Sakatın Tekerine Çomak Sokmak!
Radikal 2 / 01.04.2007
Sakatlığı olan yurttaşlar sanılanın aksine yurt içinden satın aldıkları
otomobil için ÖTV de öderler, KDV de. Ve buna karşın sakatlığı olan
birinin Türkiye’de otomobil alması, satması ve kullanması neredeyse
kâbus gibidir. Hatta gibisi fazla, düpedüz kâbustur; kâbus haline
getirilmiştir!..
***
Otomobil rüyası...
Diyelim ki sol bacağınız diz altından kesik (ampute). Otomobil
kullanabilmek için sürücü belgesi ve sonra da otomobil satın almak
istiyorsunuz...
Sürücü kursuna müracaat ettiniz, “H sınıfı sürücü belgesi alabilir”
ibareli sağlık raporu başta olmak üzere bütün evrakları
tamamladınız, bütün prosedürleri yerine getirdiniz ve H sınıfı
sürücü belgenizi aldınız.
Bu arada öğrendiniz ki sol bacağından sakatlığı olan kişiler otomobil
kullanmak için özel donanıma ihtiyaç duymazlar, bu kişilerin
kullanacağı otomobilde otomatik vites olması yeterlidir. Gayet
güzel... Ne var ki sürücü belgenizi alır almaz baktınız ki, belgede,
“Otomatik vitesli otomobil kullanabilir” ibaresi yazılmamış. Merak
edip araştırdınız, bu konuda bir kuralın olmadığını, sol bacağından
sakatlığı olan bazı kişilerde bu ibarenin yer almasına karşın bazı
kişilerde yer almadığını gördünüz. Tamam deyip umursamadınız, zira
sol bacağından sakatlığı olan kişilerin özel donanımsız otomatik
vitesli araç kullanmaktan başka seçeneğinin olmadığı belli bir şey.
Ve sıra otomobil satın almaya geliyor... Vergi muafiyetli otomobil satın
alma hakkınızın olduğunu düşünerek galeriye gidiyor ve beğendiğiniz
bir otomobile talip oluyorsunuz. Galerici “Hay hay!” diyor, “Ama
önce ‘özel donanımlı otomobil kullanabilir’ ibareli bir sağlık
raporu almalısınız”. İyi ama sürücü belgemi geçen gün aldım ve onu
almak için zaten sağlık raporu çıkarmıştım, diyorsunuz, o olmaz mı?
Olmaz! Düzenleme böyle, yeniden rapor gerekli... Yapacak bir şey
yok, yeniden hastaneye müracaat edip sağlık raporu talep
ediyorsunuz. Ama o da ne! Otomobil kullanmak için özel donanıma
ihtiyacınız olmadığı gerekçesiyle başvurunuz reddediliyor. Yani sol
bacağınız kesik olmasına karşın “sakat” yerine koyulmuyorsunuz!
Abandone vaziyette, nasıl oluyor da sağ bacağı kesik olanların sakat
sayılıp sol bacağı kesik olanların sakat sayılmadığını düşünüp
şaşkınlık yaşarken siz, arkadaşınız ikinci bir şok yaşatıyor: “Olur
böyle şeyler... Bana da ilk başta vermemişlerdi. Falan hastanesine
git, orada bu raporu veriyorlar.” Sıkılıp bu hakkı kullanmaktan
vazgeçiyorsunuz. Belki ilerde...
Ve tüm vergilerini ödeyerek otomatik vitesli bir araç satın
alıyorsunuz... Siftah için hadi bir Boğaz gezisi yapalım ailece
diyerek yola koyuluyorsunuz. Ve güm! Arkadan bir otomobil gelip
sizin otomobilinize çarpıyor. Polis geliyor... Ehliyet-ruhsat... Ve
bomba: “Hanımefendi kazada hiçbir suçunuz yok, ama H sınıfı
ehliyetle özel donanımı olmayan otomobil kullanamazsınız. Yetkisiz
belgeyle otomobil kullanmaktan ceza keseceğim.” Aman memur bey,
bakın sol bacağından sakatlığı olan sürücüler özel donanıma ihtiyaç
duymazlar, o yüzden otomatik vitesli otomobil kullanırlar, ben
yetkisiz belgeyle otomobil kullanmıyorum... Olmaz, yasak! Yapacak
bir şey yok, ceza kesiliyor, ve konuyu yargıya taşıma kararı
alıyorsunuz. Dava için gerekli bütün bilgileri derleyip hâkime
sunuyorsunuz. Hâkim yazdıklarınızı okumuyor bile. Karar: Yetkisiz
belgeyle otomobil kullanmak...
Hâsılı bu sürece göre sol bacağınızdan sakatlığınız varsa, özel donanımlı
otomobil kullanamazsınız (sağlık raporu vermezler), düz vitesli
otomobil kullanamazsınız (sakatsınız), otomatik vitesli otomobil
kullanamazsınız (sürücü belgenize yazılmamış). Belki uçak ya da gemi
olabilir, bilmiyorum...
Diyelim ki “otomatik vitesli otomobil kullanabilir” ibareli sürücü
belgeniz var. Eşinizin, babanızın ya da bir arkadaşınızın otomatik
vitesli otomobilini kullanmak istediniz. Olmaz! H sınıfı sürücü
belgesine sahip sürücüler sadece kendi üzerine ve sakat statüsünde
tescil edilmiş otomobilleri kullanabilirler.
Diyelim ki şehir dışına uçakla seyahat edeceksiniz ve orada bir otomobil
kiralamak istiyorsunuz. Olmaz! Sakatsanız (özel donanımı olsa da
olmasa da) otomobil kiralayamazsınız. Yasak!
Ayrıca otomobil kiralama işi yapan şirketler de özel donanımlı
otomobil satın alıp kiralayamazlar; çünkü özel donanımlı otomobil
sadece sakatlığı olan şahısların üzerine kayıtlı olabilir.
Diyelim ki o şehirde bir arkadaşınız var ve size “nasıl olsa sakatlığımız
ve otomobillerimizdeki donanımlar aynı, gel benim otomobilimi
kullan” dedi. Olmaz! Sakatsanız arkadaşınızın otomobilini
kullanamazsınız. Yasak!
Diyelim ki o şehre çok sık gitmeniz gerekecek ve orada otomobile
ihtiyacınız olacak. Bu yüzden şirketteki müdürünüzle konuşup sizin
kullanımınıza uygun bir otomobil satın alınmasını ve oradaki
işleriniz için hazır bulundurulmasını istediniz. Olmaz! Şirketlerin
özel donanımlı otomobil satın almaları ve bunu personel(ler)ine
kullandırmaları (tüm vergilerini ödeseler de ödemeseler de) yasak!
Diyelim ki o şehirde otomobil olmadan işlerinizi göremeyeceğinize karar
verdiniz ve “bari şahsi otomobilimle gideyim” dediniz. Bu sefer olur
( ama sakın hemen sevinmeyin!) Şahsınıza ait otomobilinizle biri
sizinle aynı sakatlığa (ve sürücü belgesine) sahip, diğeri sakat
olmayan iki arkadaşınızla birlikte yola çıktınız. Yol uzun,
dönüşümlü olarak kullanır ve rahat bir yolculuk yaparsınız diye
umuyorsunuz. Olmaz! Çünkü sizin aracınızı sakat olan arkadaşınız da,
diğer arkadaşınız da kullanamaz. Yasak! Ölmek var, o şoför
koltuğundan kalkmak yok.
Diyelim ki kısa bir süre önce yurt dışından vergi muafiyetiyle satın
aldığınız otomobilinizle büyük bir kaza geçirdiniz ve otomobiliniz
tamamen hurda (pert) oldu. Durumu gösteren raporları alıp ilgili
kuruma müracaat ettiniz ve yurt dışından yeniden bir otomobil ithal
etmek istediğinizi söylediniz. Olmaz! Otomobiliniz hurdaya dönse de
(çalınsa ve bulunamasa da) yeniden satın almak için 5 yıl beklemeniz
gerek.
Diyelim ki bu derece olumsuzluk yüzünden bunalıma girdiniz ve gece yarısı
evde mide kanaması geçiriyorsunuz... Neyse ki eşiniz, çocuklarınız
ve babanız evde. Aman, diyorsunuz, fenayım, beni bir an önce
hastaneye yetiştirin. Allahtan aşağıda şahsınıza ait (tüm
vergilerini ödeyerek [ya da muaf olarak] satın aldığınız)
otomobiliniz var. Ama hayır, olmaz! Sizin otomobilinizi sizden başka
hiç kimse kullanamaz ki. Yasak!
Diyelim ki gündelik koşuşturmadan yorgun düştüğünüz bir an yaşıyorsunuz
ve özgür olabilmek ve kafanızı dinlemek için (görece daha az
engellendiğiniz bir ortam/deneyim olan) otomobilinizle biraz
dolaşmak istiyorsunuz. Mümkün değil! Çünkü otomobilinizin plakasında
sakat olduğunuzu insanların gözüne sokan bir amblem var; her
yerde/edimde olduğu gibi, otomobil kullanırken de illa sakat olarak
işaretlenmek zorundasınız!
Aslında bunda sorun edilecek bir şey yok. Öyle ya, nasıl ki otomobillerde
kadın plakası, erkek plakası, eşcinsel plakası, genç plakası, yaşlı
plakası, Müslüman plakası, Hıristiyan plakası, Yahudi plakası,
Budist plakası, dinsiz plakası, Türk plakası, Kürt plakası, Laz
plakası, Çerkez plakası, Alman plakası vs. varsa, doğal olarak sakat
plakasının olması da kaçınılmaz!
Diyelim ki otomobille ilgili olarak bunca sıkıntı yaşadıktan sonra, bari
vergi muafiyetli bir otomobil alayım da çektiğim sıkıntıya değsin
diye düşündünüz. Beğendiğiniz otomobili satın almak için galeriye
gittiniz. Aracın değerinin 50 bin YTL olduğunu, ama sakatlık
indirimi olduğu için size maliyetinin (yaklaşık olarak) 30 bin YTL
olduğunu öğrendiniz. İlk defa otomobille ilgili güzel bir haber
almışsınız, keyfiniz yerinde, 20 bin YTL avantajlısınız... Hemen
işlemleri yapıyorsunuz ve otomobili alıyorsunuz. Aradan 5 yıl
geçiyor. Son zamanlarda otomobilinizin sorun çıkarmaya başlaması
üzerine otomobilinizi yenileme kararı alıyorsunuz. Zira yolun
ortasında istop eden otomobilinize tekerlekli sandalye kullanan biri
olarak müdahale etmeniz ya da yardım aramanız imkânsız. Neyse ki her
5 yılda bir olmak koşuluyla eski otomobilinizi satıp, vergi
muafiyetli yeni bir otomobil satın alabiliyorsunuz! Böylece üstüne
biraz daha para koyup, sürekli sorunsuz bir otomobil kullanma
şansınız olabiliyor. Ve galeriye gidip eskisini verip yenisini almak
istediğinizi söylüyorsunuz. Ve rüya bitiyor! “Şimdi sizin
otomobilinizin piyasa değeri 25-30 bin YTL arasında. Sizden
aracınızı bu fiyata alırım, ama sonra siz, bu arabayı 5 yıl önce
satın alırken ödemediğiniz 20 bin YTL’yi götürüp Maliye’ye vermek
zorundasınız. Yasa böyle! Otomobili alırken vergi ödemiyorsunuz, ama
o vergiyi, satarken aynen ödüyorsunuz...”
Oracıkta düşüp bayılıyorsunuz!
- Ne oldu bana, nerdeyim ben?!
- Türkiye efendim. Burası Türkiye!
Vs.vs.vs.vs.
Evet, bu okuduklarınız, sakatlığı olan kişilerin otomobil alımı, satımı
ve kullanımı ile ilgili olarak varolan yasal düzenleme ve
uygulamalardan derlenmiştir. İstedik ki sakatlığı olan kişilerin
nasıl engelli kılındığı daha somut ifadelerle sergilensin...
Çözüm...
Düzenlemeler planlanırken/yapılırken tüm aşamalarda sakatların da yer
alması sağlanmalıdır.
Hiçbir aşamada kimlikler hiyerarşize edilmemeli; yasaların tüm yurttaşlar
için olduğu, sakatların otomobil kullanmasının en temel haklarından
biri olduğu ve sürücü olma kriterini karşılayan herkesin eşit olduğu
unutulmamalıdır.
Çok genel olarak söylersek: H sınıfı sürücü belgesi kaldırılmalı ya da
tanımı değiştirilmelidir, plakalardaki özel işaret kaldırılmalıdır,
otopark için özel kart uygulamasına geçilmelidir, otomobil alırken
‘vergi indiriminden yararlanan’ ile ‘vergi indiriminden
yararlanmayan’ şeklinde bir ayrım yapılmalıdır, kullanımla ilgili
yasaklar ortadan kaldırılmalıdır, hangi sakatlığı olanların nasıl
bir donanımla sürücü olabileceği ile ilgili olarak gelişmiş
ülkelerde kullanılan teknolojik normlar ülkemizde de kullanılmaya
başlanmalıdır, sağ uzvundan sakat-sol uzvundan sakat ayrımı ortadan
kaldırılmalıdır, (eskiden olduğu gibi) ÖTV ve KDV muafiyeti
getirilmelidir.
Hepsinden önemlisi, düzenlemeler yasak getirmek için değil, hakların
kullanımında ortaya çıkabilecek sorunları ortadan kaldırmak için
yapılmalıdır.
***
Engelliler.Biz Platformu (www.Engelliler.Biz) olarak bu
saçmalıklara ve haksızlıklara dikkat çekmek ve ilgililerin harekete
geçmesini sağlayabilmek için
ARABAM BENİM BACAKLARIM isimli
bir girişim başlattık. Sizler de sitemizi ziyaret edip,
sorunlarımızın önerilerimiz doğrultusunda çözülmesi için bizlere
destek olabilirsiniz.
Ve son söz: “Bilmiyor musun ki, sen(den) olmayanı ne kadar öldürsen,
sen de o kadar ölürsün. Ben olmazsa(m) Sen de
olmaz(sın). Ölümüm için yerden kaldırdığın her taş, ölümün için
yerde bir çukur açar. ve Beraber ölürüz...
Oysa... ‘Düşündüm de, belki sen ve ben... beraberce bir yere
gidebiliriz. Bugünlerde...’” (Feride Zülfü) |