|
|
|
 |
|
Değişim 3
Mevlâna yaşamını; "hamdım, piştim, yandım" sözleriyle özetlemiştir. Bunun
sıralaması herkeste aynı olmak zorundadır. 'Süre' ise farklı
olabilir. Ancak bu, bireyler için böyledir. Bireylerin bir araya
gelerek oluşturduğu toplumlar için durum biraz farklıdır.
Günümüzden 7000 yıl önce "üreten" insanlarla, "ürünleri pazarlayan"
insanların oluşturduğu gruplar ilk kez birbirinden ayrıldı.
"Durumları ve çıkarları" aynı olan insanlar bir araya geldiler.
"Sınıflı" toplum böyle doğdu. "Ürünleri pazarlayan" sınıflar,
"üreten" sınıfa egemen oldu. Bunları istediği gibi çalıştırdı.
Ancak; dünyadaki insan nüfusunun sürekli artıyor, yaşam kaynaklarının da
azalıyor olması, ortaya yeni yeni problemler çıkartıyordu. Bu
kaynakları ellerinde tutanlarla onlara ihtiyaç duyanlar
"paylaşmak" yerine "ele geçirme"yi tercih edince de işin rengi
değişiyor, kan gövdeyi götürüyordu. Sonuçta; o toprağın, suyun,
yiyeceklerin vb. yeni sahibi belli oluyordu. Aradan bir süre
geçtiğinde, bu "yeni sahipler" eskiyor ve yozlaşıyordu. Daha taze ve
diri bir başka topluluk, eskimiş, yoz sahiplerin elinde bulundurduğu
toprak, su vb. için savaşa giriyor ve kazanıyordu. Ve bu sürüp
gidiyordu.
14 ve 15. yy.'a kadar böyle devam etti. Bu tarihten sonra, egemen
sınıflar artık yabancılar tarafından değil de kendi ülkelerinin
örgütlenebilen sınıfları tarafından alaşağı ediliyorlardı. Ne
hikmetse, onlar da bir süre sonra yozlaşmaya başladılar.
Teknolojinin gelişimiyle artık tamamen değişen üretici sınıfı,
ekonomik olarak sömürmeye başladılar. Bu sayede alabildiğine
güçlenen egemen sınıflar, bütün dünya üzerinde güçlerini
hissettiriyorlardı.
Böylece geldik 20. yüzyıla… Bu yüzyıl; insanlar, sınıflar, toplumlar ve
uluslar arası eşitsizliklerin, çelişkilerin hatta uçurumların
alabildiğine arttığı, bütün dengelerin bozulduğu anlara sahne oldu.
Emperyalist egemen güçler, kendi aralarında anlaşamayıp dünyayı
paylaşamayınca, yüzyılın ilk yarısında, o güne kadar görülmeyen
sıcak savaşlar yaşandı. Birincisinin sonunda; dünyanın 1/6'sında,
ikincisinin sonunda; dünyanın 1/3'ünde egemenliklerini yitirdiler.
Yüzyılın ikinci yarısında da, sıcak savaşlarla kaybettikleri
egemenliklerini soğuk savaşla tekrar ele geçirmeye uğraştılar ve
başardılar. Ya da öyle sandılar! Çünkü; hep "DEĞİŞİM" kazandı! Ve
hiçbir şey eskisi gibi olmadı!
Kurmayı düşledikleri "Yeni Dünya Düzeni" öylesine kısa zamanda şapa
oturdu ki; çark etmek zorunda kaldılar, onu da başaramadılar,
yüzlerine gözlerine bulaştırdılar! Bu günlerde de bu durumun
sıkıntısı yaşanmaktadır..
***
Bu süreçte değişmeyen tek şey vardı: DEĞİŞİM! Onun da adı üstünde zaten!
Peki engelliler neresinde bu yazının? Onu da gelecek aya, "DEĞİŞİM
4"e bırakalım, izninizle..
Şubat 2006 |
|
|
|
|