|
Engelliler Ne İster?
Bir şeylere atfedilmiş her günde ya da haftada olduğu gibi, 3 Aralık
Dünya Engelliler Gününde de biz engellilerin sorunları gündeme taşınır
ve çözüm önerileri konuşulur.
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre –Henüz devletimiz engelli
sayısı ile ilgili bir istatistik yapma gereği duymamıştır!- en
gelişmiş ülkelerde engellilerin toplam nüfusa oranı %8’dir. Bu oran
gelişmişlikle ters orantılı olarak artar. Buna göre ülkemizdeki
engellilerin toplam nüfusa oranı %12’dir, yani 10 milyonun
üzerindedir.
Ülkelerin ekonomik, kültürel ve sosyal gelişmişliğiyle orantılı olarak
“engelli sorunları” ülkemizde -maalesef- en üst seviyededir.
Dünyanın en büyük “azınlığı” olarak tanımlayabileceğimiz “engelliler”,
henüz taslak aşamasında olan Engelli Yasası’nda şu şekilde
tanımlanmaktadır:
“Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel,
ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde
kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük
gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan ve korunma, bakım,
rehabilitasyon, danışmanlık, destek hizmetleri ve yapılarda, açık
alanlarda özel fiziki düzenlemelere ihtiyaç duyan kişiye Engelli
denir”
Engellileri 5 ana kategoriye ayırabiliriz;
- Bedensel Engelliler
- Zihinsel Engelliler
- Görme Engelliler
- İşitme Engelliler
- Süreğen Hastalıklar
Görüldüğü üzere sabit bir “engelli portresi” üzerinden “sorunlar ve
çözümleri” başlığıyla bir sistem geliştirmek çok zor ve bir o kadar da
anlamsızdır.
Engellilerin Sağlık Sorunları
Yukarıdaki bilgilerden yola çıkarak “Engellilerin sağlık sorunları ve
çözüm yolları” konusunda bir genellemeye gidilemeyeceği, ancak, bazı
ortak paydaların çıkarılabileceği düşüncesindeyim.
5 senedir tekerlekli sandalye kullanan omurilik felçli biri olarak bu
paydaları şöyle sıralayabilirim;
- Engelli kişilerin –genelde- sürekli kullanmak zorunda oldukları ilaç
ya da sarf malzemeleri vardır.
Sosyal güvencesi olan vatandaşların bu ihtiyaçları “devlet” tarafından
“aylık” periyotlar halinde karşılanır. Yani engelli vatandaş ömrü
boyunca her ay hastane kapılarında “sürünmek” durumundadır.
Bu “gâvur eziyeti” –bu tür sürekli kullanılan malzemelerin- 3-6 aylık
olarak verilmesi ile giderilebilir.
- Engelli kişilerin; engelliliğe sebep olan rahatsızlıklarını en aza
indirmek ve mümkün olduğunca bağımsız yaşayabilmelerini sağlamak için
kullandıkları ürünler vardır (tekerlekli sandalye, yürüme cihazları,
protezler, işitme cihazları...).
–Görünürde- ülkemizde hizmet veren sosyal güvenlik
kurumları bu ürünleri temin eder. Ancak bu sadece görünürde böyledir!
Çünkü; gelişen teknolojiyle beraber yenilenen ve maalesef pahalanan bu
ürünler için kurumlar ödeme yapmamaktadır. Daha doğrusu “Tekerlekli
sandalye: 150 milyon, yürüme cihazı: 50 milyon...” gibi bir listeyle,
piyasa koşullarının dışında kalmaktadır.
Burada olması gereken; engelli vatandaşların hayatlarını
“normalleştirmek”, bağımsızlaştırmak, iş ve sosyal hayata
katılmalarını kolaylaştırmak için gerekli ürünün teminidir. Tek kıstas
vatandaşın yaşam kalitesini arttırmak olmalıdır.
Yani ucuza alınan ve 100 yıl öncesinin “teknoloji”sini taşıyan ürünler
bizlerin ihtiyaçlarını gidermemektedir!
- Engelli vatandaşlara hastanelerde öncelik tanınmalıdır.
Ömür boyu psikolojik ve bedensel zorluklara katlanmak durumunda olan
engellilerin bunu “hak ettiğini” düşünüyorum.
- Sağlık personelleri, engelliyle karşılaştıklarında “yine mi sen!”
psikolojisiyle değil “uzun süredir tanınan biri” sıcaklığıyla
davranmalıdır.
Daha da sıralanabilir, ama yazı çok uzadı
Son olarak; bu güzel günde, engelliler hakkında “kafa yoran” ve
duyarlılık gösteren herkese teşekkür ederim.
Bu gün bizler için atılan her adımın, yãrın, sizlerin ya da
yakınlarınızın yaşamlarında bir çözüm olabileceğini asla unutmayın.
Bülent Küçükaslan
www.Engelliler.Biz
Not: 3 Aralık tarihinde
www.superonline.com sitesinde yayınlandı.
|