Resim/Bağlantı: Sanem Uçar

SANEM UÇAR


Yazarın tüm yazılarına ulaşmak için lütfen buraya tıklayın.
İletişim: sanemucar@gmail.com 

Bir nefes dost…

  Bu sıcaklarda dışarı çıkmak akıl karı değil. Ama telefonumun telesekreterine kaydedilmiş bir ses aklımı başımdan aldığı gibi beni bu bunaltıcı sıcaklarda boğazın serin sularına kadar götürdü….

  Telefondaki ses “ Ben İstanbul’dayım, uygunsan hemen gel !! “ diyordu.Nasıl çıkmam dışarı 10 yıldan beri görmediğim dostumdu bana gel diyen….Hani sevgililerin birbirleriyle buluşmak için kapıldıkları o harika telaş vardır ya… Bir elim telefonda “ hemen geliyorum” diye konuşurken üstümü değiştirmek için elime ilk geçirdiğim şeyle attım kendimi sokaklara.

  Bu iki eski dostun kucaklaşmasını görmeliydiniz.Kelimeler takıldı önce boğazlarımıza, 10 yıl geçmişti aradan ve anlatılamayacak biz özlem vardı diğer tarafta… Birbirimize dokunuyor, bir daha dokunuyor, sarılıyor ama bir türlü konuşamıyorduk.Gülüyor, bir taraftan nemlenmiş gözlerimizi saklamaya çalışmadan “ Aman tanrım !!!!” dan başka bir şey söyleyemiyorduk.

  Biz 78 kuşağı farklıyız diğer kuşaklardan. Yaşanılmamış onca gençliğimizi gittiğimiz yerlerde dostluklara çevirerek hayat bulduk. Dostum benim ilk öğretmenliğe başladığım ve 7 yılımı birlikte geçirdiğim Van ‘ dan öğretmen arkadaşımdı. Tanıdığım en büyük tarih öğretmeni. Düşünüyorum da sonraki yıllarda bir sürü dostum daha olacaktı öğretmen olarak. Ama onlar tarih öğretmeni, müzik öğretmeni falanca öğretmeni Ali ler Ayşe’ler olacaktı. Bizler ise orada sadece Sanem’ ler, Bijen ‘ler, Tayfunlar, Orhanlar dık….

  Hepimizin kendisine özgü öyküleri vardı ve çocuktuk aslında . Ama okulda sınıflara girdiğimiz anda “ Öğretmenler “ olabiliyorduk. İşin komik tarafı neredeyse bizimle aynı yaşta öğrencilerimiz vardı işin ilk başlarında.

  Ortak bir kaderi paylaşmanın verdiği bir duyguyla sımsıkı sarılmıştık hepimiz birbirimize. Acılarımız ortaktı, sevinçlerimiz de ortaktı. Zaten hepimiz ortak ve güzel bir dünya için savaş vermiş bir gençlik olarak ülkemizde aydın, çağdaş öğrenciler yaratabilmek için bir amaçla toplanmıştık.

  Öylesine farklıydı ki yaşam orada. Çok sonraları Van hep tatlı anılar olarak kaldı beynimin köşelerinde.Oysa kötü anlarımızda yok değildi ama hiç anlatılmadı nedense?Analarımızın kuzusuyduk bizde, ama sobalarımızı yakmaya çalışırken soğuktan tir tir titrerken hepimiz aynı yalanı söylüyorduk çok uzaktaki ailelerimize;

  “Burada harikayız anne!!!”
  Henüz bilgisayarların olmadığı, cep telefonlarının olmadığı o ortamda korkularımızı, acılarımızı, gözyaşlarımızı saklamaya çalışırken nasıl özlem duyardık ailelerimize. Ve söz birliği etmişçesine hiç bundan söz etmezdik, üzülmesin, bizim için endişelenmesin diye ailelerimiz. Aileler bilirdi belki her şeyi ve sırf bu yüzden hemen hemen birkaç ayda bir ailelerimizden kolilerle yiyecekler, kitaplar, kasetler gelirdi. Nasıl paylaşırdık . Şenliğe dönüşürdü gelen her kolinin açılışı….En çok kitaplara sevinirdik uzun yıllar dünyada olup biteni bir gün sonra takip etmekten bıkmıştık gazetelerden.Kitaplar bir parça nefes ti bizler için.

  Uzun soğuk kış gecelerimin sevgili dostu arkadaşım,İstanbul simidine olan özlemimi bildiğinden , takıldığım zaman “ simid simid “ diye, kendi elleriyle yaptığı pastalarla, böreklerle kandırmaya çalışırdı beni. Kanmazdım ama kanar gibi yapmada ustalaşmıştım. Çünkü çok yetenekliydi benim arkadaşım, Öğretmen olmasaydı kesin bir pastane açabilecek kadar hünerliydi.

  Hep en büyük acıların, en büyük yalnızlıkların bizlere ait olduğunu düşünürüz değil mi? Karşımda 10 yıl sonra gördüğüm canım dostum yaşanabilecek en büyük trajediyi yaşarken yanında değildim fiziksel olarak ama 10 yıl sonra bunların izlerini gözbebeklerinden görebilmeyi başarabiliyorsan, konuşmaya da gerek kalmıyor, anlıyorsun içindeki volkanı.

  Geçen 10 yıl süresince beraber tanıdıklarımızın trajedilerini konuşurken hayata tutunabilmeyi başarabilmiş olmanın gururu yok değildi yüzümüzde.Kendi trajedilerimizin varlığını kabul ederek bizdeki etkisini yaşam adına en hafife alabilmek kolay değildi belki ama bu kuşak hangi alanda olursa olsun trajedileriyle birey olabilmeyi başarabilmiş bir kuşaktı aynı zamanda.

  İşte bu sebeple belki de, bunca yıl aradan sonra kaldığı yerden tebessüm edebilmenin mutluluğuyla el eleydik…

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü