Yaşadığım için buradayım
Bazı sorularla sık sık karşılaşabilirsiniz. Engelliler.Biz’e üye
olduğumdan beri gerek sohbet odasında yada yüzyüze geldiğimiz ilk
karşılaşmalarda ben de “neden buradasınız?” sorusuyla o kadar çok
karşılaşıyorum ki, ya da “engeliniz nedir?” Sorusuna hiçbir
engelimin olmadığı yanıtını verdiğimde karşımda beliren şaşkınlığı
yüzlerini görmesem bile anlayabiliyorum artık. Çünkü sorunun
devamında; ailenizden biri mi engelli sorusu genellikle gelebiliyor.
Bu soruya da verdiğim hayır yanıtından sonra konuşma genellikle çok
duyarlı biri olduğum şeklinde bitebiliyor.
Açıkçası duyarlı olduğum söylenebilir. Bunu inkar etmek kendimi inkar
etmekle eş değerdedir ancak gerçekten neden burada olduğum sorusunun
yanıtını ortaya dökmekte fayda var diye düşünüyorum. Önce
belirtmeliyim ki zaman zaman insanlarımızın kullandığı “Her insan
bir gün engelli olabilir“ cümlesi mantık olarak doğru olmakla
beraber içinde sakladığı o kodlanmış aşağılamayı, sakatlığı işin ilk
başında küçümseyen ve red eden mantığına karşıyım.
Mavi gezegenimiz bu güzel dünya, tüm insanları, hayvanları ve
bitkileriyle aslında öylesine güzel bir uyum içinde ki. Bizler
bunların içerisinden herhangi birini yok sayıp kendimize göre bir
dünya kurmaya çalıştığımız andan itibaren dünya da olup bitenleri
çok net olarak görebiliyoruz. Ortaya çıkan şey bu mantıkla yola
çıktığımızda gözyaşı, kargaşa ve sadece kaos. Oysa bir bütün olarak
her şeyiyle kabullendiğimiz dünya da yaşamak çok daha güzel olur da
bunun ütopya olduğunun farkındayım ben de.
Buna rağmen insanoğlu olarak bazıları bir şey yapamıyorsa, kendi adımıza
yapabileceklerimiz var mıdır sorusuna verdiğim yanıtla nefes
alabilmemi sağlayan ve gerçekten insan olduğumu anladığım zamanlar
hangi konu da olursa olsun bir şeyler yapabildiğime inandığım
anlardır.
Bizler sakat ve sakat olmayanlar diye ikiye ayrılmaksızın aynı havayı
soluyoruz. Ancak kabul etmemiz gerekir ki yaşamın büyük bir alanı
sakatlar için uygun olmayan koşullar içerdiğinden bütünlüğü bozan
bir olgu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Beraber yaşadığımız bu ülkede
sakatlar için yaşamak bu denli zorsa, bunun suçlusu sakatlar değil
elbette. Bu suçluyu ararken kendi adıma yapabileceklerim o kadar
sınırlı ki Bir Don Kişot olmaktansa bütünlüğe olan inancımla
yaşadıklarımı paylaşmak, bildiklerimi sunmak, bilmediklerimi
öğrenmek, kısacası yaşadığım için buradayım…..
Mesleğimi de ortaya koyarken yani bir öğretmen olarak, aslında kimseye
bir şey öğretilemeyeceğini, çünkü öğrenmenin bireysel bir şey
olduğunu bilerek işe başlarım. Öğrenmek için her türlü materyal
vardır. Bu anlamda bende bir materyalimdir. Tek bir görevim vardır,
öğrenci de öğrenme güdüsünü ateşlemek. Bu ateşlendiği zaman
uzattığım eli tutanlarla yol alınır sadece. Burada da neler
yapabildiğimi açıkcası bilmiyorum. Düşünmüyorum da işin doğrusu.
Mutlaka bir yerde birilerine hangi anlamda olursa olsun bir güdüleme
yaptıysam kendimi mutlu saymaktan öteye gitmez yaptıklarım.
Ancak beraber olduğumuzda gittikçe genişleyen dostluk çemberini
gördüğümde yaşadığımı bir kez daha hissediyorum işte. İkinci Wattabe
şenliğimizde İzmir den gelen dostlarımızından bir genç kızımızın
sımsıkı sarılışının sıcaklığını hala hissedebiliyorum. İşte dünya
böyle güzel, yanılmadığım için kendimle gurur duyuyorum. Bütünlüktür
her şeyi güzel kılan.
Sanırım öğrendiklerim çok daha fazla bu güzel yerden. Öğrendikçe
genişleyen ufukla bakabilmek dünyaya çok daha farklı kılıyor
yaşanılanları.Umarım gün gelir hepimiz elele yaşadıklarımızı
paylaşırız bu mavi gezegende, neden buradasın? sorusu yok olmuş bir
biçimde…. |