|
|
ÖZÜRLÜ ÇOCUĞA SAHİP
AİLELERDE İLETİŞİM
Kemal GÖKCAN
Sosyal Hizmet Uzmanı
www.sosyalhizmetuzmani.org
GİRİŞ
İletişim, herkesin farkında olduğu ancak tam olarak tanımlanamayan
bir olgudur. İletişim kavramı; süreç, etki, düşünce, haber, duygu,
ifade, mesafe temel eğitim becerileri gibi birçok kavramı içeren
karmaşık ve çok boyutlu bir süreci kapsamaktadır.(1)
Aile toplumun en küçük ve temel birimidir. Ancak aile ülkeden
ülkeye, kültürden kültüre farklılıklar gösterdiği gibi,aynı ülke
içinde de kentten kırsal kesime, ekonomik duruma ve yörelere göre de
farklılıklar gösterir. Bu bağlamda ailenin kesin ve evrensel
tanımını yapmak güçtür.
Günümüz toplumlarında aile kurumu geleneksel ve çekirdek aile olarak
sınıflandırılmaktadırlar.
Geleneksel aile “çok sayıda çekirdek ailenin aynı çatı altında
oturmasıyla oluşan bir aile tipidir(2) köysel ve geleneksel
toplumların bir kurumudur.
Çekirdek aile, modern toplumlarda yaygındır. Ülkemizde de aile
kurumu geleneksel aileden, çekirdek aileye yönelmiştir. Ancak
ülkemizde çekirdek ailelerin, geleneksel aile kültürü ve aile destek
sistemi etkileşimi söz konusudur.
Etkili bir iletişim, aile üyelerinin karşılıklı olarak bir
birlerinin düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar.
İşbirliği yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol açar,
çocukların gelişmesi için uygun bir ortamın oluşmasına neden olur.
İyi bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk
ve bağımsız bir kişilik geliştirirler. Düşünme, düşünce ve
duygularını açıklama özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar. Buna karşı
etkili bir iletişimin oluşturulamadığı, iletişim engellerin yer
aldığı bir ortamda çocukların gelişimi engellenir. Bağımlı bir birey
olurlar. İleride çeşitli sorunlarla uyum güçlükleri ile
karşılaşırlar. Bu nedenle ailede bireyler arasında, özellikle
anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişim kurulması çok
önemlidir(3).
“Engellilik”, “özürlülük”, “sakatlık” kavramları, bu kavramlar
arasında farklar ve dünyadaki dağılımı sıklıkla karşılaşılan
başlıklardır. Söz konusu kavramlar arasındaki farkların günlük
yaşamda değeri yoktur. Çünkü önemli olan, bireylerin engellik
durumunu tanımlayan kavramlar değil, engelli bireylerin toplumdaki
diğer bireylere göre farklı hizmet gereksinimlerinin olduğunun
bilinmesidir.(4)
Özürlü Çocuk Kimdir; Zihinsel özellikleri duyusal yetenekleri
nörolojik ve fiziksel özellikleri sosyal davranışları ve iletişim
becerileri yönünden ortalama ya da normal bir çocuktan farklı olan
bunun için profesyonel yardım alması gereken çocuk engelli çocuk
olarak tanımlanabilir.(kirk,S.,A.J. Educating Exceptional children)
Bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal özelliklerinde belirli bir
oranda ve sürekli olarak işlev kaybı veya bozukluğu sonucu normal
yaşamın gereklerine uymama durumuna sakatlık, bu durumdaki kişiye
sakat denir.(Çağlar, Doğan; Geri zekalı çocuklar ve eğitimi)
Özürlülük, toplumdan topluma ve tarih içerisinde, değişen anlamlar
yüklendiği bir kavramdır. Tarih içerisinde özürlülüğe, sosyal yönü
ihmal edilerek sadece tıbbi boyuttan bakılması özürlüyü anlama,
özürlüyü bir değer olarak alma ve özürlü ile iletişimde güçlükler
yaratmıştır.
Bu makalede özürlü bireylerin ailelerin, iletişim şekilleri,
davranış biçimleri ve yaşadıkları iletişim sorunlarına genel bir
bakış değerlendirilmesi yapılacaktır.
ÇOCUĞUNU ÖZÜRLÜ OLDUĞUNU ÖĞRENEN AİLELERİN TEPKİLERİ
A-Çocuklarının Özrünü Ret eden aileler de iletişim:
Aileler için özürlü bir bireye sahip olmak, yaşamlarının en zorlu
deneyimidir. Özürlü bir çocuğa sahip olduğunda anne babalar ilk
olarak hayal kırıklığı yaşarlar. Çocuklarına ne olduğunu
bilemediklerinden dolayı büyük endişe içindedirler.
Kendilerini, eş ve yakınlarını ya da sağlık ekibini suçlarlar.
Çocuklarına tam teşhis konunca bu duygu ve endişeler kaybolmaz.
Çocukların durumunun ne olduğunu kabul etme, birkaç ay veya yılları
alabilir. Bir kısım aile ise çocuklarının durumunu kabul etmez.
Aynı durum, sağlıklı bir bireyken geçirilen bir trafik kazası veya
hastalık sonucu özürlü kalmak, özürlü kalan kişi ailesi ve çevresin
de panik oluşturur. Çevrede ki panik daha çok acıma duygusudur.
Ailede ise şaşkınlık, kaygı, moral bozukluğu, kısmen isyan gibi
karmaşık duygular oluşturur. Zaman içinde bu duygular değişir aile
eğer çocuğunun bundan sonraki tüm yaşamını özürlü kalacağını tıbben
öğrendik den sonra ya durumu kabul etmek ya da ret etme davranışı
gösterirler.
Çocuğunun özürlü kalmasını kabullenmeyen aile; çocuğu ile kurduğu
iletişim kanallarını kapatan, etkili iletişim kuramayan, çocuğuna
empatik duygu ile yaklaşamayan ve onu anlamayan davranış
sergilerler. Bu tür davranışı sergileyen ailelerde sorunlar büyür.
Aile kendine bir kaos yaratır. Çevreden kendini soyutlar. Özürlü
çocuğunun gereksinimlerine duyarsız kalır. Aile tüm bireyler
yalnızlığı yaşar. Ailedeki özürlü bireyin oluşturduğu sarsıntı büyür
ve suçlamalar başlar. Neden benim çocuğum, neden benim ailem,
nedenler artar bu durum kontrolden çıkarsa aile parçalanabilir.
Ailelerin özürlü çocuğunu kabul düzeylerinde, ailenin
sosyal-kültürel yapısı önemlidir. Beklenti düzeyi, ailenin eğitimi,
inanç durumu,ekonomik düzeyi,sosyal yaşantısı ve ailede var olan
iletişim şekilleri çok önemlidir.
1996 Yılında Zonguldak ve Kozlu da yaptığımız, “ Özürlü Çocuğa Sahip
Ailelerin Beklentileri” konulu araştırmada; eğitim düzeyi, sosyal
statüsü yüksek olan özürlü çocuğa sahip ailelerde çocuklarının
özrünü kabul etmede ve çocukları ile iletişimde zorluklar
yaşadıkları ve bu zorluklar karşısında Uzmanlardan yardımı almayı
kabul etmede kendilerine yakıştıramadıklarını itiraf eden oldukça
fazla aile tespit edilmiştir. Bu durum karşısında araştırma grubunun
araştırma ile ilgili varsayımlarını etkilemiştir. Aynı araştırmada
sosyal statüsü düşük, gelir düzeyi yetersiz fakat dini inancı yoğun
olan aileler de özürlü çocuğunu ve yaşanılan durumu kabul etmenin
verdiği rahatlık gözlemlenmiştir. Fakat bu ailelerde görülen bu
olumlu davranışın etkisinde acıma duygusunun etkili olduğu tespit
edilmiştir.
Özürlü çocuğa sahip ailelerin en temel sorunu yada birincil güçlük,
ailenin çocuğu kabullenmesinde ve engelini anlamasında yaşanır.
1996 Yılında Zonguldak Spastik Çocuklar Rehabilitasyon Merkezinde
Serapral Palsy’li ( CP ) çocukları olan ailelerle ilgili yapılan
araştırmada en çarpıcı sonucu, Yıllardır çocuklarının CP li olmasına
rağmen, ailelerin büyük bir oranının CP nin ne olduğunu
bilmediklerini ve çocuklarının durumlarını araştırma gibi eksikliği
olduğu tespit edilmiştir.
Çocuklarının engelliliğini tam anlayamamak, çocukları ile
kuracakları iletişimi güçleştirmektedir. Çocuklarının özrü hakkında
konulan tanıyı net olarak anlayamayan ailelerde, çocukları hakkında
gerçekçi olmayan beklentiler geliştirerek, özürlü çocuğun ve aile
üyelerinin farklı sorunlar yaşamasına neden olabilirler. Örneğin,
çocuğu zihinsel gelişme geriliğinin ne anlama geldiğini anlayamayan
aile ileride çocuğunu tembel olduğunu, vurdumduymaz olduğu şeklinde
etiketleyebilir. Çocuğundan beklentisini yüksek tutabilir.
Çocukların özrünü kabul etmeyen aileler zaman zaman kendilerine
zarar verecek, özürlü çocuğunun gelişimini olumsuz etkileyecek
tepkileri söz konusudur. Anne babalar çocuğunun çevreden sakınırlar,
saklarlar ve eve kapanırlar. Bu durumda aile Sosyal Hizmet Uzmanı
veya Psikologdan yardım almalıdır. Uzmanlar aile üyelerinin çocuğun
engeli ile birlikte kabul etme sürecinde yardımcı olacaktır.
Kabul / Ret ve çocuğunun özrünü anlama / anlayamama aşamasından
sonra da koşulları düzenleme, yaşamı yeniden biçimlendirme,
zorluklarla baş etme ya da baş edememe ve kaçınma gibi tutumlar
görülmektedir.
Anne babalar çocuklarının özür tanısını öğrenmelidir. Özür tanısı
doğrultusunda yeni tutum ve beceriler öğrenmek, geliştirmek,
uygulamak, nasıl yardım alacaklarını belirlemek, bu kaynaklara
ulaşmak ve çocuklarına ilişkin kararlara ortak katılım gibi
görevleri başarmalıdırlar. Ayrıca çocuklarla olumlu ilişkiler
kurmak, diğer aile bireylerle ilişkiler düzenlemek, ailenin bozulan
dengesini yeniden kurmalıdırlar.
B-Çocuklarının Özrünü kabul eden aileler de iletişim:
Tüm özürlü çocuğa sahip ailelerde, çocukların beklemedik özel durumu
karşısında ailelerde büyük bir şaşkınlık ve şok yaşanır. Şokun
arkasında “hayır böyle değildir, nasıl olur” benzeri inkâr tepkileri
yaşanır. Aile çocuğuna konulan özür tanısının yanlışlığını
ispatlamaya çalışır. Korku, endişe, üzüntü gibi karmaşık duygular
içindedirler. Bu davranışlar bir süreçtir. Şok atlatıldık dan sonra
çocuğunun özrünü kabul ve ret duyguları görülmektedir. Çocuğunu ve
özrünü kabul eden aile karmaşık duygulardan uzaklaşma söz konusudur.
Aile, özürlü Çocuğunun un özrü ile barışık yaşama becerisi
kazanmıştır. Bundan sonra çocukları için gerekli kararlar alma ve
uyum aşamasına geçerler. Bunu durumu kabul etme ve uygun çözüm
üretme sürecine girerler.
Aile sistemi bir bütündür. Bu sistemde bir bireyin başına gelen
diğer bireyleri de etkiler. Bir engel, ailedeki her bireyin hayatını
değiştirir. Ailede özürlü bir çocuğun varlığı kardeşler üzerinde
öncelikli olarak iki önemli etkiye neden olur. Birincisi, duygusal;
ikincisi ise ekonomik etkidir. Ailelerin ekonomik kaynaklarının
önemli bir kısmını özürlü çocuğa aktardıklarını düşündüklerinde buna
içerleyebilirler. Ayrıca kardeşler, ailelerinin zamanlarının çoğunu
özürlü çocuklarına ayırması durumunda kendilerini ihmal edilmiş
hissedebilirler. En önemlisi kendilerini değersiz, önemsiz, hatta
sevilmeyen çocuk olarak algılayabilirler. Kardeşlerin daha fazla
zaman ayrılması bir gereklilik olmasına rağmen, özürlü olmayan
kardeşler, bu gerçekçiliği kabullenebilecek kadar olgun
olmayabilirler.
Anne babalar, çocuklarının en az özürlü çocuğu sevdikleri kadar çok
sevdiklerini iletmek ve hissettirmek zorundadırlar. Diğer
çocuklarına da mutlaka zaman ayırmaları ve onların gereksinimlerini
de fark ettiklerini göstermelidirler.
Aile içinde açık ve dürüst bir iletişimin olmasının önemi
büyüktür.Özürlü çocuklarının tanısı konusunda bilgilerini diğer
çocuklarına net anlatmalıdırlar. Özrü hakkında bilgi vermelidirler.
Özürlü çocuğun kardeşleri, eğer doğru şekilde yönlendirilirse ve
aile içinde en başından itibaren açık ve dürüst bir iletişim
sağlanmalıdır. Bu durumda kardeşlerin nasıl yaşayacaklarını ve
onlara nasıl yardım edebileceklerini öğrenebilirler.
Anneler, özürlü çocuğunu en iyi tanıyan, onunla daha uzun zaman
dilimi içinde birlikte olan ve onun temel gereksinimlerini
çoğunlukla karşılayandır. Çocuğunun eğitim ve rehabilitasyon
hizmetleri almasında en çok anneler ilgilenmektedir. Uzmanlardan
aldığı bilgileri evde uygulayandır. Anne bu özverisini yalnız
yapmamalı babada bu sürece katılımını sağlamalıdır. Özürlü
çocuklarına karşı ilgisiz kalan babalar bu konuda kendini
sorgulamalı ve eşine destek sağlamalıdır. Babalar özürlü çocukların
etkinliklere katılmasına ve eğitimde başarılı olmasında çaba
göstermelidir.
Yapılan araştırmalarda, babaların özürlü çocukları ile ilgilenmesi
durumunda çocukların eğitim ve rehabilitasyonda daha başarılı
oldukları görülmüştür.
Özürlü çocukların özrünü kabul eden aileler, etkili iletişimi
gerçekleştiren ailelerdir. Çocuklarının özür tanısı ne olursa olsun
çocuklarının eğitim ve rehabilitasyonunu önemseyen ailelerdir.
Çocuklarının özürlü olmasından kaynaklanan aile içi sorunları aşan
ve diğer sağlıklı kardeşler ile olumlu iletişim kuran ailelerdir.
Özürlü çocukla sadece anne değil tüm aile ilgilidir. Baba çocuğun
sosyal katılımında etkilidir.
ÖZÜRLÜ ÇOCUĞA SAHİP AİLELERE İLETİŞİM KONUSUNDA ÖNERİLER
1- Çocuğunuzun durumunu ne kadar erken kabul ederseniz sizin ve
çocuğunuzun durumu daha iyi olacaktır demektir. Bu tutum sizi daha
mutlu kılacak, çocuğunuzun özelliklerine ve yapabileceklerine göre
eğitim verilmesini sağlayarak gelişimine katkıda bulunacaktır.
Engelli çocuğun erken teşhisi, erken rehabilitasyonu çocuğunuzun
daha hızlı gelişmesini sağlayacaktır.
2-Çocuğunuzun engeliyle ilgili tanıyı öğrenin ve bu konuda bilginizi
artırın. Bu alanda hizmet veren özgül mesleki terimleri öğrenin.
Doğru bilgiyi aramaktan çekinmeyin,bilgi almak ve soru sormak
düşüncelerinizi,duygularınızı paylaşmanızı kolaylaştırır.
3-Duygularınızı aile üyeleri ile paylaşın. Duygularınızı
göstermekten kaçınmayın.
4-Acı ve öfke gibi doğal duygularla nasıl baş edileceğini öğrenin.
5-Olumlu bakış acısını hiç kaybetmeyin.
6-Çocuğunuzun etkili eğitim programlarında bulunun, onun gelişimini
izleyin.
7-Acıma duygusundan kaçının, bunun çocuğunuzun gelişimini
desteklemesini olumsuz etkileyeceğini unutmayın.
8-Yalnız olmadığınızı unutmayın sizin durumda olan birçok aile var.
Zorluklarla baş edebilmede size yardımcı olabilecek en önemli kaynak
sizsiniz.
9- Her bireyin kendine has özellikleri ile değerli olduğuna inanın,
iletişim sürecinde koşulsuz olumlu bakış açısı geliştirin.
10-Duygu ve davranışlarınızda tutarlı olun, aile içi iletişimde bu
davranışınız çök önemli olduğunu unutmayın.
11-Empatik tutum ve davranış geliştirin. (Kendini karşısındaki
kişinin yerine koyup nesnelliğini yitirmeden onun sorunlarına onun
gibi bakabilmesi, onun hissettiklerini yaşayabilmesi )
12-kendinize zaman ayırın. Her zaman kendiniz için sizi rahatlatıp
dinlendirecek bir ara zamanınızın olması size ve çocuğunuza daha
fazla yardımcı olacaktır.
13-Kendinize dikkat edin. Fiziksel ve psikolojik sağlığınızı
korumaya dikkat edin.
14- Diğer çocuklarınıza da mutlaka zaman ayırın.
15-Aile içinde etkili iletişim ve aktif dinleme yöntemlerini
uygulayın ve bu yöntemleri mutlaka öğrenin.
*Sosyal Hizmet Uzmanı, 1997-2004 tarihleri arası Karaelmas
Üniversitesi Sağlık Y.O İletişim ve Halkla İlişkiler alanında
öğretim görevliliği yapmıştır. 1997 yılından itibaren SHÇEK bağlı
Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezlerinde Yönetici, Türk Spastik
Çocuklar Derneği Zonguldak Şubesinde Yönetim Kurulunda 5 yıl görev
almıştır. Özürlülük ve iletişim alanında yayın yapan birçok ulusal
dergi, gazetelerde özürlülük ve iletişim konularında makaleleri
araştırmaları yayınlanmıştır.
KAYNAKÇA
1. “Genel İletişim”(2003).Ankara Pegem A.Yayıncılık 260 (11 ):8 S.8
2. Özkalp,Enver a.g.e 1987
3. Dönmezer,İbrahim. “Ailede iletişim ve etkileşim”.İstanbul:Sistem
Yayıncılık,1999.
4. Şahin,Hatice a.g.e 48
5. “Özel Eğitim ve Rehabilite Hizmetlerine İhtiyaç Duyan Bireyler ve
Aileleri”(2005).Anakara:Zihinsel ve Bedensel Engelli Çocukları ve
Aileleri Araştırma Eğitim Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği yayın
No:001. 226(5) S.73 |
|
|
|
|