|
 |
|
Engellilerle İlgili
Sivil Toplum Örgütleri 2 - Yalancı Gündemler
Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi; ülkemizde
engelliler yararına çalışan kurum, kuruluş ve örgütler teorik olarak
bir birine bağlı ve koordinasyon içindedirler.
Özürlüler İdaresi Başkanlığı(ÖİB) koordinasyondan
sorumlu en üst makamdır.
Konfederasyon, federasyon, dernekler ve derneklere üye
engelliler ise zincirin diğer halkalarıdır.
Buradan yola çıkarak engellilerin yaşadığı sorunların
ve yanlışların sorumluluğu hepimizindir. Hatta en ağır sorumluluk
birey olarak engellilerindir. Çünkü bu örgütlerden gerçek
sorunlarımıza çözüm bulmaları yönünde taleplerde bulunmuyoruz.
Tekerlekli Sandalye mi? İş mi?
Bu yazıyı yazarken ÖİB’nin 2001 yılında yayımladığı
“Özürlüler için Ülke Raporu 1995-2000” isimli kitaba göz attım..
Kitapta ÖİB başta olmak üzere Türkiye Sakatlar
Konfederasyonu, buna bağlı 4 federasyon ve tüm illerde bulunan
derneklerin beş yıllık çalışmaları derlenmiş. Hem de bu örgütlerin
kendi beyanları doğrultusunda. Yani bu kitapta yer alan çalışmalar
ilgili örgütlerin gurur duyduğu çalışmalar(!).
Tüm kitabı gözden geçirdim ve tablonun her yerde aynı
olduğunu gördüm.
Yapılan işleri şöyle sıralayabiliriz; tekerlekli
sandalye dağıtmak, sakatlar haftasını kutlamak, “gece”ler düzenlemek,
-milletvekilleri başta olmak üzere- siyasilere ziyaretler düzenlemek,
yurt dışı toplantılara -gezilere- katılmak, para yardımı yapmak,
piknikler-şenlikler düzenlemek, televizyonlara çıkmak, plaket
dağıtmak, yurt dışından engellileri misafir etmek, basın toplantıları
yapmak, askercilik oynamak, askerlerin sırtında dağa tırmanmak...
Evet, bazılarının gurur duyduğu ama benim utandığım
örgüt çalışmalarını böyle sıralayabiliriz. Çalışmaların doğruluğu ya
da yanlışlığı hakkında yorum yapmayacağım. Çünkü örgütlerin bunları da
yapması gerekir. Ama bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum;
ülkemizdeki engellilerin gerçek sorunlarına:
"Engellilerin engelsizlerle %100 eşit olduğu;
engelli vatandaşların engelsiz vatandaşlarla aynı hak ve standartlarda
yaşamasını sağlamanın, devletin görevi
olduğu; herkesin, yaptığı hizmetlerden engellilerin de
yararlanabilmesinden sorumlu olduğu" gerçeğine dayalı sosyal devlet
oluşumu ve buna bağlı olarak eğitim yapılmamaktadır.
Ülkemizde “Engelliler Kanunu” halâ yok! Ortalarda gezen
taslak ise çok yetersiz.
Milyonlarca engelli sosyal güvenlik sisteminden
yararlanamıyor!
Milyonlarca engelli sağlık sisteminden yararlanamıyor!
Milyonlarca engelli hiç bir eğitim görmüyor!
Yüz binlerce engelli –eğitimli olmasına ve %3 engelli
istihdam kotası olmasına rağmen- işsiz güçsüz sokaklarda geziyor!
%3 engelli istihdam kotasını doldurmayan firmaların bu
kanunsuzlukları şikayet edilemiyor!
Devletin %3 engelli istihdam kotasını doldurması
sağlanamıyor!
Bir şekilde işe girmiş ve çalışan engelliler hem
haklarını bilmiyor hem de işverene karşı haklarını savunacak merci
bulamıyor!
Milyonlarca engelli mimari koşullar elvermediği için
evinden çıkamıyor!
Sokağa çıkan engelliler toplum tarafından hor görülüyor
ve ayrımcılığa maruz bırakılıyor!
Kanuni haklarımızı vermek ve bize hizmet etmek zorunda
olan belediyeler ve diğer resmi kurumlar bu görevlerini yerine
getirmiyor!...
Ne dersiniz?
Şimdi bu sorunlar ortada dururken, engellilerle ilgili
örgütlerin yaptıkları övülebilir mi?
Bu sorunlar dururken tekerlekli sandalye dağıtmayı tek
vazife addetmek mantıklı mı?
Bence mantıklı değil!
Bence ya bu örgütlerin adları “Tekerlekli Sandalye
Dağıtma Derneği” olarak değiştirilmelidir ya da kanunlarda belirtilen
ve tüzüklerinde yazılı olan “engellilerin sorunlarına çözüm bulmak” ve
benzeri kavramların içi doldurulmalıdır.
Yeter! Bıktık yalancı gündemlerden!
Bülent Küçükaslan
bulent@engelliler.biz |