|
OTİZM
Kelime olarak “kendine dönük” anlamındadır.
Erken çocukluk psikozu, atipik gelişme gösteren çocuklar, çocukluk şizofrenisi
olarak değerlendirilen bu; 1943 yılında Leo KANNER tarafından “infantil otizm”
diye tanımlanmış, yaygın gelişim bozukluğudur,
Leo KANNER’ın kullandığı otizm deyimi, bu bireylerin insanlarla ilişki kurmak
yerine kendi yarattikları dünyada yaşama eğilimlerine değiniyordu. Aynı yıllarda
Avustralyalı çocuk psikiyatrı Hans ASPERGER aynı nitelik taşıyan sorunları fark
etmiştir. Böylece otizm pek çok araştırmaya konu olmuştur ve bir çok bilim adamı
otizme ilişkin pek çok soruya yanıt armış, çeşitli tedavi yöntemleri
geliştirilmiştir.
1966 yılına kadar Freud yaklaşımına göre Otizm açıklanmaya çalışılmış varlıklı
ailelerde ve soğuk ebeveynlerden kaynaklandığı – özellikle “buzdolabı anne”
olarak tanımlanan anneye bağlı olduğu – düşünülmüştür. Bu düşünce doğrultusunda
tedavi ve terapiler uygulanmaya çalışılmıştır.
Biyolojik bir temele dayalı olduğu varsayımı ilk kez tıp doktoru olmayan, bir
otistik çocuğu bulunan Bernard RİMBRAND tarafından ortaya atılmıştır. Bu
tarihten sonra biyolojik nedenler üzerine yoğun araştırmalar yapılmaya
başlamıştır.
Günümüzde hala otizmi kökten çözen bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. Ayrıca
otizmin henüz kesin bir laboratuar tanısı yoktur. Beyinlerinin neresinde sorun
var ya da beyin fonksiyonlarının işleyişindeki farklılık net bir şekilde
açıklanamamaktadır.
Otizm Nedir?
Kişinin; düşüncelerinin, duygularının ve arzularının, dünyayı kendi algılayış
biçimine göre belirlenmesidir. Bireyin iç gerçekliği, dış gerçeklikle bağdaşmaz.
Birey olay, nesne ve olguları norm içinde bulunan kişilerin paylaştığı gerçeklik
temelinde değil kendi duygu ve düşüncelerinin ışığı altında değerlendirir. Bu
tanımıyla patolojik bir anlam taşır. Karşılık, red, sosyal etkileşimde,
iletişimde devam eden bozukluklar, stereotip davranış paterni ile
karakterizedir.
Tipik olarak sosyal anlamda çevreye tepkisizlik, sözlü veya başka türlü iletişim
güçlükleri, gerçeklikten uzaklaşma, içe kapanma, nesnelere karşı aşırı
düşkünlük, takıntılı hareketlerle tanımlanan bir süreçtir.
Ne olduğu kesin olarak bilinmeyen bu süreçte tek bir tanım bütün otistikleri
kapsamamaktadır. Başlıca davranışsal belirtileri bazen normal çocukların ya da
diğer gelişim farklılığı gösteren çocukların gösterdiği özelliklerle
karışabilmektedir.
Yaşanan bu süreç her hangi bir kültüre ait değildir. Evrensel bir özellik taşır.
Her kültürde, her toplulukta görülebilir. Toplumu, toplumsal kuralları,
geleneği, uyumu, kültürü ve bağlılığı reddeden bir nitelik gösterir.
Otizm yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan bir sendromdur. Otistiklerde ; sosyo –
duygusal ve dil alanında şiddetli bir farklı gelişim seyreder. Otistik bireyi
tanımlamak için kullanılan bir çok davranış kriteri vardır. Ancak otistiklerin
kendilerine özgü farklı özelliklerinden dolayı hiçbir otistikte bu kriterlerin
tümü bulunmaz veya aynı anda görülmez.
Bazı otistikler matematik, müzik veya görsel alanda müthiş yetenekli
olabilirler. Ancak bu yeteneklerini günlük hayatta kullanamaya bilirler. Bu tip
yetenekler gösteren bireyler için Fransızca bir deyim olan “İdiot Savant”
(Bilgin Aptal) terimi kullanılır. Dünyayı bir bütün olarak algılayamazlar,
genelleme yapamazlar, detaylara takılıp kalabilirler.
Yaygın gelişim bozukluğu adı altında toplanan hiçbir süreç birbirinin aynı
olarak seyretmez. Her biri kendi iç yapısı içinde farklı özellikler gösterirler.
Ancak süreçte kendine özgü ortak özellikler bulunur.
Gelişimleri ne düzeyde veya nasıl bir yapıda olursa olsun onların hayatı ve
dünyayı algılayış biçimleri bizim algılama şeklimizden oldukça farklı bir yapı
göstermektedir.
YAYGINLIK DERECESİ NEDİR?
İlk araştırmalarda 2500 kişide 1 olarak bildirilen değer günümüzde 1000’de 1
civarında olduğunu belirtmektedir. Zaman içinde görülen bu artışın
açıklanmasında değişik varsayımlar vardır. Bir görüşe göre; çevrenin – doğanın
kirlenmesi, radyo aktif maddeler, beslenme alışkanlığının değişmesi gibi
nedenlerle sürecin giderek arttığını savunmaktadır. Bir diğer görüş ise ;
sürecin zamanla daha iyi tanınması ve hafif formlarının da bu sayıya
eklenmesiyle sıklık oranının artmış görüldüğünü savunmaktadır.
EPİDEMİYOLOJİK ÇALIŞMALARDA;
Prevalans (yaygınlık): Çoğu vakada 36. Aydan önce başlar. Ancak anne –
babanın farkında olması ve şiddetinin belirlenip tanı konması 36. Aydan sonra
olur. Son çalışmaların hedefi 18. Aydan önce güvenilir bir şekilde tanı
koyabilmektir. % 25 vakada epilepsi nöbeti birlikte seyreder.
Cinsiyet Dağılımı: Erkek çocuklarda 2 – 3 kat daha fazla görüldüğü
saptanırken , geniş olgu serilerinde erkek – kız oranının 4 – 5 / 1 olduğu
görülmüştür. Ülkemizde yapılan araştırmalarda erkek – kız oranı 5/1 olarak
bildirilmiştir. Bunun yanı sıra kız çocuklar, erkek çocuklara göre otizmin
özelliklerini daha yoğun ve ağır olarak yaşarlar.
Sosyo – Ekonomik Durum: Başlangıçta yapılan çalışmalarda yüksek sosyo –
ekonomik düzeydeki ailelerde daha sık görüldüğü ortaya konurken son çalışmalar
ise arada bir fark olmadığını, sosyo ekonomik durumu düşük düzeyde olan
ailelerin tanı ve tedavi için hekime gitmemeleri ile ilişkili olduğunu söyler.
Zeka Seviyesi: Yapılan araştırmalarda %80 inde zihinsel kapasitede
zayıflık, % 75 inde öğrenme güçlüğü olduğunu göstermektedir.
OTİZMİN NEDENLERİ NELERDİR?
Yaygın gelişim bozukluğu olan bu sürecin nedenleri konusunda bir çok varsayım
öne sürülmekle birlikte neden kaynaklandığı üzerine araştırmalar hala devam
etmektedir.
Ailesel Faktörler: Ailelerle yapılan çalışmalar sonucunda; normal çocuğu
olan annelerle, otistik çocuğa sahip aileler karşılaştırılmış, ancak çocuk
yetiştirme becerisi konusunda anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Organik/ Nörobiyolojik/ Biyolojik Anormallikler
Otizme pek çok faktörün neden olduğu düşünülmektedir. Örneğin %25 inde “Frajil
X” ( kırılgan X ) sendromu adıyla bilinen bir hastalığın, %1 – 3 ünde “Tüberoz
Skleroz” (iyi huylu urlar, gelişme geriliği, nöbetler, görme kusurları ve zeka
geriliği ile tanımlanan otozomal baskın kalıtsal bir hastalık) adıyla tanınan
genetik hastalıkların otizme yol açtığı düşünülmektedir.
Araştırmalar otistiklerin beyin hücrelerinin tuhaf bir şekilde çalıştığını
göstermektedir. Beyin hücreleri arasında mesajları taşıyan kimyasal ileticilerin
aşırı fazla veya eksik olduğu düşünülmektedir.
Bazı ip uçları genetik nedenlere bağlı olduğunu ve bu nedenler doğrultusunda
beyindeki bazı kimyasal yapılardaki dengenin bozulduğunu varsaymakta ve bu
varsayımlar üzerine çalışılmaktadır.
Bir başka teoriye göre ise anne rahminde, çocuğun beyninin oluşma safhasında
yani 3. ve 6. aylar arasında bir farklı gelişimin ortaya çıktığı tahmin
edilmektedir.
Normal çocuklarla yapılan karşılaştırma çalışmalarında otistiklerin daha fazla
perinatal (doğumdan hemen önce ve doğumdan hemen sonraki dönem) komplikasyonlar
yaşadıkları saptanmıştır.
TANI:
Otistik süreç için tanı koymada kullanılan her hangi bir nesnel – objektif-
yöntem henüz yoktur. Günümüzde biyolojik durumu tespit eden bir yöntemle tanı
koyulmamaktadır. Tanı koyma aşaması; aileden alınan detaylı bir özgeçmiş bilgisi
ve uzun süreli, sistematik olarak yapılan gözlemlerle ve bu sonuçların
değerlendirilmesi ile tanı koyulmaktadır.
TANI ÖLÇÜTLERİ
DSM IV’ e göre otizm tanı ölçütleri şunlardır.
A – En az bir tanesi 1. maddeden olmak üzere ve birer tanesi 2. ve 3.
maddelerden olmak üzere 6 maddenin bulunması gerekir.
Aşağıdakilerden en az bir tanesinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal (
sosyal) etkileşimde niteliksel bozulma.
Toplumsal etkileşimi sağlamak için yapılan el, kol hareketleri, alınan vücut
konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi bir çok sözel olmayan
davranışta belirgin bir bozulma,
Yaşıtlarıyla gelişim düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe, onlardan uzak
durma,
İlgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşmama,
Toplumsal veya duygusal karşılık vermeme,
Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde niteliksel
bozulma,
Konuşulan dilin gelişiminde bozulma olması ya da hiç gelişmemiş olmaması
Konuşması yeterli olan kişilerde, başkaları ile söyleyişi başlatma ya da
sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması,
Basmakalıp, yineleyici ( ekolali), ifadeler ya da özel bir dil kullanması,
Gelişim düzeyine uygun çeşitli imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı
oyunları kendiliğinden oynamama,
3- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren davranış, ilgi ve
etkinliklerde sınırlı ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma.
İlgilenme düzeyi üzerinde odaklanma açısından olağan dışı, basmakalıp ve
yineleyici davranışlar çerçevesi içinde kalma,
Özgül, işlevsel olmayan, alışıla geldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da
törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya bağlanma,
Yineleyici motor manyerizmler ( parmak şıklatma, el çırpma, karmaşık vücut
hareketleri)
Eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşma.
B- Aşağıdaki alanların en az birinde, 3 yaşından önce gecikmelerin yada
olagan dşı bir işlevselliğin olması.
Toplumsal etkileşimde, Sosyal iletişimde kullanılan dilde, Sembolik veya
imgesel oyunlarda. ERKEN TANININ ÖNEMİ
Otistik çocukların gelişiminde eğitimin önemi dikkate alındığında, özel eğitimin
bir an önce başlatılması için erken tanı önemlidir. Klinisyenler ve
araştırmacılar çocuk gelişiminde; öğrenme çağındaki çocukların potansiyellerinin
dikkate alınarak ve uygun eğitimle daha çok gelişme göstereceklerini ifade
etmektedirler. Öğrenme çağı geçtikten sonra pek fazla bir değişme
sağlanamayacağı ve ya daha yoğun çalışılması gerektiğini saptamışlardır.
Yapılan pek çok araştırmada erken yaşta başlanılan tedavi uygulamalarında
otistik çocuklara bir çok beceri davranışı kazandırılmıştır.
Erken tanı konan bir otistik çocukta yapılan çalışmalarda özellikle sosyo –
duygusal ve dil alanında büyük gelişmeler sağlanmıştır. 5 – 6 yaşına kadar
hiçbir tedavi uygulanmayan çocuklarda ise zamanla gösterdikleri pek çok
davranışı kaybettikleri, ana – babaların verdiği özgeçmiş bilgilerinden
saptanmıştır.
Erken yaşta uygulamaya başlanılan tedavilerle sosyo – duygusal ve dil alanında
ortaya çıkan gelişme diğer gelişme alanlarını – bilişsel ve devinsel alanı-
olumlu yönde etkileyecek ve gelişmeyi sürdürecektir.
Otistik çocukta eğitsel tedavin önemi dikkate alındığında bu alanda yapılan
çalışmaların amaca uygunluğu ve sağlıklı ilerlemesi, uygun bireysel eğitim
programının hazırlanabilmesi için derin ve sistematik bir gözlem süreci
gerçekleştirilmelidir.
Otizm bilindiği üzere “yaygın gelişim bozukluğu” dur. Bu nedenle otistik çocuğun
yaşına göre içinde bulunduğu gelişim basamağının belirlenmesi gerekir. Bu tespit
eğitimciye çocukla nerden, nasıl başlayacağına yardımcı olacaktır.
Norm içi kabul edilen çocukların yaşlarına göre gösterdikleri gelişim
basamakları aşağıda çıkartılmıştır.
GELİŞİM BASAMAKLARI
0 – 8 AY
Dil Gelişimleri
Müzik dinlerler,
Seslere karşı tepki verirler,sesler çıkarırlar,
Gülümseyebilirler,isimleri söylendiğinde tepki gösterirler.
Bilişsel Gelişimleri
Bir nesneden diğer nesneye bakabilirler,
Düşen bir nesneyi takip edebilirler,
Nesneleri çekebilirler.
Özbakım Becerileri
Biberonlarına uzanabilirler,
Parmaklarını emerler,
Bir nesneyi ağızlarına götürebilirler,
Yardımla bardaktan içebilirler,
Yardımla kaşıktan yiyebilirler.
Sosyalleşme
Çevresindekilere gülümseyebilirler,
Tanıdıklarına uzanırlar,aynadaki yansımalarına gülümserler,
İnsanların kendileri ile konuşmalarına gülümseyerek karşılık verirler.
İnce Motor Becerileri
Elerini kaldırıp,bakarlar.
Gözleriyle 180 derece takip edebilirler.
İki eli kullanarak kavrayabilirler.
Uzanabilirler
Nesneleri bir elinden diğerine geçirebilirler.
Kaba Motor Becerileri
Kafalarını tutabilirler
Dönebilirler
Oturabilirler
Emekleyebilirler
Tutunarak kendilerini çekebilirler.
8-14 Ay
Dil Gelişimleri
Objeleri isimlerinden tanıyabilirler
Müzik dinlemekten hoşlanırlar
İki kelimeli basit cümleler kurabilirler
Bilişsel Gelişimleri
Oyuncaklarıyla oynayabilirler
Kaybolan oyuncaklarını arayabilirler
İsmi söylenen nesneyi bulabilirler.
Özbakım Becerileri
Dökmeden bardaktan içebilirler
Kaşığı kullanmaya çalışırlar
Çoraplarını çıkarabilirler
Sosyalleşme
Evet ve hayır kelimelerinin anlamını bilirler.
İnsanların duygu durumunu anlayabilirler
Kısa süreli yalnız oynayabilirler
Çevresindeki insanlarla ilişki kurmaya çabalarlar
İnce Motor Becerileri
Avuçlayıp koparabilirler
Oyuncaklarını itebilirler
İki parmağını kullanabilirler
Bir eliyle diğer eline yardım edebilirler.
Kaba Motor Becerileri
Tek başlarına yürüyebilirler
Tutunarak merdiven çıkabilirler
Topu takip edebilirler.
14-24 Ay
Dil Gelişimi
Kelimelerin sayısı artmıştır
Resimleri isimlendirebilirler
Çok basit komutları gerçekleştirebilirler
Teknik bir dil kullanabilirler.
Bilişsel Gelişim
Objeleri aletler gibi kullanabilirler
Nesnelerin görevlerini ilişkilendirebilirler.
Deneme-yanılma yoluyla öğrenebilirler
Nesneleri büyüklük sırasına göre dizebilirler.
Özbakım Becerileri
Yardımsız bardaktan su içebilirler
Saçını tarayabilirler
Kaşığı kullanarak yemek yerler
Fermuar açıp kapatabilirler
Düğmesiz,lastikli kıyafetlerini çıkarabilirler
Tuvalet ihtiyaçlarını söyleyebilirler.
Sosyalleşme
Hayali oyunlar oynayabilirler
Yaşıtlarının oyunlarına katılmak isterler
Hayır kelimesini kullanırlar
İnce Motor Becerileri
Küplerden kule yapabilirler
Basit yap-bozları yapabilirler
Kitap sayfalarını açabilirler
Kaba Motor Becerileri
Sandalyeye tırmanabilirler
Tek ayak üstünde durabilirler
Zıplayabilir,topu tutup tekme atabilirler
Ay
Dil Gelişimi
Vücut parçalarını bilir,isimlendirirler
Sıfatları kullanmaya başlarlar.
Oldukça fazla soru sorarlar
Bilişsel Gelişim
Saymaca yapabilirler
İnsan yüzü çizebilirler
Ana renkleri bilirler
Özbakım Becerileri
Ayakkabılarını giyip-çıkarabilirler
Tuvalet ihtiyacını yapabilirler.
Günlük rutin işleri bilirler
Basit kıyafetlerini giyip-çıkarabilirler
Sosyalleşme
Hayali oyunlar kurup oynarlar,
Kendi eşyalarını tanır ve korurlar
Sıralarını bekleyebilirler (kısa süreli)
Yardım isteyebilirler
İhtiyaçlarını önce kendileri karşılamaya çalışırlar
Çevrelerine karşı ilgili ve meraklıdırlar.
İnce Motor Becerileri
Kitap sayfalarını tek tek çevirebilirler
Makasla kesebilirler
Çekmece ve kapıları açabilirler,
Boncukları ipe dizebilirler.
Kaba Motor Becerileri
Koşup,tırmanabilirler
Oyuncaklarını iterek veya çekerek yürüyebilirler
Üç tekerlekli bisiklete binebilirler.
Klinik Belirtiler
Otistik davranışlar gösteren çocuklarda 2,5-3 yaşından sonra tanı konulmaktadır.
Ebeveynlerin çocuklarındaki farklılığı öncelikle konuşmanın gelişmemesi veya hiç
konuşma olmadığı durumlar dikkatlerini çeker.Bu nedenle işitme problemleri
olduğu düşüncesiyle bir KBB uzmanına götürürler.
Bu çocukların 1/3 ünde işitmeyi bozan bir ortakulak hastalığı saptanır.tedavi
ile kısmi bir iyileşme sağlansa da psikiyatrik değerlendirme yapılması şarttır.
Otistik çocuğu olan ailelerin yüzde 50 si ilk bir yaşına kadar bebeklerinde
normal dışı sosyo-duygusal bir gelişim olduğunu fark ederler.
İlk yıllarda bebek anne-babanın yüzüne bakmaz,anne kucağına almak istediğinde
uzanmaz,sosyal temastan kaçınır.Çevresinde olup-biten olaylara karşı
ilgisizdir.Bu her sosyal-duygusal farklılık gösteren bebeklerin otistik olduğu
anlamına da gelmez.
Leo KANNER yaptığı çalışmalar sonucunda otizmin doğumda mevcut olduğunu
savunmuştur.Günümüz araştırmaları da semptomların bir çoğunda doğumda olmasa da
çok erken dönemlerde bir takım sorunların olduğunu vurgulamaktadır.Norm içi
kabul edilen bebekler 2. ayın sonuna kadar insanlarla nesneler arasındaki farkı
görebilmektedir.Ancak otistik bebekler nesnelerle insanların faklı olduğunu uzun
süre algılayamazlar.Bu durum sonucunda da otizmin bu dönemde başlıyor
olabileceğini göstermektedir.
Olguların yüzde 25 inde temel problemler erken dönemde kendisini
göstermez.Belitiler 2.yaşın sonlarına doğru ortaya çıkmaya başlar.
Birçok otistik çocukta semptomlar kendini göstermekle birlikte aileler fark
etmez.Bir çok faktörde belirtilerin tespit edilmesinde gecikmelere neden
olabilir.
Otizm Ve Genetik
Aile ve ikizler üzerinde yapılan araştırma sonuçlarına göre tüm otizm
vakalarının yüzde 10-20 sinde temel neden olarak genetik bir problemin neden
olduğu,genel olarak incelendiğinde ise yüzde 90 kalıtımın rol aldığı
düşünülmektedir.
Otizm ile bağlantısı olduğu düşünülen genler; 6. ,7.,13. ve 15. kromozom üstünde
yer almaktadır.Ne var ki sadece bu genler otizme yol açmamaktadır.Daha gen ve bu
genetik faktörlerle ,çevresel birtakım nedenlerin bir araya gelmesi sendromun
ortaya çıktığını düşündürmektedir.
Tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan çalışmalarda otistik her ikisinin de
otistik olma özelliği yüzde 70 ten daha azdır.Genom projesine göre otizme neden
olan en az 5 gen vardır.Otizm tanısı özelliklerinin görülmesi için bu 5 genin
hepsinde bir bozukluk olması gerekmektedir.
Otistik çocuğu olan ailelerden alınan kan örneklerinde yüksek düzeyde seratonin
maddesi bulunduğu görülmüştür.
Tüm bu yapılan genetik araştırmalar doğrultusunda genom uzmanları otizme sadece
genlerin neden olmadığını da belirtmektedirler.
Eğer otizm sadece genetik nedenlere bağlı olsaydı .Tek yumurta ikizlerinin
hepsinin otistik olması gerekirdi.Oysa ikizlerden biri otistikse diğerinin de
otistik olma ihtimali %30 ila %70 arasındadır.
Otizm de çevresel nedenler ,bağışıklık sistemindeki bozukluklar ,virüsler
,beslenme şeklinin de etkili olabileceği düşünülmektedir.
Hamilelik döneminde geçirilen organik veya psikolojik rahatsızlıklar ,kullanılan
ilaçlar,inorganik beslenme şekli ,alınan virüsler,radyasyon gibi etkenler .veya
beyin hasarı gören çocuklarda erken dönemde geçirilen bir ansefalit yani beyin
iltihabı sonrası otizmin geliştiğini göstermektedir.
Yapılan ve hala devam eden çalışmalar ileriki yıllarda hamilelik döneminde DNA
çalışmaları ile tanının koyulabileceğini olası olarak sunmaktadır.
Seyri Ve Sonlanışı
Otistik tanısı olan bireylerin 2/3 ünde hayat boyu bir diğerinin bakımına ve
desteğine ihtiyaç duyulurken 1/3 ü kendine yetebilen ,ihtiyaçlarını karşılayan
erişkinler olduğu görülür.
Erken müdahale yapılan vakaların %4 ü normalden ayırt edilemeyecek kadar
iyileşebilir.%11 i bazı davranışsal sorunları olsa da iyi gelişim görülmüştür.
Ergenlik döneminde %30 olguda geçici ,%22 olguda devamlılık gösteren
hiperaktivite ,agresif davranış ,sendromun ağırlaşmasına epilepsi neden olur.
Erken tanı hala 2-5 ,3 yaşlarında konabilmektedir.
Tedavi Edilebilir mi?
Günümüzde hala otizme yönelik kesin bir tedavi yöntemi yoktur.Otizm hayat boyu
devam eden bir süreçtir.Tedavi ile bazı belirtileri ortadan kaldırılabilir.Uygun
bir eğitimle de bazı davranışları ve birtakım becerileri kazanmaları
sağlanabilir.
Tedavi Yöntemleri
İlaç Tedavisi: Otizm belirtilerinin ortadan kaldırılmasında etkili
değildir.Ancak otizme özgü davranış problemleri için kullanılır.Örneğin
;hiperaktivite, anksiyete, depresyon, saldırganlık, uyku ve yeme problemleri
gibi.
Beyinde bulunan bazı kimyasalların farklı salgılanması nedeni ile (bunlar
;seratonin,depomin,opiot,noradrenalin gibi beynin işleyişinde aktif rol alan
sistemler)bu yönde kullanılan ilaçlar bazı değişiklikler yaratmaktadır.
İmmünglobülin Tedavisi: Bağışıklık sisteminin farklı çalıştığını öne
süren teori doğrultusunda Otistik bireye hastane ortamında damar yolu ile
immünglobilin verilir.Küçük çocuklarda ve bazı otistiklerde yararlı olduğu
görülmüştür.
Sekretin Tedavisi: Bağırsak ve mide sisteminde ,sindirim işlevinde rol
alan hormondur.Büyük olasılıkla sekretin ,beynin işleyişinde önemli rolü olan
nöropeptikler üzerinde etkili olduğu için otistiklerin tedavisinde
kullanılır.Düzenli olarak ayda bir defa verilir.Deneyimle gastroenterologlar
tarafından verilir.
Fizyoterapi: Otistik çocukta ;el-göz koordinasyonu geliştirmek ,ince-kaba
motor becerileri arttırmak ,amaca yönelik hareket kazaqndırmak ,düzgün ve
anlaşılır konuşmayı arttırmak ,kas gelişimini korumaktır.
Diyet tedavisi: Bazı araştırmacılar kazein (süt)ve
gluten(tahıl)miktarının otistik davranışlara neden olduğunu ileri
sürmektedirler.Bu diyettesüt ve tahıl içeren gıdaların verilmesi yasaktır.Uzman
kişiler bu maddelerin bağırsakta çözünerek peptitlere dönüştüğünü ,kana
karışarak beyne ulaşarak ciddi hasarlar yol açtığını öne sürerler.Henüz kuram
kesinlik kazanmamıştır.
Vitamin Tedavisi: Otistiklere uygulanan başlıca vitamin tedavisi ;aşırı
dozda B6 vitamininin magnezyumla birlikte verilmesidir.Ayrıca Otistikler için
hazırlanmış bazı özel vitaminler de vardır.Ancak bilimsel olarak vitamin
tedavisi de çok ciddi bulunmamaktadır.
Ayrıca sanat ve müzikle tedavi,sensory(duyusal)çalışmaları ,işitsel
terapi,konuşma terapisi ve en önemlisi eğitsel terapidir.
L. WİNG
Bir otistik çocuğu bulunan L.Wing yaptığı araştırmalar sonucunda geniş bir tablo
içinde birbirinin tam zıddı olan davranış özellikleriyle de olsa otizmin
bireyselliğini sunmuştur.
Otistik bir çocuk sürekli ağlayabilir. Uykudan uyandığında sakinleştirilmesi
zordur. Sakinleştirilmesi için sevdiği bir aktivite sunulabilir.
Yıkanmaya, üstünü değiştirmeye,... bir çok yapılması gereken rutin işlere tepki
gösterebilir.
Otistik bir bebeğe yaklaşıldığında kucağa alınmak için kollarını
kaldırmayabilir, kendisine dokunulduğunda tepki gösterebilir.
Bazı otistik bebekler yattıkları yatağın veya bebek arabasının duvarlarını uzun
süre tekmeleyebilir bazıları ise kendilerini sallayabilir.
Norm içi kabul edilen çocukların ilgisini çeken şeylere otistik çocuk ilgi
göstermez. İlgisini çeken şeyler daha çok kendi ilgi alanına yöneliktir. Dönen
nesneler yada parlak eşyalara ilgi duyabilir.
Bazıları yüksek düzeydeki seslere tepki gösterirken bazıları hiç rahatsız
olmayabilir.
Konuşulan dilin bir içeriği olduğunu anlayamaz. Bu içeriği anlamadığı için
söyleneni veya istenileni yerine getiremez.
Hiç konuşmayanlar olduğu gibi. Beş yaşına doğru konuşmanın bir fonksiyonu
olduğunu anlayabilir ve basit cümleleri yerine getirebilir.
Bazıları önceleri ilgi duyduğu, ihtiyacı olan eşyaları ifade ederken zamanla
cümle kurmayı başarabilir.
Söylenileni olduğu gibi tekrar edebilir. Konuşan kişinin söylediği tonda ve
gramer hatası yapmadan tekrar edebilir. (Ekolalik konuşma)
Konuşmaya kendilerini zorladıklarında cümle hataları, gramer hataları
yapabilirler.
Cümle içinde kelimeleri yanlış kullanabilirler.
Ses düzenini yanlış kullanabilirler.
Zamirleri doğru ve yerinde kullanamazlar.
Cümleleri somut olarak alırlar ve buna göre yanıt verirler.
Gördükleri şeyleri bir bütün olarak algılayamazlar. Detaylara takılıp kalırlar.
Otistik bir çocuk dikkat etmeden merdiven çıkabilir, bisiklet sürebilir,
karanlıkta bir eşyayı bulabilir.
İhtiyaç duyduğu şeyleri; bağırarak, yetişkinin elini tutup üstüne koyarak,
işaret ederek ifade edebilir. İhtiyacı karşılandıktan sonra yanında bulunan
yetişkine yokmuş gibi davranabilir.
İstediklerini işaret ederken parmağını değil elini kullanır.
Baktığı resimlerde, resmin bütününe değil ilgi duyduğu bir noktaya takılır
kalır.
Otistik bir çocuk yemek yiyormuş taklidi yapamaz ama taklitle yemek yemeyi
öğrenebilir.
Bazı otistik çocuklar jest ve mimikleri detaylara dikkat ederek anlayabilir.
Jest ve mimiklere takılan bu çocuk iyi bir anlama yeteneğine sahipmiş gibi
görünebilir.
Bazı otistikler eşyaları tadarak, koklayarak veya dokunarak tanımaya,
araştırmaya çalışırlar. Bu hayatı boyunca bu şekilde devam edebilir.
Dokunulduğunda tepki gösterirken sarılmalardan hoşlanabilir.
acıya, sıcağa, soğuğa karşı dayanıklı olanlar vardır.
Stereotip hareketleri vardır. El çırpma, kendi çevrelerinde dönme, parmak
şıklatma, karmaşık el – göz hareketleri gibi.
Bazılarının el ve parmak becerileri çok iyi olmasına rağmen bazen basit işleri
yapmakta zorlanabilirler.
Bazı hareketleri taklit etmede zorlanırlar. İstenilen hareketin tam tersini
yapabilirler.
Kıyafetlerini uygun sırayla giyemeye bilirler. Örneğin kazağın üstüne gömleğini
giymeye çalışabilir.
Bazı otistikler çevresindeki insanlara tepki vermeyebilir, onlara yokmuş gibi
davranabilirler.
Yürüdükleri yolların değiştirilmesine tepki gösterebilirler. Hep aynı yolu ve
kaldırımı kulanmak isteyebilir.
Bazıları kendi rutin davranışları vardır. Örneğin koklamadan bir şeyi yemeye
bilirler.
Nesnelere bağlanabilirler. Gazoz kapakları, şişeler, deterjan kutuları gibi.
Bazı otistikler yemekte oldukça seçici olabilirler. Sadece hamur işi yada et
türü yemekler dışında bir şey yemek istemeyebilirler.
Tehlikelerin farkında değillerdir. Araçlardan, yüksek yerlerden sakınılması
gerektiğini bilemeyebilirler.
Oyuncakları amacına uygun kullanmazlar. Örneğin bir kamyonun sadece tekerleği
onun ilgisini çekebilir.
Yap – boz parçalarını resmin ne olduğunu bilerek değil ama parçaların içinde
bütünü bularak yerleştirebilir.
Yaşıtlarıyla birlikte oynamazlar, oyun kurmada ve sürdürmede rol almazlar.
Müziğe aşırı ilgi gösterebilir. Parça sözlerini ezberleyebilir ama konuşma
dilini kullanmada zorluk çeker.
Otistik çocuklarda duygusal gelişim normal çocuklara göre farklı gelişme
gösterir.
Kaynak:
SABAHAT AKŞIRAY OTİSTİK ÇOCUKLAR
EĞİTİM MERKEZİ
www.autism-tr.org
|