Resim/Bağlantı: Sanem Uçar

SANEM UÇAR


Yazarın tüm yazılarına ulaşmak için lütfen buraya tıklayın.
İletişim: sanemucar@gmail.com 

İstanbul’da Bir Gün

  Havaların ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Mevsimine göre yaşamayı çoktan unuttuk aslına bakarsanız. Hemen her şey bir gün bizimle yok olacak. Ama en azından gelecekle ilgili umutlarımız vardı çok önceleri; artık dünyamızın da sonunun geldiğinin sürüyle bilimsel yazılarını okurken ürperiyorum...

  Her zamanki alışkanlıklarımla vapurun güverte kısmında oturmayı seçerken ister istemez gözüm martılara takılıyor. Uzun bir süre onlara simit atan insanların attıklarını yakalama savaşıyla oyalanıyorum. Öylesine yakınlaşıyorlar ki aslına bakarsanız, elinizi uzatsanız o bembeyaz göğsü okşayabilecekmişsiniz gibi bir izlenime kapılıyorsunuz. Bir gülümseme yayılıyor yüzüme hissediyorum ve her şeye rağmen yaşadığımın duygusuyla bir kez daha ürperiyorum.

  İnsanın yaşamak için direnci anlatılabilecek gibi değil. Koma halinde girdiği astım krizinde yaşama savaşı veren babamın yüzünü hatırlıyorum birden. O ambulansın içinde bir tek nefes için, yine bir nefes alabilmek için istem dışı yaptığı hareketler gözümde canlanıyor. Ne önemli şey yaşamak diyorum kendi kendime...

  Kendimi birden bire şen kahkahasına hayran olduğum dostumun yanında buluveriyorum.

  Engellere Rağmen fotoğraf sergisindeyim.

  Hepsi siyah beyaz olarak çekilmiş birbirinden ilgi çekici fotoğrafların arasında kayboluyorum. Hangi birini anlatmalı ki, öylesine güzel duruyor ki her biri kendi yerinde. Yaşama ait hemen her şeyi görebilmek mümkün aslında fotoğraflarda. Gerçi siyah beyaz ama yine de yaşama ait tüm renkler ustalıkla gizlenmiş gibi geliyor insana.

  Galiba o gün geçmişte dolanma günüm. Hocam siz ne öğretmensiniz anlayamadım gitti, demişti bir gün öğrencimin biri bana. Önemli olan siyah renkte beyazı görebilmektir gibi saçma bir laf söylemiştim oysa. Şimdi yanımda olmasını isterdim bu öğrencimin. Sinema eğitimi almak öyle kolay bir iş değil, duymak isterdim artık yetişkin olmuş bu adamdan siyah ve beyazın arasındaki diğer renkleri.

  Eve dönüşümde yer ve gök gri. Bir de güneş batmak üzere ve battığı yerde olağanüstü bir kızıllık var sadece. Karabataklar hiç kıpırdamadan heykel gibi dalgakıranların üstünde güneşi izliyorlar. Kim bilir kaç kez gördüler bu güzelliği, ve kaç kez daha görecekler... Sahi kaç kez daha görecekler diye soramadan edemiyorum, bir kez daha ürperiyorum.

  Ve birden bir ses duyuyorum;

  Dikkat et kırmızı insan
  Asfaltta dans ederken topukların acır
  Belki aldırmazsın
  Sen başka yerdesin,
  Uçsuz bucaksız araziler
  Koşan bizon sürüleri...

  Dikkat et kırmızı insan
  Asfaltta dans ederken toprağı duyamazsın
  Bilirim umursamadığını
  Sen rüzgârı dinlersin
  Kelebeğin kanat çırpışı, nehrin akışı
  Ve
  Kaplanın kükreyişi...

  Dikkat et kırmızı insan
  Asfaltta dans ederken araba çarparsa
  Dağılan kartal tüylerini toplayan olmaz
  Onları yerde bulan çocuklar
  Kafalarına takıp
  Senin çığlıklarını atmazsa
  Şansın yok demektir
  Sana
  Ölüm sonrası anılmak
  Oyun da olsa çoktur...

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü