Resim: Dr. Alper Kaya

DR. ALPER KAYA


Yazarın tüm yazılarına ulaşmak için lütfen buraya tıklayın.
İletişim: dralperkaya@superonline.com

İletişim ana karnında başlıyor

  Sadece iki hücre ile başlayan yaşam, hücrelerin geometrik dizide çoğalması ile dokuların, organların ve sistemlerin oluşumu sonucu ana karnında can buluyor. Her hücrenin nerede, ne zaman bulunacağı, ne kadar büyüyeceği, nerede duracağı, genetik şifresinde tanımlanmış. Tüm bu oluşum sürecinde, binlerce enzim ve kimyasal tepkime yolu ile, canlı içinde var olan her bir hücre bilgi alıyor ve bilgi veriyor. Kısacası iletişimde bulunuyor.

  Daha sonra, duyu organları gelişiyor. Ana karnındaki cenin, bir sıvı içinde yaşamını sürdürmesine karşın, sesleri işitiyor, hatta belki de henüz bilmediğimiz bazı uyarıları algılayabiliyor. Bir gün hareketlenip o meşhur tekmelerini savuruyor ana karnında. "Ben buradayım ve yaşıyorum ey insanoğlu, az kaldı aranıza katılacağım" diyor. Kısacası iletişimde bulunuyor.

  Bir karınca, diğerine duyargaları ile dokunuyor, bir arı kovanda dans ediyor, bir kuş ormanda şarkı söylüyor. Hepsinin birbirlerine anlatacak o kadar çok şey var ki. Kısacası iletişimde bulunuyorlar.

  Bir yunus, aklımızın alamayacağı kadar karmaşık ses dalgaları yoluyla haberleşiyor. Hatta bazı hastalıkların tedavisinde insanoğluna, belki de daha nice deniz canlısına destek veriyor. Gemilerin önünden yüzerek rehberlik yapıyor. Kısacası iletişimde bulunuyor.

  Hele okyanusların hâkimi, balinalar... Binlerce mil uzaklıktan birbirleri ile haberleşiyorlar bir ıslık çalarcasına kolay ve ustaca. Kısacası iletişimde bulunuyorlar.

  Yukarıdaki örnekler, her canlı için çoğaltılabilir. En küçük canlılar olan virüslerden, devasa canlılara, onlarca metrelik ağaçlara; yaşam iletişimle devam ediyor.

  İnsanoğlunun binlerce yıllık bilebildiğimiz tarihinde gezegenleri, yıldızları, gök cisimlerini gözlemlemiş olması da, yaşadığı sistemin dışındaki olası yaşamlarla iletişim tutkusunun bir kanıtı değil mi? Kısacası insanoğlu dünya dışı iletişim için de çaba sarf ediyor.

  Tüm bu örnekler ışığında, iletişimin, canlılar için ne denli önemli ve vazgeçilmez olduğunu söylemek mümkün.

  İletişim neden bu kadar önemli?
  Bu sorunun cevabı, ayrı bilgi ortamlarında tartışılabilir. Temel bilimler, sosyoloji, antropoloji, dilbilim, evrimsel psikiyatri gibi birçok disiplin, bize değerli bilgiler verebilir. Ancak konunun bizi yani engellileri ilgilendiren tarafına değinmek istiyorum.

  Her devletin anayasasında, iletişim özgürlüğü ile ilgili bir madde mutlaka yer alır.

  TC Anayasası, Haberleşme hürriyeti:
  MADDE 22. – Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

  İletişimin olmadığı yerde karmaşa vardır. İletişimin bozulduğu yerde hastalık vardır. Tıpkı otistik yaşamlar gibi, kanser gibi, yalnızlık, yabancılaşmak, soyutlanmak gibi.

  Toplumu oluşturan, ancak toplumdan ayrı yaşamak zorunda kalan ve "engelli" olarak adlandırılan kesim, sadece iletişim ile topluma katılabilir. Sağlıklı toplum için iki yönlü ve sağlıklı bir iletişim zorunludur. Aksi durumda toplumsal hastalıklar ortaya çıkacak, belki de kontrol edilemez hale gelecek ve bir gün tüm sistemin sorunu olarak karşımıza çıkacaktır.

  Hepimizin görevi, sistemin sağlığını korumak ve bunun için gereken iletişim ağını çalışır durumda tutmaktır. Sosyal devlete düşen görev ise, bu iletişimin altyapısını kurmak, bireysel imkânları olmayan, toplu taşıma araçlarından yararlanamayan, kaldırımlar yüzünden evlerinden çıkamayan, milyonlarca engelliye iletişim hakkı tanımaktır. Günümüz teknolojisi bunun için yeterlidir.

01.06.2006

Logo: Hakkımızda
Sitenin tüm hakkı saklıdır
Copyright © 2003 by Engelliler Kulübü