‘Sakatlık kötü bir şeydir’in sorunsallaştırılması
Radikal 2 / 17.06.2007
“Hapishane mi? O da ne?”
M. Foucault
Bir ‘şey’i (ya da durumu)
anla(t)mak için başka bir ‘şey’e ihtiyaç duyuyor veya bir şeyin
değerini başka bir şeyle kıyaslayarak ölçüyor ve onları o
değerlendirmeye göre kategorilere ayırıp hiyerarşize ediyorsak,
ortada ciddi, hatta yaşamsal bir sorun var demektir. Zira bir şeyi
‘normal’, ona uymayanı ise ‘anormal‘ olarak kurguladığımız anda,
artık ‘normal’ olarak belirlediğimiz şeyin ‘iyi’, karşısına
konumlandırdığımız ‘anormal’ olanın ise ‘kötü’ olarak yaftalanması
neredeyse kaçınılmazdır.
Bu kaçınılmazlığı şu şekilde ispatlamak mümkün: Türk Dil Kurumu ‘normal’i,
“Kurala uygun, alışılagelen, olağan, aşırılığı olmayan”, ‘iyi’yi
ise, “İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde
olan” şeklinde tanımlıyor. Yine TDK’ya göre “Genel olana, alışılmışa
ve kurala aykırı olan”a ‘anormal’, “İstenilen, beğenilen
nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena” olana ise ‘kötü’
deniyor. Bu durumda bu tanımlara bakarak ‘normal olana iyi,
anormal olana kötü’ dersek, sanırım mantık hatası yapmış
olmayız.
TDK’nın rehberliğinde devam edelim: “İki eli olan, iki ayak üzerinde
dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş
canlı”ya ‘insan’ deniyor. Kerameti kendinden menkul bu tanıma
bakarsak, “Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan” ‘sakat’ları,
“Kusuru olan, defolu” ‘özürlü’leri, “Vücudunda eksik veya
kusuru olan” ‘engelli’leri, yani körleri, sağırları,
topalları, çolakları, tekerlekli sandalye kullananları, spastikleri,
otistikleri, down sendromluları, zekâ geriliği olanları, delileri,
yani “anormal” olanları ‘insan’ olarak tanımlamak mümkün değil.
Pekii, bu durumda bu tanımların egemen olduğu bir toplumda “sakatlık
normal bedenden bir sapmadır, anomalidir, insanlık dışıdır ve doğal
olarak kötüdür” düşüncesinin ne kadar içselleştirilmiş olduğunu
tartışmaya gerek var mı? İnsanı kusursuz, aksamayan, bozulmayan,
bozulsa bile tamir edilen (edilmesi şart olan) bir makine gibi
kurgulayan, insana dair hâlleri normal-anormal karşıtlığıyla
ötekileştiren, dışlayan, hatta ‘ucube’ diye aşağılayan bir toplumda,
“sakat olmak iyi bir şeydir” diyebilir miyiz? Sanmıyorum.
‘Normal’i sorgulamak
Başta da değindiğim gibi, bir durumu anlatırken başka bir durumla
kıyaslama yapmak normal-anormal karşıtlığını getireceği için,
yanlıştır. "Vücudunda hasta veya eksik (bazen de fazla) bir yanı
olan" kişiye sakat demek, tamam, ama onu "kusur", "defo" ve bundan
dolayı (yapma-etme hâlini de kurgulayarak) anormal/kötü/ucube diye
dışlamak ve ikinci sınıflığa itmek, hakarettir, haksızlıktır. Küçük
bir örnek verirsek, elbette Ali ile Veli'yi kıyaslarken Ali Veli'den
uzun, Veli Ali'den esmer vb. denilir. Ama Ali'yi norm(al) kabul
edip, Ali'liğe fazladan bir değer atfeder, Veli'yi normalin dışında
konumlandırarak ilişkiyi hiyerarşize edersek, o zaman sorun başlıyor
demektir.
Freud, "normal bir ego, genel olarak normallik kavramı gibi, hayal ürünü
bir beklentidir" der. Nitekim tarihin sayfalarına baktığımızda bugün
normal sayılan boy-kilo, göğüs-kalça ölçüleri, saç rengi-uzunluğu,
giysilerimiz, önem atfettiğimiz değer yargıları vb. aklımıza
gelebilecek her norm(al), çok değil 10 sene önce tepetaklaktı. Bugün
normalin dışında sayılan her şey/değer insanlık tarihi sürecinde
normal olarak kabul görüyor veya sıradan bir hal olarak
algılanıyordu.
Normal-anormal karşıtlığı/kurgusu üzerinde yükselen sistem
(iktidar), her istediğinde kendi belirlediği (dikte ettiği)
normallerini değiştirse de, değişmeyen tek bir şey oluyor; anormal
sayılanların yaşamlarının toplumsal tutumlarla terörize edilmesi.
Yani sizin ne olduğunuz çok da önemli değil; çünkü sizi değersiz
kılan şey ne olduğunuz değil, ne olmadığınızdır. Beyaz, erkek,
kaslı, yakışıklı, bedenine söz geçirebilen, dindar, laik,
heteroseksüel vb. biri değilseniz, normal değilsinizdir,
kötüsünüzdür.
Sonuç olarak, sakat olmak kötü bir şey değildir, sadece 'bir şey'dir.
İnsana dair yüzlerce özellik vardır ve bedensel özellikler bunlardan
sadece biridir. Ve normal olan tek şey de işte bu farklılıklar
gerçeğidir. |