1-4 Aralık 2016 tarihinde Engelsiz Yaşam Fuarı
Sayfa 11 / 17 İlkİlk ... 789101112131415 ... SonSon
Toplam 245 mesajın 151-165 arasındakiler

Konu: Sırdaş...

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #151
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Kulbak Bilge

    Korkut Ata'dan Türk Milletine mesaj var...



    4715 - Sırdaş...


    http://medya.onaltiyildiz.com/kulbakbilge-b01/

    Dedem Korkut, kopuz omuzunda, çağları aştı da geldi. Yine heybesinden mektubunu çıkardı koca bilge.


    Mesaj ve resimler için: Kulbak Bilge / ON ALTI YILDIZ

  2. #152
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Kulbak Bilge-2

    4715 - Sırdaş...



    Kulbak Bilge 2. Bölüm mesaj ve resimler için: Kulbak Bilge-2 / ON ALTI YILDIZ

  3. #153
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Kulbak Bilge-3 / ON ALTI YILDIZ

    Kulbak Bilge-4 / ON ALTI YILDIZ


    Kulbak Bilge Türk Tarihinin sırlarını açmaya devam ediyor...

  4. #154
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    4796 - Sırdaş...

    BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ MASALLARI VE SIRRI

    “Bermuda Şeytan Üçgeni” bölgesinde manyetik ve çekim alanları olduğu, bu yüzden yüzlerce uçağın düştüğü ve geminin battığı söylenir. Bunların bir kısmı doğrudur. O bölgenin üzerinden geçen uçaklar düşer. Fakat düşmeleri düşürülmelerinden, batmaları da (gemilerin) batırılmalarındandır. Çünkü o bölgede, ABD öncülüğünde bir askerî üst vardır. Gizli bir üsttür. Deniz altında da faaliyetleri vardır. Deneyler yaparlar. O bölgede sûni olarak manyetik bir alan geliştirmişlerdir. Oradaki en büyük deneyler içinde UFO’lar denenir. UFO’lar dememiz şundandır: Bu araçlar, ABD’li seçilmiş bilim adamları tarafından, bir nevi uçak teknolojisi kullanılarak yapılmış UFO şeklindeki uçaklardır. Bunu Hitler de düşünmüştü. “İlk uçan daireyi Hitler yapmıştır.” diye, bunun belge ve fotoğrafları yayımlanmıştı. Bermuda’da uçan daireler zaman zaman havalanır ve bazı uçakların yanından geçerler. Bunlar bilinçli yapılır. İnsanlığın zihnine UFO bilinci, uzaylılar bilinci yerleşsin diyedir. Uçan daire bir uçağın yanından geçince, onu gören pilotlar kuleye rapor ederler. Medyaya, uzaylı uçan daire gördüklerini, yemin ederek anlatırlar. Yalan söylemezler; çünkü gördüklerinin sırrını bilmeden, doğal olarak inanırlar. Yalan makinesine bağlananlar olmuş ve doğrulanmışlardır. Ülkemizde de, askerî kökenli bazı sivil uçak pilotlarının UFO gördüğü medyaya yansımıştır.

    Dünyada çok ciddi UFO kuruluşları vardır. Bunlar uzaylıları görenleri, UFO’ların fotoğraflarını, ispat olsun diye dünyaya gösterirler. Bunların başındakiler Yahudi sermayesinde Şeytanîlerdir. Bu amaçla uzaylı ve UFO bilincini yeni nesillere aktarırlar. Çünkü Allah inancını yok etmek için bir silah da bu senaryodur:
    Yeni küresel dünyaya “uzay dini”…

    Neden uzay? “Semavî dinlerin vahiyleri yukarıdan; yani gökten gelir.” anlayışını taklittir. “Uzay dini” bir basamaktır. Dört kitabın ve tüm dünyadaki tasavvuf(!) felsefelerinin karması bir uyduruk dindir. Karma oluşunun sebebi, tüm dünyadaki inanç mensupları kendi inançlarından bir şeyler bulsun ve kansınlar diyedir. Bu konuyu fazla irdelemiyoruz. Bu kadar bilgi yeter diye düşünüyoruz. UFO görenlere duyurulur.

    Oktan Keleş

    (Asa Kitabı sh.165)

    Bermuda Şeytan Üçgeni Masalı / ON ALTI YILDIZ

  5. #155
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    4804 - Sırdaş...

    Onlar da Çocuktu


    Birçok kıymetli hanım okurumuzdan aynı konu ile ilgili ortak soru alıyorum. Aldığım sorular içinde bu konu azınlık da olsa saygı duyuyorum. Kıymetli Hanım okurlarımızın ortak noktası aynı olan konuyla ilgili bu küçük yazıyı ve arşivimdeki çerçeveden çıkarttığım bu resmi cevap olarak yayınladım.

    Ortak soru şu minvaldeydi; bu ortamda çocuğumu daha iyi kreş, okul vb. etkinliklerin hangisine götürsem endişeleniyorum. Eğitim yönünden çocuklarımızın istikbali için strese giriyoruz vs. Hiç şüphesiz Türk annesi dünyanın en kahraman, vefakâr ve cefakâr annesidir; yemez yedirir, giymez giydirir. Savaşta canı olan bebeğini bırakır, cepheye cephane taşır. Bu yüzden Türk kadını anne değil, ANA’DIR. Bu hanım okuyucularıma cevap olarak diyorum ki; yayınladığım resimdekiler de çocuktu. Çoğunun babası Çanakkale şehidi idi. 9 ile 13 yaş arasında olan bu çocuklar, askeri okula zorunlu alındılar. Zorunlu alındılar çünkü askere ihtiyaç vardı.

    Onlar, ne çizgi film izlediler, ne lunaparka gittiler ne kreşe ne koleje. Onların, çizgi-animasyon sanal kahraman resimleri olan çantaları, defterleri, kalemleri olmadı. Sinemalara gidip çizgi film veya animasyon filmleri izleyemediler. Türk bayrağının, vatanının savunması için eğitimde; küçücük ellerine önce sopa, sonra kocaman tüfekler verildi. Çikolata nedir bilmediler, şeker yemediler. Rengârenk, jelatinli tv’lerde boy boy reklamları yapılan çeşit çeşit çocuk ürünlerinden yemediler. Karatay’ın küflü ekmeği onların mamalarıydı. Kendilerine has, dayalı döşeli çocuk odaları olmadı. Saman balyalarında, bitlerin içinde uyumaya -uyumak denirse- çalıştılar. Onları saracak ana-baba kucakları yoktu. Çoğu yetim, öksüzdü. Onları koruyan bir ALLAH vardı, tıpkı sizin bizim çocuklarımızı koruyan gibi. Strese gerek yok!

    “Çocuklarımızın odalarına; sahte, sanal, animasyon kahraman resimlerinin hangisini assam karar veremiyorum” diye zorlanan ve bana soran annelere tavsiyem; bu kahraman çocukların resmini çocuklarının duvarlarına assınlar ki, “Türk Çocuğunun” nasıl kahramanlar kahramanı olduğunu görsünler de övünsünler!

    Ayaklarını öptüğüm bu çocuklara “ne olduğunu” soracak olursanız, hepsi bir sonbahar günü -isimleri belgelerimde mevcut- "ŞEHİT OLDULAR."

    Yazı biraz sert olduysa şimdiden hakkınızı helal edin.

    Saygılarımla.

    Oktan Keleş


    oktankeles@gmail.com
    onaltiyildiz@gmail.com

    Twitter: @oktankeles

    Onlar da Çocuktu / ON ALTI YILDIZ


  6. #156
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Kulbak Bilge Sırları Açıyor


    4871 - Sırdaş...


    Kulbak Bilge 5. Bölümde sırları açmaya devam ediyor...

    Kulbak Bilge-5 / ON ALTI YILDIZ


  7. #157
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Gargat Projesi: Görünmezlik DNA'sı

    Kulbak Bilge yeni sırlarla büyük projeyi deşifre ediyor...



    2256d1391694032 sirdas 4899 - Sırdaş...


    Oktan Keleş'in hazırlamış olduğu Kulbak Bilge çizgi romanında tarihi sırlar deşifre edilmeye devam ediliyor. 6. Bölümde Gargat Projesi, Yahudlilerin görünmezlik DNA'sı deşifre ediliyor...

    Gazete büyüleri ve daha bilinmeyen pek çok konu...

    Kulbak Bilge-6 / ON ALTI YILDIZ

  8. #158
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Oktan Keleş Karadeniz Tv'de


    attachment.php?attachmentid=2259&d=1391818649 - Sırdaş...


    Oktan Keleş, 8 Şubat Cumartesi günü saat 21.00'de Karadeniz Tv'de Gönül Mimarları Programında...

    Ahmet Yesevi Sırlarına devam...


    Not: Programı kaydedecek arkadaşlar linki bize gönderirlerse sitemizde de hemen yayınlama imkanı buluruz.


    Oktan Keleş Karadeniz Tv'de / ON ALTI YILDIZ

  9. #159
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Abdülhamid Han

    10 Şubat (dün) ABDÜLHAMİD HAN'IN 96. vefat yıldönümü idi...



    ABDÜLHAMİD HAN -1-


    Bu yazı herkes için yazmakla beraber, özellikle genç kardeşlerimizin dikkatini çekmek için kaleme alındı. Çünkü bizim ne kadar güzel bir tarihimiz olduğunu ve ne büyük şahsiyetler yetiştirdiğimizi anlayacaklar ve bir kez daha atalarını rahmetle anacaklar. Belki bilenler öyle yapıyordur, ama biz bilmeyenlerin de olduğu varsayarak konumuza girelim.

    II.Abdülhamid Han hakkında; ne kadar yazsak-çizsek yine de onu hakkıyla anlatamayız. N.Fazıl'ın "Ulu Hakan 2.Abdülhamid Han" isimli eserinde bir cümle şöyledir: "Abdülhamid'i anlamak, her şeyi anlamak olacaktır." Bu cümle aslında O'nun ve yaptıklarının özeti gibi. Geriye dönüp bakanlar şimdi O'nun yaptıkları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorlar.

    O'nun bakış açısı bize bugün bile yol gösteriyor. Çünkü O, maddi bir dünyanın imkanları ile her alanda işler yaparken manevi alemin büyükleri ile de hasbıhal ediyordu…

    Padişahım, seni bilenler derler ki; "abdestsiz yere ayak basmaz, hatta yatağının başucunda Kerbela toprağından imal edilmiş bir tuğla bulundur ve sabah kalkar kalkmaz, yere abdestsiz basmamak için, bu tuğla ile teyemmüm eder ve sonra abdest alırdı."

    Seni bize hep vehimli olarak tanıtırlar Padişahım.Ama onlar, senin bugün dahi kulaklarımızda yankılanan şu seslenişini duymamışlar: "Beni evhamlı sanıyorlardı. Hayır! Ben, sadece gafil değilim, o kadar!"

    Sen ki, 33 yıl başında bekleyen aç kurtları, yeri geldiği zaman tek başına defettin. O aç kurtların salyaları senden sonra vatanın her tarafına bulaştı. Senden sonra bir tespih tanesi gibi dağıldı koca Osmanlı İmparatorluğu Padişahım…. ( Ama çok şükür imamemiz elimizde kaldı…)

    Padişahım, seni 24 Nisan 1909'da 31 Mart denilen düzmece bir olayı bahane ederek tahttan indirenler, aslında bu yüce milleti tarih sahnesinden silmeyi amaçlıyorlardı.

    Padişahım; o dönemde sana yasakçı diyenler ne şartlar altında görev yaptığını bilmiyorlar mıydı? Aç kurtlar koca Osmanlı'yı bölmek için fırsatlar kollarlarken, seni nasıl yasakçı ilan ederler? Sana yasakçı diyenlere; Bir Osmanlı Gazetesi olan Gayret'i İngiltere tarafından dağıtımının neden yasaklandığını sorsan elbette bilemeyebilirler…

    Seni en iyi anlayanlar, neden "İngiltere'yi baş düşman" ilan ettiğini artık gayet iyi biliyorlar…

    Dünyanın her yerindeki mazlum milletlerin yardımına koştuğunu bilmiyorlar mı? Doğu Türkistan'a gönderdiğin ay-yıldızlı bayrağın, Kaşgar semalarından seni bugün bile selamlıyor Padişahım…

    Pekin Hamidiye Üniversitesi'nden kaçımızın haberi var?

    Şerif Hüseyin "ahh ben ne yaptım, ben ne yaptım…" diye dövünüyor mudur hala Padişahım…

    Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu ekonomik bunalımdan faydalanarak Filistin'i satın almaya çalışan Yahudi Herzl'e verdiğin cevap bütün idarecilerin cebinde bir muska gibi taşıması gereken bir cevap: "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil milletime emanettir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz."

    Parayla toprak satın alma girişimleri, SENİN kararlı tutumunla sonuçsuz kalınca, "Siyonizmin amaçlarına ulaşabilmesi için Osmanlı'nın dağılmasını beklemeliyiz." "Bir tek plan aklıma geliyor. Sultan'a karşı bir kampanya açmalı, bu iş için de sürgün edilmiş prensler ve Jön Türklerle temas kurmalı." diyen Yahudiler bugün de yanı başımızdalar padişahım. Gözleri yine bizim topraklarımızda…

    Japonya'ya gönderdiğin Ertuğrul Gemi'si ; Japonlarla bizim aramızda kurulan bir köprü oldu. 581 Şehidimize bizle beraber Japonlarda bugün hala ağlıyor Padişahım…

    Yaptırdığın binlerce camii yanında, Santa Maria, San Gioacchino in Prati kiliseleri ve daha bir çoklarında hala senin adın yad edilir Padişahım…

    Peygamber Efendimiz (S.A.V) aleyhine Avrupa'da oynanacak tiyatro oyunlarını Yıldız'dan, bütün büyük devletleri karşına alma pahasına nasıl engellediğinizi belki bugün pek çokları bilemez, sizin Resul'e olan sevginizi bizler gayet iyi biliyoruz ve bir kez daha seni rahmetle ve Fatihalarla anıyoruz…

    Seninle o günlerde görüşen yabancı devlet adamı (Bagnam paşa) şöyle diyordu. "Bilmece gibi bir adam. Hem de çözülmesi çok çok çok zor olan bilmece." Bugün dahi senin sırlarının peşindeler Padişahım….

    Seni nasıl gösterirseler göstersinler Padişahım; bu millet, senin yaralı askerine ellerinle baston yapıp, bizzat verdiğini, Harem'indeki kadınlarının cephedeki askerler için dikiş diktiklerini, unutmadı ki…

    "Ha kendi evlatlarım, ha millet. Farkı yoktur." Sözünüz bile bize, sizin devlet anlayışınızın, millete olan sevginizin özeti gibi…

    1919 yılındaki bir gazete şöyle yazıyordu senin ardından: "Sen sukût ettin, sukût etti siper!"

    Padişahım, ülkemizin kalkınması ve gelişmesi yönünde yaptıklarını başkaları hayal bile edemezler.Ve gerçek reformcunun kim olduğunu bugün ilgili kişi ve kurumların hepsi gayet iyi biliyorlar…

    Yıldız Arşivi gibi muhteşem bir koleksiyonu yağmalayanlar, biliyorlardı ki, arşivdeki belgeler onların maskelerini düşürecekti…Sanıyorlar ki maskeleri düşmeyecek!

    Sen üzülme Padişahım, arşivlerin bir kısmını her ne kadar çalmışsalar da, biz onların maskelerini senin hatırın için düşüreceğiz. Bizim arşivimiz gönülden gönüle, gözden göze naklediliyor, onlar bunu bilmezler, anlamazlar, varsın inanmasınlar ama gerçekler ortaya çıkınca bir kez daha senin önünde saygıyla eğileceklerdir yüce Hakan'ım.

    Karlı bir Şubat günü, seni ebedi aleme uğurlamıştık Padişahım… Bir Şubat günü senin sırlarını paylaşmak çok şükür bize nasip oldu….Mekanın Cennet olsun BÜYÜK DİRENİŞÇi...



    Abdülhamid’i Anlayabilmek-2-


    – Karlı bir Şubat günü Hakk’a yürüyen cihan Sultanı Abdülhamid Han’ı vefatının yıl dönümünde bir kez daha rahmetle anıyoruz…Bu yazıyı okuyan dostlarımızdan O’nun ruhuna Fatih’a okumalarını rica ediyoruz-



    İç çeken bu coğrafyanın en masum katilleri kim? Bundan sonra alevden kelimelerle kimlerin yüreğinde yer bulacağız? Nedendir kanımızda gezinenlerin fazlalığı, nedendir dünyanın dengesini kaybetmesi ve bizim mütemadiyen huzuru arayışımız?

    ‘Kanımı helâl kılıyorum eğer alnına vurulacaksa’ kimlere diyeceğiz bundan sonra? Nefes nefeseyken bütün lobiler, dernekler, kuruluşlar, ülkeler….Biz nasıl direneceğiz, nasıl kendimizi bulacağız, nasılı titreyip kendimize geleceğiz?

    Tarihimiz tetikte beklerken, biz nasıl hissetmeyiz ‘büyüklerimizin’ gözlerini sırtlarımızda? Biz dünyanın dengesiyiz, bundandır yükümüzün ağır oluşu, öyle mi? Ya ‘nişan-ı zişan’ göğsümüzden indirildi mi?

    Dünyanın dört bir yanından gelen insanlar, Saray’a uzaylılar gibi bakıyorlar ve akıllarında binlerce sorularla ayrılıyorlar. ‘Nasıl olur, nasıl olur…’ Anlasaydılar ‘o büyük müjdeyi’, bilseydiler o sözün anlamını sorar mıydılar o kadar soruları? Yaşamın başka bir gayesi vardı, hayatın başka bir anlamı…

    Padişahım yüreğini boğaza koyup, beş kıtayı besleyendi. Şimdi biz boğazın iki yakasını bir araya getirmeye uğraşıyoruz. Yetmiş iki milleti bir arada, tek vücut tutan sen değil miydin padişahım? Her biri vücudumuzdan bir parça gibi kopan bu milletlerin, şimdi hangi birinde huzur var? Hangi başbakan, kral, diktatör ülkesindeki kanamayı durdurabiliyor? Neden şimdi bu ülkelerdeki bu yoksulluk, bu ateş, bu kan…

    Hangisi ülkelerinin geleceğini bir rüyada yaşayabiliyor? Şimdi neden o güzelim rüyalar uykularımızın arasından sıyrılıp kaçtı? Görülen kâbus yaşamın ta kendisi değil mi şimdi? Bir gün bitecek mi bütün bunlar? Gözlerimizi yerden kaldırıp; HAYDİN SEFERE! Diyecek miyiz yeniden? Yeniden bütün Türk Dünyası’nın başına geçip, İslam'ın SANCAKTARI olacak mıyız? ( İ n ş a a l l a h….)

    Padişahım, bize ‘büyüklerimizin’ ellerini öpüyoruz, tarihe yüz sürüyoruz diye kızanlar; Rahibe Terasa’nın ayaklarını öpenleri soylu bir davranış gibi gösteriyorlar. İsveç Kraliçe’si bize ödül verirken, biz bu durumu ona çok yakıştırıyorduk. İspanya Kralı’nın futbol maçını izlemeye gelmesi bizi nasıl da gururlandırıyordu… Oysa onlar, Portsmouth Spor’un senin altınlarınla kurulduğunu bilmiyorlar herhalde.Ay-Yıldız’ı görmediler mi hala? Japon’ya, senin gönderdiğin robot ‘ALAMET’i hala sır gibi saklıyor. Hazırlattığın ‘petrol haritasını’ görenler, petrolün olduğu ülkeleri de, bin bir oyunla bizden çalmadılar mı….?

    Hem hangi birine üzüleceksin padişahım; ceylanlar çoktan terk etti bizi, birbirimizin kapısını açmaz olduk, dünyaların kapısın açarken… Şimdi yüreğimizde korkular birikti, ölümler soylu bir ayrılışın çok ötesinde artık. Her yenilgide yeni hırızmalar takıyorlar bizlere. Biz dünyayı dolaştığımızı zannediyoruz, vücudumuzda dolaşanları bilmeden. Çağdaş ökselere yakalanıyoruz, yıllarca oralarda kaldığımızın farkına dahi varmıyoruz. Kendimizi unuttuk, nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi unuttuk…Ama bir gün, BİR GÜN uyanacağız inşallah…

    Damarlarımdaki kan titriyor, düşüyor göz kapaklarım, cepheye çıkmadan yenildiğim ilân ediliyor canlı yayınlarda. ‘Ustam’, bu kargaşada ‘emin’leri nasıl bulacağım, kalbimi nasıl doğrultacağım? Ustam ölmüş… Ben bundan sonra çırak olarak mı yaşayacağım diyorum; hayır hayır diyor şair, ‘fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır.’

    Biliyorum Padişahım biliyorum… Gazi Paşa demişti: Muhtaç Olduğum Kudret Damarlarımdaki Asil Kanda Mevcuttur…

    Haydin Sefere…Haydin 2023′e…



    Erol Elmas

    buulkem@gmail.com

    Abdülhamid Han / ON ALTI YILDIZ

  10. #160
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    SEÇİMLER

    “Aldatan bizden değildir.”



    İnsanlar mutluluğu nerede arayacaklarını da, neyin mutluluk olduğunu da bu ilizyonlarla bilmiyorlardı:

    * Televizyonlardaki adı pembe, hakikati kara olan sanal karakterleri gerçek hayata uyarlamaya kalkıyorlardı. Onların mesajlarını, hallerini, tavırlarını gerçek hayatta sergilemeye çalışıyorlardı.

    * Dolayısıyla o sahteliği hayatlarında yaşatıyorlar; hayatı da sihirbazların istediği gibi sahteleştiriyorlardı.

    * Medyanın sembolize ettiği diva diye -haşa- ilahileştirdiği zavallıların sözlerini hayat felsefesi yapıyorlar; esprilerini moda hâline getiriyorlardı: Light erkek, maço, taş fırın vs... vs...

    İlizyondan çıkmak şarttı.

    * Uluslararası sihirbazlar, tüm dünyada elemanları vasıtasıyla ülkelerin siyasetine de el atmışlardır.

    * İlizyon tekniklerini sembollerle, bir aldatmaca sergileyerek insanların zihinlerine istediklerini sokarak planlarını uygularlar.

    * Birçok ülkede imajcılar, politik slogan kampanyaları yürüten, bu işleri büyük paralarla yapan birimler vardır.

    Örneğin:

    * Hangi seçimlerde hangi müziğin kullanılacağından tutun hangi sloganın hangi renklerle, hangi vaadlerle süslenerek insan zihnine x partisinin liderini sokmasından;

    * Onu iyi göstermeye, duygusal insan hislerine yapılan ilizyonlarla insanı aldatmaya;

    * Rakip partinin liderini, sembollerini insanların zihnine bir canavar gibi göstermeye kadar büyü yapan merkezler vardır.

    Bunlar Şeytan’ın aldatmacalarını insan üzerine kullanırlar. Bir düşün dünyadaki seçim kampanyalarını...

    Ne kadar ahlakîdir? Yani ne kadar Rahmanîdir, ne kadar şeytanîdir? Küçük birkaç örnek verelim:

    1- Seçim kampanyalarında birbirlerine hakaretler, entrikalar, iftiralar havalarda uçuşur.

    Bu kimdendir? Şeytan’dan.

    2- Milyonlarca dolar israf vardır. Bayraklar, dev afişler, balonlar insanların seçim kampanyalarında caddelerde ayaklarına dolaşır. Diğer israfları saymıyorum. Sen düşün:

    Bu ahlak kimindir? Şeytan’ın.

    Yüce Kur’an buyurur:

    “İSRAF YAPANLAR ŞEYTANLARDIR, KARDEŞLERİDİR.”
    diye.

    3- Vaadlerle insanları aldatmak, ümitlendirmek...

    Kimin ahlakıdır? Şeytan’ın.

    Yüce Kur’an bizi buna da birçok ayetinde uyarıyor:

    “O ŞEYTAN ONLARA VAAD EDER. OLMADIK KURUNTULARA SEVKEDER. FAKAT ŞEYTAN ONLARA KURU BİR ALDATMACADAN BAŞKA NE VAAD EDER Kİ?” Nisa / 120

    Ya onların taktiğini uygulayan insanlar?.. Bunlar güzel sözlerle insanların zihinlerine girerler. Bakın hiçbir politikacı insanlara seçim kampanyalarında kötü söz söyler mi? Buna da bir ayetten örnek verelim:

    “İNSANLAR İÇİNDE ÖYLELERİ VARDIR Kİ DÜNYA HAYATI İLE İLGİLİ SÖZLERİ SENİ İMRENDİRİR. BİR DE KALBİNDEKİNE ALLAH’I ŞAHİT TUTAR. HALBUKİ O İSLAM’A DÜŞMAN OLANIN EN YAMANIDIR.” Bakara / 204


    Enam 112’de insan ve cin şeytanlarının aldatmak için birbirlerine sözün yaldızlılarını telkin ettiklerini ve Peygamberlere karşı da kullandıklarını açık açık yazar. Örnekler o kadar çoktur ki sen anla!

    Bir anda düşündüm seçim zamanlarını: Sembollerle siyasetleri, vaadleri, iki anahtar verenleri, sloganları, televizyon programlarındaki tartışmaları… Haşa; bunlar Rahmanî olamazdı.

    Yapılan her şey -istisnaî filler dışında- insan zihnine bir aldatmaca, vaad, ötekini düşman gösterme, israf üzerineydi ve bunlar Kur’an’da sayılan Şeytan’ın fiilleriydi. Veysel Dede Kur’an-ı Kerim’den bir ayet okudu ve arkasından hayli düşündürücü şu yorumu yaptı:

    “HEM ONLARDAN GÜCÜN YETTİĞİNİ SESİNLE OYNAT. ATLILARINI, SÜVARİLERİNİ, PİYADELERİNİ ÜZERLERİNE YÜRÜMEN İÇİN KULLAN. MALLARINA, EVLATLARINA ORTAK OL VE ONLARA VAADLERDE BULUN. FAKAT ŞEYTAN ONLARA BİR ALDANIŞTAN BAŞKA NE VAAD EDEBİLİR Kİ?..” İsra / 64

    Kur’an’da İblis’e

    sesinle = seçim kampanyalarındaki dev hoparlörlerden,

    atlılarınla = otobüslerinden,

    piyadelerinle = konvoylarınla, taraftarlarınla vaad et. Bol bol aldat. Vaadlerde bulun. Böylelikle mallara, ihalelere, onların evlatlarına, nesillerine, istikballerine ortak olursun…

    Şimdi bir de bu misali şöyle düşün: Dünyaya da bir seçim için geliyoruz. Oyumuzu Rahman’a mı, Şeytan’a mı vereceğiz? Aman ha… kampanyalara dikkat dedi ve şu Hadisi-i şerifi okudu:

    “Aldatan bizden değildir.”

    Çok düşündürücüydü. Yüce seçim asıl önemli olanıydı.
    Aklıma şu ayet geldi:

    “EY İMAN EDENLER! ŞEYTAN’IN İZİNDEN GİTMEYİN. HER KİM ŞEYTAN’IN ARDINDAN GİDERSE ŞÜPHE YOK Kİ O ŞEYTAN ÇİRKİN VE KÖTÜ ŞEYLER EMREDER...” Nur / 21

    Asa Kitabı (sayfa 305-311)

    Oktan KELEŞ

    Seçimler / ON ALTI YILDIZ

  11. #161
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Kulbak Bilge Sırları Açıyor

    attachment.php?attachmentid=2288&d=1392472925 - Sırdaş...


    Kulbak Bilge yeni çağın sırlarını açmaya devam ediyor:


    -Neden evlerin kapılarına koç boynuzu asılır?

    -Zaman atlatıcılarının hedefi ne, neden takvimlerle oynuyorlar?

    -Midas'ın sırrı ne?

    -Neden Hristiyan keşişleri kafalarının (tepe kısmını) traş ediyorlar?

    -Zamanın sahipleri nasıl Şeytan ile mücadele ediyor?

    -Şeytan neden elektrik sisteminin tümünü ele geçirmeye uğraşıyor?



    Kulbak Bilge 7. bölümü ile yine yüzyılların sırlarını açmaya devam ediyor...

    Kulbak Bilge-7 / ON ALTI YILDIZ

  12. #162
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Kulbak Bilge TMT'ni Açıklıyor

    Kulbak Bilge Türk Metafizik Timi'nin görevini açıklıyor...



    attachment.php?attachmentid=2311&d=1392927680 - Sırdaş...



    Kulbak Bilge, 8. Bölümde yine ilk defa açıklanan bilgilerle okuyucuları sarsmaya devam ediyor.

    -Gölgesizler (Hortlak) Sırrı...

    -Gözüm seçmedi, yüzünü karartı olarak gördüm vs. Kimi Gördün?

    - Ayetlerle konunun izahı...

    -Zaman Tüneli, Ashab-ı Kefh...

    -Türk Metafizik Tim'inin görevi nedir? TMT'nin flaması nasıl, üzerindeki sembollerin anlamı?

    -Kozmik Takvim sırrı...

    -ABD'nin sahte Mehdi projesi çöktü. Sıra İsrail'in sahte Mehdi projesinde...

    -Uzay'a Kur'an-ı Kerim'i ilk götüren Türkler oldu.

    -TEBLİĞCİ ile Turksat 4A uydusundan nasıl Uzay'a özel Kur'an sinyalleri yayılıyor...

    Kulbak Bilge yeni çağın sırlarını açıklıyor...



    8. Bölüm: Kulbak Bilge-8 / ON ALTI YILDIZ

  13. #163
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Münir Derman'ın Son Yazısı

    Dr.Münir Derman'ın Hakk'a yürümeden evvel yazdığı son yazı...



    attachment.php?attachmentid=2320&d=1393327918 - Sırdaş...


    ANA-ANNE

    Cennet anaların ayağı altındadır. Ne demektir?


    l -(Anaların) çoğul olarak (Ayağı) çoğul değil. Hangi ayak, sağ veya sol...

    2-Meleklere, Adem'e secde edin emrolundu. Havva'ya secde yok...

    3-Adem topraktan halkedildi. Havva (Nefsi vahide'den). Toprak yok...

    4-Anaya babaya hürmet et. İlk defa ana söyleniyor. Niçin?

    5-Gizli bir hazine idim. Bilinmeyi istedim. (Hadisi Kutsi)...

    (idim), (istedim) kelimeleri fiilleri, geçmiş zamanı bildiriyor. Kime karşı bilinecek...Kâinatı halkettim. Maksadı ilâhiyesini bildiriyor. Melâikelere hitaben: Arzda bir halife kılacağım... Demek ilk defa melâikeler halkedilmiştir.(Bir halife kılacağım) benim yerime... İnsanın kadrini bildirmek için de (Ene alleme mâla ta'lemun) Sizin bilmediğinizi bilirim, buyurması da insanın farz üzerindeki makam ve şerefini ifade ediyor.

    Ona bir emanet vereceğim. Emanet kelimesi muvakkat bir zaman için manasını ifade eder. Bu emanet sırrı esrarı vahdaniyet'dir. İnsana yüklettiği bu emanet eşrefi mahlûk olduğunu açıklar. İnsanın hâmil olduğu Sırrıl esrarıl vahdaniyet'den dolayı kerameti insaniye, hafıza idrak vasıtası ile her şeyi tasarruf etmesi gayrı kabili inkârdır. Mucizeler ve kerametler bu tasarrufun görünen neticeleridir, eserleridir.


    Âli İmran sûresinde 4 yerde peygamberin ismi (M) geçiyor. Niçin? Sebep ne? Bunlar ilmi ilâhinin sır perdesidir. İnsan mantığının hududunu aşan mantıksız bîr mantık ile anlaşılan perde arkası... Kimya kanunları gibi değişmez kanunları vardır bu perde arkasının. Bura ile temas edeni (tasarrufa) muvakkat kılar.

    Maddeye insanlar tapmaya başladığı devirden itibaren Allah'a sıfat aramaya başlamışlardır. Bu suretle aklın peşine takılarak şuursuz bir tempo ile gidiyorlar. Bu yazı çok düşünerek, tetkik edilerek anlaşılabilir, izahı çok uzundur. İnsan ve mahlûklar için (arz) da buyruluyor. Kâinat da veya yıldızlarda buyrulmuyor.(Halagassemavatı vel ard)... İlk defa semavat, sonra arz yaratıldığı ifade buyruluyor.

    Yıldızların mevkileri.

    Bir belde.

    Atom çekirdeği ve elektronların sağdan sola dönmeleri. Soldan sağa dönerken akıp gitmeleri.

    Kıyamet günü

    Nefsi kötülemek

    Seher vakti

    Bir yıldız.

    Âllah'canın Resul'de Arap diline çevrilmiş şekli (Allah'ın kelâmında) yukarıda bildirdiklerimize Allah yemin ediyor ve onları şahit tutuyor. Kullara ispat için mi? Hâşâ. Sümme hâşâ. Kullara inandırmak için mi? Hâşâ. Sümme hâşâ. O halde niçin bu yemin ve şahit tutma... Kendi şanını tenzih ediyor. Ve insanı şerefli bir mahkûk olarak yarattığını anlatıyor... Paşam, ağam kıymetini bil. Kendini temiz tut. Temiz yaratıldın.Tekrar dönüşte alnın açık, ruhun temiz, vücudun şaibesiz olsun. Şimdi bazı sualler söyleyeceğiz: Bunları halletmeye bak. Kime sorarsan sor, öğren. Alacağın hakiki cevaplar seni bir hükme götürecek...

    Hava:

    Hidrojen. Oksijen. Azot. Argon gazlarından teşekkül etmiştir.

    Hava nedir o halde?..

    Hidrojen H2 – O oksijen. Bu sudur. H2O

    Şimdi sualimiz şudur:

    Su kaynadığı zaman buhar oluyor.

    Buhar - H2 midir, oksijen midir?

    Bulut -H2 midir, oksijen midir.

    Sis H2 midir, oksijen midir.

    Yağmur -Su

    Dolu-Su

    Kar - Hidrojen midir, oksijen midir?

    Buz - Hidrojen midir, oksijen midir?

    Bir kimya hatırlatması, hidrojen dışında çekirdeksiz proton ve nötron yoktur.

    Güneş yuvarlanıp devrildiği

    Yıldızlar döküldüğü

    Dağlar yerinden oynayıp yürüdüğü

    Gök yüzünün perdesi kalktığı

    Gökyarıldığı

    Yıldızlar dağıldığı

    Deryalar kaynayıp aktığı,

    Bu ayetler İnfitar. Tevkir sûrelerinin ilk ayetleridir.

    Kâinatda ilk defa semavat halkedildi, sonra arz. Yukardaki ayetlerde (Yuvarlanmak. Devrilmek. Dökülmek. Yerinden oynayıp yürümek. Göğün yarılması. Yıldızların dağılması. Deryaların kaynayıp akması. Bunların hepsi gök yüzünün perdesi kalktığı zaman ile başlayacağı ifade edilmektedir)...

    Gök yüzünün perdesi nedir: Ne dersen de, ne mana verirsen ver. insanın aklına sokulması için perde buyrulmuştur...


    Vecealna minel mai külle şey'in hay. Canlılık. Hayat. (Hay)'yın sudan geçmesiyle başladı. Allah'a her şey kolaydır demek bile doğru değildir. (Ve) suyu da halkeden O'dur. Minel mai külle şey'in hay. Biz her şeyi sudan halk (ettik). Ana madde su değil, dikkat. (Hay). Hayyın görünmesi su ile olmuştur. Su, ruhun geldiği geçtiği bir vasatdır. (Su neden halkedildi) bilinmiyor. Suda ifade edilemeyen bir ahenk var. İfadeye kalkarsanız, bu ahengi bozarsınız, izah edilebilen (ahenk) değildir. Bir testinin kullanmaya yarayan kısmı onun içinin boşluğudur. Her şeyi halketmek için suyu katalizör aracı yaptık... Hay sudan geçtikten sonra tahammül hududuna iniyor. Her şeyi ölçülü. Hacimli. Sikletli bir plân dahilinde (yarattık).

    Bu sırrı suda gizledik...İnsan vücudunda, her şeyde bir damla bile olsa su vardır.Vücut bir mabetdir. İnsan bir mekândır. Dünya mekânındadır. Aslı la mekândadır. Alllah, insan gönlünde insan sözü şeklinde (Allah'ça kelâmı) ile tecelli ettik. Biz semadan (mübarek) su indirdik. Mübarek kelimesi başka dilde yoktur. Tercüme edilemez. Gönülleri coşkun, alnında görünmeyen secde izi (Min eseris sücud) olanlara, kalbinde Allah lâfzını sezenlere ve islâm olanlara söylüyoruz.

    İnanmayana, kendi kendini unutan insanlık kıymetini kaybedip, ben bilirim, ben mürşidim diye gaflet ve delâlet içinde olanlara sözümüz yok...

    Zaten onlar bu kitabi ellerine alamazlar. Alsalar bile anlayamazlar. Anlasalar bile okuyamazlar. Bu da bu kitabın sırrı.

    26.5.1989 Cuma

    Dr. Münir Derman

    Allah Dostu Derki Yazılanların Sonu Yazılmayanların İlki 3

    Münir Derman'ın Son Yazısı / ON ALTI YILDIZ

  14. #164
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Oktan Keleş Karadeniz Tv'de


    attachment.php?attachmentid=2333&d=1393666511 - Sırdaş...



    Oktan Keleş, 01 Mart Cumartesi günü saat 21.00'de Karadeniz Tv'de Gönül Mimarları Programında...

    Not: Programı kaydedecek arkadaşlar linki bize gönderirlerse sitemizde de hemen yayınlama imkanı buluruz.

    Oktan Keleş Karadeniz Tv'de / ON ALTI YILDIZ

  15. #165
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.435

    dostempati

    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Tanrı Ceketli Adam


    Tanrı Ceketli Adam

    “Tarihe bak. Akıl almaz ibretler vardır tarihte. Efsaneler boşuna değil Âdem Bey. Truva atı ile kazanılan savaşı bilirsin. Truvalılar kalelerinin dışına bırakılan bu tahta atı, içeri alırlar. Gece olunca, Truvalılar, atın içine saklanmış olan askerlere gafil avlanırlar. İçimizdeki Truva atlarına dikkat etmeliyiz. Âdem Bey, Azteklerin tarihini iyi oku. Gelecek nesillere çok iyi bir örnektir Aztek tarihi. İspanyollar, Aztekleri nasıl yok ettiler, biliyor musun? İspanyol komutan Hernan Cortes, Şeytanî bir organizasyonla, onlardan aldığı telkin ve akılla şöyle plan yapmıştı:

    Aztek efsanelerini satır satır incelediler. Aztek eski metinlerinde öyle bir şeye rastladılar ki, işte aranılan kan bulunmuştu. Tanrı Ceketli adam. Metin şöyledir: Aztek inancında Tanrı elbisesi giymiş adamın kendilerini kurtaracaklarına dair bir efsane vardı. Hatta elbisenin şekli dahi çizilmişti. Bekledikleri bir adam çıkagelecek ve komutan olacak, Aztekler’i tüm dünyaya hâkim kılacaktı. Cortes, Aztetekler’in bu efsanesini onlara karşı kullandı. Aztek metinlerindeki bu ceketin aynısını yaptı ve emrindeki askerlere de değişik kıyafetler giydirerek, daha önce kuşattıkları ama alamadıkları yerlere elini kolunu sallayarak girdi. Aztek imparatoru Montezuma ve Aztek bilginleri Tanrı Elbiseli adamı karşılarında görünce şaşırdılar ve tüm halka bu haberi duyurdular. Nihayet bekledikleri Tanrı Elbiseli Adam’ın geldiğini duyurdular. Aztekler dünyaya sahip olmayı düşünürlerken yeryüzünden silindiler. Cortes’in foyası ortaya çıkmış ve öldürülmüştü ama iş işten geçmişti.” dedi.

    Ben bu bilgiyi hafızama, Türk tarihinde, ‘kuzu postu giymiş kurt’ olarak kazıdım. Turan Bey’den şunu da öğrenmiştim: Düşman, bir millete saldıracağı zaman, o kavmin her şeyini kullanıyor ve sömürüyordu. Dinini, tarihini, ideallerini, beklentilerini vs. Hele bu millet; fetihçi bir milletse, imparatorluk geleneği varsa ve tarihin bir cilvesi gücü elinden gitmişse… Bu milletin eski gücüne dönme ideali varsa, o millet sömürülmeye çok müsaitti. Çünkü eski zirve günlerine dönmeyi herkes isterdi.

    Cortes’in giydiği bu Tanrı Ceketi, büyük bir ibretti. Elini kolunu sallayarak bugünde bu ceketleri giyenler elbette olacaktır. Dünya genelinde büyük bir organizasyon için büyük senaryolar gerekiyordu. İnsanlığın zihnine Tanrı Ceketi giydirmeleri gerekiyordu. Bunun için önce üç büyük dinin birleştirilmesi, daha sonrada bu dinlerin sözde lağvedilmesi, daha sonra UFO dini, yani gökten gelen bir din olması adına uyarlamalar vs.

    Hiç şüphesiz hak din İslam’dır. Ondan gayri dinler, İslam geldikten sonra artık hak değildirler. Kâbe’ye modern Ebrehe’nin, modern filleri de girmişti. “Yeni Mekke Projesi” adı altında. Bütün plan tıkır tıkır işliyordu. Vatikan, Siyonistler ve Şeytanîlerin planlarını tıkır tıkır ittifakla uyguluyorlardı. Onların da kendi oyunları vardı. Vatikan dünyaya Hıristiyanlığı yayacak, Müslümanlar ise İslâm’ı yayacak. Yahudilerin ise öyle bir derdi yoktur. Yahudi olmayanlar zaten insan bile değildi. Şeytanîler Herkül projesini çok iyi tasarlamışlardı. Türklük sırrında dünyayı korumak vardı. Dünyayı koruyacak unsur da Türk milleti ve onun ordusu idi. Asker millet kavramını Türk milletinden silme projeleri başlamıştı. Türk milletinin tüm değerlerine saldırılıyordu. İslâm inançları bile sorgulatılıyordu. İslâm itikadı da sorgulatılıyor, yeni neslin zihninde yeni algılatmalar yaptırılıyordu.

    (Deruni Devlet- Kutsal Halı Kitabı sh 375-376 )

    Oktan Keleş


    Tanrı Ceketli Adam / ON ALTI YILDIZ




Sayfa 11 / 17 İlkİlk ... 789101112131415 ... SonSon