Sakata Sakat Demeli
Kibarlık olsun diye kadınlara bayan diyenlerin cinsiyetçilik yapması
gibi, sakatlara engelli diyenler de ayrımcılık yapmış olur. Kör
birine görme engelli demek mantıklı olabilir, ama benden söz ederken
bana engelli demek mantıklı mı? Ben ne engelliyim?
Balkondaki sardunyanın çiçek açtığını görmek beni o kadar mutlu ediyor
ki, ağrılarımı geçici de olsa unutturuyor.
Sardunyanın çiçek açtığını görmek ne kadar mutlu ettiyse beni, bianet'te
adımın yanında "engelli" kelimesini görmek o kadar mutsuz etti.
Adımın yanında engelli, özürlü kelimelerini görünce kendimi aşağılanmış
hissediyorum. "Sen ne dersen de kendine, bizim için busun işte!"
gibi okuyorum adımın yanında "engelli" ya da "özürlü" kelimelerini
gördükçe.
Kitabım çıktıktan sonra gazete ve televizyonların çoğunda gördüğüm oydu.
Kitabımı okuyan gazetecilerin çoğunun yazdıklarımı anlamamış olduğunu
düşündüm. Anlamak gibi bir dertlerinin olmadığını kiminin de.
Yazmaktan vazgeçtiğim zamanlar oldu.
Ama anlayanlara rastladıkça da seviniyordum. İşe yarar hissediyorum
birileri yazdıklarımı anlayınca.
"39 yaşımdayım. Kendime ilk kez sakat diyebildim."
"45 yaşımda ilk kez 'topal' kelimesi çıktı ağzımdan."
"Topaldan topala mektup."
"Sakat bir erkekten sakat bir kadına," gibi cümlelerin olduğu mektuplarla
mutlu oldum.
"Lütfen 'engelli' deyin, kullanmayın o kelimeyi kendiniz için. Siz sakat
sayılmazsınız, çünkü çok güzelsiniz."
"Özürlü olmanız önemli değil, kafadan sakat değilsiniz ona şükredin,"
gibi cümlelerin olduğu mektuplar aldığımda kahroldum.
Sakat birilerini sokakta görünce seviniyorum yazmıştım geçen haftaki
yazımda, tıpkı onun gibi bir şey, sakata "sakat" diyebilenlere
rastladıkça sevinmem.
Kadına "kadın" diyemeyenlere de kızıyorum.
Yazılarımda sık sık kelimelere takmamı anlamsız bulanlar oluyor. Şu anda
üzgün, kızgın mutsuz olmamı anlamsız bulanlar da olacaktır, ama ne
yapayım böyle hissediyorum işte.
Ben sakatım, dediğimde herhangi biri "Estağfurullah!" deyince gülüyorum.
Ama arkadaşım dediğinde kızıyorum.
bianet benim için diğer medya organlarından biri değil. Ailem gibi. Ve
tıpkı annem, babam "sakat kızımız var," nasıl diyemiyorsa, onlar da
"sakat" diyemiyor.
Tıpkı ailemin sakatlara bakışına benzer bir yaklaşımı var bianet'in de.
Bunu benden görüş alınan bir haberi okurken anladım.
Çok üzüldüm.
bianet ile ailem arasında fark var elbette.
Ailemin bazı kelimelerle ilişkisi tamamen duygusal. bianet'in ise
kelimelerle ilişkisi duygusal olamaz.
Ben kelimelerle duygusal ilişkiler kuruyorum. Kendimi ifade etmekten öte
anlamları var kelimelerin.
Bütün gazetelere kızıyorum, ama en çok bianet'e kızıyorum; "sakat iş",
"sakat yaklaşım" gibi ifadeleri gördüğümde daha da çok kızıyorum.
Ayrımcılıktan muaf kimse yok. Yayın organı da.
bianet neden sakata "sakat" diyemiyor?
45. yaşını kutlayan Türkiye Sakatlar Derneği 1960 yılında kurulurken,
"engelli" kelimesi icat edilmemişti daha.
Daha sonra Türkiye Sakatlar Konfederasyonu kurulduğunda da özürlü ve
engelli kelimeleri dünyaya gelmemişti henüz.
Yüz bini aşkın üyesi olan bu örgütlerin varlığı neden bir anlam ifade
etmiyor?
Nasıl ve daha önemlisi neden yaratıldı "sakat"a alternatif kelimeler?
Sakatlara yaklaşım değişmedi, ama sakatları tanımlayan daha kibar (!)
kelimeler buldular. Kimi sakatları aşağıladığını gizlemek için, kimi
siyaseten doğruculuk adına kullanıyor şimdi sakat dışındaki
kelimeleri.
Siyaseten doğruculuk da kimileri için bir çeşit kibarlık maskesi aslında.
Sakatları sevmeyen, görmek, adını duymak istemeyenler kullanıyor.
Bir insana "sakat" kelimesi olumsuz şeyler çağrıştırıyorsa, sakatlarla
ilgili olumlu şeyler düşünmesi mümkün değil bana göre.
Sakata "sakat" diyemiyorsa, nedenini düşünmeli.
Kambur birine "engelli" derken de düşünse mesela insanlar, kamburlar ne
engellidir?
Kör birine "görme engelli" demek mantıklı olabilir, ama benden söz
ederken bana engelli demek mantıklı mı? Ben ne engelliyim?
Bunu herkesten isteyemem, ama bianet'ten bari isteme hakkım olmalı gibi
geliyor:
Lütfen benim adımın geçtiği cümlede "engelli" kelimesi geçmesin.
Beni üzmeyin.
"Engellilere, kadınlara, eşcinsellere yönelik her türlü ayrımcılığın suç
olmasını savunan Yazar Güçlü, 'Düzenleme yapılmazsa düşünce suçu
işlemeye devam edeceğim' dedi."*
Güçlü, "engellilere..." demedi. Demez.
Çünkü sakatlara "engelli" demek, kadına "bayan" demek gibi bir şeydir.
Kibarlık olsun diye kadınlara "bayan" diyenlerin cinsiyetçilik yapması
gibi, sakatlara "engelli" diyenler de ayrımcılık yapmış olur. |