
Kur'an'da Engelliler
Kur'an'ın Engellilere Yaklaşımı ve Bakış Açısı
Yazan: Emine Gül |
Akis Kitap
/ İnceleme - Araştırma Dizisi
Engellilik ve engelliler, tarihin başlangıcından bugüne
değin hep varolagelen olgu ve insanlardır. Hiçbir din ve
millet ayırımı olmaksızın bütün toplumların ilgilendiği,
anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştığı engellilik bugün daha
da önem kazanmıştır. Gelecekte de insanlığın ve insan
haklarının gündeminde olacağına inandığımız engellilik
olgusuna Kur'anın yaklaşımını bu çalışma ile ortaya koymayı
hedefledik.
Zaman zaman insan aklını ve kudretini aşan engellilik
olgusunu yine aynı insan aklı ile anlamaya çalışmak pek
kolay değildri. Bu zorluğu bilerek insanların dünya ve
ahiret saadetini gaye edinen Kur'an'ın bu konuda
engelli-engelsiz tüm insanlara ve insanlığa sunduğu
yaklaşımı belirlemek istedik.
Engellilik olgusunu gerek bundan ondört asır öncesine yani
tarihe bakan yönüyle, gerekse bugüne ve geleceğe bakan
yönüyle anlamlandırmaya çalışmak, araştırmanın temel
hedefini teşkil etmektedir. Çünkü Kur'an'da bahsi geçen ve
oldukça ayrıntılı yer verilen engellilik olgusunun,
insanlığın bugününe ve yarınına bakan bir yönü olduğu
muhakkaktır. Kur'an'ın evrensel ve zamanlar üstü oluşu da
bunu gerekli kılar.
Bu araştırmadaki amacımız, kendini anlama ve anlamlandırma
çabası içinde olan engelli insanlara Kur'an'ın yaklaşımının
ne olduğu ve Kur'an'ın her meseleye, gerektiği ve insanlara
lazım olduğu kadarıyla temas ettiği gerçeğini ayetler
perspektifinden engelli-engelsiz tüm insanlara sunmaktır.
144 sayfa
İstanbul, Ağustos 2005
Kitap çıkmadan önce yapılmış bir röportaj:

Toplumun engellilere ihtiyacı var
Çok ağır bir hastalığın pençesinde dünyaya gelen oğlunun yaşam
mücadelesinden yola çıkan Emine Gül, akademik anlamda bir
çalışma yaparak, “Kur’an’ın Engelliye Yaklaşımı” adında bir
doktora tezi hazırladı.
Çıkan sonuç şu: Kur’an’ı Kerim’e göre, toplumun engellilere ihtiyacı var.
Annelik imtihanının en ağırını belki de engelli çocukları dünyaya getiren
anneler yaşıyor. Onlar çocuklarının ebedi kaderiyle hayatın
güçlükleri arasında yıkılıyorlar çoğu zaman. Emine Gül de
bir engelli annesi. Ama onu engelli çocuğu olan birçok
anneden ayıran yönü yılgınlık yerine örnek bir mücadelenin
içine girmiş olması. Çünkü oğlu Ahmet’in hastalığı Gül’e
akademik anlamda bambaşka bir kapı açtı ve oğlu bir anlamda
onun ilham kaynağı oldu.
Dünyaya ölümcül bir hastalığın pençesinde gözlerini açan küçük Ahmet’in
sürdürdüğü yaşam mücadelesinden yola çıkan anne Gül, aynı
zamanda alanında bir ilk çalışma olan “Kuran’ın Engelliye
Yaklaşımı” adlı doktora tezini kaleme aldı.
İslam engellileri sosyal hayata davet ediyor
İnsanlık tarihi sürecinde hep varolan engellilik konusunu Kur’an’ı
Kerim’in ışığında anlatan tez, Diyanet İşleri Başkanlığı
Yayınları’ndan yakında çıkacak. Uzun bir çalışmanın
sonucunda ortaya çıkan kitaptaki bilgileri referans gösteren
Gül şu noktayı vurguluyor: “Engelliler bu dünyaya boşuna
gelmedi, onlar bu toplumun imtihanı.”
Emine Gül, kitabıyla ilgili ilk çalışmalara bundan 10 yıl önce başlıyor.
1995’te bir erkek çocuk dünyaya getiren Gül, doğumdan 6 ay
sonra korneadaki bir bozukluk için gittikleri göz doktorunun
yaptığı uyarı üzerine genetik test yaptırınca oğulları
Ahmet’in milyonda bir görülen “Mukopoli Sakkaridoz tip I”
adlı genetik bir bozukluktan kaynaklanan hastalığı olduğunu
öğreniyor. Alfa-hydranalin adında bir enzim eksikliğinden
kaynaklanan bu hastalık hakkında doktorlardan aldıkları ilk
bilgileri ise Gül şöyle anlatıyor: “Tıbben bir tedavisi
olmayan bu hastalık, ağır seyrediyor fakat yaş ilerledikçe
vücutta ciddi arazlar bırakarak görme, işitme, yürüme ve
zihinsel yeteneklerini kaybettiriyor.”
Bu bilgilerle yetinmeyerek eşiyle birlikte araştırmalarını sürdüren Gül,
bu sayede ABD, İngiltere ve Kanada’da yaşayan Mukopoli
Sakkaridoz hastalığına yakalanmış çocukların yakınlarına
ulaşıp hastalıkla ilgili daha detaylı bilgiler alıyor. 1998
yılında hastalığın sebebi olan eksik enzimi suni yollarla
üretmek için ABD’de bir çalışma yapıldığını öğreniyorlar ve
bu ilacın 5 yıl boyunca piyasaya çıkmasını beklemeye
başlıyorlar.
Toplum üzerine düşen görevi yapmıyor
Gül, Temmuz 2003’te nihayet ilacın piyasaya çıktığını
belirterek bu gelişmeyi “Rabbimin bize sunduğu bir mucize”
diye tarif ediyor ve engelli çocukları olan diğer ailelere
sesleniyor: “Engelli çocukları olan aileler umutlarını
yitirmeden dua etsin ve tıbbi anlamda yapılacakları güçleri
nispetinde yerine getirmeye çalışsınlar.”
Oğlunun hastalığı döneminde engelliler hakkında çok sayıda yaşanmış
öyküler okuyan Gül, aynı zamanda bu alanda yapılmış akademik
çalışmaları da inceliyor. Bugüne kadar engellilerle ilgili
Kur’an merkezli herhangi bir çalışma yapılmadığını da fark
ediyor. Durum böyle olunca doktora tezini engelliler üzerine
hazırlamaya karar veriyor. Bundan 14 asır önce engellilere
toplumun nasıl davranması gerektiğini Abese suresinde âmâ
bir zatla Hz. Peygamber arasında geçen hadiseyi anlatmak
suretiyle ortaya koyduğunu dile getiren Gül, “İslam dini
engelli tüm insanlara dini ve sosyal yaşamlarında her tür
kolaylığı sunmuş ve engelli insanları evlerine kapanmaya
mahkum etmeyerek güçleri nispetinde aktif sosyal yaşama
dahil etmiştir.” diyor ve konuya şu hadisle açıklık
getiriyor: “Peygamber Efendimize (sav) gelen bir kişi ‘Ben
görme engelliyim acaba namaz için mescide gelmesem olur mu?’
diyor. Peygamber Efendimiz (sav) ona ‘Ezanı duyuyor musun?’
diye soruyor. ‘Duyuyorum.’ cevabını alınca, ‘O zaman senin
için bir fetva bulamıyorum.’ diyor. Buradan da anlaşıldığı
gibi İslam, engellileri sosyal hayatın içine davet ediyor.”
Engellilerin topluma olduğu kadar toplumun da engellilere ihtiyacı
olduğunu vurgulayan Gül, “Onlar cemiyete katılmadıkça toplum
bu insanlarla nasıl yaşanılacağını öğrenemiyor. Kur’an’da
‘Biz sizin taşıyamayacağınız yükü size yüklemeyiz.’ diyor
ama bugün engelliler ve engelli aileleri üzerinde ağır bir
yük var ve eziliyorlarsa bu toplumun kendi üzerine düşeni
yapmayarak onu da engelli insanlara yüklemesinden
kaynaklanmaktadır. Yani bunun sebebi insanların kendilerinin
taşıması gereken yükü taşımamalarıdır.” diyor.
Katıldığı bir panelde otistik çocuğu olan bir ilahiyat hocasının
yaşadıkları toplumsal duyarsızlığa bir örnek gibidir. 21
yıldır sahip oldukları özel çocuklarıyla ilgilenmişler; ama
bu süre zarfında hiçbir akraba ya da ahbaplarının ‘Bugün de
çocuğunuza biz bakalım da siz eşinizle baş başa bir yere
gidin.’ dememiş.
Emine Gül, Peygamber Efendimizin yetenekli oldukları müddetçe bedensel
engellilere çok önemli görevler vermekten çekinmediğini
hatırlatıyor. “Görme engelli bir zat olan İbni Mektum adlı
sahabeyi Peygamber Efendimiz, Mekke dışına çıktığı zaman
kendi yerine vekil tayin etmiştir. Yine ortopedik engelli
bir zat olan Muaz b. Cebel Yemen’e vali olarak tayin
edilmiştir. Onu vali tayin etmesinin nedeni yeteneğine ve
zekasına güvenmesidir. Kuran’da yer alan toplumun
engellilere nasıl davranması gerektiğini anlatan 12 ayet de,
bu görme engelli zatla Peygamber Efendimiz arasında geçen
bir konuşmadan sonra vahiy edilmiştir. Mekkeli müşriklere
tebliğ etmenin heyecanını yaşayan Hz. Muhammed, kendisine
“Ya Muhammed Allah’ın sana bildirdiğini bana anlat.” diyen
bu âmâ ile ilgilenemeyince, ‘Kör geldi diye yüzünü
buruşturdu. Nereden bileceksin o anlayacak ve bundan
faydalanacak. İstemedikleri halde sen diğerlerine
yöneliyorsun. O ise istiyor.’ (Abese Suresi) ayeti vahiy
olmuştur. “
Engelilik insanın lehine bir durumdur
Ayrıca Hz. Peygamber, engellilerin ticaret yapmasını
kolaylaştıracak ve sağlıklı kimselerin engellilerle bir
arada yaşamaları konusunda temel ahlaki prensipler koyuyor.
Görme engelliye yol göstermeyi, sağır ve dilsize laf
anlatmayı da sadaka olarak değerlendiriyor, yardım etmeyi
teşvik ediyor.
Gül, Kur’an’da verilen engelli örneklerinin bir geçmişe bir de günümüze
ve geleceğe bakan yönleri olduğunu, insanın kabulde
zorlandığı hikmetini anlayamadığı bu durumlar karşısında
Kur’an ayetlerinin kendisine yol gösterdiğini ve dayanak
olduğunu ifade ediyor. Bu bağlamda Kur’an’ı Kerim’de hayır
gözüken şeylerin şer, şer gözüken şeylerin de hayra
dönüşebileceğinin delilleri sunulmaktadır; “Engellilik
Yaratıcı kudret açısından insan aleyhine bir durum değil
lehinedir de denilebilir.” Gül’e göre hiçbir durum; engelli
ya da engelsiz olmak; nihai sonuç değildir. Kuran’ı Kerim’de
insanları engelli ya da engelsiz diye kategorize etmez
“Bu modern aklın bir ayrımı. Ama elbette ki bu insanları görmezlikten de
gelmiyor. Tüm insanlar Allah’a kul olmanın muhatabı kılıyor.
Sadece zihinsel engelliler dini yükümlülüklerden muaf
tutuluyor.” diyor...
Aksiyon Dergisi
Sayı: 535
07.03.2005
Sevinç Özarslan |