|
Omurilik Onarımındaki
Gelişmeler
İnsan embriyonlarından elde edilen henüz
uzmanlaşmamış kök hücrelerin tıpta kullanımı, beraberinde birtakım etik
tartışmalar getiriyor. Başta ABD olmak üzere birçok ülke, insan embriyonlarından
alınan kök hücrelerle yürütülen deneylere sınırlamalar getirmiş bulunuyor. Oysa
tıp araştırmacılarının düşü, her kalıba girebilen bu hücrelerle, yetişkinlerde
pek çok tür hasarlı dokuyu onarabilmek. Bu dokulardan onarımı en güç olanlardan
biri de omurilik.
Ama Washington Üniversitesi nörologlarından Dennis Choi, John McDonald ve
arkadaşları, bu düşün gerçekleşmesi yolunda önemli bir adım attılar.
Araştırmacılar, fare embriyon kök hücrelerinden elde ettikleri olgunlaşmamış
sinir hücrelerini felçli sıçanlara aşılayarak omurilik hasarını kısmen
iyileştirmeyi başardılar. Deney sonucu, sakat hayvanlar tam olmasa da hareket
yeteneğine kavuştu. Deneyin özellikle önemli bir yönü, sıçanların belkemiklerine
vurularak sakatlanmalarından 9 gün sonra uygulanıp başarılı sonuç vermesi. Oysa,
omurilik sakatlanmalarında, bir gün geçtikten sonra, zedelenen bölgeyi sınırlı
da olsa eski işlevine kavuşturmak, bugüne değin olanaksız görünmekteydi.
Bu başarı, dünyanın her yerinde uzun süre önce uğradıkları omurilik hasarı
nedeniyle sakat kalmış yüz binlerce insan için umut ışığı yakıyor. Nörologlar,
tekniğin omurilik sakatlanmalarının kök hücre nakliyle tedavisinde önemli bir
ilk adım olduğunun altını çiziyorlar. Ancak, bunun insanlar üzerinde klinik
uygulamasının henüz çok uzakta olduğunu belirtiyorlar.
Choi ve McDonald, deneylere 1996 yılında, Washington Üniversitesi
nörobiyologlarından David Gottlieb’in, embriyon kök hücrelerini petri
kaplarındaki kültür ortamlarında kimyasal yöntemlerle sinir hücrelerine
dönüştürmesinden etkilenerek başlamışlar. Aslında yapmak istedikleri, tedavi
için bir ilk adım olarak, Gottlieb’in fare embriyon kök hücrelerinden
yetiştirdiği sinir hücrelerinin, sıçanların sinir sisteminde yaşayıp
yaşamayacaklarını denemekmiş. Araştırmacılar, Gottlieb’in laboratuvarından
aldıkları sinir hücre öncüllerini, 9 gün önceden omurilikleri yaralanmış 22
yetişkin fareye aşılamışlar. Birkaç hafta sonra da hayvanlara ne olduğunu
incelemişler. Fare hücrelerine saldıran floresan boyayla işaretlenmiş antikorlar
yardımıyla, aşılanan hücrelerin pek çoğunun, yaşamakla kalmayıp omuriliğin
yaralı bölgesine de yayıldıklarını belirlemişler. Üstelik bir kısmı sinir
hücrelerine, bir kısmı da oligodendrosit ve astrosit denen yardımcı sinir
hücrelerine dönüşmüş.
Araştırmacıları asıl şaşırtan, arka ayakları tümüyle felçli farelerin artık
arkalarını kaldırabilmeleri ve tam olmasa bile bacaklarıyla yarım yamalak
hareket edebilmeleri olmuş. Yalnızca sahte (plasebo) aşılama yapılan farelerse,
arka bacaklarını sürükleyip ön ayaklarıyla hareket edebiliyorlarmış.
Tekniğin omurilik tedavisinde sağladığı yarar açık. Açık olmayan noktaysa,
iyileşmeye tam olarak neyin yol açtığı. Olasılıklardan biri, yeni fare
hücrelerinin, sıçan sinir hücreleriyle işlevsel bağlar kurarak omuriliği,
beyinle arka bacaklar arasında sinyal iletme yeteneğine kısmen de olsa yeniden
kavuşturması.
Araştırmacıların aklına gelen bir başka olasılık, fare hücrelerinden türeyen
oligodendrositlerin, hasarlı omurilik hücrelerinin çevresindeki yalıtkan myelin
kılıflarını onarıp bunları uyarıları yeniden iletecek duruma getirmiş olmaları.
Üçüncü bir varsayım da nakledilen hücrelerce salgılanmış olabilecek kimyasal
maddelerin sıçan omuriliğindeki hücreleri etkileyerek ya ölmelerini
engellemeleri, ya da işlevlerine yeniden kavuşturmaları.
Choi’nin ekibi, şimdi bu olasılıkların hangisinin doğru olduğunu belirlemeye
çalışıyor. Araştırmacılar ayrıca sakatlanmayla müdahale arasındaki süreyi de
dokuz günden, birkaç aya çıkarmaya çalışıyorlar.
Bu konudaki başarı, sakatlıkları yıllarca, hatta on yıllarca süren insanlar için
daha gerçekçi umut ışıkları yakabilecek.
Science, 3 Aralık 1999
Kaynak:
Bilim ve Teknik Dergisi
www.biltek.tubitak.gov.tr
Bu yazı, Bilim ve Teknik dergisi Genel Yayın
Yönetmeni Raşit Gürdilek'in onayı ile yayınlanmaktadır.
|