|
ÖZÜRLÜLERİN SOSYAL VE
TOPLUMSAL HAYATA UYUM SÜRECİNDE ÖĞRENEN ÖRGÜT KÜLTÜRÜNÜN GÜÇLENDİRİLMESİ
Yrd. Doç. Dr. Akın MARŞAP
Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi
Öğretim Üyesi
Engelliler.Biz: Mayıs 2002 tarihinde yayınlanan ‘Ufkun Ötesi
Bilim Dergisi’ Cilt 2, Sayı 1’den alınmıştır.
ÖZET
Bu makale, özürlü bireyleri anlamak, yaşam kalitesini arttırmak
suretiyle çağdaş sosyal yaşama uyumunu sağlamak için organizasyonel
kültürün güçlendirilmesi üzerinde durmaktadır. Çağdaş eğitim, yaşam boyu
ve çok yönlü öğrenime doğru yol almaktadır, Formel, informel ve formel
olmayan bir öğretim ortamı hayatın her anına, her ortama ve her yaşama
yönelik olarak yaygınlaştırılmalıdır. Özürlü konumda olanların sosyal ve
toplumsal yaşama uyum ve entegrasyonunda önemli bir başarı
sağlanabilecektir. Böylece yaşam boyu öğrenim modellerinin çok boyutlu
pozitif uygulamalarıyla başarılabilir. Onların topluma uyumunu
arttırmada belirgin bir eğitim stratejisine gereksinim vardır.
Anahtar Sözcükler: Öğrenmeye yönelik örgüt kültürü, yaratıcılık
ve yenilik, etkin ve sağlıklı iletişim, çağdaş sosyal hizmet uzmanlığı,
sosyal etik
SUMMARY
This article explains disabled individuals orientation period to
contemporary social life, understanding and increasing their life
qualiîy and empovverment organizational cultures. Contemporary training
is life long and multi directional type of education. Formal, informal
and nonformal training environment must be organized all side of the
life. So, disabled individuals orienîation and integration of social and
community life will be succeeding by this type of positive activities.
İt is now urgentiy needed to plan a concrete training strategy for
improving their adaptation to community.
Key Words: Learning Organizatİon culture, creativity and
innovation, effective and health communication, contemporary social
service expert, social ethic
GİRİŞ
Yönetim organizasyon literatüründe bilgi yaratımı, bilgi yönetimi ya da
Örgütsel öğrenme şeklinde tanımlanan çalışmalar, örgütlerin değişimine
uyum yeteneğinin gelişimine ve bu yolla yarışımcı üstünlükler
kazanılmasına yönelmektedir. (8; 507)
Organizasyonların, geleneksel üretim bileşenlerinden çok insan öğesi ve
onun entelektüel yaratımlarına esas kaynak olarak gereksinim
duyduklarını belirtmektedir. (6)
Geleneksel ekonominin geçirdiği başkalaşım aşamaları, bilgi bazlı
yaratılan arklılıkları ön plana çıkarmakta, böylece bilgi ve bilgiyi
edinip kullanma süreçleri örgütler için stratejik bir öncelik
almaktadır. (3; 498)
Sosyal hizmet uzmanı diğer meslek elemanlarıyla, özürlülerin durumlarına
ilişkin işbirliği-ekip çalışması içinde bulunarak özürlülere yönelik
hizmetlerin kalitesini arttırabilir. İnsanlığın özürlü insanlara yönelik
yaklaşımı, insanlığın gelişimine uygun iyimserlik temaları taşımaktadır.
Bir özürlünün rehabilitasyonu için gereken hizmetler tıbbi bakım,
psiko-sosyal hizmetler, mesleki beceri kazandırma hizmetleri (meslek
öncesi mesleki eğitim, korumalı iş ve işe yerleştirme) şeklinde
sıralanabilir. (20; 24)
21. yüzyılda sosyal hizmet uzmanlarının özürlülerle daha sağlıklı ve
sürekli iletişim kurarak, özürlü birey aile, toplum, çevre arasındaki
ilişkilerin kalitesini arttırabilir. Böylece Özürlünün yaşam kalitesi ve
performansı da artabilecektir. Sosyal ve toplumsal bütünleşme yenilikler
özürlünün yaşamsal çevresine ulaştırılabilir. Böylece özürlülerin
bireysel, toplumsal ve sosyal işlevleri, katılımları ve yetkinlikleri
daha da arttırılabilir.
Bunun için, özürlülerle ilgili sorunların çözümünde işbirliği temel bir
önkoşuldur. Sorunların çözülmesinde öncelikle devlet tarafından
politikaların oluşturulması gerekse de, kişilerin, demokratik toplum
organizasyonlarının önderlik ve girişimleri sorunların çözümünü
kolaylaştırabilir.
Böylece özürlülerin içinde bulundukları yaşam koşullarının
iyileştirilmesi, eğitim ve iş yaşamına girmeleriyle birlikte kendi
kaderlerine sahip çıkma olanakları kullanılabilecektir. Özürlüler gerek
kendi girişimleri, gerek diğer demokratik ve gönüllü organizasyon ve
kuruluşlar yardımıyla devletin gelişim politikalarını daha da
hızlandırabilirler.
Bu durumda, özürlülerin yaşam koşullarını iyileştirmek, kalitesini
arttırmak ve toplumsal ve sosyal çevreye uyumu kolaylaşacaktır
Özürlüleri toplumsal ve sosyal yaşamın bütününde birlikte düşünmek
sorunların kalıcı çözümünde öncül bir rol üstlenebilir. Açılacak bir çok
sosyal merkez ve atölyelerde özürlülerin eğitim, çeşitli faaliyet ve
sosyal ve toplumsal yaşama katılımları üst düzeyde pekiştirilebilir.
Bugün özürlü durumda olmayan herhangi bir birey, hayatın değişik
evrelerinde her an özürlü bir konuma düşebilir. Dünya Sağlık
Organizasyonu (WHO) Uluslar arası Çalışma teşkilatının verilerine
dayanarak hazırladığı rapora göre her sene dünyada işe bağlı kaza ve
hastalıklardan 1.1 milyon kişi ölmektedir ve bu dünya çapında malarya
hastalığından ölenlerin toplamına neredeyse eşittir. (22; 1)
Benzer biçimde yaralananların sayısı da yüksek orandadır. Bu durum diğer
nedenlerle geçici ve sürekli bir özürlülük haline neden olmaktadır. İşte
bu noktada, özürlülüğün değişik zamanlarda, hiç beklenmeyen bir anda
ortaya çıkması olasılığı vardır. Buradan hareketle, özürlülere yönelik
yapılacak işlem, faaliyet ve yatırım insanlığın kendine ve geleceğine
yönelik bir yatırım olarak görülmelidir.
ÇAĞDAŞ SOSYAL HİZMET ANLAYIŞINDA YENİ GELİŞMELER
a. Yenilik ve Yaratıcılık
Çağdaş sosyal hizmet anlayışı yüksek yaşam kalitesi, yenilik,
toplumsallaşma ve sürekli gelişimi içeren yeni yetkinliklere uyumlu bir
anlayışı gerekli kılmaktadır. 21. yüzyılın yeni gereksinimlerini
karşılamak için daha fazla işbirliği ve yardımlaşma esastır.
İnsan sanayi toplumlarında yurttaşlaşmış ve birey olarak değer
kazanmıştır. Sosyal çalışma mesleğinin de sanayileşme ile birlikte
ortaya çıkması da insana verilen bu değerin göstergelerinden biridir.
(16)
Toplumların çağdaşlaşmasıyla birlikte çocuk refahı alanında yaşanan
gelişmelerde amaç bireyin iyilik halinin geliştirilmesi olmuştur. İnsana
hizmet veren bir meslek olan sosyal hizmet mesleği, müracaatçısı olan
Özürlü çocukların aileleri ya da çevrelerinden kaynaklanan sorunlara
çözüm üretebilme yetkinliği geliştirmesi ve sağlıklı bir psiko-sosyal
gelişim göstermesi için çalışmalar yapmakla görevlidir. Bu amaç için
özürlülere ilişkin hizmetler sürekli değişim ve gelişim içindedir.
Öncelikle özürlülerin bakımı, gerektiğinde destek aile sistemleri ve
aile yanında sürekli bir destek hizmeti verilmelidir. Mükemmel hizmeti
vermek isteyen sosyal hizmetin amacı, bireylere, gruplara ya da
toplumlara sosyal işlevsellik kazandırmaktır. Bu nedenle sosyal hizmet
mesleği gelişiminden bu güne kadar bireyin içinde bulunduğu yaşam
koşulları ile ilgilenirken diğer yandan kişinin, toplumun normlarına
uymasını engelleyen koşulları ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Bunun
yanı sıra toplumun şartlarını bireyin gelişimine katkıda bulunabilecek
düzeyde geliştirme ve de deştirmeye de çalışmıştır. (12; 12)
Sosyal hizmet mesleğinin temel odağı ise bireylerin toplum içindeki
işlevsellik yeteneğini etkileyen birey ve çevresi arasındaki
etkileşimdir. Sosyal hizmet mesleğinin en üst düzeydeki amacı bireylerin
ve tüm toplumun yaşam kalitesini iyileştirmek, korumak ya da arttırmak
amacı ile oluşturulmuş planlı değişme stratejisi ile müracaatçıların
etkileşimlerini geliştirmektir. (15; 62-63)
Bununla birlikte, hizmet kuruluşlarının, hizmetten yararlananların
düşünce ve duygularını öğrenmesi, hizmetin kalitesini geliştirilmesini
sağlanmasında son derece önemlidir. Hizmetten yararlananların tatmin
olmama nedenlerini öğrenmek gereksinim ve istekler doğrultusunda
hizmetin yürütülmesi ile ilgili gerekli düzenlemelerin yapılmasını
olanaklı kılarak hizmetlerin etkililiğini sağlar. (1; 47-48)
b. Toplumsal Yapı İçinde Ailelerin Önemi
Aile hayatı, sağladığı her türlü destek ve yardımlarla birlikte, iyi ve
uzun bir hayatın kapısını açacak tek anahtardır. (10; 93)
Aile toplumların temel yapı taşı ve varlıklarının bir sembolüdür. Bu
nedenle yeni sosyal hizmet anlayışı birey, aile, toplumsal düzeyler
arasındaki ilişki, denge ve gelişimleri bütünsel bir yapı içinde ele
almakta ve değerlendirmektedir. Birey ve aileleri güçlendirdikçe, daha
sağlıklı bir toplum yapısı oluşabilecektir. Aile aynı zamanda sevgi,
saygı ve beraberliğin paylaşıldığı en temel yapıtaşıdır. Victor Hugo'nun
dediği gibi, "Yaşamda en yüce mutluluk, sevildiğini bilmekten geçer",
(18; 184) Özürlü bireylerin de sevildiğine inandığı aile ortamında
yaşamasını sürdürmesi, onun gelişimi ve pozitif duygular içinde olması
açısından oldukça önemlidir.
Böylece bu yapı içinde karşılaşılabilecek çok yönlü sorunlara yeni,
kaliteli ve yaratıcı çözümler sağlanabilir.
c. Çağdaş Sosyal Hizmet Uzmanlığı
Sosyal hizmet uzmanlığı, kişilerin yaşam sorunları karşısındaki sosyal
fonksiyonlarını inceleyen bir uzmanlıktır. Hasta, ailesi ve
rehabilitasyon ekibi ile ilişki kurarak hastanın yaşam biçimini,
gelirini, sosyal güvencesini, hastalığın ya da sakatlığın bunlara
etkisini araştırır. Bu sorunlarda yol gösterir, grup toplantıları yapar.
Hastanın ailesi ve toplumla tekrar iletişimini kurmaya çalışır. (2; 56)
Sosyal hizmet uzmanının görevi, psiko-sosyal tanı çalışmalarına
katılmak, sosyal vaka çalışması yapmak, psiko-sosyal fonksiyon tedavisi
yapanlarla işbirliği yapmak, sosyal politika gelişimini ve herkes için
yeterli bir yaşam sağlayacak kurum ve toplum değişimlerini etkilemek,
rehabilitasyon merkezi ile diğer sosyal bilimler arasındaki ilişkinin
gelişmesinde görev almak.
d. Yaşam Boyu Öğrenim Modelleri
Gerek eğitim aşamasında, gerekse yaşamın her safhasında yaşam boyu
öğrenim modelleri insanoğluna sınırsız eğitim olanaklarının kapısını
açmaktadır. Bu temel çerçevesinde eğitimi sürekli ve yaşamın her anına
yaymak ön koşul olmaktadır. Sosyal hizmetlerin etkin bir biçimde
başarılmasında, özürlülerin eğitimi, rehabilitasyonu ve toplumla
bütünleştirilmesi sürecinde yaşam boyu öğrenim ilkeleri tam ve eksiksiz
olarak işletilmelidir.
SOSYAL HİZMETTE YENİ HİZMET ÖNERİLERİNDE AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİ İLE
ORTAK PROJELER YAPIMI
Sosyal Hizmette ulaşılabilir özürlü insan sayısı, çeşitliliği,
yaygınlığı ve derinliğinde yapısal sorunlar, iyi örnekleri yaratmak ve
Öncülük rolü üstlenmek, yeni bakış açıları geliştirmek önem
kazanmaktadır. Bilgi ve pratiği bir bütün olarak işletebilmek gerekli
olmaktadır. Sosyal yardım kaynaklarını daha iyi kullanabilecek yeni
modeller tasarlayabilmek, araştırmaların ve bilimsel bulgu ve önerilerin
ışığında sürekli yeni çalışmalara öncelik etmek önemli olmaktadır.
Sosyal hizmet uzmanlarının mesleki uygulamalarını önemli ölçüde
zenginleştiren ve gelecekte mesleğe yeni boyutlar kazanması olası
görünen önemli bir gelişme de internet olmuştur. Uluslararası düzeyde
bilgi teknolojileri uygulamaları projeleri konusunda Avrupa Birliğinin
özürlülerin yaşam kalitelerini yükseltmeye yönelik HELIOS Projeleri
Örnek verilebilir. HELIOS II çerçevesinde geliştirilmiş Handynet isimli
veri tabanı özürlü bireylere ve rehabilitasyon alanında çalışanlara
teknik bilgiler sunmaktadır. (17; 39)
Çok ciddi yapısal dönüşüme ilişkin halk desteği ve katılım
sağlanmalıdır. Türkiye olarak, AB ülkeleri ile başlatılacak ortak yeni
projeler çerçevesinde yeni bakış açılan, çözüm çeşitliliği ve
anlayışları sağlanabilecektir.
Bu durumda, özürlülere yönelik sosyal hizmet uygulamalarında yeni
çözümlerin oluşumunda çok büyük bir katkı sağlayabilecektir. Böylece
özürlülerin yaşam alanında yapılacak akılcı ve bilimsel yenilikler
onların yaşam kalite, kültür, biçim ve anlamını olumlu yönde
etkileyebilecektir.
ORGANİZASYONLARDA ÖZÜRLÜ ÇALIŞANLAR VE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİŞİMİNDE
İŞ ETİĞİ
İş yaşamında bedensel ve zihinsel engelli çalışanlara yönelik
ayırımcılığın önlenmesi çağdaş insan kaynakları yönetişimin en temel
konularındandır. Demokratikleşme, toplam kalite yönetimi, sosyal ve etik
sorumluluk anlayışları çerçevesinde bakıldığında istihdamda ayırımcılık
yerine bütünleşme ve kaynaşma esastır. Genel düşünce, etik ve sosyal
sorumluluk konularının işletmelere, tüketicilere, kamu sektörüne ve
bütünüyle ülkeye sağlayacağı yararlar sonucunda, ülkelerin
gelişmelerinde (ekonomik, siyasal, sosyo-kültürel ve ekolojik) ve iş
yaşamında önemli bir rol oynayacağıdır. Yapılan bir araştırmada,
işletmelerin etik standartlarının yüksekliği ile işletmelerin uzun
dönemli karlılıkları ve işletme çalışanlarının tutumlarının
geliştirilmesi arasında olumlu yönde, önemli bir ilişkinin bulunduğu
belirlenmiştir. (13)
İş etiği bu bakımdan oldukça önemlidir ve bu nedenle de iş etiğini konu
alan kitaplarda, öncelikle işletmelerin ve yöneticilerin sorumlulukları
konularına yer verilmektedir.
Yöneticiler yalnızca kanunlar, politikalar, süreçler ve programlar
aracılığıyla organizasyona yön vermezler. Aynı zamanda organizasyonun
tüm çevresel öğeleriyle nasıl iletişim kurulacağını belirleyen etik
standartları sürekli uygular. Fortune Dergisinin yaptığı araştırmada
sıralama, yer alan 500 üst düzey yöneticisinin %63'ünün etik davranışı
içeren güçlü bir kültüre sahip olduklarını ve bunun sonucunda stratejik
avantaj sağladıkları açıklanmaktadır. (11)
Gundlach ve Murphy (9) etik boyutları, güven, adalet, doğruluk,
sorumluluk ve uyuşmak (temel özellikleri, istikrar, sadakat ve
fedakarlıktır) olarak belirtirken; Xiaohe, doğruluk, sadakat, yardım,
adalet, iyilik olarak; Sikula ve Costa (21) eşitlik, özgürlük, doğruluk
ve sorumluluk olarak belirtmektedir.
Böylece yöneticilerin etik sorumluları da kapsayacak entelektüel bilgi
kapasitelerini yönetsel işlevlere yansıtmaları gerekmektedir. Bilgi
yaratma, diğer maddi olmayan varlıkların yanı sıra kurumların yönettiği
bir maddi olmayan varlıktır. Böylece, bilgi yönetimi, maddi olmayan
varlıkların yönetiminin bir parçasıdır. (14; 315)
Bu durum yöneticilerin karar verme stilleriyle de oldukça yakından
ilgilidir. Bilindiği gibi en yaygın kullanım anlamı olarak "stil",
öğrenilmiş alışkanlıklardır. (5)
İşletmelerde çalışan özürlülere iş etiği kurallarının belirlediği
prensipler dahilinde uygulamalar yapılmalıdır. Böylece yöneticiler için,
organizasyonlarda iş etiğine uyumlu bir insan kaynaklan yönetişimi
sürekli bir rehber olacaktır.
TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMEDE ÖNEMLİ NOKTALAR VE ÖZÜRLÜLERİN YAŞAM
TATMİNLERİ
Toplumsal bütünleşme sürecinin başarı ile sürdürülebilmesi için
yapılması gereken kurumsal değişiklikler öncesinde, değişimi yöneten
ekibin üzerinde dikkatle durması gereken noktalar vardır. Örgüt içinde
ve dışında değişimin lehinde olanların koalisyonunu oluşturmak çok
önemlidir. (19; 289)
Toplumsal bütünleşme sürecinde özürlülerin toplumdaki yeri, konumu,
beklentileri ve geleceğe yönelik yeni işlevlerinin toplumun diğer
mensuplarına da zamanında ve doğru bir biçimde aktarılması önem
taşımaktadır. Toplumun bilgilendirilmesi, yeni bakış ve anlayışa
kavuşturulması gerekli olmaktadır. Bu anlamda özürlülerle ilgili yeni
değerler sistemine; bütünleşmeye yönelik bilgilenme ve paylaşma
aşamaları, sistemli bir biçimde eklenmelidir.
Yaşam tatmini özürlü bireylerin yaşamları hakkındaki duygusal
tepkileridir. Literatürde, bireyin yaşam tatminini etkileyen başlıca
dört faktörden söz edilmektedir: kişisel değişkenler, işle ilgili
değişkenler, çevresel değişkenler, toplumsal değişkenler. (4; 7)
SONUÇ VE DEĞERLENDİRMELER
Sosyal hizmetler sistemli ve programlı hizmetler bütünüdür. Maddi,
manevi, sosyal sorunların giderilmesinde ve yaşam standartlarının
yükseltilmesinde çok önemli rolleri ve görevleri vardır.
Özürlülerin toplumla bütünleşme sürecinde özürlüler ve aileleri
açısından olduğu kadar, toplumsal, kurumsal ve yönetsel açıdan
yapılabilecek birçok iyileştirme ve entegrasyon girişimi bulunmaktadır.
Toplumsal ve sosyal sorumluluk anlayışımız birbirine karşı anlayış ve
yardımlaşmayı öngörmektedir.
Özürlü bireylere sahip olan ailelerin toplumla, yakın çevreyle, yakınlar
ve akrabalarla bütünleşmesi ve bu süreçte iyi iletişim önem
kazanmaktadır.
Ailelerin özürlüyle oluşturdukları duygusal iklim ve iletişim ortamı çok
önemlidir. Bu noktada, ev ziyaretleri, aileler için stres ortamlarının
azaltılması, eylem ağırlıklı sosyal destek girişimlerinin arttırılması
oldukça yararlı olabilecektir.
Özürlülük bağımsızlıktan bağımlılığa dönüşümü içerir. Bu nedenle,
Özürlülerin desteklenmesi ve korunması aile hayatı açısından önemlidir.
Bu nedenle özürlünün bakımı ve topluma kazandırılmasında aile sistemi
geniş kapsamda ele alınmalıdır.
Özürlülerin yardım ve bakımında aile sistemlerini destekleyecek ortak
toplumsal girişim ve sistemlerin önceliği vardır. Bu nedenle özürlüleri
rahatlatarak, ailelerin yükümlülükleri de azaltılabilir. Özürlü
kişilerin rehabilitasyonunda ailenin sağlayamadığı çeşitli hizmetler
toplumsal çalışmalarla başarılabilir. Toplumda özürlüye yönelik
hizmetler günün değişen koşulları da dikkate alınarak düzenlenmeli ve
sürekli geliştirilmelidir.
Özürlüler hangi düzeyde performans gösterirse göstersin sosyal yönden
her birinin ciddi incelemeye, desteğe ve izlenmeye gereksinimi vardır.
İşte sosyal hizmet kurumlan bu noktada önemlidir. İlk aşamada,
özürlülerin gereksinim ve beklentileri arasından önemli ve öncelikli
olanlar özürlülerin de katılımıyla belirlenmeli ve uygulanmaya
başlanılmalıdır.
İlgili kurum ve kuruluşların -sorunların belirlenme ve çözümü
aşamasında- tam ve geniş bir katılımı ve desteği alınmalıdır. Bu noktada
ekip çalışması, bütünsel yaklaşım ve sıkı işbirliği esastır. Bu
işbirliği ve entegrasyonun sağlanmasında sosyal hizmet uzmanlarının
girişimleri çok kritik olmaktadır.
Sosyal hizmetlerde uzmanlaşma ve özürlülerin çeşitliliğine göre
profesyonelleşme oldukça yararlı olacaktır. Özürlüye yönelik çok
disiplinli bütünsel yaklaşımlar gereklidir. İşte bu noktada yaşam boyu
öğrenim modelleri gerek sosyal hizmet uzmanlarının bireysel gelişimleri,
gerekse özürlülere yönelik hizmetlerin sürekliliğinde öncelikli olarak
yaşamın her atanına yaygınlaştırılmalı ve uygulanmalıdır.
KAYNAKLAR
1. Aktaş, A. , ve Ünlü, E. , "Hizmet Örgütlerinde Etkinlik ve Etkililiği
Ölçmeye Yönelik Değerlendirme Araştırmaları", I. Sistem Mühendisliği ve
Savunma Uygulamaları Sempozyumu, Bildiriler II, Ankara: 1995: 42-43
2. Arpacıoğlu, O. , "Özürlülerin Rehabilitasyonunda Temel İlke ve
Yaklaşımlar", Sosyal Hizmet 97 Sempozyumu, 1997, Ankara, s. 56-62 (58)
3. Cassels, E. , "Building a Learning Organization in the Offshore Oil
Industry". Long Range Planning, Vol. 32, No: 2, 1999
4. Diener E. 1984, "Subjective Well-Being", Psychological Bulletin, 95
(3): 542-575
5. Driver M., & Broıısseau K. , & Hunsaker P. , (1990) , The Dynamic
Decision Maker: Five Decisions Style for Executive and Business Success.
Herper &Row Publishers New York
6. Druker, P. , "The Corning of the New Organization", Harvard Business
Review, January, February, 1998
7. Farrel D. & Rusbult, C. E. , "Exchange Variables as Predictors of Job
Satisfaction, Job Commıtment and Tumover: The Impact of Rewards, Costs,
Alternatives and Investments", Organizational Behaviorand Human
Performance, 1981, 28: 78-95
8. Gold, J. , VVatson, S., "The Value of A Sîory in Organization
Learning", Future/33, 2001, s. 507
9. Gundlach, Gregory, T. Patrick, E. Murphy, "Ethical and Legal
Foıındatıons of Relations Marketing Exchanges", Journal of Marketing".
1993, 57/4
10. Güven, S. , "Yaşlılıkta Aile İlişkileri", Toplum ve Sosyal Hizmet
Dergisi, Ankara, Sayı: 1, 2000, s: 92-99
11. Hanington S. J. , Creating Ethical Corporate Structures, The Academy
of Management Executive, 1991. 5/1
12. Kut, S. , Sosyal Hizmet Mesleği, Nitelikler, Temel Unsurları,
Müdahale Yöntemleri, Ankara, 1988
13. Lee C. Y., ve Yoshirira, H., "Business Ethics of Korean Japanese
Managers", Journal of Business Ethics. 1997
14. Sanchez, P. , Chamınade, C, , Oleo, M. , "Management of Intangibles,
An Attempt to Build a Theory", Journal of Entelletual Capital, 2000, 1
(4), 312-327
15. Şahin, F., "Sosyal Hizmet Doğası ve Paradigmaları", Prof. Dr. Sema
Kut'a Armağan. Yaşam Boyu Sosyal Hizmet. Hacettepe Üniversitesi Sosyal
Hizmetler Yüksekokulu Yayın, Ankara, No: 004, 1999: 60-75
16. Tomanbay, İ. , "Türkiye'nin Sosyal Politikası İçinde Sosyal
Hizmetlerin Durumu", Sosyal Hizmet Sempozyumu, Ankara, 2000
17. Ünlü, E., "Kentleşeme, Bilgi Toplumu ve Sosyal Hizmet", Kentleşme
Sürecinde Sosyal Hizmet Sempozyumu, 1998, s. 39
18. Yörükoğlu, A. , Çocuk Ruh Sağlığı, 22 Basım, Özgür Yayınları: 48,
İstanbul, 1998
19. Yukl, G., Leadership in Organizations, New Jersey: Prentice Hail
Int. Inc., 2000, 284
20. Redkey H. , Bugünün Rehabilitasyon Merkezleri, (Çev; Türkyılmaz
Özel) , Ankara, B. D. Sağlık Bakanlığı, 1957
21. Sikula, A., and Costa A., Are Women More Ethical Than Men? Journal
Of Business Ethics, 1994, 13
22. WH0 (1999) WHO Fact Sheel No: 84, WHO's Office of Public
Information, 1999, Genova
|