|
|
|
 |
|
Hayatın 2 yılı kaç para eder?
İnsan hayatına değer biçmek şöyle dursun; hayatın sadece 2 yılı kaç para
eder?
1000 ytl? 100.000 ytl?
Sabahın ilk ışıklarıyla uyandığımda, başucumdaki solunum cihazımın
fısıltısını duyarım. Birçoğunuzun farkında olmadan aldığınız nefesi
benim dostum solunum cihazım bana bağışlıyor.
Son zamanlarda neredeyse her sabah kendime sorduğum bir soru...
Hayatın sadece 2 yılı kaç para eder?
Herşeyin bir bedeli var mıdır?
Evet...
Bu bedel her zaman parasal bir değerde midir?
Sevdiği bir yakınını, o soğuk toprağa vermiş, üzerine serpilen toprağı
görürken çaresizlik ve acı içinde gözyaşı dökenlere soralım:
Yakınınızı bir haftalığına hatta bir saatliğine tekrar görmek için
neleri feda ederdiniz? Bu soruyu bir de kendimize soralım...
Cevabınız?
Vereceğimiz cevabın içinde hayatın değeri yatmaktadır...
Bu cevap benim için özel bir anlam taşıyor. Çünkü 2 yıldan beri solunum
cihazı ile yaşıyorum, yaşatılıyorum...
Yaşam, nefes almak ise, bunu benim yerime solunum cihazım
gerçekleştiriyor. Yaşam boyunca alacağımız nefes artık kısıtlı
değil. Vücudumun yapamadığı işlevi bir solunum cihazı yapabiliyor.
Bu küçük cihaz, dakikada 12 kez, 800 cm3 havayı akciğerime pompalıyor.
Diyafram kasının yapamadığını yapıyor. Küçük bir hesap ile, saatte
720, günde 17.280 ve yılda 6.300.000 nefes!
ALS ( Amyotrophic Lateral Sclerosis) hastalığı, kaslarımıza
elektrik uyarısı gönderen sinir hücrelerinin ölümüne yol açıyor.
Giderek yaşamsal kaslardan sayılan diyafram kası da çalışmaz duruma
geliyor. 2 yıl önce yoğun bakım ünitesinde nefes borusuna bir hava
yolu (tracheostomy) açılarak solunum cihazına bağlandım. Şu dakikaya
dek solunum cihazı desteği ile yaşıyorum.
ALS hastalarının ortalama %80 i ilk 5 yıl içinde yaşamını yitiriyorlar.
Ben, geri kalan %20 lik grup içindeyim ve tanı konduktan sonra 16
yıldır yaşıyorum. Bu açıdan kendimi şanslı görüyorum. (Bazılarına
göre bu hastalıkla 16 yıl uğraşmak şanssızlık sayılsa da)
Günümüzde hastalığımın bilinen bir tedavisi yok. Ancak tıbbi
teknolojideki yenilikler, hastalıkla başetmeyi kolaylaştırıyor.
Mikroişlemcilerin gelişmesiyle giderek ivme alan teknolojik gelişmeler,
benim de hayatımı kolaylaştırmaya başladı. Akülü tekerlekli
sandalyeler daha kullanışlı hale geldi. Herhangi bir çalışan kas ile
kullanılabilen microswitch'ler, artık sizi bilgisayara bağlayarak
birçok işlemi yapmanıza olanak veriyor. Bilgisayar teknolojisi
yardımıyla bu satırları yazabiliyorum. Hatta bir gün sesimi de
kaybedecek olursam, yazdıklarımı benim yerime konuşacak bir program
bile mevcut.
Sözettiğim teknolojik gelişmeler içinde belki de en önemlisi ya da
yaşamsal önemi olanı, solunum desteği veren sistemlerin
geliştirilmesidir. Bir zamanlar bir oda büyüklüğündeki çelik
ciğerler şimdi 3-5 kilodan fazla olmayan, taşınabilir cihazlar
haline gelmiştir.
Sosyal güvencem, yukarıda sözettiğim hayatı kolaylaştıran teknolojik
cihazları karşılamasa da şu anda kullandığım yaşamsal cihazları
karşılamıştır. (Yeni sağlık sistemimizde yani "sağlıkta dönüşüm
projesi”nde artık benim gibi hastaların durumu daha iyi olmayacak
gibi görünüyor)
Sosyal güvencemin olmaması durumunda halim ne olurdu düşünmesi bile
korkunç!
Ailem, akrabalarım, dostlarım, hiç çekinmeden ellerinden geldiğince
parasal destek verirlerdi büyük olasılıkla ama nereye kadar?
Tüm bahsettiğim teknolojik desteğin var olması, kendi yaşamımın ve
çevremdekilerin yaşamının çok kolay olduğu anlamına da gelmiyor
kuşkusuz. 24 saat bakım gerektiren hastalıklarda evde bir
yardımcının olması zorunludur. Zaman zaman hemşirelik hizmeti almak
kaçınılmazdır. Bu tür hizmetlerin parasal karşılığı halihazırda
sosyal güvenlik kurumu tarafından ne yazık ki karşılanmamaktadır.
(Benim durumumda olanların sosyal güvencesinin karşılamadığı daha ne
çok harcama listesi olduğunu listelesem inanılmaz olduğu görülür
ancak bu, ayrı bir konu)
Şimdi, yazımın başındaki soruya dönelim.
2 yıldır solunum cihazı ile yaşıyorum. Bu süre içinde kızımın ergenlikten
genç kızlığa geçişini yaşadım. Aile içinde birçok doğum günü
kutladık. Yoğun bakımda evlilik yıldönümümüzü kutladık.
Dostlarımızın iyi-kötü günlerini paylaştık. Onların çocuklarının
sınav streslerini, nişan düğün heyecanlarını, yeni doğan bebeklerini
gördük. Güldük ağladık birlikte.
Tüm bunlar için bir fiyat biçelim bakalım.
Sizce ne kadardır 2 yılın bedeli?
Sevgilerimle
13.08.2006 |
|
|
|
|