Resim/Bağlantı: Babür Akdağ tüm yazıları

BABÜR AKDAĞ


Yazarın tüm yazılarına ulaşmak için lütfen buraya tıklayın.
İletişim: babur.akdag@superonline.com 

DOĞRU DÜŞÜNCE YÖNTEMİ (1)

  Ünlü Köroğlu’nun ‘Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu’ deyişi vardır ya hani; onun gibi, ‘Telefon yaygınlaştı, mektup dahi yazılmaz oldu’, ‘Televizyon yaygınlaştı, gazete dahi okunmaz oldu’ diye insanın zaman zaman hayıflanası geliyor. Bir de toplumsal hastalığımız; ‘kolaya kaçma’ bunlara eklenince “düşünce tembelliği” ya da “düşünce özürlü olma durumu” iyice yaygınlaştı.
  Eğitim-öğretim kurumlarımızda da düşünce yöntemi dışında ne varsa öğretilmeye çalışıldığından beyinleri süngerleşmiş bir kuşak; eskilerin deyimiyle “kafadan gayrımüsellah” yani ‘düşünce silahından yoksun’ bir kitle yetişiyor.
  Oysa yüzyıllardır insan beyninin yapısı ve çalışmasıyla ilgilenen bilim adamları onun, pek azının kullanıldığını, daha çoğunun kullanılabilmesi için neler yapıla gelmesi gerektiğini araştırıyorlar.

  YÖNTEM
  “Bir amaca varmak için tutulan düzenli yol” diyor sözlükler, yöntem için. Düşünmeyi ve de doğru düşünmeyi amaç edinirsek bu amaca varabilmek için tuttuğumuz yol yani doğru düşünce yöntemimiz nasıl olmalıdır? Bunu tartışalım istedim bu köşede.
  Eski Yunan’da bir filozof: “Yıkandığın suda bir daha yıkanamazsın” demiş. Gerçekten de ikinci kez yıkanmak istediğinizde girdiğiniz su ilk kez yıkandığınız sudan farklıdır. Eğer su durgunsa daha da kirlenmiştir, yok akıyorsa öncekiyle aynı olmadığı kesindir. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: Her şey değişir. Peki ama nasıl?
  Örnek 1: (-) ve (+) kutuplar bir araya geldiğinde elektrik oluşur. İki zıtlığın beraberliğinden oluşan bu yeni olgu kendinden öncekilere benzemez. Onlardan apayrı bir yapısı vardır. Elle tutulmaz ama gözle görülür. Öncekiler (- ile + kutuplar) gözle de görülemiyordu. Örnek 2: Erkek ve kadının beraberliğinden yeni bir insan meydana gelir. Bu yeni insan kendinden öncekilere hem benzer, hem benzemez. Elle tutulur, gözle görülür.
  Yukarda özetlemeye çalıştığımız iki örnek, olayların tümüyle normal koşullarda gelişmesi durumunda söz konusudur. Anormal bir durumda ne olur? (-) ve (+) kutuplar belirli bir noktadan fazla yaklaşırsa ‘kısa devre’ olur, elektrik yanmaz. Bebeğin doğumundan önce geçmesi gereken normal süre tamamlanmazsa ya da aşılırsa, o süreç içerisinde (anne hamileyken) herhangi bir dışarıdan müdahale durumunda (şiddetli sarsıntı, kullanılmaması gereken ilaçlar vb.) bebek ya ölü ya da özürlü doğar.
  Doğru bir düşünce yöntemi kullanarak açıklanması olanaklı olaylara yanlış yöntemlerle sadece bakakalmak “düşünce özürlü” olmanın kanıtıdır. Ve bu durum, “bedensel özürlü” olmaktan daha acı vericidir.
  Bu konu elbette burada bitmiyor. Gelecek sayılarda buluşmak üzere ‘özürsüz’ günler dilerim.

Bakış Gazetesi, Sayı 6, Samsun Mayıs 1996

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü