TÜRKİYE'DE ÖZÜRLÜLERİN ULAŞABİLİRLİĞİNDEKİ SORUNLAR

Yalnızca standart gereksinimlere göre biçimlenmiş fiziksel çevreler sağlıklı kentsel çevreler oluşturamamaktadır. Sorun, “özürlülerin gereksinimlerinin sağlanması” biçiminde tanımlanmak yerine, “insan gereksinimlerinin sağlanması” biçiminde ele alınmalıdır. Özürlülerin toplumun bütünleşmiş bir parçası olduğunun kabul edilmesi, tasarımın “bütünleştirici”, “çoğulcu” ve “ayrımsız” bir işleyişe sahip olmasını getirmektedir.

Ancak, bugün sokağa çıkmak, kaldırımda hareket edebilmek gibi sınırlı aktiviteler için bile çok sayıda engel bulunması nedeniyle kentlerimizin büyük bölümü ve yapıların çoğu özürlüler için erişilemez durumdadır. Sosyal hizmetler alanındaki sınırlamalar da fiziksel çevredeki olumsuzluklara eklendiğinde engeller artmakta, parklarda, sokaklarda, kısaca yaşam çevrelerimizde tek başına tekerlekli sandalye, yürüteç kullanan, beyaz bastonu ile yürüyen özürlü bireylere çok az sayıda rastlanmaktadır. Yalnız bu gösterge bile özürlü bireylerin toplumsal yaşama katılımının ne kadar kısıtlanmış olduğunu, bağımsız hareket edebilme olanaklarının ne ölçüde sınırlandırıldığını kanıtlamaktadır.

İnsan gereksinimlerine dönük tasarım, tüm insanların, yaş, bedensel durum gibi özelliklerinden kaynaklanan, genel ve özel duyarlılık gerektiren gereksinimlerinin tümünü kapsamalıdır. Bu açıdan, özürlülerin gereksinimleri, özürlü olmayanlarla “öz”de benzer olmakla birlikte “biçim” açısından bazı “özel” önlemler gerektirmektedir. Özürlüleri başkalarının yardımına gerek duyurmadan kent yaşamı/aktiviteleri ile bütünleştirmeye yönelik tasarım arayışlarına ve uygulamalarına gereksinim bulunmaktadır. Yapılı çevrede ne yazık ki insan eliyle şekillenen doğa, kentleşme sürecinde sadece özürlüye değil tüm kentlilere bir dizi engeller sunar hale getirilmektedir.

Özürlü, konutundan başlayarak tüm mekanlarda ve bunlara ulaşım sürecinde sayısız engellerle karşılaşmaktadır. Kentlerde yaya dolaşımını kısıtlayan, taşıtlara öncelik tanıyan, taşıt trafiğini hızlandırmayı amaçlayan uygulamalar öncelik almakta, ışıklı yaya geçitleri kaldırılarak üst geçitler yapılmaktadır. Toplu taşımacılıkta özürlülere yönelik düzenlemelerde bütüncül yaklaşımlar yerine, bazı özel ve yetersiz çözümler getirilmektedir. Bozuk yüzeyli yollar, güvenlik tedbirleri alınmayan alt yapı çalışmaları, çok yüksek kaldırımlar, özürlülerin kullanımına uygun olmayan telefon ve telefon kabinleri, gerekli düzenlemeler sesli ve görsel uyarıcılar olmadığı için özürlülere hizmet edemeyen ulaşım sistem ve araçları, kent ulaşımı ve yaşamında yoğun olarak karşılaşılan engellerdir.

Yapı ölçeğine gelindiğinde, özürlü için bina giriş merdiveni ilk engeli oluşturmaktadır. Bina içinde ise iyi aydınlatılmamış gürültülü mekanlar, dar koridor ve kapılar, kullanılamayan tuvaletler, yarım kat bağlantılı asansörler vb., özürlülerin hareketini büyük ölçüde kısıtlamaktadır.

Sosyal, kültürel ve ticari yapılar özürlülerin de kullanabileceği şekilde planlanmamış ve uygulanmamıştır. Sağlık yapıları dahi özürlülerin erişimine uygun yapılmamakta, giriş rampası ve özürlü tuvaleti dışında yapının bütününde özürlülerin gereksinmeleri dikkate alınmamaktadır.

Eğitim yapıları konusunda bazı düzenlemeler yapılmaktaysa da genelde özürlüye uygun tasarım ve kullanımlar görülmemektedir. Özürlüler için –özellikle ortopedik özürlüler için- ayrı okullar yapılması toplumsal ayrışmaya ve ayrımcılığa yol açan yanlış bir uygulamadır. Ortopedik özürlüler normal okullar bünyesinde erişebilirlikleri sağlanamadığı için sınırlı sayıdaki ortopedik engelliler okullarına devam etmek zorunda kalmaktadırlar. Oysa çok ağır özürlüler dışındakiler mevcut okulların erişimi sağlandığında normal okullarda eğitim görebileceklerdir.

Özürlü çocuklar için kurulan özel rehabilitasyon ve eğitim merkezleri erişilebilirlik kaygısı ile kent merkezini seçmektedirler. Fakat kent merkezinde kısıtlı yer bulabilen bu rehabilitasyon ve eğitim yapıları, rehabilitasyon,eğitim ve öğretim için uygun olmayan koşullarda hizmet vermektedir. Diğer yandan, bu merkezlerin kentin uzağında yer seçmesi ise, kentten soyutlanmasına neden olmaktadır.

Kent bütününde ve yapı ölçeğinde özellikle işitme ve görme engellilerin yararlanacağı işaretlemeler, görsel ve sesli bilgilendirmeler son derece yetersizdir. Yeşil alanlar ve spor alanları özürlülerin de yararlanabileceği şekilde düzenlenmemiştir. Kısacası kentlerimizde özürlülerin hareketini kolaylaştırıcı düzenlemeler birkaç küçük uygulama dışında yapılmamıştır. Standartlara uygun olmayan rampalar vb. yapılan bazı hatalı uygulamalar, değil kolaylık sunmak aksine özürlü sayısını arttırıcı nitelikler göstermektedir.

Bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimde de özürlü kişiler için önemli kısıtlayıcılar vardır.

ÖZÜRLÜLERİN KARŞILAŞTIĞI FİZİKİ ENGELLERİN KALDIRILMASI İÇİN YÜRÜRLÜĞE GİREN YASA VE YÖNETMELİKLER
(FİZİKSEL ÇEVRE DÜZENLEMELERİ İLE İLGİLİ ÖZÜRLÜLERİN YASAL HAKLARI)

6 Haziran 1997 tarihli 572 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen hükümler şöyledir:

Kararnamenin 1. Maddesiyle, 3194 Sayılı İmar Yasası’na bir madde eklenmiş ve “Fiziksel çevrenin özürlüler için ulaşılabilir ve yaşanabilir kılınması için, imar planları ile kentsel, sosyal, teknik altyapı alanlarında ve yapılarda Türk Standartları Enstitüsü’nün ilgili standartlarına uyulması zorunludur” hükmü getirilmiştir.

Büyükşehir Belediyelerine, ulaşılabilirlikle ilgili olarak; "Ulaşım araçlarının özürlülerin kullanımına ve ulaşabilirliğine uygunluğunu sağlamak ve özürlüler için sosyal ve kültürel amaçlı hizmetlerden ücret almamak veya indirimli tarife uygulamak ...” görevi verilmiştir.

Tüm belediyelere, 1580 Sayılı Belediye Yasasının 15. Maddesinde sayılan "Her türlü yapıların ve çevrelerinin, yolların, park, bahçe ve rekreasyon alanlarının, sosyal ve kültürel hizmet alanları ile ulaşım araçlarının özürlülerin kullanımına ve ulaşabilirliğine uygun olarak yapılmasını sağlamak ve denetlemek; imar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve ruhsat aşamasında Türk Standartları Enstitüsü’nün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak" gibi görevler verilmiştir.


572 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 9. maddesi gereği, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından değiştirilerek ulaşılabilirlikle (fiziksel engellerin kaldırılmasıyla) ilgili hükümler eklenen ve 2 Eylül 1999 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili yönetmelikleri şunlardır:

3030 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği
Belediye ve Mücavir Alan sınırları İçinde ve Dışında Planı Bulunmayan Alanlarda Uygulanacak İmar Yönetmeliği
İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmelik
Gecekondu Kanunu Uygulama Yönetmeliği
Otopark Yönetmeliği
Sığınaklarla İlgili Ek Yönetmelik


ÖZÜRLÜLERLE DOĞRUDAN İLGİLİ STANDARTLAR (Fiziksel Çevre)

TS 9111/ Nisan 1991: Özürlü İnsanların İkamet Edeceği Binaların Düzenlenmesi Kuralları

TS 12576/ Nisan 1999 : Şehir İçi Yollar- Özürlü ve Yaşlılar İçin Sokak, Cadde, Meydan ve Yollarda Yapısal Önlemlerin Tasarım Kuralları

TS 12460/Nisan 1998 Şehir İçi Yollar- Raylı Taşıma Sistemleri Bölüm 5: Özürlü ve Yaşlılar İçin Tesislerde Tasarım Kuralları

Kaynak:

T.C. Özürlüler İdaresi Başkanlığı 

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü