|
|
|
 |
|
Sadece zenginlere verilen sürücü
belgesi
BİANET / 24 Eylül 2007
Zenginseniz, “aman hemen ben de alayım bu ayrıcalıklı sürücü belgesinden”
diye sakın heveslenmeyin. Zira bu sürücü belgesine sahip olmak için
sadece zengin olmanız yeterli değil, aynı zamanda başka koşulları da
karşılamak zorundasınız. Devlet bu konuda çok hassas! Çünkü o derece
özel haklara kavuşuluyor ki bu sürücü belgesine sahip olunduğunda
(aşağıda değineceğim,) bu özel haklar kötüye kullanılsın istemiyor
devletimiz; yanlış ellerde olursa çok büyük sorunlara yol açabilir
bu “güç”.
H sınıfı sürücü belgesinden bahsediyorum... Bu belgeye sahip
olduğunuzda o derece özel oluyorsunuz ki, dünya üzerinde sizin
aracınızı sizden başka hiç kimse kullanamıyor ve siz başka araçları
değil sürmek, onlara yan gözle bile bakamıyorsunuz. Evet, aracınızla
düpedüz (hatta resmen) evleniyorsunuz. İyi günde kötü günde,
hastalıkta sağlıkta, ölüm sizi ayırana dek birleşiyorsunuz. Hani
sadece Hollanda’da eşcinsel evlilikleri yapılabiliyor ya, evlenmek
isteyen çiftler akın akın Hollanda’ya gitmek zorunda bırakılıyor.
Hah! İşte, arabasıyla evlenmek isteyen kişiler de gönül rahatlığıyla
ülkemize gelebilirler. Hem ülkemiz için de büyük bir reklâm. İnanç
turizmi, yayla turizmi derken, şimdi de Otoaşk turizmi (Aman
yanlış anlaşılmasın, otoda aşk değil, otomobille aşk. Artık, günahı
boynunuza!)
Durumu imgeleyen bu girişten sonra şimdi gelelim bana bu yazıyı yazdıran
sıkıcı konunun özüne: Sakatlığı olan kişilerin otomobil kullanması
için yapılan düzenlemeler ve bunların yarattığı kaos.
Karayolları Trafik Kanunu’nda H Sınıfı Sürücü Belgesi için şöyle
denir: “Özel tertibatlı olarak imal, tadil veya teçhiz edilmiş
motosiklet veya otomobil türünden araçları kullanacak hasta veya
sakatlara" verilir. Yani bu tanıma göre sakatlığı olan kişiler ancak
H sınıfı sürücü belgesi ile, ve ancak özel (gaz-fren pedallarının
elle kumandası vb.) tertibata sahip (ve bu şekilde tescil edilmiş)
otomobili kullanabilir.
1) Sakat/hasta ifadesindeki kaos:
a. Sağırları (veya az işitenleri), bir gözü görmeyenleri (monooküler), ve
süreğen hastalığı olanları (kalp, böbrek hastalıkları vb.) bu tanıma
nasıl sokacaksınız? Onlar otomobil kullanmak için özel donanıma
ihtiyaç duymazlar, buna karşın sakat/hastadırlar.
b. Sol ayağından sakat olanları bu tanıma nasıl sokacaksınız? Onlar da
otomatik vitesli olan herhangi bir aracı kolayca kullanabilirler,
özel donanıma ihtiyaç duymazlar.
Yasa yapıcılar bu yanlış tanımla ortaya çıkan yukarıdaki kaosu aşmak için
pratik bir “çözüm” bulmuşlar. Diyorlar ki, sakat/hasta olmak H
sınıfı sürücü belgesi almak için yeterlidir. Ne zaman ki o belgeyle
otomobil kullanmak istersiniz, o zaman duruma bakarız. Bir başka
deyişle, sakatlığı olan kişiler gidip kolayca H sınıfı sürücü
belgesi alabilirler, çok büyük ihtimalle hiçbir sorun da yaşamazlar.
Ta ki, “sürücü belgemi aldım, hemen bi otomobil kullanayım” diyene
kadar. Zira herhangi bir araç kullanmak istediklerinde, “hani bunun
sakat statüsünde tescili” sorusuyla karşılaşacaklar; yukarıdaki
tanım öyle diyor. Yani H sınıfı sürücü belgesi olan kişiler, sadece
(otomobil kullanmak için hiçbir özel tertibata ihtiyaç duymasalar
bile) sakat statüsünde tescil edilmiş olan otomobili
kullanabilirler. Pekii, bu statüde tescil edilmiş her otomobili mi?
Hayır:
2) Özel tertibat tescili ile ortaya çıkan kaos:
a. Karayolları Trafik Yönetmeliği der ki: “Malul, sakat ve engelli
tarafından bizzat kullanılmak amacıyla ülkemizden [ya da yurt
dışından] satın alınarak ilk iktisap edilen özel tertibatlı
araçların tescil belgelerine, "Araç sahibi tarafından kullanılması
zorunlu olup, Özel Tüketim Vergisi ödenmeden devri, satışı, hibesi,
intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden
devri, tasarruf hakkının vekâletname ile devredilmesi, kiralanması,
ödünç verilmesi, özel tertibatının kaldırılması veya değiştirilmesi
yasaktır" şeklinde, ikinci el araç olarak satın alınmış ise, "Araç
sahibinden başkasının kullanması yasaktır." şeklinde şerh konulur.”
Burada geçen ifade, sadece vergi avantajı ile satın alınan otomobiller
için olsa, amenna, ama değil. Mevzuatta, ‘vergisi ödenerek’ veya
‘vergi avantajıyla’ alınan otomobil ayrımı yapılmıyor. Tüm
vergilerini ödeyerek sıfır ya da ikinci el araç alan H sınıfı sürücü
belgesine sahip herkes bu sınırlamaya dahil ediliyor. Tekeşlilik
dediğim de bu işte. Herkes kendi arabasını kendi üstüne tescil
ettirecek ve sadece onu kullanabilecek. Ölüm sizi ayırıncaya dek!
Araba alacak parası olmayan H sınıfı sürücü belgeli kişiler ne
yapacak? Sürücü belgelerini duvara asıp gururla seyredecek! Peki ya
siz otomobilinizi ya da otomobiliniz sizi aldatırsa ne olur?
b. Bunu aklınızdan bile geçirmeyin! Yönetmelik aile hukuku konusunda çok
ciddi: “Malul ve sakatlara ait özel tertibatlı araçların her ne
sebeple olursa olsun, bu Yönetmelikte izin verilen kişiler dışında
başkaları tarafından kullanıldığının tespiti halinde; araç trafikten
men edilerek bu hususta düzenlenecek bir tutanakla mer’i mevzuat
çerçevesinde işlem yapılmak üzere ilgili gümrük ve maliye
birimlerine intikal ettirilir.”
Bilmiyorum yazıya bir sonuç yazmama gerek var mı? Zira kaosu anlatmak ve
anlamak o kadar zor ki. Durumu okuyucuların mantığına kabul ettirmek
için on sayfa daha yazsam fayda etmez gibi geliyor. Ne yasa
yapıcılar ne uygulayıcılar ne de sürücüler ne yapılacağını biliyor.
Düzenlemelere bakarsak, otomobil kullanmak için özel tertibata
ihtiyacı olmayanlara H sınıfı sürücü belgesi verilmemeli (işin
trajik yanı, bu kişilere sakat diye B sınıfı sürücü belgesi de
verilmiyor). Düzenlemeye göre sakatlığı olan kişiler sadece kendi
üzerlerine tescilli otomobili kullanabiliyor ve o otomobilleri
kendilerinden başka kimse de kullanamıyor (Pekii, otomobil alacak
parası olmayan sakatlar ne olacak?).
Çiftlerimize ömür boyu mutluluklar diliyor, darısı bekârların başına
diyorum! |
|
|
|
|