Resim/Bağlantı: Yavuz Kocaömer tüm yazıları

YAVUZ KOCAÖMER


Yazarın tüm yazılarına ulaşmak için lütfen buraya tıklayın.
İletişim: ykoca@posta.com.tr - www.tesyev.org

  Fakir fukara...

  Bir süre önce Fenerbahçe Spor Kulübü Asbaşkanı Murat Özaydınlı, Galatasaray Spor Kulübü’nü kastederek ‘’Bir çok Anadolu Kulübünün fakir fukara edebiyatı yapan bu kulüpten çok daha kötü şartlarda mücadele ettiği ve kesinlikle şikayetçi olmadığı aklıma geliyor. Hakemler de bu fakir–fukara edebiyatından etkileniyor‘’ demişti.
  Futbolda anarşinin, ülkemizin hemen her yerinde boy gösterdiği şu günlerde, işitme engelli futbolculardan, Süper Lig takımları arasındaki maçlara kadar bir çok yerde görülen kavgalar, hakem dövmeler, yaralamalarla uğraşan toplumumuz, bu sözlere çeşitli tepkiler gösterdi. Bu tür açıklamalardan gençlerin olumsuz etkileneceği ortada iken, kulüp yöneticileri daha sorumlu davranmaya davet edildi. Bu arada 29 Mart günü Fanatik Gazetesi’nde Hamit Turhan konu ile ilgili bir yazı yazdı.

  Hamit Turhan Kimdir?
  Hamit Turhan yıllardır Fanatik Gazetesi’nde çalışan, hem spor muhabiri hem de köşe yazarı olarak görev yapan bir kardeşimiz. Her Çarşamba Fanatik Gazetesi’nde sporu esas alan, ancak sosyal içerikli makaleler yazıyor. Ayrıca Hüseyin Sakarya ve Sedat Hardal, Hamit Turhan engelliler sporunu yakından takip eden ve bu konuda yazılar yazan gazeteciler.
  Fenerbahçe Spor Kulübü As başkanı Murat Özaydınlı’nın bu sözlerinden sonra, Hamit Turhan’ın 29 Mart 2006 tarihli yazısını aşağıda hep birlikte okuyalım:

  ***
  Fakir fukara...
  Benim çocukluğum yoksulluk içinde geçti. Anne-baba ve dört kardeş, bahçeli bir evin iki göz odasında hayata asıldık. Bir dilim yağlı ekmekle ilkokulu bitirdim. Soframızda, bırakın eti, zeytin peyniri bulduğumuz günler bile, bizim için büyük bir mutluluk kaynağıydı. Mahallenin zengin çocuklarının eskileriyle bayramlara girerdik. Bir yaş büyük, hali vakti yerindeki öğrencilerin önlükleri, defter, kitap ve kalemleriyle okula giderdik. Paltosuz geçirdiğimiz kışların sayısı bir hayli kabarıktır. Lisede delik ayakkabımdan dolayı ıslanan çoraplarımı kalorifer peteklerinin arasına sokarak kuruttuğum günler hiç aklımdan çıkmaz. O nedenle yağmurlu ve karlı havaları sevmezdim. Hep baharı, yazı yaşamak isterdim.
  İşte böyle okuduk... Kardeşlerim ve ben.

  Sevgili babamız
  Sevgili babamız, izbe bir depoda gecesini gündüzüne katarak, bizleri hayata hazırladı. Bize değil bir şeyler almak, bir harçlık dahi verememenin utancını yaşardı hep. Bunu bize belli etmemeye çalışırdı. Lakin hep bir eziklik içindeydi. Kendini, sanki babalık görevini yerine getiremiyormuş gibi hissederdi.
  Ama babalık görevi sadece maddi ihtiyaçları doyurmak değildi ki... Bize para pul, zenginlik verememişti babamız, fakat doğruluğu, dürüstlüğü, namuslu, gururlu, onurlu olmayı, erdemi, tevazuuyu, yardımseverliği, dayanışmayı, saygıyı, sevgiyi vermişti. Nur yüzlü annemizle birlikte... Ve bu değerlerin maddi karşılığı yeryüzünde yoktu. Gerçek zenginlik de buydu aslında: İnsan olmak, insan kalmak...

  Kader mi?
  Fakir fukara ya da diğer bir deyişle yoksul olmak belki kader değildir; ama utanılacak bir şey de değildir. Bu ülke halkının büyük bir bölümü bu süreçten geçmiştir. Yoksulluğu, yoksunluğu yaşamıştır. Türkiye'nin en yakıcı gerçeğidir fakirlik. Aşağılanası, alay edilesi bir zümre değildir fakir fukara... Hele onların üzerinden bu ülkenin medar-ı iftiharı bir kulübe; Galatasaray'a saldırmak, aymazlığın ta kendisidir.

  Nobran yönetici
  Ortada hiç bir şey yokken, durup dururken, üstelik kazanılmış bir maçın ardından, sırf yıpratma politikası uygulamak, hakemleri baskı altına almak, aklınca psikolojik savaş vermek için ezeli rakibini, 'fakir fukara edebiyatı yaparak kendilerine çıkar sağlıyorlar' şeklinde aşağılamaya çalışmanın ne yöneticilikle, ne de insanlıkla alakası yoktur. Böylesine zalim bir dil kullanan birinin bu ülkenin en güzide kulübünde yıllardır yöneticilik yapması ne acıdır, ne büyük talihsizliktir. Bu nobran ve snob yönetici prototipi, stat terörünün neden önüne geçilemediğinin cevabıdır aslında.
  O çıkar, hem bu ülkenin milyonlarca fakir fukarasını rencide edecek, hem de koskoca bir camiayı küçük düşürecek söylemlerde bulunursa, futbolcusu, 'bir baba hindi' tezahüratı yaptırır, taraftarı da statlara satırlarla, palalarla gider. Gerçekte statlardan ayıklanması gerekenler, rakibe saygı nedir bilmeyen, holigan besleyen, tribün terörüne çanak tutan, rakip taraftarı provoke eden bu tür yöneticilerdir. Belki onlar zengindir. Belki paraları vardır, pulları vardır, iktidarları vardır, ihtişamları vardır ama, fakir fukaranın sahip olduğu insani değerlerden çoğunlukla yoksundurlar. Zaten o değerleri parayla pulla elde etmek mümkün değildir. Bir parça insan olmak yeter...

  Gururluyum
  Ben gurur duyuyorum, yoksulluğumla da, Galatasaraylılığımla da...
  Siz de duyun, diyorum ve yazımı Bekir Coşkun'un 'Yoksullar' isimli harika yazısının son pasajıyla bitiriyorum. Anlayana...
  "Kaçak elektriği en çok mülk sahiplerinin kullandığı, yeşil kartlıların apartman sahibi olduğu, yıkılmayan gecekonduların "partiye" dayandığı ve en büyük yağmaların örgütle yapıldığı bir ülkedir burası.

  Yoksul? O yoksuldur.
  Sessiz, küskün, utangaç, hatta beceriksiz...
  Kimsenin malına göz dikmez. Ne çalmayı bilir, ne yağmayı.
  Tam tersine kapısını çaldığınızda, yarım yoksul ekmeğini paylaşır sizinle o.
  Yüreklerindeki o namus-onur değil midir, bu kadar vurgunun ortasında onları yoksulluğa mahkum eden?
  Yüreğine taş basar yoksul.
  İsyanları dahi bir gecenin sabahına yakın, karanlık ağarmadan önce, biraz hıçkırıktır. Gözyaşlarını gizler.
  Ağladıklarını göremezsiniz yoksulların.
  Yoksul olan ekmekleri-aşlarıdır.
  Yürekleri değil..."


  ***
  Sonuç
  Olayların bu noktaya gelmesi, profesyonel spor kulüplerinin birbirlerine sataşırken, fakir fukarayı da malzeme olarak kullanması çok üzücü. Herkesin önce kendi kapısının önünü temizlemesi gerekir. Fakir fukarayı aşağılayanlar, engelli insanlarımızı da, kendinden daha zor durumda olanları da hiç çekinmeden aşağılar. Kendini dokunulmaz, büyük, asil, zengin, sağlıklı görüp, diğer insanları aşağılayanları çoğu kez nasıl hazin bir sonun beklediği çok görülmüştür.

  ***
  Kulüp Tanıtım Köşesi
  Bu hafta ‘’ Haydi Muşlu engelli gençler, spor yapmaya ‘’ diyoruz ve size Muş’daki engelli spor kulübünün iletişim bilgilerini veriyoruz.
  Muş Engelliler Spor Kulübü
  Adres: Muş Gençlik Spor İl Müdürlüğü
  Tel: 0436 212 02 20 - 0436 212 94 63
  Faks: 0436 212 60 50
  Ana Spor Branşları: Basketbol
  İlgili: Bedri Korkmaz

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü