Hastane Anılarım 2
Bu iş çok zor Yonca
Çünkü insanlar yıllar boyunca
Hiç soru sormadan durur
Bülent Ortaçgil
Hastane anılarımı yazmaya
karar verdiğimde üç şeyi amaçlamıştım: Birincisi, herkesin, her an,
beklenmedik bir şeyle karşılaşıp, sakat ya da zor durumda
kalabileceğini hatırlatmak; ikincisi, “o anlar”da ne gibi sorunlarla
karşılaşıldığını ve “benim başıma gelse dayanamazdım...” denilen
şeylerin, başa geldiğinde, nasıl da katlanılır olduğunu göstermek;
üçüncüsü ise, tek gerçek ilaç olan “zaman”ın iyileştiriciliğini gözler
önüne sermek.
Az da olsa bunları düşün(dür)ebilmek istiyorum.
İnsana insan gibi bakmayı ve farklılıkları doğallık/zenginlik saymayı
öğrenebilmek/hatırlayabilmek...
Kendime Geliyorum
“Nasılsın?” dedi; o zamanki kız arkadaşım, gülmek için kendini
zorlayarak.
“İyiyim” dedim.
Oysa yorgundum. Külçe
gibi ağır...
Gözlerimi yumdum.
Derin bir nefes aldım.
Kuruyan dudaklarımı
olabildiğince ıslatmaya çalıştım.
Ve gözlerimi açtım.
Her yer bembeyazdı.
Güçlü olduğumu hissettim.
Kendimi toparlamak ve
ilaçların verdiği sersemlikten kurtulmak
için hareket etmek
istedim.
Kımıldayamadım.
Biraz kollarımı hareket
ettirebildim sadece, ama duyduğum
acıyla ondan da
vazgeçtim.
“Birazdan MR çekmek için aşağıya götürecekler seni” dedi.
“Tamam” dedim, “Ne zaman geldin?”.
“Dün”.
Sevgi ve minnetle gülümsedim.
Hatırladım: Bir ara
gözlerimi açmış ve O’nu –yine- görmüştüm;
ellerimi tutmuş, yaşlı
gözlerle birşeyler söylüyordu.
Ne söylediğini
hatırlamıyorum.
Sadece içimi huzur
kapladığı geliyor aklıma...
“Arkadaşım var burada, çok ısrar ettim görmek için” dedi.
“İyi yaptın” dedim.
Devam etti konuşmaya: “Neriman teyze de gelmek istedi, ama sadece bir
kişiye izin verdiler.”
“Olsun. Sonra görürüm nasıl olsa.”
“Dışarıda bekliyorlar zaten. Herkes burada. Bir sürü arkadaşın”
Güldüm.
“Şimdi çıkmalıyım” dedi, “dışarıda bekliyoruz”
Ve gitti.
Olay sonrasında gördüğüm
ve konuştuğum ilk yakınımdı;
Evleneceğim kadın(dı) ve
babamın yadigârıydı da artık...
Uyudum.
Sarsıntıyla uyandım.
Sedyedeydim.
Bir yanımda canım teyzem, diğer yanımda sevgilim vardı.
Teyzem, dolu gözlerle ve sımsıkı sarıldı bana.
Sımsıcak oldu içim.
Birşeyler söyledi.
Sevinç ve heyecan vardı hepimizde.
Asansöre bindik. Alt kata indik.
İlaçların etkisinden olsa gerek, sürekli kendimden geçiyordum.
Gözümü açtığımda asansörden çıkmış, dar bir koridora giriyorduk.
Az geride tüm dostlarımı bana el sallarken gördüm.
Herkes ordaydı. Olması gereken herkes...
Çok kalabalıklardı.
Yeniden doğduğumu hissettim o an.
Gülümsedik birbirimize kardeşçe
Ve gözden kayboldular.
“Boğuluyorum!..” diye bağırdım. “Burası çok dar! Nefes alamıyorum”.
Birşeyler söyleyip teskin etmeye çalıştılar.
Ama bir türlü sakinleşemiyordum.
“Peki” dediler, “böyle hareket edince zaten MR çekilemez. Sonra deneriz”.
Yeniden yoğun bakıma çıkarıldım.
Bir süre sonra sakinleştirici bir iğne yapıp, MR’ı çekmişlerdi.
Yoğun Bakımdan Çıkış
Gözümü açtığımda yoğun bakımdan alınıp odama getirilmiştim.
Hemşire olduğu için sevgilim hep benimleydi.
Anlık bir merhaba için herkes gelip gidiyordu yanıma.
Yorgundum.
Hiçbirini hatırlamıyorum.
Sürekli uyuyordum.
Uyanınca da hep su istiyordum.
Sürekli su içiyordum.
Yoğun bakımda su vermemişlerdi.
Narkoz sonrası su içersem, kusarmışım...
Gece yarısı ağrıyla uyandım.
Her yanım sızlıyordu.
Hemşire ve hasta bakıcıları çağırdık.
Yatış pozisyonumu değiştirdiler.
Uyudum.
Uyandım.
Uyudum.
Uyandım...
Sürekli ağrı,
Sürekli hasta bakıcılar...
Her yanım sargı bezleriyle dolu;
Koltuk altlarım, yüzüm, karnım... Her yanım.
Yatış pozisyonu değiştirmek için tutulacak sağlam yerim nerdeyse yok.
Her dokunduklarında irkiliyordum.
Zor bir geceydi.
Sabah Oldu
İlk kez bilincim yerinde olarak uyandım.
Ayaklarımı kıpırdatamadım.
Hissedemedim hiçbir yanımı.
Neler olduğunu anlayamadım.
Kimseye de bir şey sormadım sanırım.
Birşeyler atıştırdım.
Tanıdığım tanımadığım onlarca kişi gelip gitti odaya; geçmiş olsun
dilediler.
Her gelenle biraz daha kendime geliyordum.
Bir süre sonra doktorum geldi; ameliyatımı yapan doktormuş. Temiz yüzlü,
iyi bir insan.
Anlatmaya başladı: Çok iyi bir ameliyat olmuş. Tüm mermileri çıkarmışlar.
Altısı girip çıkmış vücuduma, ama hiçbir organıma zarar vermemiş.
Sadece bir mermi sorun yaratmış, o da omuriliğe saplanmış.
Onu da ameliyatta çıkarmışlar. Her şey iyiymiş...
Evet, sahiden de her şey iyiydi.
İyi hissediyordum.
“Gözlerini kapat” dedi doktorum.
Kapattım.
“Kalemi hissettiğinde söyle“ dedi.
“Tamam” dedim.
.....“Hissediyor musun?”
“Hayır”.
.....”Şimdi?”
“Hayır”.
.....”Şimdi?”
“Tamam. Hissettim!”
Gözlerimi açtığımda kalem göğüs hizamdaydı!
Hissetmiştim! İyiydim yani!
Zaman içinde daha aşağı seviyeleri de hissedecekmişim. Öyle dedi doktor.
Ve gitti.
Kısa süre sonra başka bir doktor daha geldi; burnumu ameliyat eden
doktormuş.
Çok güler yüzlü biriydi. Hoşsohbet.
“Bakalım nasıl olmuş” dedi. “Sevinmelisin, artık çok güzel bir burnun
var”.
Kurşun burnumdan girip
çıkmış.
Doktor, “madem müdahale
edeceğiz, bari şu Karadeniz
kemerini de
törpüleyelim”, demiş ve canım burnumu
sosyetikleştirmiş.
Burnumdaki sargıları açtı.
“Çok güzel. Hiçbir sorun yok” dedi, “Geldiğinde baya dağınıktı, iyi
toplamışız”.
Gülüştük.
Birkaç güne kadar sargıları açabilirmişiz.
“Nefes almakta zorlanıyorum” dedim.
Bir sprey söyledi hemşireye ve bana döndü: “zorlandığında bunu sık
burnuna. Rahatlarsın” dedi.
Ve gitti.
Sonra üç-beş doktor daha geldi sırayla.
Her şey iyiydi.
Hiçbir sorun yoktu.
Bence de yoktu zaten.
Çok iyiydim.
His de zamanla gelecekti nasıl olsa.
Hem acelemiz de yoktu...
Doktor faslından sonra biraz uyudum.
Uyandığımda birkaç kişi vardı yanımda.
Televizyonda bir türkü çalıyordu:
Oy sevdasına kurban
olduğum oy
Bilsen ne gaybana geceler
yaşarım
Gaybana gecelere loy
Gözlerim doldu.
Babamı düşündüm ilk kez.
Herkes yok oldu sanki.
Gözlerimi kapadım.
İçim(den) ağladı(m).
Türkü çalmaya devam ediyordu...:
Kulaklarımda uğru uğru
uğultular
Ben günlere yanarım
günler bana
Demem o ki sana
Hasretin o kadar koymazdı
ama
Geceler öyle bir gaybana
gaybana gaybana
Geceler öyle bir kötü
dinli gâvur
Gâvur ki sorma
Dönerim olmaz
Yatarım olmaz
Upuzun hint fakiri yatağı
gece
Öyle bir batar ki dört
yanımdan
Ayağımı uzatırım
parmaklık
Elimi uzatırım soğuk
duvar
Oy kilit, parmak demir,
soğuk duvar
Oy andır geceler andır
Kan revandır kan revandır
kan revandır
Yüreğimin hasretinde
yalnızlık değme puşt
Gaybana gecelerin
esaretinde
Uyudum.
Not: Devam edecek... |