|
Düşünün Bakalım..!
Hayat?:
Doğmuşsunuz,
Sizi seven ve her şeyden koruyan bir aileniz var;
Düştünüz, kaldırdılar.
Ağladınız, avuttular.
Büyümeye başladınız,
Üç yaşındasınız
Kreşe gönderiliyorsunuz
Bir sürü arkadaşınız oluyor.
Mutlusunuz.
Doğayı tanıyorsunuz-tanıtıyorlar-;
bu ağaç, bu çiçek, bu kedi, bu köpek, bu yeşil..
“Bu kim?” diye soruyorsunuz;
Kenarda tek başına oturanı göstererek.
“O” diyorlar “o”... “hasta!”
“Nesi var?” diye sormak istiyorsunuz-belki-;
ama çekiştiriyorlar kolunuzdan, soramıyorsunuz.
O size bakıyor, siz..?
Büyüyorsunuz; 7, 8, 9 yaş su gibi geçiyor
Okulunuzda da başarılısınız, derslerinizin hepsi “pekiyi”
Hem öğretmen de kanâât kullanmış “arkadaşlarıyla ilişkileri çok iyi”
diye; gururlanıyorsunuz.
Öyle ya! Hem okulun futbol takımındasınız, hem de bir çok arkadaşınız
var.
Yalnız gene bir şey takılıyor gözünüze; “O neden tek başına?”, hani o
hasta olan çocuk, hani maç ederken kenarda oturan.
Siz ona bakıyorsunuz, o..?
15, 16 derken gençliğinizi keşfediyorsunuz, artık liselisinizdir
Kızlar girmiştir hayatınıza; jöleler, amerikan tıraşlar, kaçamak
bakışlar.
Aşklar belki; sırılsıklam, ölesiye, hep o olsun istiyorsunuz
yanınızda.
Elini tutuyorsunuz. Dokunmak istiyorsunuz belki dudaklarına, belki de
öpmek..
Okulu kırıyorsunuz. Ona doymak istiyorsunuz.
“Yürüyelim mi?” diyorsunuz, “Tabi” diyor; utangaç.
Elini tutuyorsunuz. Sokak aralarından yürüyorsunuz-yakalanmamak için-.
Mutlusunuz, hayat güzel..
Sonra bir apartmanın giriş katındaki pencerede onu görüyorsunuz!
O!
Gene yalnız.
O size bakıyor, siz..?
Üniversite, askerlik, evlilik, iş...
Her şey akıp gidiyor,
Yuvarlanıyorsunuz hayatın önünde,
Ama başarmışsınız; doktor olmuşsunuzdur.
Yenenlerdensiniz-gene!-
Hastanedesiniz,
yoğun, kalabalık, koşuşturmaca..
Üstüne üstük, geç de kalmışsınız o gün,
Hastalar birikmiştir kapıda, yılgın, ürkek, bitkin
Ama saygılı hepsi de, sizi görünce ayağa kalkıp gülümsüyorlar.
Biri takılıyor gözünüze, köşede!
Ayağa kalkamıyor, zorlanıyor; belli!
Ama o da saygılı, utangaç hatta.
Tanıyorsunuz, bu o!
Hep bir köşede oturan çocuk.
Duruyorsunuz.
İlk kez bakıyorsunuz gözlerine; hem de tam içine.
Gülüyorsunuz birbirinize.
Yanına gidiyorsunuz;
“Merhaba” diyorsunuz,
“Merhaba” diyor o da size.
Koluna giriyorsunuz, yürüyüp gidiyorsunuz, beraber.
Odanıza giriyorsunuz; çay, sigara, sohbet...
O size bakıyor, siz de ona!
Geç de olsa, tanışıyorsunuz.
3 Aralık Dünya Engelliler Günü şerefine..
|