|
|
|
 |
|
İnsanlar hak ettikleri gibi yaşar...
13-15 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da Özürlüler’03 etkinlikleri yapıldı.
Bu güne kadar ülkemizde yapılan en geniş kapsamlı etkinlikti.
Bir çok engel grubuna yönelik tıbbi konferanslar, engellilerin hukuki sorunları
ve çözüm yolları, -az da olsa- sivil toplum örgütleri, medikal firmalar, gönüllü
kuruluşlar, canla başla çalışan engelli insanlar, bilim adamları... kısacası bir
engellinin ilgisini çekebilecek her türlü ayrıntının düşünüldüğü mükemmel bir
organizasyondu. Tabi ki, ilki olması sebebiyle bazı detaylar atlanmıştı ama
bunlar rahatlıkla görmezden gelinebilecek türdendi.
Tüm katılımcılar, ziyaretçilere, en iyi bilgiyi ve hizmeti vermeye çalışıyordu.
Ama maalesef bilgi ve hizmet verecek engelli sayısı o kadar azdı ki, kendi adıma
utandım!
Her fırsatta hayıflanan, görmezden gelindiğini iddia eden, haksızlığa
uğradığından dem vuran, suiistimal edildiğinden yakınan, hizmet alamadığını
söyleyen engelliler neredeydi?
Neredeydi “ah bir fırsat verilse...” diyenler?
Her fırsatta ağlaşan, Avrupa’daki engellilere özenen, “keşke”lerle başlayan
umutlu söylemleri olanlar neredeydi?
Hani biz de diğerleri gibi olmak istiyorduk!
Hani biz de sorunlarımızın doğru düzgün konuşulmasını, çözüm yolunda
fikirlerimizin alınmasını istiyorduk!
Hani fırsat verilse dağları düz edecektik!
Hani görmezden gelinmeye baş kaldıracaktık!
Hani, nerdeydiniz?
Kimsecikler yoktu. Daha doğrusu, zaten engelli mücadelesinde aktif olarak
savaşanlar haricinde kimsecikler yoktu. Yani gene biz bizeydik!
Oysa bu sefer “acaba?” sorusuna “umutluyum” diye cevap verebiliyordum.
Oysa o günü, bir başlangıç, bir başkaldırı, bir uyanış olarak hayal etmiştim.
Ve inanın organizasyona katılan herkes umutluydu.
Ama olmadı!
Gene hayal kırıklığı,
Gene bıkkınlık,
Gene sil baştan,
Gene ata sözleri...
“İnsanlar hak ettikleri gibi yaşarlar”
Ve inanın bizler daha iyisini HAK ETMİYORUZ!
Hele bir de, şehir dışından gelmiş gönüllü insanların gözlerindeki hayal
kırıklığını görünce..! |
|
|
|
|