
Işığa Sarılmak
Yazan: Michael Ignatieff |
EVEREST
YAYINLARI
Çağdaş Dünya Edebiyatı
Her şey o kadar bildik ki: Anne, kendi ailesinden miras
olarak aldığı ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır, bu
nörolojik bir hastalıktır ve öleceği bellidir. Üstelik bu
hastalık sırasında hafızasını kaybeder, hareketlerini ve
tepkilerini kontrol edemez, ama tuhaf bir şekilde direnmeye
başlar. Hayatı boyunca en büyük tutkusu olan resim yapmayı
bile bıraktığı için, bilincinin gidiş gelişleri içinde o da
apayrı bir hayata tutunma mücadelesi verir. Tabii her şey
bununla sınırlı değildir. Oğul aynı zamanda bir
felsefecidir. Ve erken yaşta bunayan annesinin uğradığı
çöküntünün izinden giderek kendi özüne; başka bir ifadeyle,
Sokrates'ten başlayıp Montaigne, Pascal, Rousseau ve
Goethe'ye uzanan bir özbilinç tarihine ulaşmaya çalışır.
Dolayısıyla bu süreci, ağabeyinin sergilediği gibi, başarı
uğruna apayrı sularda yelken açan iradenin tehlikeli
sınırlarının zorlanmasını esas alan modern dünyaya karşı bir
eleştirel sorgulamaya dönüştürür. Yazar en can alıcı soruyu
da bu noktada yöneltir: Gerçeğin insanı tükettiği bir çağda,
hala gerçeğe tutunmak ve "ben sevgisi"nden başka rehber
tanınamamak ne kadar doğrudur? Modern çağ hayatının aileyi
parçalayan, anne baba ile çocukları ayrı evlerde ve ayrı
şehirlerde kendi kaderleriyle baş başa bırakıp, dayanışmayı
ancak telefonla destek vermeye indiren bu bileşimi, bizi
yüzyıllardır kıvrandıran "suçluluk" duygusundan ve "vicdani
muhakeme"den yüz akıyla çıkarabilecek midir?
Işığa Sarılmak, hayatta hepimizin başına gelen, annelerimiz
ve babalarımız hastalandığı ve yaşlandığı zaman onlarla ne
kadar ilgilendiğimizi, onların bize verdiği sevgiyi ve
şefkati, tam da en çok ihtiyaç duydukları zamanda bizim
onlara ne kadar gösterdiğimizi sorgulayan bir roman. Aynı
zamanda bir oğulun, yakalandığı ölümcül hastalık nedeniyle
annesinin yatağı başında kendi vicdanı ve hayatla
muhasebesini yaptığı bir roman. |