|
Mukopolisakarid
Bozukluklar (MPS) Sanfilippo Sendromu
MPS‘li çocukların bazılarının anormal görünümde olmadıklarından ve
semptomlarının tüm çocuklarda görülebilecek genel türden semptomlar
olduğundan, tanı genellikle çok geç konmaktadır. Doktor, ciddi bir
sorun olduğunu anlayabilmek için yeteri kadar bilgi sahibi olmalı ve
tanı konmasına yardımcı olacak idrar ve kan testleri istemelidir. Tanı
konmadan önce bir soyda bir veya daha fazla hastalıklı çocuğun
görülmesi olağandışı değildir.
Bozukluğun ikinci evresi, aşırı hareketli, hiç rahat durmaz ve
genellikle çok zor davranış biçimiyle tanımlanıyor. Bazı çocuklar
geceleri çok az uyur. Çoğu her şeye burnunu sokar; bir ebeveynin
dediği gibi “ musluklar favorimizdir, bizim evde sürekli sel olur”.
Çoğu çiğnemeyi sever; ellerini, elbiselerini veya ellerine
geçirdikleri herhangi bir şeyi, “eğer ulaşılmaz değilse kül
tablalarının içindekileri bile “ çiğnerler.
Ne üzücüdür ki; zamanla, anlama ve dil kabiliyetlerinin yitirilmesi ve
çocukları ile iletişim kuramamaları ebeveynler için çok güç bir durum
doğuruyor. Bazıları farklı iletişim yolları bulabiliyor. “Onunla
konuşmamı seviyor, gözleriyle gülüyor, aynı zamanda onlarla konuşuyor
da ve tüm yüzü sevgiyle aydınlanıyor”. Bazı çocuklar tuvalet
alışkanlıklarını hiçbir zaman kazanamıyorlar, kazananlar ise er geç bu
kabiliyetlerini kaybedebiliyorlar.
Bozukluğun üçüncü evresinde Sanfilippo Sendromlu çocukların gelişimi
yavaşlamaya başlıyor. Ayakları ile ilgili çok büyük sorunlar ortaya
çıkıyor. Düşme eğilimleri, yürüme ve koşma faaliyetleri oranında
sıklaşıyor. Zamanla, yürüme kabiliyetlerini yitiriyorlar. Hayatlarını
bazen çok daha rahat yaşayabilirler; fakat hareketsiz bir çocuk veya
ergene bakım yükümlülüğünün fiziksel yorgunluğu altında ezilen
ebeveynlerin yardıma ihtiyacı olduğu kesindir.
Sanfilippo Sendromlu çocuklar aşağı yukarı normal boya kadar
büyüyorlar ve diğer MPS bozukluklarına göre dış görünüşlerindeki
farklılıklar daha az görülebiliyor. Saçları normalden daha sık ve
kalındır ve vücutları normalden daha kıllı olabilir. Kaşları
genellikle koyu, gür ve bitişik olabilir.
Tüm MPS bozuklukları arasında Sanfilippo Sendromlular en az fiziksel
anormallik göstermektedirler. Bununla beraber, davranış problemleri
muayeneyi zorlaştırdığından basit ve tedavi edilebilir ( örn. kulak
enfeksiyonu gibi ) durumlarda bile muayenenin yapılamaması önemli bir
husustur. Ebeveynler, uzun süreli rahatsızlıklarda çocuğun tedavisi
ile ilgilenecek sabırlı bir doktor buluncaya kadar aramak zorunda
kalabiliyorlar. Eğer çocuğunuzun ağrısı olduğunu düşünüyorsanız
doktorunuza danışmakta tereddüt etmeyin.
Sanfilippo Sendromlu çocukların parmakları bazen pençe gibi kıvrık
oluyor ve kolları tamamen uzamayabiliyor. Zaman geçtikçe, geniş
eklemlerin hareketinde kısıtlama olabiliyor. Genel olarak, kalbin
bozukluktan etkilenmediği kabul edilmektedir. Bununla beraber, bazı
Sanfilippo Sendromlu çocukların kalp kapakçıklarından madde
kalıntılarından kaynaklanan hırıltılar çıkabiliyor. Eğer olağan
muayenede hırıltı olduğu ortaya çıkmışsa, ayrıntılı kalp kontrolü
gerekmektedir.
Bazı çocuklar cerrahi müdahale sırasında ve sonrasında kan
pıhtılaşması problemi yaşayabilirler. Ameliyat öncesi yapılacak
testlerle çocuğunuz için bir sorun olup olmayacağını önceden bilmeniz
önerilmektedir. Bununla ilgili olarak doktorunuza danışarak
kontrolleri yaptırınız.
Diğer MPS bozukluklardan farklı olarak gözlerinde korneal lekelenme
oluşmuyor. Karaciğer ve dalakta hafif büyüme görülebilir, fakat bir
probleme yol açmaz. Bu çocuklar bazen fıtık olabiliyorlar.
Birçok Sanfilippo Sendromlu çocukta sık sık soğuk algınlığı,burun
tıkanıklığı ve göğüs enfeksiyonu görülüyor.
Üzerinde durulması gereken birkaç fiziksel problem var:
*Geçici Sağırlık: Orta kulağın normal çalışması dış kulak
kanalı ve atmosferde olduğu gibi kulak zarına uygulanan basınca
bağımlıdır. Bu basınç burun arkasından orta kulağa kadar uzanan östaki
borusunca eşitleniyor. Eğer boru tıkalıysa kulak zarına uygulanan
basınç inecek ve zar çekilecektir. Eğer bu olumsuz basınç devam ederse
, orta kulak astarından gelen sıvı birikecek ve zamanla tutkal gibi
koyu kıvama dönüşecektir. Buna orta kulak akıntısı denir.
Eğer çocuğa hafif genel anestezi uygulanması mümkünse kulak zarında
küçük bir delik açılarak sıvı geri emilebilir ( miringotomi ). Daha
sonra deliği açık tutmak ve havanın dış kulaktan östaki borusuna kadar
girmesini sağlayarak döngünün tekrar çalışması için küçük havalandırma
borusu ( PE borusu) yerleştirilebilir. Bazen lenf bezlerinin de
ortadan kaldırılması gerekebilir.
Borular zamanla işlevselliğini yitirir. Eğer çocuktaki geçici sağırlık
kendiliğinden düzelmezse daha uzun süre işlevselliğini koruyan T-boru
kullanmaya karar verilebilir.
*Bağırsaklarla İlgili Problemler: Birçok Sanfilippo Sendromlu
çocuk nedeni henüz tam olarak anlaşılamayan şiddetli ishal nöbetleri
yaşarlar. Otonom sinir sistemlerinde bir eksiklik olabileceği
düşünülüyor. Otonom sinir sistemi genellikle istem dışı çalışan vücut
fonksiyonlarını kontrol eder. Çocuklar büyüdükçe sorun ortadan
kalkabilir, fakat diğer nedenlerle önerilen antibiyotikler tarafından
daha kötü bir duruma da getirilebilir.
Bazı çocuklara ilaç tedavisiyle, bazılarına da fazla katı yiyecek
içermeyen diyete geçiş sağlanarak yardımcı olunabilir. İshale neden
olabilecek veya daha kötü bir hal almasına yol açabilecek
organizmaların bağırsak duvarında artmasını engelleyen lactobacillus
içeren sade yoğurt çoğu zaman yardımcı olur.
Çocuk büyüdükçe daha az aktif olduğundan ve kasları zayıfladığından
peklik ( kabızlık ) problemi ortaya çıkabilir. Eğer diyette katı veya
sıvı madde artışı yarar sağlamıyorsa ve de çocuğun durumu ilaç
almasına müsaitse doktor laksatif ( gevşetici) ilaç verebilir .
*Nöbetler: Bozukluğun ileri aşamasında bazı Sanfilippo
Sendromlu çocuklarda sık sık ani bilinç kaybını beraberinde getiren
küçük nöbetler görülür (hafif sara-petit mal). Nöbet geçirdikleri gün
çocuklarda temas veya beslenme zorlukları her zamankinden daha fazla
görülebilir. Bazıları ilaçlarla kontrol edilebilir sık nöbetler (grand
mal) geçirebilirler. Nöbet süresince, kusmuğunu yutmasını engellemek
için çocuğunuzu yan yatırmanız gerekmektedir. Nöbet bitinceye kadar
çocuk bu pozisyonda kalmalıdır. Nefes yolunun açık olup olmadığını
kontrol etmeli , fakat çocuğun ağzına hiçbir şey koymamalısınız.
Sanfilippo Sendromlu çocuklar ergenlik dönemini çağrıştıran normal
değişiklikler yaşarlar.
*Yaşam süresi: Yaşam süreleri oldukça değişkendir. Ortalama
yaşam süresi 14 yaş civarındadır , fakat bazı çocuklar daha erken
yaşta hayata veda ederken , bazıları da 20’li yaşlarına kadar hayatta
kalırlar. Bazen hafif düzeyde hastalık belirtileri gösteren bireyler
30’lu yaşlarına kadar veya çok nadir hallerde 40’lı yaşlarına kadar
yaşarlar.
Sanfilippo Sendromu
Sanfilippo Sendromu bir Mukopolisakarid bozukluğudur ve yaygın olarak
MPS - III adıyla da bilinmektedir. Bu bozukluk ismini, 1963 yılında
A.B.D. ‘de sendromu tanımlayan ilk doktorlardan biri olan Dr.
Sylvester Sanfilippo‘dan almıştır.
Bu kitapçık, ebeveynlerin ve doktorların tecrübelerine dayanan
anlatımları ve tıp literatüründeki referanslar baz alınarak İngiltere
MPS Cemiyeti tarafından hazırlanmıştır. Burada MPS bozuklukları için
sihirli bir tedavi anlatılmıyor, fakat çocuklara ve yetişkinlere
hayatlarını sürdürmelerine ve ortaya çıkacak problemlerini
halletmelerine yardımcı olacak hususlar yer almaktadır.
* Mukopolisakaridler; vücudun doku birleşiminde kullanılan şeker
moleküllerinin uzun zincirleridir.
* Sakarid (saccharide); şeker molekülleri için kullanılan genel
terimdir (sakarin gibi).
* Poli (poly);çok anlamına gelir.
* Muko (muco); moleküllerin koyu, jele benzer kıvamına işaret ediyor.
Vücutta sürekli madde mübadelesi süreci yaşanmaktadır. Gerekli
maddeler kullanılır, gereksiz maddeler tahlilden geçerek vücuttan
atılır. Sanfilippo Sendromlu çocuklar, heparan sülfat olarak
adlandırılan kullanılmış mukopolisakaridlerin parçalanmasında önemli
rolü olan enzimden yoksunlar. Tam olarak parçalanmamış
mukopolisakaridler, vücuttaki hücrelerde saklı kalıyor ve ilerleyen
hastalıklara neden oluyor. Bebeklerde bozukluk çok hafif belirtiler
gösterebilir, fakat hücreler hasara uğradıkça semptomlar da görülmeye
başlıyor.
Sanfilippo Sendromuna neden olan 4 farklı enzim yetersizliği mevcuttur
ve bu durum A,B,C,D tipleri olarak tanımlanmıştır.
Genellikle bozukluğun bu 4 tipi arasında çok küçük farklılıklar
vardır, fakat diğer tiplere göre hastalıktan etkilenen bireylerin
yetişkinliğe kadar hayatta kalabildiği en hafif tip B tipidir.
MPS bozukluğunun herhangi bir türüne yakalanma oranı Hollanda‘da
24.000 doğumda 1; A.B.D.‘de 25.000 doğumda 1 olarak tahmin ediliyor.
Hepimiz, uzun, kısa, orta boylu vs. olmamızı kontrol eden,
ebeveynlerimizden miras kalan genlere sahibiz. Miras edindiğimiz bazı
genler “resesif (çekinik)“dir. Yani bu genleri taşırız, fakat
gelişimimize herhangi bir etkisi yoktur. Hurler Sendromu resesif
genden ileri gelir. Eğer anormal gen taşıyan bir yetişkin başka bir
taşıyıcıyla evlenirse, çocuklarının ebeveynlerin her birinden bozuk
gen miras edinmesi ve hastalığa yakalanma riski her gebelik için
1/4’tür. Sanfilippo Sendromlu hastaların bu hastalığa yakalanmamış
kardeşlerinin taşıyıcı olma riski 2/3’tür. Bununla beraber, bozukluk
çok nadir görüldüğünden yeğenleri veya diğer yakın aile üyelerinden
biriyle evlenmemeleri şartıyla başka bir taşıyıcı ile evlenme
olasılıkları çok azdır.
Bozukluğa yakalanmış çocukların tüm akrabaları doktorları veya genetik
danışmanları aracılığıyla ayrıntılı bilgi araştırması yapmalıdır.
Eğer Sanfilippo Sendromlu bir çocuk sahibiyseniz, bir sonraki
hamileliğiniz süresince taşıdığınız bebeğin de bozukluktan etkilenip
etkilenmediğini öğrenmek için testler yaptırmak mümkündür. Eğer
testlerin düzenlenmesini istiyorsanız, hamileliğin erken aşamasında
doktorunuza danışmanız önemlidir.
Günümüzde mukopolisakarid bozuklukların herhangi bir türünün tedavisi
bulunmamaktadır. Yetersiz enzim eksikliğini gidermek için çeşitli
deneysel yöntemler denendi, fakat hepsi de manidar, uzun süreli yarar
sağlamaktan çok uzaktı. Sanfilippo Sendromlu hastalarda kemik iliği
nakli denendi, fakat hayal kırıklığına uğratan sonuçlar verdi.
Bozukluk, çocukları farklı etkilemektedir ve bazı durumlarda daha
hızlı ilerleme göstermektedir. Değişiklikler genellikle kademeli
olarak çok yavaş ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle onlara alışmak daha
kolay oluyor.
Bozukluk 3 ana evreden oluşur:
İlk evre; çocuğun okul öncesi yılları, ebeveynleri için çok yıpratıcı
olabilir. Arkadaşlarının çocuklarına kıyasla kendi çocuklarının
gelişmede geri kaldığından dolayı endişelenmeye başlarlar.
Çocuklarının aşırı aktif oluşu ve huysuz davranışlarından dolayı
kendilerini suçlu hissedebilirler.
Sanfilippo Sendromlu çocukları tanıyanlar bu çocukların davranışlarını
değiştirmek için yapılacak fazla bir şeyin olmadığı konusunda hemfikir
olma eğilimindeler ve yaşamı sürdürmek için aile hayatını buna göre
olabildiğince uyarlamak ve ebeveyn ve diğer aile üyeleri için düzenli
“kaçış“lar ayarlamak gerektiği düşüncesindeler.
Bazı ebeveynler yerel psikolog desteği ile çocuklarının davranışlarını
değiştirmek için bazı teknikler deneyebilirler; bu konuda sınırlı
başarı sağlayanlar da bildirilmiştir. Fakat unutulmamalıdır ki;
bozukluk ilerledikçe çocuğun davranışı zaten değişiklik gösterecektir
ve belirli tekniklerin faydası kısa sürelidir.
Ebeveynler duyulabilecek mesafede, ayrı bir oda veya odanın bir
parçasını ayarlayarak sorunu çözmeye çalışıyorlar. Oda, devamlı
nezaret altında olmadan oynayabilmesi amacıyla, Sanfilippo Sendromlu
çocuk için güvenli hale getirilebilir; böylece ebeveynler de yemek
yapma ya da telefon açma işlemlerini ilgili yerlerde yapabilirler.
Kırılabilir veya sivri uçlu mobilya odadan çıkarılmalı ve yerini geniş
yastıklara veya uzun minderlere bırakmalıdır. Pencereler, destekli cam
veya plastik cama uygun hale getirilmeli ve yer yüzeyi kolay
silinebilir olmalı. Sevdiği, sürekli oynadığı eşyalar ve oyuncakları
önceden hazırlanmalı ve televizyon veya stereo aletler yüksek raflara
konmalı, veya geçici olarak yüksek bir yere kaldırılmalı ve ebeveynler
tarafından uzaktan kumanda aracılığıyla idare edilmelidir.
Yutma düzeni bozulan çocuklarda yemek boyunca hırıltı ve öksürük
sorunları başlar. Yemekleri püre biçiminde servis etmek daha iyidir ve
eğer eti az sürede kızartarak değil de, az ateşte uzun süre
pişirirseniz onu yeme işlemi daha kolay hale gelir. Elinizi hafifçe
çene altından gırtlağa doğru yavaş yavaş bastırırsanız, dilin hareket
etmesine ve yutma işleminin kolaylaşmasına yardımcı olabilirsiniz.
Boğulma tehlikesine karşı çocuğunuzun sırtını ovarak ve ellerinden
tutarak önlem alabilirsiniz.
Yemeği ağzın arka tarafına koymamanız daha güvenlidir; eğer yutma
süreci iyi çalışmıyorsa, çocuğun sırtına hafifçe vurarak beslemek,
yemeğin yanlış yere gitmesini daha muhtemel hale getirir. Eğer çocuk,
çiğneme gayretinde bulunmuyorsa ya da nefesi kesiliyor ve yemeği
tükürüyorsa, ailesi doktorlarına danışmalı veya terapistlerine
başvurmalıdır.
Eğer çocuk boğuluyorsa, hızlı hareket edin. Çocuğu yüzüstü yatırarak,
başını bir sandalyenin veya dizinizin üstünden aşağıya doğru
sarkıtınız. Yemek parçasını çıkarması için omuzlarının ortasına 3-4
kez sertçe vurun. Dimdik ayaktayken çocuğun sırtına vurmanız durumu
daha kötü hale getirebilir; yemeği dışarı çıkarmak yerine içeri
çekmesine neden olabilir.
Eğer boğulma tehlikesi geçiren çocuğunuzun 1-2 gün sonra ateşi
yükselirse, mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Bir kısım yiyecek
parçasının akciğere geçmesi olasıdır ve tedavi gerekebilir.
Diş mineleri diğer MPS bozukluklarına oranla daha iyi durumdadır,
fakat diş ağrısı büyük acı vereceğinden, dişlere özen gösterilmesi
önemlidir. Dişler düzenli olarak temizlenmeli ve eğer bölgenizdeki su
florid (floristat) içermiyorsa çocuğunuz florid tabletleri veya
ilaçlar almalıdır. Dişler düzenli olarak diş doktoru tarafından
kontrol edilmelidir; yerel hastanedeki diş doktoruna da
gidebilirsiniz.
Eğer çocuğunuza çiğnemeyi içermeyen bir diyet uygulanıyorsa, sakız
çiğnemesi önerilmemektedir. Bu problemle ilgili dişçinize
danışabilirsiniz. Sanfilippo Sendromlu çocuklar sakızların içerdiği
maddelerden dolayı dişlerine acı veren bir durumla karşı karşıya
kalabilirler. Bazen diş çektirme zorunluluğu doğabilir.
Çocuk daha küçük ve hareketliyken, fiziksel terapi gerekmemektedir.
Daha sonraları, enfeksiyonun temizlenmesine yardımcı olması açısından
fizyoterapi gerekebilir.
Çocuk büyüdükçe ayaktaki eklemler ve bilekler sertleşir ve spastik
hale dönüşebilir. Acı veren egzersizlerden kaçınmalı, ancak aktif ve
pasif hareketler yapılabilir. Hidroterapinin eklemlerin hareketli
kalmasına büyük yardımı oluyor.
Çocuğunuz hareketsizken, eklemlere eşit olmayan baskıyı önlemek
amacıyla, yeterli bir şekilde desteklenmiş olarak oturduğundan emin
olunuz. Eğer bilek eklemlerindeki deformasyon ilerlemişse -ki bu
yürümeyi zorlaştırır- hafif diz altı botlar tercih edilmelidir. Çocuk
onlara alıştığında yürüme süresi biraz daha uzayabilir.
Buz gibi soğuk el ve ayakların bozukluktan mı, yoksa tamamen hareket
yoksunluğundan mı kaynaklandığını söylemek mümkün değildir. Bu durum
çocuğa sıkıntı vermeyebilir , fakat eğer böyle bir sıkıntı yaşanırsa,
bilindik çözüm olan kalın çoraplar ve sıcak tutan eldivenler
denenebilir.
İleride çocuktaki vücut ısısı (temperatür) kontrol mekanizması zarar
görebilir ve gündüzleri elleri ve ayakları buz gibi soğukken geceleri
terleyebilir. Bazı çocuklar vücut ısılarının düştüğü anlar
yaşayabilirler (hipotermia). Eğer böyle bir durum gerçekleşirse
çocuğunuzu sıcak tutmalı ve probleminin en iyi çözüm önerisi için
doktorunuza başvurmalısınız.
Birçok Sanfilippo Sendromlu çocuk, geceleri birkaç saatten fazla
uyumazlar. Bunun nedeni bilinmemektedir. Bazen bu durumun ilaçlarla
düzelmesi mümkündür, fakat çocukta ilacın nasıl etki ettiğini tespit
etmek için belirli bir deneme dönemi gerekmektedir. Çoğu zaman belirli
bir süre sonra ilaçların etkisi geçer ve bazı ebeveynler ilaçları
haftada birkaç gece kullanmayı veya birkaç hafta sonra ilaçlara bir
süreliğine ara vermeyi tercih ederler. Her durumda, gün boyunca yorgun
düşen aile üyeleri için de uyku çok önemlidir. Bu konuda yardım almak
için doktorunuza danışmakta tereddüt etmeyin.
Bazı ebeveynler çocuğu düzenli bir şekilde geç yatırarak bölünmeyen
uyku süresini uzatmayı başarabiliyorlar.
Dinlenmeye çekilen ev halkı uyurken çocuğun aşağıya inip bir sakatlık
çıkaracağı düşüncesi birçok ebeveyni rahatsız eder. Bazıları, çocuğun
yatak odasının dışına kilit vurmanın, dış kapıya giden merdivenlerin
önüne kapı koymanın veya halıların altına, çocuk odadan dışarı
çıktığında zil çalmasına sebep olan özel pedler yerleştirmenin
yardımcı olacağını düşünüyorlar.
Sanfilippo Sendromlu çocukların çoğu burunlarını her şeye soktukları,
kontrol edilmeleri zor ve tehlikelerin farkında olmadıkları hiperaktif
evreyi yaşarlar. Bu durumu ilaçla kontrol altına almak o kadar da
kolay değildir; eğer mümkünse daha önce anlatıldığı şekilde, evi onlar
için uygun hale getirmek en iyisidir. Çocuğun güvenli bir şekilde
koşup oynayabileceği bir bahçenin olması büyük bir şanstır.
Eğer bir oyun grubu veya okuldaysa sakin oturması beklenmeyen ve uzun
süre bir işe odaklanamayan çocuk, değişik aktivitelerle oyalanabilir.
Burada çocuk için koşup oynayabileceği bir alanın olması ve çocuğun
olabildiğince uzun bir süre , olabildiği kadar enerji harcaması
mükemmel olur. Çocukların çoğu, hareket eden otomobilin içinde çok
sakinler ve iyi seyahat ederler.
Dış çevreleri ile etkileşimleri azaldıkça, Sanfilippo Sendromlu
çocukların çoğu, kendilerini, sallanarak ve elleriyle ulaşabildikleri
her şeyi (parmaklarını, elbiselerini, vs.) çiğneyerek oyalarlar. Eğer
bu davranış durdurulamazsa, en iyi çözüm, çiğnemelerinde sakınca
olmayan ve ilgilerini çekecek plastik oyuncaklar, dişler için
halkalar, büyük Lego küplerini çiğnemelerine izin vermektir.
Eğer problem çok ciddi ise ve çocuk parmaklarını gerçekten yaralar
oluşacak hale getirmeye başlamışsa, günün belli dilimlerinde ellerin
ağızlarına ulaşmamasını sağlamak amacıyla, bükülmemesi için dirsekten
bir çıta yardımıyla bağlamak mümkündür. Parmakları serbest bırakan,
fakat ağza götürülmelerinin imkansız olduğu farklı yöntemler
denenebilir.
Büyük zorluklarla dolu
kitapçığı okuyunca Sanfilippo Sendromlu çocukla yaşamanın açıkça
eziyet çekmek olduğu izlenimi oluşabilir. Lâkin, bu çocuklar güzel
kişilikli ve çok sevimlidirler. Ebeveynlerin aktarımlarıyla durumun
olumlu taraflarına bakalım:
“O, problemlerinden habersiz mutlu ve rahat bir hayat sürüyor.”
“Birçok Sanfilippo Sendromlu çocuk müziği sever ve kendisi de şarkı
söyler“, “Çocuk şiirlerini çok sever ve müzik dinlerken ona tamamen
odaklanır, genelde çok mutludur.“
“Tüm davranış problemlerine rağmen, onunla birebir beraber
olduğunuzda; çok kibar, sevgi dolu ve duygusaldır. Bu gibi zaman
dilimlerini yaşamak, sorunlu zaman dilimlerinde onunla uğraşmayı daha
kolay hale getiriyor. Buna inanın veya inanmayın, ama Sanfilippo
Sendromlu bir çocukla yaşam çok güzel olabiliyor.“
Sanfilippo Sendromlu çocukların ebeveynlerinin çoğu MPS Cemiyeti
aracılığıyla diğer Sanfilippo Sendromlu çocukların aileleriyle
görüşerek önemli destek ve teşvik kazanıyorlar. Sizin de aynı şeyleri
yaşamanız dileği ile Cemiyette buluşmanızı umut ediyoruz.
Sakatlarla ilgili özel merkezlerden, genetik kliniklerinden yardım
alabilirsiniz. Sosyal Servis, Sosyal Güvenlik, Bağımsız Doktorlar veya
Katie Beckett Kurumlarına danışabilirsiniz. Ulaşabileceğiniz diğer
kurumlar için eyaletinizdeki yetkililere veya yerel sağlık ocaklarına
danışınız. Eğer bölgenize sosyal hizmetler uzmanı tahsis edilmişse,
size bu konuda yardımcı olabilir.
National MPS Society Kitapçığı
İngilizce’den tercüme edilmiştir.
Çeviri:
Psikolog İlham KHALİLOV
Sarıyer Rehabilitasyon ve Araştırma Merkezi
saproshin@yahoo.com
|