|
Hemofiliye Karşı Yeni
Teknikler
Hemofili (kanama) hastalarının uymak zorunda
oldukları sıkıcı ve tehlikeli bir rutin, AIDS’e yol açan HIV gibi virüsleri
bulaştırabilecek enjeksiyonlar. Ancak deneme aşamasında olan iki yeni teknik, bu
bağımlılığı ortadan kaldırmayı vaat ediyor.
Bu hastalığı taşıyanların kanlarında iki önemli pıhtılaştırıcı protein olan
Faktör VIII ve Faktör IX’dan biri eksik oluyor. Bu faktörlerin ikisi birden
olmadan hastaların kanı pıhtılaşamıyor ve en ufak bir kesik sonucu bile ortaya
çıkan kanama normalin çok üstünde sürüyor. Bu tür hastaların baş etmek durumunda
kaldıkları daha büyük bir tehlikeyse, eklemlerde kan birikmesi sonucu hareket
kaybına yol açan iç kanama.
Hemofili hastaları için uygulanan geleneksel tedavi, eksik faktörü enjeksiyon
yoluyla vermek. Bu faktörse, başkalarının bağışladığı kandan süzülerek elde
edilebildiğinden, virüs bulaşması sık rastlanan bir olay.
İkinci bir yol, eksik faktörü yapay olarak üretmek. Bu tedaviyse herkesin harcı
değil. Öyle ki bir yıllık maliyeti ABD’de bile 100 000 doların üzerinde. Üstelik
pek çok kimsenin bünyesi, yapay faktöre karşı antikor üretip tedaviyi etkisiz
kılıyor.
Soruna etkili bir çözüm bulabilmek için, ABD’nin Maryland Eyaleti Birleşik
Hizmetler Üniversitesi Tıp Fakültesi hücre biyologu Harvey Pollard, her iki
faktöre de bağımlılığı giderecek bir implant geliştirmiş. Yüksük büyüklüğündeki
teflon implantın içinde, insan pıhtılaştırıcı faktörü Xa ile kaplanmış küçük
boncuklar bulunuyor. Bunlar, hemofili hastalarının kanında bulunan Faktör
VII’yi, aktif bir pıhtılaştırıcı tür olan Faktör VIIa’ya dönüştürüyor. Pollard,
düzeneğin bir tuzluk gibi çalıştığını belirtiyor. Yarı geçirgen bir zar, Faktör
VII’nin implanta girmesine ve Faktör VIIa’nın da dışarı çıkarak dolaşım
sistemine dönmesine izin veriyor. Ancak zar daha büyük molekülleri geçirmiyor ve
böylece boncukları olası bir bağışıklık tepkisinden koruyor. İmplant yaşamsal
organları çevreleyen periton zarına yerleştirilerek, yeterli ölçüde kanla
beslenmesi sağlanıyor. Düzenek kobaylardan sonra bir Rhesus maymununda da
başarıyla denenmiş. Araştırmacılar, şimdi deneyleri insanlara taşımaya
hazırlanıyorlar. Ama bundan önce implantın boyutlarının ve etkinliğinin
arttırılması gerektiğini vurguluyorlar.
Başka araştırmacılarsa gen tedavisi yöntemini deniyorlar. Stanford Üniversitesi
Tıp Fakültesi’nden Mark Kay, deneme aşamasındaki bir yöntemle iki ağır hasta
üzerinde olumlu
sonuçlar elde etmiş. Hastaların bedenleri, normal insanların kanında bulunan
Faktör IX oranının yüzde birinden daha azını üretebiliyormuş. Kay ve ekibi,
hastaların bacak kaslarına, içine Faktör IX üretecek gen yerleştirilmiş bir
virüs aşılamışlar. Üç denek hastadan ikisinde Faktör IX iğnelerine duyulan
gereksinme 100 gün süreyle % 75–80 arasında azalmış.
New Scientist,
11 Mart 2000
Kaynak:
Bilim ve Teknik Dergisi
www.biltek.tubitak.gov.tr
Bu yazı, Bilim ve Teknik dergisi Genel Yayın Yönetmeni Raşit Gürdilek'in onayı
ile yayınlanmaktadır.
|