Resim/Bağlantı: Babür Akdağ tüm yazıları

BABÜR AKDAĞ


Yazarın tüm yazılarına ulaşmak için lütfen buraya tıklayın.
İletişim: babur.akdag@superonline.com 

Değişim 4

  Dört aydır DEĞİŞİM başlığının altında bir şeylere değinmeye çalışıyoruz. Ancak, bu öyle bir konudur ki; üzerine kütüphaneler dolusu kitap yazılsa bile –yazılmıştır da- sadece belli yüzeyleri aydınlatılabilir. O nedenle, bir "makale" boyutunu aşamadığımız için, böyle "dörtleme" yapmak zorunda kaldık..

  İnsanlığın son 7000 yıllık tarihinde engelliliğin yeri:
  Kimi zaman masal kahramanı olarak sevimlileştirilmişler: "Pamuk Prenses ve 7 Cüceler"i okurken, kimse cücelerin birer engelli olduğunu düşünmez bile.. "Notre Dame'ın Kamburu"nda iyi yürekli ama korkunç görünümlü bir engelli vardır. Dede Korkut Masallarının "Tepegöz"ü saldırgan bir engellidir.

  Yunan mitolojisindeki yarı-hayvan yarı-insan olarak tasvir edilen, satyr denilen, aynı şekilde Mısır mitolojisindeki sfenks denilen yaratıkları da aslında birer engelli sayabiliriz. Bunlar dışında, kimi babadan oğula süre giden hanedanların üyelerinin de, herkeslerden gizlense bile, engelli olabildiğini görüyoruz. Ama bu istisnaların dışında engelli, ya "yok" sayılmıştır ya da engelin değil de engellinin "yok edilmesi" gerektiğine inanılmıştır!

  Ta ki; 20. yy.'da ikinci emperyalist paylaşım savaşının sonunda; "engellilik bilinci"nin toplumlar içerisinde yeşermeye başlamasına kadar böyle sürdü.. Teknolojik gelişimin hızlanması, bilgi ve iletişim olanaklarının çoğalması ve yayılması, en çok engellilerin yararına oldu.. Uluslararası ve ulusal boyutta kâğıt üzerinde pek çok adım atıldı. Uygulamada ise, hâlâ çok çok eksiği var! Aşılması gereken çok uzun ve engebeli bir yol var..

  Bundan sonrası:
  Tüm engelliler; insanca yaşamak için, seslerini duyurmak zorundadırlar. Bunun tek tek olmasının, sesin cılız çıkmasına ve duyulmamasına neden olacağı açıktır.

  Her şeyden önce kendilerini eğitmelidirler. Okul içi ve dışı eğitimle kendi haklarını ve bunları elde edebilmek için yapmaları gerekenleri tam ve doğru biçimde öğrenmelidirler. Teknolojiyi boş ve anlamsız şeyler yerine daha işe yarar, daha sonuç alıcı, anlamlı şeyler için kullanabilmelidirler. Bilgi de, ancak paylaşılarak çoğalır.

  Ve örgütlenmelidirler. Birlikte hareket edebilmek, çok kişinin saygıyla karşılayacağı bir "güç" oluşturur. Daha yaşanabilir bir hayatın sağlanması ancak güçlerin birleştirilmesiyle mümkündür. Dürüst, onurlu ve mertçe bir duruş sergileyebilmek için, bu özellikleri barındıran örgütlerde bir araya gelmelidirler. Yoksa oluşturmalıdırlar. Bu sadece bir gereklilik değil, Birleşmiş Milletler'in sakatlar için tüm üye ülkelere önerdiği bir kuraldır: "Kural 18: Sakatların Örgütlenmesi Devletler; sakatlara, kendilerini ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde temsil edecek olan örgütleri kurma hakkını vermelidirler."

  Bütün bunlardan sonra ancak; ilk başta sözünü ettiğimiz değişim, doğru yolunu, yordamını bulur ve GELİŞİM haline gelir..

  Mart 2006

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü