|
|
|
 |
|
Olaylar... Açıklamalar...
Sevgili okurlarım, bu hafta sizlere bazı olayları ve gelen açıklamalar
ile bu konudaki yorumlarımızı aktaracağım.
Nimet Çubukçu istifa et ( ! )
Malatya Çocuk Bakım Evi’nde işlenen insanlık suçundan sonra, medyamızın
bir kısmı ve Meclis’teki muhalefet partileri, Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan sorumlu Bakan Nimet Çubukçu‘nun
istifasını istediler. Batı’dan örnekler verdiler. ‘’Avrupa’da böyle
bir şey olsaydı o bakan, o gün giderdi‘’ dediler. Bu sözlerde gerçek
payı var. Ama gerçeği neye göre ortaya koyduğunuza bağlı. Doğrudur.
Batı’da benzeri bir olay olursa, o gün, o bakan hatta hükümet gider.
Ama o bahsettiğiniz Batı’da, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu’nun benzeri kurumlar birkaç yüz senelik. Sistem oturmuş.
Sistemde bir yanlışlık yapılırsa, o günkü bakanın ve hükümetin
sorumlu olması kadar da doğal bir şey olamaz.
Bizde öyle mi ?
Yıllardır siyasilerin elinde oyuncak olmuş, her gelen hükümet tarafından
en büyüğünden en küçüğüne sorumluları siyasi düşüncelerle atanmış,
ülkemizdeki bir çok şeyde olduğu gibi sistemsizliğin sistemi ortaya
çıkmış. Çocuk Esirgeme Kurumu’nun yurtlarında daha önce de benzeri
olaylar olduğunda hangi bakan istifa etti ki şimdi 3 aylık bakan
Nimet Çubukçu ‘nun istifasını isteyeceğiz? Diyelim ki istifa etti ve
Başbakan bir başka Ak Parti milletvekilini bu göreve getirdi.
Sorunlar çözülmüş mü olacak? İyi niyetinden, insanlığından ve
konudaki hassasiyetinden şüphe etmediğimiz Nimet Çubukçu görevde
kalırsa belki bir takım şeyler düzelebilir. Bunun için de Bakan
Çubukçu’nun önce partisi içindeki siyasal etkileri durduracak güçte
olması gerekir. Ayrıca kendisinin, hükümet tarafından yapılacak
değişikliklerde ve düzenlemelerde yalnız bırakılmaması gerekir. Ak
Parti’ye mensup yurdun dört bir tarafından gelen milletvekillerinin
sık sık Bakan Çubukçu’nun kapısını aşındırarak ( diğer bakanlarda
olduğu gibi) ‘’ Şu akrabamı işe al, partimizin şu ilçe sorumlusunu
şuraya getir ‘’ gibi artık çağ dışı kalmış taleplerde bulunmaması
gerekir. ‘’Adama göre iş değil, işe göre adam ‘’ prensibinin artık
benimsenme zamanı gelmiş ve geçmektedir.
Ülkemizde bazı kafaların bunu anlaması gerekir. Nasıl ekonomistten bir
camiye imam atanamazsa, bir imamın da ekonomik, sosyal ve spor
işlerinde başarı ile görev yapamayacağı açıktır.
Ayrıca Bakan Nimet Çubukçu’nun ‘’Yurtlarda muhbir çocuklarımız var‘’
sözünün, son haftaların aşırı yorgunluğu sonucu bir sürç-i lisan
olduğunu düşünüyoruz.
Diyarbakır Ziya Gökalp Salonu
Nihayet Diyarbakır Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden bir cevap geldi. O
da bize değil , Gençlik Ve Spor Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali
Babacan’ın resmi bir yazı ile sorduğu soru üzerine. Gelen yazı
gözlemlerimizi doğruluyor. Bu ilde görevli İslam Çetin adındaki
müdür, soyunma odalarında birer adet alaturka tuvalet olduğunu ve
söz konusu yerlere birer klozet ekleneceğini söylüyor. Biz de farklı
bir şey söylememiştik. Düşünün bir kere, belden aşağısı tutmayan bir
engelli sporcu, soyunma odasında ihtiyaç hissettiği anda ulaşılması
çok zor olan erkekler tuvaletine giderek, oradaki klozete oturmaya
çalışacak. Kaldı ki o klozetler de engellilere uygun değil. Eğer
yetişemezse, artık sorumlular anlasın diye çok özür dileyerek
yazıyorum, ya soyunma odasındaki alaturka tuvaletlerde kubura
düşecek veya altına edecek. Bu mu ‘’Engelli insanlara olanak
sağlıyoruz ‘’ diyen Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün çabası?
Diyarbakır bir örnektir. Ülkemizdeki spor salonların, iddiaya
gireriz ki en az yüzde 80’inde engelli insanlara uygun tuvalet ve
duşlar yoktur.
Türk Hava Yollarında değişen bir şey yok!
Yaklaşık 2 senedir Türk Hava Yolları’nın engelli işçi çalıştırma
konusundaki yasal yükümlüğü yerine getirip getirmediğini merak
ediyoruz. Bu yükümlülüğü yerine getirmiyorsa, bu konuda ödemesi
gereken para cezalarını yatırıp yatırmadığını öğrenmeye çalışıyoruz.
Onlarda büyük bir inatla yasaların arkasına gizlenerek bu sorumuzu
cevaplamaktan kaçınıyorlar. Böyle olunca da bu konuda Türk Hava
Yolları’nın yasaları çiğnediğini düşünmeye başlıyoruz. Belki de bize
böyle cevap vermeyerek, zaman kazanarak eksiklerini tamamlamaya
çalışıyorlar. 21 Eylül tarihinde Tanıtım ve Halkla İlişkiler Başkanı
Hamdi Irmak ve Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mehmet Dinler imzalı
bir yazı aldık. Yazıda da yine aynı teraneye devam. Yani 4982 sayılı
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nda kurum ve kuruluşların kamuoyunu
ilgilendirmeyen bilgi veya belgelerin, bilgi edinme kapsamı dışında
olduğunu öne sürerek ‘’Cevap veremeyiz‘’ diyorlar. Ve bizim
hoşgörümüze sığınıyorlar. Çevremiz bizim ne kadar hoşgörülü
olduğumuzu bilir. Ama karşımızdaki kurum, kuruluş ve kişiler bu
hoşgörüyü hak ederse. Hemen biz de kendilerine cevabımızı iletelim:
Bir kurum veya kuruluşun 8,5 milyon engellinin yaşadığı bir ülkede,
onlarla ilgili yasa maddelerinin o kurum tarafından yerine getirilip
getirilmediği kamuoyunu ilgilendirir. Hem de sizin anladığınız ve
tahmin ettiğinizden daha fazla ilgilendirir. Böyle bir maddeyi
istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz. Ama bizi ikna edemezsiniz.
Canımızı, güvenliğimizi emanet ettiğimiz Türk Hava Yolları ‘nın daha
açık sözlü olmasını beklerdik. Çekindiğiniz, korktuğunuz bir nokta
var ki sorularımızı cevaplamaktan kaçınıyorsunuz.
Sayın Başeskioğlu’na
Sayın Bakanım, sizin engelliler konusunda ne kadar duyarlı olduğunuzu
biliyoruz. Kabine arkadaşınız Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve
danışmanları bizim bu sorumuza cevap vermiyorlar. Oysa siz bir süre
önce yasalardan doğan engelli çalıştırma yükümlülüğünün yerine
getirilip getirilmediğini kontrol etmek için müfettişlerinizle
birlikte büyük bir araştırma yaptınız. Şimdi engelli insanlarımız
adına sizden rica ediyoruz. Eğer siz de Türk Hava Yolları ile aynı
fikirde değilseniz, lütfen bu kurumumuzun kaç engelli işçi
çalıştırması gerektiğini, şu anda kaç kişi çalıştırdığını, engelli
insan çalıştırmadığı için yasalardan doğan para cezalarını ödeyip
ödemediğini açıklayın. Tüm engelli insanlarımız adına size
müteşekkir ve duacı oluruz. |
|
|
|
|