|
Beyne Ses Göndermek
Tamamen sağır olan pek çok insan doğrudan
işitme sinirini uyaran bir mikroelektrot
aygıt olan “kohlear implant” tan faydalandı. İşitme siniri işlevsel olmayan
hastalar için yeni nesil işitme protezleri umut vaadediyor. Yeni nesil
implantlar, beyin sapı işitme bölgelerinin
yüzeyine veya içerisine yerleştirilecekler, işitme sinirini atlayarak doğrudan
beyin sapının işitme merkezlerini uyaracaklar.
Kısmi ya da tam işitme kaybının pek çok nedeni olabilir. Örneğin, dış kulaktaki
ya da kulak zarı ve işitme kemiklerinden oluşan orta kulaktaki bir bozukluktan
dolayı seslerin iletilememesinden kaynaklanan işitme kaybı oluşur. Genellikle
ses titreşimlerini yükselten bir işitme aygıtı yardımıyla rahatsızlık
düzeltilir. Gerçek sağırlık ise kohleadaki kirpikli duyu hücrelerinin yokluğu
nedeniyle oluşur. Kohlea, içi sıvı dolu, salyangoz biçimli iç kulak organıdır;
ses dalgalarını beyne iletilecek elektrik sinyallerine dönüştürür.
İşitme siniri işlevsel olanlar, son otuz yılda kohlear implantlar alanında
görülen önemli gelişmelerden büyük oranda faydalandı. Kohlear implantlar (Kİ)
kohleaya yerleştirilen ve doğrudan işitme sinirini uyaran aygıtlar. Dünya
çapında kırk binden fazla hasta için bu aygıtların başarısı neredeyse bir
mucizeydi. Yetişkinlerin pek çoğu, telefonda konuşabiliyorlar. Çocukların büyük
çoğunluğuysa normal sınıflarda eğitimlerini yapabiliyorlar.
Ancak işitme sinirinin yokluğu veya hasarlı olması durumunda Kİ işlevsizdir.
Kohlea ve işitme sinirine uğramadan geçen ve doğrudan doğruya beyin sapındaki
işitme merkezlerinden birini uyaran bir mikroelektrot-işitme protezi, işitme
siniri çalışmayan hastaların da yeniden duymasını sağlayabilir. Bazı doktorlar
ve House Ear Enstitüsü’ndeki
araştırmacılar 1970’lerin sonlarından bu yana beyin sapı işitme implantları
(BSİ) üzerinde çalışıyorlar; ancak bunlar sınırlı bir başarı elde edebildiler.
BSİ evriminin bir sonraki basamağı üzerine çalışmalar çoktan başladı. Geleneksel
BSİ’lar beyin sapındaki ventral ön kohlear çekirdeğin yüzeyini uyarıyorlar. Yeni
nesil BSİ’lardaysa mikroelektrotlar ventral
kohlear çekirdeğin içerisine girip, doğrudan nöronları (sinir hücrelerini)
uyarırlar. Bu yeni yaklaşım, Kİ’ların da içinde bulunduğu nöral protezler
üzerine yapılan araştırmalarla materyaldeki ve elektronikteki yüksek teknolojik
gelişmeler ve bizimkine benzer işitme mekanizmasına sahip olan kediler üzerinde
yapılan denemeler sonucu mümkün oldu.
İlk
Kİ’lar kohleanın yerine getirmediği işlevi yapmak için tasarlanmıştı. Kİ
kullanan hastalarla yapılan otuz yıllık araştırmalar sonunda kohleanın ve beynin
ses algısındaki görevleri hakkında yeni bilgiler elde edildi. Bu bilgiler yeni
nesil BSİ’larının ve diğer nöral protezlerin yapımında paha biçilmez olduklarını
kanıtlayacaklar. Kİ aygıtlarında birçok uyarıcı elektrot silikon matriks içine
gömülmüş, iç kulağın kohleasına yerleştirilmiştir; bu elektrotlar kohleanın
baziler membranının (zarının) farklı bölgelerine yerleşirler. Baziler membranın
yapısından -tonotopik özelliğinden- dolayı, yüksek frekanstaki sesler membaranın
tabanında kirpikli hücreleri titreştirirken, düşük frekanstaki seslerse
membranın tepe kısmındaki kirpikli hücreleri titreştirirler. Dışarıda bulunan
bir mikrofon tarafından alınan sesler ilk önce bir mikroişlemci tarafından
analiz edilir, her frekansın bilgisini taşıyan elektrik sinyalleri, uygun
tonotopik yerleşimde bulunan elektroda iletilir.
Kİ kohleanın frekans aralığının çoğuna ulaşır, yalnız en düşük frekanslara
hassas kirpikli hücrelerin bulunduğu kohleanın kıvrımlarının en ince ve en dar
olduğu kohleanın uç kısmı Kİ elektrodlarının çoğu için ulaşılmazdır. İlginç bir
şekilde, garip bir psikofizyolojik fenomen olan “artık perde” etkisi nedeniyle,
bu frekans aralığındaki sesler konuşmaların anlaşılması için büyük oranda
gereksizdir. Bu etki 19. yüzyıldan beri “kayıp temel” olarak biliniyor. Ses
yeterli miktarda üst tonlar ve harmonikler taşıdığı sürece, beyindeki üst
işlemci merkezler –işitsel korteks gibi- kayıp temel frekansı yeniden
oluşturabilirler. Bu durum Kİ’lara ve modern telefonlara bir avantaj sağlar:
Konuşmanın düzgün bir şekilde anlaşılması için yaklaşık 1000 Hz’in altındaki
frekansların aktarılması gerekmez, böylece işe yarar band aralığından tasarruf
sağlanır. Sınırlı sayıda ve ayrı ayrı uyarıcılarla aktarılan, orijinal konuşma
sinyaline göre eksik bilgi taşıyan Kİ sinyaline rağmen bu implantı taşıyan pek
çok kullanıcı konuşmaları kusursuz bir şekilde anlayabilir. Kohleadan gelen
bilginin çoğu ses kalitesi için, müziğin algılanması ve hissedilmesi için ya da
sesleri tanımlamak için önemli ipuçları içerse de, kohleadaki ses bilgisinin
kaba bir sunumu konuşmaların anlaşılması için yeterlidir. Görsel korteksin, kör
noktanın bıraktığı boşluğu doldurması gibi, işitme korteksinde de bilgiler
işlenerek eksik bilginin çoğu tamamlanır.
Konuşmayı öğrendikten sonra sağır olanlarla, konuşmayı öğrenmeden önce sağır
olan insanlar arasında açık bir fark vardır. Konuşma sonrası işitme engellilerin
çoğunda Kİ araçlarının implantasyonundan hemen sonra konuşmalar anlamlı olmaya
başlar. Konuşma öncesi işitme engellilerdeyse Kİ’nın başarısı, implantasyonun
yapıldığı yaşa çok fazla
bağımlıdır. Şaşılık ya da katarakt gibi erken görme bozukluklarının tedavisinde
olduğu gibi, implantasyon ne kadar erken olursa o kadar iyi sonuç alınıyor. Kİ
araştırmaları sonucu öğrenilen temel ve cesaretlendirici sonuçlardan biri de
çocukların işitsel bilgiyi işleyen nöronal bölgelerinin uyum sağlama
yeteneğidir. Uyarılan işitsel korteks uyarıya -sese- cevap olarak beynin komşu
bölgelerinden nöron alır ve yeni nöronal bağlantılar kurar. Doğuştan sağır
kedilerle yapılan çalışmalar işitsel korteksin plastisitesinin erken yaşta
karşılaşılan ses deneyimleri tarafından belirlendiğini ortaya koydu. Sesler bir
mikrofon aracılığıyla iletilip sağır kedi yavrularının işitme yolları Kİ ile
uyarılırsa, hayvanlar kısa zamanda seslere uygun davranışlarla cevap vermeye
başlıyor ve işitsel korteksleri kısa sürede normal uyarılma yollarını
geliştiriyor.
Sesle daha geç yaşlarda karşılaşan hayvanlarda plastisitenin çok daha az olduğu
görüldü. Bu sonuçlar, görsel kayıp sonuçlarına oldukça benzer ve doğum sonrası
merkezi işitsel sistemin, özellikle işitsel korteksin gelişiminde duyarlı bir
periyodun varlığına işaret eder. Küçük çocukların erken yaşlardaki müzik
eğitiminin onların işitsel kortekslerinin karmaşık harmonik seslere karşı
duyarlılığını artırması gibi örnekler de, duyarlı bir dönemin varlığını
destekleyen kanıtlardandır. Kİ uygulamaları, yetişkin işitsel sistemindeki
kortikal plastisite çalışmalarına yönelik ilgiyi yeniledi ve bu çalışmalara yeni
bir araç sağladı. Bazı çalışmalar aksini gösterse de, yetişkinlerin kortikal
plastisitesi çocuklarınki kadar yüksek değildir.
İşitme protezlerini etkin bir şekilde tasarlamak ve programlamak için, alınan
ses bilgisindeki bozuklukları ve atlamaları hangi boyutlardaki merkezi
plastisitenin düzeltebileceği anlaşılmalıdır. Kİ’lar kohleadan daha yüksek
seviyelerdeki bozukluklardan kaynaklanan
sağırlıklar için bir seçenek değildir. Her kırk bin doğumdan birinde rastlanan
genetik bir rahatsızlık olan nörofibromatosis tip 2 (NF2)’de Kİ’ların
kullanılamadığı sağırlık nedenlerinden biridir.
NF2, duyu sinirlerinin beyin sapına ya da omuriliğe girdiği bölgelerde Schwann
hücresi tümörleri oluşmasına neden olur. NF2’nin tanımlayıcı belirtilerinden
biri işitme ve denge sinirlerini de içeren sekizinci kafa sinirinde çift taraflı
tümör oluşumudur. Tümörün cerrahi
yolla alınması sırasında neredeyse her zaman işitme sinirinin kesilmesi
gereklidir ve bu durum tam sağırlığa yol açar. Tümör alınmazsa beyin sapına
basınç yapar ve sonuç ölümcüldür. Tam sağırlık ya da zamansız ölüm... Bu zor
seçimle karşılaşan hastalar, artık işitemeyeceklerini bildikleri halde ameliyat
masasına yatmayı tercih ederler. Tek umutları, BSİ’lar gibi beyin sapını uyaran
işitme protezlerinin işitme duyusunu yeniden kazandırmasıdır.
Var olan BSİ teknolojisi yaklaşık iki yüz hastada kullanılıyor. Aygıt işitme
sürecinin kohleadan sonraki basamağı olan ventral kohlear çekirdeğin yüzeyini
uyarıyor. Strateji Kİ’lardakiyle benzer, dışarıdaki konuşma işlemcisi ve alıcı,
ses sinyallerini elektrik sinyallerine dönüştürür ve bir dizi platin elektrodla
beyin sapı ventral kohlear çekirdeğin yüzeyine iletir. Ventral kohlear çekirdek
ses frekans bilgisini -işitsel korteks gibi- üst işitme bölgelerine geçirir. Bu
bölgeler tonotopik organizasyona sahiptir. Ne yazık ki tonotopik alan yüzeyde
çok dar bir yer kaplar. Bu yüzden basitçe ventral kohlear çekirdeğin yüzeyine
yerleştirilmiş elektrodların etkisi, bir elektrodun uyarımına eşdeğer etki
yapıyor. Birçok elektrodtan oluşmuş bir BSİ aygıtı, genelde farklı perdelerden
ses algılanmasına yol açmaz. Halbuki bu durum Kİ’larda olağandır. Bu durumda
yüzey elektorotlu BSİ ile alınan frekans bilgisi ve çözünürlüğü, konuşmaların
algılanması için yeterli olmaz. Kullanıcılar aylar ve yıllar süren egzersizlere
rağmen konuşmaları algılayacak duruma gelemezler. Tonotopik çözünürlüğün BSİ
yüzey elektrodlarında yetersiz olmasının bir nedeni de, uyarım için yüksek akım
gerekmesi olabilir.
Akım alanları her bir elektrod üzerine genişce yayılmıştır ve ayrı ayrı nöron
topluluklarını uyaramazlar.
BSİ’nın performansını geliştirmek için mikroelektrodların ventral kohlear
çekirdeğin içerisine yerleştirilmesi gerekiyor. McCreery ve arkadaşları
kedilerin ventral kohlear çekirdeklerine yerleştirdikleri derin elektrodlarla
inferior colliculusta yani beyin sapındaki bir sonraki
işitme bölgesinde nöronların tonotopik olarak uyarılabildiğini gösterdiler.
Ventral kohlear çekirdek içerisine yerleştirilen elektrodlarla artan tonotopik
uyarılabilirlikle BSİ kullanıcılarında konuşma anlaşılırlığının artacağını
umuyorlar.
Rauschecker, J. P. ve Shannon, R. V.,
“Sending Sound to the Brain” Science,
8 Şubat 2002
Çeviri:Murat Gülsaçan
Kaynak:
Bilim ve Teknik Dergisi
www.biltek.tubitak.gov.tr
Bu yazı, Bilim ve Teknik dergisi Genel Yayın
Yönetmeni Raşit Gürdilek'in onayı ile yayınlanmaktadır.
|