|
|
|
 |
|
İki duvar, bir pencere, bir de
kapı...
Ve diğer pencere
İki duvar bir pencere bir de kapı...
Kapıdan koridora, oradan salona...
Salondan koridora,
Oradan
İki duvar bir pencere bir de kapı...
Benim fiziksel yaşam alanım...
Bugün bu yazıyı size Cancun-Meksika'dan yazıyorum. Vaktim çok dar, daha
gidip görülecek çok yer var. Tadına bakılacak yemekler, içkiler ve
kimbilir belki de Havai'de aşık olunacak bir kadın...
Sonra biraz daha yükseklere çıkıp yörüngede yerçekimsizlik deneyimi
yaşayacağım. Oradan dünyanın aydınlık ve karanlık yüzünü
düşleyeceğim. Yörüngede sonsuza dek kalmakla, savrulup bilinmez
uzayın o ürpertici derinliklerinde kaybolup gitmek arasında bir
seçim yapmanın sonsuz olasılıklarına dalacağım.
Belki de kendimi yerçekimine bırakıp Amerika kıtasında, Kuzey Carolina
bölgesinde yaşayan dostum Bobby'nin evine atacağım kendimi. Neden
mi? Çünkü canım onu görmek istedi bir an...
Öğleden sonra İspanyanın Basque bölgesine bir yolculuğu düşünüyorum.
Biraz İspanyolca çalışmam gerekiyor. Çünkü bildiğim kadarıyla onlar,
güney İspanya kültüründen farklılar. “Ole” bile yok hayatlarında. En
azından "hola"dan başka birşeyler söyleyebilmeliyim dostum Esther
'in balkonunda Türk çayımızı içerken.
Akşam Lynn Carey ile mutlaka görüşmeliyim çünkü dostum Eric Lowen için
düzenlenen bir konserde, yeni albümünden "we belong" söyleyecek...
bu konser kaçar mı?
Urla'da bir bağ ve şarap butiği açmış eski bir gitarcı dostum... “Artık
müziği hobi olarak yapabiliyorum nihayet” dedi geçenlerde
karşılaştık, yıllar sonra Amerika’dan dönüp şarap işi ile uğraşmaya
karar vermişler karı-koca... Urlice şarabından bir şişe sipariş
etmeliyim mutlaka...
Kader dostum, kardeşim Fotios için endişeleniyorum... Ne zamandır haber
yok. Belki yarın bir ara Yunanistan’a geçip Acheron'da yaşayan
Fotios'a kahvaltıya giderim... Kendi gözümle görmeden rahat yok
bana...
Size hiç bahsetmiş miydim? Güney Kore'de yaşayan bir dostum var benim.
Adı Bjongchil... Bana "kimchy" gönderecek... her derde deva bir
yiyecek olduğunu söylüyor, bizim bildiğimiz lahanadan yapılıyormuş.
Umarım gümrükte sorun çıkarmazlar da şifa niyetine yerim.... Laf
aramızda içine bir tane de "snow crabs" koyacak.... "Harika bir
doping olacak sana" diyor dostum Bjongchil...
Kaybettiğimiz bir dostum için oluşturulan koruluğu görmeye gideceğim.
Vefalı dostlarının diktiği çam ağaçlarına bakıp anıları yadedeceğim...
Haftasonu gelmeden kızımın sınav sonuçlarına bakmalıyım. Alsancak’a
gitmem gerekiyor. Hazır oraya gitmişken dönüşte Migros’tan biraz
alışveriş yapayım... Elçin'im yoğun bir hafta geçirecek hastanede ve
ben iyi bir eş olmalıyım değil mi?
Çarşamba veya perşembe günü annemi ve babamı göreceğim. Hem onlara
göstermek istediğim fotoğraflar var... Geçen hafta sonu dostlarım
baskın yaptı bana... Harika dostlarım... Ne gündü ama... Hayatım
boyunca unutmayacağım bir gün yaşadım... Fotoğrafları babam görünce
çok sevinecek. Hangi baba sevinmez ki böyle bir sevgi gösterisine?
Bu yazıyı yazarken, karşı apartmanın çatısına yuva yapmış, bembeyaz
karnını göstere göstere uçan martıların seslerini işitebiliyorum.
Başımı kaldırıp penceremden baktığımda, masmavi ve huzurlu bir
denizde balıkçı teknelerini görüyorum. Sekiz katlı, tertemiz, sarı
rengi ile gözlerimin önünden süzülerek geçiyor "Grimaldi" gemisi.
Bir saksağan balkonuma konuyor, bahçede bir kedi karnını güneşe
vermiş geriniyor, okula geç kalmış bir öğrenci telaşla koşuyor,
balkonda çamaşır asan bir kadının eteğini bebeği çekiştiriyor, kısa
boylu bir kadın, eşofmanını giymiş, sabah yürüyüşüne çıkmış, hırsla
yokuşu tırmanıyor. Kapıcı, temizlik yapıyor, evlerde hayat
başlıyor...
İki duvar bir pencere bir de kapı...
Kapıdan koridora, oradan salona...
Salondan koridora,
Oradan
İki duvar bir pencere bir de kapı...
Benim fiziksel yaşam alanım...
Artık bir dizüstü bilgisayarım var... Çünkü dostlarım var... Artık
gidecek, görecek yerler var... Çünkü umudum var... Çünkü yaşama
sevincim var... Çünkü bir yaşamı öyle ya da böyle sonuna dek
deneyimleyecek gücüm var... Elçinim var, kızım var, onlar için atan
bir kalbim var... Düşünüyorum, hayaller kuruyorum, yaşıyorum...
Çünkü "ben" varım...
Alper Kaya
06.03.2007
Not: Bu yazı, sanal klavye (onscreen keyboard) ScreenDoors
2000 ile yazılmıştır. 4105 karakter içerir ve her karakter, sol
elimin işaret parmağı hareketiyle (fare tıklaması) oluşturulmuştur.
Fare tıklaması yapabilmek, iletişimin devam etmesi demektir. |
|
|
|
|