Özürlülük

Özürlülerin fiziksel ve psiko-sosyal yapılarının toplumda serbestçe gelişmesine uygun ortam yaratmak, çeşitli desteklerle onların yarınlarını güvence altına almak, toplumun üzerinde durması gereken en önemli konulardan birisidir.

Özürlü: Bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinden belirli oranda fonksiyon kaybına neden olan organ yokluğu ve bozukluğu sonucu toplumsal rolünü gerçekleştirebilmesi için bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişidir.

Tarihsel süreç içinde Ülkemizde özürlülerle ilgili ilk örgütlü çalışmalara 1889 yılında başlanmıştır. 1889 yılında İstanbul'da Sağırlık Okulu, 1921 yılında İzmir'de Özel Sağırlar ve Körler Okulu, 1944 yılında İstanbul'da bir dernek tarafından Sağırlar Okulu, 1951 yılında Ankara'da Körler Okulu, 1954 yılında Gaziantep'te Körler Okulu açılmıştır. Eğitilebilir zihinsel özürlüler için ilk özel sınıflar ve bu sınıflarda yetiştirilecek çocukları seçmek, incelemek ve rehberlikte bulunmak üzere ilk psikoloji kliniği (şimdiki rehberlik ve araştırma merkezi) 1955 yılında Ankara'da faaliyete geçmiştir. 1963 yılında Ankara'da ve İstanbul'da üstün zekalılar için üst özel sınıflar açılmıştır. 1969 yılında İstanbul'da Eğitimi Güç Çocuklar İlkokulu, 1974 yılında Ankara'da Ortopedik Özürlüler Okulu faaliyete geçmiştir. 1982 yılında alt özel sınıfları bitiren çocuklara iş öğretmek üzere ilk iş okulu Bursa'da açılmıştır. 1983 yılında "Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar kanunu" çıkmış ve yürürlüğe girmiştir.
Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığında rehberlik hizmetlerinin de dahil edildiği "Özel Eğitim ve rehberlik Dairesi" oluşturulmuştur. 1983 yılında yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ile "Bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinde belli oranda fonksiyon kaybına neden olan organ yokluğu veya bozukluğu sonucu normal yaşamın gereklerine uyamama durumunda olup, korunmaya, bakıma, yardıma ve yetiştirilmeye muhtaç kişi özürlü olarak tanımlanmış ve bu kişilere beceri kazandırılması yada devamlı bakımıyla ilgili "Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri" kurulması görev olarak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna verilmiştir. Ancak bugün gelinen nokta iç açıcı değildir. Tüm bu gayretler özürlülerin sorununu çözmeye yetmemiştir.

Özürlünün her alanda sağlıklı insanlarla eşit koşullarda yaşaması için özel düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bu olgu Uluslar arası ve Ulusal düzeyde düzenlemelere gidilmesini zorunlu kılmıştır. Uluslar arası düzeyde; Birleşmiş Milletler Kararı, İnsan Hakları Beyannamesi, Çocuk Haklarına dair sözleşme, sakat kişilerin hakları bildirisi, Avrupa Sosyal şartı, Avrupa Konseyi kararı, İLO 159 nolu sözleşmesi ve Milletlerarası antlaşmalar özürlülere ilişkin evrensel düzenlemelerdir. Bu evrensel kararlar Ulusal düzeyde öncelikle Anayasamıza yansımıştır. Anayasamızın 40 maddesinde "Devlet durumları nedeniyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır" denilmektedir. 50. Madde de ise "Bedeni ve Ruhi yetersizliği olanların çalışma hayatında özel olarak korunması" da Devlet görevi olarak belirlenmiştir. Yine Anayasamızın 61. Maddesinde "Devlet özürlülerin korunması ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır" denilmiştir.

Özürlülerin eğitim, çalışma, topluma uyum ve korunma hakları vardır. Sosyal Güvenlik haklarına ilişkin bu alandaki hedefler, kalkınma planları ve yıllık programlarda alınması gereken tedbirler ve ilkeler olarak belirlenmiştir.
Özürlülerle ilgili eğitim, istihdam, sosyal hizmet, sosyal yardım, vergi kanunları gibi birçok kanunda düzenleme yapılmıştır.
Özürlülerle ilgili bir çok yasal düzenlemeler yapıldığı halde uygulamada başarılı olunamamıştır. Tarihsel gelişim incelendiğinde özürlülere götürülen hizmetlerin son derece yetersiz olduğu görülmektedir.

Kısaca özürlülük nedenlerine değindikten sonra özürlülük alanında verilmesi gereken hizmetler konusunda önerilerimizi sıralayalım.

Özürlülük Nedenleri :

a) Doğum öncesi nedenler.
b) Doğum sırasındaki nedenler.
c) Doğum sonrasındaki nedenler.
d) Kazalar, mentalgeriliğin oluşumunda duygusal ve sosyal faktörler, savaşlar ve doğal afetler gibi diğer nedenleri sayabiliriz.

Sonuç ve Öneriler

Bireyin sosyal statü sahibi olması, topluma tam katılımı, tüketici olmaktan çıkıp üretken olmasına bağlıdır. Bu üretkenlik ruhsal durumları nedeniyle özürlü vatandaşlarımız için ayrı bir önem taşır.
Çağdaş devlet anlayışı ile bu sorunun önemsenip önlemler alınması birinci görev olmalıdır. 1998 Türkiye'sinde 7 milyonu aşan ve dolaylı olarak ülke nüfusunun yarıdan fazlasını ilgilendiren bu büyük kitlenin daha fazla önemsenmesi tartışılmaz bir gerçektir. Öncelikle mevcut yasaların iyileştirilmesi yada günün koşullarına uygun yeni yasalar çıkarılması gerekmektedir.

2000'li yılların Türkiye'sinde özürlüler için doğru hedef "onların toplumsal yaşama tam katılımı" ise aşağıdaki önerilerin öncelikli olarak ele alınması şarttır.

A- Özürlülüğün önlenmesi ile ilgili olarak

1- Evlilik başvurusu üzerine, gençlerin havale edileceği ve sağlıklı bir evlilik birliği kurmak ve sağlıklı çocuklar yetiştirmek üzere bilgilendirileceği bu konuda yardımcı olmak üzere çeşitli sağlık kontrollerinin yapılacağı genetik danışma merkezlerini içeren aile danışma merkezlerinin kurulması.

2- Anne adaylarının temel sağlık hizmetlerinden yararlanacağı ve destekleneceği ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması projelerinin yaygınlaştırılması.

3- Doğum öncesi, doğum sonrası, doğum esnasında meydana gelebilecek özürlenme konusunda anne adayların bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi.

4- Doğumun, doğum öncesinden itibaren kontrollü olarak takibinin yapılarak uygun ortamda doktor tarafından, doktorun olmadığı yerlerde ise ebe tarafından yapılması. Tüm bu tedbirler alınırken, halkın; radyo, televizyon ve basın gibi medya aracılığıyla bilgilendirilmesi.

5- Trafik kazalarının önlenmesi için İç İşleri Bakanlığı'na bağlı Hukuk, Eğitim, Sigorta, Trafik, Sağlık, Ulaştırma ve Şehircilik konularında uzmanlardan oluşan yeni birimler kurulması.

6- Trafik kazalarının önlenebilmesi için trafik cezalarının caydırıcı hale getirilmesi.

7- Trafik denetiminin kontrollü ve sağlıklı bir biçimde yeniden düzenlenmesi.

8- Kara yollarında işaretleme, yaya geçidi, sinyalizasyon, alt ve üst geçitler, kaldırımlar, oto parklar ve bunun gibi tedbirler yeterince alınmamıştır. Bunların eksikliği sonucu bir çok kazalar olmaktadır. Bu alanda acilen tedbir alınması.

9- Trafik eğitimi konusunda toplumun bilgilendirilmesi gerekmektedir. bu konuda TV, Radyo, Milli Eğitime büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. Sürücü kurslarındaki eğitim kalitesinin arttırılması.

10-Karayollarında kaza bölgelerinde özellikle ilkyardım servislerinin belirli aralıklarla kurulması ve jetonsuz çalışabilen telefon kulübelerinin arttırılması.

11-Çıraklık yasasının sadece ekonomik anlamda değil sağlık anlamında da çalışan çocukların koruma altına alınması için yeniden düzenlenmesi, işyeri hekimliğinin geliştirilmesi, meslek hastalıklarının yaygın olduğu ortamlarda sağlık kontrollerinin periyodik aralıklarla sürdürülmesi, zararlı madde kullanan iş yerlerindeki denetimin yaygınlaştırılması.

12-Genel olarak iş kazalarının azaltılması için çalışanların ve iş yeri sahiplerinin eğitilmesi, iş yeri denetlemelerinin sıklaştırılması ve cezaların günün koşullarına uygun olarak düzenlenerek yaptırım gücünün arttırılması.

13-Uluslar arası İş Sağlığı ve İş Güvenliği konusunda yapılan çalışmalardan yararlanılması.

14-Ev kazası ile ilgili yaralanmalarda çocuk ve yaşlıların çoğunluğu oluşturması nedeni ile ailelerin bu tür kazalara göre eğitilmesi, bu konuda TV ve diğer kitle iletişim araçlarından yararlanılması.

15- Acil yardım servislerinin geliştirilerek yurt düzeyine yaygınlaştırılması evlerin ve binaların teknik ve yapı özelliklerinde, kazaları önleyici tedbirler mutlaka bulunmalı ve kontrolü yapılmalıdır.

B- Bakım ve rehabilitasyon merkezleri ile ilgili olarak

1- Özürlünün günlük aktivitelerinin olumlu yönde gelişmesi için rehabilitasyon merkezlerinin şehir merkezlerinde ve yaşam evleri şeklinde 8-10 kişilik küçük gruplar halinde düzenlenmesi,

2- Rehabilitasyon merkezlerinde nitelik ve nicelik yönünden yeterli eleman istihdam edilmesi,

3- Bakım-Rehabilitasyon için gerekli materyallerin nicel ve nitel yeterlilikte olması,

4- Gelişmiş ülkelerdeki hizmet modellerinin takip edilerek toplumsal yaşamımıza uygun bulunan tip projelerin uygulanması,

5- Türkiye koşullarına uygun tip projelerin geliştirilmesi,

6- Özürlünün; günlük yaşantılarını ve aktivitelerini sosyal çevreden soyutlanmadan sürdürebilmeleri için merkezlerde park, bahçe, spor alanı gibi düzenlemelere gidilmesi,

7- Merkezde çalışan elemanlar arasında ekip çalışması anlayışının geliştirilmesi ve mesleki hizmet için eğitim seminerleri düzenlenmesi.

C- Eğitim ile ilgili olarak

1- Özel eğitim kurumlarının her bir özür grubu için düzenlenmesi (Ortapetik Özürlüler Okulu, İşitme Özürlüler Okulu gibi)

2- Çift veya daha fazla özürü olan özürlülere yönelik özel eğitim kurumu olmamasından kaynaklanan sorunun çözümüne yönelik olarak yeni bir yapılanmaya gidilmesi, eğitim programı geliştirilmesi.

3- Özel eğitim kurumlarında genelde özürlülere yönelik düzenleme olmayışı onların bağımsız hareketine engel oluşturmaktadır. Bu nedenle yeni bir yapılanmaya gidilerek tip projeler geliştirilmesi,

4- Özel eğitim kurumlarının özürlünün özürüne uygun teknik araç ve gereçlerle, eğitim materyalleriyle desteklenmesi,

5- Özel eğitimde eğitimin bu alanda yetişmiş uzman personelle yürütülmesinin sağlanması,

6- Özel eğitim öğretmeni yetiştiren kurumların açılması ve sayısının arttırılması,

7- Özel eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması bu hizmet örgütlülüğünde psikolog, Sosyal Hizmet Uzmanı, Çocuk Gelişimi ve Eğitim Uzmanı, Fizyoterapist gibi diğer personele de etkin biçimde yer verilmesi,

8- Özel eğitimde kaynaştırmaya (Entegrasyon) önem verilmesi, özürlünün okul öncesi, okul dönemi ve okul sonrası iş ve meslek yaşamında normal kişilerle birlikte katılımın sağlanması için gerekli düzenlemelere gidilmesi,

9- Özürlünün eğitiminde okul ve iş atölyesi eğitimiyle sınırlı kalınmayarak, eğitim sürecinin önemli bir unsuru olan aile eğitimine önem verilmesi, aile bireylerinin eğitim süreci içine katılması, aile hizmetlerinin geliştirilerek yaygınlaştırılması,

10-Özel eğitim etkinliklerinde hem özürlüye, hem de ailesine ve yakın çevresine yönelik toplum eğitimine ağırlık verilmesi.

D- Mesleki rehabilitasyon ve istihdam ile ilgili olarak

1- Her imar adasında tretuvarların en az iki yerinde, tekerlekli sandalyenin iniş-çıkışına olanak verecek rampaların bulunması.

2- Bina girişinden en az bir tanesinin düz girişi veya eğitimi 1/12'den fazla olmayan bir rampa ile bağlanılmış olması, kapıların 90 cm.den daha dar olmaması.

3- Asansörü bulunan her yapının en az bir asansörünün, standart bir tekerlekli sandalyeyi içine alacak büyüklükte olması.

4- Umumi ve işyeri WC'lerinde kabinlerden en az birisinin alafranga tuvaletli olması (korkuluk ve tutunacak yerlerin bulunması)

5- Dışarıda ve içeride tüm merdivenlerin iki taraflı korkuluklarının bulunması.

6- Giriş koridorlarının 120 cm.'den daha dar olmaması.

Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması ve çevrenin korunması yalnız bugünün sorun değildir ve bu konularda başarının sağlanıp devam ettirilmesinde gelecek kuşaklarda büyük rol oynayacaktır. Öncelikle kalkınmanın en önemli unsurlarından bir tanesi belki de birincisi nitelikli bir nüfustur. 2000 yılında nüfusumuz 65 milyona yaklaştı. Ülkemizde çözüm bekleyen pek çok sorun var. Amacımız toplum olarak daha iyi, daha kaliteli bir yaşam sürmek, çocuklarımıza bizden şikayet etmeyecekleri bir miras devretmek. Yetişkinlerin devraldıkları mirastan dem vurup yakınmaları için çok geç ve bu sorunları çözmüyor. Ancak bu standartlar belli ve çocuklarımız bizlerden haklarının yaşama geçirilmesini talep ediyorlar.
Çünkü büyüyorlar, çocuklukları bitiyor. Bu rapor çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakları göz önüne alınarak hazırlanmıştır.
 

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü