Resim: Dr. Alper Kaya

DR. ALPER KAYA


Yazarın tüm yazılarına ulaşmak için lütfenburaya tıklayın.
İletişim: dralperkaya@superonline.com

  Terri Schiavo ve düşündürdükleri

  Bu yazıyı içimdeki derin üzüntü ve hala yaşıyor olmamdan duyduğum suçluluk duygusu ile yazıyorum. Ben, Alper Kaya, 15 yıllık bir ALS savaşçısıyım. Evet yaşamım zor ve aileme, devletime yük oluyorum. Tüm bunların bilincindeyim.

  15 yıl önce ALS tanısı aldığımda yaşam-ölüm uçurumunun güvenliksiz kayalarında umarsız dolaşırken, kızımın doğumu ile, bir daha o ürpertici uçurumun yanına bile yaklaşmayacağıma -en azından kendi isteğimle- kendi kendime söz verip seçimimi yaşamdan, yaşamaktan yana kullanmıştım. Bu kararla yeni hayatıma, hem bana verilen yaşamın kutsallığı adına hem de kızım ve eşim adına sonuna kadar götürmek umuduyla başlamıştım. Tüm bu ciddi kararları alırken, aynı zamanda bir hekim olarak hastalığımın "kötü bitecek" senaryosunu da ezbere biliyordum. Sonunu bildiğim bu senaryodaki "esas oğlan" rolüne talip olmuştum. Esas oğlan, 3-5 yıl içinde sırasıyla şunları yaşayacaktı: Önce yürüyemeyecek, ellerini kullanamayacak, mesleğini yapamayacak, gitar çalamayacak, tekerlekli sandalyeye oturacak, bebeğini kucağına alıp yatağına götüremeyecek, yutamayacak, soluk alamayacak ve bir gün...

  Fiziksel olarak sağlıklı olduğum günlerde birisi bana ellerimin ve ayaklarımın tutmayacağını, solunum cihazına bağlı yaşayacağımı, ancak bir bilgisayar yardımıyla iletişim kuracağımı, bunlara rağmen yaşamda farklı anlamlar bulacağımı ve hatta mutlu olacağımı söyleseydi bu çılgın hikayeye asla inanmazdım. Kim inanır ki?

  Terri Schiavo, 1990 da geçirdiği beyin hasarı sonrasında verdiği 15 yıllık mücadeleden sonra öldü. Ya da acımasızca öldürüldü. Kocasının eline bir silah verip karısının beynini dağıttığını hep beraber görseydik, bu daha mantıklı olurdu. Hiç olmazsa hekimleri bu kadar zor durumda bırakmazdık. Ölümüne kendisi mi karar verdi, eşi mi yoksa mahkemeler mi? Bu konu tartışılacak. Ancak Terri'nin haberlerdeki görüntülerini seyrederken, annesinin kızından bir gülücük alabilmek için yalvarırcasına bakışı, ona dokunuşu, sanki "bu insanların anlayabileceği bir gülümsemeyle bize burada olduğunu göster" çabaları kolay unutulmayacak. Öte yandan korkarım Terri de yalvaran gözlerle "buradayım" mesajı veriyordu. Bunu da asla bilemeyeceğiz.

  Bize verilen ve "normal" kabul ettiğimiz fiziksel yaşam biçimimizden farklı bir yaşam olması olasılığı yok mudur acaba. Daha dünyada bulunma nedenimizi ve varoluş amacımızı bile tam olarak bilemeden nasıl oluyor da Terri gibiler hakkında karar verebiliyoruz?

  Ölümle burun buruna yaşamayan ya da kısıtlanmış bir yaşamın olabileceğinin hiç bir zaman farkında olmayan çoğu engelsiz insanın, yaşamlarının ne kadar özel ve kutsal olduğuna dair hiçbir fikirleri yok.
  Yaşam çizgisinin sağlıklı ve engelli her iki tarafında da yol aldım. Kendi yaşamıma asla torbada keklik gözüyle bakmadım. Öte yandan 15 yıldır çok yakınında dolaştığım ölümü ve fiziksel engelli bir yaşamı da hiç düşünmemiştim.

  Toplumumuzun ve yasamadaki hukukçularımızın, birçok seviyede yaşam kalitesi olduğu, en kalitesiz sayılan yaşam seviyelerinde bile mutluluk olabileceği konusunda bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Bir tarafta vicdan, insani değerler, diğer tarafta yaratılan her canlının ne kadar özel olduğunun bilinci de hesaba katılarak kanunlar yapılmalıdır.

  Terri gibi, yaşamın anlayamayacağımız bir boyutunda varolanların, bilim ve insanlık için birçok ipuçları ile dolu olabileceğini de unutmamak gerekiyor. Belki de insan denilen canlıyı evrensel planda sonsuza dek daha iyi yaşatmak için Terri'lerin de yaşatılması gerekiyor.
  Ve hep sorulacak bir soru akıllarda kalıyor: Hastaların yaşamına son vermek için ne derecede hasarlı olmaları gerekiyor?

6 Nisan 2005

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü