?

    Bu çalışmalar, Oktan Keleş’in Deruni Devlet-Kutsal Halı kitabında anlattığı “süper insan’a” ilk adım mı? "Süper insan" psikolojisi insanların hafızasına yerleştiriliyor.

    Süper insana doğru haberleri yapılıyor. Uzaylı söylemleri havalarda uçuşuyor... Aslında her şey sembolik! Yoksa şaşılacak bir şey yok!

    Bununla beraber yeni bir istihbarat verelim: Çin’de yarasa adamlar deney yapacak. Uçan insanlar vs. Uyanık olun, oyuna gelmeyin!
    Oktan Keleş’in Deruni Devlet kitabında arşivciler şöyle bir şey anlatmışlardı:

    “Meselâ,ilk uçan insanlar Türklerdir. On binlerce yıl önce, birçok yazıtlarda bu sırlar, delilleri ile var. Zamanı geldiğinde tarihin yeniden yazılacağı kesin. Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata’dan Üsküdar’a uçması da yine, ataları Türkler’in yazıtlarından aldığı bilgiyleydi.”

    Uçan insanlar şimdi yine gündemde!

    Erol Elmas
    buulkem@gmail.com

  14. #89
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    02:36
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    3.844
    Blog Mesajları
    1

    MeTePe

    Hayatımda hiç bu kadar saçmalığı bir arada görmemiştim... Peter Straub görse kıskançlıktan çatlardı herhalde....

    Alıntılar için teşekkürler... demek böyleleri de varmış...

  15. #90
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Marduk Günlükleri........( Fotoğraf, belge, kanıtlar için : Marduk Günlükleri / Tarık C. / ON ALTI YILDIZ )

    Marduk Günlükleri (Rüya Görmeyi Bırak, Mehdi Bazılarını Uyandırmayacak-3)

    El cevap: İlyas ve İlyas (Bu cevap hangi sorunun cevabı merak edenler “Hubel’in Dönüşü” makalesinin sonuna bakabilirler.) Hubel’in Dönüşü / Tarık C. / ON ALTI YILDIZ

    “Kainatta tesadüfe tesadüf edilmez.” demiş Sokrat. Aynı fikirdeyim. Tesadüfün sadece iki yerde olduğuna inanırım. Biri lügatlerdedir. Yani sadece bir kelimedir; hariçte varlığı yoktur. Diğer tesadüf ise Feneryolu’ndadır; “Tesadüf Kafe”.

    Şaka bir yana, tesadüflerin olduğu bir dünyada bilim yapamazsınız. Tesadüf denilenler bile kendi içerisinde bir şablona sahip sanki. Aklıma en basitinden “kaos fiziği” ve “istatistik yasaları” geliyor.

    Müslüman “basiret” sahibi olmalı. Yusuf suresinde “ben ve bana tâbi olanlar basiret üzere davet ederiz.” denilerek gözümüzün açık olması gerektiği ifade ediliyor. Alman bir yazarın şairler için kullandığı ifadeyi ben şuurlu Müslümanları tanımlamak için alıntılıyorum:“Göz kapağı olmayan insanlar.” Devamlı uyanık ve işlek bir şuur… Mehdi’nin uyandırmasına gerek olmayanlar; zira uyumayanlar…

    Birçok Müslüman Kabe işgalinin farkında değil. Zira bu işgal kalleşçe yapıldı. O kadar kalleşçe ki umre ve hacca giden arkadaşlarımız, cep telefonu ile Kabe’nin resmini çekenlerin aynı zamanda Hubel’in (Mekke Saat Kulesi) de resmini çektiklerini; hatıra olarak hem Kabe fonlu hem de Hubel fonlu, tebessüm ederek poz verdikleri resimlerden bahsediyorlar. Bu kadar kalleşçe… Müslümanlar değil, bu kadar sinsi saldıranlar kalleş.

    “Sonra onlara önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım, sen de çoğunu şükredici bulmayacaksın.” Araf/17

    Şeytan’ın insanlara sağdan; yani hak suretinde ama kalleşçe sokulacağının itirafını Rabbimiz bize Kur’an’ında nakletmiş,“basiret”imizi muhafaza edelim diye o “apaçık” düşmanımıza karşı… Düşman açık, icraatı sinsice… Sağdan yanaştı ve sembolünü; “Şah”ını yanaştırdı Kabemizin yanına… Aklı sıra Kabe-i Muazzama; yani “muazzam” Kabe’nin “Muazzamlığı”nı gölgeleyecek, “şah-mat” edecek, oyun bitecek; dolayısıyla kıyamet kopacak.

    “Saat (Kıyamet) yaklaştı, Ay yarıldı.” Kamer /1

    Yine yanıldı Şeytan. Oyun daha bitmedi. Hatta büyük bir hayra vesile olduğunun bile farkında değil. (Şimdilik bu meseleye girmiyorum.)

    Araf/17 de ifade edildiği gibi Şeytan ve hizbi dört yönden yaklaşır. İkisi mertçe, ikisi kalleşçe… (Bu dört yönün sırrını ve haç sembolü ile ilişkisini Oktan Keleş’in Asâ: Bir Meczubun Rüyası-4 kitabından okumanızı rica ederim. Bu kitap okunmadan Şeytan’ın simülasyonundan nasıl çıkılır bilemiyorum.) Dört yönden Kabe’nin dört yönüne doğru geliyorlar. Haçlılar ve Tapınakçılar gibi. Malumunuz, Tapınakçıların sembolü beyaz fon üzerine kırmızı bir haçtır. Hem haç, hem bizim bayrağımızın renk olarak negatifi.

    Ahmak Şeytan kendini o sözü ile bağladı. Ya dört yön yerine altı yönünün tamamından bahsetseydi? (Unutturan Şeytan’a da bir unutturan mı var acaba?) Ama “İstikbal göklerdedir.” Ebrehe’nin dev ordusuna Mekke’yi mezar eden hamle “yukarıdan” gelmedi mi? (Ebabil meselesine inşallah değineceğiz.)

    “Öyle ise” dedi, “Sen beni azgınlığa mahkûm ettiğin için, ben de onları gözetlemek üzere Senin doğru yolunun üzerinde pusu kurup oturacağım.” Araf/16

    Doğru yolun üzerine oturdu. Yani sembolü olan “Şah”ını, İbrahim (as)’ın çağları aşan davetini yaptığı yere; yani “Allah’ın evi”nin bulunduğu yere dikti. “Doğru yolun üzerine.” Pusuda sanki. “Her şeyi gören göz” gibi kocaman ışıklı bir saat ve hilal ile tam bir gez, göz, arpacık… Sinsi sniper…

    Şeytanîler bazen belli projeleri belli insanlar üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyorlar. “Proje adamlar”dan bahsediyorum. Michael Jackson bir Şeytanî miydi bilmiyorum. Bazıları onun Müslüman olduğunu söylüyorlar. İnanmak isterim buna. Şeytanî düzenin mağduru olmuş ve “Fareli köyün kavalcısı” tarafından “çocukluğu çalınmaya” çalışılmış bir insan olduğunu biliyorum. İşin gerçeğini Oktan Abi’den öğrenmek lazım. Ama Oktan Abi’den onun Şeytanîler tarafından, bazı projelerinde kullanılmak istendiğini ve bazılarında kullanıldığını; yani bir “Proje adam” olabileceğini biliyorum. Ona çok benzeyen Eski Mısır’a ait bir büstün bununla ilgisi var. Dudak uçuklatacak başka bilgiler var, ama onların anahtarı Oktan Abi’de…

    Tesadüflere inanmama ve basiret meselelerine değinmemin sebebi bu kalleş işgal ve “Proje adamlar” ile alakalı. Oktan Abi ile beraber Kabemizin işgali ile alakalı yazdığımız 5. yazı bu. Bu yazıların çoğunda bir adamdan bahsettik: Vin Diesel.

    1)“Yeni Mekke’ye gidiyorum” sözü ona ait. (Riddick Günlükleri)

    2)Tarihteki iki büyük fil ordusundan bahsettik. Biri Kabe’yi yıkmaya giden “Ashab-ı Fîl”; yani Ebrehe ve ordusu; diğeri ise Alp’leri filleri ile geçmeye çalışan meşhur kumandan Hannibal. VinDiesel şu an bu filmi çekmeye çalışıyor. Sanki fil ordusu ile “Eski -sözde- Mekke”yi, “Fil ordusu” ile işgal edip Hannibal gibi, “Yeni Mekke”yi meydana getirmek. Belki aşırı tevil yapıyoruz; ama tesadüflerin(!) sayısı daha da artarsa?

    3)Hannibal’ın Baal ve Baal’ında Hubel ile irtibatını unutmayalım.

    İlk defa Oktan Abi bahsetti “Riddick Günlükleri” içindeki şeytanîlikten... Filmin tanıtımı şöyle:

    “Evrenin karanlık zamanlarında geçen filmde, teker teker Necromonger ordusunun pençesine düşen gezegenlerin tek seçeneği vardır: Ya değişecek, ya da yok olacaklardır. Bu seçeneği kabul etmeyenlerin tek umudu ise, birinin ortaya çıkıp Necromonge ordusunu yavaşlatmasıdır.

    Her şey kötüye giderken hayatta kalabilenler efsanelere sarılırlar. İyinin kötüyü yendiği efsaneler, kehanetler kulaktan kulağa yayılır. Ama bazen şeytani güçleri durdurmanın yolu onların karşısına bir başka şeytani güçle gitmekten geçer.

    Hal böyle olunca, sürgündeki Riddick büyük mücadele için çağırılır.”

    Bir hayli enteresan…

    “Şeytanî güçler”;

    “zor zamanda ihtiyaç duyabileceğimiz şeytanî bir güç”; bu şeytanî gücün “sürgün” olması ve en sonunda bu sürgünün adı: Riddick.

    Şeytan ve ekibinden bazı cinler “sürgün” olmalarını çok önemserler. Bu sürgün cinlerin bir diğer adı “düşmüşler”dir. Meşhur tabiri ile “Fallen angels”. Hep bu sürülmüş olmanın ve bu sürgüne sebep olanlardan dönüp intikam almanın şeytanî psikolojisi içindedirler. (Bu konunun detaylı halini “Lovecraft ve Oktan Keleş düellosu” makalesinde anlatmak isterim.)

    “(Allah) buyurdu: “Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın.” Araf/13

    Şeytan ile içli dışlı bazı müzik grupları bu “sürgünleri”, “düşmüşleri” çok anarlar. Hatta bazı şarkılarının adı Şeytan’ın bazı lakaplarından ve diğer sürülmüş cinlerin isim ve efsanelerinden gelir. İşte Riddick de bu düşmüşleri ve belki düşmüşlerin başı olan Şeytan’ı sembolize ediyor gibi geliyor bana… Nasıl mı?

    Riddick; Türkçe okursak Ridik. Okunuş olarak Marduk’a nekadar benziyor değil mi? Şeytan ve ekibindeki bazı cinler nasıl sürgün; aynen öyle Riddick de sürgün.

    Şeytan ve ekibi nasıl kötüler; aynen öyle de Riddick de kötü.

    Şeytan nasıl “Her şeyi gören göz” sembolü ile meşhur; aynen öyle de Riddick’in de önemli bir vasfı, karanlıkta bile olsa her şeyi görmesi.
    Evet daha önce Şeytan ve Marduk ilişkisinden bahsetmiştik:

    “Marduk özel bir ad olmayıp, Nimrod'la aynı anlama gelen bir sıfattır. Hem Nimrod, hem de Nimrod'un tanrılaştırılmış şekli olan Marduk, içeriğinde isyan etme anlamını taşıyan birer sıfattırlar. Nimrod zamanının ilk isyancısı olma özelliğiyle Şeytan'ı simgeler. Nimrod ve Marduk sözcüklerinin Maradh sözcüğünden türemiş sözcükler olduğu düşünülür. Bu sözcüklerin içeriğindeki isyan etme ve muhalif olma anlamı Şeytan sözcüğünde de bulunduğundan, Marduk ilk başta Şeytan'ı simgelemektedir. Bu nedenle satanizmde Marduk özel bir yere sahiptir.” Vikipedi

    Marduk; yani Baal; yani Hubel, Şeytan ile birebir irtibatlı. “içeriğinde isyan etme anlamı taşıyan bir sıfat” Marduk. Şeytanîler bu yüzden Marduk meselesine saplantı halinde bağlılar. İçinde bulunduğumuz 2012 yılını ise birebir Marduk’la irtibatlandırıyorlar. Kabemizin yanı başına “saat kulesi”ni;

    yani“Hubel”i;
    yani“Baal”ı;
    yani“Marduk”u;
    yani“Şeytan”ın bir sembolünü;
    yani“Şah”larını bu yüzden diktiler.

    Serinin bir önceki makalesinde bunları yazmıştık. Saat kulesi Hubel; Hubel Marduk ve Marduk da Şeytan’dır.Saat kulesindeki ışıklı yuvarlak saat, yeşil 1 doların da arkasında bulunan “Her şeyi gören göz”e benzemiyor mu? Ve gece bile gören Riddick gözleri…

    Düşmüşlerden biri de -Melekler Ağlarken’i okumuş olanlar o “Büyük Kara Kuyu” sahnesini hatırlasınlar- W’(Dabulyu)dur. Bazı konularda Şeytan’a akıl verecek kadar özel bir varlıktır. Madem Riddick günlükleri bu kadar Şeytan ve düşmüşler-sürgünler ile alakalıdır, bakalım bu Riddick afişinde W’ya da ait bir şey bulabilecek misiniz?

    Dikkat ettiniz mi, saatteki iki kılıcın ve Riddick'in elindeki bıçakların duruş şekilleri manidar bir şekilde benziyor.




    Tarık C.

    tarkci@gmail.com

    Not: Konuyla ilgili Oktan Keleş'in yazıları:

    http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=202

    http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=211

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1901

    13.10.2012




Sayfa 6 / 17 İlkİlk ... 234567891016 ... SonSon