Resim/Bağlantı: Sanem Uçar

SANEM UÇAR


Yazarın tüm yazılarına ulaşmak için lütfen buraya tıklayın.
İletişim: sanemucar@gmail.com 

Yaşadığım için buradayım

  Bazı sorularla sık sık karşılaşabilirsiniz. Engelliler.Biz’e üye olduğumdan beri gerek sohbet odasında yada yüzyüze geldiğimiz ilk karşılaşmalarda ben de “neden buradasınız?” sorusuyla o kadar çok karşılaşıyorum ki, ya da “engeliniz nedir?” Sorusuna hiçbir engelimin olmadığı yanıtını verdiğimde karşımda beliren şaşkınlığı yüzlerini görmesem bile anlayabiliyorum artık. Çünkü sorunun devamında; ailenizden biri mi engelli sorusu genellikle gelebiliyor. Bu soruya da verdiğim hayır yanıtından sonra konuşma genellikle çok duyarlı biri olduğum şeklinde bitebiliyor.

  Açıkçası duyarlı olduğum söylenebilir. Bunu inkar etmek kendimi inkar etmekle eş değerdedir ancak gerçekten neden burada olduğum sorusunun yanıtını ortaya dökmekte fayda var diye düşünüyorum. Önce belirtmeliyim ki zaman zaman insanlarımızın kullandığı “Her insan bir gün engelli olabilir“ cümlesi mantık olarak doğru olmakla beraber içinde sakladığı o kodlanmış aşağılamayı, sakatlığı işin ilk başında küçümseyen ve red eden mantığına karşıyım.

  Mavi gezegenimiz bu güzel dünya, tüm insanları, hayvanları ve bitkileriyle aslında öylesine güzel bir uyum içinde ki. Bizler bunların içerisinden herhangi birini yok sayıp kendimize göre bir dünya kurmaya çalıştığımız andan itibaren dünya da olup bitenleri çok net olarak görebiliyoruz. Ortaya çıkan şey bu mantıkla yola çıktığımızda gözyaşı, kargaşa ve sadece kaos. Oysa bir bütün olarak her şeyiyle kabullendiğimiz dünya da yaşamak çok daha güzel olur da bunun ütopya olduğunun farkındayım ben de.

  Buna rağmen insanoğlu olarak bazıları bir şey yapamıyorsa, kendi adımıza yapabileceklerimiz var mıdır sorusuna verdiğim yanıtla nefes alabilmemi sağlayan ve gerçekten insan olduğumu anladığım zamanlar hangi konu da olursa olsun bir şeyler yapabildiğime inandığım anlardır.

  Bizler sakat ve sakat olmayanlar diye ikiye ayrılmaksızın aynı havayı soluyoruz. Ancak kabul etmemiz gerekir ki yaşamın büyük bir alanı sakatlar için uygun olmayan koşullar içerdiğinden bütünlüğü bozan bir olgu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Beraber yaşadığımız bu ülkede sakatlar için yaşamak bu denli zorsa, bunun suçlusu sakatlar değil elbette. Bu suçluyu ararken kendi adıma yapabileceklerim o kadar sınırlı ki Bir Don Kişot olmaktansa bütünlüğe olan inancımla yaşadıklarımı paylaşmak, bildiklerimi sunmak, bilmediklerimi öğrenmek, kısacası yaşadığım için buradayım…..

  Mesleğimi de ortaya koyarken yani bir öğretmen olarak, aslında kimseye bir şey öğretilemeyeceğini, çünkü öğrenmenin bireysel bir şey olduğunu bilerek işe başlarım. Öğrenmek için her türlü materyal vardır. Bu anlamda bende bir materyalimdir. Tek bir görevim vardır, öğrenci de öğrenme güdüsünü ateşlemek. Bu ateşlendiği zaman uzattığım eli tutanlarla yol alınır sadece. Burada da neler yapabildiğimi açıkcası bilmiyorum. Düşünmüyorum da işin doğrusu. Mutlaka bir yerde birilerine hangi anlamda olursa olsun bir güdüleme yaptıysam kendimi mutlu saymaktan öteye gitmez yaptıklarım.

  Ancak beraber olduğumuzda gittikçe genişleyen dostluk çemberini gördüğümde yaşadığımı bir kez daha hissediyorum işte. İkinci Wattabe şenliğimizde İzmir den gelen dostlarımızından bir genç kızımızın sımsıkı sarılışının sıcaklığını hala hissedebiliyorum. İşte dünya böyle güzel, yanılmadığım için kendimle gurur duyuyorum. Bütünlüktür her şeyi güzel kılan.

  Sanırım öğrendiklerim çok daha fazla bu güzel yerden. Öğrendikçe genişleyen ufukla bakabilmek dünyaya çok daha farklı kılıyor yaşanılanları.Umarım gün gelir hepimiz elele yaşadıklarımızı paylaşırız bu mavi gezegende, neden buradasın? sorusu yok olmuş bir biçimde….

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü