Son günlerde beni çok üzen, endişelendiren, hatta korkutan ciddi bir konuyu sizinle paylaşmak istedim.

Ben 9 yaşında bir kız çocuk ve 7 yaşında bir erkek çocuk annesiyim.
Herşey kızımın okuldan sınıf arkadaşlarının, Facebook'a kayıt olduklarını öğrenmemle başladı. İlk duyduğumda kulaklarıma inanamadım.
Kesin olarak emin olabilmek için, bundan iki sene önce üye olup, uzun yıllardır görüşemediğim bir kaç çocukluk arkadaşımı bulduktan sonra üyeliğimi sonlandırdığım, Facebook sitesine iki sene aradan sonra tekrar girmek zorunda kaldım. Geçirdiğim uzun saatlerin sonucunda gördüğüm tablo beni dehşete düşürdü. Hala etkisinden kurtulamadım.
Yaşları 7 ile 14 arasında değişen ilköğretim çağındaki küçücük kız çocukları, erkek çocukları gerçekten Facebook'a üye olmuşlar. Evlilik çağındaki gençlerin girdiği havalara girerek çektirdikleri fotoğraflarını, profillerine eklemişler. Kendilerini tanımlarken ''çok güzelim/yakışıklıyım'',''ciddi bir ilişki arıyorum'',''ilgi alanlarım kadın ve/veya erkek'' gibi cümleler kullanmışlar. Yaşlarını olduklarından çok büyük tanımlamışlar. Büyük çoğunluğu profillerini isteyen herkesin görmesine izin vermiş. En korkuncu da bu çocukların bazıları ev adreslerini, okul adreslerini, telefon numaralarını açıkca ilan etmişler! Önemli bir ayrıntı daha vereyim; Facebook da profilleri olan ilköğretim öğrencilerinin bir kısmının ortak arkadaş listelerinde ne acıdır ki sınıf öğretmenlerinin de isimleri var.

Bir insan olarak, bir anne olarak; gördüklerim, duyduklarım, bildiklerim hakkında susamazdım. Hatta sesimin ulaşabileceği yere kadar haykırmak istedim. Sadece kendi evlatlarımı korumakla yetinemezdim. Çünkü o masum yavruların hepsi bizim de yavrumuz...

Yaptığım incelemeler ve araştırmalardan sonra şu sonuçlara ulaşdım:
Facebook ana misyonunu tamamlamış, eski dostlara kavuşulmuş, özlenilen arkadaşlara ulaşılmış, izi kaybedilen akrabalarla büyük buluşmalar yaşanmış, hasretler bitmiş ve artık aklı başında insanlar için Facebook'u kullanmanın bir anlamı kalmamışdır. Bazı kesimler tarafından uzun süredir Facebook'dan amacının dışında yararlanılmaya başlanmış, en sansürlü şekilde ifade etmek gerekirse: birbirini tanımayan insanların tanışıp kaynaştığı, sanal alemden gerçek hayata adım atıldığı,randevulaşarak buluşabilme imkanı sağladığı, aşk, meşk, arkadaşlık, video chat, çöpçatanlık sitesi'ne dönüşmüştür. 18 yaşından küçüklerin kesinlikle görmemeleri, duymamaları gereken porno içerikli videolar, resimler özgürce yayınlanmaktadır. Büyüklerin bile midelerinin kaldıramayacağı bu iğrençliklere, ilköğretim çağındaki masum yavrularımızın, kazara bile olsa, maruz kalmaları durumunda yaşayacakları travmayı, ruhlarında meydana gelecek sarsıntıyı düşünmek bile istemiyorum.

Söylemeye dilim varmıyor ama mecburum; bu ülkede 18 aylık bir bebeğe tecavüz edildiğini, bu görüntülerin çekildiğini, insanlık dışı ticari amaçlarla kullanıldığını ne çabuk unuttuk ya da kendimize unutturduk. Çocuklarımızı daha iyi koruyabilmek için, sadece bu ülkede değil, bütün dünyada, hayvanların yapmayacakları vahşilikleri yapan canavarların olabileceği ihtimalini hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor.

Yaşını başını almış, mevki makam sahibi,koca koca adamların bile, suç çeteleri tarafından internette kandırılıp, web kamera aracılığıyla çıplak görüntülerinin çekilip, şantaja maruz kaldıkları gerçeği düşünülürse, çocuklarımız için daha çok endişelenmemiz gerekir.

Kısa bir süre önce ABD ' de bir sapık yakalandı. 25 yaşındaki bu adam facebook aracılığıyla küçük erkek çocuklarıyla iletişime geçip, tecavüz etmiş, şikayet edecek olurlarsa çektiği görüntülerini yayınlamakla tehdit etmiştir.
Facebook ve benzeri sosyal ağlar, çocuklarımız için çok büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Çocuk tacizcileri, çocuk tecavüzcüleri, çocuk pornosu şebekeleri, her türlü sapık, Facebook ve benzeri sosyal ağları ülkemizde de kirli emellerine araç olarak kullanıyor olabilirler.
Maalesef dünyada bir çok kötü örneği görülmüştür ve görülmektedir.
Amerika ve diğer gelişmiş ülkeler bizden yıllar önce internet kullanımına başladıkları için internetin zararlarını bizden çok yaşamışlardır. Küçük çocuklar en çok Amerika da internet mağduru olmuşlar, bu nedenle devlet; öncelikle internetin zararlı etkileri ve doğru kullanımı konusunda öğrenim çağındaki çocuklara, öğretmenlere, ailelerine eğitim programları uygulamaya koymuş ve internet suçları ile mücadele amacıyla bir çok kuruluş ve bunlara bağlı özel birimler kurulmuşdur. Maalesef yaşanan olumsuz tecübelerden ve neticesinde devletin aldığı bir dizi önlemlerden sonra, Amerikan ailelerinin büyük çoğunluğu bilinçlenmiş, bugün bir çok aile lise çağındaki genç evlatlarının dahi, kendi odalarında özel bilgisayarları olmasına imkan tanımamak da, evlerindeki bilgisayarlar salonlarında bulunmakta, bütün aile ortak kullanmakta, genellikle gençlerin kişisel mail adreslerinin olmasına izin verilmemekte, varsa bile şifrelerini aileleri bilmekte ve bütün e-postalarını denetleyebilmektedirler.

Peki biz ne yapıyoruz? İlkokul mezunu,bilgisayarı açma kapama düğmesini bile bilmeyen,en düşük gelir sahibi ailelerin, henüz okula başlamamış çocuklarının odalarında, masaüstü bilgisayarları var.
Dizüstü bilgisayarları var. Cep telefonları var. Böyle sitelere artık cep telefonlarından da erişimleri daha da kolay ve hızlı bir hale geldi. Durum daha da ciddileşti.
Türk milletinin aklının başına gelmesi için illa büyük bir bela mı yaşaması gerekiyor? Masum bir yavrunun başına bir felaket mi gelmesi gerekiyor? Bir annenin,babanın ciğerinin mi yanması gerekiyor?
Biz analar, başka Münevverler olmasın diye ağlarken, başka Cem'ler de Facebook'da Cem Garipoğlu Fan Club (Cem Garipoğlu Hayranları
Kulübü) kuruyorlar. Bu canavara sevgilerini,saygılarını, desteklerini ifade ederek kanımızı donduruyorlar. Maalesef ikinci vahşet de geçen hafta yaşandı. Üniversite mezunu 27 yaşında genç bir adam öz dayısının 11 yaşındaki oğlunu, kendi ifadesiyle, sırf canı istediği için, önce öldürüp sonra elektrikli testere ve baltayla parçalara ayırıp, sobada yakmış. Bu canavarlıkların ortaya çıkmasında ve çoğalmasında teknolojinin yan etkileri inkar edilemeyecek kadar büyüktür. Öyle kötü bir zamanda yaşıyoruz ki evlatlarımızı akrabalarımızdan bile koruyup, gözetmek zorunda kalıyoruz.

Anneler, babalar, öğretmenler, peki siz hala çocuklarınızın Facebook gibi sosyal ağlarda yer almalarına nasıl izin veriyorsunuz?
Nasıl göz yumuyorsunuz? Hiç mi gazete okumuyorsunuz? Haber izlemiyorsunuz? Hiçbir şey bilmiyor musunuz? Ailelerin,eğitimcilerin reşit olmamış çocuklara, interneti dahi gözetimleri dışında kullandırmamaları gerekirken tam tersine sınırsız özgürlük tanıyorlar.
Her gün gazetelerde, televizyonlarda, internette facebook gibi sosyal ağlar yüzünden dünyada binlerce insanın şu veya bu şekilde istenmeyen kötü durumlara düştüğü konusunda haberler yeralıyor. Başlarına gelen en iyi şey bir genç kızın ya da evli bir kadının sosyal ağlarda bulunan profil fotoğraflarının, çok basit bir yöntemle kopyala/ yapıştır ya da resmi farklı kaydet komutlarıyla çalınarak, çoğaltılarak, seks tüccarlarının kampanyalarında kullanılmasıdır. Ne yazıkki bu olayın yaşanmış bir çok örneği vardır.

Yaşayabileceğimiz felaketin boyutlarının ne yazık ki kimse farkında değil. Devlet kurumlarımıza, hükümetimize, bakanlıklarımıza, emniyet güçlerimize, medyamıza, gazetecilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza çok büyük görev düşüyor. Annelerin, babaların, eğitimcilerin, toplumumuzun her kesiminin acilen uyarılması, bilgilendirilmesi ve eğitilmesi gerekiyor.
Bu meselenin sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır.

Sizden dileğim; bu annenin derin hislerine güvenmeniz, bir annenin bu haykırışına kulak vermeniz ve sesimi duyup, sesime önce sizin sesinizi ve sonra bütün annelerin seslerini katmanızdır.

Yardımınıza ihtiyacım var... Yardımınıza ihtiyacımız var...

Saygılarımla

Ayşe YILMAZ